Benzin ve mazota dolar zammı; benzin 5 TL'nin üzerinde

Ana Sayfa » Güncel » Cemaat operasyonun lideri denilen savcı anlattı

Cemaat operasyonun lideri denilen savcı anlattı

Türkiye kamuoyunun Ergenekon davasıyla tanıdığı, 17-25 Aralık soruşturmalarını takip eden süreçte görevden alınan savcı Zekeriya Öz ilk mülakatını BBC Türkçe'ye verdi.

 
17 Şubat 2015 Salı 09:34 
Yorum YapYazdır
 
 
Cemaat operasyonun lideri denilen savcı anlattı

Türkiye kamuoyunun Ergenekon davasıyla tanıdığı ve 17-25 Aralık soruşturmalarını takip eden süreçte görevinden uzaklaştırılan savcı Zekeriya Öz, BBC Türkçe'ye konuştu.
GÜNÜN GAZETE MANŞETLERİ İÇİN TIKLAYINSON YILLARIN EN FAZLA KONUŞULAN VE TARTIŞILAN SAVCISI
Zekeriya Öz, Türkiye'de son yılların üzerine en fazla konuşulan, tartışılan savcısı. Türkiye, Öz'ün adını Ergenekon davasıyla tanıdı. Operasyonların ardından kamuoyunun bir bölümüne göre derin devletin üzerine cesaretle giden bir savcı, diğer bir bölümüne göreyse bir siyasi operasyon adına hukuksuzluklara imza atan bir hukukçuydu. Bu dönemde hükümet, davaya ve davanın savcısı Öz'e açıktan destek çıkıyordu. Ergenekon'un ardından ODA TV davasıyla da gündemdeydi Öz.
Ergenekon Davası ile ilgili en son gelişmeler17 - 25 ARALIK SORUŞTURMASI'NDAN SONRA HÜKÜMETİN GÖZÜNDEN DÜŞTÜ
2013'e gelindiğindeyse, 17 Aralık tarihinde, yolsuzluk ve rüşvet iddiasıyla soruşturma yürüten savcılardan sorumlu başsavcı vekiliydi. Ergenekon ve ODA TV davaları döneminde hükümet tarafından örnek gösterilen Öz, 17-25 Aralık ardından hükümetin gözünde, hükümete karşı siyasi operasyonun parçası bir isme dönüşmüştü. Önce düz savcı olarak Bolu'ya atandı, daha sonra da hakkında başlatılan soruşturma tamamlanıncaya kadar görevden uzaklaştırıldı. Savcı Öz hakkında bugüne kadar çok şey konuşuldu, çok tartışıldı.
İŞTE SAVCI ÖZ'ÜN BBC TÜRKÇE'YLE MÜLAKATININ İLK BÖLÜMÜ
Kamuoyu sizi Ergenekon davasıyla tanıdı. Biz de Ergenekon davasıyla ilgili bazı sorular sormayı çok isteriz. Sizin açınızdan hukuki anlamda bu dava hakkında konuşmanın bir mahsuru var mı?
Ergenekon, ODA TV tarzı bu davalar şu an itibariyle derdest. Ergenekon bitti ama şu an itibariyle Yargıtay'da temyiz aşamasında. ODA TV davası devam ediyor. Bunların içeriğiyle ilgili şu aşamada konuşmak hem etik olmayabilir, hem de davayı etkilemeye yönelik algılama oluşabilir.
Biz de o zaman davaların içeriğinden ziyade bazı genel sorular soralım.
Evet, sorabilirsiniz.
Ergenekon soruşturması nasıl başladı. Çok kısaca Ergenekon davasının nasıl başladığını ve sizin sürece nasıl dahil olduğunuzu anlatabilir misiniz?
2007 yılı, Haziran ayıydı. Ümraniye'de bir gecekonduda bombalar bulunmuştu. Bombalar bulunduğunda Ergenekon veya herhangi bir şey yoktu. Dosyanın da UYAP sisteminden bana verildiğini odama gidince öğrendim.
Gözaltında üç kişi vardı. Bunların bir tanesi emekli astsubaydı. Daha sonra bu bombalarla irtibatlı üç dört kişi daha tespit edildi. Bu aşamadan sonra elde edilen deliller ardından, dördüncü, beşinci günü bir adreste yine, birçok bomba, Eskişehir'de bomba, plastik patlayıcı maddeler bulununca soruşturmayı biraz daha derinleştirme ihtiyacı hissettim.
