Savcılıktan Genelkurmay İletişim Dairesi'ne cunta suçlaması

Ana Sayfa » Siyaset » CHP'den çok önemli 2 yasa önerisi

CHP'den çok önemli 2 yasa önerisi

CHP, Sulh Ceza Hakimlikleri'nin kaldırılması ve seçim barajının yüzde 5'e çekilmesi için kanun teklifi verdi.

 
8 Temmuz 2015 Çarşamba 22:11 
Yorum YapYazdır
 
 
CHP'den çok önemli 2 yasa önerisi

CHP, TBMM Başkanlığı'na Milletvekili Seçimi Kanununda Değişiklik Yapılmasına İlişkin Kanun teklifi sundu. 1983 tarihli seçim kanunundaki 'yüzde 10' ifadesinin 'yüzde 5' ile değiştirilmesini talep eden CHP'li Akif Hamzaçebi, son seçim haricinde AK Parti'nin tek başına yönetme yetkisini halktan değil, seçim sisteminden aldığını söyledi. CHP İstanbul Milletvekili Barış Yarkadaş tarafından verilen bir başka kanun teklifinde ise Sulh Ceza Hâkimlikleri kurulmasını öngören kanunun birçok sorunu da beraberinde getirdiğine dikkat çekilerek bu hakimliklerin kaldırılması istendi.

"BARAJ YÜZDE 10'DAN 5'E DÜŞÜRÜLSÜN"

CHP, İstanbul Milletvekili Akif Hamzaçebi imzasıyla seçim barajının yüzde 10'dan yüzde 5'e çekilmesi için TBMM Başkanlığı'na kanun teklifi sundu. "Bir ülkede belirli aralıkla seçimlerin yapılıyor olması o ülkede özgürlükçü bir demokrasi olduğu sonucunu yaratmaz." diyen Hamzaçebi, farklı görüş sahiplerinin parlamentoya yansıması gerektiğini vurguladı. Hamzaçebi, "Demokratik kurallara uygun bir seçim için, seçimin saydam yapılması yeterli değildir. Aynı zamanda seçmenin iradesinin yasama organına tam olarak yansıması gerekir. Toplumdaki farklı görüşlerin en geniş biçimde parlamentoya yansımasını sağlayacak olan seçim sistemidir. Demokrasi geleneği güçlü ülkelerde sakıncalar yaratmayan seçim sistemlerinin demokrasi geleneği zayıf ülkelerde sorun yatabileceği bilinen bir gerçektir." diyerek Türkiye'de çok partili siyasi yaşama geçilmesinin sonra farklı seçim sistemlerin uygulandığını anlattı.

"AKP TEK BAŞINA YÖNETME YETKİSİNİ HALKTAN DEĞİL SEÇİM SİSTEMİNDEN ALDI"

"Türkiye'deki yüzde 10'luk baraj, milli iradenin Meclis'e tam yansımaması sonucunu doğurmaktadır" diyen Hamzaçebi, 2002 seçimlerinde AK Parti'nin oyların yüzde 34'ünü alarak TBMM'de yüzde 66'lık çoğunluğa sahip olduğunu, buna karşın Meclis'e yansımayan oyların oranının yüzde 45 olduğunun altını çizdi. "Neredeyse verilen her iki oydan birisi boşa gitmiş, Meclis'te temsil edilememiş oldu" diyen Hamzaçebi, 2007 seçimlerinde de benzer bir durumun yaşandığını ifade ederek "AKP her iki seçimde de ülkeyi tek başına yönetme yetkisini halktan değil, büyük ölçüde seçim sisteminden aldı." dedi.

"YÜZDE 5 İLE FARKLI DÜŞÜNCELER PARLAMENTODA TEMSİL EDİLECEK"

AİHM'in yüzde 10 seçim barajının 'çok yüksek' olduğu yönünde kararını anımsatan Hamzaçebi, 2007 ve 2011 genel seçimlerinde siyasi partilerin yüzde 10'luk seçim barajını aşmak için farklı yollara baş vurduğunu belirtti. Hamzaçebi, "Yüzde 5'lik baraj ile temsilde adalet ilkesine işlerlik kazandırılmakta, küçük partilerin parlamentoya girmesinin önü açılarak farklı düşüncelerin parlamentoda temsili sağlanmaktadır." ifadelerini kullandı.

