Kaçak madende göçük; 6 ölü

Ana Sayfa » Güncel » Bugün Lozan Antlaşması’nın 94. yılı...

Bugün Lozan Antlaşması’nın 94. yılı...

Neredeyse bir asırdır ‘hezimet mi, zafer mi’ diye tartışılıyor… Beş yılı aşkın süre İngiliz arşivlerini büyük titizlikle araştıran Boğaziçi Üniversitesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Sevtap Demirci’ye göre gerçeğin ortaya çıkması için basit bir yöntem yeterli: “Bir tarafa Osmanlı İmparatorluğu’nu yerle yeksan eden Birinci Dünya Savaşı sonunda Mondros Ateşkesi’ni imzalayıp, arkasından müttefikler tarafından kendisine dikte ettirilen Sevr haritasını koyarsınız. Yanına da Lozan haritasını… Her iki haritayı mukayese ettiğinizde gerçek görülecektir.

 
24 Temmuz 2017 Pazartesi 08:09 
Yorum YapYazdır
 
 
Bugün Lozan Antlaşması’nın 94. yılı...
''Lozan, kaybettiğimiz, ‘atayurdu’ diye adlandırdığımız Anadolu’yu geri kazandırdı. 1918’de Osmanlı İmparatorluğu fiilen ortadan kalktı. Bir anlamda tabuta koymuşlardı, 1920 Sevr Anlaşması’yla da o tabuta çivi çakıldı.”

-Bugün bir genç karşınıza geçse ve “Bana Lozan’ı anlatın” dese ne dersiniz?

Bir kere derim ki “Sevgili genç arkadaşım, sen nasıl ki doğum tarihini unutmuyorsun, ülkenin doğum tarihini de ezbere bileceksin. 24 Temmuz 1923 bu ülkenin doğum belgesidir. Bir kuruluş senedidir, ülkenin tapusudur. Siz sahip olduğunuz evin tapusu olmazsa o evin kendinize ait olduğunu iddia edebilir misiniz, hayır. Lozan da aynı şeydir. Olmasaydı, oturduğunuz coğrafyanın size ait olduğunu ispat etmeniz zordu. Bu Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluşuna giden ana belgedir. Büyük devletlerin, bugünkü tabiriyle küresel güçlerin, Ankara hükümetinin, yani daha sonra kurulacak olan Türkiye Cumhuriyeti’nin uluslararası alanda milli bir devlet olarak hukuken tanınmasını getiren bir belgedir. Dolayısıyla bugün her zamankinden daha fazla sahip çıkmak gerekiyor.

 

sevr ve lozan haritaları ile ilgili görsel sonucu

-Neden bugün daha fazla sahip çıkmak gerekiyor?

Coğrafyadaki kaygı verici gelişmeleri hepimiz yakından takip ediyoruz. Dolayısıyla, Lozan’ın bize tevdi ettiği sınırlara sahip çıkma gibi bir sorumluluğumuz olduğunu düşünüyorum.

-Lozan bir sulh anlaşması mıydı, yoksa Türkiye’nin rejiminin de konuşulduğu bir masa mı?

Ben incelediğim belgelerde Türkiye’nin rejiminin tartışılmasına tanık olmadım. İngiliz belgelerinin hemen hepsine baktım. Bizdeki yayınlanan belgelerle, telgraflarla mukayeseli olarak da çalıştım. Öyle bir şey görmedim. Türkiye Lozan’a her anlamda bağımsız bir ülke olarak tanınmak için gitti. Tabii birinci temel amaç Misak-ı Milli’yi gerçekleştirmekti. Yani bugünkü Türkiye Cumhuriyeti’nın sınırlarıydı.

 

- Bugünle bir bağ kurmak istersek, örneğin Kürt meselesine bakalım. Sorunu anlamak için Lozan’daki Musul müzakerelerini okumak mı gerekli?

Kesinlikle ve kesinlikle evet. Hepimizin bildiği gibi Musul, Misak-ı Milli sınırları içindeydi ve maalesef sınırları dışında kaldı. Çok ciddi bir mücadele verildi.

