İstanbul'da 2 patlama; 29 kayıp, 166 yaralı

Ana Sayfa » Güncel » Beyin kanaması geçirip ölen albayın yarım kalan umutları

Beyin kanaması geçirip ölen albayın yarım kalan umutları

Mamak Askeri Cezaevi’nde beyin kanaması sonucu yaşamını yitiren Balyoz davası hükümlüsü 49 yaşındaki Kurmay Albay Murat Özenalp’in Trabzonlu yaratıcı drama öğreticisi Hakan Urcu’ya 19 Şubat 2014’de yazdığı mektup, Balyoz Davası’na ilişkin çok önemli ayrıntıları ortaya koydu. Özenalp, suçlandığı konuların ‘’sahte ve şahısları karalamaya yönelik olduğunu’’ ispat ettiğini belirtti, ‘’Ama karşımızda o denli kin dolu, o denli gözü dönmüş bir grup vardı ki resmi yazıları dikkate dahi almadılar’’ dedi. Özenalp, AKP Hükümeti’nin “Milli orduya kumpas kuruldu” ve ‘’paralel devlet’’ açıklamalarına da değindi ve ‘Bizleri yargılayanlar bugün açığa çıktılar ama değişen bir şey olmadı.'' dedi.

 
5 Mayıs 2014 Pazartesi 07:26 
Yorum YapYazdır
 
 
Beyin kanaması geçirip ölen albayın yarım kalan umutları

 

 

Ü

 

AHMET ŞEFİK/CUMHURİYET

 

Drama öğreticisi Urcu’nun gönderdiği dayanışma mektubuna yanıt veren Özenalp, mektubun tamamında Balyoz Davası’nı anlattı ve Türk Silahlı Kuvvetleri’’ne nasıl bir kumpas kurulduğunu vurguladı.  Mektubuna, ‘’Mamak Cezaevi’nin duvarlarına baktığımda bizden buradan önce geçen yüzlerce suçsuz ve günahsız gencimizi ve aydınımızı görüyor ve onların acılarını hissedebiliyorum’’ diyen Özenalp, bombalı bir suikast sonucu yaşama veda eden gazeteci yazar Uğur Mumcu’nun kaldığı koğuşta bulunmaktan ‘’gurur duyduğunu’’ söyledi.

 

Kendisiyle birlikte, Balyoz Davası’ndan hüküm giyen 30’u denizci, 13’ü jandarma ve 5’i havacı olmak üzere toplam 48 subay bulunduğunu,  toplam 237 subayın tamamının çok iyi yetişmiş, Türkiye standartlarının üzerinde eğitim düzeyine sahip kişilerden oluştuğunu vurguladı, ‘’Ben en çok hapiste geçen sürede ülkemize olan borcumuzun ödememizin engellenmiş olmasına üzülüyorum’’ dedi. Özenalp, Açık Öğretim Fakültesi İşletme Yönetimi Programı’na kaydolduğunu, ilk dönemi 4 ortalamayla tamamladığını,  ‘’cezaevinden çıkmayı başarabilmesi’’ halinde, ‘’hayatına artık akademisyen olarak devam etmeyi ve ülkeye olan borcunu böyle ödemeyi düşündüğünü’’ vurguladı.

 

İşte mektuptan önemli bölümler:

 

MALTA SÜRGÜNLERİ VE BALYOZ DAVASI

… Eğer Bilal Şimşir’in Malta Sürgünleri isimli kitabını okuduysanız (ki okumadıysanız şiddetle tavsiye ederim) o gün yaşananların bugün tekrar ettiğini görebilirsiniz. Aslında yaşananlar arasında çok önemli bir fark var o da ; İngiltere savunma ve dış işleri bakanlıklarının Malta’da tutulan Türk esirlerinin yargılanmaları ve cezalandırılmaları yönündeki şiddetli baskılarına rağmen İngiltere Adalet Bakanlığı’nın “Türkleri yargılamak için elimizde somut bir delil yok, soyut deliller üzerinden yargılama yapılamaz” demesine karşın  bugün kendi ülkemizde, kendi mahkemelerimizin bir tek somut delil olmaksızın, evrensel hukuk ölçülerine göre delil niteliği dahi taşımayan sahte ve kurgulanmış oldukları 30 civarında bilimsel raporla kanıtlanmış olan dijital verilere esas olarak bizleri yargılaması ve cezalandırması olmuştur. Yani bundan 90 yıl önce bile hukuki olmaya çalışan bir düşman devletin yaptıklarına karşın, kendi devletimizin organlarının hukuku göz ardı etmesi….!

