AKP-MHP başkanlıkta anlaştı; Yıldırım ve Bahçeli açıklama yaptı

Ana Sayfa » Siyaset » Cumhurbaşkanı Erdoğan'dan şehadet açıklaması

Cumhurbaşkanı Erdoğan'dan şehadet açıklaması

Cumhurbaşkanı Erdoğan: "Canımız yanıyor... Şehit ailelerimizin canları yanıyor ama şehadet makamı kıyamete dektir, devam edecektir"

 
12 Ağustos 2015 Çarşamba 15:28 
Yorum YapYazdır
 
 
Cumhurbaşkanı Erdoğan'dan şehadet açıklaması

Erdoğan’ın konuşmasından satırbaşları;

Cumhurbaşkanı seçilirken söz vermiştim. Demiştim ki “biz tarafsız olmayacağız” ve devam etmiştim “biz daima milletimizin tarafında olacağız” Hamd olsun bugüne kadar verdiğimiz sözü tuttuk. Tutmaya devam edeceğiz. Biz milletimize efendi olmaya değil, hizmetkar olmaya geliyoruz dedik ve milletimizin hizmetkarıyız. Biz gücümüzü şu veya bu odaktan değil doğrudan milletimizden alıyoruz.

Türkiye’de siyasetin alanı ilk defa bu kadar genişledi. Ülkemizde artık tüm provokasyonlara rağmen, siyaset mühendisliklerin yerini meşru siyaset yöntemleri almıştır. Elbette Türkiye bu noktaya kolay kolay gelmedi. Vesayetin her türünü milletimizin desteğiyle birer birer aştık.

GEZİ OLAYLARI VE 17-25 ARALIK…

Bakın şimdi aynı çevreler tekrar, hayır millet değil tekrar parlamento seçsin demeye başladılar. Yahu parlamento kim? Onlar milletin vekili, millet kim? Aslı. Aslın olduğu yerde vekilin hükmü olur mu? Bu bakımdan bu boş çabalar tamamen kıymetini yitirmiştir. Bu çabalar 2013 yılında önce Gezi olayları, arkasından 17-25 Aralık darbe girişimiyle farklı bir çehreye büründü. 2014 yılında 30 Mart’ta yapılan mahalli seçimler ve arkasındaki cumhurbaşkanlığı seçimleri bu girişimleri akamete uğrattı.

“BANA YURTDIŞINA KAÇTI DEMİŞLERDİ, ŞİMDİ İSE…”

Gezi ve 17 aralık sürecinde, şahsımı resmi ziyarete gitmiştim. Beni yurtdışına kaçmakla itham eden ihanet şebekesinin mensuplarının, birer ikişer yurtdışına kaçtıklarını görüyoruz. Şu ana kadar 100’ü aşkın mensupları yurtdışına kaçmıştır. Biz her hesabın üzerinde bir hesap olduğunda, kaderin üstünde bir kader olduğuna inanan insanlarız.

“KIRMIZI BÜLTEN ÇIKARILIP, YAKA PAÇA BURAYA GELECEKLER”

İşte daha yeni görüyorsunuz. Bu acımasız kararları verenler Gürcistan üzerinden Ermenistan’a kaçıyorlar. Tabi oradan da kimbilir nereye kaçacaklar, ayrı mesele… Şu anda Türkiye olarak bizler de iz sürüyoruz. Bunlarla ilgili, kırmızı bültenler hepsi… Bir kısmı Romanya’da yakalandı. Bunlar da yaka paça buraya gelip, yaptıklarının hesabını verecekler.

Nasıl böleriz, nasıl parçalarız hep bunun gayreti içindeler. Fakat başarılı olamayacaklar. Fakat bu millet küllerinden doğdu, şimdi de aynen bu süreci güçlenerek devam ettiriyor. Hatırlayan 2002’nin Kasım’ında Türkiye neydi şu anda ne? Ve biz burada olmayacağız, daha güçlü daha iyi bir yerde olacağız. 2023 Türkiye’si çok daha güçlü olacak.

