‘AKP atama listesi'nde kim kimin nesi?

Ana Sayfa » Siyaset » CHP liderinden şok iddia

CHP liderinden şok iddia

Kılıçdaroğlu, Adalet Bakanı Müsteşarının İzmir'deki soruşturmayı başlatan savcıya telefon açarak ''O dosyayı kapatın'' dediğini iddia etti

 
17 Ocak 2014 Cuma 07:48 
Yorum YapYazdır
 
 
CHP liderinden şok iddia

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, İstanbul merkezli operasyona ilişkin, “Dört bakan, onların çocukları ve yakın çevresinin çok ciddi bir yolsuzluk olayının içinde olduğu görülmüştür. Bakan çocukları tutuklandı, bakanlar görevlerinden ayrıldı, böyle bir tablo. Bu tablo bizim tarihimizde ilk kez gerçekleşiyor” dedi.

Halk Tv’de konuk olduğu “Halk Arenası” adlı programda gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulunan Kılıçdaroğlu, 17 Aralık’ın Türkiye Cumhuriyeti tarihinin çok önemli bir günü olduğunu ifade ederek, “Çünkü ilk kez Türkiye Cumhuriyeti devletinin hükümet tarafından soyulduğu belgelenmiştir. Dört bakan, onların çocukları ve yakın çevresinin çok ciddi bir yolsuzluk olayının içinde olduğu görülmüştür. Bakan çocukları tutuklandı, bakanlar görevlerinden ayrıldı, böyle bir tablo. Bu tablo bizim tarihimizde ilk kez gerçekleşiyor” diye konuştu.

Operasyonun ardından bir bankanın genel müdürünün evindeki ayakkabı kutusunda milyon dolar para çıkmasını, bakan çocuklarının evlerinde kasaların ve para sayma makinelerinin bulunmasını, milyonlarca Türk lirası ve dövizin çıkmasının hiç tartışılmadığını öne süren Kılıçdaroğlu, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın hiçbir yorum yapmadığını ve sadece “Bize komplo kuruyorlar” ifadelerini kullandığını söyledi.

Kılıçdaroğlu, bir yerde mahkeme kararının uygulanmamasının o yerde sorun olduğu anlamına geldiğini dile getirerek, “Bugüne kadar mahkeme kararını uygulamayanlar hep mahkum oldular. Kim olursa olsun. Ama iktidar ilk kez uygulamayacaksın diye açıkça, net talimat veriyor” dedi.

Başbakan Erdoğan’ın “Darbe” söylemiyle cumhuriyet tarihinin en büyük rüşvet ve yolsuzluk operasyonunu gölgelemek istediğini söyleyen Kılıçdaroğlu, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Şu algıyı yerleştirmek istiyor. Biz, bir hükümetiz, biz temiz bir hükümetiz. ‘Kirli çamaşırlarımız çıkartıldı ama bunlara inanmayın’ demek istiyor. Ama bu yolsuzluk ve rüşvet olayı o kadar büyük ki Başbakan istediği kadar çırpınsın, bunu örtme imkanı yok zaten. Gazetelere yansıdığı kadarıyla söylüyorum, yolsuzluğun boyutu 247 milyar lira. Altı tane GAP yapılır 247 milyar lirayla 30 tane Marmaray yapılır. Neden ‘Türkiye Cumhuriyetinin en büyük yolsuzluk ve rüşvet operasyonudur’ deniyor, bunun için söyleniyor. Bu olay sıradan, rutin bir olay değil. Eğer gerçekten Bakanlar Kurulunun içine çöreklenen bir yapı varsa ve bu yapı diğer organlara, bürokrasinin içine, iş dünyasının içine yerleşmişse ve beraber devlet hortumlanıyorsa ciddi bir sorunumuz var demektir.”

Yolsuzlukların dünyanın her ülkesinden yaşanabileceğini ve yolsuzluk olduğu andan itibaren yöneticilerden yargıya müdahale etmemelerinin beklendiğini aktaran Kılıçdaroğlu, toplumun duyarlı olan her kesiminin de yolsuzluğun üzerine kararlılıkla gidilmesini istediğini belirtti.