 

İDDİALARI ÇÜRÜTTÜM AMA

Sayın Hakan bey ben Balyoz Davası’nda ; 3 adet listede ve bir verinin imza bloğunda ismimin yer alması nedeniyle yargılandım. Bana suç isnat edilen sözde bu deliller evrensel hukuk ilkelerinin geçerli olduğu hiçbir ülkede delil bile sayılmazken adına yargılama denilen ve daha önce verilmiş olan kararların uygulanması için bir sürecin tamamlanmasından başka bir şey olmayan bir garabetten sonra da Türkiye Cumhuriyeti hükümetin cebren ıskat veya men etmeye teşebbüs ettiğim gerekçesi ile 16 yıl hapis cezası ile cezalandırıldım.

 

Gerek ismimin yer aldığı 3 liste ( ki bu listeleri hazırladığı iddia edilen kişiler dahi listelerden haberdar olmadıklarını defalarca ifade ettiler), gerekse imza bloğunda ismim yazılı olduğu için hazırladığım iddia edilen yazı tamamen dijitaldir, yani bir CD’de veya Hard Disktedir ve bir kez olsun çıktıları alınmamıştır.

 

Suçlandığım konulara yönelik olarak gerek Genelkurmay Başkanlığı’ndan gerekse Deniz Kuvvetleri Komutanlığı’ndan avukatım aracılığıyla takip ettiğim hususlara gelen cevaplar sonunda hem listelerin hem de yazdığım iddia edilen yazıların sahte ve şahısları karalamaya yönelik olduklarını ispat ettim,  mahkemeye sundum. Ama karşımızda o denli kin dolu, o denli gözü dönmüş bir grup vardı ki ( Özür dilerim ama bu kişilere insan demeye bile dilim varmıyor) resmi yazıları dikkate dahi almadılar.

 

YAZIYI GÖRMEDİM BİLE

Benim açımdan işin en komik yanı ise hazırladığım iddia edilen yazının benim görev yaptığım birim ile uzaktan yakından ilgisi olmaması ve benim bırakım iddia edilen yazıyı yazıda ismi geçen dokümanı bile bir kez olsun görmemiş olmamdı. Gerek Genelkurmay Başkanlığı gerekse Deniz Kuvvetleri Komutanlığı benim bu dokümanını görmediğimi, üzerinde işlem yapamayacağımı mahkemeye bildirdi ama tabi ki dikkate alınmadı.

 

Bu davada yazılmış olan 3 adet iddianame yanlışlarla değil yalanlarla dolu idi. Hatta ben 17 Ocak 2012 tarihinde mahkemede yaptığım ilk savunmada (okumanız için mektubumun ekine koyuyorum) iddianamenin bir yalanlar yumağı olduğunu ve yalanlar hakkında konuşmayacağı belirterek toplamda 10 dakikayı bulmayan bir savunma yaptım. O günkü duruşum ne ise bugün suçsuz olmanın ve vatanıma karşı görevimi yapmış olmanın rahatlığı içinde aynı duruşu muhafaza ediyor ve başım dik olarak yürüyebiliyorum.

 

… Balyoz tutuklularını mahkemeye gidiş gelişlerine dikkat ettiniz mi? Yüzünü gizlemeye çalışan başını önüne eğen, koşarak kameraların etki alanından uzaklaşmaya çalışan bir kişi gördünüz mü? Göremezsiniz, çünkü bu davada bir tane dahi suçlu yoktur, herkes yeni doğmuş bebek kadar masumdur ve masum kalmaya devam edecektir.