“KALLEŞÇE SALDIRILAR”

7 Haziran seçimleri öncesi, Doğu ve Güneydoğu’da vatandaşlarımız üzerinde baskı ve tehdit iklimi oluşturuldu. İlgili kurumlarımız, vatandaşlarımızın özgür iradelerini sandığa yansıtma konusunda yetersiz kaldı. Bunu açıkça söylemek zorundayım. Seçimden sonra ortaya çıkan tablo, Türkiye için yeni bir dönemin kapısı aralanabilirdi. Bu da yapılmadı. Belirsizlik ortamını fırsat veren bölücü Terör örgütü 11 Temmuz’da yeniden saldırılara başlayacağını ilan etti. 20 Temmuz’daki Suruç’taki bombalı eylem bahane edilerek, alçakça saldırılara girişildi. Evinde uykuda olan iki genç polisimizden, çarşıda gezen eşiyle çocuğuyla alışverişe çıkan binbaşımıza, astsubayımıza kadar kalleşçe saldırılar başlatıldı.

“BUNLARA DESTEK VEREN, KÖŞELERDE MÜREKKEP AKITTIKLARINI SÖYLEYENLERE SESLENİYORUM”

Kaza var diye olay yerine çağrılan trafik polisine, özel otomobiliyle evine giden binbaşımıza kurşun sıkanların yüreklerinde, zerre miktarı Allah korkusu olmadığını zaten biliyoruz. Ama inanın bunlar da en küçük bir utanma duygusu bile yok. Peki şimdi soruyorum. Bunlara destek veren, bunların yanında yer alan, akıllı olduğunu, işte köşelerde mürekkep akıttıklarını söyleyenlere sesleniyorum.

‘Siz acaba bu ülkede milliyetperver vatansever olduğunuzu neyle ispat edeceksiniz? Bu teröristleri savunanların yanında olmayı neyle izah edeceksiniz? Hem onların yanında yer alın, onlarla beraber hareket edin, öbür taraftan demokrasi deyin, özgürlük deyin. Soruyorum bunun neresi özgürlük, neresi demokrasi?’

Eğer demokrasiden bahsediyorsan her şey parlamentoda var. Gel mücadeleni parlamentoda var. Ama bunlar arkalarına o silahlı güçleri almadıkları sürece, parlamentodaki temsil güçlerinin bu denli güçlü olacağına inanmıyorlar. İnanmadıkları için de işte böyle belli grupları yanlarında toplamak, bir de işte belli bazı köşe yazarlarını da destek kıtaları olarak yanlarına almak suretiyle, bu milleti parçalamanın gayreti içine giriyorlar.

“ALÇAKLIĞIN TA KENDİSİ…”

Düşünün ya ambulansa, itfaiye aracına, kan toplama aracına, vatandaşımızın ekmek teknesi olan kamyonuna olaylarla hiçbir ilgisi olmayan insanların otomobillerine saldırmak alçaklığın ta kendisi değil midir?

Tunceli Erzincan yolunda geldi bir terörist, yanında bir başkası daha orada nutuk atıyor. Nutku attıktan sonra siviller de onları alkışlıyor. Şimdi sevgili kardeşlerim bunların hepsi kanunlarda var. kanunlarda var. Bütün mesele devletin kurumlarının el ele dayanışma halinde olmasıdır. Ama bu devletin içinde dediğim gibi bir paralel yapı gibi bir zalim yapının olması, çeşitli kurumların içerisine serpilmiş olması ne yapıyor süreci zorlaştırıyor.

“MAYIN DÖŞEYİP, ARAÇLARI YAKIP, İNSANLARI TEHDİT EDİP…”

Bir taraftan bunları da aşmanın mücadelesini veriyoruz. Sokak başlarını kazıyarak, yollara mayınlı tuzak kurmak, insanları tehdit etmek, araçlarını yakmak yol yapımını baraj inşaatını engellemek… Düşünebiliyor musunuz? Bu barajlarda ne olacak? Su toplanacak, kurak araziler orada sulanacak. Hidroelektrik santralse elektrik enerjisi üretilecek. Ondan sonra da faturayı nereye kesecek, hükümete kesecek, devlete verecek. Ne diyecek, bak elektriğimizi vermiyor… Elektriği kesen sensin. Elektrik parası da maalesef, onu da vermiyorlar zaten bildiğiniz gibi.

