MB'den faiz kararı, dolarda hızlı düşüş

Ana Sayfa » Siyaset » CHP koalisyon için koşullarını açıkladı

CHP koalisyon için koşullarını açıkladı

Kılıçdaroğlu, ''Seçim sonrasında yüzde 40'lık ve 60'lık denge oluştu. Hükümet kurma görevi yüzde 60'lık bloka düşüyor'' dedi ve koalisyon için CHP'nin 14 ilkesini açıkladı.

 
15 Haziran 2015 Pazartesi 14:38 
Yorum YapYazdır
 
 
CHP koalisyon için koşullarını açıkladı

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu "Seçim sonrasında yüzde 40'lık ve 60'lık denge oluştu. Ve asıl görev, hükümet kurma görevi yüzde 60'lık bloka düşüyor. İlkelerimizi koyalım o çerçevede bir araya gelelim. Oturalım, adam gibi hükümet kuralım'' açıklamasında bulundu.

ERDOĞAN'IN DAVETİNE CEVAP VERDİ

Seçim öncesi kısa bir konuşma yaptıktan sonra ilk kez kameralar karşısına çıkan CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Parti Meclisi öncesi önemli açıklamalar yaptı. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın ''Bütün siyasi parti liderlerini davet edip görüşeceğim'' şeklindeki sözlerine ''Cumhurbaşkanı anayasal sınırların içine çekilmelidir. O makam her şeye maydanoz olan makam değildir. Koalisyon görüşmelerini yapacak kişi, sayın Cumhurbaşkanı'nın yetki vereceği kişidir. Bizimle ne görüşülecek? Niçin koalisyon yapmıyorsunuz mu diyecek? Öyle gizli kapaklı ortamlarda olması da çok şık değildir. Arka kapı diplomasisine evet, ama gizli kapaklı ikna edelim, buna bizim kapılarımız kapalı " yanıtını veren Kılıçdaroğlu, koalisyon için CHP'nin 14 ilkesini sıraladı.

Kılıçdaroğlu'nun konuşmasından satırbaşları:

DEMOKRASİMİZ KAZANDI

"Bu seçimler sonrası Türkiye kazandı, demokrasimiz kazandı. Bu vesileyle sandığa gidip oy veren bütün yurttaşlarımıza içten teşekkürlerimizi sunuyoruz. Demokrasimizi güçlendirdikleri için. Geleceğe umutla bakıyoruz beklentisini güçlendirdikleri için.

ÖRGÜTLERİMİZE VE STK'LARA DA TEŞEKKÜR EDİYORUZ

Kuşkusuz örgütlerimize de teşekkür ediyoruz. Yorulmadan çalışan örgütlerimize. Onlar yorgunluğu hiç düşünmeden çalıştılar. Bütün örgütlerimize içten teşekkürlerimizi sunuyoruz. Tabii asıl teşekkürümüz STK'lara. Onlar hiçbir beklenti içinde olmaksızın, demokrasi kazansın, seçimler şaibeli bir ortamda olmasın diye günün 24 saatini çalışarak geçirdiler. Sandık başlarında durdular. Bazen aç susuz ama çalıştılar. Katkı veren STK'lara teşekkür ediyoruz. Onları demokrasimizin güvencesi olarak görüyoruz.

SEÇİM EŞİT OLMAYAN KOŞULLARDA GERÇEKLEŞTİ

Bu seçimin bir özelliği eşit olmayan koşullarda gerçekleşmesiydi. Benzer tabloyu 1980 sonrası yapılan seçimlerde de görüştük.

YÜZDE 10 BARAJI

İkinci önemli husus, halkımız hiçbir kişiye, zümreye, aileye imtiyaz sağlanamaz demiştir. Üçüncü özelliği, 12 Eylül darbe hukukuna önemli bir darbeyi indirmiş olmasıdır. Yüzde 10 barajını çekip atmış olmasıdır.

