İşte CHP İYİ Parti'nin anlaştığı iller

Ana Sayfa » Kültür - Sanat » Din anketinden çıkan çok ilginç sonuçlar

Din anketinden çıkan çok ilginç sonuçlar

İlahiyatçı yazar Cemil Kılıç'tan Odatv'de çok ilgi çekecek yazı... Türkiye'de kaç kişi kendini nasıl tanımlıyor? Kaçı Müslüman, kaçı deist-tengrici, kaçı ateist diyor?

 
17 Nisan 2018 Salı 08:02 
Yorum YapYazdır
 
 
Din anketinden çıkan çok ilginç sonuçlar

Türkiye 80 milyonu aşan nüfusunun yüzde 98’i Müslüman bir ülke. Elbette ki bu Müslümanlığı; inançsal ve sosyo-kültürel müslümanlık diye ikiye ayırmak durumundayız. Bu bağlamda yüzde 98’in ne kadarı inançsal Müslüman, ne kadar sosyo-kültürel Müslümandan oluşuyor, bunu bilemiyoruz. Zira bu konuda elimizde bilimsel bir araştırma sonucu yok.

Ancak birkaç gün evvel; 12 Nisan’da 50 binden fazla takipçimin olduğu Twitter hesabımda bu konu ile ilgili olarak yaptığım bir anketin sonuçlarını bir fikir vermesi açısından paylaşmak isterim.

Kendinizi inançsal olarak nasıl tanımlıyorsunuz, diye sordum.

Ankete 10 bin 400 kişi katıldı.

Buna göre;

Yüzde 41’i kendini Sünni, Şiî ve Alevi olmak üzere İslam dinine mensup olarak niteledi.

Yüzde 27 Deist ve Tengrici seçeneğini işaretledi.

Yüzde 26 Ateist seçeneğini işaretledi.

Yüzde 6 diğer seçeneğini işaretledi.

GENÇLER ARASINDA BU ORAN DAHA YÜKSEK

Böylesi anketlerin belli ölçüde manipülasyona açık olduğu gerçeğini de hesaba katarak, ulaşılan sonucun yine de bir anlam ifade ettiğini düşünüyorum. Zira, Diyanet İşleri Başkanlığı'na ve MHP genel başkanına bakarsanız Türkiye’de deist ve ateist hiç yokmuş. Ama bakın işte sadece bu ankete göre bile 3 bin civarında deist / Tengrici var. Bir o kadar da ateist var. Bu oranları genel nüfusa vurduğumuzda çıkan sonuçlar elbette ki tam anlamıyla gerçeği yanısıtıyor olmaz. Zira, Twitter kullanıcılarının inançsal durumlarının bütün nüfusumuzun genel yönelimini ifade etmesi mümkün değil. Lakin yine de bir fikir vermek bakımından dikkate değer olduğunu belirtmeliyim.

Gerçek şu ki, Türkiye’de sosyo-kültürel açıdan Müslüman olsa da, inançsal açıdan İslam’la bağını koparmış ciddi bir nüfus var. Bunun oranının  yüzde 30’larda olduğunu düşünmekteyim. Gençlerin arasında ise bu oranının daha da yüksek olduğunu tahmin ediyorum. 

Öte yandan, tüm dünyadaki Müslüman nüfusun 1 milyar 700 milyon civarında olduğu ifade ediliyor. Bu nüfusun yaklaşık  yüzde  79 – 80’i Sünnilerden, yüzde  17 – 18’i ise Şiilerden oluşuyor. Şii ve Sünni kategorisine dahil olmayan  yüzde 2- 3 kadar da diğer Müslümanlar var. Söz gelimi, Alevi, Nusayri, Dürzi, Yaresan, Kadiyanî, Lahçi vb.

İslam dünyasının büyük bir bölümünde yönetsel anlamda dinsel referansların etkili olduğunu biliyoruz. Pek çok İslam ülkesinde şer’î yasalar egemen. Hatta bazı İslam ülkelerinin resmi adlarında bile İslam ibaresi var: İran İslam Cumhuriyeti, Pakistan İslam Cumhuriyeti, Afganistan İslam Cumhuriyeti gibi.

