Memur ve memur emeklisi ne kadar zam alacak?

Ana Sayfa » Medya Kritik » BASINDA YAYGIN BİR SANSÜR VARKEN, BAYRAM KUTLAMAK!

BASINDA YAYGIN BİR SANSÜR VARKEN, BAYRAM KUTLAMAK!

 
24 Temmuz 2013 Çarşamba 12:21 
Yorum YapYazdır
 
 
BASINDA YAYGIN BİR SANSÜR VARKEN, BAYRAM KUTLAMAK!

Bugün 24 Temmuz sansürün kaldırılışının 105. yıldönümü..

Osmanlı'nın son dönemleri, 2. Abdülhamit'in baskısı yıllarında, 24 Temmuz 1908'de 2. meşrutiyet ilan edildi.

Uzun yıllardır sansür memurlarının denetimi sonucu yayınlanabilken gazeteler, meşrutiyetişn ilan edildiği akşam sansür memnurlarını kovdu.  İkdam gazetesinin sahibi Ahmet Cevdet ile Sabah Gazetesi sahibi Mihran Efendi, sansür memularına ''gazeteler hürdür, sansür yasaktır'' dediler.

İşte bugün Türk basın tarihi açısından önemli bir kavşak.

Peki sansür bitti mi? Elbet de hayır. Ancak daha özgür bir basın arayışı ve hedefi hep sıcak kaldı.

Kuşkusuz ki basın özgürlğü, diğer temel hak ve özgürlklerle koşut yürüyor. Türkiye özgürler adına zor adımlar atsa da, zaman zaman baskıcı yönetimler ve zaman zaman askeri darbelerle basın özgürlüğü askıya alındı.

Ancak bugünün temel özgürlik sorunları ve sansür, ciddi değişime uğradı. Basın teknolojisinin pahalılığı ve sektörn giderek sermaye gruplarının eline geçmesi, ''doğru ve gerçeğe dayalı habercilik'' anlayışında büyk zaafiyetler yarattı. Ekonomil ve sşyasal çıkarlar daha ön plana çıktı, devlet ve siyaset yanında ciddi bir patron sansürü yaşanmaya başlandı.

Bugün ise, özellikle AKP iktidarı döneminde, basın özgürlüğünün çok büyük baskılara uğradığı, gerçek ve muhalif gazetecilerin büyük baskı altında kaldığı bir döneme ulaştık.

Artık gerçöeği yazmak, vatan haini ve terörist olmakla eşdeğer hale geldi. İktidarın hışmından korkan medya patronları, halkın değil güç odaklarının ve siyasal iktidarı sesi oldu.

SANSÜRÜN KALDIRIŞININ 105. YILINI YAŞIYORUZ. SANSÜR BİR BİÇİMDE HEP VARDI.. AMA BU KADAR PERVASIZCA ÖZGÜRLÜKLERE SALDIRI PEK AZ GÖRÜLDÜ.


AHMET ŞEFİK MOLLAMEHMETOĞLU'NUN KONUŞMASI

 

Kalemini kıran gazeteci!

Yayın yönetmenimiz, Trabzon Gazeteciler Cemiyeti eski başkanlarından Ahmet Şefik Mollamehmetoğlu'nun son TGC kongresinde yaptığı konuşmadan bir bölümü yeniden sizlere sunuyoruz. Konuşma, günün anlam ve önemine çok uyuyor.

 

İŞTE O KONUŞMANIN NOTLARI:

 

 

. DOĞRULUK VE GERÇEKLİK! Gazeteci sadece doğruya ve gerçeğe bağımlı olmalıdır.

 

. Haber alma ve verme özgürlüğü, tüm özgürlüklerin güvencesi..

 

. Gazet3ci, özgürlük ve  bağımsızlığını büyük bir özenle korumalıdır, ama ahlak-etik ve sorumluluktan da ayrılmamalıdır.

 

. Gazeteci özgür bir kişiliğe sahip olmak zorundadır.. Dogmalara göre hareket edemez..

