AKP'lilerden Kılıçdaroğlu'na tekbirli ölüm tehdidi

Ana Sayfa » Ekonomi » CHP'de özelleştirmeci ekonomi sorumlusu!

CHP'de özelleştirmeci ekonomi sorumlusu!

CHP'de Ekonomik Politikalardan Sorumlu Genel Başkan Yardımcılığı görevine Selin Sayek Böke getirildi. Böke, AKP'nin özelleştirme poltikalarını başarılı bulan biri. Odatv'den Ahmet Müfit bu konuyu yazı konusu yaptı. İşte o yazı:

 
24 Ekim 2014 Cuma 07:44 
Yorum YapYazdır
 
 
CHP'de özelleştirmeci ekonomi sorumlusu!

Ülke siyasi bir kaosun içinde, sokaklarda insanlar ölüyor. Onca yılın terör örgütü, emperyalist ağababalarının koltuğu altında canilere karşı savaşan kahraman pozuna girmiş durumda. İktidar ikircikli davranırken, ana muhalefet PKK’nın Suriye kolu PYD’nin terör örgütü olmadığı konusunda ABD’yle hemfikir. Kolluk kuvvetlerini olağanüstü yetkilerle donatacak yasalar hayatımıza girmek üzere.

Böyle bir durumda ekonomiden bahsetmek, İstanbul işgal edilirken meleklerin cinsiyetini tartışmak gibi gelebilir bir çoğumuza. Bu da çok doğal, çünkü 30 küsur yıldır oynanan oyun hepimizi pusulasız bırakmış durumda. Oyunun adı: “Ekonomi ayrı şeydir siyaset ayrı. Siyaset ekonomiye karışmamalı”.

AKTÖRLER DEĞİŞTİ AMA OYUN HEP AYNI

Özal-Evren işbirliği ile 1980’de başlayan süreç, SHP-DYP, DSP-ANAP-MHP ve AKP dönemlerinde derinleşerek devam etti. Aktörler değişti, uluslararası mali sermaye destekli oyun hep aynı kaldı. Ekonomiyi, yani toplumun temel sorunlarının altındaki esas dinamiği tartışmaksızın siyaset yapmanın, nedenlerden bağımsız olarak sonuçları tartışmanın doğru olduğu söylendi. Tersini söyleyip yapanlar gayrimeşru, çağ dışı ilan edildi.

“Siyasetin görevi serbest piyasanın doğru çalışmasını sağlamaktır”. “Devlet üretmez, üretirse de kötü üretir, pahalı üretir”. “Tüm kamusal varlıklar özel sektöre tahsis edilmeli, kamu hizmetleri özel sektör eliyle gerçekleştirilmeli, kamu hizmetleri özel sektörün kâr alanı haline getirilmelidir”. “Kamu hizmeti kötüdür, verimsizdir. Dolayısıyla tasfiye edilmeli, kamu malları, kamuya ait topraklar, dereler, ormanlar, göller özel sektöre devredilmelidir”. “Yürütme erki özel sektörle paylaşılmalı, yönetim değil yönetişim olmalıdır. Aksi halde o rejimin adı demokrasi değil faşizm olur”. vb. bu oyunda en çok kullanılan replikler.

Yeni kuşaklar bu gerçek dışı sözlerle yetişti. İktisat okullarından “kalkınma ekonomisi dersleri kaldırıldı. Parayla para kazanma teknikleri eğitim programının ana konusu haline geldi. Ekonominin amacı ülkenin kalkınması, insanın, toplumun refahı değil, yerli yabancı para sahiplerinin daha çok para kazanması oldu. Ulusal kalkınma devri bitti, “paranın dini, milliyeti olmaz” saçmalığıyla el parasıyla büyümek, el parasıyla tüketmek yani borç para karşılığı ülkenin bağımsızlığını ipotek altına sokmak meşrulaştırıldı

