Son ankette flaş sonuçlar

Ana Sayfa » Trabzon Gündemi » Cumhuriyetin eğitim sistemi çökertiliyor

Cumhuriyetin eğitim sistemi çökertiliyor

Okullar yarı yıl tatiline girerken büyük saldırılar altında bulunan eğitim sistemi, yeni oldu bitti ve yeni tahribatlarla karşı karşıya. Eğitim İş tarafından yapılan açıklamada, lak, demokratik eğitim tasfiye edilirken, cumhuriyetin eğitim sistemi de çökertiliyor.

 
24 Ocak 2015 Cumartesi 10:20 
Yorum YapYazdır
 
 
Cumhuriyetin eğitim sistemi çökertiliyor

İşte Eğitim İş Trabzon Şubesi adına Başkan Tamer Özlü tarafından kamuoyuna yapılan açıklama:

 

 

Siyasi iktidar, 2002’den bu yana uyguladığı eğitimi ticarileştirme ve gericileştirme uygulamalarını 2014-2015 eğitim öğretim yılında da artırarak devam ettirmiştir.

EĞİTİM “TEK DİN, TEK MEZHEP” ANLAYIŞINA GÖRE BİÇİMLENDİRİLİYOR

Eğitimde yıllardır acil çözüm bekleyen sorunları bir tarafa bırakan Milli Eğitim Bakanlığı, “dindar ve kindar nesil” yetiştirme hedefine uygun olarak dini eğitimi yaygınlaştırmaya hızla devam etmektedir.

Her okulda mescit açma zorunluluğunun getirilmesi, anaokulu dahil ortaokullarda ve liselerde başörtüsünün serbest bırakılması, AİHM’nin zorunlu din dersleri ile ilgili kararına rağmen seçmeli din derslerinin ilkokul 1, 2 ve 3. sınıflar ve anaokullarında dayatılması, okulların imam hatibe dönüştürülmesinden istenen sonuç alınamaması üzerine normal okullar içinde imam hatip sınıflarının açılması, anasınıfı öğrencilerinin cami gezilerine götürülmesi, öğrencileri imam hatiplere yönlendirme uygulamaları, belirli gün ve haftalara dini günlerin eklenmesi ve 19. Milli Eğitim Şurası’nda alınan kararlar, eğitimin “tek din, tek mezhep” anlayışına göre nasıl biçimlendirildiğini ortaya koymuştur.

Siyasi iktidarın 4+4+4 yasasına bağlı olarak ulaşmayı planladığı ikinci aşamanın karma eğitime son vermek olduğunu defalarca söylemiştik. Bugün karma eğitimin kaldırılmasına yönelik adımlara her gün bir yenisi eklenmekte ve karma eğitim fiilen kaldırılmaktadır. Birçok okulda, kız ve erkek öğrenciler ayrılmakta, erkek öğrenciler sabahçı, kız öğrenciler ise öğlenci olarak eğitim görmektedir.

Akılcı ve bilimsel düşünen, geniş bir dünya görüşüne sahip, insan haklarına saygılı, kişiliği gelişmiş, topluma karşı sorumluluk duyan; yapıcı, yaratıcı ve üretken bireyler yetiştirmek; Türk Milli Eğitimi’nin temel amaçları arasında yer almaktadır.  Ancak AKP iktidarının hedefi öğrencileri cemaatlerin ve tarikatların kucağına iterek çağdaş, bilimsel, akılcı, laik eğitim sistemini ortadan kaldırmaktır. Karma eğitime son verilmesi durumunda,  Atatürk’ün liderliğinde kurulan cumhuriyetin en önemli kazanımlarından olan ve milli eğitimde birliği esas alan Tevhid-i Tedrisat ortadan kaldırılacak ve tekrar çok başlı eğitim sistemine dönülecektir.

Yine Osmanlıcanın okullarda zorunlu olarak okutulması tartışmaya açılmakta, alfabede yapılan devrime karşı bir konum alınmaktadır. Osmanlıca dersinin gündeme getirilmesinin ardına gizlenen amaç, bu dilin öğrenilmesi değil "Yeni Osmanlıcı" bir siyasetin dayatılmasıdır. Bu durum her haliyle bir karşı devrim uygulamasıdır.