SULH CEZA HAKİMLİKLERİ

CHP İstanbul Milletvekili Barış Yarkadaş tarafından verilen kanun teklifinde, "Kanunların ayrıca görevli kıldığı haller saklı kalmak üzere yürütülen soruşturmalarda hakim tarafından verilmesi gerekli kararları almak, işleri yapmak ve bunlara karşı yapılan itirazları incelemek ile ağır ceza mahkemelerinin görevleri dışında kalan dava ve işlere asliye ceza mahkemelerince bakılır." deniliyor.

Gerekçe bölümünde ise Barış Yarkadaş, 6545 sayılı 'Türk Ceza Kanunu İle Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun 28 Haziran 2014 gün ve 29044 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren ve Sulh Ceza Hâkimlikleri kurulmasını öngören kanunun birçok sorunu da beraberinde getirdiğine dikkat çekti. 'Kanunî hâkim' veya 'olağan hâkim' ilkesi de denen 'tabiî hâkim (doğal yargıç)' ilkesi, bir uyuşmazlık hakkında karar verecek olan hâkimin, o uyuşmazlığın doğmasından önce kanunen belli olmasını öngören bir ilke olduğunu dile getiren Yarkadaş, şu ifadeleri kullandı: "Hâkim terimi yerine mahkeme terimini koyarak söylersek, tabiî mahkeme veya olağan mahkeme, yargılanacak olayın meydana geldiği anda, o olayın yargılanması için kanunla kurulmuş mahkeme demektir. Kısacası, tabiî mahkeme (olağan mahkeme), olaydan önce kurulmuş ve somut olay ile kuruluşu bakımından ilgisi olmayan mahkeme demektir. Bu mahkemenin hâkimine de tabiî hâkim denir. Buna göre, bir uyuşmazlık, ancak uyuşmazlığın doğumu anında görevli ve yetkili olan mahkeme tarafından yargılanabilecektir. Böylece tabiî hâkim ilkesiyle, uyuşmazlığın olaydan sonra çıkarılacak bir kanunla kurulacak bir mahkeme tarafından yargılanması yasaklanmakta, yani kişiye veya olaya özgü mahkeme kurma imkânı ortadan kaldırılmaktadır. Tabiî hâkim (olağan hâkim) veya kanunî hâkim ilkesinin amacı, yasama organının belirli bir olayı yargılamak için o olaydan sonra mahkeme kurmasının önüne geçmektir. Bu ilkeye uyulduğu takdirde, yasama organı dâhil devletin herhangi bir organı, olaydan sonra, sırf o olayı yargılamakla görevli bir mahkeme kuramayacaktır. Bu ise mahkemelerde yargılanacak olan kişilere büyük bir güvence sağlar. Çünkü onları yargılayacak mahkemeler, sırf onlar için kurulmamış, onları yargılayacak hâkimler sırf onlar için atanmamıştır. Böyle mahkemelerde ve böyle hâkimler huzurunda suçlanan kişiler masum iseler, beraat edeceklerdir. Oysa sırf o olay için kurulmuş ve hâkimi sırf o olay için atanmış bir mahkemede suçlanan kişiler masum olsalar bile mahkûm olabilirler. Tabiî hâkim (olağan hâkim) ilkesinin doğal sonucu, olağanüstü (istisnaî) mahkemelerin kurulmasının yasaklanmasıdır. Olağanüstü mahkeme, olaydan sonra kurulmuş, sırf belli bir olayı veya belli kişileri yargılamak üzere kurulmuş mahkeme demektir. Olağanüstü mahkemelere istisnaî mahkemeler de denir."

