CHP Raporu: AKP’nin Yıkım Tablosu!

Ana Sayfa » Siyaset » CHP Lideri'nden çok önemli açıklamalar

CHP Lideri'nden çok önemli açıklamalar

CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu bu haftaki parti grup toplantısını 'kadınların seçme ve seçilme haklarını elde etmesinin 83. yıldönümü' nedeniyle, kadınlarla bir araya gelerek Ankara Spor Salonu'nda yaptı. CHP lideri gündeme ilişkin çok önermli açıklamalar yaptı.

 
5 Aralık 2017 Salı 13:59 
Yorum YapYazdır
 
 
CHP Lideri'nden çok önemli açıklamalar

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, geçen haftaki partisinin grup toplantısında “Man Adası belgeleri”ni açıklamıştı.
Kılıçdaroğlu’nun, CHP Kadın Kolları tarafından düzenlenen “Eşitlik ve Adalet Kadın Buluşması”nda yaptığı grup toplantısından satırbaşları şöyle;
Bu haksızlık, hukuksuzluk ve adaletsizliği yaratanlar kaçacak delik bulamasınlar. Efendim bugün, önceki genel başkanımız Deniz Baykal’ı Almanya’ya yolcu ettik. İnşallah kısa sürede sağlığına kavuşur.
KADININ SEÇME VE SEÇİLME HAKKI

Efendim bugün 5 Aralık, kadına seçme ve seçilme hakkının verilmesinin 83’üncü yılı. 1934’te bu hakkı Gazi Mustafa Kemal Atatürk ve arkadaşları, parlamentodan çıkardıkları yasayla tanıdılar. Fransa bu hakkı 10 yıl sonra, 1944’te verdi. Arjantin, Meksika 1946’da verdi. Çin, 1947’de, Yunanistan 1952’de verdi. Belçika, 1960, İsviçre, kadına seçme ve seçilme hakkını 1971 yılında verdi. Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün size verdiği hakkı, 37 yıl sonra verdi İsviçre kendi kadınlarına bu hakkı.
“TALİMATIM: YÜZDE 33 KADIN KOTASINI İÇEREN YASA TEKLİFİNİ SUNUN”

Bütün kadınların önünde söz veriyorum, önümüzdeki günlerde grup başkanvekillerime talimatım, yüzde 33 kadın kotasını içeren yasa teklifini sunun. Biz bunu Genel Kurul’a indirdiğimizde kadınlara haber vereceğiz. Kim buna evet diyor, kimler kadınların katılmasını istemiyor. Hep birlikte göreceğiz.
Madem ki kadınlar hak istiyorlar, eşitlik istiyorlar, üretmek istiyorlar, siyaset istiyorlar… Bütün bunların tamamını sağlayan bir tane parti var, Cumhuriyet Halk Partisi. Gelin Cumhuriyet Halk Partisi’ne. Sizin yaşam tarzınızı, kılık kıyafetinizi asla sorgulamadık. Sorgulamayacağız. Size her türlü hakkı verecek olan Cumhuriyet Halk Partisi’dir. Kırsalda kadın 12 saat çalışır. Dağda, tarlada, ovada, bayırda çalışır. Sırtında yük taşır. Ama bu kadın kente geldiğinde, “çalışmayacaksın, evde oturacaksın” deniyor. Biz sizin daha görünür olmanızı istiyoruz.
Değerli kadın kardeşlerim, hayatın acısını en derinden yaşayan bu ülkenin kadınlarıdır. Özellikle ekonomik darboğazın en büyük acısını kadınlar çeker. Açlıktan bebeği ölen anneler. Soğuktan bebeğini kaybeden anneler… Konya Ereğli’de 40 günlük Ayaz bebek hayatını kaybetti. Annesi sabah kalktı, çocuğunu emzirmek istedi, bir baktı ki hayatını kaybetmiş. Bu annenin dramını Man Adası’nda şirket kuranlar anlayamazlar. Bu kadının dramını en iyi anneler anlar. Samsun’da Kübra bebek, 2.5 aylık, açlıktan öldü.
Bütün kadınların önünde söz veriyorum, önümüzdeki günlerde grup başkanvekillerime talimatım, yüzde 33 kadın kotasını içeren yasa teklifini sunun. Biz bunu Genel Kurul’a indirdiğimizde kadınlara haber vereceğiz. Kim buna evet diyor, kimler kadınların katılmasını istemiyor. Hep birlikte göreceğiz.
Madem ki kadınlar hak istiyorlar, eşitlik istiyorlar, üretmek istiyorlar, siyaset istiyorlar… Bütün bunların tamamını sağlayan bir tane parti var, Cumhuriyet Halk Partisi. Gelin Cumhuriyet Halk Partisi’ne. Sizin yaşam tarzınızı, kılık kıyafetinizi asla sorgulamadık. Sorgulamayacağız. Size her türlü hakkı verecek olan Cumhuriyet Halk Partisi’dir. Kırsalda kadın 12 saat çalışır. Dağda, tarlada, ovada, bayırda çalışır. Sırtında yük taşır. Ama bu kadın kente geldiğinde, “çalışmayacaksın, evde oturacaksın” deniyor. Biz sizin daha görünür olmanızı istiyoruz.
Değerli kadın kardeşlerim, hayatın acısını en derinden yaşayan bu ülkenin kadınlarıdır. Özellikle ekonomik darboğazın en büyük acısını kadınlar çeker. Açlıktan bebeği ölen anneler. Soğuktan bebeğini kaybeden anneler… Konya Ereğli’de 40 günlük Ayaz bebek hayatını kaybetti. Annesi sabah kalktı, çocuğunu emzirmek istedi, bir baktı ki hayatını kaybetmiş. Bu annenin dramını Man Adası’nda şirket kuranlar anlayamazlar. Bu kadının dramını en iyi anneler anlar. Samsun’da Kübra bebek, 2.5 aylık, açlıktan öldü.
EMİNE AKÇAY’IN HİKÂYESİ…