-Peki yeterli miydi?

Bütün belgeleri görmüş biri olarak, çok ciddi bir mücadelenin verildiğini gördüm. O kadar ki, Türk delegasyonu “Bize boş bir kâğıt verin, o boş kâğıdın altına imza atmaya hazırız. Ama siz bize Musul’u vereceksiniz” bile diyor. İngiliz Genelkurmayı’nın ışıkları bugünün moda tabiriyle iki gün boyunca sönmüyor. Neredeyse kabul görecek bir tartışmaydı, fakat İngiltere Dışişleri Bakanı Lord Curzon bunu engelledi. Gerekçe şuydu: “Biz Birinci Dünya Savaşı’nı boşuna mı yaptık, bu kadar askeri boşuna mı öldürdük. Musul Türkiye’ye verilemeyecek kadar önemli bir yerdir!” Biliyor musunuz Türk tarafı Musul için plebisit önerdi, yani halka sorulacak: Türkiye ye mi yoksa İngiliz mandası altındaki Irak'a mı dahil olmak istiyorlar. İngiltere bölgeden gelen istihbarat raporları doğrultusunda bunu reddetti. Çünkü okuduğum yüzlerce sayfalık raporlar tek bir sonucu işaret ediyordu: Eğer plebisit yapılırsa Kürt aşiretlerinin tercihi Türkiye olacaktır ve İngiltere Musul'u kaybedecektir. Bizde de çok müzakere edildi. Delegasyonu adeta ‘vatan hainliği’yle suçladılar.

Doç. Dr. Sevtap Demirci: Lozan ülkenin doğum belgesidir

Hürriyet'ten İpek ÖZBEY, Doç Dr. Sr vtsp Demirci ile görüştü..

 

-Musul’u kurtarmak mümkün müydü?

Mümkün olabilmesi için savaşmanız gerekiyordu. Ben Türkiye’nin savaşabilecek koşullara sahip olmadığını biliyorum. Çünkü 1911 Trablusgarp, 1912-13 Balkan Savaşları, daha gözünüzü açamadan Birinci Dünya Savaşı geldi. 1919-22 Milli Mücadele yıllarıydı. Dolayısıyla bitik, yitik bir ülkeden bahsediyorum. Savaşacak gücü, mali gücü olmayan, erkek nüfusun azaldığı bir ülke. Bu koşullarda savaşamazdınız. Nitekim, herkes Musul konusunda kendilerine hücum ettiği zaman Atatürk’ün Meclis’te şöyle bir lafı var: “Efendiler, Misak-ı Milli diyor ve sürekli bunun üzerinden eleştiri getiriyorsunuz. Misak-ı Milli’nin haritası yoktur!” “Sen Musul’dan vazgeçelim mi diyorsun” diye ayağa kalkıyorlar. Devam ediyor Atatürk: “Misak-ı Milli’nin sınırları yoktur. O sınırlar ülkenin yüksek çıkarlarına göre belirlenir. Musul’dan vazgeçelim demiyorum, fakat Musul’u Türkiye’nin kendisini çok daha güçlü hissedeceği ileri bir tarihe erteleyelim” diyor.

-Az önce “Türkiye savaşacak güçte değildi” dediniz… Karşı taraf o güçte miydi?

 

RÖPORTAJIN DEVAMI İÇİN TIKLAYINIZ

 
24 Temmuz 2017 Pazartesi 08:09 
Yorum YapYazdır
 
(0 Yorum Yapıldı)Yorumlar
<p>Henüz kimse yorum yapmamış, ilk yorum yapan siz olun.</p>
 
Bu Kategorideki Diğer Haberler
 
 
 