"ERGENEKON'LA İLGİLİ CİDDİ ÇALIŞMALAR YAPTIM"
Tabi çıkan dokümanlar var bazı kişilerde. Ergenekon ismi ilk orada geçiyordu. Daha sonra Ergenekon'la ilgili ciddi araştırmalar yaptım, beş altı ay boyunca uğraştım. Emniyet'in eski arşivlerine baktım. Geçmişte bununla ilgili varsa soruşturmalar onların evraklarını buldum. Sonuç itibarıyla da Ergenekon ismi aslında yedi ay sonra duyuldu. Ocak ayında ilk büyük operasyon dediğimiz operasyonda duyuldu.
"ERGENEKON UYAP SİSTEMİNİN OTOMATİK DAĞITTIĞI BİR SORUŞTURMADIR"
Bu davanın bana verilmesinde iddia edildiği gibi herhangi bir seçim tarzı yoktur. Tamamen başsavcının dahi bilgisi olmadan UYAP sistemine attığı, sistemin otomatik dağıttığı bir soruşturmadır.
"DÖRT YIL BOYUNCA BU SORUŞTURMALARDA BEN FİİLEN BULUNDUM"
Ergenekon'un, Türkiye'deki gizli bir yapılanma olduğunu, bu yapılanma içinde profesörlerden rektörlere kadar, askerlerden sivillere kadar, siyasetçiden belediye başkanına kadar, çok değişik kişi kurum ve sivil toplum örgütleriyle irtibatlarını ve onların bu yapı içinde olduğunu fark ettik ve bununla ilgili de soruşturmalar yürütüldü. Dört yıl boyunca da bu soruşturmalarda bizzat ben fiilen bulundum. Birçok dava açıldı. Sonuçta mahkeme beş yıl sonra karar verdi. İlk davadan itibaren beş yıllık bir süre içinde karar verdi. Birçok kişi çeşitli cezalara mahkum oldu. Bu karar Yargıtay aşamasındadır.
"RADYODAN DUYDUM"
Kamuoyunun bir bölümü bu davanın önceden planlandığını ve dava sürecinin de siyasi bir süreç olduğunu düşünüyor. Siz bu soruşturmanın tesadüfen size geldiğini ve dava başladıktan sonra bu kadar kapsamlı hale geldiğini mi söylüyorsunuz?
Bu soruşturmanın tesadüfen bana geldiği dönem, Beşiktaş'taki görevimde üçüncü yılı doldurduğum için tayinimin çıkacağını beklediğim bir dönemdi. Akabinde bu olayları radyodan duyduk. Ümraniye'de 28 tane el bombasının bulunduğunu duyduk. Daha sonra adliyeye geldiğimizde dosyayı masamın önünde buldum.
"DOSYANIN İLK BAŞLANGICI ÇOK İLGİNÇTİR"
Bu dosyanın ilk başlangıcı da çok ilginçtir. Bu ihbar, Trabzon İl Jandarma'ya yapılıyor. Trabzon İl Jandarma, İstanbul İl Jandarma'ya bildiriyor. Onlar polis mıntıkası diye polise bildiriyor, polis gidiyor arama yapıyor. Daha sonra bombaları buluyorlar, bombalarla ilgili gözaltı ve arama kararı isteyecekler, Ümraniye savcılığı diyor ki, "Bu işe özel yetkili savcılık izin versin, biz gece arama izni vermeyiz." Bizim Beşiktaş'taki nöbetçi savcımıza geliyorlar, o da arama kararı veriyor. Üç kişiyi gözaltına aldırıyor. Ertesi gün başsavcı normalde bizde nöbette gelen olayları, nöbetçi savcıya verir ama çok olay gelirse de o savcıya değil diğer savcılara da verilir. Onun nöbetinde çok fazla olay olmuştu. Sabahleyin de bana geldi. Aradan iki gün geçti. İrtibatlı olduğunu düşündüğüm, bombalarla irtibatlı olduğuna dair deliller bulunan emekli bir askeri şahsı, Danıştay olayında da ismi geçmişti, bu şahsı gözaltına alması için emniyete talimat verdim. Onlar uygulamamak için bahaneler ileri sürdüler. Daha sonra, bu bahanelerden sonra yazılı talimat verdim, Cuma günüydü.
