Trabzon'a kim ihanet etti?

Ana Sayfa » Medya Kritik » Bir gömlek hikayesi ya da gazetecilik ahlakı

Bir gömlek hikayesi ya da gazetecilik ahlakı

Gazeteci Elif Çavuş, Trabzon Gazeteciler Cemiyeti'nin Bayram Gazetesi'nde, ''Bir gömlek hikayesi'' başlıklı bir yazı kaleme aldı. Yerel ya da yaygın medyada her türlü kirli ve akçeli ilişkinin normalleştirildiği, gazetecilik etiği (ahlakının) yerlerde sürüklendiği bir dönemden geçildiğine dikkat çeken Elif Çavuş, yaklaşık 10 yıl önce, dönemin gazeteciler cemiyeti başkanı Ahmet Şefik Mollamehmetoğlu'nun, bir siyasetçinin Trabzonlu bazı gazetecilere verdiği hediyelerle ilgili sert tavrı üzerinden bir öykü anlattı. Aldığı hediyeyi giymediğini ve gardırobunda anı olarak sakladığını belirten Çavuş, bakın yazıda neler demiş.

 
8 Temmuz 2016 Cuma 14:42 
Yorum YapYazdır
 
 
Bir gömlek hikayesi ya da gazetecilik ahlakı

Yıl iki bin yedi...

Genel Seçim zamanı...

Seçim sonrası dönemin Trabzonlu bakanı, seçim boyunca kendisini takip eden gazetecilerle önce yemek yedi, sonrasında ise "Seçim boyunca dağ tepe demeden, bizim çalışmalarımızı haber yaptınız, sizlere çok teşekkür ediyorum. Eğer kabul ederseniz sizlere küçük birer hediyemiz olacak. Beden numaralarınızı bilemediğimiz için biz alamadık. Siz şu adrese gidin ve kendinize uygun birer gömlek alın lütfen" demişti.

Seçim süresince bakanı takip eden gazetecilerden biri de bendim.

Arkadaşımla birlikte bakanın verdiği adrese gittim ve "Bakan beyin hediyesini kimler aldı?" diye sordum.

Mağaza sahibi listeyi gösterdiğinde birkaç isimin dışında, hemen bütün gazetecilerin hediyeyi kabul ettiğini ve kendilerine uygun gömleği aldıklarını gördüm.

Mesleğe başlayalı kısa bir süre olmuştu ve ilk kez böyle bir hediye teklifi ile karşı karşıyaydım.

Hediyeyi kabul etmekle-etmemek arasında şüpheciliğim vardı en azından.

Bir taraftan da şöyle diyordum; "Hem seçim bitmiş. Seçim esnasında böyle bir hediye teklifi yanlış olurdu. Sanki benim bir gömleğe mi ihtiyacım var ki... Alsam ne olur, almasam ne olur... Altı üstü  küçük bir jest. Şimdi almasak da ayıp olur" diyordum.

Velhasıl mağazada hediyeyi alan gazetecilerin listesini görünce de rahatladım ve siyah renkte düz bir gömlek aldım.

 

O günlerde İlkhaber Gazetesi'nde çalışıyordum.

Sorumlu Yazı İşleri Müdürümüz Erkan Şahinbaş, "Bakanın gömlek hediyesini kimler aldı?" diye sordu.

"Ben aldım" dedim.

Dönemin Gazeteciler Cemiyeti Başkanı gömlek alanların listesini istiyor, gazetecilerin nasıl böyle bir yanlışa düştüğünü sorguluyor ve bakana bu jestinden dolayı ateş püskürüyordu.

Ayrıca o dönem internet sitesi bulunan bir diğer gazeteci de gömlek alan gazetecilerin haberini yapmış ve isimlerimizi deşifre etmişti.

Bütün hafta bu konu konuşuldu.

"Gömleği kimler aldı?"

Bakan tekrar konuyla ilgili açıklama yapmak zorunda kalmıştı.

Utancımdan yerin dibine girdim.

