Benzin ve mazota dolar zammı; benzin 5 TL'nin üzerinde

Ana Sayfa » Siyaset » Başbuğ'dan duruşma sonrası değerlendirme

Başbuğ'dan duruşma sonrası değerlendirme

Ergenekon davasının temyiz duruşması, dün eski Genelkurmay Başkanı İlker Başbuğ’un ‘taarruzu’na sahne oldu. Emekli Orgeneral Başbuğ ‘TSK’ya karşı oynanan oyunun arkasında Bush yönetimi ve paralel yapının olduğunu’ belirtti. Hükümeti TSK’ya karşı Balyoz, Ergenekon kumpasına karşı sessiz kalmakla suçladı. Başbuğ, askerlerin yargılandığı davalar için “Tarih, bunu bir ülkenin, kendi ordusuna yapabileceği en büyük ihanet olarak yazacaktır” dedi.

 
8 Ekim 2015 Perşembe 10:01 
Yorum YapYazdır
 
 
Başbuğ'dan duruşma sonrası değerlendirme

Eski Genelkurmay Başkanı İlker Başbuğ, Ergenekon davasının dünkü temyiz duruşmasında, “savunma değil taarruz diyelim” nitelemesi yapıp suç duyurusunda bulunduğunu bildirdiği tarihi savunmasında, ABD eski Başkanı George Bush, paralel yapı ve hükümete yüklendi. Yargıtay 16. Ceza Dairesi’nden bozma kararının yanı sıra Türk Silahlı Kuvvetleri’ne (TSK) dönük komplonun ortaya çıkarılması için yönlendirici rol oynamasını isteyen Başbuğ’un konuşması özetle şöyle:


GÜL’E BALYOZ RESTİ

“2001’de ABD’de George W. Bush Başkan oldu. Onun dönemi, ılımlı İslam projesine inanan Yeni Muhafazakârların (Neo-Con) dönemi olarak ortaya çıkacaktı. Ayrıca Irak’a askeri müdahale planları üzerinde çalışmalara başlanmıştı. 15 Kasım 2002’de Ankara’daki ABD Büyükelçisi, Washington’a şöyle bir telgraf göndermişti: ‘Türkiye’de ordu, bürokrasi ve yargıdan bir derin devlet vardır. Derin devletin merkezinde de ordu bulunmaktadır. Derin devlet, ABD’nin de desteklediği reformların önündeki en büyük engeldir.’ Bush yönetimi; Türk ordusunu, derin devlet olarak görmekteydi. Bu derin devlet; Ortadoğu’nun yeniden şekillendirilmesine, ılımlı İslam konseptinin uygulanmasına, Türkiye’deki terör sorununun ‘siyasi çözüm’ ile çözülmesine engeldi. 1 Mart 2003’te tezkerenin geçmemesinin sorumluluğu da TSK’ya yıkılınca, bu yönetimin TSK’ya karşı yapılanlara sıcak baktığı, devlete ait bazı kurumların ve kurumlardaki bazı kişilerin bu oyunda rol aldıkları veya destek verdikleri ifade edilebilir.


Ulus devlet, üniter devlet ve laik devlet yapısından rahatsızlık duyanlar, ılımlı İslam projesini hayata geçirmek isteyenler, 2003’teki 1 Mart tezkeresinin bedelini TSK’ya ödetmek isteyenler, PKK terör sorununa ‘siyasi çözüm’ arayanlar için engel TSK idi. Karşıt kadrolar tasfiye edilmeliydi.


Siyasi iktidar ise ‘Ne istediler de vermedik’ ve ‘aldatıldık’ ifadeleri ile bu süreçte cemaate gerekli desteği verdiklerini, zaten kendi sözleriyle açıkça belirtmiştir. Bu konudaki rahatsızlığımızı her platformda ilgililerin dikkatine sunduk. Bir keresinde ‘Bugün bize, yarın size olacak’ da dedim. O günlerde sesimize kulak verilseydi, belki onca acıların yaşanması engellenebilirdi.


(Balyoz tutuklama kararının ardından) Karara baktık, hemen ilgili arkadaşlarla konuştuk. Dediler ki ‘Bu karar yasal olarak yanlış. Hukuk olarak sağlamız.’ O sırada Cumhurbaşkanı’nın (Abdullah Gül’ü kastediyor) İstanbul’da olduğunu öğrendim, kendisine gittim. ‘Haberiniz var mı, hepsi general, orduyu yıkarız. Böyle bir orduyu komuta edemem, ya bırakacağım ya da onları vermeyeceğim’ dedim. Bu davalar sürecince özellikle Beşiktaş Adliyesi’nde ifade verenler, ki hepimiz oradan geçtik, kendimizi kendi topraklarımızda yabancı bir ordunun askeri gibi hissettik.
Söylediklerimizi o zaman dikkate almayan siyasi makamlar, bu yaşananlara karşı şimdi de sessiz kalmaya devam edecek mi?