DİNSELLEŞMENİN EN YOĞUN OLDUĞU ALANLARDAN BİRİ EĞİTİM

İslam dünyasında şer’î yasaların hakim olmadığı birkaç ülkeden biri de Türkiye’dir. Türkiye’ye ilaveten bu konuda laik duyarlılığın yüksek olduğu Tunus, Azerbaycan, Lübnan, Kazakistan, Cezayir, Arnavutluk, KKTC, Suriye gibi ülkeleri de zikredebiliriz.

Gerçek şu ki, anayasasında laik olduğu yazılı olsa da Türkiye’de hem devlet düzeyinde hem de sosyal yaşam bağlamında dinselleşme, hegemonik bir içerikte artış göstermektedir. Politik dil giderek dinselleşmekte ve din istismarına dayanmaktadır. Çoğu devlet töreninde dinsel ritüeller törenin bir parçası haline gelmekte ve laiklik fiilen etkisizleştirilmektedir.

Dinselleşmenin en yoğun olduğu alanlardan biri eğitimdir. Eğitimdeki dinsel derslerin sayısı ve saati geçmişe nazaran son yıllarda birkaç katına çıkmış bulunuyor. Öte yandan imam hatip okulları, sıbyan mektepleri ve Kur’an kurslarında bıktırıcı düzeyde bir dinsel telkin söz konusu. Bu noktada özellikle yeni nesil arasında din karşıtı yönelimler tepkisel bir içerikte bir yükseliş göstermektedir. Anlaşıldığı üzere siyasi iktidarın dindar nesiller projesi başarısızlığa doğru sürüklenmekte ve evdeki hesap çarşıya uymamaktadır.

Dindar nesiller projesinin başarısızlık ihtimalinin artmasının bir diğer nedeni de son dönemde din adına konuşan pek çok kişinin akla ve sosyal gerçekliğe aykırı bir yığın sözde fetvayı toplumun üzerine deyim yerindeyse boca etmesidir.

KURAN'IN ONAY VERMEDİĞİ BİR SAPMA

Gelinen aşamada şu gerçeği de ifade etmeliyiz ki bugün topluma ve gençliğe din diye dayatılan şey, aslında İslam’ın temel referanslarından onay alması mümkün olmayan ve daha ziyade Emevi geleneğini ifade eden bir anlayıştır. Bugün yaşanan ve savunulan İslam, Muahmmedî değil Emevi İslam’ıdır. Emevî İslam’ının saltanatçı ve hilafetçi kimliği gerçekte bir tevhid dini olan Muhammedî İslam’a son derece aykırı unsurlar içeriyor.

Emevi İslam’ı kadercidir. Siyasi iktidara tam bir teslimiyeti emreder. Bireyin irade ve hürriyetini sıfırlar. Bunun için de yapay bir biçimde takdir-i ilahî yani kader kavramına yaslanır. Başa gelen bütün yönetsel ve toplumsal sıkıntıların kaynağı olarak Allah’ın takdirini ileri sürer. Böyle olunca da yöneticilerden hesap sorma söz konusu olmaz. Zira bu durumda hesap sorulan yöneticiler de doğrudan doğruya Allah olmaktadır. Nitekim bu yanlış inancı pekiştirmek ve konumlarını sağlamlaştırmak için Muaviye’den beridir saltanatçı ve hilafetçi anlayış, sultanları / halifeleri “Allah’ın yer yüzündeki gölgesi” olarak adlandırır. Aslında bu nevi bir inanış, açıkça tevhid inancına aykırılık içermektedir. Zira tevhid inancında hiç kimse Allah’ın ortağı olmadığı gibi, gölgesi de olamaz. Allah’ın gölgesi olduğunu ileri sürmek aslında ona ortaklık iddiasında bulunmak demektir. Bu noktada “ululemre itaat” ilkesini kendileri için savunma zemini yapmaya çalışan sözde slatanatçı ve hilfetçiler, bilmelidirler ki ululemir’den kasıt sultanlar ve halifeler değil kendi alanında uzmanlaşmış kimselerdir. Bu nedenle itaat edilmesi emredilenler aslında herhangi bir iş konusunda o işin uzmanlarıdır. Bunu siyasi iktidar lehine yorumlamak ayetteki maksadı açıkça çarpıtmaktır.