"Sanki bir gömlek aldık diye bakana bakışımız mı değişti yani" diyerek de hayıflanıyordum.  

Altı üstü bir "gömlekti" ama etkisi, utancı, anlamı, derinliği, tecrübesi çok büyüktü.

Bir gömlek bana çok şey öğretmişti: Meslek etiği, meslek ahlakı, mesleki zaaflar...

Dolabımın bir köşesinde duran o gömleği bırakın giymeyi, görmek dahi istemiyordum.

Demek ki neymiş efendim; "Haber kaynaklarından, her kim olursa olsun, küçük olsun, büyük olsun, her ne olursa olsun hediye kabul edilmezmiş"...

Kendime düşen payı aldım ve o saatten sonra da mesleğimi bu konuda büyük bir hassasiyetle yürüttüm.

Her zaman da bu tür ilişkilerin karşısında oldum, kınadım ve eleştirdim.

Böylelikle rahat vicdan size sınırsız özgürlük tanıyor ve bu onurlu mesleği layıkıyla yapmanızı sağlıyor...

Dedim ya, bir gömleğin bana öğrettiğini 40 kitap okusam belki de öğrenemezdim.

Çok değil, 9 yıl öncesinin bir hikayesiydi bu.

Dokuz yılda o kadar çok şey değişti ki...

O gömlek, eve, arabaya, villaya, velhasıl her türlü cisme bürünüverdi.

Her gün yeni bir olaya tanık oluyor, "Bu kadarına da pes", "Bunu da gördük", "Yok canım o kadar da değil" cümlelerini sıklıkla kurmaya başladık.

Gazetecilerin maddi olanaklarının kısıtlılığı, gazetelerin tekelleşmesi, gazete çıkaranların işadamlarına dönüşmesi, internet medyasının yaygınlaşması, ahlaki değerlerin çöküşü, siyasi partilerin gazetecileri kutuplaştırması, gazetecilerin az ücret almayı kabul eden vatandaşlara dönüştürülmesi (bununla birlikte her önüne gelenin gazeteciyim demesi) ve bunlarla doğru orantılı olarak gazeteciliğin halk nezdinde güven kaybetmesi, mesleği bataklığa sürükledi.

Şimdilerde "Almayanı dövüyorlar"

Yazan kalemi de satın almıyorlar artık, kalem satın alıp kendilerini yazan adamlar bulup, kalemleri dağıtıyorlar.

İşadamı gazeteci ilişkisi, siyasetçi gazeteci ilişkisi, yönetici gazeteci ilişkisi, bürokrasi gazeteci ilişkisi artık neredeyse tamamen maddi çıkara dayalı bir sisteme dönüştü.

Artık bu ortamda objektif, güvenilir, halkın çıkarlarının gözeten bir gazetecilikten bahsedilebilir mi?

Muhalif gazetecilik tarihe karışıyor artık...

Bu sistem gazetecilerin artık meslek etiği, meslek ahlakı gibi kaygılarını da yok etti.

Sadece Trabzon özelinde değil elbette bu sorunlar, Türkiye genelinde müthiş bir yozlaşma, müthiş bir ahlaki çöküntü söz konusu.

Sistem artık, "Ya bu deveyi böyle güdeceksin, ya da bu diyardan gideceksin" atasözünü bir bıçağın şah damarına dayanması gibi dayatıyor.

Gazeteciliğin artık "basın sözcülüğüne" dönüştüğü bir dönemden geçiyoruz.

Kim parayı veriyorsa ya da kim hediye alıyorsa onun sözcülüğü yapılıyor, haklı mı, haksız mı gözetmeksizin...

Bunu tercih eden gazeteciler hayatını yaşıyor, tercih etmeyen gazeteciler ise dolmuş parası dahi bulamıyor.

Ahlaklı, ilkeli, idealist gazetecilerin sayıları çok az.

İnanın çok az.

Onlar saygı görmüyor artık,

Onların sözü  dinlenmiyor,

Onları okuyan kitle zayıflıyor,

Onların çevresi daralıyor...

