CHP Lideri: 'Milli irade diyorsunuz, meclisi satıyorsunuz'

Ana Sayfa » Güncel » Cihaner'den mecliste tarihi konuşma

Cihaner'den mecliste tarihi konuşma

TBMM'de devam eden 2014 yılı bütçegörüşmeleri devam ederken gündemdeki konular da sert tartışmalara neden oluyor. Önceki gün partisi adına kürsüye çıkan CHP Denizli Milletvekili İlhan Cihaner, konuşmasının ardından AKP Milletvekillerine Gezi eylemcilerinin polislere yaptığı "Şimdi elinizdeki silahları bırakın ve yavaşça çekilin" anonsuna göndermede bulunarak "Şimdi elinizdeki mazbataları yavaşça yere bırakıp Meclisi terk edin" çağrısında bulundu.

 
20 Aralık 2013 Cuma 16:10 
Yorum YapYazdır
 
 
Cihaner'den mecliste tarihi konuşma

İşte Cihaner'in o konuşması:

 

Konuşmama çok basit birtakım gerçekleri hatırlatarak başlayacağım. Bütçeler aslında basit birer mali tablo olmanın ötesinde anlamlar taşır. Bunlara bakarak, ülkeyi yöneten hükûmetlerin hangi iktisadi ve sosyal politikaları izlediklerini, kimlerden vergi topladıklarını, vergilerin adil bir şekilde toplanıp toplanmadığını, eğitime, sağlığa, sosyal güvenliğe ne kadar pay ayrıldığını yani bunlara ne kadar önem verdiğini görebiliriz. Ancak, AKP bütçeleri, emeğiyle geçinen yurttaşlarımızın, işçilerin, memurların ve tüm emekçilerin ödedikleri vergilerle devletten aldıkları hizmetler arasındaki orantısızlığın tablosu olarak karşımızda durmaktadır. Bu bütçeler, Türkiye'de sosyal devletin nasıl ortadan kaldırıldığının, kamu girişimciliğinin nasıl tasfiye edildiğinin, sermaye yanlısı neoliberal politikaların nasıl uygulandığının açık birer belgesi olarak karışımızda durmaktadır.

 

 