BÜTÜN KARARGÂHIMI ALDILAR

Balyoz davası TSK’ya vurulan en büyük darbedir. Bu darbe ile pek çok değerli Türk Silahlı Kuvvetleri personelinin TSK’dan ilişiği kesilmiştir. Tarih, bu davayı bir ülkenin, kendi ordusuna yapabileceği en büyük ihanet olarak yazacaktır. En büyük ihanettir. Bundan, hiç şüphem yok. Arkadaşlarımı aldılar önce, bütün karargâhımı aldılar. Yırtınıyoruz. Sorumluluğum var. Biz dışarıdayız ama onların acısını en az onlar kadar hissediyoruz. Sorumluluk var. Aslında ben de girsem mi? Derken, bu arzumuz yerine geldi. Gandhi der ki, ‘Cezaevleri okuldur, herkesin geçmesi lazım.’


İÇİMİZDEKİ HAİNLER

İçimizdeki hain subaylar olmasaydı bu komploların bu kadar başarılı olması mümkün değildi. İçimizde hâlâ hainler var. Cemaatin işlenen hukuk cinayetlerinin faili olduğu anlaşılmaktadır. Elbette Türkiye’nin karşı karşıya kaldığı en önemli ve en tehlikeli sorun cemaatin illegal yapılanmasıdır. Hele bu cemaat devleti ele geçirmeyi hedeflemiş ise bu tamamen gaflettir, ihanettir.


POLİS ZORLARSA ÇATIŞIN

ARKADAŞLARA emir verdik, dedik ki ‘Polis gelirse sokmayın içeriye. Zorlarlarsa çatışın.’ İnanın birkaç defa asker-polis karşı karşıya gelme durumunu yaşadı. Bunlardan biri 31 Aralık 2009 günü yaşandı. Polis, beyaz renkli Deniz Kuvvetleri’ne ait iki aracı durdurdu. Merkez Komutanlığı’na bilgi vermesi, beraber aramaları lazım. Hayır hiçbir bilgi yok. Araçları arıyorlar, ‘araçtakiler bir hâkimi takip ediyor’ diye. Kozmik Oda’daki aramayı yapan hakim şimdi, Yargıtay üyesi, ona suikast yapacaklarmış, ihbar öyle gidiyor. İşin ilginç yanı araçtan uzman çavuş çıktı. Deniz Kuvvetleri Komutanı’nın aşçısı. Araçta Allah’tan pırasa taşıyorlar.


KOZMİK ODA İÇİN BAŞBAKAN’IN YANITI

Kozmik Oda’ya girilmeden Başbakan’a aynen şunu söyledim, ‘Psikolojik olarak doğru değil. Artı milli bazı planlarımız var, deşifre olur, ne diyorsunuz?’ ‘Girsinler.’ Peki girsinler. Peki MİT TIR’ları olayında aynı hassasiyet niye gösterilmedi? Bunu da sormak durumundayım. En çok korktuğumuz asker-polis çatışmasıydı. Çünkü şunu söyledim: ‘Yasadışı bir şey olursa kesinlikle gerekirse çatışın.’ Usulüne göre hareket etmezse, benim adamım da mukabele edebilir. Başka bir şey kalmamıştı.”

 

KOMUTANI İFADEYE YOLLAMADIK
3. Ordu Komutanı’nı (Ergenekon şüphelisi olarak savcılıkça ifadeye çağırılan Orgeneral Saldıray Berk) ifade vermeye göndermedik. Buradan açıkça söylüyorum. Başarılı olsalardı Balyoz’u Erzincan’da yaşayacaktık. İfade vermeye göndermedik.

 

BEN BİLE BORU SANDIM
ÖZELLİKLE, bu ‘boru’ sözcüğü üzerinden aleyhimde propaganda yapıldı. Basın toplantısında algı operasyonu kurbanıyım. O basın toplantısında ‘boru’ dememişim, yıllar sonra Silivri’de öğrendim ama o kadar çıktı ki, ‘boru’ dediğime ben de inandım. Sordular, ‘Dediniz mi?’ diye, ben de ‘evet’ dedim, dememişim ama desem ne olur. Meğer Deniz Baykal söylemiş, bizim üzerimize yıkıldı. Bunlar, ‘Bu adam mühimmata boru, belgeye de kâğıt parçası dedi’ diye kaldı.