TÜRKİYE'Yİ DÜŞÜNMEK ZORUNDAYIZ

Seçim atmosferimizden çıktık. Duygularımızla değil, aklımızla hareket etmek zorundayız. Kendimizi, partimizi değil Türkiye'yi düşünmek zorundayız. Bu çerçevede akılla hareket etmek zorundayız. Devlet, kinle yönetilmez. Biz eğer iktidar olma yolunda önemli adımlar atacaksak, aklımızla mantığımızla hareket etmek zorundayız. Bu bağlamda hiçbir partiyi ve o partiye oy veren yurttaşlarımızı yok sayamayız, yok saymamalıyız.

HİÇ KİMSEYİ ÖTEKİLEŞTİRMEMEMİZ GEREK

Eğer siz bir partiyi ve yurttaşları yok sayarsanız demokrasiye olan inancı sarsmış olursunuz. Halkın her kesimi elbette ki istediği partiye oy verecektir. Ama sonuç, hepimizin kabulü olması gerekir. Bu halka duyduğumuz güvenin de bir sonucudur. Eğer tasada ve kıvançta beraber olacaksak, ülkenin çıkarlarını savunacaksak, hiç kimseyi ötekileştirmememiz gerekiyor.

HÜKÜMET KURMA GÖREVİ YÜZDE 60'LIK BLOKA DÜŞÜYOR

Eğer biz toplumun her kesimini kucaklar ve sıcak mesajlar verirsek, ülkede barışın temsili açısından da çok önemli adımları atmış oluruz. Seçim sonrasında yüzde 40'lık ve 60'lık denge oluştu. Toplumun ortaya koyduğu bir denge. Bütün partilerin bu dengeyi gözardı etmemesi gerekiyor. Ve asıl görev, hükümet kurma görevi yüzde 60'lık bloka düşüyor. Eğer toplumun beklentilerine uygun, onları yok saymayan iradeyi ortaya koymak istiyorsak, 60'lık grubun yada kitlenin beklentilerine uygun bir hükümet kurmak durumundayız.

DUYGULARDAN ARINMAK ZORUNDAYIZ

Daha önce de söyledim, ön yargılarımızla değil aklımızla siyasete bakmak zorundayız. Duygulardan arınmak zorundayız. Bir sonraki seçimi değil Türkiye'yi düşünmek zorundayız. Bir sonraki seçime göre bugünden çalışırsak, demokrasiye yazık etmiş oluruz. Kısır tartışmaların içinden siyaseti çıkarmamız gerekiyor.

İLKELER VE ÖNCELİKLER KONUŞULMUYOR

Koalisyon tartışmalarının da eski alışkanlıklardan kalan bir anlayışla sürdüğünü görüyorum. Üzülerek izliyorum. Kim kiminle koalisyon kuracak… Bakın ilkeler ve öncelikler konuşulmuyor. Bu 1980 öncesi Türkiye'yi kısır tartışmaların içine çeken bir görüştür, eğilimdir. Siyasetin bu dar kısır alandan çıkması lazım. Eğer biz Türkiye'nin çıkarlarını savunacaksak önce ilkelerimizi ortaya koymak zorundayız. Kim o ilkelere evet diyecektir, o zaman oturulup kim kiminle koalisyon yapacak tartışması daha sağlıklı zemine oturmuş olacaktır.

ÖNEMLİ OLAN KİMLERİN KOALİSYONU DEĞİL, İLKELER

Önemli olan kimlerin koalisyonu değil, koalisyon hangi ilkelerden yola çıkılarak inşa edilecektir? Asıl bunun üzerinde durmamız gerekiyor.

HİÇBİR SİYASİ PARTİYİ ASLA VE ASLA YOK SAYMIYORUZ

Bizim önceliklerimiz nedir? Biz CHP olarak akılcı, mantıklı, ön yargılardan uzak, evrensel değerlere bizim milletimizin değerlerine uygun kurallardan hareket ederek ilkelerimizi belirliyoruz. Bundan yola çıkarak bütün siyasal partilere açık ve net çağrı yapıyoruz. Hiçbir siyasi partiyi, asla ve asla yok saymıyoruz. Yok sayma gibi bir düşünce zaten CHP'nin kültüründe de olmaz. Demokrasiyi getiren bir parti olarak, toplumu kucaklamak bizim temel felsefemizdir.

