Fazıl Say'a dünyanın en önemli klasik müzik ödülü

Ana Sayfa » Siyaset » Bülent Arınç'tan, 'hesap verecekler' sözlerine yanıt

Bülent Arınç'tan, 'hesap verecekler' sözlerine yanıt

Bülent Arınç, Manisa Cumhuriyet Başsavcısı Akif Celalettin Şimşek'in kendisine hitaben söylediği "Herkes hesap verecek" sözlerine sert yanıt verdi.

 
28 Temmuz 2016 Perşembe 09:16 
Yorum YapYazdır
 
 
Bülent Arınç'tan, 'hesap verecekler' sözlerine yanıt

Eski Meclis Başkanı Bülent Arınç, Manisa Cumhuriyet Başsavcısı Akif Celalettin Şimşek'in kendisine hitaben söylediği "Herkes hesap verecek" sözlerine Twitter'dan yanıt verdi. Arınç, "Esasen ne bu Sn. Başsavcının ne de diğer kronik Bülent Arınç muhaliflerinin sözlerini ciddiye almadığımdan onlara cevap vermek, onları muhatap almak istemiyorum. Fakat puslu havada avlanmak isteyenler, şahsım üzerinden yaptıkları açıklamalarla aslında bambaşka bir niyetlerinin olduğunu açık edip, kendilerini ele verdiler" dedi.

"BANA AHMAK DİYEBİLİRSİNİZ" SÖZÜNE "HERKES HESAP VERECEK" KARŞILIĞI

Bülent Arınç'ın 15 Temmuz darbe girişiminden sonra söylediği "Silahlı terör örgütünün Fethullahçı olduğunu o gece öğrendim, bana ahmak diyebilirsiniz" sözlerinin ardından açıklama yapan Manisa Cumhuriyet Başsavcısı Akif Celalettin Şimşek, "Bunlara destek olan kişiler, bugün çıkmış 'Biz ahmakmışız, biz bilmem neymişiz' diyor. Böyle bir şeyi ben kabul etmiyorum. İsme girmiyorum. Ne demek istediğimi anladınız. Hiç kimse kusura bakmasın. Herkes bugüne kadar bu ülkeye ihanet eden kişilerin içerisinde yer alan, bunlara destek olan, bunların suiistimallerine göz yuman, karşılarında bize saldıran herkes hesap verecek" demişti.

ARINÇ'TAN YANIT: KENDİLERİNİ ELE VERDİLER

Konuyla ilgili Twitter hesabından oldukça uzun bir yanıt veren Arınç şunları söyledi:

"15 Temmuz darbe girişiminin olduğu gece ve sonrasında darbeyi lanetleyen açıklamalarımdan rahatsız olan Manisa Başsavcısının ve medyadaki kronik Bülent Arınç muhaliflerinin şahsımla ilgili bazı açıklamaları oldu. Esasen ne bu Sn. Başsavcının ne de diğer kronik Bülent Arınç muhaliflerinin sözlerini ciddiye almadığımdan onlara cevap vermek, onları muhatap almak istemiyorum. Fakat puslu havada avlanmak isteyenler, şahsım üzerinden yaptıkları açıklamalarla aslında bambaşka bir niyetlerinin olduğunu açık edip, kendilerini ele verdiler.

Hal böyle iken, önce bu Sn. Başsavcıyla, ilerleyen günlerde ise bazı medya ve siyaset aktörleri ile ilgili bir kaç hususu kamuoyunun bilgisine sunmak ve akıl sahiplerinin akıllarına gelen bir kaç soruyu milletimizin huzurunda sormak istiyorum.

Tespit ve sorulara geçmeden önce bazı hatırlatmalarda bulunayım.

Ben, neredeyse 18 aydır Manisa'da yürütülen bir soruşturma ile ilgili ne demiş, neyi eleştirmiştim hatırlayalım.