Kılıçdaroğlu, “Mahkemelerin aradığı oğlu Başbakanın yanında, Başbakanlık arabasına biniyor. Polisin aradığı kişi. Bırakın cumhuriyet tarihini, dünya tarihinde böyle bir uygulama yoktur. Gidin Avrupa’ya bakın, Japonya’ya bakın, Papua Yeni Gine’ye bakın. Yani başbakanın oğlu mahkeme kararıyla aranacak ama o başbakanın yanına binecek, bütün korumalar onun güvenliğini sağlayacaklar ve bu kişiyi mahkemeye götüremeyecekler. Bu işte o ‘Anayasa’nın 138. maddesi çöktü’ sözünün temel bir kanıtıdır” diye konuştu.

HSYK’nın yapısında değişiklik öngören kanun teklifiyle sadece atamalar için izin istenmediğini, Teftiş Kurulunun bakana bağlı olmasının, yargıçların ve savcıların HSYK’da hangi görevi yapacağını bakanın belirlemesinin ve hangi hakimin hangi dairede görev alacağını da yine bakanın kararına bırakılmasının istendiğini ifade eden Kılıçdaroğlu, şunları söyledi:

“Hangi savcı ve hakim hakkında soruşturma açılıp açılmamasına bakan izin verecek. Yani bakan şunu söyleyecek ‘beyler toplanın.’ HSYK toplanacak. Şu talimatı veriyorum yapın. Birisi diyebilir ki ‘ben yıllarımı adalet dağıtmaya verdim. Vicdan sahibi bir insanım, senin dediğini yapamam’ dediği anda hemen iki müfettiş görevlendirecek. ‘Git şunu soruştur’ diyecek. Hakkında olmadık iddialarla. Biliyorsunuz artık Türkiye’de olmadık iddialarla insanları ipe bile götürüyorlar. Onu suçlayacaklar. Belki de mesleğinden olacak. Bu imkanı elde etmek istiyorlar. Yani Teftiş Kurulu ‘tehdit kurulu’ haline gelmiş olacak. İşin özü bu. Bunu tümüyle ele geçirmek istiyor. AB’nin karşı çıkmasının nedeni, Venedik Komisyonun Başkanının karşı çıkmasının nedeni bu.”

Kılıçdaroğlu, demokrasilerde siyasetin sınırını hukukun, diktatörlüklerde hukukun sınırını siyasetin belirlediğine dikkati çekerek, hükümetin bunu elde etmek istediğini ve “Biz hukukun sınırını belirleyeceğiz” dediğini ileri sürdü.

-”Niyetiniz yolsuzluğu örtmektir artık, yolsuzluğu önlemek değil”
Ahlaki olarak yolsuzluk davasına başlayan bir savcının görevinden alınmayacağına değinen Kılıçdaroğlu, savcının görevden alınması halinde toplumda “Siyasi otorite yolsuzlukların üzerini kapatıyor” algısının oluşabileceğini vurguladı.

“Siz eğer daha yolsuzluğun birinci aşamasındayken o savcıyı görevden alıyorsanız, sizin niyetiniz yolsuzluğu örtmektir artık, yolsuzluğu önlemek değildir. Bunun çok tipik örneği Deniz Feneri’dir” diyen Kılıçdaroğlu, hırsızlığı soruşturan savcının suçlu duruma geldiğini savundu.

Kılıçdaroğlu, Adalet Bakanı Müsteşarının İzmir’deki soruşturmayı başlatan savcıya telefon açarak “O dosyayı kapatın” dediğini söyleyerek, şöyle konuştu:

“Adalet Bakanı Müsteşarı bu gücü nereden alıyor, kimden alıyor bu gücü? Bakandan almazsa böyle bir konuşma yapamaz. Şimdi buradan çağrı yapalım isterseniz. Adalet Bakanı kalksın desin ki, ‘yok efendim, böyle bir telefon konuşması asla olmamıştır. Bu, hayalidir’. Bakalım diyebilecek mi? Bu, bir suçtur. Suçu Adalet Bakanı Müsteşarı işlerse ne yapacaksınız. Biz üniversiteyken bir hocamız, ‘kumar oynamak suçtur ama küçük bir Anadolu kasabasında savcı, hakim, kaymakam kumar oynarsa orada suçluyu bulamazsınız’ derdi. Bizim geldiğimiz nokta bu.”