Ve utanmadan sıkılmadan şunu da söyleyebiliyorlar. Barajlar sebebiyle, bunu da dindar geçinenleri söylüyor ha. “Allah’ın verdiği yağmurdan nasıl para alırsınız” diyorlar. Eyvallah Allah’ın verdiği yağmur, bu barajlar olmasa nereye gider? Toprağa gider? Ne olur dere olur ırmak olur denize gider. Ama bu barajların bir maliyeti yok mu? Ki bunlar 100 milyonlarca maliyeti olan barajlar. Bunların işletme masrafı yok mu? Sana verilen suyun bir bedelini ödemeyecek misin? Böyle bir mantık olabilir mi? Anlayış olabilir mi? İşte bunları el ele vereceğiz, omuz omuza vereceğiz. Siz bu devletin en ücra köşedeki mahallesinin köyünün temsilcisi durumundasınız. Siz muhtarsınız. Siz seçilmişsiniz. Siz memur değilsiniz. Seçilmiş atanmıştan her zaman daha önemlidir, bunu böyle biliniz.

“KENDİLERİNE AYDIN DİYEN BİR GÜRUHUN…”

Son eylemler terör örgütünün ve destekçilerinin kalleşlikte hiçbir sınır tanımadığını gösterdi. Çok iğrenç işbirliklerine de şahit oluyoruz. Paralel devlet yapılanması peşinde olan kesimin, bölücü örgütle aynı çizgide buluştuğunu görüyoruz. Aynı şekilde kendilerine aydın diyen, akademisyen diyen, gazeteci diyen bir güruhun nasıl alenen hainlik peşinde koştuğunu ibretle takip ediyoruz.

“SENİ BAŞKAN YAPTIRMAYACAĞIZ…”

Bölücü örgüt uzantıları eylemlerin ve ölümlerin faturasını, şahsıma hükümete çıkarmaya çalışanların asıl niyetlerinin gayet iyi farkındayız. Ne diyorlardı, “seni başkan yaptırmayacağız…” Bu sözün aslında “Türkiye’yi 2023 hedeflerine ulaştırmayacağızı” ifade etiğini çok iyi biliyoruz. Bugün devlet silahlarını sustursun diyenler, dün de bölücü örgüte niye savaşmıyorsun diyordu. Çünkü bunlar savaş istiyor, kan istiyor, can istiyor. 6-7-8 Ekim tarihlerinde, benim Kürt kardeşlerimi sokağa çağıran kimdi biliyorsunuz değil mi? Peki 50 kişi öldü. Ölen kimdi? Benim Kürt vatandaşım. Öldüren? O da Kürt. Peki Kürdü Kürde kırdıran bu adamlar değil mi? Bu adamlar nasıl oluyor da özgürlükçü oluyor.

“CİCİ ÇOCUK DEMEKLE…”

Öyle eline bir saz vermek suretiyle bir insanı modern bir noktaya oturtamazsınız. Köşelerde, şuralarda buralarda cici çocuk demekle kişi cici olmuyor. Biz insanın ameline bakarız, fiiline bakarız, yaptıklarına bakarız. Peygamberimiz ne diyor? Müslüman o kimsedir ki elinden ve dilinden diğer Müslümanlar da emindir, salimdir, güvendedir. Biz bunu arıyoruz. Bunlarda böyle bir şey var mı? Bunlar yol kesen, bunlar haraç toplayan… Alıyor insanı dağa kaçırıyor. Sonra haber gönderiyor, şu kadar para göndereceksin. Göndermediğin takdirde yakarız yıkarız. Yaptıkları bu. Arkadan gel kurşunla. Uykuda kurşunla. Tek amaçları var Türkiye’nin istikrarının bozulması, güven ortamının zedelenmesi.
Dikkat ediniz saldırılar ülkemizde oluyor, yürekler yanıyor. Ama terör örgütünün güdümündeki parti çözümü Brüksel’de arıyor. Kendi ülkesine kendi milletine bu kadar yabancılaşmış bir anlayışın, yaşanan sorunlara çözümler üretebilmesi mümkün değildir.