Ama onlar sistemin dönüşeceğine,

Doğrunun her zaman er ya da geç kazanacağına,

Gazeteciliğin araç olarak değil, amaç olarak icra edileceğine inançlarını hiç yitirmiyor.

Onları pek şov yaparken göremezsiniz,

Sessizdirler,

Sadece işlerini yaparlar,

Kazandıkları para ile mütevazı bir hayat sürerler.

Aç olabilirler, ağızları da kokabilir ama asla ve asla müsvette değildirler.

Asıl müsvette olanlar, diğer yolu tercih edenlerdir.

Onlara gazeteci değil, "basın sözcüsü" denir.

Onların sesi çok çıkar,

Bakanların, vekillerin, yöneticilerin, liderlerin, başkanların yanlarından ayrılmazlar,

Her türlü yalakalığı yaparlar onların yanında kalabilmek için,

Asıl amaçları gazetecilik yapmak değil, gazeteciliği kullanarak para kazanmaktır,

Hep sade gazetecileri suçlarlar, onların kötü olduğunu söylemenin, kendilerini iyi kıldığını zannederler,

İhale alır, ihale verir, aradan komisyon götürürler,

Köşelerinden tehdit savururlar, ağır çok ağır yazılar yazarlar, hakaret ederler,

Muhtarlık seçimi dahi olsa müdahil olup kendi destekledikleri adayların seçilmesi için her türlü atraksiyonu yaparlar,

Bazıları da sosyal medyayı iyi kullanmanın gazetecilik olduğunu zanneder,

Paylaşım beğenilerinin fazla olmasının iyi gazeteci olması anlamına geldiğine inanır ve oradan cesaretle zeminsiz kişilik ve zeminsiz gazeteciliklerini makyajlayarak pazarlamaya çalışırlar,

Bunlar zeminsiz kişiliğinin, zeminsiz gazeteciliğinin fark edilmediğini zannederek yaparlar bunu, onlarla aynı zeka düzeyine sahip kişilerin çokluğundan faydalanarak,  

Belki hayatında bir kere bile gazete satın alıp okumamış, belki hayatında bir kere bile kitap okumamış kişilerin internet medyası sayesinde gazetecilik kimliğini hak ettiğini zannettiren bu sistemin ne kadar zararlı bir sonuç doğuracağının hatta doğurduğunun farkında mısınız?

Hal böyle iken bugün sistemi eleştirmek yerine, eleştiri oklarını gazetecilere yöneltenler de sistemin en büyük parçalarıdır.

Öyle isterler, "para verelim, sussunlar" isterler, "para verelim yazsınlar" isterler...

Bugün para verip kendini yazdıran, kendini pohpohlattıran bu zihniyet, aynı zihniyete mensup başka bir isimden daha çok para alındığında, kendisine eleştiri oklarının yöneltileceğini nasıl göremez, sistemin önünü açacak kadar cahil ve ahlak yoksunudur çünkü...

En çok da neyi kaybettik biliyor musunuz?

O gün gömlek alındı diye ortalığı ayağa kaldıran, gömlek alan gazetecileri utandıran, bir gömleği kabul edenin yarın daha büyük bir hediyeyi kabul edeceğini  işaret eden o baskıyı kaybettik.

O baskıyı yapanlar da artık bu sistem karşısında güçsüzler, çaresizler...

Çaresiziz yani...

Çare biziz ama maalesef ordu haline gelmiş bu gazetecileri, bu hain sistemi yenemiyoruz.

Çark tersine döner mi?

Döner,

Elbette dönecek...

Nasıl ki 9 yılda bu hale geldiysek, bir 9 yıl sonra da bu çark döner...

Artık gömlek yerine iş, ev, araba, telefon, geçim parası, ev laminantı, duşa kabin ve daha bir sürü şey alan gazeteciler bir gün gelecek ve dışlanacaklar.

