Başkanlık teklif paketi meclisten geçti

Ana Sayfa » Siyaset » CHP Lİderi: 'Erdoğan açıkça darbe yaptım diyor'

CHP Lİderi: 'Erdoğan açıkça darbe yaptım diyor'

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın “Türkiye’nin yönetim sistemi değişmiştir. Fiili gücüm var” açıklaması hafta sonu olmasına rağmen siyasi gündemi sarstı. CHP lideri Kılıçdaroğlu, Erdoğan’ın sözlerini, ‘darbe’ olarak değerlendirdi ve ekledi: “Evren’in darbe sürecinin aynısı. Artık yasa, Anayasa dinlemem, diyor. Çok tehlikeli bir süreç.”

 
16 Ağustos 2015 Pazar 09:06 
Yorum YapYazdır
 
 
CHP Lİderi: 'Erdoğan açıkça darbe yaptım diyor'

CHP genel başkanı Kılıçdaroğlu, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın “10 Ağustos 2014 sonrası Türkiye’de yönetim sistemi bir anlamda değişmiştir. Yapılması gereken bu fiili durumun anayasal olarak kesinleştirilmesidir” sözlerini ‘açık darbe’ olarak değerlendirdi. Bunun Kenan Evren’nin darbe sürecinin aynısı olduğunu savunan Kılıçdaroğlu, “Çok tehlikeli” uyarısında bulundu. CHP lideri, Hürriyet’in sorularını şöyle yanıtladı:

SIRA HUKUKİ ALTYAPIDA
“Sayın Cumhurbaşkanı’nın Rize’de sivil toplum örgütleri yöneticilerine konuşması kendisi tarafından yapılan darbenin kabulüdür. Yaptığı bu darbenin meşru bir hukuki zemine oturtulmasını istiyor. ‘Anayasa değişikliği yapılarak bunun gerçekleştirilmesini istiyorum’ diyor. Darbeci Kenan Evren’in darbe sürecinin aynısını hayata geçirmek istiyor. Darbecinin özelliği şudur: Önce darbeyi yapar, sonra onun hukuki altyapısını oluşturur. Şimdi Erdoğan da ‘Ben darbeyi yaptım, fiili bir durum oluştu, sıra bunun hukuki altyapısını oluşturmaya geldi’ diyor. Bugün Anayasa halen ortada duruyor. Bir değişiklik yok. Hepimiz ve her kurum bu Anayasa’ya uymak zorunda. Ama Cumhurbaşkanı, fiilen Anayasa’nın değiştiğini söylüyor. Bunu söyleyen kişi de bu Anayasa’ya sadakatle bağlı kalacağına şerefi ve namusu üzerine yemin etmiş kişidir.

HALKTAN ALDIĞI YETKİYLE...
Bu ülkede 70 yıldır, 1946’dan beri, demokrasi mücadelesi veriyoruz. Bütün hedefimiz daha derinlikli bir demokrasi; insan haklarına saygı, güçler ayrılığının dengeli olması, bir kişinin iki dudağına bir ülke yönetimin hapsedilmemesi... Demokrasinin varlık nedeni bunlar zaten. Halkın iradesine, onun verdiği oylara saygı duymaktır. Şimdi siz, halktan aldığınız yetki ile halkı baskılıyorsunuz, kendi söylediklerinizi halka zorla kabul ettirmeye çalışıyorsunuz.

MEŞRUİYETİNİ TARTIŞMALI YAPTI
Son seçimlerde doğrudan meydanlara çıktı Sayın Erdoğan, 400 milletvekili istedi, ‘Bana oy verin, başkanlık sistemini getireceğiz’ dedi. Ama bu kadar açık söylememişti. Aldığı oy yüzde 40 küsur. Bu, kendisinin kendi meşruiyetinin tartışılmasına, tartışmalı olmasına yol açtı. Çünkü seçim meydanlarına çıkarak, başkanlık istedi, vatandaş ise bunu vermedi. Vermeyince artık meşruiyeti tartışma konusu oldu. Yüzde 51 küsurdan yüzde 40 küsura düştü.