“SİLAHTAKİ KURŞUNLA, SANDIKTAKİ OY ARASINDA SEÇİM YAPMALIDIRLAR”

“Bu parti mensupları, silahtaki kurşunla sandıktaki oy arasında tercih yapmak zorundadır”
Oyu Türkiye’den alıp çözümü dışardan aramak bir partinin kendini inkar etmesidir. Bir taraftan sandığı referans alan, bir taraftan sırtını terör örgütüne dayadığını söyleyen partinin mensupları siyasete arkasını dönüyor demektir. Bu parti mensupları, silahtaki kurşunla sandıktaki oy arasında tercih yapmak zorundadır.
Bu süreçte sembol olarak kullanılan Kobani ve Suruç hadiselerinin gerisindeki gerçeği bir kez daha paylaşmak isterim.
Türkiye, Suriye’nin her bölgesi gibi Kobani’nin de rejimin ve DAEŞ terör örgütünün zulmünden kurtulması için her türlü çabayı gösterdi. Bölge saldırıya uğradığında, hem oradan gelen 200 bin kişiyle sınırlarımızı biz açtık. Burada şu anda paylaşmak istediğim bir şey var. Konuştuklarımı sapıtanlar var, veya saptıranlar. Nedir bu?

“BİZ SINIRLARIMIZI AÇTIK”

Kobani’den kaçanları bir hafta içerisinde ülkemizde misafir eden biz değil miyiz? Biz sınırlarımızı kapayabilirdik. Ama biz kapamadık. Biz ne dedik? Biz bize sığınanlara kapımızı kapayamayız. Kampların yetmediği yerlerde çeşitli evlerde misafir edildi. Şu anda terör orada canlar da aldı. Ama biz bir şey daha yaptık. Özgür Suriye ordusunu topraklarımız üzerinden Kobani’ye girmesini sağladık. Kuzey Irak’ta Peşmergeleri topraklarımız üzerinden aldık, girmelerini sağladık.

“OBAMA BANA ‘KOBANİ 2 GÜNE DÜŞER’ DEDİ”

Bunu yapan da biziz. Herhalde bunu terör örgütü PKK yapmadı. Bunu biz yaptık. Önlerini biz açtık. Niye? Orada Kobani’de Kobani’deki en azından kendi hemşerilerine veya yakınlarına sahip çıkma zeminini hazırlamak ve DAEŞ ile orada sürdürülen mücadelede taleplerini yerine getirmek. Bu arada enteresan bir şey olmuştur. Sayın Obama beni aramıştır, işte iki güne kalmaz Kobani düşer. Burada sizden yardım istiyoruz demiştir. Ben de şunu söyledim, sayın obama, 200 bine yakın Kobanili zaten bizim ülkemize girmiş durumda. Şu anda orada Kobani’li kalmadı. Sadece savaşçılar var, onlar savaşıyor. Ama unutmayın, sizin oraya indireceğiniz silahlar sadece PYD’nin değil DEAŞ’in eline geçirecek. Yarısını DAEŞ aldı, diğerini de diğerleri aldı. Biz bölgeyi tanıyoruz, biliyoruz.
Ama dostlar maalesef bizim bu yaklaşımımıza dikkat etmediler. Şu anda 70-80 bin civarında Kobanili dönmüş vaziyetteler. Temenni ederiz ki diğerleri de bir an önce Kobani’ye dönerler, ülkelerindeki yerlerini alırlar. Hep Kobani düştü düşecek diye cımbızlanan ifademin arkasında bu var.

“HER MÜSLÜMANIN VAZİFESİDİR…”

Aldığı haberin doğruluğunu araştırmak, her Müslümanın vazifesidir. Hatta hatta terbiyesizce, edepsizce Suruç katliamını MİT’e yıkmak isteyenlerin de üzerlerindeki suçu bir başkalarına devretme operasyonudur. Böyle dönemler hem bozguncuların sayısının arttığı, hem de bozgunculuğun etkisini çoğalttığı dönemlerdir.

Bir takım medya kuruluşlarının da bu kritik dönemde milletimizin moralini bozarak, paralel ve bölücü örgütlerinin değirmenine su taşıdıklarını da görüyoruz. Ülkemize düşmanlık eden herkese sayfalarını ekranlarını manşetlerini açan medya kuruluşlarının ihanetlerini biz de not ediyoruz. Zamanı geldiğinde bu notlar elbette milletimiz tarafından değerlendirilecektir.

“ŞAHADET MAKAMI KIYAMETE DEKTİR, DEVAM EDECEKTİR”

Bunu açık net söylemek zorundayım. Bu operasyonlar devam edecektir. Tabi canımız yanıyor. Şehit ailelerimizin canları da yanıyor. Artık bu iş bitsin diyen kardeşlerimiz oluyor. Şunu bilmemiz lazım, bu iş şüphesiz ki ilk insan Kabil ve Habil… Biliyorsunuz kabil kardeşini öldürmüştür, bir süreç başlamıştır. Ama şahadet makamı kıyamete dektir, devam edecektir. Mesele nedir? Bunu minimize etmektir. İnşallah asgariye inmesi veya tamamıyla bitmesidir. Ama bakın dünyanın hemen hemen her yerinde bu tür eylemler, bu tür olaylar devam ediyor mu? Ediyor. Hele hele bu bölge özellikle seçilmiş.