Deşifre olacaklar,

Ayıplanacaklar,

Okunmayacaklar,

Takip edilmeyecekler,

Haber kaynakları da bu tür teklifleri yapamayacak hale gelecekler,

Utanacaklar,

Sonunda inanıyoruz ki gerçek gazeteciler, doğru kazanacak ve beraberinde hepimiz "halk" kazanacak.

Gerçek gazeteciliğin kazanacağı günleri görmek dileğiyle iyi bayramlar...

 
8 Temmuz 2016 Cuma 14:42 
Yorum YapYazdır
 
(0 Yorum Yapıldı)Yorumlar
<p>Henüz kimse yorum yapmamış, ilk yorum yapan siz olun.</p>
 
Bu Kategorideki Diğer Haberler
 
 
Yazarlar
Yazarlar RSS Beslemesi
A. Şefik Mollamehmetoğlu
 
Nihat Genç
 
Türker Ertürk
 
Havva GÜNAYDIN LAKUTOĞLU
 
Mehmet Polat
 
Mustafa Önsel
 
Kazım DEMİR
 
Attila Aşut
 
Arslan Bulut
 
Prof. Dr. Orhan Özgür
 
Ahmet Özer
 
Göksu Mollamehmetoğlu
 
Ömer Faruk Altuntaş
 
Gülcan Özgür
 
Ömer Turan
 
Osman Cudi Yılmaz
 
Prof. Dr. Burhan Çuhadaroğlu
 
Prof. Dr. Cavit Boz
 
Prof. Dr. Kemal Üçüncü
 
Hüseyin HAYDAR
 
Zekeriya Saka
 
Mehmet Kuvvet
 
Hasan Güneş
 
Erdal ÖZÇELİK
 
Serpil Satut Denizoğlu
 
Erdal Eksert
 
İnci Güngör
 
Coşkun ERUZ
 
Mehmet Akıncı
 
Ruhi  Türkyılmaz
 
İlyas Gümrükçü
 
Sami KOÇ
 
Ömer Asan
 
Prof. Dr. Örsan Öymen
 
Kadir ŞİŞGİNOĞLU
 
Son 24 Saat
Haberler RSS Beslemesi
 
 
 
Gazete Manşetleri
 
 
Anket
Halkoylaması sonrası Türkiye'yi ne bekliyor?
1. Daha iyi bir gelecek
2. Daha kötü bir gelecek
3. Birşey değişmez
 