TEOG YERLEŞTİRMELERİ DAYATMAYA DÖNÜŞTÜ

TEOG yerleştirmelerinde göz göre göre yapılan yanlışlar nedeniyle çok sayıda öğrenci kendi istekleri dışında meslek liselerine ya da imam hatiplere yerleştirilmiştir.

Velilerin ve öğrencilerin bireysel tercihlerine saygı duymak yerine, öğrencilerin hangi okula gideceğini, hangi dersleri seçeceğini bile bizzat kendisi belirlemek isteyen MEB, binlerce öğrenciyi evlerinden çok uzaktaki okullara kaydetmiştir. Çocuğunu başka okullara nakletmek isteyen velilere engeller çıkarılmış, kontenjan olan okullara kaydetmek isteyen velilerden yüksek miktarlarda zorunlu bağış istenmiştir. Bazı veliler ise çocuklarını imam hatibe göndermektense açık liseye kaydetmeyi tercih etmiştir.

Bu anlamda istisna olarak kullanılmasına gereken açık lise adeta örgün eğitim yerine geçmiştir. Sonucunda da açık liselerdeki öğrenci sayısı 1 milyona ulaşmıştır.

Uyulması gereken AİHM kararına rağmen TEOG sınavındaki din kültürü ve ahlak bilgisi dersi sorularının matematik ve Türkçe dersleriyle eşit sayıda olması dikkat çekicidir. Din kültürü ve ahlak bilgisi dersinin zorunlu ders olmaktan çıkarılması gerektiğini yıllardır savunmamıza rağmen, tam tersine temel ders statüsünde diğer derslerle eşit sayılması kabul edilemez. Din kültürü ve ahlak bilgisi dersleri eğitimin her aşamasında zorunlu olmaktan çıkarılmalı, asla notla değerlendirilmemelidir.

ÖZEL ÖĞRETİME DESTEK

İktidarı döneminde eğitim alanında piyasa merkezli bir “işletmecilik” anlayışı yerleştirmeye çalışan AKP hükümeti, kamusal eğitim alanını daha da daraltırken, özel okullara yönelik doğrudan teşvik uygulamalarında ciddi adımlar atmıştır. AKP, kendi döneminde sayıları iki kat artan dershaneleri özel okullara dönüşmeye zorlarken, özel okula gidecek öğrencilerin okullarına bu yıl 534 milyon 326 bin 500 TL ödeme yapmıştır. 222 sayılı İlköğretim ve Eğitim Kanunu’nda devlet okullarına kaynak ayrılması zorunlu iken AKP iktidarı devlet vermediği bu kaynağı özel okullara peşkeş çekmektedir.

Kamu kaynaklarının özel okullara aktarılması sonucu, MEB’in verilerine göre bu yıl özel okula devam edecek öğrenci sayısı, geçen yıla oranla yüzde 15 artarak, 661 bin’den 760 bine ulaşmıştır. Destekten yararlanan 167 bin 942 öğrencinin özel okula kayıt olmasıyla, devlet okullarında 6 bine yakın sınıf azalmıştır. Sınıf sayılarındaki azalma ile öğretmenler norm kadro sorunu yaşamakta ve iş güvencelerini kaybetmektedir.

Eğitimin teknolojik altyapısının güçlendirilmesi iddiası ile yaşama geçirilmeye çalışılan Fatih Projesi çökmüş, Fırsatları Arttırma Projesi olarak lanse edilen bu proje yandaşlara rant sağlama amacından öteye gidememiştir. Eğitim kalitesinin artırılması isteniyorsa rant ve yandaşlara kaynak aktarımı değil öncelikle kamusal eğitime yatırım yapılmalıdır.

BÜTÇEDE YATIRIMA YER YOK

Özel öğretimi özendirmek için özel okulları doğrudan kamu kaynaklarıyla destekleyen siyasi iktidar, “kaynak yok” bahanesiyle devlet okullarına, kamusal eğitime yeterli bütçe ayırmamıştır.

AKP Hükümeti, bu yıl da sadece zorunlu harcamaları karşılayan bir bütçe hazırlayarak eğitim harcamalarının yükünü yine velilerin ve hayırsever vatandaşların sırtına yüklemiştir.

