367 kişi ihraç edildi

Ana Sayfa » Medya Kritik » Davutoğlu’nun “azledilmesinde” asker ve MİT faktörü

Davutoğlu’nun “azledilmesinde” asker ve MİT faktörü

Sözcü'den Zeynep Gürcanlı'nın ilgi çekecek yazısı

 
9 Mayıs 2016 Pazartesi 06:50 
Yorum YapYazdır
 
 
Davutoğlu’nun “azledilmesinde” asker ve MİT faktörü
Davutoğlu'nun “azledilmesinde” asker ve MİT faktörü

Türkiye, yakın tarihinde ilk kez bir Başbakan'ın fiilen “azledilmesini” canlı canlı izledi.
AKP Liderliği ve Başbakanlık görevini bırakacağını açıklayan Ahmet Davutoğlu üzerine basa basa “Bunun nedeni zaruret” dedi.
Peki bu “zaruret”, yani Saray darbesi neden yapıldı?
Bunun hem iç, hem de dış politikayla bağlantılı nedenleri var:
– OBAMA RANDEVUSU- ABD Başkanı Barack Obama, geçen ay Washington'a giden Cumhurbaşkanı Erdoğan'a binbir nazla randevu verdi. Amerikalılar Erdoğan görüşmesinin “gayriresmi” olduğunu üzerine basa basa açıkladı. Oysa Davutoğlu, eğer fiilen “azledilmeseydi”, bu hafta Obama'yla “resmen” görüşecekti.
– AB İLE VİZE MUAFİYET ANLAŞMASI- Türkiye'nin davet edildiği tüm zirvelere Erdoğan katılıyordu; AB zirveleri hariç… Avrupalılar, Türkiye'nin anayasal yönetim sistemi olan parlamenter demokrasi uyarınca, asıl sorumluluk makamı Başbakanlık'tır prensibinden hareketle, zirve toplantılarına Davutoğlu'nu çağırdılar. Davutoğlu da bu zirveleri iyi kullandı; Suriyeli sığınmacı anlaşmasını, Türk vatandaşlarına vize muafiyetine bağlayarak, bir “başarı öyküsü” çıkarmaya çalıştı. İçinde Erdoğan'ın hiç olmadığı bir başarı öyküsü…
– “ORDU KİMİN EMRİNDE” ÇEKİŞMESİ- Kamuoyuna “zafer hikayesi” gibi sunulan Süleyman Şah türbesinin taşınması operasyonunda Davutoğlu başroldeydi. Operasyonu “Başbakan” olarak, Genelkurmay Karargahı'ndan bizzat yönetti, bunun fotoğrafları da medya ile paylaşıldı. Araya bir de “Genelkurmay'da şükür namazı” bile sıkıştırdı. Türk Silahlı Kuvvetleri'nin “Başkomutanı” olduğunu sürekli vurgulayan Erdoğan'ın operasyondaki rolü ise “dilek ve temenniler” bölümüyle sınırlı kaldı.
– GENELKURMAY BAŞKANI DAVUTOĞLU HEYETİNDE- Suudi Arabistan'a iki ay içinde iki üst düzey ziyaret oldu. Önce Erdoğan, sadece haftalar sonra Davutoğlu gitti. Ancak iki ziyaret arasındaki önemli fark, “Genelkurmay Başkanı” idi. Davutoğlu'nun heyetinde, Genelkurmay Başkanı Orgeneral Hulusi Akar da yer aldı. Yine heyette yer alan MİT Müsteşarı'nı hiç saymıyorum bile…
Kısacası…
İkili arasındaki en büyük çekişme, TSK üzerinde yaşandı.
Somut kanıt mı istiyorsunuz?
Davutoğlu'nun “azledildiği” hafta, Erdoğan'ın yaptığı en görünür ziyareti hatırlayın… Cumhurbaşkanı, Özel Kuvvetler Komutanlığı'nı ziyaret etti. Hatta orada ayaküstü bir de “gösteri tatbikatı” bile izledi.