Arşiv
 
Tarihte Bugün
1922 - Edirne'nin kurtuluşu.
1924 - Kazım Özalp Paşa, TBMM Başkanlığı'na seçildi
1925 - Şapka giyilmesi konusundaki kanun, TBMM'de kabul edildi. Kanun, 28 Kasım'da yürürlüğe girdi. Kanun kabul edilirken, Rize'de şapka ve diğer inkılaplara karşı gösteriler yapıldı. Göstericilerden 8'i idama mahkûm edildi.
1934 - Mustafa Kemal Atatürk, İsmet Paşa'ya "İnönü" soyadını verdi.
1936 - Almanya ve Japonya, Avrupa kültürünü ve dünya barışını Bolşevik tehditten korumak amacıyla bir anlaşma imzaladılar.
1943 - Sir Winston Churchill, Franklin D. Roosevelt ve Çan Kay Şek Kahire'de bir araya geldiler; Japonlar teslim olana kadar savaşa devam kararı alındı.
1948 - Öğrenci velilerinin talebiyle, ilkokullara isteğe bağlı din dersi kondu.
1955 - Bir yıl önce büyük bir yangınla hasar gören Kapalıçarşı yeniden açıldı
1958 - Ahmet Adnan Saygun'un bestelediği Yunus Emre Oratoryosu, BM'nin yeni çalışma dönemi dolayısıyla New York'ta seslendirildi. Orkestra ve koroyu şef Leopold Stokowski yönetti.
1967 - ABD Başkanı Johnson'un Kıbrıs Özel Temsilcisi Cyrus Vance, Atina'nın önerilerini Ankara'ya getirdi. NATO Genel Sekreteri Brosio da arabuluculuk için Ankara'ya geldi. BM Güvenlik Konseyi, savaştan kaçınılması çağrısı yaptı.
1968 - İstanbul'da Dr. Siyami Ersek ve ekibi, trafik kazasında ölen bir memurun kalbini bir işçiye taktı; hasta 39 saat yaşayabildi.
1969 - Beatles müzik grubundan John Lennon İngiltere'nin Biafra'ya müdahalesi ile Amerika'nın Vietnam politikasına verdiği desteği protesto amacıyla, İngiltere Kraliçesinin verdiği unvanı reddetti.
1973 - Yunanistan'da askeri darbe.
1973 - Yunanistan'daki ayaklanmalar sonunda Başbakan Georgios Papadopulos, cunta tarafından devrildi.
1979 - Abdi İpekçi'nin katlinden sanık Mehmet Ali Ağca, Kartal-Maltepe Askeri Ceza ve Tutukevi'nden kaçtı.
1998 - 55. Hükümet, gensoru ile düşürüldü. Devlet Bakanı Güneş Taner'in bakanlık görevi sona erdi. Başbakan Mesut Yılmaz, istifasını Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel'e sundu.
1999 - Yargıtay 9. Ceza Dairesi, PKK lideri Abdullah Öcalan hakkında verilen ölüm cezasını onadı.
2000 - Azerbaycan'ın başkenti Bakü'de Richter ölçeğine göre 7 şiddetinde deprem meydana geldi.26 kişi hayatını kaybetti.Bakınız;2000 Bakü Depremi
2002 - Uzay mekiği Endeavor uluslararası uzay istasyonuna kenetlenerek bir Amerikalı ve iki Rus astronotu bıraktı.
2007 - Afişleri ve söylemleriyle dikkat çeken Altay kulübünün taraftar topluluğu Yüksel ki Sen Kararsın Ay kuruldu.
2009 - İstanbul Barosu Başkanlığının Danıştay'a yaptığı itirazla katsayı eşitsizliği tekrar geri geldi ve yüzbinlerce İmam Hatip, Meslek lisesi, Teknik lise ve Anadolu teknik liseli öğrencinin önü tıkandı.
2009 - Beşiktaş, Manchester United takımını deplasmanda 1-0 yendi.
 
 
Lig Puan Durumu
 
Takımlar
O
G
B
M
P
1
Galatasaray
12
8
2
2
26
2
Başakşehir
12
8
2
2
26
3
Beşiktaş
12
6
4
2
22
4
Kayserispor
12
6
4
2
22
5
Fenerbahçe
12
5
5
2
20
6
Sivasspor
12
6
1
5
19
7
Bursaspor
12
5
3
4
18
8
Göztepe
12
5
3
4
18
9
Akhisarspor
12
5
3
4
18
10
Aytemiz Alanyaspor
12
5
2
5
17
11
Trabzonspor
12
4
4
4
16
12
Kasımpaşa
12
4
3
5
15
13
Malatyaspor
12
4
2
6
14
14
Antalyaspor
12
3
4
5
13
15
Konyaspor
12
3
2
7
11
16
Osmanlıspor
13
3
2
8
11
17
Karabükspor
12
2
2
8
8
18
Gençlerbirliği
13
2
2
9
8
 
Şampiyonlar Ligi
 
UEFA Avrupa Ligi
 
Alt Lig
 
Süper Loto
23.11.2017 Tarihli Çekiliş Sonucu041013203339
 
On Numara
20.11.2017 Tarihli Çekiliş Sonucu04060910212223242528334041424556676872737577
 
Sayısal Loto
18.11.2017 Tarihli Çekiliş Sonucu011113182649
 
Şans Topu
22.11.2017 Tarihli Çekiliş Sonucu131522243109
 
Namaz Vakitleri
 
  • İmsak05:26
  • Güneş07:13
  • Öğlen12:19
  • İkindi14:48
  • Akşam17:04
  • Yatsı18:39
 
 
Kurumsal

İçerik

Gündem

Siyaset

Teknoloji

Yukarı Çık