13 yıllık bir süreç yaşadık. Demokrasiyle başlanan ama otoriter eğilimi artan bir süreci yaşadık. Bu sürece 7 Haziran seçimlerinde son verildi. O zaman ne yapmalıyız? Neler yapmalıyız? Hangi ilkeler etrafında birleşmeliyiz? Ve Türkiye'yi nasıl yeniden onarmalıyız?

Bunun için belli kurallardan yola çıkmamız gerekiyor.

CHP'NİN KOALİSYON İÇİN 14 İLKESİ:

HUKUKUN ÜSTÜNLÜĞÜ GÖZARDI EDİLMEMELİ

Can ve mal güvenliğimizi güvence altına alacak, hukukun üstünlüğüne dayalı bir hukuk sistemi. Hukukun üstünlüğü asla gözardı edilmemeli. Eğer biz uygar dünyanın parçası olacaksak, bu alanda bütün tahribatları yok etmeliyiz ve yeniden inşa etmeliyiz. Vatandaş can ve mal güvenliğini hukukun üstünlüğü kavramı içinde sokakta da hissedecek. Ve bu süre içinde ikinci temel konu, hukukun üstünlüğünü sağlayacağız ama 12 Eylül darbe hukukunun tamamen değişmesi lazım. Darbe yasalarının tamamen değişmesi. Yüzde 10 seçim barajı, YÖK belası… Bunların tamamının Türkiye'de olmaması lazım. Bunların kalkması lazım.

12 Eylül darbe yasalarını temizlemek, parlamenter sistemimizi güçlendirmek anlamına geliyor. Yasama ve yargı, yürütmenin arka bahçesi olmamalı. Bakın bu bizim değerlerimizle de örtüşen bir uygulamadır. 200 yıllık bir parlamenter sistemi daha güçlü hale getiriyoruz.

Güçler ayrılığı ilkesini gerçekten yerli yerine oturtabilirsek demokrasimiz güçlenecek.

SİYASİ AHLAK YASASI ÇIKMALI

Üçüncüsü, siyasi ahlak yasası… Siyasetin ne kadar kirlendiğini sokaktaki vatandaş da biliyor. Kesinlikle siyasi ahlak yasası çıkmalı. Siyaset düzgün temiz namuslu insanların görevi olmalıdır. Siyaset zenginleşme aracı olmamalıdır, köşeyi dönme aracı olmamalıdır.

OLMAZSA OLMAZLARIMIZ

Dördüncü ilkemiz, güçlü bir sosyal devlet. Eğer Türkiye güçlü olacaksa, güçlü bir sosyal devletle olur. 17 milyonun yoksulu olduğu Türkiye'ye hiç kimse güçlü devlettir diyemez. Bu bağlamda biz, bunun olması için alt parametrelerimizi de belirledik. Emekliye, bayramlarda iki maaş ikramiye verilmesi. Çiftçi kayıt sistemini esas alarak, mazotun 1,5 lira olması. 21'nci yüzyılın çağdaş köle sistemi olan taşeron sisteminin tamamen kaldırılması. Asgari ücretin, açlık sınırının üstüne çekilmesi yani 1500 liraya çekilmesi. Bunlar bizim olmazsa olmazlarımızdır.

CUMHURBAŞKANI ANAYASAL SINIRLARIN İÇİNE ÇEKİLMELİ

Beşinci konumuz, Cumhurbaşkanı anayasal sınırların içine çekilmelidir. O makam her şeye maydanoz olan makam değildir. O makamın özel bir ayrıcalığı vardır. Az konuşur, öz konuşur. Konuşurken 77 milyon insan dikkatle dinler. Eğer bu iş çığrından çıkmışsa, kesinlikle Cumhurbaşkanı'nın anayasal sınırlar içine çekilmesi, bizim temel ilkelerimizden birisidir.

CUMHURBAŞKANI'NIN BİRİNCİ AKTÖR OLARAK ORTAYA ÇIKMASI KABUL EDİLEMEZ

Hele hele koalisyon görüşmelerinin devam ettiği bu süreçte, kendisinin birinci aktör olarak ortaya çıkması asla kabul edilemez. Koalisyon görüşmelerini yapacak kişi, sayın Cumhurbaşkanı'nın yetki vereceği kişidir. Bizimle ne görüşülecek? Niçin koalisyon yapmıyorsunuz mu diyecek? Öyle gizli kapaklı ortamlarda olması da çok şık değildir. Arka kapı diplomasisine evet, ama gizli kapaklı ikna edelim, buna bizim kapılarımız kapalı.

