Başkanlık teklif paketi meclisten geçti

Ana Sayfa » Siyaset » CHP lideri Kılıçdaroğlu'ndan en sert sözler

CHP lideri Kılıçdaroğlu'ndan en sert sözler

CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu, Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı Sema Ramazanoğlu'na yönelik sözlerinin ardından gelen tepkilerle ilgili bir açıklama yaptı. Kılıçdaroğlu, kendisine ''siyasi sapık'' diyen Cumhurbaşkanı Erdoğan'a, ''Dolmabahçe'de oturup Kadıköy'den gelen vapurlardaki kadınlara kızlara bakıyorum demek sapıklık demek değil midir bu? Bunun adı cinsel sapıklıktır. Söyleyen bizzat itirafı yapan sayın Erdoğan.'' sözleriyle keşılık verdi.

 
7 Nisan 2016 Perşembe 14:27 
Yorum YapYazdır
 
 
CHP lideri Kılıçdaroğlu'ndan en sert sözler

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, "Ensar Vakfı'nın önüne yatıyorsun, evet bir daha söylüyorum. Çocuklar tecavüze uğruyor, sen bakansın, çocukları koruyacağın yerde kalkıp vakfı koruyorsun. Bu, benim ağrıma gidiyor. O çocuklar hepimizin çocukları" dedi.


Kılıçdaroğlu, CHP Sağlık Komisyonu üyesi milletvekilleri ile Türk Tabipleri Birliğini (TTB) ziyaret etti.

Birlik Başkanı Dr. Bayazıt İlhan ve yönetim kurulu üyeleriyle bir süre görüşen Kılıçdaroğlu, daha sonra basın mensuplarına açıklamalarda bulundu.

Tüm Müslümanların Regaip Kandili'ni kutlayan Kılıçdaroğlu, "En büyük arzumuz huzurlu bir Türkiye. Sokaklarında rahat gezebileceğimiz bir Türkiye. Umarım elbirliği ile bunu gerçekleştirebiliriz." ifadesini kullandı.

Kılıçdaroğlu: Sözlerimin arkasındayım
Kılıçdaroğlu: Sözlerimin arkasındayım
TTB Başkanı İlhan'ın sağlık konusunda bir çerçeve çizdiğini aktaran Kılıçdaroğlu, bu çerçevenin ise çok da olumlu olmadığını vurguladı.

Son 10 yılda ruh sağlığı açısından ciddi sorunlarla karşı karşıya olunduğunu belirten Kılıçdaroğlu, bugün Türkiye'de yaşayan her dört kişiden birinin anti depresan ilaç kullandığını, bunların kutu sayısının ise 26 milyonu geçtiğini söyledi.

 

Aile kurumlarında ciddi sarsıntı yaşandığını, her 5 evlilikten birinin boşanma ile sonuçlandığının altını çizen Kılıçdaroğlu, gençler arasında 2007-2015 arasında uyuşturucu kullanımındaki artışın ise yüzde 679'a ulaştığını savundu.

Cinsel taciz suçlarındaki artışın yüzde 449, cinsel istismar suçlarında ise artışın neredeyse yüzde 500'leri bulduğuna dikkati çeken Kılıçdaroğlu, "Bütün bu tabloya baktığımızda, beden ve ruh sağlığı açısından ciddi sorunları olan bir ülke ile karşı karşıyayız. Eğer toplumun her kesimi şikayet ediyorsa, 'sorunlarını dile getirdi' diye baskı altına alınıyorsa bu tablo derinleşerek devam edecek demektir." değerlendirmesini yaptı.

Dünya Sağlık Günü'nde herkese sağlık dilemenin işin en kolay yanı olduğunu vurgulayan Kılıçdaroğlu, bütün meselenin ise bunu dilemenin ötesinde herkesin sağlıklı yaşamasını sağlamak olduğunu belirtti.