Bakın Emine Akçay’ın hikâyesi. 15 Mart 2012. Emine Akçay Adana’da oturmaktadır. Yoksuldur, çocukları vardır. Raporda şöyle geçer, polis ekibinin yaptığı araştırmaya göre Emine Akçay, olaydan 6 saat önce cebindeki son parayla odun almak istedi. Oduncu, “Bacım bu paraya odun olur mu” dedi, sonra para almaksızın verdi. Ancak odunlar ıslanmıştı. Odunları yakamadı. Eski bir kamyon lastiğini yakmaya çalıştı, beceremedi. En son saç kurutma makinesini çalıştırıp oğlunun eline tutuşturdu. Sonra arka odaya gidip tavandaki saca ipi bağlayıp kendini astı. Bu, hak, hukuk ve adalet arayanların çağrısıdır aslında. Bu söylediğim Man Adası’nda şirket kuranların dramı değil, bu, bu ülkede aç kalan açıkta kalan milyonlarca kadının dramıdır. Ben Emine Akçay’ları yaratan düzene isyan ediyorum. Ben Bülent Ecevit’in felsefesinden geliyorum, Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün felsefesinden geliyorum. İnsanca ve hakça bir düzen istiyorum.
Kimsenin mağdur olmadığı bir düzen istiyorum. Herkesin can ve mal güvenliğinin olduğu bir düzen istiyorum. Siz sadece yandaşlarınızı düşünürseniz bu düzen insanca ve hakça olmaz. Mücadele edeceğiz, mücadele edeceğiz. Ve bu mücadelenin kahramanları kadınlar olacak.


“ELİNDE VİSKİ KADEHİ, ALTINDA ŞORT…”

Birileri vergi ödememek için her türlü tezgâhı kuruyor. Emine Akçay odun almak için vergi öder. Man Adası’nda şirket kuranlar vergiden kaçınmak için her türlü sahtekarlığı yaparlar. Ben bunun hesabını sormayacak mıyım? Durumu iyi olan, köşeyi dönen pırlanta alır. Vergi yoktur. Yakut alır vergi yoktur. Ama bir de 12 saat direksiyon sallayan kamyon şoförünü düşünün. Dünyanın en ağır vergisini ödüyor. Kamyon şoförü, TIR şoförü, traktör kullanan çiftçi kardeşlerime söylüyorum. Dünyanın en pahalı mazotunu sana satıyorlar. Ama bu beyler, vergi ödememek için her türlü numarayı çekiyorlar. Neymiş, millilermiş, yerlilermiş. Sen kendi ülkende vergi ödememek için vergi cennetlerinde şirket kurarsan sen ne millisin, ne yerlisin kardeşim. Sen gayri millisin. Çiftçi vergi öder, kamyon şoförü öder. Ama ben size söyleyeyim, elinde viski kadehi, altında şort, tüm limanları gezer, o da mazot alır. Ama bir kuruş vergi ödemez. Şimdi ben size sesleniyorum, kardeşim sen bunun hesabını soracaksın. Ne zaman? 2019’da soracaksın. 2019’da kadın hareketiyle biz, bunları sandığa gömeceğiz.
Bir şey daha, ayda 1404 lira alan bir asgari ücretliyi düşünün. Gelir vergisi öder, KDV öder, damga vergisi öder, ÖTV öder, ama bu Man’cılar, hiçbir şey ödememek için yurt dışında tezgah kurar. “Bunlara dokunmayın” diyorlar. Hepsine dokunacağım, hiçbirini gece uyutmayacağım.