DÖNEMİN BAŞSAVCI VEKİLİ ÇOLAKKADI: BU DOSYA SANA NEREDEN GELDİ
Bu dosya Çarşamba bana geldi. İkinci, üçüncü günü, birden o dönemin başsavcı vekilimiz olan Turhan Bey (Çolakkadı) telefonla aradı. "Bu dosyayı kim vermiş sana, bu dosya sana nereden geldi, benim imzam mı var, ben mi vermişim, nasıl vermişim, bu dosyayla ilgili her şey medyada yer alıyor" dedi. Ben de kendisine dosyanın bana iki gün önce geldiğini, dosyada hiçbir şey olmadığını yani sadece üç kişinin gözaltında olduğuna dair bir belge olduğunu, başka bir şey olmadığını, bir de arama kararı olduğunu, bunun dışında dosyayla ilgili hiçbir bilgi olmadığı için, bizim bilgi verme ihtimalimizin de olmadığını söyledim. Daha sonra kendisi bana Ferhat Sarıkaya'dan beter olacağımı söyledi. Ben de "Beni niçin aradığınızı anladım, bir şahsın gözaltına alınmasını istediğimiz için talimat verdiğim için beni aradığınızı anladım, benim için iş yapmayıp terfi etmektense iş yapıp sürülmek bir şereftir" dedim.
"SIZINTILARLA İLGİLİ 200 SUÇ DUYURUSU YAPTIM"
Gizli tanıkların davadaki etkisi önemli tartışma başlıklarından biriydi. Bu tanıkların birçoğunun güvenilmez tanıklar olduğu iddia edildi. Ve bu tanıkların hem beyanlarının kendileri, hem de o beyanlarının ciddiye alınış şekli eleştirildi. Gizli tanıkların Ergenekon davasındaki etkisi nedir?
Her davada gizli tanık olabilir. Bu davada da belki yüzlerce kişi geldi, gizli tanık olmak isteyen oldu. Biz hemen hemen yüz kişi dinlemişsek, bunların 5-6 tanesine veya 10 tanesine itibar etmişizdir. Hiçbir zaman da hiçbir dosyada, ben hatırlamıyorum da, bir gizli tanığın sırf beyanlarına istinaden hiçbir operasyon yapılmaz. Gizli tanık bir olay anlatır, o olay doğruysa, onun adli belgeleri varsa geçmişe yönelik çalışmaları yapılır. O beyanları destekleyici bilgi, belge vermişse, soruşturmalarda deliller o yöndeyse ona yönelik çalışmalar yapılır.Ben Ergenekon sürecinde bir gizli tanık beyanından hiç kimsenin gözaltına alındığını bilmiyorum.
Ergenekon ve Oda TV davaları sürecinde gizli kalması gereken bazı bilgilerin bazı medya organlarına yansıdığını gördük. Kamuoyunun bir bölümü bu durumdan savcıları sorumlu tuttu. Siz ortaya çıkan bu tablonun nedeninin ne olduğunu düşünüyorsunuz?
Zaman zaman bu konularla ilgili geçmişte iddialar oldu. Hakkımızda soruşturmalar da açılmış olabilir ve incelemeler yapılmış olabilir. Ancak yanlış hatırlamıyorsam şahsım olarak soruşturmanın gizliliğini ihlalle ilgili 200 tane suç duyurusunda bulunduğumu hatırlıyorum. O dönem itibariyle bütün gazeteler vardı. Yani o dönem bu soruşturmanın gizliliğini ihlal eden kimse, hangi gazete ise, hangi kanal ise. Bizim asıl işimiz bu değil ama bunlarla ilgili bütün mahkemeler, suç duyurusunda bulunduğumuz için bize soruyordu. "Bu soruşturmanın içeriği ile ilgili midir, değil midir" diye soruyorlardı. Bazen de öyle haberler çıkıyordu ki, hiç bizim dosyamızda yok ama onlarla ilgili de davalar açılmış. Biz ciddi bir soruşturma yapıyoruz ama bir yandan da her gün 10-15 tane böyle mahkemeye veya savcılığa cevap veriyorduk.
