Memur zammı için ilk teklif!

Ana Sayfa » Medya Kritik » BDP ve HDK'lılar Trabzon'a gelse ne olurdu?

BDP ve HDK'lılar Trabzon'a gelse ne olurdu?

Vatan gazetesi yazarı Ruşen Çakır, BDP-HDK'nın yarım kalam Karadeniz gezisine, gidemedikleri Trabzon'dan baktı. Herkesin merak ettiği ''Trabzon'a gitselerdi ne olacaktı?'' sorusuna yanıt aradı. İşte iki bölüm halinde yayımlanan yazının tümü:

 
25 Şubat 2013 Pazartesi 07:15 
Yorum YapYazdır
 
 
BDP ve HDK'lılar Trabzon'a gelse ne olurdu?

 

BDP’lilerin Karadeniz gezisi, Sinop ve Samsun’daki olaylar yüzünden iptal olunca nabız tutmak için Trabzon’a gittik. Sonuç: Trabzon direkten dönmüş, yani heyetin iptal kararı isabetli olmuş

BDP’li milletvekillerinin de yer aldığı Halkların Demokratik Kongresi (HDK) heyeti Pazartesi günü Sinop’ta, Salı günüyse Samsun’da saldırıya uğradı.

Heyet güvenlik gerekçesiyle Çarşamba günü Trabzon’da yapılması düşünülen etkinlikleri iptal etti. Biz de Perşembe Trabzon’a gittik, heyetin faaliyetlerine katılacaklarla, tasvip etmedikleri bu geziyi uzaktan izleyecek bazı yerel siyasetçilerle, milletvekillerini protesto edeceklerini söyleyen bazı gençlerle ve kentte herhangi bir tatsızlık yaşanmamasından birinci derecede sorumlu olan güvenlik güçlerininin yetkilileriyle görüştük. Siyasi olarak birbirlerinden epey farklı, hatta zıt kişilerin “gelselerdi kesin olay çıkardı” noktasına varmalarının birkaç sebebi olduğunu gözledik.

‘Kesin olay çıkardı’

Öncelikle Trabzon’da olay çıkmasının kaçınılmaz olduğu düşüncesinin hakim olduğunu gördük. BDP’lilere sempatik ve antipatik bakan kesimler her ne kadar ardından Giresun gezisi planlanmış olsa da, turun finalinin Trabzon’da olacağında ve bunun pek makul bir fikir olmadığında birleşiyorlardı. Öyle ki birçok kişi “Eğer tur Trabzon’dan başlamış olsaydı hiç olay çıkmayabilirdi” gibi iddialı cümleler kurabildi.



Kente biçilen misyon

“Kesinlikle olay çıkardı” diyenler, bu iddialarını büyük ölçüde Trabzon’a biçildiğini düşündükleri misyona bağlıyor. 2005 yılında TAYAD’lılara yönelik linç girişimi, 2006’da Rahip Santoro’nun öldürülmesi, 2007’de Hrant Dink suikastı gibi olaylar dikkatlerin Trabzon üzerinde toplanmasına neden olmuş ve bu ilin birtakım derin odaklar tarafından bir tür “pilot bölge” olarak seçildiği düşüncesinin hakim olmasına yol açmıştı.

Trabzon’da ilk olarak bir grup sosyalistle bir araya geldik. Emek ve Özgürlük Meclisi kurucularından İhsan Hacıbektaşoğlu, Gültekin Yücesan, Mehmet Akcelep; ÖDP İl Başkanı İsmet Ar, TKP İl Başkanı Süleyman Hacıbektaşoğlu ile sohbetimize, yerel Güne Bakış Gazetesi’nin sahibi ve yazarı, muhafazakâr çizgideki Ali Öztürk de katıldı.

‘Kim bu odaklar?’