“VİCDANLARI AYAĞA KALDIRANA KADAR KONUŞACAĞIM”

Soruma hala cevap alabilmiş değilim. 1 Sterlin’lik şirkete 15 milyar dolar para niye gelir? Hala bekliyoruz cevabını. Adil vergileme getirdik diyorlar vergilemede adalet yok. Sen vergi kaçırmak için her türlü dümeni çevireceksin, sonra garibanın kefen bezinden dahi vergi alacaksın. Konuşacağım, konuşacağım. Bu ülkede vicdanları ayağa kaldırana kadar konuşacağım.


“BELGELER MADEM SAHTEYDİ…”

Efendim, hala belgeler sahtedir diyorlar. Kendilerine cevabım çok basit. Kardeşim madem sahteydi, Meclis’te komisyon kuralım. Çoğunluk sende, gelmiyorsun. Komisyon kurmuyorsun. Belgelerin sahte olmadığını sen de biliyorsun. Benim sözüm söz, bunu sonuna kadar takip edeceğim. Efendim bu bir şirket ticaretiymiş. Bu hangi şirket? Cevap yok. Kârı ne? Cevap yok. Bu transferler niye yapıldı? Cevap yok. 1 Sterlin’lik şirket 15 milyar dolarlık ticareti nasıl yapıyor? Cevabı yok.


“SEVGİLİ ERDOĞAN…”

Sevgili Erdoğan, gözlerinden öpüyorum seni. Oğluna sor, damadına sor, dünürüne sor. Ben bunların hepsini biliyorum. Sevgili Erdoğan, doktoru yanına al. Enişten Ziya İlgen’in Man Adası’nda şirketi var mı? Enişte, Man Adası’nda niye şirket kursun? Bunları bileceksin. bu şirketin sermayesi nedir? Bileceksin.

Aklıevvel bir AK Parti milletvekili var, geçenlerde “Kılıçdaroğlu’nun evi aranmalı ve belgelere konmalıdır” demiş. Sanıyorlar ki benim evimde onların yaptığı sahtekarlık var. Ben Sayın Külünk’ü, hanımefendiyle birlikte evime davet ediyorum. Buyursun. Benim evim onun evi kadar zengin değil, mütevazı bir ev. Gelsin eşiyle beraber, arzu ederse evimi gezdirebilirim kendisine. İstediği kitabı alabilir, pek hoşlanmaz ama… Ama vallahi de billahi de benim evimde ayakkabı kutusu yok.
Bu vesile ile AK Partili kardeşlerime sesleniyorum. Daha belgeyi görmeden sahte ilan ediniz. Cumhurbaşkanlığı koltuğunu işgal eden zatın avukatı konuşuyor bir de. Ya dur, belgeleri sen görmedin? Sahtekarlar sizin elinize su dökemez, her türlü dümen var sizde. Vergi ödememek için, bu memlekette vergi ödememek için her türlü sahtekarlığı yapıyorsunuz. Ben bunları bilmez miyim, ben eski maliyeciyim. Mal nasıl götürülür senden daha iyi bilirim.
AK Partili kardeşim, ben senin oyuna her zaman saygı gösterdim. Senin vatanseverliğine her zaman saygı gösterdim. Sana saygı gösterdim. Siyasal düşüncene de, inancına da saygı gösterdim. Ama şu sorumu bir düşün, senin 2002’de oy verdiğin Recep Tayyip Erdoğan, 2017’deki Recep Tayyip Erdoğan mıdır? Keçiören’de mütevazı bir apartman dairesinde kaldı. Ben de bu millet gibi yaşayacağım dedi. 2017’de Recep Tayyip Erdoğan nedir? Kibre teslim olan, ukala, ağzına geleni söyleyen, servet içinde yüzen, servetinin hesabını milletin önüne koyamayan bir Recep Tayyip Erdoğan var. Sevgili AK Partili kardeşim, bu soruları vicdanınla yanıtla. Devlet adaletle yönetilir, devlet tecrübeyle yönetilir. Devlet kinle, öfkeyle yönetilmez. Devlet yalanla dolanla yönetilmez. Devleti yönetecek kişiler saygın kişiler olmak zorundadır. Halka hesap vermek zorundadır. Halka hesap soranların adı dünyada diktatördür. Bunu bilmemiz gerekiyor artık.
Şimdi de kafayı iş adamlarına taktılar. Buradan sesleniyorum diyor, bunların hiçbirine çıkış izni asla vermemelisiniz. Yani yurt dışına iş adamlarını çıkarmamalısınız diyor. Bu vatanda kazandığı paraları yurt dışına çıkarmak isteyenlere biz iyi gözle bakmayız diyorsun. İşte biz de sana bu yüzden iyi bakmıyoruz. İş adamına diyorsun ki “Bak ben sana göstereceğim, senin yurt dışına çıkışını yasaklayacağım”. Hiç düşündün mü, eskiden bu adamlar Türkiye’ye gelirdi. Şimdi hepsi kaçıyor. Hiç düşündün mü neden diye? Tek adam rejiminin Türkiye’yi getirdiği nokta bu işte.
Sen yabancı sermayenin Türkiye’ye gelmesini istiyorsan bir, bütün milletvekillerini serbest bırakacaksın. Gazetecileri serbest bırakacaksın. Hapiste gazeteci, milletvekili olmaz. Üç medya özgürlüğünü sağlayacaksın. Dört, yargı bağımsızlığını sağlayacaksın, mahkemelerden elini çekeceksin. Beş, görevine son verdiğin bütün akademisyenleri yeniden işe alacaksın. Altı, Semih ve Nuriye’yi derhal görevine başlatacaksın.
“SORSAN ‘SORUMLUSU CEHAPE’DİR DİYECEK”