 

. Gazeteci aydın olmak zorundadır.  Karanlık içinde kalan kişi başkalarını aydınlatamaz..  Özellikle yazan insanların bir aydın sorumluluğu, toplumsal sorumluluğu olmalıdır. Kişilerin ve güç odaklarının değil, gerçeğin, doğrunun, hakkın, adaletin, vicdanın avukatı olmak zorundadır.

 

. Elbet de yayın organlarının bir yayın politikası olacaktır. Ama Gazeteci ne patronun, ne de güç odaklarının maymununa dönmemelidir.  Maymun yerine koyulmayı asla kabul etmemelidir.

 

. Habercilik yapan medya organlarının, yorumlar yaptığımız o köşelerin gerçek sahibi okuyucu, izleyicidir. Kendimizi patron kadar topluma ve toplumun gerçekleri öğrenme hakkına karşı da sorumlu hissetmeliyiz.

 

. Sorgulama olmadan gazetecilik olmaz. Sorgulamayan, soru sormayan, haber kaynaklarının açıklamalarına bağımlı bir gazetecilik olamaz. Bunun adı bültenciliktir, basın danışmanlığıdır.

. Gazeteci elbet de muhalif duruşu olan kişidir. Herkese ve herşeye karşı doğru, gerçek ve toplum adına sorgulayıcıdır. Muhalifliği sorgulayıcılığından gelir, yoksa siyasal muhalefet olmasından değil.

 

. Gazetecilikte en büyük ayıp, toplumu aldatmak, yanıltmak, gerçeğe dayanmayan, manipülatif habercilik yapmaktır.

 

. Medya organlarının ekonomik olarak yaşaması elbet de çok zordur. Ama yaşamak için gerçek işlevini, sorumluluğunu kaybetmesi asla kabul edilemez.  Bir yayın organının varlığını devam ettirmek için toplumu kandırmak, eksik bilgi vermek, gerçekten ve doğrudan uzaklaşmak, güç odaklarının sözcüsüne, avukatına dönüşmek, bu mesleğin ençok kaçınması gereken utanç verici durumdur.

 

. ELEŞTİRİ.. Eğer sorgulama  ve eleştiri yoksa, orada ne demokrasiden, ne çok seslilikten, ne de sağlıklı bir yayıncılıktan sözedilebilir.

 

***

 

. Bugün Türkiye’de ve Trabzon’da bu gazeteciliğin neresindeyiz?

 

.Türkiye’de gazetecilik, basın özgürlüğü ağır saldırı altındadır.

 

. Demokrasi , özgür ve bağımsız gazeteciliğin en önemli ölçüsü olan eleştirme ve itiraz hakkı, bu ülkede neredeyse teröristlikle eşdeğer tutulmaktadır.

 

. Temel işlevi toplum adına sorgulamak olan basın yayın organları ve gazeteciler, iktidarın hışmına uğramaktadır.

 

. Bugün Türkiye’de gerçek anlamında gazetecilik yapmak kahraman ve korkusuz  bir kişiliğe sahip olmayı gerektiriyor.

 

. Son birkaç yılda gazetecilere yönelik binlerce kovuşturma soruşturma ve dava var.

 

. Birçok gazeteci (bazı özel suçlar dışında) gazetecilik mesleğini yerine getirmekten dolayı yargılanıyor.

 

. Sorduğunuz bir soru, tuttuğunuz bir not, yaptığınız bir telefon konuşması yarın karşınıza bir terör davası olarak çıkabilir.

 

. Başbakan’ın bile dinlendiği, onbinlerce insanın anayasaya aykırı olarak izlendiği bir ortamda, ne yazık ki herkes kendini büyük güce göre şekillendiriyor.

 

. Bırakın muhalif basını, merkez medya bile, iktidarı eleştirdi diye mali denetimlere, rekor cezalara uğrayabiliyor.