Saltanatçı ve hilafetçi İslam anlayışının bir diğer patolojik sonucu da İslam’ın bir yığın mezhep, tarikat ve cemaate bölünmesidir. Bu, Kur’an’ın asla onay vermediği apaçık bir sapmadır. Zira Kur’an’da;

“Şu dinlerini parça parça edip gruplara ayrılanlar var ya, senin onlarla hiçbir ilişiğin yoktur ve onların işi Allah’a kalmıştır…” denilmektedir. (Hayvanlar Bölümü 159. Söz / En’am Suresi 159. Ayet)

İSLAM'A GÖRE DEVLETİN BİR DİNİ OLMAZ

Cemaat ve tarikat gibi yapılanmaların Muhammedî İslam’da yeri yoktur. Muhammedî İslam’da sultanlık ve halifelik de yoktur.

Halife kavramı özellikle Muaviye ile birlikte öne çıkmış ve Allah’ın halifesi / Halifet’ullah ifadesi kullanıma sokulmuştur. Oysa evvelce Müslüman toplumun liderine daha ziyade “emir’ül- müminiyn” denilmekteydi.

Bütün dinci propagandaya rağmen toplumdaki dinden uzaklaşma temayülü aslında din diye dayatılan saltanatçılığa, hilafetçiliğe, mezhepçiliğe, cemaatçiliğe, tarikatçılığa, yüzyıllar öncesinin koşullarını yansıtan sözde şer’î yasalara karşı güçlü bir itirazı ifade etmektedir. Bu itirazın daha da yükselmesi lazımdır. Zira cari İslam / reel İslam ne hazin ki insan fıtratına başka bir ifadeyle doğal olana karşı bir zorlamadan ibarettir. Oysa din dediğimiz kurum tabiî olanı, fıtrata münasip olanı korumayı amaçlar. İşte bu bağlamda ifade edelim ki dinin gerçek anlamının esas alındığı yeni bir dinsel yorum, deyim yerindeyse dine küsen kitleleri yeniden dinle barıştıracaktır.

Yeni dinsel yorum, İslam’ın tecdididir. Buna güncelleme demek de mümkündür. İslam’ın güncellenmesi yolunu açan en önemli sosyal, siyasal ve kültürel değişim ve dönüşüm de hiç kuşku yok ki, Cumhuriyet devrimleridir. Bu devrimlerin doğru tahlili bize göstermektedir ki, Müslüman toplumlar saltanatçı, hilafetçi, kaderci, mezhepçi, cemaatçi, tarikatçı dinsel anlayıştan kurtulmalı ve dini yeniden yalnızca Allah’a özgülemelidir. Bu da aslında laikliğin özümsenmesi demektir. 

Laikliği dinsizlik olarak takdim etmek isteyenler bilsinler ki, İslam’a göre devletin bir dini olamaz. Zira devletin dini yalnızca adalettir. Eğer bir devlet adalete uygun yönetiliyorsa zaten o devlet İslamî bir devlettir. İsterse o devletin yurttaşları ve yöneticileri arasında hiçbir Müslüman bulunmasın. Aynı şekilde bir devletin bütün yöneticileri ve yurttaşları Müslüman olsa da eğer o devlet adalete dayanmıyorsa onun İslam’la hiçbir ilgisi yok demektir.

ATATÜRK KAZANACAK

Cumhuriyet devrimi, saltanat ve hilafeti kaldırarak, tekke ve zaviyeleri kapatarak, şer’î yasaları ilga ederek, aklı özgürleştirmiş, bireyi güçlendirmiş, kulluğu yalnızca Allah’a özgüleyerek dünyevi otoriteye karşı müminleri tevhid anlayışı çerçevesinde doğru bir dinsel yaşama yöneltmiştir.

Bu bağlamda Atatürk’ün Türkiye Cumhuriyeti; Emevi Müslümanlığına karşı Muhammedî İslam’ın önünü açan büyük bir devrim gerçekleştirmiştir. Cumhuriyet bir nevi, Hz. Muhammed’in Medine Sözleşmesinin 20. yüzyıldaki güncellenmiş ve yeniden diriltilmiş hali gibidir.