HATIRLATMA 1)

"Tutukluluk bir tedbirdir, ceza değildir. Zorunluluk olmadıkça buna başvurulmamalıdır." demiştim.

Aynı kaygı ve tavsiyelerimi Ergenekon, Balyoz gibi kamuoyunun yakından takip ettiği davalar ve tutuklu milletvekilleri için de dile getirmiş, tutukluluğun cezaya dönüşmemesi gerekliliğini o davalar için de defaatle belirtmiş, hukuk prensiplerini hatırlatmıştım. Dünden bugüne bu konularda durduğum yer hep aynıdır.

HATIRLATMA 2)

Ev hanımı ya da sadece öğretmenlik yapan kadınların ellerinin kelepçelenerek götürülmesinin ülkede rahatsızlığa yol açtığını dile getirmiş, eleştirmiştim.

Bu manzara Sn. Başbakan'ı ve Sn. İçişleri Bakanını da rahatsız etmişti ve bu manzaraya sebep olan emniyet müdürü görevden alınmıştı.

HATIRLATMA 3)

Manisa'da, ellerine kelepçe vurularak gözaltına alınan ev hanımlarını, öğretmenlik yapan kadınları görünce, milletimizin ve Sn. Başbakan'ın, Sn. İçişleri Bakanı'nın rahatsız olduğu o görüntü karşısında "Cüppemi giyesim geliyor" da demiştim. Bu sözümün, gözaltına alınma usulüne ve milletimizin rahatsız olduğu o muameleye karşı söylenmiş olduğunu bilen her kesimden insan bana hak vermiş, gerek kamuoyu önünde gerek özel sohbetlerimizde aynı düşüncede olduklarını ifade etmişlerdi.

HATIRLATMA 4)

Ankara 4. Ağır Ceza Mahkemesi'nde çatı dava olarak yürütülen FETÖ davasının dahi iddianamesi çoktan kabul edilmiş ve yargılama süreci başlamışken ve ayrıca Türkiye'de en az 15 ilinde ilgili davalar çoktan görülmeye ve hatta sonuçlanmaya başlanmışken, aynı iddialarla Manisa'da başlatılan soruşturmada halen bir iddianame dahi yazılamamış olmasını, bu durumun mağduriyetlere yol açacağını dile getirmiştim.

Şimdi bu hatırlatmalar çerçevesinde akla gelen bazı soruları sormak isterim.

SORU 1)

15 Temmuz darbe girişimi ardından, içerik olarak tamamen darbeyi lanetlediğim bir açıklamamdan sonra Manisa Başsavcısı görevi olmadığı halde açıklamalarımı basın huzurunda değerlendirmiş ve sanki bir yargı mensubu, kamu görevlisi değilmiş gibi, adeta bir siyasetçi edasıyla "Hesap verecek" ve "Özür dilesin" ifadelerini de kullanmıştır.

Atanmışların seçilmişlere karşı giriştiği darbe girişimini lanetlediğim açıklamalarımın hangi kısmı bu atanmış Sn. Başsavcı'yı rahatsız etmiş olabilir ki şahsım hakkında "Hesap verecek" gibi bir ifadeyi kullanabilmiştir?

Sn. Başsavcı'nın şahsım hakkında alelacele yaptığı açıklamalar ve meslektaşları hakkında apar topar yaptığı işlemler, acaba kendi ayıplarını örtme telaşı olabilir mi?

SORU 2)

Şüphe yoktur ki Manisa Başsavcısı yaptığı bu açıklamalarla tarafsızlığını kamuoyu önünde yitirmiş bir yargı mensubu durumuna düşmüştür. Ayrıca kamu görevlileri için yasaklanmış olan siyaset alanına girmiş ve açıkça kanun ihlali de yapmıştır.

Görevinin ve kendini bağlayan kanunların sınırları dışına çıkan bu Sn. Başsavcı hakkında HSYK'nın bir tasarrufu olacak mıdır; yoksa gereği zamana mı bırakılacaktır?

