Trabzonspor Başkanı Mali Kongre'de ne dedi?

Ana Sayfa » Siyaset » CHP, DEMOKRASİ VE ÖZGÜRLÜK PAKETİNİ AÇIKLADI

CHP, DEMOKRASİ VE ÖZGÜRLÜK PAKETİNİ AÇIKLADI

Partisinin Kürt ve terör sorunu konusunda 19 maddeden oluşan çözüm önerilerini açıklayan CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, AKP'yi eleştirdi ve neden PKK ile görüşme sürecine destek vermediklerini anlattı. ''Demokrasi, hukuk ve toplumsal barış için CHP'nin önerileri ve öncelikleri'' başlıklı tutum belgesini açıklayan CHP lideri, “Suriye’nin kuzeyi” ifadesini ilk kez Başbakan Erdoğan'ın kullandığını da söyledi.

 
10 Mayıs 2013 Cuma 08:38 
Yorum YapYazdır
 
 
CHP, DEMOKRASİ VE ÖZGÜRLÜK PAKETİNİ AÇIKLADI
İstanbul'da gazetecilerle bir araya gelen Kılıçdaroğlu şunları söyledi: SÜREÇ BAŞARILIYSA AKP NEDEN CHP'Yİ ORTAK ETSİN AKP Kürt sorunuyla ilgili girişimlerini gizli tuttuğu sürece CHP sürecin hangi aşamasına nasıl dahil olacaktır.Bir bilinmeze ve maceraya ortak olmak CHP’nin sorumluluk anlayışıyla bağdaşmaz.Başta Başbakan Erdoğan olmak üzere süreç konusunda açıklama yapan bütün AKP yetkililer şunu söylüyor: Öcalan’la pazarlık yapmadık PKK’ya taviz vermedik.Süreç bu kadar başarıyla devam ediyorsa AKP bu başarıya CHP’yi neden ortak etsin.AKP CHP’nin katılımıyla bugün yapamadığı hangi işi yapacaktır.


GÜNAH KEÇİSİ ARIYOR Üçüncü konu: bize göre AKP’nin CHP’yi ilişkilendirme çabası  bir başarısızlıkta günah keçisi arama çabasıdır.CHP samimi adımların destekçisidir. Ama özel çıkarlı siyasi hesaplara dayanan aldatmalara CHP’nin destek vermesi beklenemez.


MECLİS YERİNE ÖCALAN'I MUHATAP ALDI Kaygılarımız ise şunlardır;AKP’nin Kürt meselesine karşı girişimleri başarısızlıklarla doludur.AKP süreçle ilgili bugüne kadar hiçbir açıklama yapmamıştır.Meclis'in çatısı altındaki siyasi partilerle görüşmek yerine Öcalan’ı muhatap almayı tercih etmiştir. AKP, PKK’ya geri dönülmez biçimde meşruiyet kazandırırken Öcalan’ı da Türkiye Cumhuriyeti’nin resmi muhatabı haline getirmişti ve yabancı devletlerin PKK’yı terör örgütü olarak nitelendirme gerekçesini ortadan kaldırmıştır.Türkiye uluslararası alanda bugüne kadar savunduğu tezleri artık savunamayacaktır.


ÖCALAN VE KANDİL BUNDAN KAÇINIYOR Silahların susması elbette olumlu ve gereklidir. Toplumda geçici de olsa bir rahatlık sağlayacaktır. Bu unsurların silahlı ya da silahsız ülke dışına çıktıktan sonra gerekli gördükleri hallerde terör eylemleri için tekrar Türkiye’ye dönecekleri kendileri tarafından ifade edilmiştir.Yapılması gereken PKK’nın silahlı mücadeleden vazgeçildiğini ve silahlarını teslim edeceklerini açıklamasıdır. Öcalan ve Kandil bundan özenle kaçınmaktadır.


HALK ÖCALAN'A TAVİZ VERİLDİĞİNİ DÜŞÜNÜYOR Çözüm süreciyle yeni anayasa çalışmaları beraber yürümektedir. Halkımız Öcalan’a tavizler verildiğini düşünmektedir. Öcalan’la görüşmelerde Başkanlık sisteminin de gündeme gelmesi bunu düşündürmektedir.AKP süreci tamamen Öcalan ve terör örgütünün inisiyatifine bıraktığı görülmektedir. AKP’nin sorumluluktan kaçınmasının iki nedeni olabilir, birincisi bu sürece kendilerinin de inanması iki Öcalan’a kabulü imkansız sözler verilmiş olmasıdır.


“SURİYE’NİN KUZEYİ” İFADESİNİ İLK KEZ BAŞBAKAN KULLANDI “Suriye’nin kuzeyi” ifadesini ilk kez Başbakan Erdoğan dile getirmiştir. Bu ifadeyi kullanması için çok büyük boyutlu ve gizli  toplantıların yapılmış olması gerekir. Belleğine yerleşen “Suriye’nin kuzeyi” ifadesini dile getirmiştir.AKP meseleyi silahların susması noktasına indirgemiştir oysa demokrasi gibi boyutlar göz ardı edilmiştir.Mesele geniş ve kapsamlı bir toplumsal mutabakatla, hükümetin belirleyeceği kapsayıcı bir yöntemle ele alınmalı PKK’nın inisiyatifine bırakılmamalıydı. KOMİSYONA ÜYE VERMEDİK ÇÜNKÜ... TBMM bir icra organı değil bir yasama organıdır.CHP, icra organının tek taraflı ve yanlış uygulamalarına TBMM’yi ortak etmemek için AKP’nin önerdiği komisyona üye vermemiştir.İsim benzerliği dışında CHP’nin önerdiği akil insanlarla AKP’nin akil inşaları heyeti arasında hiçbir benzerlik yoktur taban tabana zıttır.Öcalan’ın vurguladığı kollektif haklar toplumsal ayrışmanın habercisidir. Süreç Öcalan’ın belirlediği yol haritasına göre ilerlemektedir.Türkiye’den çekilen silahlı unsurların Suriye’de cepheye sürüleceğine dair ciddi iddialar vardır.Hükümet Irak merkezi hükümetine karşı kuzey Irak’la yakın ilişkiler kurmaktadır.Gelişmeler orta vadede Ortadoğu’da yeni savaşların habercisidir.AKP’nin oynadığı rol bazı güçler için taşıyıcı annelik rolüdür.İşin özü demokrasi ve özgürlüklerdir. Biz bunu tüm Türkiye için istiyoruz.