Muhammedî İslam’da mezhelere, cemaat ve tarikatlara yer yoktur. İşte Atatürk bu gerçeği görerek o meşhur sözünü söylemiştir:

“Türkiye Cumhuriyeti, şeyhler, dervişler, müritler, meczuplar memleketi olamaz. Hayatta en hakiki mürşit ilimdir, fendir.”

Bu arada ifade edelim ki ilim ve bilim aynı şeydir. Bazıları farklı sanıyor.

Evet, Muhammedî İslam da hayatta en hakiki mürşidin ilim ve fen olduğunu haykırıyor.

O halde kararlılıkla bir kez daha belirtelim ki, hurafeler, efsaneler kaybedecek, ilim ve fen kazanacak!

Atatürk kazanacak!

 
17 Nisan 2018 Salı 08:02 
Yorum YapYazdır
 
(0 Yorum Yapıldı)Yorumlar
<p>Henüz kimse yorum yapmamış, ilk yorum yapan siz olun.</p>
 
Bu Kategorideki Diğer Haberler
 
 
Yazarlar
Yazarlar RSS Beslemesi
A. Şefik Mollamehmetoğlu
 
Türker Ertürk
 
Mehmet Polat
 
Prof. Dr. Örsan Öymen
 
Kazım DEMİR
 
Osman Cudi Yılmaz
 
Nihat Genç
 
Havva GÜNAYDIN LAKUTOĞLU
 
Prof. Dr. Kemal Üçüncü
 
Attila Aşut
 
Prof. Dr. Orhan Özgür
 
Mustafa Önsel
 
Göksu Mollamehmetoğlu
 
Arslan Bulut
 
Muhammet İKİNCİ
 
Ahmet Özer
 
Abdulkadir TİRYAKİOĞLU
 
Ömer Faruk Altuntaş
 
Gülcan Özgür
 
Ömer Turan
 
Prof. Dr. Burhan Çuhadaroğlu
 
Mehmet Erdal Çağdaş
 
Prof. Dr. Cavit Boz
 
Hüseyin HAYDAR
 
Zekeriya Saka
 
Mehmet Kuvvet
 
Hasan Güneş
 
Erdal ÖZÇELİK
 
Serpil Satut Denizoğlu
 
Erdal Eksert
 
İnci Güngör
 
Coşkun ERUZ
 
Mehmet Akıncı
 
Ruhi  Türkyılmaz
 
İlyas Gümrükçü
 
Sami KOÇ
 
Ömer Asan
 
Kadir ŞİŞGİNOĞLU
 
Son 24 Saat
Haberler RSS Beslemesi
 
 
 
Gazete Manşetleri
 
 
Anket
Halkoylaması sonrası Türkiye'yi ne bekliyor?
1. Daha iyi bir gelecek
2. Daha kötü bir gelecek
3. Birşey değişmez
 