Bu ülkede huzur bırakmadın ya, huzur bırakmadın. Bir konuşuyorsun 80 milyon geriliyor. Gerilimden, kavgadan ne çıktı? Soru sorduğun zaman kıyameti koparıyor. Sanıyor ki “Ben bağırdıkça onlar susacak”. Sen istediğin kadar bağır, asla ve asla bizi susturamayacaksın. Devlet adaletle yönetilir. Şantajla, tehditle devlet yönetilmez. Ekonominin geldiği hale bakın. Sayın Erdoğan, git bak bakalım İnegöl’e. Mobilyanın başkentiydi. Yaprak kıpırdamıyor. Sorumlusu kim, diyecek ki, “Bunun sorumlusu CEHAPE’dir” Öyle ya, ülkeyi onlar değil CEHAPE yönetiyor. Nasıl bir Türkiye yarattığının farkında mısın? Sen bu ülkede ekonomiyi perişan ettin, insanları perişan ettin.
“BEYEFENDİ SARAY’DA TÜPGAZI UNUTTU”

Fakir ailelerin kullandığı tüpgaz var. E tabii, beyefendi Saray’da tüpgazı unuttu. Tüpgazın fiyatı 100 liraya yaklaştı be kardeşim. Sen bunun ne demek olduğunu biliyor musun? Her şeye zam geldi, peki ücret artışları ne oldu? Yüzde 7.9. Fatura çiftçiye çıktı, emekçiye çıktı.
“TEFECİYE ÖDEDİN, KARDEŞİM”

15 yılda yurt dışındaki bir gruba ödediği faiz 145 milyar dolar. İçeride ödediği faiz, 520 katrilyon lira. IMF’den borç almadık diyorlar, e gittin tefeciden borç aldın. Bu kadar faizi kime ödedin? Emekçiye mi ödedin? Tefeciye ödedin kardeşim, tefeciye. Gene keyifli bir adam var, Bekir Bozdağ, karanlık güçler, baronlar benim istifamı istiyorlarmış. Hükümetin Sözcüsü de benim istifamı istiyorlar. Baronlar, karanlık güçler ve siz, “Kılıçdaroğlu’nu nasıl yok edebiliriz” projesi hazırlıyorlar. Kılıçdaroğlu kaya gibi, bu milletin hakkını, hukukunu savunacak.
“20 MİLYAR DOLARI NEREDE HARCADIN?”

Türkiye’de değişik yerlerde dedi ki, Suriyelilere 30 milyar dolar para harcadım. Bütün dünyanın önünde de bunu söyledi. Ben de çıktım sordum, bu Suriyelilerin çoğu sefalet içinde yaşıyor. Bu 30 milyar doları kimin için, ne zaman, nasıl harcadın diye. Bekir Bozdağ kalktı diyor ki, efendim yol yaptık. Yoldan Suriyeliler geçmiyor mu? Bari aklı başında bir adam çıkarın da doğru düzgün cevap versin. Vallahi de, billahi de buraya harcamadın. Sayın Erdoğan çıktı, AFAD eliyle 2.3 milyar dolar, belediye olarak 6 milyar dolar, sivil toplum kuruluşları eliyle 1.2 dolar harcadık. Asıl yardımı milletimiz yaptı diyor. E toplayınca, 20 milyar açık kalıyor. Ya siz 20 milyar dolar harcayan millet duydunuz mu hiç? Hala soruyorum sevgili Erdoğan, gözlerinden öpüyorum seni. Bu 20 milyar doları nerede harcadın, kimin için harcadın. Bu 30 milyar dolarla bütün Suriyelilere prefabrik ev yapılırdı, üstelik 25 milyar dolar kalırdı. Kalanla da Mars’a uzay aracı gönderirdik. Biliyorum bunlar zor, ama her halükarda biz bunların hesabını soracağız.
“A HABER’İ KINIYORUM”