YÜZDE 10 SEÇİM BARAJINI KALDIRALIM Gelin yüzde 10 seçim barajını kaldıralım. Terör de PKK’da 12 Eylül’ün eseridir. 12 Eylül geçti ama getirdiği kanunlar devam ediyor.Milletin vekilini millet seçmelidir liderler değil. Gelin değiştirelim. Siyasi partiler kanunun gelin değiştirelim. Biz hazırız.Toplantı gösteri ve örgütlenme özgürlüğü evrensel bir haktır. Bu hak kullanılmamaktadır. Haklar kısıtlanmaktadır. Haklar kısıtlandıkça demokrasiyi bu ülkeye getiremezsiniz.

 

 

TUTUKLU VEKİLLER DEMOKRASİ AYIBI

Anayasada basın hürdür, sansür edilemez diyor. Türkiye’de böyle olmadığını herkes biliyor. Başbakan’ın isteğiyle bir köşe yazarı işinden olabilir mi?BDP’li belediye başkanları tutuklandı, elleri kelepçelendi, sıraya dizildi, fotoğrafları çekildi. Tek eleştiren genel başkan benim. 8 milletvekili halen tutuklu bu bir demokrasi ayıbıdır.Özel yetkili mahkemelerin 2005 yılından itibaren verdiği kararlar için yeniden yargılama yolu açılsın.Gizli tanık ve yasa dışı dinlemeler demokrasi olmaz.



ULUDERE'Yİ UNUTTURMAK İSTEMEYEN TEK PARTİ BİZİZ

Uludere’de bir facia yaşandı. 34 yurttaşımız katledildi ve unutuldu. Unutturmak istemeyen tek parti CHP. Sonra ne deniyor “CHP statükocu parti.”Uludere’yi kapatan adamın Dersim’i dile getirmesini ne kadar içinize sindiriyorsunuz.Diyarbakır Müzesi'ni gelin demokrasi ve insan hakları müzesi yapalım diyoruz yanaşmıyorlar. Devlet işkence yapmışsa onun hesabını vermeli ve yüzleşmeli.Mayınlı arazilerimiz var Suriye sınırlarında. Mayından temizleyelim ve tarıma açalım. Topraksız köylülere verelim.Nevruz'u da bayram ilan edelim. Neden ilan etmiyoruz.Hukuk sitemimizin darbe yasalarından arındırılması hepimizin ortak arzusudur.Bu önerilerin hepsi için kanun tekliflerimizi Meclis’e verdik. Artık kimse bize gereğini yapmıyorsunuz diyemez.Biz samimiyiz. Samimiyeti başka türlü nasıl test edeceğiz.


 

İŞTE O PAKET

 

  1. 1. CHP’nin Kürt sorununa bakışı nedir?

Kürt sorunu, eksik demokrasi, hak ihlalleri ve eşitsizliklerden beslenen bir sorundur. Öncelikli görev, bu zemini ortadan kaldırmak ve bireysel hak ve eşitlik ile özgürlüklerin önünü açarak vatandaşlarımızın huzur, refah ve mutluluklarının sağlanmasıdır.

  1. 2. CHP’nin “çözüm süreci”ne ilişkin tutumu nedir?

Türkiye’nin en temel sorunu olan terörün bitirilmesi ve Kürt meselesinin barışçıl yollarla çözülmesine ilişkin halkımızın talep ve beklentilerinin CHP bütünüyle arkasındadır. Toplumsal barışın birey odaklı, eşitlikçi ve özgürlükçü bir yaklaşımla, kalıcı olarak tesisi CHP’nin ana hedeflerindendir.

Bu itibarla, CHP’nin sözkonusu sorunların ortadan kaldırılmasına karşı olduğu yolundaki iddialar gerçek dışı siyasi amaçlı söylemlerdir.  Halkımızın kabul etmeyeceği pazarlıklar içinde olduğu için süreci AKP TBMM’yi dışlayarak, Öcalan/Kandil’le işbirliği halinde, tek taraflı ve siyasi sorumluluktan uzak bir anlayışla yürütmektedir. CHP’nin halkımızın bilgi ve iradesi dışında yapılan böyle bir pazarlığa ortak olması mümkün değildir.  AKP, her zaman yaptığı gibi olası bir başarısızlığın faturasını CHP’ye yükleyebilmek için CHP’yi pazarlık süreciyle ilişkilendirmeye çalışmaktadır.  CHP’nin görevi ülkemizin geleceğine ve insanlarımızın huzur ve güvenliğine zarar verebilecek gelişmelere karşı durmak, toplumsal barış arayışını meşru ve sağlıklı bir zemine çekmeye çalışmaktır.

CHP çözüm “arayışından”, toplumsal barış ve dayanışmadan yanadır. Tüm yurttaşlarımızın huzur, güven, birlik ve dayanışma içinde eşit olarak yaşamalarını istemektedir. Fakat AKP tarafından yürütülen ve içeriği açıklanmayan “pazarlıklar süreci” hakkında halkımızın da paylaştığı ciddi kaygılarımız vardır. CHP, kalıcı bir toplumsal barış istemektedir. AKP ise Kürt yurttaşlarımızın hassasiyetlerini kendi siyasi emellerine alet etmek istemektedir. CHP, ülkemizin coğrafi ve ulusal bütünlüğü ile güvenliğini koruyarak demokratik, sosyal, sürdürülebilir bir çözüm arayışı içindedir. AKP ise ülke bütünlüğünü ve güvenliğini tehlikeye düşürecek maceraperest arayış ve taahhütler altına girmektedir. CHP’ye göre çözümün adresi TBMM’dir. AKP’ye göre ise çözümün adresi Öcalan’dır. CHP, halkın istediğini uzlaşmayla yapalım demekte, AKP ise “ben yaparım, onu da akil adamlarım marifetiyle halka kabul ettiririm” dayatması içindedir.