SORU 3)

15 Temmuz darbe girişimi sonrası yaptığım görüntülü açıklamaların önü arkası kesilerek, sadece bir cümle üzerinden art niyetle yapılan "Bana ahmak diyebilirsiniz" şeklindeki cımbız haberlerin şehvetine kapılan ve aynı ifadeyi kendi sosyal medya hesabında da kullanarak, açıklamalarım hakkında "Cüppesini giysin bekliyoruz" diyen bu Sn. Başsavcı'yı, sanki Cumhuriyetin savcısı değilmiş de adeta mitinglerde rakip partilere meydan okuyan bir siyasetçiymiş havasına sokan şey nedir ?

SORU 4)

Benim o görüntülü açıklamalarımdaki tek bir cümlenin cımbızlanarak başlığa çekilmesiyle gözden kaçan, kaçırılan bir nokta var.

Ben o açıklamamda, 15 Temmuz darbe girişimiyle birlikte Sn. Cumhurbaşkanımızın, Sn. Başbakanımızın beyanları doğrultusunda FETÖ yapılanmasına ilişkin bir öz eleştiride bulunmuş ve bazı şeyleri 15 Temmuz sonrasında Sn. Cumhurbaşkanımız ve Sn. Başbakanımızın beyanları ile öğrendiğimi ifade etmiştim.

Şimdi;

Bu konuyu Sn. Başsavcının daha iyi anlayabilmesi için, kendisine hitapla kendisinden bir örnek vereyim.

Sn. Başsavcı,

15 Temmuz darbe girişiminden tam 1 hafta sonra basına açıklama yaparken "32 hakim ve savcı hakkında işlem yapıldığını, Manisa merkezde, Akhisar'da, Turgutlu'da, Alaşehir'de hakim ve savcıların tutuklandığını" söylediniz.

Bu noktada size 2 sorum var.

1. Uzun yıllardır birlikte çalıştığınız bu insanların FETÖ ile iltisaklarını darbe akşamı mı öğrendiniz ? Cevabınız "evet"se, sizin de benim durumumdan farkınız yok, size de herkes bir şeyler söyleyebilir ve sosyal medyada alıntı yaparak beni eleştirdiğiniz o ifadenin muhatabı olabilirsiniz.

2. Yok eğer birlikte mesai yaptığınız arkadaşlarınızın böyle bir ilişki içinde olduğunu önceden biliyordunuz ve bir şey yapmadıysanız, 15 Temmuz'a kadar güle oynaya iş yapmış, kararlar vermiş, törenlere katılmış, ailece dostluklarınızı devam ettirmişseniz, başka birileri de çıkıp, sizi, darbecilere göz yummakla, görevinizi kötüye kullanmakla, hatta darbecilerle iş birliği yapmakla suçlayabilirler.

SORU 5)

Sn. Başsavcı, basına yaptığı değerlendirmelerde her kurumdan gözaltılar olduğunu da söylemişti. Bu işlemlerin hepsi tedbir olarak doğru ve yerinde olabilir.

Fakat adalet o dur ki, insanlar, yeterli ve somut delil olmadan, sadece şikayet, zan, tahminlerle, kesin ve hukuki kanıt olmadan darbe girişimiyle suçlanırsa insan hakları ihlal edilmiş olur.

Sn. Başsavcı, Ahmetli Kaymakamı'nın da gözaltına aldığını söylemişti.

Peki sonra ne oldu ?

Bu onurlu insan, eşi, çocukları ve toplum önünde vatan hainliğiyle suçlanınca intihar etti !

Kaymakamın arkada bıraktığı mektubu herkes gibi umarım Sn. Başsavcı da okumuştur. Vatan hainliğiyle suçlanmayı gururuna yediremeyip intihar eden bu kaymakamın mektubunda yazdıklarının tamamının doğru olduğuna inanıyorum.