"ERDOĞAN'IN BU DAVANIN SAVCISIYIM DEMESİNDEN RAHATSIZ OLDUM"
Hükümet sizce Ergenekon davası döneminde yargıyı etkiledi mi?
Yargıyı etkileyici çok ciddi bir tavırları ve baskıları olmadı. Girişimler oldu veya hukukun prensiplerini bilmeden bazı açıklamalar oldu. "Ben bu davanın savcısıyım" diyerek aslında bizim adli mecrada yürütülmüş bir davanın sanki siyasi bir ayağı varmış gibi olduğunu vurguladılar. Biz bayağı sıkıntıya girdik ama siyasetçiler hukuktaki bu davaların tarafsızlık şeylerini belki çok ayrıntılı bilemeyebilirler. Veya kötü niyetle de yapmamış olabilirler. Onları ben bilmiyorum. Bunun dışında yargıyı etkileyecek bir şey olmadı. Sonraki süreçlerde bu tür şeyler, girişimler olmuş olabilir. İlerleyen süreçlerde, belirli şeyler duydum ama ben oradan ayrıldıktan sonra.
Siz, sayın Erdoğan'ın bu açıklamasından kişisel olarak rahatsız mı oldunuz?
Bir savcı olarak biz hiçbir partinin, hiçbir kişi ve kurumun savcısı değiliz. Cumhuriyetin savcısı olarak görev yapıyoruz. Tamamen tarafsız, tamamen bağımsız... Yaptığımız bütün işlemler, bütün soruşturmalar, soruşturma içindeki işlemlerin tamamı itiraza, denetime, temyize, her türlü kontrole tâbi. Biz bu şartlarda işlem yapıyoruz. Ama yaptığımız işlemin başkası tarafından sahiplenilmiş olması adli olarak yürüyen bir işin sanki siyasi bir mecrada yürütülüyormuş gibi bir algı oluşmasına sebep oldu. Bu da tabii beni şahsen rahatsız etti. Çünkü soruşturmaları kanunlar için, bu millet için, bu devlet için, kamu adına, bu Cumhuriyet için yapıyoruz. Kimsenin keyfi veya şahsi talimatıyla bir savcının böyle bir şey yapması mümkün değil.
"HÜKÜMET DAVAYI İSTİFADE ETTİĞİ İÇİN SAHİPLENDİ"
Recep Tayyip Erdoğan'ın Ergenekon davasını destekler birçok açıklamasının olduğunu biliyoruz. Bunun yanında doğrudan sizden övgüyle bahsettiği sözleri de olmuştu. Hatta kendi özel (makam) aracı sonradan size verildi. Bugünse Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın ve hükümetin gözünde siz hükümeti darbe ile devirmeye teşebbüs etmiş bir ekibin mensubusunuz. Sizce ne oldu da size yönelik bu tavırda böylesine keskin bir dönüş oldu?
Biz Ergenekon'dan önce terör davalarına baktık, o dönem itibariyle CIA ajanı, MOSSAD ajanı tarzı suçlamalara maruz kaldık, Ergenekon'dan önce AK Parti düşmanı diye şikayet edildik. Bizzat başsavcımız "AK Parti düşmanı olduğun için şikayet ettiler" dedi. Ergenekon'da da AK Partili diye şikayet ettiler. Ben yaptığım bir soruşturmanın ne siyasi sonuçlarını düşünürüm bir savcı olarak, ne de toplumdaki algının nasıl gelişeceğini. Biz sadece kanunu eşit olarak herkese uygulamak gibi bir mükellefiyet içerisindeyiz. Bunun dışında toplumsal algı, işte siyasal düşünce bizi bağlamaz. Yani beni bağlamadığı gibi normalde hakim, savcıları da bağlamaz. O dönem itibariyla dediğim gibi bu davalar Türkiye'nin önünü açtı. Türkiye'de cinayetler bıçak keser gibi kesildi. Faili meçhuller durdu. Ekonomik ciddi düzelmeler sağlandı ve belli yerlerde bu dava ile ilgili övücü sözler; siyasetçiler, bakanlar, başbakanlar tarafından söylenip, sahiplenilmiş oldu. Ancak tabii bu dava onlar sahiplendiği için olmadı. Ama onlar bu davadan biraz da siyasi olarak istifade ettikleri için veya istifadelerine, menfaatlerine uygun düştüğü için bunlar bu davayı sahiplendi.