Bakın bir şöyle yay var, Pakistan Afganistan İran, Irak, Suriye, Filistin mısır Libya devam ediyoruz…

Biz bu gayreti göstereceğiz. Ama biz bunların bu saldırıları karşısında asla durmayacağız. Mücadeleyi kararlı bir şekilde sürdüreceğiz. Mesela bazıları diyor ki, terör örgütü silahlarını sustursun. Hayır, ne demek sustursun. Terör örgütü silahları bırakacak, gömecek, betonlayacak. Böyle olacak. Kalkıp da devletten kimse silahlarını bırakmayı isteyemez. Askerin de polisin de silahı onun enstrümanıdır. Onu asla elinden bırakamaz. Bir devletin en önemli görevi, can güvenliğini mal güvenliğini nesil güvenliğini akıl güvenliğini sağlamaktır. Bunları yapacak olan devletin elinde bazı enstürmanlar vardır ki bun
Tüm teröristler ya ülkemizi terk edecekler, ya da dediğim gibi silahlarını bırakacaklar, gömecekler. Bunların da yer tespitini biz yapacağız.

“BUNU KİMSE YUTMAZ”

Terör örgütüyle arasına mesafe olmayı beceremeyen siyasi parti için de aynı durum geçerlidir. Bu partinin yöneticileri siyasetin imkanları içinde faaliyet göstermeyi başaramadıkları sürece, bizim gözümüzde örgütün piyonu olacak kalacaklardır. Yani kimse bize yalan söylemek suretiyle, bizim terör örgütüyle alakamız yok… Kusura bakmayın bunu kimse yutmaz.

Kaynak: Hürriyet

 
12 Ağustos 2015 Çarşamba 15:28 
Yorum YapYazdır
 
(0 Yorum Yapıldı)Yorumlar
<p>Henüz kimse yorum yapmamış, ilk yorum yapan siz olun.</p>
 
Bu Kategorideki Diğer Haberler
 
Son 24 Saat
Haberler RSS Beslemesi
 
 
Yazarlar
Yazarlar RSS Beslemesi
A. Şefik Mollamehmetoğlu
 
Nihat Genç
 
Attila Aşut
 
Prof. Dr. Orhan Özgür
 
Arslan Bulut
 
Mehmet Polat
 
Türker Ertürk
 
Ahmet Özer
 
Göksu Mollamehmetoğlu
 
Gülcan Özgür
 
Ömer Turan
 
Osman Cudi Yılmaz
 
Ömer Faruk Altuntaş
 
Prof. Dr. Burhan Çuhadaroğlu
 
Prof. Dr. Cavit Boz
 
Prof. Dr. Kemal Üçüncü
 
Hüseyin HAYDAR
 
Zekeriya Saka
 
Mehmet Kuvvet
 
Hasan Güneş
 
Erdal ÖZÇELİK
 
Serpil Satut Denizoğlu
 
Erdal Eksert
 
İnci Güngör
 
Kazım DEMİR
 
Coşkun ERUZ
 
Mehmet Akıncı
 
Ruhi  Türkyılmaz
 
İlyas Gümrükçü
 
Sami KOÇ
 
Ömer Asan
 
Prof. Dr. Örsan Öymen
 
 
 
Gazete Manşetleri
 
Lig Puan Durumu
 
Takımlar
O
G
B
M
P
1
Başakşehir
12
9
3
0
30
2
Beşiktaş
12
8
4
0
28
3
Fenerbahçe
12
7
3
2
24
4
Galatasaray
12
7
2
3
23
5
Bursaspor
12
6
3
3
21
6
Konyaspor
12
4
5
3
17
7
K.D.Ç. Karabük
12
5
2
5
17
8
Osmanlıspor FK
12
3
7
2
16
9
Antalyaspor
12
4
3
5
15
10
Gençlerbirliği
12
3
6
3
15
11
Alanyaspor
12
4
2
6
14
12
Akhisar Bld.
12
3
4
5
13
13
Trabzonspor
12
3
3
6
12
14
Kasımpaşa
12
3
3
6
12
15
Gaziantepspor
12
3
2
7
11
16
Ç. Rizespor
12
2
4
6
10
17
Kayserispor
12
2
3
7
9
18
Adanaspor
12
1
3
8
6
 