Bakan Ramazanoğlu'na yönelik sözleri

Açıklamasının ardından gazetecilerin sorularını yanıtlayan Kılıçdaroğlu, Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı Sema Ramazanoğlu'na yönelik sözleri hatırlatılarak, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve Başbakan Ahmet Davutoğlu'nun tepkilerinin sorulması üzerine, siyasetin doğasında eleştiri olduğunu dile getirdi.
"Biz bir şeyi konuşuruz, bizi iktidar kanadı eleştirir. Başbakan, bakan eleştirir, partinin genel başkan yardımcısı eleştirir, biz de cevabını veririz." diyen Kılıçdaroğlu, "Bizim anlamakta zorluk çektiğimiz konu şu; Neden Cumhurbaşkanı bu tartışmaların odağı haline geliyor, her şeye maydanoz oluyor, 'illa ben de konuşacağım.' Kardeşim sen de sus. İki dakika sus, niye konuşuyorsun sen? Senin görevin, toplumda huzuru sağlamak, sağduyulu mesajlar vermek. Cumhurbaşkanlarından beklenen budur." diye konuştu.

Kılıçdaroğlu, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Ben Davutoğlu'na cevap veririm. Ama o diyor ki 'boşverin Davutoğlu'nu, boşverin bakanı. Ben sana söylüyorum, sen bana cevap ver.' Sen kimsin ben sana cevap vereceğim? Bizim muhatabımız değil o. Muhatap almak istemiyoruz. Dün kullandığı ifadelere bakın. Emin olun önce sizlerden ve bizi izleyen yurttaşlarımdan özür diliyorum, onun kullanacağı cümleyi kullanacağım için. Yaptığım eleştiriye karşı, 'sapık' sözcüğünü kullanıyor. Peki ben soruyorum, o zata soruyorum; 'Dolmabahçe'de oturup, Kadıköy'den gelen vapurlardaki kadınlara, kızlara bakıyorum' demek nedir? Sapıklık değil mi bu? 'Onları dikizliyorum' demek sapıklık değil midir? Türkçesini söyleyeyim, bunun adı cinsel sapıklıktır. Söyleyen kim? Bizzat itirafı yapan Sayın Erdoğan. 'Seyrediyorum' diyor. 'Bakıyorum' diyor. Kime? 'Kadınlara, kızlara bakıyorum' diyor. Ya senin görevin Dolmabahçe'de oturup kadınlara kızlara bakmak mıdır? Böyle bir tablo olabilir mi?

Siyasi sapıklığa gelince, daha güzel bir örnek vereceğim; bu zat çıkıp TBMM'de tarafsız olacağına dair, namusu ve şerefi üzerine söz verdi. Yemin etti, anayasanın gereği olarak. Şimdi ben soruyorum; Siyasi sapıklık nedir? Siyasi sapıklık; parlamentonun önüne çıkıp yemin ettikten sonra, o yeminini tutmayıp, namusunu ve şerefini çöp sepetine atandır. Açıkça söylüyorum. Namus ve şeref kavramının bu topraklarda ne kadar önemli olduğunu hepimiz biliyoruz. Sen nasıl kalkarsın da bu toplumun en değer verdiği iki konuda, namus ve şeref konusunda böyle bir tavır takınırsın? Şimdi ben soruyorum, bunun adı siyasi sapıklık değil de nedir?"

Bu konuda daha çok örnekler verebileceğini belirten Kemal Kılıçdaroğlu, açıklamalarına şöyle devam etti:

"Yeri gelince 'kadınları yüceltiyorum' diyor. Sen değil miydin, 'al ananı da git' diyen? Sen değil miydin, Soma'da yüreğe yanan gencecik insana 'İsrail dölü' diye bağıran? Şimdi kalkmış bize ders veriyor. Sapıklığın adresi, konuyu saptırıyor. Hem cinsel sapıklığın adresi orada, hem siyasi sapıklığın adresi orada. Açıkça söylüyorum; Recep Tayyip Erdoğan'dır. Bu kadar açık, bu kadar net söylüyorum. Kendisine elli kez çağrı yaptım, 'senin cesaretin, yüreğin varsa gel kardeşim karşıma.' Senin istediğin televizyon kanallarında artı, psikologların da olduğu toplantıda oturalım konuşalım bakalım, sapık kimmiş?"