2014 yılında 55 milyar 704 milyon 817 bin 610 TL olan MEB bütçesi, artan okul, derslik, öğretmen ihtiyacı ve altyapı sorunlarına rağmen 2015 yılı için 62 milyar TL olarak belirlenmiştir.

Bütçeden eğitime ayrılan pay artırılmış gibi görünse de MEB bütçesinin büyük bölümü personel giderlerine (yüzde 78) ayrılmıştır. Bütçeden, yatırımlara ayrılan pay sürekli düşmüş, 1997-1998 eğitim öğretim yılında MEB bütçesinden yatırımlara yüzde 30, 2002’de yatırımlara yüzde 17 pay ayrılırken 2015’te bu oran yüzde 8,86’lara gerilemiştir.

Bu haliyle Türkiye, 2015 yılında da milli eğitime ayırdığı bütçe açısından OECD ülkelerinin gerisinde kalmış, eğitime en az pay ayıran ülkeler arasında yer almaktan kendini kurtaramamıştır. Öngörülen milli eğitim bütçesiyle parasız, nitelikli ve herkese eğitim anlayışının yaşama geçirilmesi mümkün değildir.

EĞİTİM ÇALIŞANLARI BORÇ BATAĞINDA

Öğretmenlerin toplumsal statüleri, ekonomik, sosyal ve özlük hakları, AKP iktidarı döneminde ciddi şekilde gerilemiştir. Eğitim sisteminde yaşanan köklü değişiklikler, 4+4+4 gerici eğitim yasasıyla Öğretim Birliği’ne vurulan darbe, okul dönüşümleri, siyasi kadrolaşma, yandaş yönetici atama hevesi, eğitimin dini referanslara göre şekillendirilmek istenmesi öğretmenlerin yaşadığı sorunları daha da derinleştirmiştir.

Öğretmen yetiştirme süreci siyasallaştırılarak çökertilmiş, öğretmenliğin saygınlığı da bundan büyük zarar görmüştür. Son yıllarda siyasi iktidar tarafından öğretmenlik mesleğinin itibarını zedeleyen söylem ve tutumların süreklilik kazanması, Alo 147 gibi isimsiz ihbar hatlarının kurulması,  öğretmene yönelik şiddet eylemlerini artırmıştır. Bu tür olaylar sonucunda hayatını kaybeden ya da ciddi sağlık problemleri yaşayan öğretmenler bulunmaktadır.

Eğitim-İş’in “Öğretmenlerin gelirlerine ilişkin öğretmen görüşleri” adlı araştırma sonuçları öğretmenlerin karşı karşıya olduğu ekonomik sorunları ortaya koymuştur. Araştırmaya katılan öğretmenlerin yüzde 73’ü gelirlerindeki yetersizlik nedeniyle mesleğine motive olamadığını, yüzde 61’i gelirlerindeki yetersizlik nedeniyle psikolojik sorunlar yaşadığını, yüzde 69’u ise daha çok para kazanacağı bir iş imkanı olursa öğretmenliği bırakacağını belirtmiştir. Öğretmenlerin yüzde 81’i kredi kartına, yüzde 79’u bankaya, yüzde 41’i esnafa, yüzde 39’u ise şahıslara borcu olduğunu belirtirken, yüzde 40’ı ise annesinden ve babasından maddi destek aldığını belirtmiştir.

YANDAŞ YÖNETİCİLERDEN SONRA YANDAŞ ÖĞRETMEN DÖNEMİ

Öte yandan, tamamen yandaşlarını kayırma amacını taşıyan, değerlendirme ölçütleri belli olmayan bir mülakat yöntemiyle yöneticiler kıyıma uğratılmıştır. İktidarın taşeronluğunu yapan Hükümet-Sen kendi kadrolarına yer açabilmek için bu kıyımda etkin rol almıştır. Çağdaş, ilerici, devrimci, Atatürkçü yöneticiler tasfiye edilerek AKP’nin kapıkulu zihniyetine uygun yöneticiler atanmıştır.

AKP’nin yandaş kadro merakı, yalnızca yöneticilerle sınırlı kalmamış, torba yasayla yandaş öğretmen dönemi de başlatılmıştır. Aday öğretmenlerimiz ilk yıl performans değerlendirmesine tabi tutulacak ve sonra da şaibeli bir "mülakattan" sonra kadro güvencesi kazanabileceklerdir. Mülakatta aranacak temel ölçüt de yandaşlık olacaktır. Böylece AKP torba yasalarla devlet memurlarının iş güvencelerini ortadan kaldırmaya, kapitalizmin en acımasız emek sömürüsü olan taşeronluk sisteminin içerisine eğitim emekçilerini de almaya çalışmaktadır.