 

3. “CHP sürecin içinde olmalı ve AKP’yle işbirliği yaparak sürece katkı vermelidir,” deniyor.  CHP bunu neden yapmıyor?

3.1  AKP, Kürt sorunuyla ilgili girişimlerini gizli tuttuğu, halkımızdan ve CHP’den sakladığı sürece, CHP sürecin hangi aşamasına, nasıl dâhil olacaktır? Bir bilinmeze ve maceraya ortak olmak, CHP’nin sorumluluk ve görev anlayışıyla bağdaşmaz.

3.2  Öte yandan, Başbakan Erdoğan başta olmak üzere süreç konusunda açıklama yapan tüm AKP yetkilileri, “Öcalan’la pazarlık yapılmadığını, PKK’ya ödün verilmediğini, sürecin çok iyi gittiğini, halkın da durumdan memnun olduğunu” ısrarla ileri sürmektedirler. Süreç bu kadar başarıyla devam ediyorsa, AKP, bu başarıya CHP’yi neden ortak etmek istesin? AKP, tek taraflı olarak yürüttüğü bu süreçte, CHP’nin katılmasıyla bugün yapamadığı hangi işi yapacaktır?

3.3  AKP’nin CHP’yi süreçle ilişkilendirme çabasının iki amacı vardır: 1. Hukuksuzluğa meşruiyet kazandırma isteği. 2. Olası bir başarısızlıkta, suçlayacağı bir günah keçisi yaratma ihtiyacı.

3.4  CHP, Kürt meselesinin kalıcı çözümü için atılacak samimi ve sağlıklı sonuçlar verecek bütün adımların destekçisidir. Fakat özel çıkar amaçlı siyasi hesaplara dayanan, samimiyetten ve halkımızın beklentilerinden uzak aldatmacalara CHP’nin destek vermesi mümkün değildir.

 

4. “Çözüm süreci”ne ilişkin CHP’nin kaygılar nelerdir?

4.1 AKP’nin Kürt meselesinin çözümüne ilişkin geçmişi, hata ve başarısızlıklarla doludur. Sicili bozuktur. Bundan önceki açılımlarında AKP, yurttaşlarımızın beklentilerini karşılayamamış, seçimler öncesinde geçici bir sükûnet ortamı sağlamak ve Kürt yurttaşlarımızın oylarını çelmek için bir istismar kampanyası yürütmüştür. Bu kez de durum farklı gözükmemektedir. AKP, çözüm stratejisi veya planı konusunda bugüne kadar hiçbir açıklama yapmamış ve TBMM’ye bilgi vermemiştir. Bu yaklaşım, AKP’nin Kürt yurttaşlarımız başta olmak üzere halkımızı bir kez daha kandıracağı yönündeki şüphelerimizi artırmaktadır.

4.2  Meclis çatısı altındaki siyasi partilerle görüşmek yerine AKP Öcalan’ı muhatap almayı tercih etmiştir.

4.3  AKP, PKK’ya geri dönülmez biçimde meşruiyet kazandırırken, Öcalan’ı da Türkiye Cumhuriyeti’nin resmi muhatabı haline getirmiş ve yabancı devletlerin ve uluslararası kuruluşların PKK’yı terör örgütü olarak nitelendirmelerinin gerekçesini ortadan kaldırmıştır. Türkiye terörle mücadelede bugüne kadar savunduğu tezleri en azından uluslararası platformlarda artık savunamayacaktır.

4.4 Mahiyeti bilinmeyen pazarlıklar uyarınca silahlı PKK unsurlarının ülke dışına çıkmaları konusunda hukuk devleti ilkelerine aykırı uygulamalar yapılması ihtimali çok güçlüdür. Hukuk ihlalleri yapılarak alınan sonuçlar kalıcı olamaz ve her zaman geri tepebilir. Silahların gölgesi altında yapılan pazarlıkların uygulanması ise saygın bir hukuk devletine yakışmaz. Buna izin verip imkân tanıyanlar hukuk karşısında sorumlu olurlar.

4.5   Silahların susması elbette olumlu ve gereklidir. Toplumumuzda geçici de olsa bir rahatlık sağlayacaktır. Ancak bu yeterli değildir. Bu unsurların, silahlı veya silahsız ülke dışına çıkmaları halinde, gerekli gördükleri durumda tekrar terör eylemlerine başlamaları her zaman ihtimal dâhilindedir.  Bu durum geçmişte yaşanmıştır.

4.6   Yeterli koşul,  PKK’nın “Türkiye Cumhuriyeti’ne karşı her türlü terör ve şiddet eyleminden vazgeçtiğini ve silahlarını yetkili kurumlara teslim edeceklerini” kesin bir dille alenen ilan etmesidir.  Öcalan/Kandil bundan özenle kaçınmaktadır. Diğer bir deyişle, PKK terör seçeneğini mahfuz tutmakta, bu da çözüm yönünde atılacak adımların silahların gölgesinde verilen tavizler olarak anlaşılmasına neden olmaktadır.

4.7   “Çözüm süreci” ile yeni Anayasa hazırlıkları iç içe geçirilmiştir. Halkımız, AKP’nin Başkanlık Sistemi’ne geçişe destek karşılığında Öcalan’a tavizler verdiğini düşünmektedir. Öcalan’la yapılan görüşmelerde Başkanlık Sistemi’nin de konu edilmesi buna işaret etmektedir.

4.8    AKP, süreç hakkında sessiz kalırken, PKK’nın dağ kadroları ve Öcalan karşılıklı mektuplar ve açıklamalar yoluyla kamuoyunu şekillendirmekte ve süreci yönlendirmektedirler. Türkiye’nin geleceğini etkileyecek bu kadar önemli ve duyarlı bir konuda AKP’nin sessiz kalarak toplumsal alanı Öcalan’a bırakması son derecede sağlıksız, vahim ve yanlıştır. AKP’nin siyasi sorumluluktan bu denli kaçmasının iki nedeni vardır: 1) İzlediği yol ve yönteme kendisi bile inanmamakta ve güvenmemektedir. 2) Öcalan’a halkımızın kabul etmeyeceği, hazmedemeyeceği vaatlerde bulunmuştur.