BU HAKLARI SAVUNMAYI “FAŞİSTLİK” OLARAK YAFTALADILAR

Bize siyaset ve ekonomi ayrı şeydir diyenler ise her zaman olduğu gibi, bize söylediklerinin tam tersini yaptı. Topyekun kalkınan, gelir dağılımının adaletli olduğu, çalışmanın ayrıcalık, yada lütuf değil bir hak olarak görüldüğü, çalışanların insanca yaşadığı bir ülkeyi ve ekonomik bağımsızlığı savunmayı “faşistlik” olarak yaftaladılar; ekonomik bağımlılığı, birbiriyle yarışan, birbirine destek değil rakip olan bireyleri, kentleri, bölgeleri yani bölünmeyi, parçalanmayı savunmayı “demokrasi” diye adlandırmakta, kendileri gibi düşünmeyenleri demokrasi düşmanı olarak suçlamakta, siyasetin ta kendisini hem de en iki yüzlüsünü yapmakta sakınca görmediler. Gazete ilanlarıyla hükumetler düşürürken de, darbe liderleriyle kol kola gezerken de hep “demokrat” oldular.

Bu yalanı topluma yutturabilmek için ise insanlığın toplumsal gelişmeye en uygun örgütlenme biçimi olan ulus oluşumu zayıflatılarak arkaik formlara, etnik ve dini kimliklere geri dönüş, çağdaşlığın demokratlığın gereğiymiş gibi gösterildi. Çalışan kesimlerin, kendilerini sermayenin kölesi haline getiren sisteme karşı birlik olmaları engellendi, emeğiyle zar zor geçinen, aslında aynı safta olması gereken geniş yığınlar etnik ve dini kimlikleri ön plana çıkarılarak birbirlerine düşman edildi.

CHP'NİN EKONOMİ POLİTİKALARI TERCİHİ BELLİ OLDU

20 yılı aşkın süredir yani 12 Eylül sonrasında, CHP’nin yeniden kurulduğu günden bu yana, ulusalcı, kalkınmacı ekonomi politikalarıyla, topyekûn kalkınmayı değil parasal büyümeyi esas alan Özal-Evren politikaları arasında gidip gelen CHP’nin son kurultayı sonrasında, Ekonomik Politikalardan Sorumlu Genel Başkan Yardımcılığı görevine Selin Sayek Böke’nin getirilmiş olması, CHP’nin ekonomi politikaları açısından tercihinin, neo-liberal, aşırı finansallaşmaya dayalı, küreselleşmeci çizgiden yana netleştiğini gösteriyor.

CHP yönetimine seçilmesi sonrasında yaptığı ilk açıklamada, AKP’nin 2007’ye kadar uyguladığı ekonomi politikalarını yani kamu mal ve hizmetlerinin özelleştirilmesine, sosyal devletin tasfiyesine, ucuz emeğe ve borç parayla ödünç refaha dayalı ekonomi politikalarını başarılı bulduğunu belirten Böke,  bu politikaların gelir adaletsizliği konusunda ülkemizi Avrupa lideri, dünya beşincisi yaptığından bahsetmeye gerek duymadı. Hala yüzde 3’ler düzeyinde büyüyor olmamız nedeniyle, ülkemizde ekonomik krizden bahsetmenin söz konusu olmadığını söyledi.

ALİ BABACAN'DAN BİLE DAHA İYİMSER

İşsizlik, yoksulluk, iş kazaları, güvencesiz çalışma ve hayat pahalılığındaki artışı; hane halklarının, esnafın, gerçek sanayicinin borca batmış olmasını kriz belirtisi olarak görmeyen Böke’nin ekonominin durumu konusunda, kriz geliyor uyarısı yapmaya gerek duyan Ali Babacan’dan dahi daha iyimser olduğu anlaşılıyor.