Arşiv
 
Tarihte Bugün
1819 - Alabama, ABD'nin 22. eyaleti oldu.
1900 - Bilim adamı Max Planck, kuantum teorisini Berlin Fizik Birliği'nde sundu.
1911 - Norveçli Roald Amundsen Güney Kutbu'na ulaştı.
1927 - Çin'de Çan Kay-Şek kuvvetleri Kanton'daki komünist ayaklanmayı bastırdı.
1936 - Ankara 19 Mayıs Stadı açıldı.
1936 - İstanbul Üniversitesi İktisat Fakültesi kuruldu.
1939 - Sovyetler Birliği, Milletler Cemiyeti üyeliğinden çıkarıldı.
1954 - Kıbrıs sorunu Birleşmiş Milletler'de görüşüldü. Türk delegesi Selim Sarper, "Kıbrıs, Türk sahillerinden 40 mil ötededir. Yunanistan'a 600 mil mesafede olan bu ada Yunanistan'ın olamaz" dedi.
1955 - Arnavutluk, Avusturya, Bulgaristan, Kamboçya, Seylan (şimdiki Sri Lanka), Finlandiya, Macaristan, İrlanda, İtalya, Ürdün, Laos, Libya, Nepal, Portekiz, Romanya ve İspanya Birleşmiş Milletler Örgütü'ne dahil edildiler.
1959 - Başpiskopos Makarios Kıbrıs Cumhuriyeti'nin ilk devlet başkanı oldu.
1960 - Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Örgütü (OECD) kuruldu. 9 Ortak Pazar üyesi ile Avrupa Serbest Ticaret Birliği EFTA'ya üye 7 ülke, Amerika Birleşik Devletleri ve Kanada tarafından kuruldu. Türkiye de anlaşmayı imzaladı.
1960 - İstanbul Boğazı'nda Yunan ve Yugoslav tankerleri çarpıştı; 52 kişi öldü.
1962 - NASA'nın Mariner-2 adlı uzay aracı Venüs gezegeninin yakınından geçti. Mariner-2 dünyaya Venüs hakkında bilgi yolladı.
1977 - Tunç Okan'ın yönettiği 'Otobüs' filmi gösterime girdi.
1977 - CHP'li Aytekin Kotil İstanbul Belediye Başkanı oldu.
1981 - İsrail, Suriye kontrolündeki Golan Tepeleri'ni ilhak etti.
1983 - İstanbulVaniköy'deki 100 yıllık Hasan Birinci Yalısı çıkan yangında tamamen yandı.
1989 - Şili'de ilk demokratik seçimler yapıldı.
1990 - Polonyalı futbolcu Koseçki 2 milyon dolara Galatasaray'a transfer oldu; bu rakam Türkiye'de o güne kadar ödenen en yüksek transfer ücretiydi.
1994 - Demokrasi Partisi (DEP) avukatlarından Av. Faik Candan öldürülmüş olarak bulundu.
1996 - Kamu Emekçileri Sendikaları Konfederasyonu'nun (KESK) Ankara'da düzenlediği "Demokratik devlet, halk için bütçe" mitingine 100.000 kişi katıldı.
1999 - Fransa'dan Türkiye'ye iadesi kararlaştırılan organize suç örgütü lideri Alaattin Çakıcı Türkiye'ye getirildi.
2002 - DYP 7. olağan büyük kongresi'nde, Elazığ milletvekili Mehmet Ağar, Genel Başkan seçildi.
2002 - Irak`taki BM silah denetçileri şefi Hans Blix, Irak`tan geçmişte ve şu anda kimyasal, biyolojik ve balistik füze programlarıyla ilgili çalışan bilim adamlarının listesini istedi.
 
Lig Puan Durumu
 
Takımlar
O
G
B
M
P
1
Başakşehir
15
10
3
2
33
2
Kasımpaşa
15
8
2
5
26
3
Antalyaspor
15
8
2
5
26
4
Beşiktaş
15
7
4
4
25
5
Malatyaspor
15
7
4
4
25
6
Trabzonspor
15
7
4
4
25
7
Galatasaray
15
7
4
4
25
8
Konyaspor
15
5
6
4
21
9
Sivasspor
15
5
6
4
21
10
Ankaragücü
15
6
2
7
20
11
Bursaspor
15
4
7
4
19
12
Göztepe
15
6
0
9
18
13
Akhisar Bld.Spor
15
4
4
7
16
14
Alanyaspor
15
5
1
9
16
15
Kayserispor
15
4
3
8
15
16
Erzurum BB
15
3
5
7
14
17
Fenerbahçe
15
3
5
7
14
18
Çaykur Rizespor
15
1
8
6
11
 
Şampiyonlar Ligi
 
UEFA Avrupa Ligi
 
Alt Lig
 
Süper Loto
13.12.2018 Tarihli Çekiliş Sonucu273739454751
 
On Numara
10.12.2018 Tarihli Çekiliş Sonucu03050611202123303137434647515255596567727780
 
Sayısal Loto
12.12.2018 Tarihli Çekiliş Sonucu253336454748
 
Şans Topu
12.12.2018 Tarihli Çekiliş Sonucu010208222714
 
Namaz Vakitleri
 
  • İmsak05:42
  • Güneş07:31
  • Öğlen12:27
  • İkindi14:47
  • Akşam17:02
  • Yatsı18:38
 
 
Kurumsal

İçerik

Gündem

Siyaset

Teknoloji

Yukarı Çık