Fezlekeler gecikmemeli

İstifa eden bakanlarla ilgili fezlekelerin hatırlatılması üzerine Kılıçdaroğlu, Adalet Bakanlığının bu fezlekeleri bekletme hakkının olmadığını belirterek, “Fezlekeler gecikmeksizin TBMM’ye gönderilmeli. İktidar gerçekten temiz olduğuna inanıyorsa, bu fezlekeleri geciktirmeksizin parlamentoya göndermek zorundadır” diye konuştu.

Kılıçdaroğlu, yargıda ve diğer bazı kurumlarda yapılan son değişikliklerin nedeninin de Başbakan Erdoğan’a ulaşılmasını engellemek olduğunu savunarak, “Çünkü rüşvetin ve yolsuzluğun başında Başbakan Recep Tayyip Erdoğan var” iddiasında bulundu.

Kılıçdaroğlu, bir soru üzerine, hukuk devletinde “Yolsuzluk ve rüşvetin” hesabının sandıkta değil, yargı önünde verilmesi gerektiğini dile getirdi.

Yaşananların vatandaşlarda umutsuzluk ve karamsarlık yaratmaması gerektiğini vurgulayan Kılıçdaroğlu, CHP olarak şiddete başvurmadan mücadelelerini sürdüreceklerini aktardı.

Yargı kararlarını emniyet güçlerinin yerine getirmediğine yönelik iddiaların hatırlatılması üzerine ise Kılıçdaroğlu, yargı kararlarının en geç 30 gün içinde uygulanması gerektiğini, aksi takdirde suç işlenmiş olacağını söyledi. Kılıçdaroğlu, yargı kararlarının uygulanmaması nedeniyle bir “Devlet krizi” yaşandığını savundu.

HSYK ile ilgili kanun teklifinin Genel Kurula gelmesi halinde komisyonda gösterdikleri mücadeleyi orada da vereceklerini dile getiren Kılıçdaroğlu, “Parlamentodan geçmesine engel olmaya çalışacağız” ifadesini kullandı.

İstanbul merkezli operasyona değinen ve Başbakan Erdoğan’ı eleştiren Kılıçdaroğlu, “Çünkü kendisi işin içinde. Sorun orada zaten. İşin içinde olmasa, kendisine dokunmayacağını bilse emin olun babası bile olsa üzerine gider” değerlendirmesini yaptı.

“Komplo” açıklamalarına da değinen Kılıçdaroğlu, şöyle devam etti:

“Daha düne kadar ‘ne istediniz de vermedik’ diyen Erdoğan, şimdi onları haşhaşi diye suçluyor. Dört bakanın gitti ne komplosu. Komplo olsa bakanların arkasında kapı gibi durursun. Hem ‘istifa edin’ diyor hem de ‘beni rahatlatacak bir deklarasyon yayınlayın’ diyor. Devletin içinde çeteler olabilir, sen başbakansın zaten çetelerle mücadele etmek zorundasın. Eğer o oluşumu ‘çete’ olarak adlandırıyorsanız siz zaten suçlusunuz. ‘Her şeyi verdim size neye itiraz ediyorsunuz’ diyor.”

Kııçdaroğlu, emniyetteki yer değişiklikleriyle ilgili bir soruya karşılık, faturanın öncelikle polise çıktığını savundu. Kılıçdaroğlu, yer değişikliğine uğrayan polislerden yargı yoluna başvurmalarını istedi.

-”Baykal’a yönelik komplo”-

Eski CHP Genel Başkanı Deniz Baykal’a yönelik “Komplo iddiaları” ve Baykal’ın soruşturmaya yönelik açıklamalarının hatırlatılması üzerine Kılıçdaroğlu, şunları söyledi:

“Sayın Baykal’a yönelik yapılan komplonun hemen arkasından Erdoğan’ın bir açıklaması oldu. ‘MİT’e talimat verdim, kim yaptı bulsun’ diye. Bugüne kadar hiçbir şey olmadı. Ben, bunu yetkililere sordum zaman zaman ‘ne oldu’ diye. Bir ülkede anamuhalefet liderine karşı böyle bir komplo yapılıyorsa, bunu ortaya çıkaracak siyasi otoritedir. Benim kişisel kanaatim ortaya çıkarılması için ciddi bir çaba sergilenmiyor. Sayın Baykal’a karşı en acımasız söylemleri Erdoğan söyledi. Bunu kullandı, ayıptır bunu kullanmak. Şimdi kendi yolsuzluğunu ona eş değer kılmak istiyor. Bu, bir kaset olayı değil, farklı, elle tutulan bir olay. Oraya taşımak istiyor, acaba ‘ben mağdurları oynayabilir miyim’ diyor. Artık bu mağdur edebiyatına son vermesi gerekir. Artık kabak tadı verdi.”

-”Siyasi ahlak yasası çıkaracağız”

Bir soru üzerine eksik muhalefet yapmış olabileceklerini, bunu halkın ölçeceğini ifade eden Kılıçdaroğlu, birçok konuda TBMM’de muhalefet yaptıklarını aktardı. Medya ve sivil toplum gibi kuruluşlarının önemine işaret eden Kılıçdaroğlu, Türkiye’de güç yoğunlaşması olduğunu, bunun kontrolsüzlüğünün zehirlenmeye yol açtığını söyledi.

Sayıştay raporlarının Meclise gelmediğini, anayasal kurumun görev yapmasının engellendiğini öne süren Kılıçdaroğlu, hükümetin şimdi de “Yargı da benim elimde olsun” dediğini ileri sürdü.

Temiz bir siyaset istediklerini, baskıdan değil özgürleşmeden yana olduklarını, ülkenin temiz, düzgün bir yönetime, özgürlüğe, güler yüzlü insanlara ihtiyacı bulunduğunu vurgulayan Kılıçdaroğlu, iktidara geldikleri takdirde ilk 4 ayda mutlaka siyasi ahlak yasası çıkaracaklarını, yasama, yargı ve yürütmenin birbirini denetleyeceğini söyledi.

Türkiye’nin yeterli birikimi, kültürü ve kurumları olduğunu ancak bunların çalıştırılmadığını ifade eden Kılıçdaroğlu, sürecin böyle sürmesi halinde AB ile ilişkilerin bozulabileceğini, çağdaş dünyadan kopulacağını, oysa bunun için pek çok bedel ödendiğini belirtti.

Kılıçdaroğlu, Türkiye’nin böyle bir yönetimi hak etmediğini, birinci sınıf demokrasiye layık bir ülke olduğunu dile getirerek, siyasetçilere karşı eleştirinin dünyanın her ülkesinde olduğunu, zaman zaman kendisine yönelik bu tür davranışlarda da bulunulduğunu aktardı.

-”İlla CHP’li mi olması gerekiyor?”

“CHP ile cemaat arasında zımni bir anlaşma yapıldığı”na dair iddialara ilişkin görüşleri sorulan Kılıçdaroğlu, “Hayır efendim. Biz de zaten hayretle okuyoruz. Şimdi haksızlığa uğrayan bir insanı illa benim korumam için CHP’li mi olması gerekiyor? Böyle bir şey olabilir mi?” dedi.

Kılıçdaroğlu, bir başka soruya karşılık, 5 yıldır tutuklu olan ve kanser tedavisi gören eski İnönü Üniversitesi Rektörü Profesör Fatih Hilmioğlu’nu gelecek hafta ziyaret edeceğini bildirdi.

Bu davaların yeniden görülmesi için teklif verdiklerini anımsatan Kılıçdaroğlu, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın bu konuda, “Topu dolaştırdığını, samimi olmadığını” iddia etti.

Yerel seçimlerin ülke açısından önemine dikkati çeken Kılıçdaroğlu, bu seçimlerle temiz siyasetin yolunun açılabileceğini söyledi. Halkın sağduyusuna güvendiğini belirten Kılıçdaroğlu, her krizden çıkılabileceğini, bunun fırsata dönüştürülebileceğini ancak halkın desteğine ihtiyaçları olduğunu belirtti.

Siyasetçilerin halka örnek olması gerektiğini, kendisinin de halktan birisi olduğunu ifade eden Kılıçdaroğlu, amaçlarının sağlıklı ve güzel gelecek hazırlamak olduğunu aktardı.