Çünkü biz aklımızla sağduyumuzla ve mantığımızla hareket ediyoruz. Kendimizi değil, partimizi de değil, ülkemizin çıkarlarını her şeyin önünde tutuyoruz.

İKİ KİŞİ ÖRTÜLÜ ÖDENEĞİ KULLANAMAZ

Altıncı ilkemiz, örtülü ödeneği bir kişi kullanır. Cumhuriyetin geleneğinde de bu vardır. Kullanan kişi de Başbakan'dır. Örtülü ödenek Başbakan'ın namusuna havale edilen bir paradır. İki kişi, örtülü ödeneği kullanamaz. Başbakan'dan gizli Cumhurbaşkanı nasıl örtülü ödenek kullanacak? Böyle bir şey olabilir mi? Bununda kaldırılması lazım.

YENİ BİR DIŞ POLİTİKAYA İHTİYAÇ VAR

Yedi, kesinlikle yeni bir dış politikaya ihtiyacımız var. Türkiye son 13 yılda dünyadan soyutlandı. Bu seçim sonuçları kazançtır dedim, ama unutmayın bütün uygar dünya bizimle dost olan ülkeler onlar da rahat bir nefes almışlardır. Barış eksenli ülkenin çıkarları üzerine inşa edilmiş yeni bir dış politikaya ihtiyacımız var. Türkiye hem bölgesinde, hem dünyada saygın bir ülke olmak konumundadır. Sözü dinlenen ülke olmak konumundadır. Bunu ancak ve ancak CHP yapar. Açık ve net söylüyorum. Var olan mevcut yapı, Türkiye'yi dış politikada ciddi açmazların içine soktu. Çıkamıyorlar, bu süreçten çıkmanın tek yolu bilinen adresi CHP'dir. Bunu çok net ve açık söylüyorum. Çünkü biz, herşeyden önce ülkesinin çıkarlarını düşünen partiyiz. Bunları söylerken bir sonraki seçime asla vurgu yapmıyorum. Eminim sağ duyu sahibi her vatandaş doğruları söylüyor diyecektir.

 

 

HİÇBİR MEYDAN GENÇLERE YASAKLANMAMALI

Sekiz, bu ülkenin nüfusunun yarısı genç. Gençleri potansiyel suçlu olarak gören siyasal düşünceyi asla ve asla kabul etmiyoruz. Hiçbir meydan Türkiye'de gençlere yasaklanmamalıdır. Gençler enerjilerini meydanlarda boşaltacak. Dolayısıyla konuşan ve üreten bir Türkiye, gelişen bir Türkiye, özgürlüğü tadan bir Türkiye bunu yapmak zorundayız.

YASAKLARI AZALAN BİR TÜRKİYE

Yasaklar var Türkiye'de. Kesinlikle yasakları artan bir Türkiye değil, yasakları azalan, insanlara insan haklarına saygı duyan, özgürlük alanını genişleten, uygar dünyanın bir parçası olan bir Türkiye istiyoruz biz. Düşünen ve üreten bir Türkiye'ye ihtiyacımız var.

TRT İKTİDARIN BORAZANI OLMAKTAN ÇIKARILMALI

On, medya özgürlüğü. TRT iktidarda kim olursa olsun, iktidarın borazanı olmaktan çıkarılmalıdır. Bununla ilgili tüm hukuki düzenlemeler yapılmalıdır. Kuralları olmalıdır, yeri geldiğinde elbette ki iktidarı eleştirebilme özgürlüğüne sahip olmalıdır. Ama bir siyasal iktidarın borazanı olan bir TRT, ya da sopası olan bir RTÜK modelini biz kabul etmiyoruz. Daha farklı bir yapılanmaya ihtiyacımız var.