Erdoğan “Ben yaptım” dediği anlaşmayı inkar etti hem de sadece 7 gün içinde

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan bugüne kadar pek çok konuda keskin dönüşler yaptı. Ancak hiçbiri, AB ile imzalanan vize muafiyeti anlaşmasında yaptığı kadar hızlı olmamıştı.
Sadece bir hafta içinde, önce vize muafiyetini öngören anlaşmanın “kendi başbakanlığı döneminde yapıldığını” söyledi. Ardından “Ben yapmıştım” dediği anlaşmaya uymayacağının işaretini verdi.
Bakın nasıl? 28 Nisan 2016'da Erdoğan, “Bu konu, benim başbakanlığım döneminde Ankara Palas'ta açıklanmıştı zaten. 2016 Ekim'de vizenin kalkacağı o gün açıklanmıştı” demişti.
6 Mayıs 2016'da, “Ben yaptım” dediği anlaşmada, başından beri var olan “terör tanımı değişsin” koşulunu, yerden yere vurdu. Aynen şöyle dedi: “Şu anda AB vize için terörle mücadele yasasını değiştireceksiniz diyor.”
Kısacası, Türk vatandaşlarının vizesiz Avrupa heyecanı, Erdoğan'ın her konuyu “işine geldiği gibi” değiştirmesi, kendi kendini inkar etmesi nedeniyle yine kursaklarında kaldı.
Artık başka bahara…

Ankara entrikaları…

Davutoğlu'nun fiilen “azledilmesi” sürecinde, gözler doğal olarak iktidar partisine döndü.
Türkiye, AKP'nin lider değişiminde Erdoğan'ın rolüne odaklandı.
Ancak acaba bu rol, sadece AKP'yle mi sınırlı?
Bakın aynı anda neler oluyor:
AKP lider değişimi için kongreye zorlanırken…
MHP'de, lider değişmesin diye kongre yapılması engelleniyor.
HDP'de ise vekil dokunulmazlığı konusu köpürtülerek, partinin altına dinamit koyuluyor.
Kısacası…
Artık “Bizans entrikası” yok…
Siyasette “Ankara entrikaları” dönemi başladı.

Erbakan dönemine dönüş mü?

AKP'nin olağanüstü kongreye “tek adayla gideceği” söyleniyor.
Acaba?
AKP'de bir dönem en üst düzeyde görevlerde bulunmuş ancak şu anda kenarda duran muhalifler, Davutoğlu sonrası için beklemede…
AKP'li muhalifler, genel başkanlık için kimin işaret edileceğini bekliyor. Ortaya gelecek isme göre ise harekete geçecekler.
Numan Kurtulmuş ya da Mehmet Ali Şahin gibi, partide “toparlayıcı” olabilecek bir isim gelirse, muhalif kanat harekete geçmeyecek.
Ancak “düşük profilli” denilerek, Saray'ın sözünden çıkmayacak bir ismin genel başkan adayı yapılması halinde, muhaliflerin de “kendi adaylarını çıkarabilecekleri” konuşuluyor.
AKP delege yapısında, Saray'ın etkisi malum… Kulislerde, AKP'nin yaklaşık bin 200 delegesinin 900'ünün tek işaretle aynı yönde oy kullanacağı konuşuluyor.
Muhalifler bunu bile bile kazanamayacakları bir yarışa girerler mi?
Bu sorunun yanıtı ise yakın tarihte gizli…
Abdullah Gül, Recep Tayyip Erdoğan'ın da desteğiyle, Fazilet Partisi Genel Başkanlığı için Necmettin Erbakan'ın işaret ettiği Recai Kutan'a karşı aday olmamış mıydı?
Fazilet'te o seçimi kazanamadılar ama sonra bakın neler oldu.

ANKARA FISILTISI “Askerlerle iyi çalışan düşük profilli başbakan…”

Ankara kulisleri, doğal olarak bugünlerde Davutoğlu sonrası Başbakan'ın kim olacağını konuşuyor.
Ortada “3 B formülü” dönüp duruyor.
Bekir Bozdağ, Berat Albayrak ve Binali Yıldırım'ın isimlerinin baş harfleriyle özetlenen bu formülün yanı sıra adı başbakanlık için geçen Numan Kurtulmuş ya da Mehmet Ali Şahin gibi isimler de var. Ancak Ankara siyasetinde de, bürokrasisinde de kuraldır: İsmi çok telaffuz edilenin, makam şansı zorlaşır.
Yani ismi adaylar arasında hiç geçmeyenlere de bakmak lazım.
Mesela…
İsmi çok derinlerde zikredilen…
Hem askerle yıllarca çok yakın çalışıp, hiç sorun yaşamayan; hem de “düşük profilli” olan…
AKP açısından kriz anlarında -mesela 7 Haziran sonrasında- ismi üzerinde mutabakat sağlanıp, geçiş döneminde TBMM'nin emanet edildiği kişiye de…
Bakmak lazım…

 

 
9 Mayıs 2016 Pazartesi 06:50 
Yorum YapYazdır
 
(0 Yorum Yapıldı)Yorumlar
<p>Henüz kimse yorum yapmamış, ilk yorum yapan siz olun.</p>
 