"Çocukların haklarını savunan yok"

Kendisinin Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı Ramazanoğlu hakkında söylediği, "Birilerinin önüne yatıyor. Ensar Vakfı'nın önüne yatıyor." sözleriyle suçlandığını kaydeden Kılıçdaroğlu, "önüne yatmak" sözüyle ilgili deyimler sözlüğünde iki anlam olduğunu dile getirdi. Kılıçdaroğlu, bunlardan birinin "bir kimsenin önüne boylu boyunca uzanmak ve bir kişi veya kurumu korumak amacıyla elindeki imkanları kullanmak" olduğunu aktardı.

"Şimdi bunu alıp da cinsel bir alana çekmek nedir biliyor musunuz? Onların kafalarının arkasında neleri düşündüklerini gösteriyor. Tam bir ahlaksızlık örneği." ifadesini kullanan Kılıçdaroğlu, "Ensar Vakfı'nın önüne yatıyorsun, evet bir daha söylüyorum. Çocuklar tecavüze uğruyor, sen bakansın, çocukları koruyacağın yerde kalkıp vakfı koruyorsun. Bu benim ağırıma gidiyor. O çocuklar hepimizin çocukları." dedi.

Bakanın görevinin, o çocukları korumak olduğunu vurgulayan Kılıçdaroğlu, sözlerini şöyle sürdürdü:
"O çocukları o tabloyu, o alanı hazırlayan kim? Ensar Vakfı'na o yurtları kim açtırdı? Kim görmezden geldi o yurtları? İmam hatip okulu müdür yardımcısı şunu söylüyor; 'Bizim öğrencilerimiz Ensar'ın ve KAİMDER'in yurtlarında kalıyordu.' Peki bu yurtlar yasal mı? Yasa dışı. Vali, kaymakam, emniyet müdürü, bakan, başbakan nerede? Biz bunları dillendiriyoruz, onlar kıyameti koparıyorlar. Kaldı ki 'önüne yatmayı' bizim siyasette kullanan kişi de kendi bakanları. Ben yeni bir kelime, yeni bir deyim icat etmedim. Kendilerinin kullandığı bir deyimi, kendileri için kullandım. Vatandaş için kullanırken bir şey değil, biz onlar için kullanırken kıyamet kopuyor. Sadece Aileden Sorumlu Bakan değil, Milli Eğitim Bakanı da Ensar'ın önünde yatmış vaziyette, el birliğiyle savunuyorlar. Bakın çocukların haklarını savunan yok.

Şimdi ben o diktatör bozuntusuna da seslenmek istiyorum; Çocuklar Karaman'da tecavüze uğrarken sen konuştun mu arkadaş? Ağzından bir cümle çıktı mı? Sen nasıl insansın? Gencecik, 9-10 yaşındaki çocuklar istismar ediliyor, kalkıyorsun Ensar'ı savunuyorsun, bu çocukları savunan bir cümle bile kurmuyorsun. Sende nasıl bir vicdan var, nasıl bir ahlak var sende? Kalkmışsın bir de bize saldırıyorsun. Sen hiçbir şey yapamazsın. Cürmün olsa, oturduğun yer kadar senin cürmün. Yakacağın yer o kadardır. Biz haklıyız, biz namusluyuz, biz çocuklarımızı koruruz. Çocuklarımızın yaban ellere teslim edilmesine karşıyız."

"Bir yurt açıldı mı?"

İlk ve orta öğretimde yurt açma yetkisinin Milli Eğitim Bakanlığı'nda olduğunu anımsatan Kılıçdaroğlu, hiçbir vakfın, derneğin yurt açma yetkisinin olmadığını savundu.
Kemal Kılıçdaroğlu, "Bu yetki olmadığı halde bu vakıflar, bu dernekler bu yurtları nasıl açtılar? Soru iki; Milli Eğitim Bakanlığı ilk ve orta öğretimde bir yurt açtı mı, 14 yıldır iktidardalar?" sorularını yöneltti.