VERGİ DENETİMLERİ SİYASAL ARAÇ OLMAKTAN ÇIKARILMALI

11, vergi denetimleri siyasal araç olarak kullanılmamalıdır. Buna izin vermemeliyiz. Vergi denetim elemanı siyasal iktidarın sopası olmamalıdır. İş adamlarını terbiye etme aracı olmamalıdır. Bizim ilkelerimizden biri de budur. İş dünyasına açık ve net çağrı yapıyoruz. Sizin güvenceniz CHP'dir. Hiç kimse endişe etmesin. Nasıl işçilerin, sendikaların güvencesiysek, iş dünyasının da güvencesi biziz. Örgütlü bir toplumdan yanayız. Düşüncelerin özgürce açıklandığı bir ortamdan yanayız. Düşünceyi açıkladım, ertesi gün mahkeme. Bunu kabul etmiyoruz.

SİYASET HESAP VERMELİ

12, kesin hesap komisyonu TBMM'de kurulmalıdır. Vatandaştan toplanan her kuruş verginin hesabı mutlaka ama mutlaka parlamentoda verilmelidir. Hem değerlerimizden söz edeceğiz, hem ahlaktan söz edeceğiz, ama tüyü bitmemiş çocuktan aldığımız verginin hesabını vermeyeceğiz. Siyaset hesap vermelidir. Hesap vermeyi namuslu görev kabul edilmelidir.

HSYK'YI İKİYE AYIRMALIYIZ

13, anayasa değişiklikleri… Çağdaş bir anayasaya ihtiyacımız var. Darbe hukukunu değiştireceksek, hem yasalar hem anayasayı değiştireceğiz. Özellikle anayasa değişikliklerinde yargı bağımsızlığına ihtiyacımız var. Yapılan değişiklikler yargıyı, yürütme organının arka bahçesi haline dönüştürdü. Tümüyle bundan vazgeçmeliyiz. HSYK'yı ikiye ayırmalıyız. Bakan ve onun müsteşarı bu kurullarda görev yapmamalıdır. Ama yargı, elbette o da denetimden uzak olmamalıdır. O da denetime tabii olmalıdır. Demokrasilerde denetim dışı kalan hiçbir organ olmamalıdır.

YOLSUZLUKLARLA MÜCADELE OLMAZSA OLMAZIMIZ

14, yolsuzluklarla mücadele… Bizim zaten olmazsa olmazımızdır. Ama siyaset o kadar kirlendi ki, bazı siyasal partiler o kadar kirlendi ki, belli makamlar o kadar kirlendi ki bunu 14'nci kural olarak almak zorunda kaldık. Kendi değerlerimize saygı duyuyorsak, insan haklarına saygı duyuyorsak, kesinlikle yolsuzluklarla bizim oturup hesaplaşmamız gerekiyor. Çalış çırpanların artık bu ülkede konuşmaya yüzlerinin olmaması lazım. Ar damarı çatlamış bir siyaset kabul etmiyoruz. Saygın hesap veren bir siyaset istiyoruz. Halkın çıkarlarını savunan bir siyaset istiyoruz. 21'nci yüzyılın Türkiyesi'nde, yolsuzluk yapanların itibarlı olduğu bir sürece girdik. Türkiye'nin bu girdaptan çıkması lazım ve kurtulması lazım.

BÜTÜN SİYASİ LİDERLERE AÇIK ÇAĞRIMDIR: HERKES KENDİ İLKELERİNİ ORTAYA KOYSUN

İlkelerimiz bunlar, önceliklerimiz bunlar. Hiçbir siyasal partiye sen şöylesin sen böylesin diye özel bir suçlama getirmiyoruz. Önceliğimizi ifade ettim. Yüzde 60'lık blokun halkın söylemlerine kulak kabartması lazım. Oturup düşünmesi. Eğer bunu yapabilirsek demokrasi açısından çok önemli bir mesafeyi almış olacağız. Bütün siyasi liderlere de açık çağrımdır. Herkes kendi ilkelerini ortaya koysun. İlkelerimizi koyalım, hangi partilerle ilkelerimiz bağdaşıyorsa oturalım bir arada.

OTURALIM, ADAM GİBİ HÜKÜMET KURALIM

Eski alışkanlıkları, kısır çelişkileri de bırakalım. Aydınların gözü Türkiye'nin üstünde. Sokaktaki vatandaşın da gözü Türkiye'nin üstünde. Ne olacak bu siyasiler, ne yapacaklar… İlkelerimizi koyalım o çerçevede bir araya gelelim. Oturalım, adam gibi hükümet kuralım.