ÇOK TEHLİKELİ BİR SÜREÇ
Şimdi bu da yetmiyormuş gibi ‘Fiilen yönetim değişti’ diyor. Yani, ‘Ben artık yasaları, anayasayı, yargıyı, yürütme organlarını tanımıyorum, fiili bir durum oluştu, dolayısıyla artık sizin söylediğiniz demokrasi bizde yok’ diyor. ‘Anayasanın öngördüğü demokrasi bizde yoktur’ deyip kendi iradesini milli irade olarak tanımlıyor. Hiçbir vatandaşım bu tuzağa düşsün istemem. Bir kişinin iradesi milli irade olarak tanımlanamaz. Erdoğan ise kendi iradesini milli irade olarak tanımlıyor. Çok tehlikeli bir sürecin içindeyiz. Demokrasiye açıkça darbe yapılmıştır. Bu tehlike süreci umarım sağduyu ile atlatırız.

AKP’NİN SESSİZLİĞİ ÜZÜYOR
Beni üzen temel nokta, bu darbe söylemine iktidar partisinin yanıt vermemiş olmasıdır. 12 Eylül’den, 28 Şubat’tan, 12 Mart’tan, yani darbelerden şikâyet ederek iktidar olan bir siyasal hareketin Türkiye’ye yaşatılan bu darbe karşısında sesiz durması, bir anlamda kabulü, demokrasi konusunda AKP’nin sorgulanmasını zorunlu kılmaktadır. Millet de seçimlerde demokrasiye sahip çıkmalı, insan haklarına, özgürlüğüne sahip çıkmalı, hukuk üstünlüğünün yanında durmalı. Yani, bu ülkeye birinci sınıf demokrasi getireceğini vaat eden partiye sahip çıkmalı. Kimsenin inancı, kimliği, yaşam tarzı ile uğraşmayan; insanı, insan olarak kabul eden, baş tacı yapan bir siyasal partiye destek vermelidir.”
Şükrü KÜÇÜKŞAHİN/ANKARA

Forsu bırak siyasete gel
MHP Genel Başkan Yardımcısı Sadir Durmaz, Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın ‘sistem’ çıkışıyla ilgili “Cumhurbaşkanı’nın Anayasa’yı tanımadığının, Anayasa’yı askıya aldığının işaretidir” dedi. Durmaz, şöyle devam etti: “Türkiye’nin sorunu kural tanımayan bir Cumhurbaşkanı’nın işbaşında olması. Bugün hukukun yerlerde süründüğünü bilmeyen yok. Bütün bunların sorumluluğu da 13 yıldır Türkiye’yi yöneten AKP ve Erdoğan’dır. Cumhurbaşkanlığı makamında ama başbakanlık yapmaya devam ediyor. Geçmişte siyasete dair değerlendirmeler yapan hâkim ve savcılara, akademisyenlere ‘Cübbeni bırak siyasete gel’ demişti. Kendisine forsunu bırak siyasete gel diyoruz.”

Açıkça itiraf
CHP Grup Başkanvekili Özgür Özel de Erdoğan’ın sözleriyle ilgili “Darbeciliğin daniskası” tepkisini verdi. Özel, şöyle devam etti: “Cumhurbaşkanı ilk kez yalan söylemek, gerçekleri çarpıtmak, var olanı kabul etmemek yerine itiraf niteliğinde açıklamalarda bulundu. Bir ara dönemi tarif ediyor. Darbelerden sonra ortaya çıkan ara rejimlerde, askıya alınan anayasa fiili duruma uygunluk göstermez ve darbecilere göre yeni bir anayasa yapılır. Cumhurbaşkanı’nın tarif ettiği de bir ara dönemdir. Demokrasinin olanaklarından yararlanarak bir darbe gerçekleştirdiğini, mevcut anayasayı fiilen askıya aldığını, kendi görev alınında anayasal çizgilerin dışına taştığını açıkça itiraf etmektedir.”

Aslında ülkeye başkanlık yapıyor
HDP Grup Başkanvekili Pervin Buldan ise Cumhurbaşkanı’nın açıklamalarıyla ilgili “Doğru sistem değişti, Cumhurbaşkanı aslında başkanlık yapıyor bu ülkeye” dedi, şöyle devam etti: “Kendi sarayında, örtülü ödeneğiyle birlikte Türkiye’yi gerçekten hiç hak etmediği bir şekilde yasa ve Anayasa’ya aykırı uygulamalarla ülkeye başkanlık yapıyor. Fiili olarak başkanlık sistemini oturtmaya çalışıyor. Bunu da cumhurbaşkanlığı seçimini kazandıktan sonra yürürlüğe koydu. Aslında amaçları 7 Haziran’da AKP’nin tek başına iktidar olmasını sağlayarak filen başkanlığı getirmekti. Şimdi fiili olarak hayata geçirmiş durumda.”
Turan YILMAZ/ANKARA