Kılıçdaroğlu, siyasette zenginleşme olamayacağına, Parlamentoya geldiği gün mal varlığını ortaya koyduğuna değinerek, gelir dağılımında adaletin sağlanmasının önemine işaret etti.

CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu, gizli tanık uygulamasının sona ermesi, tartışılan davaların yeniden görülmesi gerektiğini ifade ederek, “Af suçlu için getirilir. Bunlar masum insanlar” dedi.

Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısına da burada görev düştüğünü belirten Kılıçdaroğlu, “Başsavcı, o dosyaları inceleyip haksızlıkları çıkarmalı, Yargıtay Genel Kuruluna götürmeli ve davalar yeniden açılmalıdır” değerlendirmesinde bulundu.

-”İşte RTÜK modelini görüyoruz”

İstanbul merkezli operasyona ilişkin yayınları nedeniyle RTÜK’ün bazı kanallara ceza verdiği hatırlatılarak, düşüncesinin sorulması üzerine Kılıçdaroğlu, “Sayın Erdoğan ne diyordu, ‘HSYK’yı değiştirelim, RTÜK modeli gibi bir model getirelim.’ Ben de şunu söyledim; ‘hakimin yakasında siyasi parti rozeti olmaz’ dedim. Hakim olmaz o zaman. İşte RTÜK modelini görüyoruz” diye konuştu.

Bir soru üzerine İstanbul ve Ankara’da yerel seçimlerde iddialı olduklarını dile getiren Kılıçdaroğlu, adaylarının çalışmalarını sürdürdüğünü söyledi.

Ankara adayı Mansur Yavaş’ın sorulması üzerine Kılıçdaroğlu, “Mansur Bey çalışıyor, gerçek Ankaralı’dır, belediyeciliği kanıtlanmıştır. ‘Anakent belediye başkanı olduğum gün CHP rozetini çıkaracağım, tüm kesimlerin başkanı olacağım’ diyor. Ben de ‘işte gerçek anlamda sen belediye başkan adayısın’ dedim. Mansur Bey kişiliği ile deneyimi ile Ankaralılar’ın gönlünde taht kurmuş durumda” ifadesini kullandı.

Kılıçdaroğlu, İstanbul ve Ankara için anketlerin sorulması üzerine, “Oranları vermeyeyim ama iyi yerdeyiz. Başarılı olacağız. İddialıyız” dedi.

Adaylarının büyük bir bölümünü belirlediklerini hatırlatan Kemal KIlıçdaroğlu, şubat ayı başında düzenleyecekleri Parti Meclisi toplantısı ile yerel seçimlerdeki adaylarının tamamını kamuoyuna açıklayacaklarını kaydetti.

 
17 Ocak 2014 Cuma 07:48 
Yorum YapYazdır
 
(0 Yorum Yapıldı)Yorumlar
<p>Henüz kimse yorum yapmamış, ilk yorum yapan siz olun.</p>
 
Bu Kategorideki Diğer Haberler
 
 
Yazarlar
Yazarlar RSS Beslemesi
A. Şefik Mollamehmetoğlu
 
Attila Aşut
 
Nihat Genç
 
Türker Ertürk
 
Arslan Bulut
 
Mehmet Polat
 
Prof. Dr. Orhan Özgür
 
Ahmet Özer
 
Göksu Mollamehmetoğlu
 
Gülcan Özgür
 
Ömer Turan
 
Osman Cudi Yılmaz
 
Ömer Faruk Altuntaş
 
Prof. Dr. Burhan Çuhadaroğlu
 
Prof. Dr. Cavit Boz
 
Prof. Dr. Kemal Üçüncü
 
Hüseyin HAYDAR
 
Zekeriya Saka
 
Mehmet Kuvvet
 
Hasan Güneş
 
Erdal ÖZÇELİK
 
Serpil Satut Denizoğlu
 
Erdal Eksert
 
İnci Güngör
 
Kazım DEMİR
 
Coşkun ERUZ
 
Mehmet Akıncı
 
Ruhi  Türkyılmaz
 
İlyas Gümrükçü
 
Sami KOÇ
 
Ömer Asan
 
Prof. Dr. Örsan Öymen
 
Kadir ŞİŞGİNOĞLU
 
Mustafa Önsel
 
Son 24 Saat
Haberler RSS Beslemesi
 
Anket
Halkoylaması sonrası Türkiye'yi ne bekliyor?
1. Daha iyi bir gelecek
2. Daha kötü bir gelecek
3. Birşey değişmez
 
