Trabzon'da çirkin senaryo... HAYIR pankartları kesilip

Ana Sayfa » Siyaset » Davutoğlu'ndan düşürülen Rus uçağına ilişkin açıklama

Davutoğlu'ndan düşürülen Rus uçağına ilişkin açıklama

Eski Başbakan AK Parti Konya Milletvekili Ahmet Davutoğlu gündeme dair açıklamalarda bulundu. Davutoğlu, Rus uçağının düşürülmesine ilişkin 'Emri ben verdim' eleştirileriyle ilgili soruya da cevap verdi.

 
27 Temmuz 2016 Çarşamba 12:31 
Yorum YapYazdır
 
 
Davutoğlu'ndan düşürülen Rus uçağına ilişkin açıklama

NTV’de konuşan Davutoğlu şunları söyledi:

15 Temmuz gecesi, güvenli bir eve gittik. Ben yine de zor bir gece olduğu için gideceğimiz evi sorun, kendisinin rızası varsa deyin dedim. Sayın cumhurbaşkanımıza başbakanımıza ulaşmak için çabamız oldu. Ardından beş yerli, dört yabancı kanala demeçler vererek, ilk tweeti attık. Belli olan bir husus vardı, bu bir kader gecesiydi. Herkes kader gecesinde doğru yerde olmak zorundaydı. Özellikle yabancı kanallarda izahat yanlışı görünce, yabancı kanallara bağlandım. Ben burada bütün medyaya, görünür olmak risk getirir ama siz bunu üstlendiniz. O gece bizim için onur gecesiydi. Allah bir daha öyle karanlık gecesi göstermesin.

YAPTIKLARI VAHŞETİN GÖRÜNTÜLERİ DE ORTAYA ÇIKTI…

Büyük bir sarsıntı, açık söyleyeyim. Size bağlandığımda bir tarafta kararlı ve rasyonel olmak zorundasınız, halka ve TSK’ya da seslenişte de bulundum. Çoğunu tanıdığım komutanların enterne edilmesi söz konusuydu. Fakat derin bir hüzün de hissediyorsunuz. Devletin bütün geleneklerinin ana odağı olan ordunun algısının sarsılması kalıcı bir etki yapabilirdi. Siyasi partiler yüzde 50-60’a ulaştığında başarılıdırlar. Örneğin ordu hukuk adliye diyanet yüzde 100’e güven vermek zorunda. Bir kısım o kurumdan şüphe ettiği zaman kamu düzenini korumak mümkün olmaz.

Biz tarihte çok isyan gördük. Ama Osmanlı’daki yeniçeri isyanları da dahil, darbeler de dahil, milletin kurumlarına kendisine alçakça saldıran bir darbe, kalkışma olmadı. Yaşadığımız bir ilk ama son olacağını tahmin ediyorum.

BU YAPI İÇİN NELER SÖYLERSİNİZ… NASIL BİR YAPI?

Bu yapı hem bürokrasiye sızma bakımından, sınav sorularının çalınmasından hukuk sistemine kadar, ama en fazla zihniyeti tehlikelidir. Öyle bir yapıdan bahsediyoruz ki, kendisinin mehdi olduğuna inanılan, metafizik güçleri olduğuna inanılan başka otoriteye bağlı olan bürokrasi ve böyle bir sapık zihniyet etrafında toplanan bir yapı. Önce bu zihniyete savaş açmak lazım.

Tabi bu yapının böylesi bir özelliği olduğunu son yıllarda keşfettik. Diğer yıllarda eğitim kurumlarıyla meşrulaştırmaya çalıştı. Sayın cumhurbaşkanımızın başbakan olarak ofisi dinlendi, benim ofisim dinlendi. Son 3 yıl içinde yapmak istedikleri şey, Türkiye’nin yurtdışındaki itibarını sarsmak ve meşru hükümeti gayri meşru çerçeve içine oturtmak.

Benim ofisimdeki, bu şahsi olarak da doğrudan mücadele ettiğim ve edeceğim bir yapıdır. Hiç kimse vatandaşlarımızı böyle bir haşhaşi mantıkla esir alamaz. Siyasi olarak bu yapıyla mücadele boynumuzun borcudur. Onların oyunlarını bozan aslında 1 Kasım seçimleri, hatta cumhurbaşkanlığı seçimi, hatta mart mahalli seçimler. Çünkü mahalli seçimlerde siyasi iktidarın sarsılacağını düşündüler. Cumhurbaşkanımızın sesinin kısılmasına giden yoğun performansıyla bu badire atlatıldı.