Anayasanın 37'nci maddesinde 'kanunî hâkim güvencesi' adı altında düzenlenen şeyin aslında 'tabiî hâkim ilkesi' olduğuna şüphe olmadığını belirten Yarkadaş, şöyle devam etti: "Bir kere, maddenin ikinci fıkrasında, olağanüstü mercilerin kurulması yasaklandığına göre, bundan a contrario, olağan mahkeme ilkesinin kabul edildiği sonucu çıkar. Olağan mahkeme ile tabiî mahkeme aynı şeylerdir. Diğer yandan Anayasanın 37'nci maddesinin Danışma Meclisi Anayasa Komisyonu Gerekçesinde de bu maddede ifade edilen ilkenin tabiî hâkim ilkesi olduğu açıklanmıştır. Gerekçede şöyle denilmiştir: Bu maddede kanunî ve tabiî hâkim güvencesi birlikte düzenlenmiştir... Tabiî hâkim kavramı ise yargılanacak nizanın vukuu anında bulunan kanunun öngördüğü yargı mercii demektir. Bunlara olağan mahkemeler de denir. Diğer bir deyimle, bir ceza [doğrusu niza], ancak vukuu anında yürürlükte bulunan kanunun tâbi kıldığı yargılama mercii önüne götürülecek; bu kanuna göre, hangi mahkemenin görev ve yetkisine giriyorsa o mahkeme tarafından çözüme bağlanacaktır. Bu suretle dâvanın olaydan sonra çıkarılacak bir kanunla yaratılan bir mahkeme önüne götürülmesi yasaklanmakta, yani kişiye yahut olaya göre, kişiyi yahut olayı göz önünde tutarak mahkeme kurma imkânı ortadan kaldırılmaktadır."

16 Haziran 2014 tarih ve 6545 sayılı Kanunun, bir yandan sulh ceza mahkemelerini kaldırdığını diğer yandan da sulh ceza hâkimliklerini kurduğunu dile getiren Yarkadaş, adı geçen kanunun, kaldırılan sulh ceza mahkemelerinin yargılamaya ilişkin görevlerini asliye ceza mahkemelerine, arama, yakalama, tutuklama kararı verme gibi soruşturma işlemlerine ilişkin diğer görev ve yetkilerini ise yeni kurulan sulh ceza hâkimliklerine verdiğini ifade etti.

Böylece bir soruşturmada arama, yakalama, tutuklama kararı eskiden sulh ceza mahkemelerinin hâkimleri tarafından verilirken, yeni sistemde sulh ceza hâkimleri tarafından verileceğini anlatan Yarkadaş, kanun teklifinin gerekçe bölümünde şu görüşlere yer verdi: "16 Haziran 2014 tarih ve 6545 sayılı Kanun sonucu sulh ceza mahkemeleri kaldırmış yerlerine az sayıda sulh ceza hâkimi atanmıştır. Örneğin İstanbul Adliyesinde, söz konusu Kanun uyarınca 38 adet sulh ceza mahkemesi kaldırılmış yerlerine sadece 6 adet sulh ceza hâkimi atanmıştır. Eskiden İstanbul Adliyesinde tutuklanması talep edilen kişinin 38 hâkimden birinin önüne çıkması ihtimali var iken, şimdi 6 hâkimden birinin önüne çıkması ihtimali var. Keza eski sistemde bu 38 sulh ceza mahkemesi hâkiminin birinin kararına itiraz edildiğinde itiraz başvurusu, bu 38 hâkimden biri tarafından değil, 55 asliye ceza hâkiminden o gün nöbetçi olan birisi tarafından karara bağlanıyordu. Oysa yeni sistemde bu 6 sulh ceza hâkimin birisinin verdiği karara itiraz edildiğinde itiraz hakkında diğer beş hâkimden birisi karar verecek. Görüldüğü gibi eski sistemde, iktidarın, bir ihtimal, art niyetle arama, gözaltına, tutuklama kararı çıkarmak istemesi durumunda İstanbul Adliyesinde etkilemesi gereken hâkim sayısı 93 iken, yeni sistemde bu sayı 6'ya düşmüştür. Şüphesiz denebilir ki, sayının çok olması veya az olmasının prensipler açısından bir değeri yoktur. Keza kaldı ki, küçük bir yerde eski sistemde tek bir sulh ceza mahkemesi, yeni sistemde de tek bir sulh ceza hâkimi olabilir. Doğrudur. Doğrudur; ancak buradaki can alıcı mesele, söz konusu kanundan sonra, yeni kurulan sulh ceza hâkimliklerine atanan hâkimlerin özel olarak seçilip seçilmediği meselesidir. Adil bir yargılama için en az tabiî hâkim ilkesi kadar önemli bir ilke daha vardır: Hâkimlerin bağımsızlığı ilkesi. Adil bir yargılama için, hâkimin sadece "tabiî hâkim" olması yetmez; aynı zamanda "bağımsız hâkim" olması gerekir. Hâkim, tabiî hâkim olsa bile, bağımsız değil ise, adalet gerçekleşmez. Bu nedenle hâkimlerin bağımsız bir organ tarafından atanması, atandıktan sonra da siyasî ve idarî makamların etkisi altında kalmamaları ve bunun için de çeşitli teminatlara sahip olmaları gerekir. Kendilerini bağımsız hissetmeyen hâkimlerin tabiî hâkim olması, tek başına yargılananlar için bir güvence teşkil etmez.