İktidarın ilk ve orta öğretimde tek bir yurt bile açamadığını ileri süren Kılıçdaroğlu, şunları kaydetti:

"Adalet ve Kalkınma Partisi'nin parlamentoda olan kadınlarına da sesleniyorum; Sizin bakanlarınız KAİMDER'in, Ensar'ın önünde yatarken, onları canhıraş bir şekilde savunurken, siz hiç o çocukları düşündünüz mü? O çocukların ailelerini düşündünüz mü? O çocukların çektikleri acıları düşündünüz mü? O çocuklara bizim sahip çıkmamız gerekir diye düşündünüz mü? O çocuklar bizim yavrularımız, evlatlarımız diye düşündünüz mü? Bir annenin, çocuğunu sinek ısırsa yüreği dağlanır. Bunlarda nasıl bir ahlak, vicdan var emin olun anlamakta zorlanıyorum. Beni protesto ediyorlar, başımın üstüne, her türlü protestoyu yapabilirsiniz. Ben sizden sadece ve sadece bir şey bekliyorum, o çocuklara, evlatlarımıza, annelerine niye sahip çıkmıyorsunuz. O anneler, o çocukları ne için o yurtlara gönderiyorlar? Fakir oldukları, gelirleri olmadığı için. Ama istiyor ki anneler 'Benim çocuğum okusun.' Siz alıyorsunuz o çocukları iktidarın, bakanlıkların desteğiyle, karanlık ellere teslim ediyorsunuz. Biz bunu eleştirince de kıyameti koparıyorsunuz. Çok üzgünüm."

Sorumluluk üstlenmesi gereken kişilerin bu sorumluluğu CHP'ye attığını savunan Kılıçdaroğlu, "Şu akla, mantığa bakın. Emin olun çok üzgünüm." dedi.

Kılıçdaroğlu, konuyla ilgili bir başka soruyu yanıtlarken de "Önce Sayın Bakan dedi ki; 'Ben Kılıçdaroğlu'nu mahkemeye vereceğim.' Kendisinden özellikle istirham ediyorum; Derhal davayı açınız. Davayı açınız ki bütün pislikleri o mahkemeye getirelim, bekliyorum. Sayın Bakandan davayı açmasını bekliyorum" diye konuştu.

Bakan Ramazanoğlu'na bir soru yöneltmek istediğini söyleyen Kılıçdaroğlu, şu ifadeleri kullandı:

"(Ensar Vakfı'nda bir kere oldu diye vakıf mı kötülenir) diye bir cümle kullandı. Bu bir kere bir annenin yüreğini nasıl sızlatmaz ben merak ediyorum? Bu nasıl bir insani anlayıştır, boyuttur? Bunu anlamakta zorluk çekiyorum. Bu konuda da ek açıklama yaparsa çok mutlu olurum. Gençlik kolları, diğerleri eleştirebilirler, biz de bize yapılan haksızlıklar konusunda yargıya gideceğiz. Bir çağrım daha diktatör bozuntusuna; burada kullandığım ifadeler dolayısıyla dava açmasını bekliyorum. Dava açmalı ki ben namus ve şerefin ne anlama geldiğini ona öğreteceğim. Namus ve şerefin bu ülkede ne kadar önemli olduğunu ve ne anlama geldiğini ben ona mahkemede öğreteceğim, bekliyorum, dava açsın."

Dokunulmazlıklar konusu

Dokunulmazlıklarla ilgili bir soru üzerine Kılıçdaroğlu, bu konudaki görüşlerini iktidar partisine bildirdiklerini, parti olarak kürsü dokunulmazlığı harici tüm dokunulmazlıkların kalkmasını istediklerini anlattı. Kılıçdaroğlu, "Geçici bir düzenleme değil, sürekli bir düzenleme istiyoruz. 83'ncü maddenin değiştirilmesini istiyoruz. Bakanlar, iktidar partisinin getirdiği model içerisinde dokunulmazlığın dışında tutuluyor. Oysa asıl yolsuzluğu yapanlar bakanlar. Bakanların da bu sistemin içinde olması gerekiyor. Öyle anlaşılıyor ki 17-25 Aralık yolsuzluk dosyalarından ötürü, hala bir çekinceleri var ve bakanları korumak istiyorlar." değerlendirmesinde bulundu.

TTB Başkanı İlhan da bugün Dünya Sağlık Günü olduğunu hatırlatırken, Kılıçdaroğlu'na ziyareti için teşekkürlerini iletti.