Sürgün siyasetinin bir uzantısı olarak bugün öğretmenlerimiz "rotasyon tehdidiyle" karşı karşıyadır. Yaşamlarını zor koşullara rağmen sürdürmekte olan öğretmenlerimizi yerlerinden ve okullarından koparacak yeni bir düzenleme getirilmektedir. Bu aynı zamanda AKP’nin kendisi gibi düşünmeyenleri emekliliğe zorlayarak yerlerine kendi yandaşlarını alma girişimidir.

Son olarak AKP hükümetinin, Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın talimatıyla Kamu Personeli Seçme Sınavı’nı (KPSS) kaldırmak için eylem planı hazırladığı basına yansımıştır. Siyasi iktidar, kendisine tamamen ve kayıtsız şartsız biat etmiş, usulsüzlüklerini ve hırsızlıklarını görmezden gelecek kadroları kamuya yerleştirmek istemektedir.

Öğretmen açıkları sorunu devam etmekte, acil ihtiyaç olmasına rağmen 400 bin civarında ataması yapılmayan öğretmen işsizliğe mahkum edilmektedir. 40 bin öğretmen atanacak olması okullardaki 140 bin öğretmen açığını karşılamaktan çok uzaktır. Açık yine ücretli öğretmenlerle kapatılmaya çalışılacak, dolayısıyla eğitimin kalitesi düşecektir.

OKULLARIN TEMİZLİK VE BAKIM HİZMETLERİ VELİLERİN SIRTINA YÜKLENMİŞTİR

Okullarımızın eğitim ve öğretime hazırlanmasını sağlayan yardımcı hizmetler personelinin istihdamından vazgeçen AKP iktidarı bu hizmeti de velilerin sırtına yüklemiştir. Okullarımızın büyük çoğunluğunda kadrolu hizmetli ve memur bulunmamaktadır. Okullarımız kendi olanaklarıyla (okul aile birlikleri aracılığıyla) bu hizmeti güvencesiz işçi çalıştıran taşeron firmalardan almaktadır. Oysa bu işi yapabilecek milyonlarca insan işsizdir.

19. MEB ŞURASI CUMHURİYET EĞİTİMİNİ BİTİRME ŞURASINA DÖNÜŞTÜ

19. MEB Şurasında, yandaş sendika ve yandaş örgütlerin delegasyon hâkimiyetinde 179 tavsiye kararı alınmıştır. Erdoğan'ın açılış konuşmasında "200 yıldır eğitimi formatlayan sistem kendisine yabancı nesiller yetiştiriyor" diyerek "anaokulundan başlayarak yeni hayat tarzı" mesajını vermesinin ardından; zorunlu din dersinin ilkokul 1. 2. ve 3. sınıfa kadar indirilmesi, haftalık din dersi saatlerinin artırılması, hafızlık için eğitime 2 yıl ara verilebilmesi, din derslerine yer açmak için insan hakları, yurttaşlık ve demokrasi derslerinin kaldırılması, Anadolu turizm ve otelcilik meslek liselerinde "alkollü içki ve kokteyl hazırlama" dersinin kaldırılması ile okulları yarı açık cezaevine çevirecek bir dizi öneri, resmi tavsiye karan niteliği kazanmıştır.

Kaldı ki, şurada alınan laik eğitime ve pedagojiye aykırı tavsiye kararlarını uygulamak için harekete geçen MEB, tüm eğitim kurumlarında öğrencilere “Değerler Eğitimi” vermesi için AKP’ye yakınlığı ile dikkat çeken Nurcu Hizmet Vakfı ile anlaşmıştır. Seminer şeklinde okutulacak, “değerler eğitimi”nin içeriği kitapçık haline getirilerek 81 ilin valiliğine gönderilmiş, böylece okullarımız cemaatlere teslim edilmiştir.

SONUÇ

Okullarda AKP'nin anladığı bir "inanç öğretisi" egemen kılınmaktadır. İnanç önce siyasallaşmış, şimdi de eğitim sistemini etkisi altına almıştır. İnanç özgürlüğünü sağlayan laiklik, fiili durum oluşturularak ortadan kaldırılmaya çalışılmaktadır.