Onlara göre Trabzon’da “provokasyon”dan ziyade “organizasyon”lar söz konusu. Yani bazı gençlerin milliyetçi duygularla sokağa çıkmasından ziyade, birtakım odakların bazı gençleri, milliyetçi duygularını kışkırtarak sokağa çıkartmaları söz konusu. “Kim bu odaklar?” diye sorduğunuzdaysa mutlaka “devlet” cevabını alıyorsunuz: “Bu gençler polise asla itiraz etmezler. Hele asker dediniz mi çok korkarlar. Diyelim ki olay çıktı. Devletten birileri ‘durun’ derse her şey yatışır.” Bir de örnek veriliyor: “İki yıl önce Sümela Manastırı’nın ibadete açılması nedeniyle çok olay bekleniyordu. Bizse asker-polis devreye girerse bir şey olmayacağını savunduk. Nitekim birkaç gözaltıyla olay çıkması önlendi.


‘Trabzon düşerse her yer düşer’

Trabzon’da “milliyetçi tepki” denince akla gençler, gençler denince taraftar grupları, taraftar grupları denince de 61 Gençlik Trabzonspor Taraftarlar Derneği geliyor. 2004’te kurulan derneğin başında 34 yaşındaki Özgür Özal var. Özal, köpükler saçarak konuşan fanatik bir milliyetçi, bir holigan değil. Neyi nasıl söylediğini iyi bilen, kendisini çok hızlı ve özlü ifade eden, tüm bunları yaparken de duruşundan taviz vermeyen etkileyici biri.

- BDP’liler gelmeseydi ne olurdu?

Biz Aziz Yıldırım’ın maç nedeniyle Trabzon’a gelme ihtimaline yoğunlaşmışken bu çıktı. BDP’lilerin niyetlerini samimi bulmadık, gelmemelerini istedik. Şükürler olsun ki gelmediler.

- Neden?

Gerilim yaratırdı. Çünkü onları terör örgütünün temsilcileri olarak gördük. Onların gelmesinin Trabzon’a neler verip Trabzon’dan neler alacağının muhasebesini yaptık ve gelmemelerinin daha iyi olacağı sonucuna vardık.

- O zaman hükümetin İmralı görüşmelerine de mi karşısınız?

Öcalan görüşmeleriyle bunların ziyareti ayrı şeyler. Buraya gelmelerinin çözüme hiçbir katkısı olmazdı. Tepki çekeceklerini yüzde 100 biliyorlardı. Dinleyecek kitle olmamasına rağmen niye gelip neyi anlatacaklardı? Amaçları ortamı germekti. Gelselerdi her şartta BDP/PKK kazanacaktı. Olaysız geçseydi reklamları olacaktı. Olay olsaydı ‘Bakın herkes her yere gidiyor ama bizi bırakmıyorlar’ diyeceklerdi.

- Trabzon’un özel bir önemi olduğunu mu düşünüyorsunuz?

Ülke gerçeği Trabzon gerçeğidir. Trabzon düşerse her yer düşer, çünkü Trabzon Türkiye’nin kalesidir. Trabzon’u birileri pilot bölge olarak görüyor. Eğer buradaki direnci kırarlarsa Türkiye’de her şeyi yapabilirler. Neden böyle? Trabzon yıllardır solcu bilinir, CHP çok az belediye seçimi kazanmıştır. Milliyetçi bilinir ama MHP iktidar olamaz. Eğer BDP’liler gelseydi, tıpkı şehit cenazelerinde olduğu gibi her partiden insanlar sabah saat 8’de valilik önüne protestoya gelirdi. Sonuçta polis ile vatandaş karşı karşıya gelecek ve Doğu’daki gibi görüntüler olacaktı.

- Geziye Trabzon’dan başlamış olsalardı ne olurdu?

Çok şey olurdu. Herhalde havaalanından buraya gelemezlerdi.

- Niye illa protesto?

Çünkü tepki verilmesi hiçbir şey olmamasından daha iyidir.

Artık eskisi gibi gaza gelmiyoruz

61 Gençlik Trabzonspor Taraftarlar Derneği’nin başkanı Özgür Özal’ın, “Birileri sizleri kullanıyor olabilir mi?” sorusuna verdiği yanıt çarpıcı: “Biz Trabzonlu gençler bir anda tepki veren bir kitleyiz. Dolayısıyla birileri tarafından kullanılabiliriz. Bazı durumlarda kendimize ‘Bunu biz mi yaptık, yoksa kullanıldık mı?’ diye sorduğumuz olmuştur. Ama şunu söyleyebilirim: Eskisi gibi gaza gelmiyoruz. Aklıselimle, ılımlı davranmaya özen gösteriyoruz. Bir de kimler tarafından, hangi şartlarda arandığımızı iyi biliyoruz.”