BİR ADAYLARI MI VARDI?

Mesele kimin olduğundan daha çok kimin olmaması gerektiği… Cumhurbaşkanımızın takip ettiği siyasi çizgi, benim de başbakan olarak sürdürdüğüm çizgiden rahatsızdılar. 1 Kasım seçimlerinde AK Parti çok büyük bir güçle tekrar 4 yılı teminat altına alacak bir demokrasi sınavından geçince, 2015 YAŞ’ı kritiktir. O kritik YAŞ’ta aldığımız kararlarla budanmışlardı. Cumhurbaşkanımızla ikili olarak mutabakata vardığımız sonuçlar vardı. Şunu hesap ettiler, siyasi iktidarı 4 yıl değiştirmek mümkün değil, bu YAŞ’ta geçerse geri kalan unsurlar da temizlenebilir, o zaman 15 Temmuz tarihinin böyle bir alakası var.

OFİSİM DİNLENDİ DEDİNİZ… BAŞBAKAN İKEN Mİ?

Hayır, dışişleri bakanıyken. Bugün de aynı isimler hedefte. İkinci başkan Yaşar Güler, bu şeyde de en fazla hedef edilen komutanlarımızdandır. Sayın Hakan Fidan ve Feridun Sinirlioğlu. Konuşulan konu Türkiye’nin Suriye politikasıyla ilgili. Bunu dinleyen alçak yapının hedefi çok açıktı. Suriye bağlamında Türkiye’yi suçlu konumuna oturtmak, diğer aktörleri aklayacak, bütün veballeri Türkiye’ye atmak…

Bir hakimin çekmecesinden çıkan bir iddianamede de bir numara olarak cumhurbaşkanımız, iki numarada ben, eski başbakan yardımcımız, hakan fidan bir seri isimle, suçlama da şu terör örgütlerine yardım. Terör suçlaması daha önceden hazırlanan, üç beş ay öncesinden hazırlanan bir çalışma. Bu aylar üzerinden hazırlanan bir kumpas. Bugün olsaydı sayın Binali Yıldırım da aynı şeye çekilecekti. Çünkü AK Parti hükümetleri bir sürekliliktir.

DİNLEMENİN FAİLİ BELLİ Mİ?

O zaman çok araştırdık, bir takım şeyler de bulundu. Emniyet istihbarat MİT araştırdılar. Ama bakanlık içinden olduğu kesindi. Başka birinin benim odama girip nüfuz etmesi mümkün değil. Mesela şimdi bazen çıkıyor, başbakanlık uzmanı şu kadar kişi gözaltına alındı. Bütün bakanlıklarda aktif görevde olup da, bizim görevden el çektirdiğimiz, göreve dönme riski taşıyan zararlı unsurları hepsini pasif göreve getirdik. Çünkü alıyorsunuz görevden, mahkemeden geri dönüyor. Aynı yere atadığınızda paralel ihaneti yapmaya devam ediyor. Bütün bakanlıklardaki en zararlı unsurları, başbakanlıkta görevlendirmek. Onunla ilgili bir birim oluşturup orada kontrol altında tutmak. Bazen şu kadar başbakanlık uzmanı gözaltına alındı gibi, bizim pasife aldığımız unsurlar.

İSTİHBARAT ZAAFİYETİ ÇOK KONUŞULUYOR…

Şöyle ifade etmek lazım. O gece yaşananları, ben sürecin içinde değilim. Bir hüküm de vermek istemem. Çünkü nihayet MİT Müsteşarımız başbakanımıza bağlıdır, cumhurbaşkanımız bu değerlendirmeleri yapar. Ama bu yapının mevcudiyeti konusunda MİT Müsteşarlığımızın 2012’den itibaren çok ciddi uyarıları oldu. O yüzden bu yapı istihbarat bilişim ve personel, buralara sızarak sistemi kontrol etme dumura uğratma yolunu tercih etti. Hakan Fidan’a karşı yapılan eylem, o zaman kendisini yerinden etmek istediler. Hakan Fidan bunların kodlarını ortaya çıkaran çalışma içindeydi. Biz o zaman, bu konuları hep beraber değerlendirdiğimiz, risk unsuru olarak o zaman ortaya çıkmaya başladı. Cumhurbaşkanımız, MİT’in bu yapının eline geçmesini engelleyen tavır sergiledi. 17-25’e kadar potansiyel bir tedbir olarak görüyorduk bunu.