Anayasa hukukçuları: Halk seçse de sistem değişmez
CUMHURBAŞKANI Tayyip Erdoğan’ın “Türkiye’nin yönetim sistemi değişmiştir” açıklaması, siyasetçilerin yanı sıra anayasa hukukçuları arasında da tartışma yarattı. Geçmişte AK Parti’nin yeni anayasa çalışmalarına katkı veren isimlerin de aralarında bulunduğu hukukçular Erdoğan’ın “sistem değişti” değerlendirmesine, “Anayasa şahsi temennilere göre değişmez, sadece seçim sistemi değişikliği yetkilerini arttırmaz, fiili güçten bahsetmesi hukuk dışında da arayışı olabileceğini gösteriyor” tepkisi geldi. Hukukçuların değerlendirmeleri şöyle:

Hukuk dışı arayışı olabilir
Prof. Dr. Erdoğan Teziç: Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın açıklamasında yetki ve fiili güç diye iki ayrı kavram geçiyor. Yetki dendiğinde ‘hukukla verilmiş imkânı’ anlarız. Ancak anayasal bir kurumun başında olan zatın fiili güçten bahsetmesi, onun hukuku ihlal edebileceğini, hukuk dışında da arayışı olabileceğini gösteriyor. Çünkü fiili durum, hukuk dışı bir duruma işaret edebilir.
O zaman da anayasa ihlali çıkar. Anayasa ihlali de bizim ceza yasalarımıza göre suçtur. Yani yeniden anayasa yapılırken ‘fiilen kullandığım gücü anayasaya uydurun’ da demiş oluyor.
Melez yapı belirginleşti
Prof. Dr. Serap Yazıcı: 1982 anayasası, yürürlüğe girdiği ilk günden itibaren, geniş yetkileri haiz bir cumhurbaşkanlığına yer vermiştir. Öte yandan anayasa, parlamentarizmin tüm unsurlarını da içermektedir. Bu nedenle anayasanın, parlamentarizmle yarı başkanlık arasında melez bir model benimsediği söylenebilir. 2007 anayasa değişikliği ile cumhurbaşkanını seçme yetkisinin halka tanınması, 10 Ağustos 2014’te cumhurbaşkanının ilk kez halk tarafından seçilmesi, anayasanın melez hükümet yapısını daha da belirginleştirmiştir. Böyle olmakla birlikte bu modeli, yarı başkanlık olarak tanımlama olanağı mevcut değildir.
Kim seçerse seçsin
Mustafa Bumin (Eski Anayasa Mahkemesi Başkanı): Böyle bir şey mümkün değil. Bu kamuoyunu ikna etmeye yönelik bir ifade. Cumhurbaşkanının parlamento tarafından seçilmesiyle halk tarafından seçilmesi arasında ne fark var? Halk tarafından seçiminden önce ya da sonra Anayasa’nın, cumhurbaşkanının görev ve yetkilerini gösteren diğer maddelerinde bu yetkileri arttıran ya da eksilten bir değişiklik yapıldı mı? Hayır. Cumhurbaşkanı’nı kim seçerse seçsin, yetkilerini gösteren maddelerde bir değişiklik yoksa sadece seçim sisteminin değişmesi yetkilerini genişletmez, arttırmaz.
Hukuken temelsiz açıklama
Prof. Dr. Ergun Özbudun: Anayasa şahsi temennilere göre değişmez. 2007 yılında Anayasa’ya cumhurbaşkanının halk tarafından seçilmesi eklendi, ancak cumhurbaşkanının yetkilerinde en ufak bir değişiklik olmadı. Bu nedenle yeni bir yönetim sistemine geçildiği iddiasının anayasal dayanağı yok. Bir de açıklamalara bakıldığında enteresan bir cümle var. Fiilen durumun Anayasa’ya uymadığını söylüyor. Demek ki şu anda fiili durumda anayasaya uygun olmayan durumlar olduğunun farkında. Bu da anayasal olarak kabul edilebilecek bir durum değil. Hukuken temelsiz bir açıklama.
Turan YILMAZ-Hacer BOYACIOĞLU/ANKARA

 
16 Ağustos 2015 Pazar 09:06 
Yorum YapYazdır
 
(0 Yorum Yapıldı)Yorumlar
<p>Henüz kimse yorum yapmamış, ilk yorum yapan siz olun.</p>
 