Suç işlediği iddia edilen bir kişinin iddia olunan suçu işleyip işlemediği sorunu bir şey, bu kişi hakkında karar verecek hâkimin tabiî ve bağımsız hâkim olması bir başka şeydir. Suç işlediği iddia edilen kişiler gerçekten suç işlemişlerse, dosyada da bunların suç işlediğine ilişkin inandırıcı deliller var ise, sadece istisnaî hâkimler değil, tabiî ve bağımsız hâkimler de bu kişiler hakkında, şartları varsa, arama, yakalama ve tutuklama kararı verirler. Ancak bir ihtimal suç işlediği iddia edilen kişiler gerçekten suç işlememişler ise, tabiî hâkim ilkesine aykırı olarak, sırf onlar için atanmış hâkimler karşısına çıkarılırlarsa, bu kişilerin tutuklanma ihtimalleri, masum olsalar bile, çok yüksektir. Dolayısıyla bir kişinin gerçekten suç işleyip işlemediği, ancak tabiî hâkim ilkesine uygun olarak atanmış bağımsız hâkimler önünde yargılandığı zaman ortaya çıkar. Bu Kanun teklifimizle bu hâkimlikler nedeniyle mağdur olmuş veya mağdur duruma düşebilecek vatandaşların mağduriyete uğramasının önünün kesilmesi amaçlanmıştır. Öyle ki kamuoyunda iktidarın sopası olarak nitelendirilen bu hâkimliklerin kaldırılması adil ve bağımsız yargılama hakkının tesis edilmesi konusunda toplumda bir güven duygusunun artmasına sebep olacaktır."

ADLÎ YARGI İLK DERECE MAHKEMELERİ İLE BÖLGE ADLİYE MAHKEMELERİNİN KURULUŞ, GÖREV VE YETKİLERİ HAKKINDA KANUNDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASI HAKKINDA KANUN TEKLİFİ

MADDE 1- 26/9/2004 tarihli ve 5235 sayılı Adlî Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Bölge Adliye Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yetkileri Hakkında Kanunun 10'uncu maddesi başlığı ile birlikte yürürlükten kaldırılmıştır.

MADDE 2- 5235 sayılı Kanunun 11 inci maddesinin birinci fıkrası aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.

"Kanunların ayrıca görevli kıldığı hâller saklı kalmak üzere, yürütülen soruşturmalarda hâkim tarafından verilmesi gerekli kararları almak, işleri yapmak ve bunlara karşı yapılan itirazları incelemek ile ağır ceza mahkemelerinin görevleri dışında kalan dava ve işlere asliye ceza mahkemelerince bakılır."

MADDE 3- Bu Kanun yayımı tarihinde yürürlüğe girer.