4.9   AKP, Kürt meselesi ve terörü toplumsal değil, siyasi hesaplara indirgenmiş bir AKP meselesi olarak görmekte, soruna bütün toplumu kapsayan bir zeminde değil, Hükümete ve Başbakan Erdoğan’a siyasi kazanım getirecek bir mesele olarak yaklaşmaktadır.   Erdoğan’ın siyasi hırsı ve AKP’nin yaptığı pazarlıkları ulusumuz asla unutmayacak, affetmeyecektir.

4.10  AKP, yerel, Cumhurbaşkanlığı ve genel seçimlere yönelik bir taktik izleyerek Türkiye Cumhuriyeti’nin geleceğini ve toplumumuzun 90 yıllık birikim ve kazanımlarını kendi siyasi bekası için tehlikeye sokmaktadır.

4.11   Komşu ülke Suriye’deki krizin derinleştiği ve Suriye’nin kuzeyindeki Kürt grupların güç kazandığı bir dönemde AKP’nin PKK’yla müzakerelere başlaması, bir takım bölgesel hesapların da gündemde olduğu izlenimi vermektedir.

4.12 AKP bu süreci PKK’nın çekilmesi ve silahların susması noktasına indirgemiştir. Oysa sorunun özünde yatan ve Avrupa Birliği ve Avrupa Konseyinin de kuruluş felsefelerini oluşturan demokrasi ve temel hak ve özgürlükler gibi boyutlar göz ardı edilmektedir.

 

5. Çözüm “arayışı” nasıl yürütülmelidir?

5.1   Kürt meselesi ve terör Hükümeti aşan, bütün toplumu ilgilendiren ve çözüm için her kesimin katkısını gerektiren bir konudur.

a)  Çözüm arayışı hukuk devleti ilke ve kurallarına ve ülkenin yasalarına göre yürütülmelidir.

b)  PKK’nın belirlediği çerçeve ve koşullara göre değil, Hükümetin de içinde yer alacağı bir yöntemle oluşturulacak geniş ve kapsayıcı toplumsal bir mutabakat doğrultusunda yürütülmelidir.

c) Çözüm arayışının Öcalan/Kandil tarafından yönetilmesine izin verilmemelidir.

5.2    AKP iktidarı süreç sırasında demokrasiden uzaklaşmamalı, samimi ve dürüst davranmalı, kişisel ve gizli bir gündem gütmemeli, halkımızın kabul etmeyeceği bir taahhüt altına girmemeli ve şeffaf davranarak kamuoyunu bilgilendirmelidir. AKP bugüne kadar bu ölçülerin hiçbirisine uymamıştır

 

6. Çözüm arayışında önemli ve öncelikli olan nedir?

6.1   Kapsayıcı, kalıcı ve sürdürülebilir bir çözüme ulaşmanın ön şartı yöntemin doğru belirlenmesidir.   Meselenin nerede ele alınacağını, tarafların kimlerden oluşacağını, çözümün hukuk devleti kuralları içinde kalmasını sağlayacak, içeriğinin ne olacağını ve bulunan çözümün hayata nasıl geçirileceğini belirleyecek husus yöntem olacaktır.  Şeffaflık, gerektiği ölçüde bilgilendirme yapılması, resmi ve özel kurum ve kuruluşlar ile sivil toplumun katkılarının alınması gibi hususlar izlenmesine karar verilen yönteme göre gerçekleşecektir.

6.2 CHP, iki ayaklı yöntem önerisini Haziran 2012’de AKP Genel Başkanı Erdoğan’a resmen ve yazılı olarak sunmuştur.  Bu önerinin birinci ayağı TBMM’de “Toplumsal Mutabakat Komisyonu” kurulmasıdır.  İkinci ayağı ise Meclis çatısı dışında görev yapacak, ancak “Toplumsal Mutabakat Komisyonu”na bağlı olarak çalışacak bir “Akil İnsanlar” grubunun oluşturulmasıdır.

6.3  CHP’nin önerdiği bu yöntemin gerekçesi şudur: Şimdiye kadar hiçbir Hükümet sorunu tek başına çözememiştir.  Dolayısıyla, toplumumuzun tamamını ilgilendiren ve etkileyen bu sorunun çözüm yeri ulusal iradenin mekânı olan TBMM’dir. Ancak TBMM bünyesinden çıkacak bir çözüm sağlıklı, kapsayıcı, kalıcı ve sürdürülebilir olacaktır.

6.4  Yöntem önerimiz, iktidar partisi AKP tarafından sahiplenilmediğinden ve diğer muhalefet partilerinin tutum ve çekinceleri nedeniyle hayata geçirilememiştir.

6.5   AKP, konuyu baştan itibaren Meclis’e taşımak yerine Öcalan’la pazarlık yöntemini tercih etmiştir. TBMM ve kamuoyu devre dışı bırakılmıştır.  Halka bilgi vermek değil, muğlâk bir çözümü “akil insanlar” mekanizmasını çarpık bir şekilde kullanarak halka benimsetme yolunu seçmiştir. AKP iktidarı çözüm arayışını sadece Hükümetin işi olarak görmekte, Öcalan’la pazarlıkları dar bir çerçevede ve gizlilik perdesi arkasında sürdürmektedir. Böyle bir yöntemin sürdürülebilir, kalıcı bir sonuca varma şansı yok denecek kadar azdır.

 

7. AKP’nin önerdiği “Çözüm Sürecini Değerlendirme Komisyonu”na CHP neden üye vermemiştir?

7.1   Meclis Araştırma Komisyonları Anayasa’nın 98. Maddesi ve TBMM İç Tüzük kuralları uyarınca belli bir konuda bilgi edinilmek, diğer bir deyişle, cereyan etmiş bir olayı aydınlığa kavuşturmak amacıyla kurulur. CHP’nin zamanında yaptığı öneri de bu çerçevede yapılmış bir öneriydi. 