MHP ile CHP’nin ‘milliyetçilik’ yarışı

Trabzonlu sosyalistler, MHP’nin TAYAD linci nedeniyle çok ciddi bir muhasebe yaptığını, daha sonraki olaylarda bu partinin dahli olmadığını söylüyor. MHP İl Başkanı Muammer Demeli de, HDK heyetinin ziyareti halinde “kesinlikle sahada olmayacaktık” diyor: “Genel Başkanımızın çok kesin tavrı ve talimatı var. Biz de hem ilçe teşkilatlarımızı, Ülkü Ocakları’nı uyardık. Tam bir teyakkuz halindeydik ve sağduyunun galip gelmesi için elimizden geleni yaptık, yapacaktık.”

‘Bölge çok şehit verdi’

Demeli’ye CHP’nin tavrını sorduğumda şu cevabı verdi: “Milliyetçilik konusunda bizim fikirlerimiz yıllardır aynı. CHP’li arkadaşlarsa son dönemde bayrak, devlet gibi konularda bizi geçer oldu. Bizden daha fazla milliyetçiler ama buna ulusalcılık diyorlar.”

Aynı konuyu tabii ki CHP İl Başkanı Yavuz Karan’a da sordum. İşte cevabı: “CHP tabanı tabii ki milliyetçi ama biz Atatürk milliyetçisiyiz. MHP ile aynı çizgide değiliz.” Karan, BDP’li vekillerin gelmesi halinde tepkinin kaçınılmaz olduğunu söylüyor ve bunu bölgenin çok şehit vermiş olmasına bağlıyor: “Eğer bir şeyleri test etmek için bugüne kadar hiç uğramadıkları Trabzon’a gelmek istedilerse çok yanlış. Trabzon test edilecek bir halk değil.”

AKP’nin çelişik tavrı

Başbakan Erdoğan, “Her milletvekili istediği yere gider” şeklinde özetlenebilecek net bir tavırla Sinop ve Samsun’da yaşananlara karşı çıktı. Trabzon’da da devlet yetkililerinin ziyaretin sorunsuz geçmesi için çaba gösterdiğini farklı kaynaklardan öğrendik. Ama aynı tutumun siyasi iktidarın sivil ayağında geçerli olmadığını da gördük.

Trabzon’daki sohbetlerimizde muhataplarımız, AKP’li Belediye Başkanı Orhan Fevzi Gümrükçüoğlu’nun “Nasıl olsa paraları vardır” diye baştan savma bir gerekçeyle heyete salon tahsis etmediğinin altını çizdi. Bunun üzerine büyük bir otelin toplantı salonu için anlaşılmış, ama otel yönetimi de son anda vazgeçmiş. Nihayet valilik devreye girmiş ve Dünya Ticaret Merkezi’nin salonu ayarlanmış. Belediyenin bu tutumunun yaklaşan yerel seçimlerle irtibatlı olduğu anlaşılıyor.

KARADENİZ DE DESTEKLİYOR AMA

Karadenizli sözbirliği etmişcesine son süreçle ilgili cümleleri “keşke”li kuruyor. Süreci destekliyorlar ama çözüme pek inanmıyorlar.

HDK Karadeniz turunun zamanlaması, gerekli olup olmadığı gibi tartışmalar, önce Sinop, ardından Samsun’da yaşanan şoven saldırıların gölgesinde kaldı. Çünkü bu gezinin zamansız ve/veya gereksiz olduğunu savunmanın, saldırıların önemini azaltma riski bulunuyordu. Bu açıdan bakıldığında, tur iptal edildiği için herhangi bir olayın çıkmadığı Trabzon’da aynı tartışma biraz daha sakin bir şekilde yapma imkanı mevcut.