Sağlıkta Dönüşüm Programını eleştiren İlhan, "TTB, ısrarla doğruları anlatmaya çalışıyor ve bu nedenle iktidarın hedefi haline geliyor. Ciddi baskılar var, ama yine de hekimler olarak umutluyuz." dedi.

Kılıçdaroğlu'nun sözleriyle ilgili tartışmalara da değinen İlhan, Bakan Ramazanoğlu'nun bir hekim olduğunu hatırlattı. İlhan, "Hekimlere düşen tavır, kadınları, çocukları savunmaktır, Sema Hanım'dan beklentimiz; mağdur edilen çocuklara sahip çıkmasıdır, siyaseten yakın olduğu kurumlara değil." ifadesini kullandı.

 

 

ERDOĞAN NE DEMİŞTİ? TIKLA

 
7 Nisan 2016 Perşembe 14:27 
Yorum YapYazdır
 
(0 Yorum Yapıldı)Yorumlar
<p>Henüz kimse yorum yapmamış, ilk yorum yapan siz olun.</p>
 
Bu Kategorideki Diğer Haberler
 
 
Son 24 Saat
Haberler RSS Beslemesi
 
Yazarlar
Yazarlar RSS Beslemesi
A. Şefik Mollamehmetoğlu
 
Nihat Genç
 
Attila Aşut
 
Prof. Dr. Orhan Özgür
 
Arslan Bulut
 
Mehmet Polat
 
Türker Ertürk
 
Ahmet Özer
 
Göksu Mollamehmetoğlu
 
Gülcan Özgür
 
Ömer Turan
 
Osman Cudi Yılmaz
 
Ömer Faruk Altuntaş
 
Prof. Dr. Burhan Çuhadaroğlu
 
Prof. Dr. Cavit Boz
 
Prof. Dr. Kemal Üçüncü
 
Hüseyin HAYDAR
 
Zekeriya Saka
 
Mehmet Kuvvet
 
Hasan Güneş
 
Erdal ÖZÇELİK
 
Serpil Satut Denizoğlu
 
Erdal Eksert
 
İnci Güngör
 
Kazım DEMİR
 
Coşkun ERUZ
 
Mehmet Akıncı
 
Ruhi  Türkyılmaz
 
İlyas Gümrükçü
 
Sami KOÇ
 
Ömer Asan
 
Prof. Dr. Örsan Öymen
 
Kadir ŞİŞGİNOĞLU
 
 
 
Gazete Manşetleri
 
 
Lig Puan Durumu
 
Takımlar
O
G
B
M
P
1
Başakşehir
17
11
6
0
39
2
Beşiktaş
17
11
5
1
38
3
Galatasaray
18
11
3
4
36
4
Fenerbahçe
17
9
5
3
32
5
Konyaspor
18
7
6
5
27
6
Bursaspor
18
8
3
7
27
7
Osmanlıspor FK
17
6
8
3
26
8
Antalyaspor
17
7
4
6
25
9
K.D.Ç. Karabük
18
7
3
8
24
10
Gençlerbirliği
17
5
7
5
22
11
Trabzonspor
17
6
3
8
21
12
Akhisar Bld.
18
5
6
7
21
13
Kasımpaşa
17
6
3
8
21
14
Alanyaspor
17
5
3
9
18
15
Ç. Rizespor
18
4
4
10
16
16
Adanaspor
18
3
5
10
14
17
Kayserispor
18
3
4
11
13
18
Gaziantepspor
17
3
2
12
11
 
Şampiyonlar Ligi
 
UEFA Avrupa Ligi
 
Alt Lig
 
 
Anket
2016 TÜRKİYE AÇISINDAN NASIL GEÇECEK?
ÇOK İYİ
İYİ
BİR ŞEY DEĞİŞMEZ
KÖTÜ
ÇOK KÖTÜ
 
Namaz Vakitleri
 
  • İmsak05:47
  • Güneş07:33
  • Öğlen12:44
  • İkindi15:17
  • Akşam17:33
  • Yatsı19:08
 