Düşman ülkesinin savcısı kadar bile adil olamadılar

RUTİN bir yargılama içinde olduğumuzu kabul edebilir miyiz, elbette hayır. Neden? Bu davaların iddianamelerini hazırlayan savcılar kim? Görevlerinden uzaklaştırılan, suç örgütleriyle ilişkili oldukları ileri sürülen, kimi tutuklu, kimi yurtdışına kaçan savcılar bu iddianameleri hazırladılar. Üzülerek söylüyorum, bu iddianameleri hazırlayan kendi ülkemizdeki bu savcılar, bir düşman ülkenin savcısı kadar bile adil olamadılar.


NEO-CON’LAR KULLANDI

Fethullah Gülen’e gelince, özellikle ABD’de kalmasına yardımcı olan isimlere bakılırsa, o, Neo-Conlar tarafından ılımlı İslam konseptinin uygulanmasında kullanılabilecek bir kişi olarak değerlendirilmiş olabilir. Bu tip cemaatler, hedeflerine ulaşmada kendileri için en büyük engel olarak TSK’yı görmektedir. Görüleceği gibi; laiklik karşıtı hareketlerin ve Gülen cemaatinin hedeflerine ulaşması için en büyük engel TSK idi.
O zaman TSK halkın gözünde itibarsızlaştırılmalı ve sesi kesilmeliydi, karşıt kadrolar tasfiye edilmeliydi. İşte yaşanılan budur. Cemaatin, işlenen hukuk cinayetlerinin faili olduğu anlaşılmaktadır. Bu cinayeti yargı ve emniyete yerleştirdikleri kadrolar vasıtasıyla işlemiştir.

Kaynak: Hürriyet

 
8 Ekim 2015 Perşembe 10:01 
Yorum YapYazdır
 
(0 Yorum Yapıldı)Yorumlar
<p>Henüz kimse yorum yapmamış, ilk yorum yapan siz olun.</p>
 
Bu Kategorideki Diğer Haberler
 
Son 24 Saat
Haberler RSS Beslemesi
 
 
Yazarlar
Yazarlar RSS Beslemesi
A. Şefik Mollamehmetoğlu
 
Nihat Genç
 
Attila Aşut
 
Prof. Dr. Orhan Özgür
 
Arslan Bulut
 
Mehmet Polat
 
Türker Ertürk
 
Ahmet Özer
 
Göksu Mollamehmetoğlu
 
Gülcan Özgür
 
Ömer Turan
 
Osman Cudi Yılmaz
 
Ömer Faruk Altuntaş
 
Prof. Dr. Burhan Çuhadaroğlu
 
Prof. Dr. Cavit Boz
 
Prof. Dr. Kemal Üçüncü
 
Hüseyin HAYDAR
 
Zekeriya Saka
 
Mehmet Kuvvet
 
Hasan Güneş
 
Erdal ÖZÇELİK
 
Serpil Satut Denizoğlu
 
Erdal Eksert
 
İnci Güngör
 
Kazım DEMİR
 
Coşkun ERUZ
 
Mehmet Akıncı
 
Ruhi  Türkyılmaz
 
İlyas Gümrükçü
 
Sami KOÇ
 
Ömer Asan
 
Prof. Dr. Örsan Öymen
 
 
 
Gazete Manşetleri
 
Lig Puan Durumu
 
Takımlar
O
G
B
M
P
1
Başakşehir
13
9
4
0
31
2
Beşiktaş
13
8
5
0
29
3
Galatasaray
13
8
2
3
26
4
Fenerbahçe
13
7
4
2
25
5
Bursaspor
12
6
3
3
21
6
Konyaspor
13
5
5
3
20
7
Osmanlıspor FK
13
4
7
2
19
8
Gençlerbirliği
13
4
6
3
18
9
K.D.Ç. Karabük
13
5
2
6
17
10
Akhisar Bld.
13
4
4
5
16
11
Antalyaspor
13
4
4
5
16
12
Alanyaspor
13
4
2
7
14
13
Kasımpaşa
13
3
3
7
12
14
Trabzonspor
12
3
3
6
12
15
Gaziantepspor
13
3
2
8
11
16
Ç. Rizespor
12
2
4
6
10
17
Kayserispor
12
2
3
7
9
18
Adanaspor
13
1
3
9
6
 
Şampiyonlar Ligi
 
UEFA Avrupa Ligi
 
Alt Lig
 
 
Anket
2016 TÜRKİYE AÇISINDAN NASIL GEÇECEK?
ÇOK İYİ
İYİ
BİR ŞEY DEĞİŞMEZ
KÖTÜ
ÇOK KÖTÜ
 
Namaz Vakitleri
 
  • İmsak05:36
  • Güneş07:24
  • Öğlen12:23
  • İkindi14:46
  • Akşam17:01
  • Yatsı18:37
 