 
Gazete Manşetleri
 
 
Arşiv
 
Tarihte Bugün
1299 - Marco Polo Venedik'e döndü.
1402 - Osmanlı Padişahı Yıldırım Bayezid, Ankara Savaşı'nda Timur'a yenilerek esir düştü; Osmanlı devletinde Fetret Devri başladı.
1499 - Davut Paşa komutasındaki Osmanllı donanması komutanlarından Burak Reis, Sapienza adası yakınlarında karşılaşılan Venedik donanması ile çıkan çarpışmada öldü.
1794 - Fransız devrimci lider Maximilien Robespierre, giyotinle başı kesilerek idam edildi.
1808 - Osmanlı Padişahı III. Selim, İstanbul'da IV. Mustafa'nın emriyle boğularak öldürüldü.
1821 - Arjantinli general Jose de San Martin, Lima'ya girerek Peru'nun İspanya'dan bağımsızlığını ilan etti.
1914 - I. Dünya Savaşı başladı.
1920 - Meksikalı isyancı Panço Villa teslim oldu.
1921 - Kütahya'da toplanan Yunan Savaş Meclisi, Ankara'ya yürüme kararı aldı.
1929 - Savaş esirlerine ilişkin Cenevre Konvansiyonu, 48 ülke tarafından imzalandı.
1939 - Demiryolu Aşkale'ye ulaştı.
1943 - II. Dünya Savaşı: İngiliz hava kuvvetlerinin Hamburg'u bombalaması sonucu çıkan yangınlarda 42.000 Alman sivil öldü.
1945 - Bir B-25 Mitchell bombardıman uçağı New York'ta Empire State Binasının 78. katına çarptı ve 24 kişi öldü.
1946 - İzmir Gazeteciler Cemiyeti kuruldu.
1962 - Yönetmen Elia Kazan, America America filminin çekimlerine İstanbul'da başladı.
1965 - Vietnam Savaşı: ABD Başkanı Lyndon B. Johnson, Güney Vietnam'daki Amerikan güçlerinin sayısının 75.000 den 125.000 e çıkarılmasını istedi.
1976 - Çin Halk Cumhuriyeti'nin Tangşan bölgesinde meydana gelen 8,2 şiddetindeki depremde 242.769 kişi öldü, 164.851 kişi yaralandı.
1992 - Barcelona'da yapılan 25. Olimpiyat Oyunlarında, halterci Naim Süleymanoğlu, 60 kiloda şampiyon oldu.
1996 - Emperyal gazinolarının sahibi Ömer Lütfi Topal, aracıyla evine giderken açılan çapraz ateş sonucunda öldürüldü.
1997 - Metin Göktepe davası sanığı 6 polis teslim oldu.
2000 - Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi, kapatılan RP Genel Başkanı Necmettin Erbakan'ın, hakkındaki hapis cezasının durdurulması için yaptığı başvuruyu reddetti.
2002 - TÜPRAŞ yakınındaki Akçagaz Dolum Tesisleri'nde yangın çıktı. 2,5 saatte kontrol altına alınabilen yangın, 3 trilyon lira zarara yol açtı.
2008 - Türkiye'de iktidar partisi AKP'ye kapatma istemi ile açılan dava görüşülmeye başlandı.
 
Namaz Vakitleri
 
  • İmsak03:00
  • Güneş05:06
  • Öğlen12:39
  • İkindi16:35
  • Akşam19:50
  • Yatsı21:38
 
Süper Loto
27.07.2017 Tarihli Çekiliş Sonucu020307081927
 
On Numara
24.07.2017 Tarihli Çekiliş Sonucu07080911121314171924293133364447515356667278
 
Sayısal Loto
22.07.2017 Tarihli Çekiliş Sonucu011314192930
 
Şans Topu
26.07.2017 Tarihli Çekiliş Sonucu142021222603
 
 
Kurumsal

İçerik

Gündem

Siyaset

Teknoloji

Yukarı Çık