On bir yıl boyunca sosyal devleti tasfiye eden iktidar, Başbakan millî iradeyi dilinden düşürmemesine rağmen, millî iradenin somutlaştığı yeri yani bu Meclisi devre dışı bırakmak, etkisizleştirmek, işlevsizleştirmek için elinden geleni yapmaktadır. İktidar, milletvekillerinin verdiği soru önergelerine yanıt verilmemesinden tutun da Sayıştay raporları üzerinden Hükûmetin denetlenmesine olanak veren mekanizmaları ortadan kaldırmaya kadar uzanan bir genişlikte millî iradeyi temsil eden kurumu yani Parlamentoyu iş göremez hâle getirmiş, yasama organını göstermelik bir kuruma dönüştürmüştür. "Tarih en büyük öğretmendir, kafalarına vura vura hukuku, adaleti öğretecek hem de kendi argümanlarını, enstrümanlarını kullanarak." Bu sözleri yaklaşık iki yıl önce etmiştim. Hükûmet sözcüsünün biraz önce yaptığı açıklamasını ibretle okuyun ve diğer davalarda yaşananlara verdiği tepkileri bir hatırlayın ama samimi üzüntüm, bu öğrenmenin yani hukuku adaleti öğrenmenin, bunun farkına varmanın çocuklar ve evlatlar üzerinden yaşanıyor olmasıdır. Evlatlar hep değerlidir, suçsuzdur anaların gözünde ama anlaşılıyor ki sizin evlatlarınız daha değerliymiş. Bugüne kadar bu halkın çocuklarına küfür eden valileri korudunuz, çırılçıplak soyup utandırmadan arayanları, taciz edenleri korudunuz, öldürenleri, kör edenleri, cezaevlerinde tecavüz edenleri korudunuz, hatta "Destan yazdılar." deyip ikramiye verdiniz. Komada direnen 14 yaşındaki Berkin'in hiçbir değeri olmadı sizin için. Asfalta boyayla "Faşizme ölüm, Hükûmet istifa" yazdı diye asfalta zarar vermek suçundan yargılanan 13 yaşındaki çocuğun adını hiç bilmezsiniz. Bakın, 13 yaşından bahsediyorum, bu halkın çocuklarını katlettiğiniz yetmiyormuş gibi, cenazelerinin kaldırılmasına bile günlerce izin vermediniz. Bu halkın gazetecilerine, politikacılarına, avukatlarına işkence yaptınız, cezaevlerine doldurdunuz. Öğretmenlerini, emekçilerini copladınız, gaza boğdunuz. Katliamları, yolsuzlukları soruşturacağınıza bunları açığa çıkaranların, halkın için "hack" yapanların peşine düştünüz. Roboski'de çocuklarını katlettiğiniz bu halkın -bu arada heceleyeyim, yanlışlık olmasın: Dobroski değil, Ro-bos-ki- hiç ama hiç birinde siyasi sorumluluk hissetmediğiniz gibi, bu saldırıların sorumlusu olan valiler ve Emniyet müdürleri için "Yedirmeyiz, adamlarımızı satmayız." dediniz. Hele, şimdilerde papaz olduğunuz savcılar için "Kıllarına dokundurtmayız!" demiştiniz, hatırladınız mı? Ali Tatar'ın, onun intiharından sorumlu olan; özel hayatı açıkça ve alçakça medyaya sızdırıldığı için intihar eden Berk Erdem'in ölümünden sorumlu olan savcılar... Siyasi davalarda benzer yüzlerce hukuksuzluğa imza atmış savcıların "Kıllarına dokundurtmayız." deyip sırtlarını sıvazladınız, altlarına zırhlı araçlar verdiniz. Bunca hukuksuzluk, işkence, ölüm kılınızı kıpırdatmadı da bugün ne oldu ki müdürler görevden alındı, savcılar değiştirildi yeni savcılar eklendi? Başta, çocuklarınız çok değerliymiş dedim ama değilmiş aslında; anlaşıldı ki değerli olan cüzdanlarınızmış, para kasalarınızmış, para sayma makinalarınızmış, kendi kirli hesaplarınızmış. "Yedirmeyiz." derken "Hissemizi başkasına yedirmeyiz."miş meğer kastınız. İşte, seçilmiş milletvekilleri, belediye başkanları, siyasi parti liderleri; açıkça, zorbaca cezaevinde tutuluyorken hiç böyle cevval önlemeler alma gereği duymadınız ama belki de tarihin en önemli yolsuzluk iddiaları soruşturulurken polisleri, savcıları değiştirdiniz. Gazetecilere, yazarlara hatta adalet çağrısı yapan barolara, ana muhalefet partisinin Genel Başkanına eleştirileri nedeniyle adil yargılamayı etkileme suçundan dava açıp fezleke düzenleyen savcılar, bu görevden almalara bakalım ne diyecekler?

 

"ÇOCUKLARINIZ VE ADAMLARINIZ İÇİN ADİL BİR SÜREÇ DİLİYORUM"

Her şeye rağmen, tüm kalbimle ve samimiyetimle çocuklarınız ve adamlarınız için adil bir süreç diliyorum. Ama korkarım ki devri iktidarınızda adil savcı ve hâkimleri bulmakta çok zorlanacaksınız. Çünkü, bir çoğunu kanser ettiniz, özel hayatlarını açıklamakla tehdit edip istifa ettirdiniz. "Çetenin nöbetçi hâkimi." dediniz, uydurma soruşturmalarla sürdünüz, mesleklerine küstürdünüz, uzaklaştırdınız. İki gündür ortaya çıkan tablonun siyasi sonucu Hükûmetin ya derhâl istifasıdır ya da karnından konuşmayı bırakıp devlet içinde örgütlü yapıdan kasıtları her kim ise o konuda etkin bir soruşturma başlatmaktır. On bir yıl boyunca sosyal devleti, hukuk devletini, demokrasiyi, Meclis iradesini ayaklar altına aldınız; otoriter, baskıcı, antidemokratik bir rejim kurdunuz. Şimdi kendi içinizden çözülüyorsunuz. Yakında gideceksiniz ama polisiye operasyonlarla değil, bizzat halk gönderecek sizi. İşte o zaman hepsinin hesabını birer birer vereceksiniz.