‘Toplum hazır değildi’

Görüştüğümüz siyasi yelpazenin farklı kesiminden kanaat önderlerinin hemen hepsi teorik olarak BDP’li milletvekillerinin ülkenin her yerine, dolayısıyla Karadeniz’e gitme hakkına sahip olduklarını kabul etti ancak pratikte bu gezinin pek de isabetli olmadığını savundular. Örneğin gazeteci Ahmet Şefik Mollamehmetoğlu şöyle konuşuyor: “BDP daha önce hiç gelmemişti Karadeniz’e. Toplum da böyle bir geziye hazır değildi. Zamanlama ve geliş şekilleri yanlıştı. Nitekin Sinop ve Samsun’dan sonra köşemden Trabzon gezilerini iptal etmeleri çağrısında bulundum. İyi ki iptal ettiler.”



‘Kimse bize sormadı’

Trabzon Gazeteciler Cemiyeti Başkanı Ergun Ata ise twitter’da “BDP’liler de gelmeli” diye yazdığı için çok “acayip” tepkiler aldığını, zaten protestocuların esas olarak sosyal medyada örgütlendiğini hatırlatıyor.

Gelmeleri halinde BDP’lileri ağırlamak için ellerinden geleni yapacak olan Trabzonlu bazı sosyalistler “Nedense önceden kimse bize bir şey sormadı” diye yakınıyor. Halkevleri Doğu Karadeniz Bölge Koordinatörü Taylan Kaya da “zamanlama yanlıştı” dedikten sonra şöyle devam ediyor: “Burada geziye uygun bir gündem oluşmamıştı.”

CHP’nin duruşu

Karadeniz’de olup bitenleri anlamak için Kaya’nın son cümlesini tahlil etmek işe yarayabilir. Şöyle ki HDK heyetinin ziyaretini Karadeniz’de anlatacak, onları karşılayacak ve bölge halkıyla tanıştıracak güçlü yapılanmalar söz konusu değil. Öncelikle bölgede çok yoğun bir Kürt nüfus yaşamıyor. Ardından, ne BDP, ne de HDK sürecine dahil olan sol partiler fazla etkili. HDK içinde yer almayan sosyalist sol parti ve grupların bazılarıysa yeni İmralı sürecine kısmen kuşkuyla bakıyorlar. (Bu konuyu dizimizin Hopa’dan söz edceğimiz yarınki bölümünde daha kapsamlı ele alacağız)



İdeolojik duruş

Bölgede hâlâ etkili olan CHP’ye gelince: Karadeniz’de CHP geleneksel olarak “sol” bir parti olarak varlık göstermiş ve kendisinden daha solda olan yapılarla da belli ölçülerde iyi ilişki içinde olmuştur. Günümüzde CHP ile sosyalist sol arasındaki iletişim ve geçişkenlik sürmekle birlikte Kürt sorunu bağlamında belirgin bir ayrışma yaşanıyor. Bugün ülkenin birçok bölgesinde olduğu gibi Karadeniz’de de CHP’liler BDP’lilerle aralarına mesafe koyuyorlarsa -ki öyle- bunun nedeni, adına ister “ulusalcılık”, ister “milliyetçilik” desinler, CHP’lilerin Kürt sorunundaki ideolojik duruşlarıdır.

‘Sokağa çıkmazdık’

Örneğin Hopa’nın CHP’li Belediye Başkanı Turhan Kasımoğlu’na “BDP’liler Karadeniz turuna Hopa’dan başlasaydı parti tabanınız ne yapardı?” diye sorduğumda hiç tereddütsüz “CHP tabanı buna kesinlikle sıcak bakmazdı. Kesinlikle. Ama sokağa çıkıp tepki de göstermezdi” cevabını verdi.

Bu arada Kasımoğlu’nun HDK heyetinin Karadeniz turu yapması yerine Karadeniz’den oluşturulacak bir grubun Güneydoğu’ya götürülmesinin daha uygun olacağı tespitini de kayda geçirelim.