Efendim gelelim Reza Zarrab’a. Hayırsever iş adamı Reza Zarrab’a gelelim. Dün hayırsever bir iş adamıydı, devletin protokolünde yer alıyordu. Reza Zarrab en önde oturuyordu. Havuz medyası, buradan onlara da seslenmek istiyorum. Bu Zarrab’ı televizyona çıkardılar, Türk Bayrağı’nı fon olarak kullandılar. Bayrağımızı bir sahtekarın arkasında fon olarak kullanan havuz medyasını şiddetle kınıyorum. A Haber’i de kınıyorum, ATV’yi de kınıyorum. Bu şarlatanı hiç utanmadan televizyona çıkaracaksınız, hiç utanmadan arkasına Türk bayrağı koyacaksınız. Bir de tweet atıyorlar, şeref madalyası takmalıydık diye. E tak, tak bakalım. Bakalım nereye takacaksın. Ama ben senin boynuna ne takacağımı çok iyi biliyorum. Siz vatan hainisiniz.
Bununla yetinmediler, televizyona çıkardılar. Bir şarlatanın önünde diz çöktü bakanlar. Plaket verdiler. İtiraz edildi, rüşvet çarkı çıktı ortaya. AK Parti’nin milletvekilleri, rüşvet alan adamları akladılar. Rüşvet alan bakanları akladılar. Rüşvet alan bakanların Yüce Divan’a gitmesini engellediler. Reza Zarrab’ı serbest bıraktılar, yurt dışına çıkışını yasakladılar. İbrahim Kaboğlu gibi dünya çapında bilinen bir bilim insanını dışarı çıkarmazsın, Reza Zarrab gibi bir sahtekarı ülke dışına yollarsın. ABD’de gözaltına alındı. Bizimkilerde bir telaş. En çok da gözünden öptüğüm adam telaşlanıyor. Başbakan gitti Zarrab’ı almaya, adam vermiyor.
Şu Amerikalıların da yaptığı zulüm, vereceksin kardeşim… Sonra şeref madalyası takılacak kişiyi ABD, hapse attı. Nota verdik, iki sefer. Şimdi AK Partili kardeşlerimin vicdanlarına sesleniyorum. Bir sahtekar için ABD’ye iki kez nota veren hükümet, Kuzey Irak’ta askerlerin başına çuval geçirildiğinde bir nota bile vermedi.
“ZARRAB DEVLETİN BİLGİLERİNİ PARAYLA SATIN ALDI”

“Zarrab konuşursa” diye korkuyorlar, adam sonunda bülbül kesildi. Reza Zarrab sahtekardır, ama devletin sırlarını da parayla alan birisidir. Bakanları elde edebilen birisidir, bakanlara rüşvet veren birisidir. 11 Ekim 2013, Reza Zarrab ile dönemin İçişleri Bakanı Muammer Güler telefonda konuşurlar. MİT beni takip ediyor, söyle takibi durdursunlar diye. Güler’in cevabını aynen okuyorum, “Abiciğim, sen hiç o konuda merak etme. Rahat ol. Senin İçişleri Bakanlığı’nda, MİT’te, Maliye’de bir şeyin yok. Bir şey olursa ben senin önüne yatarım” diyor. Bu beyefendi bakanı elde etmiş ya, parayla bakana diz çöktürmüş. Devletin sırlarını parayla öğreniyor.
Zarrab’ın rüşvet dağıttığı kişilerden biri de Halkbank Genel Müdürü Süleyman Asla, “Banka genel müdürünün dürüstlüğünden şüphem yoktur” diye. Ya adam hırsız, evinde ayakkabı kutusu çıkmış. Niye dolar istiflesin? Olsa olsa saflığının kurbanı olmuştur. Bir sahtekar, bankanın genel müdürüne açıkça rüşvet verdi. Bakın bir şey daha var. Bu hükümetin tuttuğu avukat, bankanın genel müdür yardımcısını savunuyor. Victor Rocco. Bu avukat söz alıyor rüşvet suçlamaları karşısında. Bakın hükümetin gönderdiği avukat, yüksek makamlara ayakkabı kutularında rüşvet gönderen Zarrab’tı. Bu bankanın avukatı söyledi bunları. Açık ve net, Zarrab’ın Süleyman Aslan’a rüşvet verdiğini itiraf etti. Ey Erdoğan, senin gönderdiğin avukat bunları söyledi. Sen ne yaptın? Ziraat Bankası Yönetim Kurulu’na atadın bu adamı.
“ZARRAB ÇOK SEVİMLİYDİ, HAYIRSEVERDİ ÇÜNK܅”