 

. Bu ülkede Başbakan halkı, kendisini eleştiren gazeteleri okumamaya, televizyonları seyretmemeye çağırabiliyor. Patronlara, kendisini eleştiren gazeteci ve yazarları işten atın diyebiliyor. Son birkaç yılda yüzlerce gazeteci, onlarca yazar ve programcı, sırf eleştirel muhalif görüşlerinden dolayı işlerinden oldu.

 

. Eğer bu söylediklerim bazılarımız abartı geliyorsa, size uluslararası saygın kuruluşların raporlarından örnek vereyim.

 

1.Kısa adı CPJ olan Uluslararası Gazetecileri Koruma Komitesi 2012 Ekim Özel Bülteni. Adı, ‘’Türkiye’nin Basın Özgürlüğü Kizi ve Gazetecilerin Hapsedildiği, Muhalefetin Suç sayıldığı Karanlık Günler’’ başlığını taşıyor.  ‘Türkiye’de basın özgürlüğü kriz seviyesinde’’ olduğu belirtiliyor.

 

2. Daha 20 gün önce 26 Mart 2013 tarihli, İngilizlerin dünyaca ünlü The Times gazetesinin baş makalesinin başlığı: ‘’Ankara Dünyanın En Büyük Cezaevi’’.. 49 gazetecinin cezaevinde olduğu söyleniyor. Dünyada birinci.

 

3. Dünyanın en önemli basın kuruluşlarından biri olan Sınır Tanımayan Gazeteciler Örgütü 2013 Basın Özgürlüğü Raporu. Çeşitli kriterler arasından basın özgürlüğü sıralaması yapılmış ve Türkiye 179 ülke içinde 154. Sırada. Bir yıl önce 148. Sıradaydı, yani gerileme sözkonusu.

 

4. Uluslararası Af Örgütü  2013  Türkiye raporu: Şöyle diyor:

‘’Türkiye’de ifade özgürlüğü saldırı altında’’ diyor ve şunu vurguluyor: ‘’Bir dizi yasa, muhalif görüşleri kovuşturma yönünde kullanılıyor’’

 

. Bu gerçekler ortadayken, lütfen kimse bu ülkede basın ve ifade özgürlüğünün geliştiğini, ülkenin ileriye gittiğini söylemesin.

 

***

 

. Hangi görüşten olursak olalım, çok sesliliği yaşatmalı, her görüşün barışçıl biçim de kendini ifadesine destek vermeli ve bu özgürlüğe saldırılara karşı çifte standartsız tavır koyabilmeliyiz.

 

***

 

. Gazetecilerin çalışma koşulları ne yazık ki çok kötü. Hükümet, elimizde  kalan tek doğru dürüst hak olan yıpranma payını aldı, ama büyük tepki ve mücadelelerden sonra yeniden geldi.

 

. Bu yanlıştan vazgeçilmiş olması yetmez.

 

. Gazetecilerin önemli bir kısmı açlık, birkaç istisna dışında gerisi de yoksulluk sınırında yaşamaya devam ediyor.

 

. Hiçbir güvence yok. Herşey patronların iki dudağı arasında.

 

. Gazeteciler kendilerini geliştirme olanaklarından yoksun. Zaten nitelik piyasadan dışlanıyor. Bunda çalışan gazetecilerin de büyük hatası var. Okumuyor ve kendilerini geliştirmiyorlar. Oysa bu meslek 70’in de bile öğrenmeye aç olmak demek.

 

. Bu güzencesizlik ve niteliksizlik ortamın da gazeteciliği gereği gibi yapmak tabi ki çok zor.

 

. Mesleğin yasal güvencelere kavuşturulması gerekir.

 

. Gazetecilerin sendikal-hak örgütlenmesi olmadan durumlarının iyileşeceğini beklemek hayalcilik. Mutlaka yasal zorunluluk getirilmelidir.

 

. Cemiyetlerin elbet de bu konularda yaptırım güçleri yok. Ancak mesleki haklar konusunda daha kararlı ve tutarlı bir mücadele şart.