AK Parti ortada yok

BDP’nin güçsüz olması yeni İmralı sürecinin Karadeniz’de sahipsiz olduğu anlamına mı geliyor? Kesinlikle hayır. Trabzon, ve Hopa’da BDP’lilerin Karadeniz turunu eleştiren çok kişiyle karşılaştık ama bunların hiç ama hiçbiri yeni sürece açıkça karşı çıkmadı. Açıkçası bu da beni çok şaşırttı. Çünkü sahil yolunda arabanızla altından geçtiğiniz üst geçitlerin nerdeyse tümüne Güneydoğu’da şehit düşmüş bir askerin adının verildiği, milliyetçilikleri, devlete bağlılıklarıyla övünen ve bunu kanıtlamak için sıklıkla yasaların sınırlarının dışına çıkan insanların yaşadığı Karadeniz’de “devlet nasıl olur da teröristle (ya da ‘bölücübaşı’ ile ya da ‘bebek katili’ ile) görüşür?” diye şikayet eden kimseyle karşılaşmadım. Tam tersine Öcalan’ın merkeze alındığı bir sürecin muhalif siyasetçiler tarafından bile makul karşılandığını gözledim.

‘Keşke’li cümleler

Dolayısıyla son sürece Karadeniz’de desteğin çok geniş olduğunu rahatlıkla söyleyebilirim, fakat süreci açık veya örtük bir şekilde destekleyenlerin hemen hepsi sözbirliği etmişcesine “keşke”li cümleler kuruyorlar. Süreci destekliyorlar ancak buradan çözüm çıkacağına pek inanmıyorlar, diğer bir deyişle ümitli değil karamsarlar. Bunun bir nedeni Başbakan Erdoğan’ı samimi bulmamaları, onun başkanlık sistemi için bu süreci kullandığına inanmaları. Ama daha önemli bir neden, süreçle ilgili neler olup bittiğini bilmemeleri.

Bu bağlamda yerel AKP örgütlerine ve siyasetçilere çok iş düşüyor ancak onların ortalıkta pek göründükleri söylenemez. Bu nedenle bütün yük Başbakan Erdoğan’ın sırtına biniyor.

BDP’lilerin Karadeniz turuna dönecek olursak... ÖDP Trabzon İl Başkanı İsmet Ar’ın iptal edilen Trabzon ziyareti hakkındaki şu sözleri önemli: “Eğer AKP İl Başkanı ve Belediye Başkanı BDP’lileri karşılamaya gitseydi hiçbir sorun çıkmazdı!” AKP ile BDP’nin toplumsal anlamda yakınlaşmasının yaşanmaması halinde yeni İmralı sürecinin çok zor ilerleyeceğini söyleyebiliriz.

.

 
25 Şubat 2013 Pazartesi 07:15 
Yorum YapYazdır
 
(0 Yorum Yapıldı)Yorumlar
<p>Henüz kimse yorum yapmamış, ilk yorum yapan siz olun.</p>
 
Bu Kategorideki Diğer Haberler
 
 
Yazarlar
Yazarlar RSS Beslemesi
A. Şefik Mollamehmetoğlu
 
Attila Aşut
 
Nihat Genç
 
Türker Ertürk
 
Arslan Bulut
 
Mehmet Polat
 
Prof. Dr. Orhan Özgür
 
Ahmet Özer
 
Göksu Mollamehmetoğlu
 
Gülcan Özgür
 
Ömer Turan
 
Osman Cudi Yılmaz
 
Ömer Faruk Altuntaş
 
Prof. Dr. Burhan Çuhadaroğlu
 
Prof. Dr. Cavit Boz
 
Prof. Dr. Kemal Üçüncü
 
Hüseyin HAYDAR
 
Zekeriya Saka
 
Mehmet Kuvvet
 
Hasan Güneş
 
Erdal ÖZÇELİK
 
Serpil Satut Denizoğlu
 
Erdal Eksert
 
İnci Güngör
 
Kazım DEMİR
 
Coşkun ERUZ
 
Mehmet Akıncı
 
Ruhi  Türkyılmaz
 
İlyas Gümrükçü
 
Sami KOÇ
 
Ömer Asan
 
Prof. Dr. Örsan Öymen
 
Kadir ŞİŞGİNOĞLU
 
Mustafa Önsel
 
Son 24 Saat
Haberler RSS Beslemesi
 
Anket
Halkoylaması sonrası Türkiye'yi ne bekliyor?
1. Daha iyi bir gelecek
2. Daha kötü bir gelecek
3. Birşey değişmez
 