 

"MUTLE GÜNLER GERİDE KALDI"

Ben, AKP'ye oy veren yurttaşlarımıza da seslenmek istiyorum. Artık bu iktidarın ülkemize ne yaptığını görün. Yurttaşları kutuplaştırıp ikiye böldükleri yetmiyormuş gibi şimdi de devlet aygıtını ikiye böldüler. "Devlet bölünmemişken ne hayrını gördük ki." diyebilirsiniz ama polisi, yargıyı, karanlık odaklara gönüllü teslim ettiğini itiraf eden bir hükûmet söz konusu. Bir hukuk devletinde, bir demokraside seçilmiş hükûmetler gölge, kapalı, illegal yapılanmalarla iktidarı paylaşır mı? Parlamentoyu, meşruiyet ve kıymetiharbiyeden yoksun hâle getirmiş bir hükûmet söz konusu. "Ne istediler de vermedik?" deyip mutlu mesut günlerde kamu kaynaklarını, valilikleri, bakanlıkları kardeşçe paylaştığını itiraf eden bir hükûmet söz konusu.

 

"ELİNİZDEKİ MAZBATALARI YAVAŞÇA YERE BIRAKIP MECLİSİ TERK EDİN"

Bu mudur düşlediğimiz, yaşamak istediğimiz ülke? Kasetlerle özel hayata ait gizlice çekilmiş görüntülerle dizayn edilen bir ülke mi istediğimiz? Herkesin telefonunun dinlendiği ya da bu kaygıyla yaşadığı bir ülke mi istediğimiz? Soruşturmalardan kurtulmak için Başbakanın tanıdığına ihtiyaç duyulan bir ülke mi? Sizlerin, bizlerin, çocuklarımızın payına, kendisini ateşe verecek boyutta yoksulluk, taşeron işçiliği, iş cinayetleri, güzel ölümler, gıda yardımları, konteyner kentlerde dondurucu soğuk düşerken bunların çocuklarının payına düşenleri iyi takip edin ve hesabını sorun. Yıllarca haysiyet cellatlığı yaptılar. Şimdi, devlet içinde örgütlenmiş yapı, masumiyet karinesi, soruşturmanın gizliliği, siyasi soruşturma diyorlar; davetle gelebilecek kişilerin evleri sabahın beşinde basılır mı diyorlar; beraatizimmet asıldır diyorlar. Bu çifte standartlı, ahlaksız kavgadan adalet ve özgürlük çıkmaz, çıksa çıksa daha fazla pislik çıkar. Gelin, şeffaf, adil, özgür, eşit bir ülkeyi beraber inşa edelim. Aksi takdirde, kendileriyle birlikte tüm halkı dibe çekecekler. Konuşmamı haziran direnişine uygun bir çağrıyla bitireyim: Şimdi elinizdeki mazbataları yavaşça yere bırakıp Meclisi terk edin.

 
20 Aralık 2013 Cuma 16:10 
Yorum YapYazdır
 
(0 Yorum Yapıldı)Yorumlar
<p>Henüz kimse yorum yapmamış, ilk yorum yapan siz olun.</p>
 
Bu Kategorideki Diğer Haberler
 
 
 
Son 24 Saat
Haberler RSS Beslemesi
 
Anket
Halkoylaması sonrası Türkiye'yi ne bekliyor?
1. Daha iyi bir gelecek
2. Daha kötü bir gelecek
3. Birşey değişmez
 