 

ORDUYA KUMPAS VE PARALEL DEVLET

Bugün gelinen aşamada devletin en üst kademeleri “ milli orduya kumpas kuruldu” ve paralel devlet açıklamaları yaptılar. Oysa bizler son 3 yıldır mahkeme salonlarında ailelerimiz “ sessiz Çığlık” eylemleriyle hemen hemen her şehirde bunları haykırırken kimse bunları dinlemiyordu bile. Allahtan sizler bizim sesimize kulak verdiniz ve mektuplarınızla bize destek oldunuz, güç verdiniz, yazdıklarımızı çevrenizle paylaşarak sessiz çığlığımızın duyulmasını sağladınız.

 

“Milli Orduya Kumpas Kuruldu” ve paralel devlet açıklamalarını yapanların  işaret ettikleri hakim ve savcıların tamamının bir şekilde Balyoz Davası’nda da görev aldığını ve 17 Aralık’tan sonra yapılan atamalarla görevden alındıklarını biliyor muydunuz. İşte sizin adınıza bizleri yargılayanlar ve ağır ceza verenler bugün açığa çıktılar ama değişen bir şey olmadı biz hala cezaevlerindeyiz.

 

TÜBİTAK RAPORU VE 30 RAPORUMUZ

Bakın geçtiğimiz ay içerisinde TÜBİTAK suçlamamızın ve tutuklanmamamızın ana delili olan 5 numaralı hard diskte oynama yapıldığına dair rapor verdi. Yani delil sakat dedi. Oysa biz buna benzer 30’ a yakın rapor alarak mahkemeye sunduk ve lütfen istediğiniz herhangi bir yerden bu hard diskle ilgili bir rapor alın ve sahtelikleri görün dedik ama ısrarla bilirkişi raporu almadılar ve cezaları verdiler. Yargıtay ise cezalarımızı onaylarken bilirkişi raporu olmadığı halde vardır dedi ve vicdanları kararmadan onayladılar. Peki, şimdi ne oldu, hiçbir şey biz hala buradayız.

 

DARBE PROVASI İDDİASI

Bu bilirkişi raporu ortaya çıkınca bu sefer medyadaki kalemşorları çıkıp rapor olabilir ama seminerde neler neler konuştular, dediler, peki, Kara Komutanlığı’na at bir seminere katılan 162 karacı subaydan sadece 32’ si ceza alırken, bırakın katılmayı seminerden haberi bile olamayan 134 denizci, 41 havacı, 28 jandarma subayı yani 213 vatan evladının sahteliği defalarca kanıtlanmış hard disk ve CD’ler ile cezalandırılmaları hangi vicdana sığar. Hadi cezalandırıldık hala televizyonlara çıkıp bunlar seminerde darbe provası yaptı denebilir mi?

Demokratik bir hukuk devletinde tabi ki denemez ama burada “ İleri Demokrasi” söz konusu olduğu ve önemli olan devletin vatandaşı için var olması değil vatandaşın idareciler için var olması prensibi geçerli olduğu için maalesef denilebilir.

 

MEVZUBAHİS VATANSA

…. Sayın Hakan Bey, ben ve arkadaşlarım bizim üzerinden ne oyunlar oynandığını, bu ülkede neler yapılmaya çalışıldığını çok ama çok iyi biliyoruz, içiniz müsterih olsun. Yüce Atatürk’ün de ifade ettiği gibi “ Mevzu bahis vatansa gerisi teferruattır”. Bizler ister cezaevinde ister dışarıda olalım bizi yetiştiren, bugünlere getiren ailelerimizin, öğretmenlerimizin çizdiği ideallere bağlı Atatürk Türkiyesi’nin çağdaş, insan haklarına ve emeğe saygılı, özgürlük ve bağımsızlık aşkıyla yanan bizler için harcana ve her Bir kuruşu yetim hakkı olan vergilerinizin bilincinde Atatürk çocukları olarak ailelerimizle birlikte dik duruşumuzu sürdürmeye devam edeceğiz.