Bazı insanlar suçlanırken, hangi dönemde ne yaptığına bakmamız lazım. 7 Şubat 2012’den önce devletin uyarıcı önlemi yoktu. Her yerde her bakanlıkta diğer insanlar gibi vardılar. Ama o andan itibaren alarm durumu vardı. Bir potansiyel… Bu potansiyel tehdit 17-25 Aralık’ta aktife döndü. O gece itibariyle olan biten ben de çok geç ve doğal yollarla bilgi sahibi oldum. Belki hepimize bunun önceden bildirilmesi lazımdı. Hatta bu tür olağanüstü durumlarda kimin nereye gideceği… Ama şunu biliyoruz, o gün MİT de çok ciddi çatışmalar oldu ve MİT karargahını ele geçiremediler. Burada hakkaniyetle bakmamız lazım.

Esas ilk ihbar Hakan Fidan’a yapılacak bir suikast şeklinde geliyor, darbe şeklinde değil de helikopterle Fidan’a yapılacak bir eylem şeklinde. Hakan Fidan da bunu genelkurmay başkanımızla görüşerek çözme yoluna gidiyor. Ben de başbakanlık konumunda olsam bu soruyu sorardım. Hepimizi uykuda yakalayacak darbenin erkene çekilmesinin sebebi bu. Bunlar tabi biraz da hepimizin o kritik süreçte yaşadığı zor anlar.

DIŞİŞLERİ BAKANLIĞINDA GÖREVDEN ALMALAR OLDU. BİRİSİ DE ÖZEL KALEM MÜDÜRÜNÜZ…

Onun için 2009 yılında ben bakan olduğumda, bu bahsedilen diplomat özel kalem müdürüydü. Onu ben buraya getirmiş değilim. Ama şunu söyleyeyim. Bu yapıda kim olursa olsun, halka bu zulmü yapmış olan kim olursa olsun üzerine gidilmeli. Kim olursa olsun. İrtibatı kim varsa gerekli cezaya tabii tutulmalı. O süreçler yaşandıktan sonra bu tür ismi geçen kişiler, herhangi bir aktif görevde tutulmamaya özen gösterildi, dışişleri bakanlığında Gürcan Balık da dahildir. Aktif görev içinde yer almadılar. Bir takım spekülasyonlar üzerinden şey yapmak doğru değil. Bir ortaya çıkarıcı ve cezalandırıcı süreç.

Darbe karşısında bütün siyasilerin ortak bir çizgide buluşması… Burada da özellikle pazartesi günü muhalefet liderleriyle yapılan toplantılar, tarihi toplantılardır. Burada geçmiş tartışmaları bir kenara bırakarak gerçekleştirilen toplantı, son derece önemli bir adımdır. OHAL doğru karardır, bütün bu odaklara şer odaklarına karşı da mücadele kesintisiz sürmelidir.

RUS UÇAĞININ DÜŞÜRÜLMESİYLE İLGİLİ OLARAK “EMRİ BEN VERDİM” SÖZÜNÜZ ELEŞTİRİ İÇERİKLİ OLARAK SİZE YÖNLENDİRİLDİ.D AHA SONRA DÜŞÜRENLERİN GÖZALTINA ALINMALARI ELBETTE BU YAPIYA BAĞLI OLMALARI DÜŞÜNCESİNİ UYANDIRDI. AMA EMRİ BEN VERDİM SÖZÜNÜZ TARTIŞILIYOR.

Bu sözden hareketle hükme varanlar devlet işleyişini bilmeyenler ya da art niyetlilerdir. Devlette bu şey nasıl yürür? Düşünün ki 17-14 saniye süren bir hava sahası ihlalinde, Başbakanın o spesifik olay için emri vermesi mümkün mü? Pilot duracak, silsile var. Hava kuvvetleri komutanı, genelkurmay başkanını arayacak, o da beni arayacak ben de vurun diyeceğim…

Burada kesin art niyet var. Kendince birileri geçmişi böyle saptırarak anlatma, bazıları da dış politikayı sorgulama şeyi var. Burada olan şey şudur. 19 Haziran 2012 uçağımız düştüğü zaman, silahlı kuvvetlere, o zaman başbakanımız, şimdi cumhurbaşkanımız Erdoğan, benim de katıldığım toplantıda değerlendirdik. Artık bundan sonra Suriye’den ülkemize yaklaşan uçak tehdit olarak görülmeli ve vurulmalı dendi. Yani Suriye’den uçan, hava sahası ihlali olmasa bile tehdit olsa dendi.