Tarihte Bugün
1492 - Kristof Kolomb, Haiti'yi keşfetti.
1904 - Japonlar Port Arthur'da Rus donanmasını yok etti.
1920 - TBMM'de "Anadolu ve Rumeli Müdafaai Hukuk Grubu" kuruldu; Mustafa Kemal grup başkanlığına seçildi.
1921 - Büyük Britanya ve İrlanda Birleşik Krallığı, İrlanda devrimci grubu Sinn Fein ile anlaşmaya vardı ve İrlanda'nın güneyi bağımsız bir devlet oldu.
1927 - Türkiye Cumhuriyeti'nin ilk Vaşington Büyükelçisi Ahmet Muhtar Bey güven mektubunu sundu.
1927 - Cumhuriyet döneminin ilk kâğıt paraları tedavüle çıkarıldı. 1, 5, 10, 50, 100, 500 ve 1000 liralık olmak üzere 7 ayrı değerde çıkarılan banknotlar eski Türkçe ve Fransızca bastırıldı.
1932 - Almanya doğumlu İsviçreli fizikçi Albert Einstein Amerikan vizesi aldı.
1933 - Birleşik Devletler'de 14 yıldır devam eden içki yasağı kalktı.
1933 - Eskişehir Şeker Fabrikası açıldı.
1934 - Türkiye'de kadınlara milletvekili seçme ve seçilme hakkı tanıyan kanun kabul edildi.
1941 - Birleşik Krallık; Finlandiya, Macaristan ve Romanya'ya savaş ilan etti.
1942 - Erbaa ve Niksar'da meydana gelen depremde 500 kişi öldü.
1945 - Bermuda Şeytan Üçgeni'nde bir uçak kayboldu.
1950 - Türkiye Cumhuriyeti Millî Savunma Bakanlığı, Kore'deki askerlerin %10'unun öldüğünü açıkladı. Radyo Gazetesi'ne göre, 150 asker öldü, 150 kayıp, 200 ile 300 yaralı var.
1953 - Bektaşi Şeyhi Sırrı Baba, Bakanlar Kurulu kararıyla sınırdışı edildi.
1957 - Sukarno tüm Hollandalıları Endonezya'dan sınırdışı etti.
1970 - İstanbul Çapa Yüksek Öğretmen Okulu'nda 2 öğrenci vuruldu.
1978 - Sovyet Sosyalist Cumhuriyetler Birliği, Afganistan ile 20 yıllık dostluk anlaşması imzaladı.
1981 - Türkiye Millî Basketbol Takımı, Sofya'da Yunanistan'ı 93-80 yenerek Balkan Şampiyonu oldu.
1986 - Pınar Kür'ün "Bitmeyen Aşk" adlı romanı "müstehcenlik" gerekçesiyle toplatıldı.
1987 - Cibali Tütün Fabrikası yandı.
1987 - Türkiye İşçi Partisi (TİP) genel Sekreteri Nihat Sargın ve Türkiye Komünist Partisi (TKP) Genel Sekreteri Nabi Yağcı (Haydar Kutlu) tutuklandı.
1989 - TGV Atlantique, 482,4 km/h sürate erişerek demiryolu hız rekorunu kırdı.
1995 - MHP Genel Başkanı Alparslan Türkeş, "Cumhuriyetimizin ilk dönemlerinde olduğu gibi ezan Türkçe okunsun" diyen eski Devlet Güvenlik Mahkemesi başsavcısı Nusret Demiral'ın istifasını istedi.
2002 - Oslo'da yapılan barış görüşmelerinde Sri Lanka'da 19 yıl süren savaştan sonra Tamil gerillaları ile hükümet arasında federal iktidar paylaşımı konusunda gelişme sağlandı.
2003 - İntihar bombacıları güney Rusya'da bir trene saldırdılar: en az 46 kişi öldü.
2003 - Türk Telekomünikasyon AŞ hızlı internet uygulaması ADSL'yi, kullanıma açıldı.
 
Arşiv
 
Süper Loto
01.12.2016 Tarihli Çekiliş Sonucu101823343650
 
On Numara
28.11.2016 Tarihli Çekiliş Sonucu03091114253336374045474851535459616465727880
 
Sayısal Loto
03.12.2016 Tarihli Çekiliş Sonucu242636434446
 
Şans Topu
30.11.2016 Tarihli Çekiliş Sonucu041011162601
 
 
Kurumsal

İçerik

Gündem

Siyaset

Teknoloji

Yukarı Çık