Bu Kategorideki Diğer Haberler
 
 
Son 24 Saat
Haberler RSS Beslemesi
 
Yazarlar
Yazarlar RSS Beslemesi
A. Şefik Mollamehmetoğlu
 
Nihat Genç
 
Attila Aşut
 
Prof. Dr. Orhan Özgür
 
Arslan Bulut
 
Mehmet Polat
 
Türker Ertürk
 
Ahmet Özer
 
Göksu Mollamehmetoğlu
 
Gülcan Özgür
 
Ömer Turan
 
Osman Cudi Yılmaz
 
Ömer Faruk Altuntaş
 
Prof. Dr. Burhan Çuhadaroğlu
 
Prof. Dr. Cavit Boz
 
Prof. Dr. Kemal Üçüncü
 
Hüseyin HAYDAR
 
Zekeriya Saka
 
Mehmet Kuvvet
 
Hasan Güneş
 
Erdal ÖZÇELİK
 
Serpil Satut Denizoğlu
 
Erdal Eksert
 
İnci Güngör
 
Kazım DEMİR
 
Coşkun ERUZ
 
Mehmet Akıncı
 
Ruhi  Türkyılmaz
 
İlyas Gümrükçü
 
Sami KOÇ
 
Ömer Asan
 
Prof. Dr. Örsan Öymen
 
Kadir ŞİŞGİNOĞLU
 
 
 
Gazete Manşetleri
 
 
Lig Puan Durumu
 
Takımlar
O
G
B
M
P
1
2
3
4
5
6
7
8
9
10
11
12
13
14
15
16
17
18
 
Şampiyonlar Ligi
 
UEFA Avrupa Ligi
 
Alt Lig
 
 
Anket
2016 TÜRKİYE AÇISINDAN NASIL GEÇECEK?
ÇOK İYİ
İYİ
BİR ŞEY DEĞİŞMEZ
KÖTÜ
ÇOK KÖTÜ
 
Namaz Vakitleri
 
  • İmsak05:47
  • Güneş07:33
  • Öğlen12:44
  • İkindi15:17
  • Akşam17:33
  • Yatsı19:08
 
Tarihte Bugün
1556 - Tarihin en yüksek ölü sayısına sahip depremi, Çin'in Shaanxi eyaletinde meydana geldi: yaklaşık 830,000 kişi ölü.
1719 - Kutsal Roma Cermen İmparatorluğu bünyesinde Lihtenştayn Prensliği oluşturuldu.
1793 - Rusya ve Prusya, Polonya'yı bölüştü.
1849 - Elizabeth Blackwell, tıp diploması alan ilk kadın oldu.
1870 - Montana'da Amerika Birleşik Devletleri ordusu, çoğunluğu kadın ve çocuk olmak üzere 173 kızılderiliyi öldürdü.
1896 - Fizikçi Wilhelm Conrad Röntgen, kendi adı verilen cihazı buldu.
1911 - Kamil Paşa hükümeti İttihat ve Terakki Cemiyeti mensuplarınca devrildi. Bab-ı Ali Baskını diye anılan darbeyle Sadrazam istifa ettirildi ve yerine Mahmut Şevket Paşa getirildi.
1913 - Kamil Paşa hükümeti, İttihat ve Terakki yanlılarınca devrildi, yerine Mahmut Şevket Paşa getirildi.
1922 - İstanbul'da iki sokağa Piyer Loti ve Klodfarer adları verildi.
1925 - Şili'de hükümet bir askeri darbeyle devrildi.
1941 - I. Türk Karikatür Sergisi, İstanbul'da açıldı.
1957 - TBMM, Ankara'da Ortadoğu Teknik Üniversitesi'nin kurulmasını kabul etti.
1959 - Vatan Partisi'nin kurucularına ilişkin dava başladı. Hikmet Kıvılcımlı ile 47 kişi, komünizm propagandası yapmakla suçlandı. Savcı sanıklar için 5 yıldan 15 yıla kadar hapis cezası istedi.
 
Arşiv
 
Süper Loto
19.01.2017 Tarihli Çekiliş Sonucu010727325051
 
On Numara
16.01.2017 Tarihli Çekiliş Sonucu04060711131823272934414550515259676973747579
 
Sayısal Loto
21.01.2017 Tarihli Çekiliş Sonucu222331354348
 
Şans Topu
18.01.2017 Tarihli Çekiliş Sonucu030419232908
 
 
Kurumsal

İçerik

Gündem

Siyaset

Teknoloji

Yukarı Çık