Efendim Reza Zarrab bülbül gibi ötünce casus oldu. Hain oldu. E düne kadar beraberdiniz. Tıpkı FETÖ gibi, aynı menzile yürüyorlardı. Düne kadar kolkolaydınız. Zarrab’a da ne istediyse verdiniz siz. Bakan istedi bakan verdiniz, rüşvet istediniz rüşvet verdi. Her şeyi para karşılığında yaptınız. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı, Reza Zarrab hakkında soruşturma açtı. Gizli kalması gereken bilgileri temin ettiği gerekçesiyle mal varlığına el konmasına karar vermiş. Zarrab’ın casus olduğunu, her türlü bilgiyi aldığını size daha önce söylemiştim. Reza Zarrab’a devletin sırlarını kim verdi. Her şeye rağmen Türkiye Cumhuriyeti saygın bir devlet, saygın kurumları var. Ve 18 Nisan 2013 tarihinde dönemin Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan’ın önüne bir bilgi notu bırakılır. MİT, üç sayfalık bir bilgi notu bırakır. Yapılan tüm sahtekarlıklar anlatılır. “İran’a yönelik ekonomik ambargoya rağmen İranlı şahısların para transferi gerçekleştirilmesi bağlamında R. Sarraf’ın ABD’de yasaklı ilan edilebileceği, Ebru Gündeş Sarraf ile evliliği nedeniyle kamuoyunun dikkatini üzerine çektiği için Çağlayan ve Güler ile ilişkilerin açığa çıkması halinde bu bilgiler hükümet aleyhine kullanılabilir” deniyor. 17-25 Aralık’tan 9 ay önce gitmiş bu bilgi notu. Bu sahtekarın yaptığı dolandırıcılık, bakanlarına verdiği rüşvet, senin önüne devletin en hassas kurumu tarafından önüne kondu. Sen bu dosyayı kapattın. Sen bunu görmezden geldin. Bu bilgileri kim verdi? Bu bilgilerin tamamını senin hükümetin verdi. Senin hükümetin, Türkiye Cumhuriyeti devletine ihanet etti. Türkiye Cumhuriyeti’nin bütün sırlarını Zarrab’a teslim ettiler, para karşılığında üstelik. 27 Mart 2014’te ben bunu söyledim. Ama o zaman savcılar kulaklarını tıkıyorlardı. Çünkü Zarrab çok sevimli bir adamdı, çok hayırseverdi. Hala rüşvet dağıtıyordu, şimdi uyandılar. Erdoğan diyebilir ki, “Reza Zarrab beni kandırdı”. Tıpkı FETÖ gibi, PKK gibi. Vallahi de billahi de söylüyorum sevgili Erdoğan, Reza Zarrab seni hiç kandırmadı. Tüm olaylardan en başından beri haberin vardı. Beni kandırdı diyorsan yalan söylüyorsun. Çünkü 17-25 Aralık’tan 9 ay önce, devletin en saygın kurumu senin önüne üç sayfa bilgi notu koydu.
Şimdi soruşturmayı yapan savcılara sesleniyorum. Savcı kardeşlerim, sahtekarın peşine biraz geç düştünüz. Soruşturma dosyalarını kapattı başsavcılar. İlk yapacağınız iş, Zarrab dosyasını kapatan hakimleri meslekten atacaksınız. Onlar adalet dağıtmadılar. Bir sahtekarı savundular. Onlar adalet içinde adalet dağıtamazlar. Ona o bilgileri veren bakanları, hükümeti de sorgulayacaksınız. Zarrab’a ben bilgi vermedim. Telefonda konuşmadım. Yan yana gelmedim. Aleyhime yüzlerce dava açtı. Açmazsanız namertsiniz, dedim. Ne oldu? Ben haklı çıktım. Bu devlet sırlarını satmak yeni değil. FETÖ terör örgütüne kozmik odayı açan bunlar değil miydi? Devletin haremini bir terör örgütüne açan bunlar değil miydi? Bu vatana ihanet eden birilerini arıyorsanız, bunların başında Saray’da oturan kişi var. Sen başbakan değil miydin, kimdi bu ülkede başbakan? Tüm bunlardan santim santim haberdardın. Hesabını vereceksin kardeşim. Hesabını 2019’da, sandıkta soracağız.