Bu Kategorideki Diğer Haberler
 
 
Son 24 Saat
Haberler RSS Beslemesi
 
Yazarlar
Yazarlar RSS Beslemesi
A. Şefik Mollamehmetoğlu
 
Nihat Genç
 
Attila Aşut
 
Prof. Dr. Orhan Özgür
 
Arslan Bulut
 
Mehmet Polat
 
Türker Ertürk
 
Ahmet Özer
 
Göksu Mollamehmetoğlu
 
Gülcan Özgür
 
Ömer Turan
 
Osman Cudi Yılmaz
 
Ömer Faruk Altuntaş
 
Prof. Dr. Burhan Çuhadaroğlu
 
Prof. Dr. Cavit Boz
 
Prof. Dr. Kemal Üçüncü
 
Hüseyin HAYDAR
 
Zekeriya Saka
 
Mehmet Kuvvet
 
Hasan Güneş
 
Erdal ÖZÇELİK
 
Serpil Satut Denizoğlu
 
Erdal Eksert
 
İnci Güngör
 
Kazım DEMİR
 
Coşkun ERUZ
 
Mehmet Akıncı
 
Ruhi  Türkyılmaz
 
İlyas Gümrükçü
 
Sami KOÇ
 
Ömer Asan
 
Prof. Dr. Örsan Öymen
 
Kadir ŞİŞGİNOĞLU
 
 
 
Gazete Manşetleri
 
 
Lig Puan Durumu
 
Takımlar
O
G
B
M
P
1
Başakşehir
17
11
6
0
39
2
Beşiktaş
17
11
5
1
38
3
Galatasaray
17
11
3
3
36
4
Fenerbahçe
17
9
5
3
32
5
Bursaspor
17
8
3
6
27
6
Osmanlıspor FK
17
6
8
3
26
7
Antalyaspor
17
7
4
6
25
8
Konyaspor
17
6
6
5
24
9
Gençlerbirliği
17
5
7
5
22
10
Trabzonspor
17
6
3
8
21
11
K.D.Ç. Karabük
17
6
3
8
21
12
Kasımpaşa
17
6
3
8
21
13
Akhisar Bld.
17
5
5
7
20
14
Alanyaspor
17
5
3
9
18
15
Ç. Rizespor
17
4
4
9
16
16
Kayserispor
17
3
3
11
12
17
Gaziantepspor
17
3
2
12
11
18
Adanaspor
17
2
5
10
11
 
Şampiyonlar Ligi
 
UEFA Avrupa Ligi
 
Alt Lig
 
 
Anket
2016 TÜRKİYE AÇISINDAN NASIL GEÇECEK?
ÇOK İYİ
İYİ
BİR ŞEY DEĞİŞMEZ
KÖTÜ
ÇOK KÖTÜ
 
Namaz Vakitleri
 
  • İmsak05:48
  • Güneş07:33
  • Öğlen12:44
  • İkindi15:16
  • Akşam17:32
  • Yatsı19:07
 