Tarihte Bugün
1517 - Osmanlı ordusu Ridaniye Savaşında Memluk ordularını yendi. Bu savaşın ardından, halifelik Osmanlılara geçti.
1580 - İstanbul Rasadhanesi III. Murat tarafından yıktırıldı.
1771 - Falkland Adaları İspanya tarafından Britanya'ya bırakıldı.
1842 - Baytar Mektebi (Veteriner Fakültesi) açıldı.
1873 - Kasımpaşa tersanesi işçileri greve gitti.
1889 - Columbia Phonograph plak ve müzik şirketi Washington, D.C.'de kuruldu.
1905 - Birinci Rus devrimi başladı. Çar birliklerinin Kışlık Saray'a dilekçe vermek için yürüyüşe geçen işçilere ateş açmaları ve Kanlı Pazar diye anılan günde, 500 işçiyi öldürmeleri üzerine ayaklanmalar baş gösterdi.
1924 - Birleşik Krallık'ta İşçi Partisi lideri Ramsay Mac Donald başbakanlığa atandı.
1930 - Gazi ve Türklük aleyhine" yayın yapmaktan dolayı Resimli Ay gazetesi aleyhine dava açıldı.
1932 - İlk Türkçe Kur'an, Hafız Yaşar (Okur) tarafından Yerebatan Camii'nde okundu.
1938 - Yalova'da Termal Oteli açıldı.
1939 - Columbia Üniversitesi'nden bir grup bilim insanı uranyum atomunu parçalamayı başardı.
1942 - İmla Kılavuzu'nun tüm okul ve işyerlerinde kullanılması hakkında genelge yayımlandı.
1946 - Ampul satışları serbest bırakıldı.
1947 - Fransa'da yeni kabineyi sosyalist Paul Ramadier kurdu.
1949 - Mao'nun orduları Pekin'i aldı.
1950 - İstanbul grekoromen güreş takımı İstanbul'da Paris takımını 7-1 yendi.
1952 - Dünyanın ilk jet yolcu uçağı olan de Havilland Comet, BOAC havayolu şirketinin filosunda hizmete girdi.
1953 - Türkiye Milliyetçiler Derneği kapatıldı.
1957 - İsrail ordusu Sina Yarımadası'ndan çekilmekle birlikte Gazze Şeridi'ndeki işgalini sürdürdü.
1959 - İzmir Toplu Basın Mahkemesi, Demokrat İzmir gazetesi yazı işleri müdürü Şeref Balçık'a 15 gün, gazetenin sahibi Adnan Düvenci'ye 1 yıl mahkûmiyet cezası verdi.
1959 - Kadın avukatlar, Refik Erduran'a "Bir Kilo Namus" adlı yapıtı nedeniyle açtıkları davadan vazgeçtiler.
1961 - İstanbul'da 300 cam işçisi kapalı salon toplantısı yaptı.
1965 - Yeni Seçim Kanunu Türkiye Büyük Millet Meclisi'nde kabul edildi. Yeni Seçim Kanunu milli bakiye sistemini ve birleşik oy pusulası kullanımını öngörüyor.
1969 - Teksif Sendikası'na bağlı işçiler Defterdar Fabrikası'nda grev başlattı.
1969 - Fikir Kulüpleri Federasyonu'nun "Türk halkına mektup" başlıklı bildirisi toplatıldı.
1970 - Boeing 747 ilk kez Londra'ya uçtu.
1972 - Brüksel Antlaşması imzalandı. Bu antlaşmaya göre; Birleşik Krallık, İrlanda, Danimarka ve Norveç 1 Ocak 1973'ten itibaren Avrupa Ekonomik Topluluğu'na (AET) üye olacak.
1973 - 12 Mart dönemi başbakanlarından Nihat Erim İnsan Hakları Mahkemesi Türkiye Yargıçlığı'na adaydı. Çok tepki görünce adaylıktan çekildi.
1977 - İstanbul'da Saraçhane-Sultanahmet arasında "Faşizme Ölüm" yürüyüşü yapıldı. Yürüyüşe 5 bin kişi katıldı.