 

 
5 Mayıs 2014 Pazartesi 07:26 
Yorum YapYazdır
 
(0 Yorum Yapıldı)Yorumlar
<p>Henüz kimse yorum yapmamış, ilk yorum yapan siz olun.</p>
 
Bu Kategorideki Diğer Haberler
 
Son 24 Saat
Haberler RSS Beslemesi
 
 
Yazarlar
Yazarlar RSS Beslemesi
A. Şefik Mollamehmetoğlu
 
Nihat Genç
 
Attila Aşut
 
Prof. Dr. Orhan Özgür
 
Arslan Bulut
 
Mehmet Polat
 
Türker Ertürk
 
Ahmet Özer
 
Göksu Mollamehmetoğlu
 
Gülcan Özgür
 
Ömer Turan
 
Osman Cudi Yılmaz
 
Ömer Faruk Altuntaş
 
Prof. Dr. Burhan Çuhadaroğlu
 
Prof. Dr. Cavit Boz
 
Prof. Dr. Kemal Üçüncü
 
Hüseyin HAYDAR
 
Zekeriya Saka
 
Mehmet Kuvvet
 
Hasan Güneş
 
Erdal ÖZÇELİK
 
Serpil Satut Denizoğlu
 
Erdal Eksert
 
İnci Güngör
 
Kazım DEMİR
 
Coşkun ERUZ
 
Mehmet Akıncı
 
Ruhi  Türkyılmaz
 
İlyas Gümrükçü
 
Sami KOÇ
 
Ömer Asan
 
Prof. Dr. Örsan Öymen
 
 
 
Gazete Manşetleri
 
Lig Puan Durumu
 
Takımlar
O
G
B
M
P
1
Başakşehir
14
9
5
0
32
2
Beşiktaş
14
9
5
0
32
3
Galatasaray
13
8
2
3
26
4
Fenerbahçe
13
7
4
2
25
5
Bursaspor
14
7
3
4
24
6
Konyaspor
13
5
5
3
20
7
Gençlerbirliği
14
4
7
3
19
8
Osmanlıspor FK
13
4
7
2
19
9
Trabzonspor
14
5
3
6
18
10
K.D.Ç. Karabük
13
5
2
6
17
11
Akhisar Bld.
13
4
4
5
16
12
Antalyaspor
13
4
4
5
16
13
Kasımpaşa
14
4
3
7
15
14
Alanyaspor
13
4
2
7
14
15
Gaziantepspor
13
3
2
8
11
16
Ç. Rizespor
14
2
4
8
10
17
Kayserispor
13
2
3
8
9
18
Adanaspor
14
1
3
10
6
 
Şampiyonlar Ligi
 
UEFA Avrupa Ligi
 
Alt Lig
 
 
Anket
2016 TÜRKİYE AÇISINDAN NASIL GEÇECEK?
ÇOK İYİ
İYİ
BİR ŞEY DEĞİŞMEZ
KÖTÜ
ÇOK KÖTÜ
 
Namaz Vakitleri
 
  • İmsak05:40
  • Güneş07:29
  • Öğlen12:26
  • İkindi14:46
  • Akşam17:01
  • Yatsı18:38
 