7.2  Oysa AKP’nin Araştırma Komisyonu önerisi, PKK’yla yapılan pazarlıkların uygulamasında meşruiyet ihtiyacını karşılayarak Hükümetin elini rahatlatmak ve yasama organı olan TBMM’yi Hükümetin icraatına ortak etmek amacıyla atılmış bir adımdır. AKP’nin önerdiği araştırma komisyonunun gerekçesindeki “…TBMM’nin süreçle sağlıklı şekilde irtibatı kurulabilecek…” ifadesi AKP’nin gerçek niyetini ifşa etmekte ve ortaya koymaktadır.  Hükümet, özellikle silahlı PKK unsurlarının ülke dışına çekilmesi konusunda karşılaşılan sıkıntıları aşmak için Meclis’i kendi icraatının içine çekmeye, yani “çözüm süreciyle ilişkilendirmeye” çalışmaktadır. Oysa TBMM icra organı değil, yasama organıdır. 

7.3              CHP Türkiye Cumhuriyeti’nin bir hukuk devleti olduğu gerçeğinden hareketle, icra organının tek taraflı ve yanlış icraatlarına TBMM’yi ortak etmemek için AKP’nin önerdiği Komisyona üye vermemiştir.

 

8. CHP’nin Akil İnsanlar önerisi ile AKP’nin Akil Adamları arasındaki fark nedir?  CHP neden kendi önerdiği bu oluşuma olumsuz bakmaktadır?

8.1   İsim benzerliği dışında CHP ve AKP önerileri arasında bir benzerlik yoktur, ikisi birbirinden tamamen farklıdır.

8.2    CHP’ninki, TBMM’deki siyasi partilerin belirleyeceği eşit sayıda temsilcilerden oluşacak, Meclis dışında fakat Meclis’teki “Toplumsal Mutabakat Komisyonu”na bağlı olarak çalışacaktı. Hükümete değil Meclis’e karşı sorumlu olacaktı. AKP’ninki ise, üyeleri Hükümet tarafından belirlenen, Hükümetin talimatları doğrultusunda hareket eden ve çalışma sonuçlarını Hükümete rapor eden bir heyettir. Başka bir ifadeyle, Akil Adamlar,  TBMM’yi çözüm üretme ve karar alma süreçlerinden dışlayan AKP zihniyetinin bir ürünüdür.

8.3  CHP’nin Akil İnsanları halk, resmi/özel kurum/kuruluşlarla temas edip çözüme ilişkin fikir ve öneri üretecek ve bunları değerlendirilmek üzere Meclise getirecekti. AKP’ninki ise ne olduğu belirsiz bir süreci halka kabul ettirmekle görevlendirilmiş, gösteri yönü ağır basan, söylemleri “terör bitsin, analar ağlamasın, barış gelsin!” hamasetiyle sınırlı ve gezici bir tiyatro grubunun gösterisini andıran bir oluşumdur.

8.4  AKP’nin Akil Adamları, AKP iktidarına Öcalan’la pazarlıklarını sürdürmesi için zaman kazandırmakta ve halkın tepkilerini hafifletme görevi yapmaktadırlar. AKP’nin Akil Adamları’nın işlevi halkın beklenti ve taleplerini anlamak değil, Hükümet’in gizli gündemine halkı ısındırmaktır.

8.5   AKP, daha önce farklı koşullarda ve farklı amaçlarla yaptığı gibi, “Meclis Komisyonları” veya “Akil İnsanlar” gibi CHP önerilerini şeklen sahiplenip, taklit ve takiyye yoluyla siyasi amaçlarına erişmek için istismar etmektedir.  Sorulması gereken, CHP’nin çözüm önerilerine AKP’nin niçin zamanında olumlu yanıt vermediği, niçin sorunu TBMM’ye getirmediğidir?

 

9. CHP Kürt meselesinin çözümü için bugüne kadar ne yapmıştır?

Terörün bitirilmesi ve Kürt sorununun çözümü için ne yaptıkları konusuna bakıldığında CHP ile AKP’nin arasında iki temel fark vardır.

9.1 Birincisi, sorunun çözümü için AKP’nin son on yıldır kamuoyuna mal olmuş tek bir çalışması, tek bir planı, tek bir raporu olmamasıdır. Bu gerçek, AKP’nin sorunu kendi siyasi maksatlarına, oy ve seçim hırsına alet ettiğinin en somut göstergesidir. AKP’nin Kürt meselesi denilince anladığı Kürt yurttaşlarımızın oylarından başka bir şey değildir. AKP, “Hayır, benim planım var. İşte çözüm yol haritam şudur!” diyebiliyorsa, bunu halkımızla niçin paylaşmamaktadır? Mevcut durumda süreç AKP tarafından plansız, programsız bir biçimde, Öcalan’ın belirlediği takvim ve koşullara göre yürütülmektedir. Esas plan ise Erdoğan ve AKP’nin bekası ve geleceğine ilişkin hesap ve hedeflerdir. Türkiye’nin en önemli meselesinin AKP tarafından bu denli bir ciddiyetsizlik, bu denli bir sığlık içinde ele alınmakta olması halkımıza saygısızlık, ulusal iradenin hiçe sayılmasıdır.

9.2  AKP, daha önceki açılım girişimlerinden başarısızlıkla çıkmış, ülkede terör ve şiddetin artmasına sebebiyet vermiş, gezici mahkemelerle eşitlik ilkesini ve hukuku sakatlamış ve kitlelerin kutuplaşmasına yol açmış bir iktidar partisidir. Bu geçmişe rağmen, bir Başbakanın belirsiz bir sürece ilişkin olarak, “Bana güvenin, çözüm süreci iyi gidiyor” iddiası en hafif tabirle ulusal iradeyi hafife almaktır. AKP, daha önce de yaptığı gibi seçimler ortamına girmiş bir Türkiye’de göreceli bir sükûnet sağlayarak kalıcılıktan ve sürdürülebilirlikten uzak kozmetik önlemleri çözüm diye pazarlama çabası içindedir.