Tarihte Bugün
1522 - Rodos'un Osmanlı donanmasınca fethi.
1774 - Osmanlı Padişahı III. Mustafa öldü. I. Abdülhamit tahta çıktı.
1793 - Vatana ihanetten suçlu bulunan Fransa kralı XVI. Louis, giyotinle idam edildi.
1899 - Opel ilk otomobilini üretti.
1908 - New York belediyesinin aldığı bir kararla kadınların toplum içinde sigara içmeleri yasaklandı.
1911 - İlk Monte Carlo Rallisi başladı.
1921 - İtalyan Komünist Partisi kuruldu.
1924 - Vladimir İlyiç Lenin öldü.
1925 - Arnavutluk Cumhuriyeti ilan edildi.
1941 - II. Dünya Savaşı: Avustralya ve Birleşik Krallık birlikleri Tobruk-Libya'ya saldırı başlattı.
1942 - II. Dünya Savaşı: Kuzey Afrika cephesinde Rommel'in Sirenayka taarruzu.
1942 - Askerlik süresi üç yıla çıkarıldı.
1943 - Varlık Vergisi ödemesinin son günüydü. Vergisini ödemeyen mükelleflerin ev ve işyerlerindeki malları haczedildi, daha sonra da icra yoluyla satış yöntemiyle vergileri tahsil edildi.
1946 - Türkiye İş ve İşçi Bulma Kurumu kuruldu.
1951 - Kore'den ilk hasta ve yaralı kafilesi, Ankara'ya geldi.
1952 - Milli Savunma Bakanlığı, Kore'de 34 subay, 46 astsubay ve 1252 erin şehit olduğunu açıkladı.
1952 - Eski Ordu milletvekili, mizah dergisi Akbaba'nın sahibi Yusuf Ziya Ortaç Cumhuriyet Halk Partisi'nden istifa etti.
1954 - İlk nükleer denizaltı Nautilus, Connecticut'ta denize indirildi.
1958 - Lefkoşa'da taksim lehine gösteri yapan Kıbrıslı Türk gençlerine İngiliz askerleri müdahale etti; bir genç ağır yaralandı, altı kişi tutuklandı.
1959 - Ulus gazetesi yazı işleri müdürü Ülkü Arman ve Yakup Kadri Karaosmanoğlu birer yıl hapse mahkum oldu; gazete bir ay süreyle kapatıldı. Yakup Kadri Karaosmanoğlu'nun "Nalıncı Keseri" başlıklı yazısı dava konusu olmuştu.
1961 - Saraçhane Tiyatrosu açıldı. İlk olarak Cevat Fehmi Başkut'un Hacıyatmaz oyunu sahnelendi.
1963 - 21-25 Ocak'da şiddetli soğuklar ülkenin her yanını etkiledi. Elektrikler, sular kesildi, trenler yollarda kaldı; Uludağ'da kar kalınlığı 25 metre.
1967 - Türkiye Milli Talebe Federasyonu'nun beş yöneticisi günü tutuklandı. Sencer Güneşsoy, Baykan Kalaba, Naci Özdemir, Hüsnü Temiz, Kâzım Musa bir gün önce polis tarafından mühürlenen federasyon binasına girmek istemişlerdi.
1967 - Uluslararası Las Vegas Maratonu'nda İsmail Akçay ikinci oldu. İsmail Akçay'ın derecesi 2 saat, 23 dakika, 3 saniyeydi.
1970 - Jumbo-Jet Boeing 747 ticari seferlerine başladı.
1972 - Cidde'ye yaptığı Hac seferinden dönen Marmara adlı THY uçağı 5 kişilik mürettebatıyla düştü. Hostes Hülya Maviler yanarak öldü, diğerleri yaralı olarak kurtarıldı.
1976 - Concorde, Londra-Bahreyn ve Paris-Rio de Janeiro hatlarında ticari uçuşlarına başladı.
1977 - Amerika Birleşik Devletleri başkanı Jimmy Carter, Vietnam savaşı sırasındaki asker kaçaklarının hemen hepsini affetti.
1981 - 444 gündür Tahran'da rehin tutulan Amerikalılar serbest bırakıldı.
1981 - Ankara Cumhuriyet Savcı Yardımcısı Doğan Öz'ü öldürmekten sanık sağ eylemci İbrahim Çiftçi, Ankara Sıkıyönetim Mahkemesi'nce üçüncü kez ölüm cezasına çarptırıldı.
1983 - Eski İstanbul Belediye Başkanı Ahmet İsvan tahliye edildi. İsvan, Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonu (DİSK) davasında yargılanmaktaydı.
1985 - 1983'ten beri süren Yazarlar Sendikası davasında sanıklar beraat etti.
1990 - Adnan Oktar ve müridi oldukları öne sürülen 66 erkek ve 68 kadın gözaltına alındı.
1992 - İstanbul'da evlerde doğal gaz kullanılmaya başladı.
1996 - Özgürlük Ve Dayanışma Partisi kuruldu.
1996 - Filistin'de ilk kez devlet başkanlığı seçimleri yapıldı. Yaser Arafat devlet başkanı seçildi.
1997 - Atatürkçü Düşünce Derneği, Başbakan Necmettin Erbakan hakkında konutta verdiği yemek daveti nedeniyle suç duyurusunda bulundu.
1999 - Amerikan tarihinin en büyük uyuşturucu operasyonu: sahil güvenlik kuvvetlerinin durdurduğu bir gemide 4.300 kg kokain ele geçirildi.
2005 - İzmit İşletmesinin kapatılmasını protesto için fabrikaya kapanan SEKA işçileri, Kurban Bayramı'nı fabrikada geçirdi.
 
Arşiv
 
Süper Loto
19.01.2017 Tarihli Çekiliş Sonucu010727325051
 
On Numara
16.01.2017 Tarihli Çekiliş Sonucu04060711131823272934414550515259676973747579
 
Sayısal Loto
14.01.2017 Tarihli Çekiliş Sonucu052629343536
 
Şans Topu
18.01.2017 Tarihli Çekiliş Sonucu030419232908
 
 
Kurumsal

İçerik

Gündem

Siyaset

Teknoloji

Yukarı Çık