AKP iktidarı kamusal hizmet olan eğitimi, yük olarak görmekte eğitimi özelleştirerek rant alanı haline getirmekte, buna bağlı olarak uygulanan eğitim programlarıyla da kendi ideolojisine uygun nesiller yetiştirmektedir.

Hiç bir iktidar döneminde eğitim sistemi bu kadar siyasileşmemiş ve böylesine bir kadrolaşmaya sahne olmamıştır. Eğitim sistemi aklın, bilimin ve sanatın ışığında değil, dogma, hurafe ve dayatmalar içinde yönetilmektedir. Siyasal iktidarın elinde bir oyuncak haline gelen eğitim sistemi, AKP'ye oy ve seçmen devşirilecek bir mekanizmaya dönüştürülmüştür.

Cumhuriyetin kazanımları gözlerimizin önünde yok edilip çökertilirken, Eğitim-İş’in buna sessiz kalması düşünülemez. Eğitim-İş, dün olduğu gibi bugün de hem eğitimin gericileşmesine karşı çıkacak hem de eğitimin ve eğitim çalışanlarının sorunlarının takipçisi olacaktır.

 
24 Ocak 2015 Cumartesi 10:20 
Yorum YapYazdır
 
(0 Yorum Yapıldı)Yorumlar
<p>Henüz kimse yorum yapmamış, ilk yorum yapan siz olun.</p>
 
Bu Kategorideki Diğer Haberler
 
 
Yazarlar
Yazarlar RSS Beslemesi
A. Şefik Mollamehmetoğlu
 
Türker Ertürk
 
Mustafa Önsel
 
Kazım DEMİR
 
Prof. Dr. Örsan Öymen
 
Göksu Mollamehmetoğlu
 
Osman Cudi Yılmaz
 
Nihat Genç
 
Havva GÜNAYDIN LAKUTOĞLU
 
Attila Aşut
 
Mehmet Polat
 
Prof. Dr. Orhan Özgür
 
Prof. Dr. Kemal Üçüncü
 
Arslan Bulut
 
Muhammet İKİNCİ
 
Ahmet Özer
 
Ömer Faruk Altuntaş
 
Gülcan Özgür
 
Ömer Turan
 
Prof. Dr. Burhan Çuhadaroğlu
 
Mehmet Erdal Çağdaş
 
Prof. Dr. Cavit Boz
 
Hüseyin HAYDAR
 
Zekeriya Saka
 
Mehmet Kuvvet
 
Hasan Güneş
 
Erdal ÖZÇELİK
 
Serpil Satut Denizoğlu
 
Erdal Eksert
 
İnci Güngör
 
Coşkun ERUZ
 
Mehmet Akıncı
 
Ruhi  Türkyılmaz
 
İlyas Gümrükçü
 
Sami KOÇ
 
Ömer Asan
 
Kadir ŞİŞGİNOĞLU
 
Son 24 Saat
Haberler RSS Beslemesi
 
 
 
Gazete Manşetleri
 
 
Anket
Halkoylaması sonrası Türkiye'yi ne bekliyor?
1. Daha iyi bir gelecek
2. Daha kötü bir gelecek
3. Birşey değişmez
 