Peki sizin Ergenekon davası döneminde AKP hükümetini desteklemeniz söz konusu muydu? Eğer öyleyse neden bu desteği sonlandırdınız?
Ben bir Cumhuriyet savcısı olarak göreve başladığım 1995 yılından beri hiçbir siyasi partinin destekçisi ve sempatizanı olmadım. Konjonktür gereği seçimlerde her vatandaş gibi oyumuzu kullanmışızdır ondan sonra hiçbir siyasi kimlik bizim içim önem arz etmez. Benim hiçbir zaman AK Parti'ye destek vermem gibi bir şey olmamıştır. Hiçbir partiye olmadı.
TUNCAY ÖZKAN'IN TWEETİNİ RT'LEMESİ
Son dönemde sosyal medyayı yoğun olarak kullanmaya başladınız. Hatta dönem dönem Ergenekon ve ODA Tv sanıklarına benzer söylemlerle hükümeti eleştirdiğinizi görüyoruz. Bu, kamuoyunun bir bölümü açısından ilginç bir görüntü yaratıyor. Bununla ilgili ne söylemek istersiniz?
Hükümeti eleştirme bâbında değil de, benim genelde üzerinde durduğum konular demokratikleşme, demokrasinin yaygınlaşması, temel hak ve özgürlüklerin her insanın bilerek ve şuurlu olarak bu hakları kullanmasını temini, yargının bağımsız olmasıdır.17 Aralık'tan sonra bazı gazeteciler, hakkımda asılsız tweetler atmaya başladı. Ben de baktım tekzip yazmak veya prosedür uzun sürüyor, onlara anında cevap verdim. Sonra da baktım halkın ciddi bir teveccühü var. İnsanların gerçekten çok sevdiğini ve attığım tweetlere değer verdiğini fark ettim. Zamanla ortaya çıkan hukuksuzluklarla ilgili ve hukukun nasıl olması gerektiğiyle ilgili tweetler paylaşmaya devam ettim. Aynı zamanda hukuksuzlukları kime karşı, kimin için yapıldığına bakmaksızın, ayrım gözetmeksizin, yaptım. Veya doğru söylediğini, gerçeği ifade ettiğini düşündüğüm kişilerin üzerindeki etiket, isim kim olduğuna bakmaksızın da bunların kamuoyuyla paylaşılması veya ben bu görüşü beğeniyorum veya bu insan böyle demiş, böyle dediyse doğru olabilir veya doğru olmayabilir ama bu böyle demiş. Retweet yapmanın zaten şeyi odur, ben buna katıldım, katılmadım değil, bir kişinin görüşünün kamuoyunda duyulmasını sağlamak.
RT ederken kimin yazdığından ziyade içeriğine bakarak mı RT ediyorsunuz?
Ben içeriğine bakarım, bazen beni sevmediğini düşündüğüm bir kişinin dahi tweetlerini retweet yapabilirim.
Geçtiğimiz günlerde Tuncay Özkan'ın hükümeti eleştiren bir tweetini RT ettiniz. Hakkında ağırlaştırılmış müebbet cezası istediğiniz birinin tweetini belli ki içeriğine de katılarak RT etmeniz ilginç bir tablo ortaya çıkarmıyor mu?
Ben hiç bir dosyada, önüme gelen dosyada, dosyasına baktığım kişiyi kendime düşman olarak görmüyorum. Ben işimi yapıyorum, profesyonelce bu işleri yapıyoruz. Karşımızdaki kişinin kim olduğuna bakmıyoruz. Daha sonra da o dosyayla bütün irtibatımızı koparıyoruz. Dosya elimizden çıktıktan sonra o kişiler bizim düşmanımız değil.
(KAYNAK: BBC TÜRKÇE)