Tarihte Bugün
1816 - Indiana 19.cu eyalet olarak ABD'ye katıldı.
1901 - İlk masa tenisi turnuvası Birleşik Krallık'ta düzenlendi.
1927 - Doğu illerinde Birinci Genel Müfettişlik kurulmasına karar verildi; müfettişliğe İbrahim Tali Bey (Öngören) atandı.
1928 - İkinci İktisat Şûrası toplandı.
1931 - Westminster Tüzüğü 1931 ile Birleşik Krallık dominyonlarına kendini yönetme hakkı verildi.
1936 - VII. Edward tahttan çekildiğini açıkladı.
1937 - II. İtalya-Habeşistan Savaşı: İtalya Milletler Cemiyeti'nden çekildi.
1941 - Adolf Hitler ve Benito Mussolini'nin açıklamasıyla Almanya ve İtalya, Amerika Birleşik Devletleri'ne savaş ilan etti.
1946 - Birleşmiş Milletler Çocuklara Yardım Fonu (UNICEF) kuruldu.
1949 - Birleşmiş Milletler, Filistinli mültecilerin kendi topraklarına dönme hakkını kabul etti.
1952 - Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu'nda ilk uygulama: Telif hakkı Yelpaze mecmuasına ait olan bir resimli romanı yayınlayan Hürriyet gazetesi aleyhine dava açıldı.
1962 - Türkiye'de Milli Güvenlik Kurulu Genel Sekreterliği kuruldu.
1962 - Kanada'da son kez bir mahkuma idam cezası uygulandı.
1964 - Che Guevara, New York'taki Birleşmiş Milletler Genel Kurulunda bir konuşma yaptı. Konuşma sırasında binaya dışarıdan havanla ateş edildi, faili bulunamadı.
1971 - İstanbul Televizyonu yayınlarını haftada iki günden dört güne çıkardı.
1972 - Genişletilmiş Komuta Konseyi, Türk Silahlı Kuvvetleri'nin Demokrat Parti'lilerin siyasi haklarının iadesine karşı olduğunu açıkladı.
1976 - Ankara Üniversitesi süresiz kapatıldı.
1976 - İstanbul'da Bebek Maksim Gazinosu yandı.
1977 - Yerel seçimler sonuçları: CHP 715, Adalet Partisi 710, MHP 58, Milli Selamet Partisi 46, Cumhuriyetçi Güven Partisi 7 ve bağımsızlar 171 belediye başkanlığı kazandılar.
1987 - Necatigil Şiir Ödülü Ahmet Oktay'a verildi. Şair ödülü, 'Yol Üstünde Semender' adlı yapıtıyla aldı.
1991 - Avrupa Birliği ülkeleri, 1999'un para birliği için son tarih olacağını açıkladı.
1993 - Türkiye'nin Bağdat Büyükelçiliği İdare Ataşesi Çağlar Yücel Bağdat'ta aracının içinde uğradığı silahlı saldırı sonucu şehit oldu.
1994 - Başbakan Tansu Çiller "Ne mutlu Türkiye vatandaşıyım diyene" dedi.
1994 - Tek yanlı olarak bağımsızlığını ilan eden Çeçenistan'a Sovyetler Birliği yüzlerce tank ve askerle girdi.
1997 - Susurluk olayı nedeniyle DYP milletvekilleri Mehmet Ağar ve Sedat Bucak'ın dokunulmazlıkları kaldırıldı.
1997 - Kyoto Protokolü imzaya açıldı
1999 - Avrupa Birliği Devlet ve Hükümet Başkanları Zirvesi sona erdi. Sonuç belgesinde Türkiye'nin "adaylığı kesinleşti."
2001 - Çin Halk Cumhuriyeti, Dünya Ticaret Örgütü'ne katıldı.
2002 - Amerikan Temsilciler Meclisi ve Senatosu, istihbarat faaliyetlerinin eşgüdümünün daha iyi sağlanabilmesi için iç istihbarat örgütü kurulmasını tavsiye etti.
2004 - İstanbul Modern Sanat Müzesi açıldı.
2009 - Demokratik Toplum Partisi, Anayasa mahkemesi kararıyla kapatıldı.
 
Arşiv
 
Süper Loto
08.12.2016 Tarihli Çekiliş Sonucu040619233854
 
On Numara
05.12.2016 Tarihli Çekiliş Sonucu06071115171923242931323440435154596166737677
 
Sayısal Loto
10.12.2016 Tarihli Çekiliş Sonucu051011212730
 
Şans Topu
07.12.2016 Tarihli Çekiliş Sonucu061017243004
 
 
Kurumsal

İçerik

Gündem

Siyaset

Teknoloji

Yukarı Çık