Yazarlar
Yazarlar RSS Beslemesi
A. Şefik Mollamehmetoğlu
 
Türker Ertürk
 
Nihat Genç
 
Havva GÜNAYDIN LAKUTOĞLU
 
Mehmet Polat
 
Mustafa Önsel
 
Attila Aşut
 
Arslan Bulut
 
Prof. Dr. Orhan Özgür
 
Ahmet Özer
 
Ömer Faruk Altuntaş
 
Göksu Mollamehmetoğlu
 
Gülcan Özgür
 
Ömer Turan
 
Osman Cudi Yılmaz
 
Prof. Dr. Burhan Çuhadaroğlu
 
Prof. Dr. Cavit Boz
 
Prof. Dr. Kemal Üçüncü
 
Hüseyin HAYDAR
 
Zekeriya Saka
 
Mehmet Kuvvet
 
Hasan Güneş
 
Erdal ÖZÇELİK
 
Serpil Satut Denizoğlu
 
Erdal Eksert
 
İnci Güngör
 
Kazım DEMİR
 
Coşkun ERUZ
 
Mehmet Akıncı
 
Ruhi  Türkyılmaz
 
İlyas Gümrükçü
 
Sami KOÇ
 
Ömer Asan
 
Prof. Dr. Örsan Öymen
 
Kadir ŞİŞGİNOĞLU
 
 
Son 24 Saat
Haberler RSS Beslemesi
 
 
Anket
Halkoylaması sonrası Türkiye'yi ne bekliyor?
1. Daha iyi bir gelecek
2. Daha kötü bir gelecek
3. Birşey değişmez
 
 
Gazete Manşetleri
 
 
Arşiv
 
Tarihte Bugün
1448 - Osmanlı padişahı II. Murat, Kosova Zaferi'ni kazandı.
1781 - Amerikan Bağımsızlık Savaşı, İngilizlerin George Washington'a teslim olmalarıyla sona erdi.
1782 - Lord Cornwall'in denetimindeki İngiliz Ordusunun yenilmesi ve Amerikan ordusunun Yorktown ve Virjinya'ya girmesiyle Amerikan Devrimi sona erdi.
1872 - Dünyanın en büyük altın külçesi (215 kilogram) Avustralya New South Wales'de bulundu.
1934 - Mübadele Komisyonu görevini tamamladı. Anadolu ve Trakya Rumları ile Yunanistan Müslümanlarının mübadelesini düzenlemekle görevli Komisyon 7 Ekim 1923'de kurulmuştu.
1934 - Turhal Şeker Fabrikası açıldı.
1945 - Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi açıldı.
1949 - Fahrettin Kerim Gökay, İstanbul valiliği ve belediye başkanlığı görevine atandı.
1951 - İngiliz askerleri, Süveyş Kanalı'nı ele geçirdi.
1960 - 6-7 Eylül Olayları ile ilgili dava başladı.
1962 - TBMM'de, Toplantı ve Gösteri Yürüyüşleri Kanunu kabul edildi.
1962 - İlk James Bond filmi "Dr. No" gösterime girdi.
1982 - Milli Güvenlik Konseyinin son şeklini verdiği anayasa metni açıklandı. Geçici maddelerle eski parti yöneticilerine 10 yıl siyaset yasağı getiriliyor, anayasanın kabulüyle birlikte Kenan Evren cumhurbaşkanı oluyor.
1987 - Londra Borsası çöktü. Yaşanan büyük panik sonucunda 50 milyar sterlinlik değer kaybı yaşandı.
1988 - İngiltere, IRA mensuplarıyla yapılan röportajların yayımlanmasını yasakladı.
1995 - Avrupa Parlamentosu Yeşiller sözcüsü Claudia Roth, Devlet Bakanı Ayvaz Gökdemir aleyhine 3 milyar liralık manevi tazminat davası açtı.
 
Namaz Vakitleri
 
  • İmsak04:48
  • Güneş06:28
  • Öğlen12:18
  • İkindi15:19
  • Akşam17:45
  • Yatsı19:14
 
Süper Loto
12.10.2017 Tarihli Çekiliş Sonucu061328334448
 
On Numara
16.10.2017 Tarihli Çekiliş Sonucu01061213141619273537384049515255646568697580
 
Sayısal Loto
14.10.2017 Tarihli Çekiliş Sonucu040612333445
 
Şans Topu
18.10.2017 Tarihli Çekiliş Sonucu010215162512
 
 
Kurumsal

İçerik

Gündem

Siyaset

Teknoloji

Yukarı Çık