 

***

 

. Bu kalem kutsaldır.

 

. Bu kalem bize bahşedilmiştir. Onu onurumuz, namusumuz, en değerli varlığımız gibi korumalıyız.

 

. Bu kalemi asla ve asla kişisel çıkarlarımız, bazı kişi ya da güç odaklarının çıkarları için kullanamayız.

 

. Bu kalem, kültürün, sanatın, bilimin, entelektüel birikimin simgesi olduğu kadar, özgürlüğün, bağımsızlığın en önemli unsurudur; hakkın, adaletin, vicdanın, doğruluğun ve gerçeğin peşinde koşmanın bir silahıdır.

 

. Bu kalemi gerçek amacı dışında kullanmak zorunda kaldığımızda yapmamız gereken ONU KIRMAKTIR.

 
24 Temmuz 2013 Çarşamba 12:21 
Yorum YapYazdır
 
(0 Yorum Yapıldı)Yorumlar
<p>Henüz kimse yorum yapmamış, ilk yorum yapan siz olun.</p>
 
Bu Kategorideki Diğer Haberler
 
 
 
Yazarlar
Yazarlar RSS Beslemesi
A. Şefik Mollamehmetoğlu
 
Attila Aşut
 
Nihat Genç
 
Türker Ertürk
 
Arslan Bulut
 
Mehmet Polat
 
Prof. Dr. Orhan Özgür
 
Ahmet Özer
 
Göksu Mollamehmetoğlu
 
Gülcan Özgür
 
Ömer Turan
 
Osman Cudi Yılmaz
 
Ömer Faruk Altuntaş
 
Prof. Dr. Burhan Çuhadaroğlu
 
Prof. Dr. Cavit Boz
 
Prof. Dr. Kemal Üçüncü
 
Hüseyin HAYDAR
 
Zekeriya Saka
 
Mehmet Kuvvet
 
Hasan Güneş
 
Erdal ÖZÇELİK
 
Serpil Satut Denizoğlu
 
Erdal Eksert
 
İnci Güngör
 
Kazım DEMİR
 
Coşkun ERUZ
 
Mehmet Akıncı
 
Ruhi  Türkyılmaz
 
İlyas Gümrükçü
 
Sami KOÇ
 
Ömer Asan
 
Prof. Dr. Örsan Öymen
 
Kadir ŞİŞGİNOĞLU
 
Mustafa Önsel
 
Son 24 Saat
Haberler RSS Beslemesi
 
Anket
Halkoylaması sonrası Türkiye'yi ne bekliyor?
1. Daha iyi bir gelecek
2. Daha kötü bir gelecek
3. Birşey değişmez
 