Ulus devleti savunmanın etnisiteyle değil ekonomiyle/ekonomik bağımsızlıkla ilgili bir kavram olduğunu; neo-liberal ekonomik sistem ile neo-liberal devlet yapısının yani ulus devlet karşıtlığının ayrılmaz ikili olduğunu; hem ulusalcı hem de piyasacı olunamayacağını uzun zamandır söylüyor, yazıyoruz.

Bir kez daha söylemiş olalım.

Ahmet Müfit

Odatv.com

 
24 Ekim 2014 Cuma 07:44 
Yorum YapYazdır
 
(0 Yorum Yapıldı)Yorumlar
<p>Henüz kimse yorum yapmamış, ilk yorum yapan siz olun.</p>
 
Bu Kategorideki Diğer Haberler
 
 
 
Son 24 Saat
Haberler RSS Beslemesi
 
 
Yazarlar
Yazarlar RSS Beslemesi
A. Şefik Mollamehmetoğlu
 
Attila Aşut
 
Nihat Genç
 
Türker Ertürk
 
Arslan Bulut
 
Mehmet Polat
 
Prof. Dr. Orhan Özgür
 
Ahmet Özer
 
Göksu Mollamehmetoğlu
 
Gülcan Özgür
 
Ömer Turan
 
Osman Cudi Yılmaz
 
Ömer Faruk Altuntaş
 
Prof. Dr. Burhan Çuhadaroğlu
 
Prof. Dr. Cavit Boz
 
Prof. Dr. Kemal Üçüncü
 
Hüseyin HAYDAR
 
Zekeriya Saka
 
Mehmet Kuvvet
 
Hasan Güneş
 
Erdal ÖZÇELİK
 
Serpil Satut Denizoğlu
 
Erdal Eksert
 
İnci Güngör
 
Kazım DEMİR
 
Coşkun ERUZ
 
Mehmet Akıncı
 
Ruhi  Türkyılmaz
 
İlyas Gümrükçü
 
Sami KOÇ
 
Ömer Asan
 
Prof. Dr. Örsan Öymen
 
Kadir ŞİŞGİNOĞLU
 
Mustafa Önsel
 
 
Anket
Halkoylaması sonrası Türkiye'yi ne bekliyor?
1. Daha iyi bir gelecek
2. Daha kötü bir gelecek
3. Birşey değişmez
 
Gazete Manşetleri
 
 
Arşiv
 
Tarihte Bugün
1691 - II. Ahmet padişah oldu.
1868 - ABD'li mucit Latham C. Sholes, daktilonun patentini aldı.
1894 - Uluslararası Olimpiyat Komitesi Paris'te kuruldu.
1920 - Çerkez Ethem, Yozgat'a girdi.
1939 - Hatay'ın Türkiye'ye katılmasına ilişkin antlaşma, Ankara'da imzalandı.
1950 - Türkiye Cumhuriyeti Turizm Bankası kuruldu.
1954 - Türkiye, ilk kez katıldığı Dünya Futbol Kupası finallerinde Federal Almanya'ya yenilerek elendi.
1954 - İstanbul Üniversitesi Fen Fakültesi Dekanlığına seçilen Prof.Dr. Nüzhet Gökdoğan, ilk kadın dekan oldu.
1983 - Doğru Yol Partisi (DYP) kuruldu.
 
Namaz Vakitleri
 
  • İmsak02:20
  • Güneş04:42
  • Öğlen12:34
  • İkindi16:35
  • Akşam20:05
  • Yatsı22:07
 
Süper Loto
22.06.2017 Tarihli Çekiliş Sonucu030520374448
 
On Numara
19.06.2017 Tarihli Çekiliş Sonucu04050709101315243233344244484952606271737679
 
Sayısal Loto
17.06.2017 Tarihli Çekiliş Sonucu050825284549
 
Şans Topu
21.06.2017 Tarihli Çekiliş Sonucu030417193310
 
 
Kurumsal

İçerik

Gündem

Siyaset

Teknoloji

Yukarı Çık