Eylül 2015’te Rusya sahaya girip, arka arkaya hava sahası ihlali yapınca, MGK’da istişare ederek bu angajman kuralını değiştirme ihtiyacı ortaya çıktı. 10 Ekim 2015 tarihinde, bu anlamda talimatı ben verdim diyorum. Genelkurmay başkanına yeni talimat verildi, sadece Suriye uçakları değil, hava ihlali yapan uçaklara angajman kuralları uygulanır dedi. Nihayetinde başbakan imzasıyla verildi.

11 Ekim’de de genelkurmay başkanımız hava kuvvetleri komutanına, o da filo komutanına verir. Yoksa Rus uçağı olduğunu bilip, başka ülke uçağı da olabilirdi. Alanda meçhul bir uçakta olabilirdi. Ama talimat istişareler sonucu, benim de verdiğim talimat, pilotlarımız şu şu şartlarda ihlal eden uçağı vurur.

Burada 24 Kasım günü, sonra da üç dört uçak oldu. Cumhurbaşkanımız Putin’i nazikçe uyardı, söylendi. 24 Kasım günü, o gün ben hükümeti kuracağım, 11’de cumhurbaşkanımızla buluşacağız. Genelkurmay başkanımız bilgiyi bana aktardı. Siz dışişleri bakanımızı, mit müsteşarımızı alın, tedbirleri geliştirin dedim. Cumhurbaşkanımızla görüştük, bu arada bunu da konuştuk. Cumhurbaşkanımız da o zaman öğleden sonra tekrar buluşalım dedi. Ben de bakanlar kurulunu açıkladım. Sonra bir araya geldiğimizde, tedbirleri geliştirdik. Sayın cumhurbaşkanımızın Putin ile görüşme talebine olumlu yanıt vermedi.

Ben herhangi bir şey varsa siyasi sorumluluğu üstlenme konusunda hiç geri adım atmam. Angajman kuralları uygulanması konusunda kimse sorumlu addedilemez.

Bu arada bu pilotla ilgili bazı şüpheler, kamuoyunda bazı tartışmalar vardı. Genelkurmay başkanımızın tetkik etmesini istedim. İrtibat tespit edilmedi. O arada hava sahası ihlal edilen ülke biziz. Biz suçlu değiliz.

Peki bu uçak başka uçak olsa, İskenderun’u bombalasa, hesaba çekilmez miydik hepimiz? Siyasi sorumluluktan kaçınmam. Ama şu anda yürütülen Rusya politikası doğrudur.

 
27 Temmuz 2016 Çarşamba 12:31 
Yorum YapYazdır
 
(0 Yorum Yapıldı)Yorumlar
<p>Henüz kimse yorum yapmamış, ilk yorum yapan siz olun.</p>
 
Bu Kategorideki Diğer Haberler
 
 
 
Son 24 Saat
Haberler RSS Beslemesi
 
Yazarlar
Yazarlar RSS Beslemesi
A. Şefik Mollamehmetoğlu
 
Attila Aşut
 
Nihat Genç
 
Türker Ertürk
 
Arslan Bulut
 
Mehmet Polat
 
Prof. Dr. Orhan Özgür
 
Ahmet Özer
 
Göksu Mollamehmetoğlu
 
Gülcan Özgür
 
Ömer Turan
 
Osman Cudi Yılmaz
 
Ömer Faruk Altuntaş
 
Prof. Dr. Burhan Çuhadaroğlu
 
Prof. Dr. Cavit Boz
 
Prof. Dr. Kemal Üçüncü
 
Hüseyin HAYDAR
 
Zekeriya Saka
 
Mehmet Kuvvet
 
Hasan Güneş
 
Erdal ÖZÇELİK
 
Serpil Satut Denizoğlu
 
Erdal Eksert
 
İnci Güngör
 
Kazım DEMİR
 
Coşkun ERUZ
 
Mehmet Akıncı
 
Ruhi  Türkyılmaz
 
İlyas Gümrükçü
 
Sami KOÇ
 
Ömer Asan
 
Prof. Dr. Örsan Öymen
 
Kadir ŞİŞGİNOĞLU
 
Mustafa Önsel
 
 
 