Arşiv
 
Tarihte Bugün
1647 - Alse Young adındaki bir kadın Amerikan kolonilerinde cadılık suçlamasıyla idam edilen ilk şahıs olmuştur. Young Hartford, Connecticut'ta asılarak idam edilmişti.
1832 - Quebec'te Asya kolerası salgını: yaklaşık 6000 kişi öldü.
1889 - Eyfel Kulesi'nin ilk asansörü halka açıldı.
1894 - Rusya'nın son çarı II. Nikola taç giydi.
1926 - Milli Mücadele'ye katılmayan memurların görevlerine son verilmesine ilişkin kanun kabul edildi.
1938 - Amerikan Karşıtı Faaliyetleri İzleme Komitesi (HUAC)ilk oturumunu yaptı.
1938 - Atatürk, Ankara'dan son kez ayrıldı.
1946 - Belediye seçimleri olaylı geçti. Demokrat Parti, iktidarın seçimde yanlı davrandığı ve seçim güvenliği olmadığı gerekçesiyle seçimlere katılmadı.
1957 - Abant'ta meydana gelen 7,1 büyüklüğündeki depremde 52 kişi öldü.
1963 - İskenderun Gazeteciler Cemiyeti kuruldu.
1966 - Denizli' de gerçekleşen genel kurul toplantısında Çelik Yeşilspor Gençlik ve Pamukkale Gençlik kulüplerinin katılımlarıyla Denizlispor profesyonel futbol kulübü kuruldu.
1968 - Başbakan Süleyman Demirel, "düzeni değiştirmek isteyenler meczuptur, anarşisttir" dedi.
1970 - Sovyetler Birliği yapımı Tupolev Tu-144 süpersonik uçağı, Mach 2 hızını aşabilen ilk ticari hava taşıt aracı oldu.
1972 - ABD ve SSCB arasında balistik füzelerin sınırlandırılması antlaşması imzalandı.
1982 - Yılmaz Güney'in senaryosunu yazdığı Şerif Gören'in yönettiği 'Yol' filmi Cannes Film Festivali'nde büyük ödülü Costa Gavras'ın 'Kayıp' filmiyle paylaştı.
1983 - Sosyal Demokrasi Partisi (SODEP) kuruldu Genel Başkanlığa Erdal İnönü seçildi.
1993 - Salman Rüşdi'nin 'Şeytan Ayetleri' kitabını yayımlamaya başlayan Aydınlık gazetesi toplatıldı.
1997 - Susurluk'taki kazanın duruşmasında, kamyon şoförü Hasan Gökçe, 6 milyon 420 bin lira para cezası ile DYP Şanlıurfa Milletvekili Sedat Edip Bucak'ın ailesine 100 milyon lira manevi tazminat ödemeye mahkum edildi.
1999 - Danıştay Sekizinci Dairesi, başı açık görev yapmayı kabul etmeyen türbanlı memurların, uyarı cezası verilmeden işten çıkarılmasına karar verdi.
2003 - Ukrayna Havayolları'na ait uçak, Trabzon'un Maçka ilçesi yakınlarında düştü. İspanyol Barış Gücü askerlerini taşıyan uçakta 62 asker ile 13 kişilik mürettebat öldü.
2006 - 6.3 büyüklüğündeki Mayıs 2006 Cava Depremi meydana geldi. Depremde en az 5749 kişi öldü, 38,568 kişi yaralandı ve 600,000 kişi evsiz kaldı.
 
Lig Puan Durumu
 
Takımlar
O
G
B
M
P
1
Galatasaray
34
24
3
7
75
2
Fenerbahçe
34
21
9
4
72
3
Başakşehir
34
22
6
6
72
4
Beşiktaş
34
21
8
5
71
5
Trabzonspor
34
15
10
9
55
6
Göztepe
34
13
10
11
49
7
Sivasspor
34
14
7
13
49
8
Kasımpaşa
34
13
7
14
46
9
Kayserispor
34
12
8
14
44
10
Malatyaspor
34
11
10
13
43
11
Akhisar Bld.Spor
34
11
9
14
42
12
Alanyaspor
34
11
7
16
40
13
Bursaspor
34
11
6
17
39
14
Antalyaspor
34
10
8
16
38
15
Konyaspor
34
9
9
16
36
16
Osmanlıspor
34
8
9
17
33
17
Gençlerbirliği
34
8
9
17
33
18
Karabükspor
34
3
3
28
12
 
Şampiyonlar Ligi
 
UEFA Avrupa Ligi
 
Alt Lig
 
Süper Loto
24.05.2018 Tarihli Çekiliş Sonucu061134404950
 
On Numara
21.05.2018 Tarihli Çekiliş Sonucu01020406122428323341445153585965686973757678
 
Sayısal Loto
19.05.2018 Tarihli Çekiliş Sonucu030405212434
 
Şans Topu
23.05.2018 Tarihli Çekiliş Sonucu060910242712
 
Namaz Vakitleri
 
  • İmsak02:35
  • Güneş04:47
  • Öğlen12:29
  • İkindi16:28
  • Akşam19:50
  • Yatsı21:45
 
 
Kurumsal

İçerik

Gündem

Siyaset

Teknoloji

Yukarı Çık