CHP SORUN YARATAN PARTİ DEĞİL

CHP sorun yaratan bir parti değildir. Çok hızlı değiştik, çok hızlı dönüştük, çok hızlı belli mesafeleri kat ettik. Çözümün adresi CHP'dir. Ülkenin sorunlarına sahip çıkma ve çözüm üretmenin adresi CHP'dir.

Yurttaşlarıma söylüyorum, oy verdiniz, sandığa gittiniz. Hepinize şükran borçluyuz. Ama biz sağ duyu çağrısı yapıyoruz. Oturup bu ülkenin adam gibi yönetilmesi lazım. Kişisel çıkarlardan, fantezilerden uzak ülkenin sorunlarını masaya yatırmamız gerekiyor."

 

 
15 Haziran 2015 Pazartesi 14:38 
Yorum YapYazdır
 
(0 Yorum Yapıldı)Yorumlar
<p>Henüz kimse yorum yapmamış, ilk yorum yapan siz olun.</p>
 
Bu Kategorideki Diğer Haberler
 
 
Yazarlar
Yazarlar RSS Beslemesi
A. Şefik Mollamehmetoğlu
 
Mehmet Polat
 
Mustafa Önsel
 
Kazım DEMİR
 
Prof. Dr. Örsan Öymen
 
Göksu Mollamehmetoğlu
 
Osman Cudi Yılmaz
 
Nihat Genç
 
Havva GÜNAYDIN LAKUTOĞLU
 
Türker Ertürk
 
Attila Aşut
 
Prof. Dr. Orhan Özgür
 
Prof. Dr. Kemal Üçüncü
 
Arslan Bulut
 
Muhammet İKİNCİ
 
Ahmet Özer
 
Ömer Faruk Altuntaş
 
Gülcan Özgür
 
Ömer Turan
 
Prof. Dr. Burhan Çuhadaroğlu
 
Mehmet Erdal Çağdaş
 
Prof. Dr. Cavit Boz
 
Hüseyin HAYDAR
 
Zekeriya Saka
 
Mehmet Kuvvet
 
Hasan Güneş
 
Erdal ÖZÇELİK
 
Serpil Satut Denizoğlu
 
Erdal Eksert
 
İnci Güngör
 
Coşkun ERUZ
 
Mehmet Akıncı
 
Ruhi  Türkyılmaz
 
İlyas Gümrükçü
 
Sami KOÇ
 
Ömer Asan
 
Kadir ŞİŞGİNOĞLU
 
Son 24 Saat
Haberler RSS Beslemesi
 
 
 
Gazete Manşetleri
 
 
Anket
Halkoylaması sonrası Türkiye'yi ne bekliyor?
1. Daha iyi bir gelecek
2. Daha kötü bir gelecek
3. Birşey değişmez
 