9.3  Diğer temel fark ise Kürt sorununun çözümü ve terörün sonlandırılması konusunda en fazla araştırma ve çalışmaya imza atan, raporlar hazırlayan siyasi kurum CHP’dir. Cumhuriyetin kuruluşundan günümüze kadar CHP, Kürt meselesinin çözümü için niyet ve iradesini Parti Programlarında, Kurultay Bildirgelerinde, bu sorunun çözümü için yazdığı Doğu ve Güneydoğu Raporlarında ve Seçim Bildirgelerinde somut olarak ortaya koymuştur. Son dönemlerde 1998 Demokrasi ve İnsan Hakları Raporu, 2003 30. Olağan Kurultay Temel Sorunlar ve Temel Çözümler Bildirgesi, 2011 Demokrasi Raporu ve 2012 34. Olağan Kurultay Özgürlük ve Demokrasi Bildirisi CHP’nin Kürt meselesinin çözümü için geliştirdiği somut önerilerden bazılarıdır.  CHP bu raporlarla da yetinmeyip, çözüm üretme çabasını aralıksız sürdürmektedir. CHP tarafından TBMM’ye demokratikleşme, özgürlükler ve insan hakları alanında çok sayıda yasa teklifi sunulmuş, bunlar AKP’nin olumsuz tutumu nedeniyle ne yazık ki hayata geçirilmemiştir. Bunlar arasında, Ceza Kanunu, Terörle Mücadele Kanunu, İnsan Hakları ve Toplantı ve Gösteri Yürüyüşü Hakkı ve Siyasi Partiler Kanununa ilişkin tekliflerimiz bulunmaktadır.

9.4 CHP, toplumsal barış ve yurttaşların tam eşitliği için demokrasi, hukuk devleti, insan hakları ve özgürlüklerin esas alınması gerektiğini savunmaktadır. CHP, bireylerin haklarının en geniş şekilde sağlanması ve korunmasını temel yaklaşım olarak benimsemiştir. Bireysel hak ve özgürlükler demokrasinin, eşitliğin, üniter devlet yapısının harçlarıdır.  CHP’nin konuya ilişkin raporlarında, Parti program ve seçim bildirgelerinde hep bu vurgular yapılmaktadır. Öcalan’ın vurguladığı “kolektif haklar” kavramı ise toplumsal ayrışmanın bir ön habercisidir.

 

10. “Çözüm süreci Türkiye’nin geleceğini, birliğini güçlendirir.  Bölgesel liderliğini pekiştirir” iddiası vardır. CHP bu hususta ne düşünmektedir?

10.1  Süreç Öcalan’ın belirlediği yol haritasına göre ilerlemektedir. Türkiye dışına çekilecek silahlı unsurların Suriye’de rejime karşı savaşmak üzere cepheye sürüleceğine dair ciddi şüpheler vardır. 

10.2   AKP, Bağdat Hükümetini dışlayarak ve Bağdat’ın bütün itirazlarına rağmen Kürdistan Bölgesel Yönetimiyle yakın ilişkiler kurmakta ve Kuzey Irak’ın Türkiye’yle bütünleşmesi sürecini hızlandırmaktadır. 

10.3  PYD’nin Suriye’nin kuzeyini kontrol etme eylemleri karşısında AKP sessiz kalmaktadır. Suriye’nin kuzeyinde kontrol sağlandıktan sonra, Irak ve Suriye’nin kuzeyini ele geçiren güçlerin Akdeniz’e çıkış elde etmeleri bölgesel dengeleri değiştirecektir. AKP, bu gidişatı ekonomik, ticari ve diğer açılardan güçlendiren, teşvik eden politikalar uygulamaktadır. 

10.4   Bu gelişmeler, Ortadoğu ülkelerinin sınırlarının orta vadede yeni savaşlar ve çatışmalar eşliğinde düzenlenmesini zorunlu kılacak bölgesel dinamiklerin habercisidir. Egemen güçlerin bu bağlamda AKP için biçtiği rol yeni oluşumlar için “taşıyıcı annelik” görevidir.  AKP, böyle bir role soyunarak, kısa vadeli çıkarlar için ülkemizin ve bölge halklarının geleceğini tehlikeye sokmaktadır.

 

11. CHP bu süreç karşısında ne yapmakta, ne amaçlamaktadır?

11.1   CHP’nin birinci önceliği süreci hukuk ve meşruiyet sınırları içinde tutmak, Kürt meselesinin kalıcı çözümünün halkımızın benimseyeceği, Kürt yurttaşlarımızın da beklentilerini karşılayacak bir içerikte olmasını sağlamaktır.

11.2   CHP, AKP tarafından defalarca aldatılan Kürt yurttaşlarımızın bu sefer de hayal kırıklığı yaşamamaları için, çözüm arayışının sağlıklı, şeffaf ve meşru zeminde yürütülmesi için her türlü çabayı gösterecektir. 

11.3   CHP, AKP’nin PKK’yla yaptığı pazarlıkları ortaya çıkararak halkımızın kabul edemeyeceği ve hukuk devletinin temel dayanaklarını dinamitleyecek taahhütlerin hayata geçmesini önlemek için çalışacaktır.

11.4  CHP, sürecin bölgesel ve uluslararası boyutlarını yakından izleyerek, Türkiye’nin birlik, bütünlük ve güvenliğini tehlikeye düşürecek bütün eğilim ve gelişmeler konusunda halkımızı düzenli olarak bilgilendirecek ve AKP Hükümeti’ni uyaracaktır.  

11.5  CHP, ülkemize toplumsal barışın gelmesi, huzur ve güven ortamının tesisi ve Türkiye Cumhuriyeti’nin ulusal birlik ve bütünlük içinde varlığını sürdürebilmesi için halkımızın kendisine verdiği ana muhalefet görevini yerine getirmeye devam edecektir.