MADDE 4- Bu Kanun hükümlerini Bakanlar Kurulu yürütür. (Kaynak: Millet)

 
8 Temmuz 2015 Çarşamba 22:11 
Yorum YapYazdır
 
(0 Yorum Yapıldı)Yorumlar
<p>Henüz kimse yorum yapmamış, ilk yorum yapan siz olun.</p>
 
Bu Kategorideki Diğer Haberler
 
 
Son 24 Saat
Haberler RSS Beslemesi
 
Yazarlar
Yazarlar RSS Beslemesi
Attila Aşut
 
Nihat Genç
 
A. Şefik Mollamehmetoğlu
 
Prof. Dr. Orhan Özgür
 
Arslan Bulut
 
Mehmet Polat
 
Türker Ertürk
 
Ahmet Özer
 
Göksu Mollamehmetoğlu
 
Gülcan Özgür
 
Ömer Turan
 
Osman Cudi Yılmaz
 
Ömer Faruk Altuntaş
 
Prof. Dr. Burhan Çuhadaroğlu
 
Prof. Dr. Cavit Boz
 
Prof. Dr. Kemal Üçüncü
 
Hüseyin HAYDAR
 
Zekeriya Saka
 
Mehmet Kuvvet
 
Hasan Güneş
 
Erdal ÖZÇELİK
 
Serpil Satut Denizoğlu
 
Erdal Eksert
 
İnci Güngör
 
Kazım DEMİR
 
Coşkun ERUZ
 
Mehmet Akıncı
 
Ruhi  Türkyılmaz
 
İlyas Gümrükçü
 
Sami KOÇ
 
Ömer Asan
 
Prof. Dr. Örsan Öymen
 
Kadir ŞİŞGİNOĞLU
 
Mustafa Önsel
 
 
 
Gazete Manşetleri
 
 
Lig Puan Durumu
 
Takımlar
O
G
B
M
P
1
Beşiktaş
21
14
5
2
47
2
Başakşehir
22
13
7
2
46
3
Galatasaray
21
12
4
5
40
4
Fenerbahçe
22
10
8
4
38
5
Antalyaspor
22
10
5
7
35
6
Trabzonspor
22
9
5
8
32
7
Osmanlıspor FK
22
7
9
6
30
8
K.D.Ç. Karabük
22
9
3
10
30
9
Konyaspor
22
7
8
7
29
10
Bursaspor
22
8
4
10
28
11
Kasımpaşa
22
8
4
10
28
12
Akhisar Bld.
22
7
6
9
27
13
Gençlerbirliği
21
6
8
7
26
14
Kayserispor
22
7
4
11
25
15
Alanyaspor
22
7
4
11
25
16
Ç. Rizespor
22
5
5
12
20
17
Adanaspor
22
4
5
13
17
18
Gaziantepspor
21
4
4
13
16
 
Şampiyonlar Ligi
 
UEFA Avrupa Ligi
 
Alt Lig
 
 
Anket
2016 TÜRKİYE AÇISINDAN NASIL GEÇECEK?
ÇOK İYİ
İYİ
BİR ŞEY DEĞİŞMEZ
KÖTÜ
ÇOK KÖTÜ
 
Namaz Vakitleri
 
  • İmsak05:11
  • Güneş06:51
  • Öğlen12:45
  • İkindi15:51
  • Akşam18:17
  • Yatsı19:47
 