 
17 Şubat 2015 Salı 09:34 
Yorum YapYazdır
 
(0 Yorum Yapıldı)Yorumlar
<p>Henüz kimse yorum yapmamış, ilk yorum yapan siz olun.</p>
 
Bu Kategorideki Diğer Haberler
 
Son 24 Saat
Haberler RSS Beslemesi
 
 
Yazarlar
Yazarlar RSS Beslemesi
A. Şefik Mollamehmetoğlu
 
Nihat Genç
 
Attila Aşut
 
Prof. Dr. Orhan Özgür
 
Arslan Bulut
 
Mehmet Polat
 
Türker Ertürk
 
Ahmet Özer
 
Göksu Mollamehmetoğlu
 
Gülcan Özgür
 
Ömer Turan
 
Osman Cudi Yılmaz
 
Ömer Faruk Altuntaş
 
Prof. Dr. Burhan Çuhadaroğlu
 
Prof. Dr. Cavit Boz
 
Prof. Dr. Kemal Üçüncü
 
Hüseyin HAYDAR
 
Zekeriya Saka
 
Mehmet Kuvvet
 
Hasan Güneş
 
Erdal ÖZÇELİK
 
Serpil Satut Denizoğlu
 
Erdal Eksert
 
İnci Güngör
 
Kazım DEMİR
 
Coşkun ERUZ
 
Mehmet Akıncı
 
Ruhi  Türkyılmaz
 
İlyas Gümrükçü
 
Sami KOÇ
 
Ömer Asan
 
Prof. Dr. Örsan Öymen
 
 
 
Gazete Manşetleri
 
Lig Puan Durumu
 
Takımlar
O
G
B
M
P
1
Başakşehir
13
9
4
0
31
2
Beşiktaş
13
8
5
0
29
3
Galatasaray
13
8
2
3
26
4
Fenerbahçe
13
7
4
2
25
5
Bursaspor
13
7
3
3
24
6
Konyaspor
13
5
5
3
20
7
Osmanlıspor FK
13
4
7
2
19
8
Gençlerbirliği
13
4
6
3
18
9
K.D.Ç. Karabük
13
5
2
6
17
10
Akhisar Bld.
13
4
4
5
16
11
Antalyaspor
13
4
4
5
16
12
Trabzonspor
13
4
3
6
15
13
Alanyaspor
13
4
2
7
14
14
Kasımpaşa
13
3
3
7
12
15
Gaziantepspor
13
3
2
8
11
16
Ç. Rizespor
13
2
4
7
10
17
Kayserispor
13
2
3
8
9
18
Adanaspor
13
1
3
9
6
 
Şampiyonlar Ligi
 
UEFA Avrupa Ligi
 
Alt Lig
 
 
Anket
2016 TÜRKİYE AÇISINDAN NASIL GEÇECEK?
ÇOK İYİ
İYİ
BİR ŞEY DEĞİŞMEZ
KÖTÜ
ÇOK KÖTÜ
 
Namaz Vakitleri
 
  • İmsak05:38
  • Güneş07:26
  • Öğlen12:24
  • İkindi14:46
  • Akşam17:01
  • Yatsı18:37
 