Yazarlar
Yazarlar RSS Beslemesi
A. Şefik Mollamehmetoğlu
 
Attila Aşut
 
Nihat Genç
 
Türker Ertürk
 
Arslan Bulut
 
Mehmet Polat
 
Prof. Dr. Orhan Özgür
 
Ahmet Özer
 
Göksu Mollamehmetoğlu
 
Gülcan Özgür
 
Ömer Turan
 
Osman Cudi Yılmaz
 
Ömer Faruk Altuntaş
 
Prof. Dr. Burhan Çuhadaroğlu
 
Prof. Dr. Cavit Boz
 
Prof. Dr. Kemal Üçüncü
 
Hüseyin HAYDAR
 
Zekeriya Saka
 
Mehmet Kuvvet
 
Hasan Güneş
 
Erdal ÖZÇELİK
 
Serpil Satut Denizoğlu
 
Erdal Eksert
 
İnci Güngör
 
Kazım DEMİR
 
Coşkun ERUZ
 
Mehmet Akıncı
 
Ruhi  Türkyılmaz
 
İlyas Gümrükçü
 
Sami KOÇ
 
Ömer Asan
 
Prof. Dr. Örsan Öymen
 
Kadir ŞİŞGİNOĞLU
 
Mustafa Önsel
 
 
Gazete Manşetleri
 
 
Lig Puan Durumu
 
Takımlar
O
G
B
M
P
1
Beşiktaş
27
18
7
2
61
2
Başakşehir
28
16
9
3
57
3
Fenerbahçe
28
15
8
5
53
4
Galatasaray
28
15
4
9
49
5
Trabzonspor
28
14
5
9
47
6
Antalyaspor
28
12
7
9
43
7
Gençlerbirliği
28
10
9
9
39
8
Konyaspor
28
10
9
9
39
9
Osmanlıspor FK
28
9
10
9
37
10
Kasımpaşa
28
10
7
11
37
11
K.D.Ç. Karabük
28
10
5
13
35
12
Bursaspor
28
10
5
13
35
13
Alanyaspor
28
10
4
14
34
14
Akhisar Bld.
28
9
6
13
33
15
Kayserispor
28
7
6
15
27
16
Gaziantepspor
28
7
4
17
25
17
Ç. Rizespor
28
6
6
16
24
18
Adanaspor
27
5
5
17
20
 
Şampiyonlar Ligi
 
UEFA Avrupa Ligi
 
Alt Lig
 
 
 
Arşiv
 
Tarihte Bugün
1512 - I. Selim tahta çıktı.
1830 - Osmanlı hükümeti, Yunan devletinin varlığını resmen kabul etti.
1877 - Rusya, Eflak ve Boğdan'a girerek Osmanlı'lara savaş açtı, böylece 93 Harbi olarak anılan Osmanlı-Rus savaşı başlamış oldu.
1898 - İspanyolların Küba adasının boşaltılması istemini reddederek ABD'ye savaş ilan etmesiyle İspanyol-Amerikan Savaşı başladı.
1909 - İstanbul'a gelen Hareket Ordusu, 31 Mart Ayaklanması'nı bastırdı.
1915 - İstanbul'da Ermeni topluluğunun önde gelen 2.345 kişi tutuklandı.
1916 - Patrick Pearse önderliğindeki gizli milliyetçi örgüt, İrlanda Cumhuriyetçi Kardeşliği, Postane Baskını ile, Dublin'de İngiliz egemenliğine karşı Paskalya Ayaklanması'nı başlattı.
1920 - Mustafa Kemal, Büyük Millet Meclisi Reisliğine seçildi.
1946 - Ulvi Cemal Erkin'in Birinci Senfonisi, Ankara Devlet Konservatuvarı'nda ilk kez seslendirildi.
1959 - Mısır Devlet Başkanı Cemal Abdül Nasır, Shell ve Anglo-Egyptian petrol şirketlerini kamulaştırma emri verdi.
1972 - TBMM, Deniz Gezmiş, Yusuf Aslan ve Hüseyin İnan'ın idam kararlarını yeniden onayladı.
1978 - Ereğli Kömür İşletmesi'nin Armutçuk üretim bölgesindeki grizu patlamasında 17 işçi öldü.
1980 - İran'da rehin tutulan 52 ABD'liyi kurtarmak için girişilen kurtarma operasyonu, rehineler kurtarılamadan sekiz ABD askerinin ölümüyle sonuçlandı.
2001 - Ankara DGM Cumhuriyet Başsavcılığı, Beyaz Enerji Operasyonu'na ilişkin soruşturmayı tamamlayarak dava açtı.
2004 - BM Genel Sekreteri Kofi Annan'ın Kıbrıs'ta çözüm için hazırladığı plana ilişkin referandum yapıldı. KKTC'de kabul edilen, ancak Kıbrıs Cumhuriyeti'nde reddedilen plan, her iki toplum tarafından kabul edilmediği için reddedilmiş oldu.
2007 - Recep Tayyip Erdoğan, Abdullah Gül'ü Cumhurbaşkanlığına aday olarak gösterdi.
 
Namaz Vakitleri
 
  • İmsak03:29
  • Güneş05:21
  • Öğlen12:31
  • İkindi16:19
  • Akşam19:18
  • Yatsı20:58
 
Süper Loto
20.04.2017 Tarihli Çekiliş Sonucu030622243337
 
On Numara
17.04.2017 Tarihli Çekiliş Sonucu02030616202327282933434651526065717374757679
 
Sayısal Loto
22.04.2017 Tarihli Çekiliş Sonucu051825283841
 
Şans Topu
19.04.2017 Tarihli Çekiliş Sonucu091014303107
 
 
Kurumsal

İçerik

Gündem

Siyaset

Teknoloji

Yukarı Çık