Tarihte Bugün
1594 - IV. Henry, Fransa kralı oldu.
1844 - Dominik Cumhuriyeti, Haiti'den bağımsızlığını ilan etti.
1863 - Türkiye'de bilinen ilk resim sergisi İstanbul Atmeydanı'nda açıldı. Serginin açılmasına Sultan Abdülaziz destek verdi.
1879 - Yapay tatlandırıcı sakarin keşfedildi.
1880 - Haydarpaşa-İzmit demiryolu işçileri greve çıktı.
1917 - Rus Çarlığı çöktü.
1918 - Çaykara'nın kurtuluşu.
1921 - Şavşat'ın kurtuluşu.
1932 - Halkevleri kuruldu.
1933 - Reichstag yangını
1937 - Özel teşebbüsçe inşa edilen ilk Türk gemisi Belkıs, Haliç'te törenle denize indirildi.
1942 - II. Dünya Savaşı: Amerika Birleşik Devletleri'nin ilk uçak gemisi USS Langley, Japon savaş uçakları tarafından batırıldı.
1943 - Amerika Birleşik Devletleri'nin Montana eyaletinde bir maden ocağında patlama meydana geldi: 74 işçi öldü.
1948 - Çekoslovakya'da komünist parti yönetimi ele aldı.
1955 - Türk boksör Garbis Zaharyan, Yunanlı rakibi Emanuel Zambidis'i sayıyla yendi.
1963 - Dominik Cumhuriyeti'nde ilk demokratik seçimler yapıldı: başkan Juan Bosch oldu. Rafael Trujillo'nun diktatörlüğü sona erdi.
1964 - Coca-Cola'nın dünya üzerindeki 1109'uncu fabrikası İstanbul'da açıldı. Tamamıyla yerli yatırımla kurulan şirketin sermayesi 14 milyon liraydı.
1971 - TRT bir açıklama yaparak, parasızlık nedeniyle radyo yayınlarını 18,5 saatten 8 saate indirmek zorunda kalacağını bildirdi.
1973 - MHP senatörü Kudret Bayhan 15 yıl hapse mahkûm oldu. Bayhan Fransa'ya uyuşturucu madde sokmaktan yargılanıyordu.
1975 - Tüm Öğretmenler Birleşme ve Dayanışma Derneği (Töb-Der) ve çeşitli devrimci kuruluşlar tarafından " Hayat Pahalılığı ve Faşizmi Protesto " mitingleri düzenlendi. Malatya, Tokat, Kahramanmaraş, Erzincan ve Adıyaman'da ki mitingler saldırıya uğradı.
1976 - Hayali mobilya ihracatı ve vergi iadesi yolsuzluğundan sanık Yahya Demirel için tutuklama kararı verildi. Gelişen olaylar üzerine Ecevit "Demirel'in siyasi hayatta kalma hakkı yoktur " dedi.
1978 - Kara Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Kenan Evren Genelkurmay Başkanlığına atandı.
1985 - Bazı Ege illerindeki okulların "Devrim" olan adları değiştirildi.
1988 - Türkiye'de ilk yapay kalp ameliyatı, Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi İbni Sina Hastanesi'nde yapıldı. Hasta, gerçek kalp bulunamaması yüzünden bir süre sonra öldü.
1993 - İnsan Hakları Derneği Elazığ şubesi başkanı Avukat Metin Can ve Dr. Hasan Kaya öldürülmüş olarak bulundu.
1995 - Kuzey Irak'ın Zaho kentinde bir ticaret merkezinde bomba patladı; 76 kişi öldü, 83 kişi yaralandı.
1995 - Mercedes kaçakçılığından hükümlüyken yeniden yargılanan milli futbolcu Tanju Çolak "suçu ihbar ettiği" gerekçesiyle mahkeme tarafından serbest bırakıldı.
1999 - Olusegun Obasanjo, Nijerya'nın seçimle işbaşına gelen ilk başkanı oldu.
2001 - Başbakan Bülent Ecevit, Dünya Bankası Başkan Yardımcısı Kemal Derviş'i istişarelerde bulunmak üzere Türkiye'ye çağırdı.
2002 - Hindistan'da Müslümanların Hindu milliyetçileri taşıyan bir treni ateşe vermesi sonucu 60 kişi öldü.
2004 - Filipinler'de bir feribotta patlama meydana geldi: 116 kişi öldü.
2010 - Şili de 8.8 büyüklüğünde deprem oldu.
 
Arşiv
 
Süper Loto
23.02.2017 Tarihli Çekiliş Sonucu051920293640
 
On Numara
27.02.2017 Tarihli Çekiliş Sonucu09111316171823303235374041434754577072737680
 
Sayısal Loto
25.02.2017 Tarihli Çekiliş Sonucu132025283048
 
Şans Topu
22.02.2017 Tarihli Çekiliş Sonucu162027283105
 
 
Kurumsal

İçerik

Gündem

Siyaset

Teknoloji

Yukarı Çık