Şampiyonlar Ligi
 
UEFA Avrupa Ligi
 
Alt Lig
 
 
Anket
2016 TÜRKİYE AÇISINDAN NASIL GEÇECEK?
ÇOK İYİ
İYİ
BİR ŞEY DEĞİŞMEZ
KÖTÜ
ÇOK KÖTÜ
 
Namaz Vakitleri
 
  • İmsak05:34
  • Güneş07:22
  • Öğlen12:22
  • İkindi14:46
  • Akşam17:02
  • Yatsı18:37
 
Tarihte Bugün
1818 - Illinois ABD'nin 21.ci eyaleti oldu.
1854 - Florence Nightingale Üsküdar'da.
1918 - I. Dünya Savaşı'ndan sonra Londra'da yapılan Müttefik Kongresi sona erdi; Almanya'nın savaş tazminatı ödemesine karar verildi.
1923 - Teşkilatı Esasiye Encümeni yeni anayasayı görüşmeye başladı.
1928 - Ekmek otuz para ucuzladı.
1934 - Dini kisvelerle ilgili yasaklar öngören "Bazı Kisvelerin Giyilemeyeceğine Dair Kanun" kabul edildi.
1942 - Zonguldak'ta bir maden ocağındaki kazada 63 işçi öldü.
1944 - Yunanistan'da komünistler ve kralcılar arasında Yunan İç Savaşı başladı.
1945 - İstanbul'da Tan Matbaası gericilerin saldırısıyla yıkıldı.
1956 - İngiltere ve Fransa, Süveyş'ten çekileceklerini açıkladılar.
1959 - Dr. Fazıl Küçük Kıbrıs Cumhurbaşkanı Yardımcısı oldu.
1967 - İlk kalp nakli ameliyatını, Güney Afrika'lı kalp cerrahı Dr. Christian Barnard, Cape Town'da yaptı; hasta 18 gün yaşayabildi.
1971 - Pakistan-Hindistan savaşı başladı.
1971 - Prof.Dr. Mümtaz Soysal 6 yıl 8 ay hapse mahkum edildi.
1979 - Fedai Dergisi sahibi, yazar Kemal Fedai Coşkuner İzmir'de öldürüldü.
1981 - Bülent Ecevit, dört aylık hapis cezasını çekmek üzere Ankara Merkez Kapalı Cezaevine konuldu.
1984 - Bhopal kazası: Union Carbide firmasının Hindistan'da Bhopal'de kurduğu böcek ilacı üreten fabrikadan yanlışlıkla 40 ton metil isosiyanat gazının sızması 18,000 kişinin ölümüne neden oldu.
1989 - Malta'da bir araya gelen ABD başkanı George Bush ve Sovyetler Birliği komünist partisi genel sekreteri Mikhail Gorbaçov, soğuk savaşın bittiğini resmen ilan ettiler.
1990 - TRT'nin Telegün adlı yayını başladı.
1999 - Bakanlar Kurulu, Bolu'ya bağlı Düzce ilçesinin il, Kaynaşlı ve Derince beldelerinin de Düzce'ye bağlı ilçe yapılmasına karar verdi.
2002 - BM silah denetçileri ilk kez, Irak Devlet Başkanı Saddam Hüseyin'in saraylarından birine önceden haber vermeksizin girdiler.
2002 - Dünya Gıda Programı Afrika'da 38 milyon kişinin açlıkla karşı karşıya olduğunu açıkladı.
2003 - Türk-İş'in 19. Genel Kurulunda Genel Başkanlığa Salih Kılıç seçildi.
 
Arşiv
 
Süper Loto
01.12.2016 Tarihli Çekiliş Sonucu101823343650
 
On Numara
28.11.2016 Tarihli Çekiliş Sonucu03091114253336374045474851535459616465727880
 
Sayısal Loto
26.11.2016 Tarihli Çekiliş Sonucu052122262944
 
Şans Topu
30.11.2016 Tarihli Çekiliş Sonucu041011162601
 
 
Kurumsal

İçerik

Gündem

Siyaset

Teknoloji

Yukarı Çık