1980 - Güvenlik güçleri arama yapmak için TARİŞ (İzmir, İncir, Üzüm, Pamuk ve Zeytinyağı Tarım Satış Kooperatifleri Birliği) işletmelerine girmek istedi; 50 kişi yaralandı, 600 işçi gözaltına alındı. TARİŞ'e bağlı işyerlerinde işçiler direnişe geçti.
1980 - Nükleer fizikçi Dr. Andrei Sakharov, SSCB'de ülke içi sürgüne gönderildi.
1981 - İstanbul Sıkıyönetim Komutanlığı'nca gözaltına alınan Milliyetçi İşçi Sendikaları Konfederasyonu (MİSK) yöneticilerinin tümü serbest bırakıldı.
1984 - Kullanıcı dostu grafik ara yüzü ve faresi ile bilgisayarı kullanıcılara sevdiren ilk ticari bilgisayar olan Apple Macintosh, ünlü "1984" televizyon reklam kampanyası ile tanıtılmaya başlandı.
1987 - Türkiye-Yunanistan Uyum Antlaşması Avrupa Topluluğu (AT) adına parafe edildi.
1987 - Yüksek Sağlık Şurası, tüp bebek uygulamasının Türkiye'de de başlatılmasını kararlaştırdı.
1988 - Nazım Hikmet'e vatandaşlık haklarının geri verilmesi için kampanya başlatıldı.
1989 - Sovyetler Birliği'nde ilk kez "Uluslararası Güzellik Yarışması" düzenlendi. Yarışmada Türkiye'yi temsil eden Meltem Hakarar birinci seçildi.
1990 - Sovyet lideri Gorbaçov, Kızıl Ordu askerlerinin ayaklanmayı bastırmak üzere Azerbaycan'a yollandığını açıkladı.
1991 - Bir Irak scud füzesi İsrail'e düştü,üç kişi öldü.
1996 - Gazeteci Metin Göktepe'yi öldürdükleri iddiasıyla biri emniyet amiri 24 polis gözaltına alındı.
1996 - Özgürlük ve Dayanışma Partisi (ÖDP) kuruldu. Partinin genel başkanlığına Doç. Dr. Ufuk Uras seçildi.
1997 - Amerika Birleşik Devletleri senatosu, Madeleine Albright'ın ülkenin ilk kadın dışişleri bakanı olarak atanmasını onayladı.
2000 - Ankara 9. Ağır Ceza Mahkemesi, DYP Şanlıurfa Milletvekili Fevzi Şıhanlıoğlu'nun ölümü ile ilgili davada, MHP Milletvekili Cahit Tekelioğlu'nu 2 yıl 9 ay 10 gün ağır hapse mahkum etti. MHP Milletvekili Mehmet Kundakçı'nın ise beraatine karar verildi.
2006 - BM Mülteciler Yüksek Komiserliği, Yemen açıklarında kaçakları taşıyan bir teknenin alabora olması sonucu ilk belirlemelere göre 22 kişinin öldüğünü bildirdi.
2006 - Mersin'de 4,0 büyüklüğünde bir deprem meydana geldi.
2006 - Profesyonel basketbol ligi olan NBA'in şu andaki en iyi oyuncusu olan Kobe Bryant Toronto Raptors karşısında 81 sayı atarak NBA tarihinin Wilt Chamberlain'den (100) sonra bir maçta en çok sayı atan oyuncusu oldu.
2007 - Vikipedi Altın Örümcek 2006 "En İyi İçerik" ödülünün sahibi oldu.
2007 - Bağdat'taki bombalı saldırılarda 73 kişi öldü, 138 kişi yaralandı.
2007 - Bolu Tüneli'nin sağ tüpü açıldı.
871 - Basing Savaşı Danimarkalı istilacı vikingler anglosaksonları ( Anglosakson kralı:Ethelred of Wessex ) Basing'de yendi.
 
Arşiv
 
Süper Loto
19.01.2017 Tarihli Çekiliş Sonucu010727325051
 
On Numara
16.01.2017 Tarihli Çekiliş Sonucu04060711131823272934414550515259676973747579
 
Sayısal Loto
21.01.2017 Tarihli Çekiliş Sonucu222331354348
 
Şans Topu
18.01.2017 Tarihli Çekiliş Sonucu030419232908
 
 
Kurumsal

İçerik

Gündem

Siyaset

Teknoloji

Yukarı Çık