11.6   CHP, Mart ayında açıkladığı 16 maddelik demokrasi paketini savunmaya ve o maddeleri hayata geçirmek için çalışmaya devam edecektir. Bu bağlamda, yargı sisteminin adalet dağıtır hale gelmesi, parlamentonun asli görevlerine geri dönmesi, temel hak ve özgürlüklerin sağlanması için mücadelesini sürdürecektir. CHP’nin “Özgürlük ve Demokrasi Bildirgesi” demokratik ve özgür bir Türkiye’yi birlikte kurmak için yapılan güçlü bir çağrıdır. 

 

12. CHP’nin önerisi nedir?

Türkiye’mizin ve halkımızın arzu ettiği, layık olduğu toplumsal barış, demokrasi, hukuk devleti, huzur, güvenlik ve istikrarın kalıcı ve sürdürülebilir olabilmesi için öncelikle şu hususların görüşülerek yasallaştırılması ve önlemlerin alınması gereklidir.

  1. Yüzde 10 seçim barajını kaldıralım…
  2. Milletin vekillerini liderler değil, millet seçsin.
  3. Düşünceyi ifade ve inanç özgürlüğünü güvence altına alalım.
  4. Toplantı, gösteri ve örgütlenme özgürlüğü bir haktır, güçlendirelim.
  5. Din ve vicdan özgürlüğü tartışılamaz. İnançlar arası farklılık gözetilemez. Bunu gerçekleştirelim.
  6. Demokrasi ve insan haklarının önündeki engelleri temizleyelim.
  7. Basın hürdür sansür edilemez. İletişim özgürlüğü esastır. Bunu sağlayalım.
  8. Tutuklu siyasetçi, bilim adamı, gazeteci ve öğrenci ayıbına son verelim.
  9. Özel yetkili mahkemelerini kaldıralım.
  10. Özel yetkili mahkemelerin 2005 yılından bu yana verdikleri kararlar için yeniden yargılama yolunu açalım.
  11. Milletin iradesi hapsedilemez. Meclis, milletvekillerinin tutukluluğuna son verecek yolu açmalıdır.
  12. Faili meçhuller, yargısız infazlar cezasız bırakılamaz. Zaman aşımı engellenmelidir
  13. Gizli tanık ve yasadışı dinlemelerle yargılama olmaz, adalet dağıtılmaz. Türkiye bu yanlıştan kurtulmalıdır.
  14. Uludere’nin hesabı verilmelidir.
  15. Diyarbakır’a cezaevi değil, Diyarbakır cezaevi demokrasi müzesi yapılmalıdır.
  16. Mayınlı araziler temizlenip, topraksız köylüye verilmelidir.
  17. Nevruz resmi bayram ilan edilmelidir
  18. Üretim ve yaratıcılık eşitlikçi ve demokratik bir anlayışla desteklenmelidir.
  19. Toplumsal yaşamın bütün alanlarında tüm yurttaşlara fırsat ve olanak eşitliği sağlanmalıdır.

 

CHP, hiçbir ayırım yapmaksızın tüm yurttaşlarımıza, herkesin hak ve inançlarının eşit ve insan onurunun egemen olduğu, özgür ve demokratik bir Türkiye kurmak için çağrıda bulunmaktadır.  CHP ve Türkiye buna hazırdır.


 
10 Mayıs 2013 Cuma 08:38 
Yorum YapYazdır
 
(0 Yorum Yapıldı)Yorumlar
<p>Henüz kimse yorum yapmamış, ilk yorum yapan siz olun.</p>
 
Bu Kategorideki Diğer Haberler
 
Son 24 Saat
Haberler RSS Beslemesi
 
 
Yazarlar
Yazarlar RSS Beslemesi
A. Şefik Mollamehmetoğlu
 
Nihat Genç
 
Attila Aşut
 
Prof. Dr. Orhan Özgür
 
Arslan Bulut
 
Mehmet Polat
 
Türker Ertürk
 
Ahmet Özer
 
Göksu Mollamehmetoğlu
 
Gülcan Özgür
 
Ömer Turan
 
Osman Cudi Yılmaz
 
Ömer Faruk Altuntaş
 
Prof. Dr. Burhan Çuhadaroğlu
 
Prof. Dr. Cavit Boz
 
Prof. Dr. Kemal Üçüncü
 
Hüseyin HAYDAR
 
Zekeriya Saka
 
Mehmet Kuvvet
 
Hasan Güneş
 
Erdal ÖZÇELİK
 
Serpil Satut Denizoğlu
 
Erdal Eksert
 
İnci Güngör
 
Kazım DEMİR
 
Coşkun ERUZ
 
Mehmet Akıncı
 
Ruhi  Türkyılmaz
 
İlyas Gümrükçü
 
Sami KOÇ
 
Ömer Asan
 
Prof. Dr. Örsan Öymen
 
 
 
Gazete Manşetleri
 
Lig Puan Durumu
 
Takımlar
O
G
B
M
P
1
Başakşehir
13
9
4
0
31
2
Beşiktaş
13
8
5
0
29
3
Galatasaray
13
8
2
3
26
4
Fenerbahçe
13
7
4
2
25
5
Bursaspor
13
7
3
3
24
6
Konyaspor
13
5
5
3
20
7
Osmanlıspor FK
13
4
7
2
19
8
Gençlerbirliği
13
4
6
3
18
9
Trabzonspor
14
5
3
6
18
10
K.D.Ç. Karabük
13
5
2
6
17
11
Akhisar Bld.
13
4
4
5
16
12
Antalyaspor
13
4
4
5
16
13
Kasımpaşa
14
4
3
7
15
14
Alanyaspor
13
4
2
7
14
15
Gaziantepspor
13
3
2
8
11
16
Ç. Rizespor
14
2
4
8
10
17
Kayserispor
13
2
3
8
9
18
Adanaspor
14
1
3
10
6
 
Şampiyonlar Ligi
 
UEFA Avrupa Ligi
 
Alt Lig
 
 
Anket
2016 TÜRKİYE AÇISINDAN NASIL GEÇECEK?
ÇOK İYİ
İYİ
BİR ŞEY DEĞİŞMEZ
KÖTÜ
ÇOK KÖTÜ
 
Namaz Vakitleri
 
  • İmsak05:40
  • Güneş07:28
  • Öğlen12:25
  • İkindi14:46
  • Akşam17:01
  • Yatsı18:37
 