 
Gazete Manşetleri
 
 
Arşiv
 
Tarihte Bugün
1823 - Şili'de kölelik yasaklandı.
1866 - Tennessee, Amerikan İç Savaşı sonrasında birliğe tekrar kabul edilen ilk eyalet oldu.
1901 - Yazar O. Henry, zimmet suçundan Austin, Texas'ta üç yıl kaldığı hapishaneden iyi hal nedeniyle salıverildi.
1911 - III. Hiram Bingham, Machu Picchu'yu (İnka'ların kayıp şehri) yeniden keşfetti.
1915 - Şikago'da yolcu gemisi battı: 845 kişi öldü.
1923 - Günümüz Türkiye'sinin sınırlarının çizildiği Lozan Antlaşması imzalandı.
1931 - Pittsburgh'da (Pensilvanya) yaşlılar evinde çıkan yangında 48 kişi öldü.
1936 - İspanya hükümeti iç savaş nedeniyle dünyadan yardım istedi.
1943 - II. Dünya Savaşı: İngiliz ve Kanada uçakları geceleri, ABD uçakları gündüzleri Hamburg'u bombaladı. Kasım'da operasyon bittiğinde 9.000 ton patlayıcı kullanılmış, 30.000 den fazla insan ölmüş ve 280.000 bina yıkılmış olacaktı.
1950 - Gazeteciler Cemiyeti sansürün kaldırılışını Basın Bayramı ilan etti.
1952 - Merzifon ve Akşehir'de sel: 77 ev yıkıldı, 500 büyükbaş hayvan öldü, tarım alanları sular altında kaldı.
1955 - Ekrem Koçak 800 metrede Akdeniz Oyunları rekoru kırarak birinci oldu.
1958 - Türkiye'nin Kıbrıs'a asker gönderme önerisini İngiltere reddetti.
1959 - Irak'ta 1000 kadar Kerkük Türkmeni'nin katledildiği açıklandı.
1960 - Basın Ahlak Yasası imzalandı.
1963 - Sendikalar Kanunu ile Toplu İş Sözleşmesi, Grev ve Lokavt Kanunu çıktı.
1967 - 11 Mayıs'ta greve giden ve haklarını almak için Ankara'ya yürüyüşe geçen Manisalı 90 temizlik işçisi 930 kilometre kat ederek Ankara'ya vardı.
1967 - Dokunulmazlığı kaldırılan Türkiye İşçi Partisi İstanbul Milletvekili Çetin Altan iptali istemiyle Anayasa Mahkemesi'ne başvurdu.
1968 - Polisin İstanbul Teknik Üniversitesi Yurdu'nu bastığı sırada dövdüğü gençlerden Hukuk Fakültesi öğrencisi Vedat Demircioğlu sekiz gün komada kaldıktan sonra öldü.
1974 - Yunanistan'da yedi yıldır süren cunta yönetimi sona erdi; sürgündeki Konstantin Karamanlis hükümeti kurmak üzere geri döndü.
1977 - Dört gün süren Libya-Mısır savaşı sona erdi.
1985 - Yeşilköy Havaalanı'na, Atatürk Havalimanı adı verildi.
1986 - Kartal, İstanbul'da tren kazası: 9 ölü, 18 yaralı.
 
Namaz Vakitleri
 
  • İmsak02:54
  • Güneş05:02
  • Öğlen12:39
  • İkindi16:36
  • Akşam19:54
  • Yatsı21:44
 
Süper Loto
20.07.2017 Tarihli Çekiliş Sonucu020327515354
 
On Numara
17.07.2017 Tarihli Çekiliş Sonucu02060708141622232526273550515661656869737478
 
Sayısal Loto
22.07.2017 Tarihli Çekiliş Sonucu011314192930
 
Şans Topu
19.07.2017 Tarihli Çekiliş Sonucu082224283006
 
 
Kurumsal

İçerik

Gündem

Siyaset

Teknoloji

Yukarı Çık