Geride bıraktığı mektuptan da anlaşıldığı üzere darbe girişimine karşı kendi imkanları doğrultusunda büyük bir mücadele vermiş, diğer Vali ve Kaymakam arkadaşlarını darbecilere karşı direnişe çağırmış bu insanın intiharına yol açacak bir haksızlığı kimler yapmışsa, hem bu dünyada hem ahirette yakasına yapışıp hesap soracak bir el olmayacak mı ?

SONUÇ:

Beni, kendisinden özür dilemeye davet eden bu Sn. Başsavcı, esasen Manisa halkına özür borçludur. Manisa halkını yıllarca TBMM'de temsil etmiş, Manisa'ya» Manisalıya hizmet etmiş bir siyasetçi olarak şahsıma yapılan bu yakışıksız ve art niyetli açıklamalar, parti ayırımı yapmaksızın Manisa'nın seçilmiş tüm siyasilerine karşı da yapılmış sayılır.

Evet, ortada dilenmesi gereken bir özür vardır, o da Manisa Başsavcısının Manisa halkına borcudur.

Son olarak; sözlerimi, sözlerin en güzeli olan Allah'ın kelamıyla ve şu günlerde hepimize rehber olması temennisi ile bitiriyorum.

"EY İMAN EDENLER !

ALLAH İÇİN HAKKI TİTİZLİKLE AYAKTA TUTAN, ADALETLE ŞAHİTLİK EDEN KİMSELER OLUN.

BİR TOPLULUĞA OLAN KİNİNİZ SİZİ ASLA ADALETSİZLİĞE İTMESİN. ADİL OLUN.

BU, ALLAH'A KARŞI GELMEYE SAKINMAKTAN DAHA YAKINDIR. ALLAH'TAN SAKININ.

ŞÜPHESİZ Kİ ALLAH YAPTIKLARINIZDAN HAKKIYLA HABERDARDIR."

(Maide, 5/8)

Bülent ARINÇ 22. Dönem T.B.M.M. Başkanı"

 
28 Temmuz 2016 Perşembe 09:16 
Yorum YapYazdır
 
(0 Yorum Yapıldı)Yorumlar
<p>Henüz kimse yorum yapmamış, ilk yorum yapan siz olun.</p>
 
Bu Kategorideki Diğer Haberler
 
 
Yazarlar
Yazarlar RSS Beslemesi
A. Şefik Mollamehmetoğlu
 
Attila Aşut
 
Nihat Genç
 
Türker Ertürk
 
Arslan Bulut
 
Mehmet Polat
 
Prof. Dr. Orhan Özgür
 
Ahmet Özer
 
Göksu Mollamehmetoğlu
 
Gülcan Özgür
 
Ömer Turan
 
Osman Cudi Yılmaz
 
Ömer Faruk Altuntaş
 
Prof. Dr. Burhan Çuhadaroğlu
 
Prof. Dr. Cavit Boz
 
Prof. Dr. Kemal Üçüncü
 
Hüseyin HAYDAR
 
Zekeriya Saka
 
Mehmet Kuvvet
 
Hasan Güneş
 
Erdal ÖZÇELİK
 
Serpil Satut Denizoğlu
 
Erdal Eksert
 
İnci Güngör
 
Kazım DEMİR
 
Coşkun ERUZ
 
Mehmet Akıncı
 
Ruhi  Türkyılmaz
 
İlyas Gümrükçü
 
Sami KOÇ
 
Ömer Asan
 
Prof. Dr. Örsan Öymen
 
Kadir ŞİŞGİNOĞLU
 
Mustafa Önsel
 
Son 24 Saat
Haberler RSS Beslemesi
 
Anket
Halkoylaması sonrası Türkiye'yi ne bekliyor?
1. Daha iyi bir gelecek
2. Daha kötü bir gelecek
3. Birşey değişmez
 