 
5 Aralık 2017 Salı 13:59 
Yorum YapYazdır
 
(0 Yorum Yapıldı)Yorumlar
<p>Henüz kimse yorum yapmamış, ilk yorum yapan siz olun.</p>
 
Bu Kategorideki Diğer Haberler
 
 
Yazarlar
Yazarlar RSS Beslemesi
A. Şefik Mollamehmetoğlu
 
Mustafa Önsel
 
Türker Ertürk
 
Kazım DEMİR
 
Prof. Dr. Örsan Öymen
 
Mehmet Polat
 
Havva GÜNAYDIN LAKUTOĞLU
 
Göksu Mollamehmetoğlu
 
Osman Cudi Yılmaz
 
Nihat Genç
 
Attila Aşut
 
Arslan Bulut
 
Prof. Dr. Orhan Özgür
 
Ahmet Özer
 
Ömer Faruk Altuntaş
 
Gülcan Özgür
 
Ömer Turan
 
Prof. Dr. Burhan Çuhadaroğlu
 
Mehmet Erdal Çağdaş
 
Prof. Dr. Cavit Boz
 
Prof. Dr. Kemal Üçüncü
 
Hüseyin HAYDAR
 
Zekeriya Saka
 
Mehmet Kuvvet
 
Hasan Güneş
 
Erdal ÖZÇELİK
 
Serpil Satut Denizoğlu
 
Erdal Eksert
 
İnci Güngör
 
Coşkun ERUZ
 
Mehmet Akıncı
 
Ruhi  Türkyılmaz
 
İlyas Gümrükçü
 
Sami KOÇ
 
Ömer Asan
 
Kadir ŞİŞGİNOĞLU
 
Son 24 Saat
Haberler RSS Beslemesi
 
 
 
Gazete Manşetleri
 
 
Anket
Halkoylaması sonrası Türkiye'yi ne bekliyor?
1. Daha iyi bir gelecek
2. Daha kötü bir gelecek
3. Birşey değişmez
 