 
Gazete Manşetleri
 
 
Arşiv
 
Tarihte Bugün
1305 - İskoç şövalye William Wallace, vatana ihanet suçlamasıyla İngiltere Kralı I. Edward tarafından idam edildi.
1514 - Çaldıran Muharebesi
1541 - Fransız kaşif Jacques Cartier, Kanada'nın Quebec şehrine ulaştı.
1799 - Napolyon, Fransa'da iktidarı ele geçirmek üzere Mısır'dan ayrıldı.
1839 - Hong Kong Birleşik Krallık'a bırakıldı.
1866 - Avusturya-Prusya Savaşı, Prag Antlaşması ile sona erdi.
1914 - I. Dünya Savaşı: Japonya, Almanya'ya savaş ilan etti ve Qingdao'yu (Çin) bombaladı.
1916 - Bulgar ordusu Sırp ordusunu bozguna uğrattı.
1921 - Sakarya Meydan Muharebesi
1923 - Lozan Barış Antlaşması, Büyük Millet Meclisi tarafından onaylandı.
1925 - Kastamonu'ya gelen Atatürk, Şapka ve Kıyafet Devrimi'ni başlattı.
1925 - Mustafa Kemal'in ilk heykeli, İstanbul Sarayburnu'na dikildi.
1927 - Nicola Sacco ve Bartolomeo Vanzetti adındaki anarşistlerin ölüm cezaları elektrikli sandalye ile uygulandı.
1928 - Amasya Zile Demiryolu (82 km.) hizmete girdi.
1929 - 1929 Hebron saldırısı: Araplar, İngiliz yönetimindeki Filistin'de bir Yahudi yerleşimine saldırdı; 133 Yahudi öldürüldü.
1935 - Nazilli Basma Fabrikası'nın temeli atıldı.
1939 - Rusya ve Almanya Molotov-Ribbentrop saldırmazlık paktı imzaladı.
1940 - II. Dünya Savaşı: Almanlar Londra'yı bombalamaya başladı.
1942 - II. Dünya Savaşı: Stalingrad muharebesi başladı.
1944 - Bir ABD savaş uçağı, İngiltere'nin Freckleton kentinde bir okulun üzerine düştü: 61 kişi öldü.
1962 - Almanya'ya çalışmaya gitmek için 78.000'inci kişi başvurdu. 1 Ekim 1961'den bu yana Almanya'ya gönderilen işçi sayısının 7.565'i bulduğu açıklandı.
1971 - Türkiye'den Avrupa ülkeleri ve Avustralya'dan sonra Amerika'ya da işçi gönderilmesine başlandı. İlk kafilede 5 işçi Amerika'ya gitti.
1975 - Laos'ta komünist darbe.
1979 - Sovyet dansçı Alexander Godunov, ABD'ye iltica etti.
1982 - Beşir Cemayel, Lübnan başbakanı seçildi.
1985 - Batı Almanya'nın üst düzey karşı casuslarından Hans Tiedge, Doğu Almanya'ya iltica etti.
1990 - Saddam Hüseyin Kuveyt'teki batılı ülkelerin elçiliklerinin boşaltılmasını istedi.
1990 - Batı Almanya ve Doğu Almanya, 3 Ekim'de birleşeceklerini duyurdular.
1991 - Ermenistan, SSCB'den bağımsızlığını ilan etti.
1994 - Hakkındaki hapis cezası Yargıtay tarafından onaylanarak kesinleştikten sonra Dışişleri Bakanlığı'nın başvurusu üzerine Üsküp'te yakalanan milli futbolcu Tanju Çolak, Türkiye'ye getirildi. Tanju Çolak, Bayrampaşa Cezaevi'ne konuldu.
2000 - Merkez üssü Hendek Akyazı olan 5.8 büyüklüğünde deprem meydana geldi. Hendek ve Akyazı ile çevre illerde binalardan atlayan 60 kişi yaralanarak hastahaneye götürüldü.
2000 - Gulf Air'e ait bir Airbus A320, Bahreyn yakınlarında Basra Körfezi'ne düştü; 143 kişi öldü.
2002 - Kemal Derviş, CHP Genel Merkezi'nde düzenlenen bir törenle partiye resmen üye oldu.
2005 - Katrina kasırgası'nın oluşmaya başlaması.
2005 - Pucallpa-Peru'da bir yolcu uçağı düştü: 41 kişi öldü.
634 - Halife Ebu Bekir, öldü.
 
Namaz Vakitleri
 
  • İmsak03:40
  • Güneş05:31
  • Öğlen12:35
  • İkindi16:21
  • Akşam19:17
  • Yatsı20:53
 
Süper Loto
17.08.2017 Tarihli Çekiliş Sonucu202338424850
 
On Numara
21.08.2017 Tarihli Çekiliş Sonucu04051323253137384042435051556162646569727779
 
Sayısal Loto
19.08.2017 Tarihli Çekiliş Sonucu111516171840
 
Şans Topu
16.08.2017 Tarihli Çekiliş Sonucu020405113105
 
 
Kurumsal

İçerik

Gündem

Siyaset

Teknoloji

Yukarı Çık