 
Gazete Manşetleri
 
 
Arşiv
 
Tarihte Bugün
1299 - Marco Polo Venedik'e döndü.
1402 - Osmanlı Padişahı Yıldırım Bayezid, Ankara Savaşı'nda Timur'a yenilerek esir düştü; Osmanlı devletinde Fetret Devri başladı.
1499 - Davut Paşa komutasındaki Osmanllı donanması komutanlarından Burak Reis, Sapienza adası yakınlarında karşılaşılan Venedik donanması ile çıkan çarpışmada öldü.
1794 - Fransız devrimci lider Maximilien Robespierre, giyotinle başı kesilerek idam edildi.
1808 - Osmanlı Padişahı III. Selim, İstanbul'da IV. Mustafa'nın emriyle boğularak öldürüldü.
1821 - Arjantinli general Jose de San Martin, Lima'ya girerek Peru'nun İspanya'dan bağımsızlığını ilan etti.
1914 - I. Dünya Savaşı başladı.
1920 - Meksikalı isyancı Panço Villa teslim oldu.
1921 - Kütahya'da toplanan Yunan Savaş Meclisi, Ankara'ya yürüme kararı aldı.
1929 - Savaş esirlerine ilişkin Cenevre Konvansiyonu, 48 ülke tarafından imzalandı.
1939 - Demiryolu Aşkale'ye ulaştı.
1943 - II. Dünya Savaşı: İngiliz hava kuvvetlerinin Hamburg'u bombalaması sonucu çıkan yangınlarda 42.000 Alman sivil öldü.
1945 - Bir B-25 Mitchell bombardıman uçağı New York'ta Empire State Binasının 78. katına çarptı ve 24 kişi öldü.
1946 - İzmir Gazeteciler Cemiyeti kuruldu.
1962 - Yönetmen Elia Kazan, America America filminin çekimlerine İstanbul'da başladı.
1965 - Vietnam Savaşı: ABD Başkanı Lyndon B. Johnson, Güney Vietnam'daki Amerikan güçlerinin sayısının 75.000 den 125.000 e çıkarılmasını istedi.
1976 - Çin Halk Cumhuriyeti'nin Tangşan bölgesinde meydana gelen 8,2 şiddetindeki depremde 242.769 kişi öldü, 164.851 kişi yaralandı.
1992 - Barcelona'da yapılan 25. Olimpiyat Oyunlarında, halterci Naim Süleymanoğlu, 60 kiloda şampiyon oldu.
1996 - Emperyal gazinolarının sahibi Ömer Lütfi Topal, aracıyla evine giderken açılan çapraz ateş sonucunda öldürüldü.
1997 - Metin Göktepe davası sanığı 6 polis teslim oldu.
2000 - Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi, kapatılan RP Genel Başkanı Necmettin Erbakan'ın, hakkındaki hapis cezasının durdurulması için yaptığı başvuruyu reddetti.
2002 - TÜPRAŞ yakınındaki Akçagaz Dolum Tesisleri'nde yangın çıktı. 2,5 saatte kontrol altına alınabilen yangın, 3 trilyon lira zarara yol açtı.
2008 - Türkiye'de iktidar partisi AKP'ye kapatma istemi ile açılan dava görüşülmeye başlandı.
 
Namaz Vakitleri
 
  • İmsak03:00
  • Güneş05:06
  • Öğlen12:39
  • İkindi16:35
  • Akşam19:50
  • Yatsı21:38
 
Süper Loto
27.07.2017 Tarihli Çekiliş Sonucu020307081927
 
On Numara
24.07.2017 Tarihli Çekiliş Sonucu07080911121314171924293133364447515356667278
 
Sayısal Loto
22.07.2017 Tarihli Çekiliş Sonucu011314192930
 
Şans Topu
26.07.2017 Tarihli Çekiliş Sonucu142021222603
 
 
Kurumsal

İçerik

Gündem

Siyaset

Teknoloji

Yukarı Çık