Arşiv
 
Tarihte Bugün
1451 - Fatih Sultan Mehmet ikinci kez tahta çıktı.
1695 - Osmanlı donanması, Sakız Adası'nı Venedikliler'den geri aldı.
1856 - Islahat Fermanı yayınlandı
1878 - II. Abdülhamit Mebusan Meclisini süresiz olarak kapattı ve Meşrutiyet rejimine son vererek, yönetime tek başına egemen oldu.
1885 - Mark Twain'in Huckleberry Finn'in Maceraları adlı kitabı ilk kez yayımlandı.
1913 - Raymond Poincaré Fransa devlet başkanı oldu.
1930 - Clyde Tombaugh, Ocak ayında çekilen fotoğrafları incelerken Plüton gezegenini keşfetti.
1932 - Japon imparatoru, Manzhouguo'nun (Mançurya'nın eski Çince adı) Çin'den bağımsızlığını ilan etti.
1937 - İstanbul'da eşekle nakliyat yasaklandı.
1941 - 16 yaşın üzerindeki erkek çocukların maden ocaklarında, 12 yaşın üzerindekilerin tekstil sanayiinde çalıştırılmasına ilişkin kararname çıktı.
1941 - Anıtkabir için mimari yarışma açıldığı resmen ilan edildi.
1943 - Naziler Beyaz Gül hareketi üyelerini tutukladılar.
1952 - TBMM, Türkiye'nin NATO üyeliğini onayladı. Türkiye, 21 Şubat günü NATO üyesi oldu.
1957 - BM'de Kıbrıs görüşmelerine başlandı. BM, 26 Şubat'ta sorunun öncelikle ilgili taraflar arasında görüşülmesine karar verdi.
1965 - Gambiya İngiltere'den bağımsızlığını kazandı.
1967 - Milli Eğitim Bakanlığı bütçesi görüşüldü; 35.000 köyden 15.000'inde okul olmadığı açıklandı.
1971 - Elazığ Senatörü Profesör Celal Ertuğ, "Bir dikta ortamına adım adım yaklaşılmaktadır. Ordunun mesajı açıktır. Demirel derhal istifa etmelidir." dedi. Başbakan Süleyman Demirel ise, "Meşru yollardan geldim. Bulurlar 226'yı, bizi devirirler" dedi.
1974 - Kiss müzik grubu kendi adlarını taşıyan ilk albümlerini yayımladılar.
1977 - Uzay mekiği Enterprise, bir Boeing 747'nin üstünde ilk yolculuğuna çıktı.
1977 - İstanbul Yüksek Öğrenim Derneği (İYÖD) "amaç dışı faaliyet" gösterdiği gerekçesiyle süresiz kapatıldı. İstanbul Yüksek Öğrenim Derneği (İYÖD) Dev-Genç'in (Devrimci Gençlik Dernekleri Federasyonu) İstanbul Bölge Yürütme Kurulu'nu oluşturuyordu.
1985 - Bakanlar Kurulu ilk defa bir grev kararını erteledi. 1985 yılı bugün, Tarım Koruma İlaçları A.Ş'nin İstanbul Kartal ve İzmit Derince'deki işyerlerinde alınan grev kararının, 60 gün ertelenmesi kararlaştırıldı.
1985 - Başbakanlık Yüksek Denetleme Kurulu, Ziraat Bankası'nın hamamcılara tarım kredisi verdiğini saptadı.
1987 - Türkiye'de 12 Eylül sonrası yaşanan en büyük grev olan NETAŞ grevi bugün anlaşmayla sonuçlandı.
1988 - İstanbul'daki Spor ve Sergi Sarayı'nın adı, Lütfi Kırdar olarak değiştirildi.
1993 - Gazeteci Kemal Kılıç öldürüldü. Kemal Kılıç İnsan Hakları Derneği Urfa Şubesi Yönetim Kurulu üyesiydi.
1994 - Demokrasi Partisi'nin (DEP) Genel Merkezi bombalandı, bir kişi öldü, 2'si ağır 16 kişi yaralandı. Demokrasi Partisi (DEP) yılbaşından beri 4 kez saldırıya uğramıştı. Olayı İslami Cihat Örgütü üstlendi.
1995 - Sosyal Demokrat Halkçı Parti (SHP) ve Cumhuriyet Halk Partisi (CHP), CHP çatısı altında birleşti. SHP'li Hikmet Çetin oybirliğiyle genel başkan seçildi.
1997 - Tansu Çiller TEDAŞ ve TOFAŞ soruşturmalarından aklandı. Refah Partisi milletvekilleri Tansu Çiller'in aklanmasından yana oy kullandılar.
2003 - Güney Kore'nin Daegu metrosunda çıkan yangında yaklaşık 200 kişi öldü.
2004 - İran'ın Nişabur kenti yakınlarda kontrolden çıkan bir yük treninde meydana gelen patlama ve yangında 200'ü kurtarma personeli olmak üzere 295 kişi öldü. Tren kükürt, petrol ve gübre taşıyordu.
2005 - SEKA İzmit Fabrikası çalışanlarının, iş yerine kapanma eyleminin 30. gününde polis panzerlerle fabrika bahçesine girdi. İşçiler bu gelişme üzerine kendilerini mekanik atölyesine kilitledi.
2007 - NBA All Star 2007 maçı Las Vegas'ta yapıldı.
2008 - Amerika Birleşik Devletleri ve Afganistan, Kosovanın tek taraflı bağımsızlığını tanıdığını açıkladı.
2008 - Türkiye, Kosova'nın bağımsızlığını tanıdı.
 
Lig Puan Durumu
 
Takımlar
O
G
B
M
P
1
Başakşehir
22
14
4
4
46
2
Galatasaray
21
14
2
5
44
3
Fenerbahçe
22
12
8
2
44
4
Beşiktaş
22
11
8
3
41
5
Kayserispor
22
9
8
5
35
6
Sivasspor
22
10
4
8
34
7
Trabzonspor
22
8
9
5
33
8
Göztepe
21
9
6
6
33
9
Malatyaspor
22
7
7
8
28
10
Bursaspor
22
7
6
9
27
11
Akhisarspor
22
7
6
9
27
12
Kasımpaşa
21
7
5
9
26
13
Antalyaspor
22
6
6
10
24
14
Gençlerbirliği
21
5
7
9
22
15
Konyaspor
22
5
6
11
21
16
Alanyaspor
22
6
3
13
21
17
Osmanlıspor
22
5
4
13
19
18
Karabükspor
22
3
3
16
12
 
Şampiyonlar Ligi
 
UEFA Avrupa Ligi
 
Alt Lig
 
Süper Loto
15.02.2018 Tarihli Çekiliş Sonucu060719405354
 
On Numara
12.02.2018 Tarihli Çekiliş Sonucu02040912131524252636383940424356575868707479
 
Sayısal Loto
17.02.2018 Tarihli Çekiliş Sonucu030508323536
 
Şans Topu
14.02.2018 Tarihli Çekiliş Sonucu011125283006
 
Namaz Vakitleri
 
  • İmsak05:23
  • Güneş07:04
  • Öğlen12:46
  • İkindi15:44
  • Akşam18:08
  • Yatsı19:37
 
 
Kurumsal

İçerik

Gündem

Siyaset

Teknoloji

Yukarı Çık