Arşiv
 
Tarihte Bugün
1844 - ABD'li mucit Samuel Morse, ABD Senatosu üyelerinin hazır bulunduğu bir deneyle ABD Kongre binasından Baltimore'da bir tren istasyonuna kendi icadı olan mors alfabesiyle ilk mesajı gönderdi.
1883 - Yapımı 14 yıl süren New York City'deki Brooklyn Köprüsü trafiğe açıldı.
1921 - Mustafa Kemal Paşa'ya suikast için Ankara'ya geldiği kanıtlanan İngiliz casusu Mustafa Sagir idam edildi.
1921 - ABD'de Sacco ve Vanzetti'nin yargılanmalarına başlandı.
1924 - Yabancı şirketlerce işletilen Anadolu Demiryolları Şirketi'nin millileştirilmesi için Anadolu-Bağdat Demiryolları Müdiriye-i Umumiyesi kuruldu.
1940 - Igor Sikorsky ilk başarılı tek rotorlu helikopter uçuşunu gerçekleştirdi.
1941 - Danimarka Kanalı Savaşı'nda, İngiliz zırhlısı Hood, Bismark tarafından batırıldı.
1943 - Polonya'daki Auschwitz toplama kampında ölüm meleği adıyla anılan doktor Josef Mengele göreve başladı. Mengele tutuklular üzerinde yaptığı korkunç deneylerle biliniyordu.
1945 - Krasnodar Kray'da Karadeniz kıyısındaki Şapsığ Ulusal Rayonu lağvedildi.
1956 - İlk Eurovision Şarkı Yarışması, İsviçre'nin Lugano kentinde düzenlendi. 7 ülkenin katıldığı yarışmayı evsahibi İsviçre'nin şarkısı kazandı.
1961 - İmralı Adası'ndaki 2 bin mahkumun barındığı cezaevinde çıkan isyan bastırıldı.
1963 - Afrika Birliği Teşkilatı kuruldu.
1964 - Peru'da bir futbol maçında kargaşa çıktı: 135 kişi öldü.
1976 - Londra'dan Washington, D.C.'ye ilk Concorde seferi başladı.
1978 - Kesire Yıldırım ile Abdullah Öcalan evlendi.
1979 - Yüzde 85'i yerli malzeme ile üretilen ilk Türk uçağı 'Mavi Işık 79-XA', Kayseri İkmal Merkezi'nde başarılı bir deneme uçuşu gerçekleştirdi.
1983 - Bulvar gazetesinin düzenlediği yarışmada Türkiye güzeli seçilen Hülya Avşar'ın evli olduğu ortaya çıkınca ikinci güzel Dilara Haraççı kraliçe ilan edildi.
1989 - Bulgaristan'dan Türkiye'ye zorunlu göç başladı.
1991 - İsrail, Süleyman Operasyonu adını verdiği bir askeri operasyonla Etiyopyalı Yahudileri İsrail'e getirmeye başladı.
1993 - Eritre, Etiyopya'dan bağımsızlığını kazandı.
1993 - Bingöl-Elazığ karayolunda pusu kuran PKK militanları 33 silahsız askeri kurşuna dizdi.
2000 - İsrail, Güney Lübnan'da 22 yıldır sürdürdüğü işgale son verdi.
2003 - Letonya'nın başkenti Riga'da gerçekleştirilen 48. Eurovision Şarkı Yarışması'nı Türkiye adına yarışan Sertab Erener kazandı.
2004 - Kuzey Kore'de cep telefonları yasaklandı.
2008 - Dima Bilan Eurovision'da Rusya'ya ilk 1. getirdi
 
Lig Puan Durumu
 
Takımlar
O
G
B
M
P
1
Galatasaray
34
24
3
7
75
2
Fenerbahçe
34
21
9
4
72
3
Başakşehir
34
22
6
6
72
4
Beşiktaş
34
21
8
5
71
5
Trabzonspor
34
15
10
9
55
6
Göztepe
34
13
10
11
49
7
Sivasspor
34
14
7
13
49
8
Kasımpaşa
34
13
7
14
46
9
Kayserispor
34
12
8
14
44
10
Malatyaspor
34
11
10
13
43
11
Akhisar Bld.Spor
34
11
9
14
42
12
Alanyaspor
34
11
7
16
40
13
Bursaspor
34
11
6
17
39
14
Antalyaspor
34
10
8
16
38
15
Konyaspor
34
9
9
16
36
16
Osmanlıspor
34
8
9
17
33
17
Gençlerbirliği
34
8
9
17
33
18
Karabükspor
34
3
3
28
12
 
Şampiyonlar Ligi
 
UEFA Avrupa Ligi
 
Alt Lig
 
Süper Loto
17.05.2018 Tarihli Çekiliş Sonucu071227304953
 
On Numara
21.05.2018 Tarihli Çekiliş Sonucu01020406122428323341445153585965686973757678
 
Sayısal Loto
19.05.2018 Tarihli Çekiliş Sonucu030405212434
 
Şans Topu
23.05.2018 Tarihli Çekiliş Sonucu060910242712
 
Namaz Vakitleri
 
  • İmsak02:38
  • Güneş04:49
  • Öğlen12:29
  • İkindi16:28
  • Akşam19:49
  • Yatsı21:42
 
 
Kurumsal

İçerik

Gündem

Siyaset

Teknoloji

Yukarı Çık