Tarihte Bugün
1808 - Napolyon Bonaparte komutasındaki Fransız ordusu Madrid'e girdi.
1863 - Santiago (Şili)'de bulunan Iglesia de la Compañía kilisesi çıkan bir yangın sonucu tamamen yandı: 2000'den fazla kişi öldü. Yangın sonrasında buraya bir anıt dikildi.
1868 - İlk ışıklı trafik lambaları Londra'da kullanılmaya başlandı.
1869 - Birinci Vatikan Konsili açıldı.
1886 - ABD'de Samuel Gompers başkanlığında Amerikan Emek Federasyonu kuruldu.
1936 - Nikaragua'da Anastasio Somoza cumhurbaşkanı seçildi.
1941 - Pearl Harbor Saldırısından bir gün sonra ABD Kongresi Japonya'ya savaş ilan etti ve II. Dünya Savaşı'na resmen girmiş oldu.
1942 - Vatan gazetesi, Hitler ve Mihver devletleri aleyhtarı yazılar nedeniyle kapatıldı.
1948 - Birleşmiş Milletler, Güney Kore'nin tanınmasını onayladı.
1953 - Türkiye futbolda İspanya'yı eledi; Dünya Futbol Şampiyonası'na katılmaya hak kazandı.
1953 - DSİ (Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğü) kuruldu.
1962 - Avrupa Birliği üyesi ülkeler arasında "Karşılıklı Sağlık Yardımı Anlaşması" imzalandı. Türkiye'nin de katıldığı anlaşmaya göre, kendi ülkesinde tedavisi mümkün olmayan hastaların bakımı, bu imkânlara sahip ülkelerde yapılacak.
1966 - Dünyanın ilk "işçi şirketi" olduğu söylenen Türksan kuruldu. Şirketin kuruluş amacının yurtdışında çalışan Türkiyeli işçilerin tasarruflarını "değerlendirmek" olduğu açıklandı.
1968 - Tokyo Uluslararası Maratonu'nda İsmail Akçay dördüncü oldu.
1972 - Doğan Koloğlu 7,5 yıl hapse mahkum oldu.
1973 - Cumhurbaşkanı Fahri Korutürk yazar Çetin Altan'ın cezasını affetti. Ancak Altan'ın 2 yıllık cezası af kapsamı dışında kaldı.
1980 - John Lennon vurularak öldürüldü.
1985 - Kamu Emekçileri Sendikaları Konfederasyonu, kısaltması KESK olan memur sendikaları konfederasyonu kuruldu.
1987 - Ömer Kavur'un yönettiği Anayurt Oteli 9. Nantes 3 Kısa Film Şenliği'nde büyük ödülü aldı.
1987 - İsrail işgali altındaki topraklarda yaşayan Filistinliler, intifada haraketini başlattı.
1987 - ABD Başkanı Ronald Reagan ve SSCB lideri Mihail Gorbaçov, orta menzilli nükleer füzelerin karşılıklı imhası için antlaşma imzaladı.
1991 - Boris Yeltsin ile Ukrayna ve Beyaz Rusya cumhuriyetlerinin devlet başkanları Bağımsız Devletler Topluluğu'nun (BDT) kuruluşunu ilan ettiler.
1992 - TBMM, Somali'ye asker gönderilmesini kararlaştırdı.
1993 - Sabancı Center açıldı.
1995 - Eralp Akkoyunlu 1987 yılında çıktığı dünya seyahatini tamamlayarak bunu gerçekleştiren 5. Türk oldu. 6 yıl 7 ay süren bu yolculukta Akkoyunlu, 302 gün seyir yaparak dünyayı dolaştı.
1996 - PKK, rehin tuttuğu 6 askeri, Kuzey Irak'taki Zap kampında Refah Partisi Van Milletvekili Fethullah Erbaş, İnsan Hakları Derneği Genel Başkanı Akın Birdal ve Mazlum-Der İzmir Şube Başkanı Halit Çelik'e teslim etti.
2003 - Erdoğan Teziç, Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer tarafından YÖK Başkanlığına atandı.
2004 - Ohio eyaletindeki Damageplan konserinde Dimebag Darrell (Darrell Lance Abbott), Nathan Gale adlı bir çılgın tarafından sahnede vuruldu.
2007 - Küresel Isınmaya Hayır Mitingi
 
Arşiv
 
Süper Loto
01.12.2016 Tarihli Çekiliş Sonucu101823343650
 
On Numara
05.12.2016 Tarihli Çekiliş Sonucu06071115171923242931323440435154596166737677
 
Sayısal Loto
03.12.2016 Tarihli Çekiliş Sonucu242636434446
 
Şans Topu
07.12.2016 Tarihli Çekiliş Sonucu061017243004
 
 
Kurumsal

İçerik

Gündem

Siyaset

Teknoloji

Yukarı Çık