Tarihte Bugün
1774 - Kazak isyanı önderi Pugaçev idam edildi.
1817 - Mississippi, A.B.D. nin 20. eyaleti olarak birliğe katıldı.
1863 - Londra metrosu açıldı.
1898 - İspanyol-Amerikan savaşı sonrası Küba İspanya'dan bağımsızlığını kazandı.
1901 - İlk Nobel ödülleri verildi.
1902 - Mısır'da Nil nehri üzerinde inşa edilen Aswan Barajı hizmete girdi.
1906 - Theodore Roosevelt, Rus-Japon Savaşının sona ermesinde oynadığı arabuluculuk rolünden dolayı, Nobel Barış Ödülü'nü alan ilk Amerikalı oldu.
1923 - İrlandalı şair William Butler Yeats Nobel Edebiyat Ödülü'nü aldı.
1927 - Fransız filozof Henri Bergson Nobel Edebiyat Ödülü'nü aldı.
1929 - Alman yazar Thomas Mann Nobel Edebiyat Ödülü'nü aldı.
1941 - Malaya açıklarında Prince of Wales ve Repulse olmak üzere Kraliyet Donanmasına ait iki zırhlı Japon İmparatorluk Deniz Kuvvetleri'ne bağlı torpido bombardıman uçakları tarafından batırıldı.
1948 - Birleşmiş Milletler Meclisi, İnsan Hakları Bildirgesini kabul etti. Türkiye İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi'ne kabul oyu verdi.
1956 - Macaristan'da çatışmalar başladı, sıkıyönetim ilan edildi.
1964 - Martin Luther King Nobel barış Ödülü'nü aldı.
1970 - Rus yazar Aleksandr Soljenitsin Nobel Edebiyat Ödülü'nü aldı.
1971 - Aralarında Türkiye İşçi Partisi Genel Sekreteri Tarık Ziya Ekinci'nin de bulunduğu 26 sanıklı Devrimci Doğu Kültür Ocakları davasına Diyarbakır'da başlandı.
1975 - Rus bilim insanı Andrey Saharov Nobel Barış Ödülü'nü aldı.
1977 - Uluslararası Af Örgütü Nobel Barış Ödülü'nü aldı.
1977 - İstanbul Toptaşı Cezaevi'nden 9 siyasi tutuklu kaçtı.
1978 - Enver Sedat ve Menahem Begin Nobel Barış Ödülü'nü aldı.
1979 - Devlet Opera ve Balesi Genel Müdürü Gürer Aykal görevinden alınmıştı. 10 Aralık günü bu göreve İsmet Kurt'un atanması üzerine Devlet Opera ve Balesi çalışanları Carmina Burana'nın sahnelenmesine katılmama kararı aldı. Kurt iki gün sonra istifa etti.
1979 - Rahibe Teresa Nobel Barış Ödülü'nü aldı.
1982 - Günaydın gazetesi yayın hayatına başladı.
1983 - Arjantin'de askeri rejim sona erdi; Arjantin'in 8 yıldan sonra ilk sivil başkanı Raul Alfonsin oldu.
1983 - Polonyalı Dayanışma Sendikası lideri Lech Walesa Nobel Barış Ödülü'nü aldı.
1984 - Güney Afrika'lı Piskopos Desmond Tutu Nobel Barış Ödülü'nü aldı.
1987 - Sedat Simavi Basın Ödülü Uğur Mumcu'ya verildi.
1987 - İnsan Hakları Derneği "Genel Af ve Ölüm Cezalarının Kaldırılması" talepli 130 bin imzalı dilekçeyi Meclis Genel Sekreterliği'ne sundu.
1988 - Türkiye'de ilk karaciğer nakli ameliyatı yapıldı. Ameliyatı, Ankara Hacettepe Üniversitesi'nden Prof.Dr. Mehmet Haberal gerçekleştirdi.
1988 - Cumhurbaşkanı Kenan Evren'in veto ettiği öğrenci affı yasası Meclis'te tekrar kabul edildi. Yasa, üniversitelerde türbana izin veriyordu.
1988 - Mısırlı Necip Mahfuz Nobel Edebiyat Ödülü'nü aldı.
1989 - Aliağa'da çevre şenliği yapıldı.
1993 - Güvenlik kuvvetleri Özgür Gündem gazetesinin İstanbul Kadırga'daki merkezini bastı ve tüm çalışanları gözaltına aldı.
1994 - Yaser Arafat, Shimon Perez ve Yitzhak Rabin Nobel Barış Ödülü'nü aldılar.
1994 - TBMM TV ( Meclis Tv) kuruldu.
2002 - Stanford Üniversitesi insan embriyosu klonlayacağını açıkladı.
2002 - Eski Amerikan Başkanı Jimmy Carter, 1970 lerde Orta Doğu'da sürdürdüğü diplomatik arabuluculuklarından dolayı Nobel Barış Ödülü'nü aldı.
2002 - Kuzey Kore`den gelen Scud füzeleri taşıyan bir gemi Umman denizinde İspanyol donanması tarafından durduruldu.
2002 - Bangladeş gözaltına aldığı iki Avrupalı gazeteciyi serbest bıraktı.
2003 - İranlı Shirin Ebadi, Nobel Barış Ödülü'nü alan ilk müslüman kadın oldu.
2005 - 10 Aralık Hareketi ilk toplantısını İstanbul Dedeman Oteli'nde gerçekleştirdi.
 
Arşiv
 
Süper Loto
08.12.2016 Tarihli Çekiliş Sonucu040619233854
 
On Numara
05.12.2016 Tarihli Çekiliş Sonucu06071115171923242931323440435154596166737677
 
Sayısal Loto
03.12.2016 Tarihli Çekiliş Sonucu242636434446
 
Şans Topu
07.12.2016 Tarihli Çekiliş Sonucu061017243004
 
 
Kurumsal

İçerik

Gündem

Siyaset

Teknoloji

Yukarı Çık