Gazete Manşetleri
 
 
Lig Puan Durumu
 
Takımlar
O
G
B
M
P
1
Beşiktaş
25
16
7
2
55
2
Başakşehir
25
15
8
2
53
3
Galatasaray
25
14
4
7
46
4
Fenerbahçe
25
12
8
5
44
5
Trabzonspor
25
12
5
8
41
6
Antalyaspor
25
11
6
8
39
7
Kasımpaşa
25
10
5
10
35
8
Konyaspor
25
9
8
8
35
9
K.D.Ç. Karabük
25
10
4
11
34
10
Bursaspor
25
9
5
11
32
11
Gençlerbirliği
24
8
8
8
32
12
Osmanlıspor FK
25
7
10
8
31
13
Alanyaspor
25
8
4
13
28
14
Akhisar Bld.
25
7
6
12
27
15
Kayserispor
25
7
6
12
27
16
Ç. Rizespor
25
5
5
15
20
17
Adanaspor
25
5
5
15
20
18
Gaziantepspor
24
5
4
15
19
 
Şampiyonlar Ligi
 
UEFA Avrupa Ligi
 
Alt Lig
 
 
Anket
HALKOYLAMASINDA NASIL OY KULLANACAKSINIZ?
EVET
HAYIR
KARARSIZ
KULLANMAYACAĞIM
 
Namaz Vakitleri
 
  • İmsak04:23
  • Güneş06:05
  • Öğlen12:38
  • İkindi16:09
  • Akşam18:48
  • Yatsı20:20
 
Tarihte Bugün
1692 - Bahadırzade Arabacı Ali Paşa sadrazamlıktan alınarak yerine Bozoklu (Bıyıklı) Mustafa Paşa atandı.
1854 - Kırım Savaşı: Birleşik Krallık Rusya İmparatorluğuna savaş ilan etti.
1890 - Louisville, Kentucky'de çıkan fırtınada 76 kişi öldü 200 kişi yaralandı.
1918 - Besarabya ve Moldova Romanya'ya katıldı.
1958 - Nikita Khrushchev, SSCB'de başbakanlığa yükseldi.
1969 - Koç Holding'e ait Aygaz tankeri Ege Denizi'nde alabora oldu, 15 kişilik mürettebattan 1 kişi kurtulabildi.
1970 - Gediz, Kütahya'da deprem oldu, 1087 kişi hayatını kaybetti.
1972 - Türkiye Halk Kurtuluş Partisi Cephesi lideri Mahir Çayan ve arkadaşları Ünye Radar Üssü'nden 3 İngiliz teknisyeni kaçırdı.
1976 - Dışişleri Bakanı İhsan Sabri Çağlayangil ile ABD Dışişleri Bakanı Henry Kissinger, Washington, DC'de Savunma İşbirliği Anlaşması'nı imzaladı. Bu anlaşmaya göre, Türkiye üslere izin çıkaracak, ABD de buna karşılık Türkiye'ye yardımda bulunacaktı.
1977 - Kanarya Adaları'nın Tenerife Havaalanı'nda uçuşa geçmek üzere olan Hollanda Havayolları'na ait Boeing 747 tipi yolcu uçağı, yine havalanmak üzere olan Pan Am'a ait başka bir Boeing ile pistte çarpıştı. Kazada 575 kişi öldü, 70 kişi yaralandı.
1986 - Hayali mobilya davasında 10 yıldır yargılanan Yahya Demirel tahliye edildi.
1987 - 'Hora' (Sismik-1) gemisinin, petrol aramak için Ege'nin uluslararası karasularına açılmasının Yunanistan'ın petrol aramaları için açıkladığı tarihe rastlaması, iki ülkenin silahlı kuvvetlerini alarma geçirdi.
1994 - Eurofighter Typhoon ilk test uçuşunu yaptı.
1996 - ABD Başkanı Bill Clinton, eşi Hillary Clinton ve kızı Chelsea ile Türkiye'ye geldi.
1999 - Nissan Renault arasında güç birliği anlaşması imzalandı.
425 - İmparator II. Theodosius zamanında, Konstantinopolis'te, Auditorium adıyla ilk yüksekokul açıldı. Okulda 31 profesör, Latince ve Grekçe hitabet ve gramer, hukuk ve felsefe dersleri vermeye başladı.
630 - Tang Hanedanı Yin Dağları'nda (günümüzde İç Moğolistan) Doğu Göktürk Kağanlığını yendi.
 
Arşiv
 
Süper Loto
23.03.2017 Tarihli Çekiliş Sonucu101318384152
 
On Numara
20.03.2017 Tarihli Çekiliş Sonucu02040506071012162021253038404556586372747577
 
Sayısal Loto
25.03.2017 Tarihli Çekiliş Sonucu010812192023
 
Şans Topu
22.03.2017 Tarihli Çekiliş Sonucu042426293111
 
 
Kurumsal

İçerik

Gündem

Siyaset

Teknoloji

Yukarı Çık