Afrin harekatı başladı! Türk jetleri PYD’yi bombalıyor

Ana Sayfa » Güncel » Başbakan'la görüşen Feyzioğlu ne yapmaya çalışıyor

Başbakan'la görüşen Feyzioğlu ne yapmaya çalışıyor

Hükümetten yargıya yönelik gelen eleştirilerin ardından başta Ergenekon ve Balyoz olmak hukuskz davalara ilişkin çözüm önerileri ortaya koyan Barolar Birliği Başkanı Metin Feyzioğlu, çözüm önerilerini ve kaygıları anlatan bir yazı kaleme aldı. İşte Feyzioğlu'nun o yazısı:

 
5 Ocak 2014 Pazar 19:02 
Yorum YapYazdır
 
 
Başbakan'la görüşen Feyzioğlu ne yapmaya çalışıyor

 

Neler oluyor? Ne yapıyoruz?

Gelin dostlarım bazı hususları açıklığa kavuşturalım.

Hukuk devletinden, demokrasiden, insan haklarından, yurttaşlarımın üstün menfaatlerinden yana tarafım.

Özetin özeti:

Hukuk devletinde ve demokraside;

Yolsuzluklarla sonuna kadar mücadele edilir.

Paralel devlete, derin devlete izin verilmez.

Bu iki zorunluluktan birini görüp, diğerini görmemek olmaz.

Adil yargılanmak her yurttaşın hakkıdır. Çözüm önerimiz de birkaç davayı değil, geneli kapsamaktadır.

Adil yargılama istemek, darbelere destek vermek veya yolsuzluk soruşturmasını gölgelemek değildir.

NE YAPIYORUM

Vakit ayırır, devamını okursanız ne yaptığımızı daha iyi anlatabilirim:

1. Ben Türkiye'ye, Türkiye'nin kurumlarına, hukuk devletine ve demokrasiye sahip çıkıyorum. Söylenmek, sızlanmak, "ne yaparsak yapalım boş, hiçbir şey değişmez" demek yerine, hem sözümü sakınmıyor hem çözüm üretiyorum.

2. Cumhurbaşkanı ve ardından Başbakanla gerçekleştirdiğimiz görüşmelerden sonra yapılan yorumları okudum. Desteklerini ifade edenlere teşekkür ederim. Kaygılarını ifade edenlerin bu kaygılarına dair açıklama yapmayı ise gerekli görüyorum.

3. Bazı yorumlarda, Cumhurbaşkanı ve Başbakanla niçin görüştüğüm sorgulanıyor. Cevap vereyim: Ben yargı erkinin en başındaki kişilerden biriyim. 79 baroyu, 82 000 avukatı temsil ediyorum. Şu anda milyonlarca yurttaşımız Türkiye Barolar Birliği'nin ne diyeceğini, ne yapacağını yakından izliyor, umutla bekliyor. Yaşanan devlet krizinin, özünde bir adalet krizi olduğunu görüyorsunuz. Bu durumda, kuşkusuz, yargının kurucu unsuru olan avukatlar ve barolar çözüm üretmeli, çözümün bir parçası olmalı.

Peki, devletin ve yürütme organının başlarıyla, siyaset mekanizmasıyla görüşmeden nasıl çözüm üretebiliriz?  Sırada Meclis Başkanı ve TBMM'de Grubu olan siyasi partilerin genel başkanları var.

KİMİNLE GÖRÜŞEYİM

4. Niçin görüşüyor diye yorum yapanların, kiminle görüşmemi beklediklerini gerçekten çok merak ediyorum. Meksika Cumhurbaşkanıyla mı yoksa Yeni Zelanda Parlamentosuyla mı? Dostlarım, elbette devlet kurumlarının başlarıyla ve siyasi partilerle görüşecek, çözümlerimizi sunacak, eleştirilerimizi doğrudan yapacağız. Zaten yeteri kadar söz üreten var; bizim çözüm üretmemiz lazım.

5. Soranlara hemen cevap vereyim: Evet, görüşmelerimde bugüne kadar ne dediysem onları söylüyorum, çözüm öneriyorum, eleştirilerimi yapıyorum, dinliyorum ve cevap veriyorum. Merak etmeyin, ben Türkiye Barolar Birliği’nin Başkanıyım. Milletimden başka kimseden bir beklentim, hukuk devleti ve demokrasiden başka bir talebim yok. Kimseden de çekinmiyorum. Niçin çekineyim ki? Yıllardır konuşması gerekenler sus pus dururken benim ne söylediğim, nasıl söylediğim ortada değil mi?

6. Ne dediğini ve kim olduğunu bilen insanlar, başka insanlarla görüşmekle birilerinin korktuğu gibi "taraf" değiştirmezler. Benim tarafım belli: Demokrasi, hukuk devleti, insan hakları, hukukun üstünlüğü.

BİR YERLERDEN BAŞLAMAK GEREKİYOR

7. Demokrasi ve hukuk devleti böyle bir şey işte; konuşmak ve iletişim kurmak gerekiyor. Alışacağız. Bir yerden başlamak lazım. Benim tarafım belli: Daima hukuk devleti, demokrasi ve özgürlükten yana tarafım. Bu düşüncelerimi doğrudan devlet kurumlarının başlarına söylememden rahatsızlık duyanlar, lütfen derin bir nefes alsın. Ben düşüncemi söylerim, gerekçelerini anlatırım, yurttaşlarımızla da paylaşırım. Sonra herkes kendi değerlendirmesini yapar.

8. Bugüne kadar yanlışa yanlış, doğruya doğru demeyi ilke edindim. Siyasi iktidarı seviyeli, fakat en ağır, en etkili şekilde eleştirdim. Eleştirmekle kalmadım,  yapılması gerekenleri de ortaya koydum. Sadece siyasi iktidarı değil, yanlış yaptıklarını düşündüğümde bütün siyasi partileri ve yargı organlarını da eleştirdim. Dava açmamız gerektiğinde dava açtık, suç duyurusunda bulunmamız gerektiğinde suç duyurusunda bulunduk.

9. Karış karış Türkiye'yi gezdim defalarca. Halkımla kucaklaştım; güzel ülkemin candan insanlarından çok şey öğrendim, aynı zamanda düşüncelerimi paylaştım. Vatanım ve Milletim adına vermem gerektiğine inandığım hiçbir mücadeleden kaçmadım; şık ofislerde, lüks makam araçlarında rahata ermeyi değil, mücadele etmeyi seçtim.  Gelip geçici siyasi menfaatlerin peşinde koşmadım; hava ve su kadar ihtiyacımız olduğunu düşündüğüm hukuk devletinin ve demokrasinin mücadelesini vermenin vatan borcu olduğunu düşündüm. İlkeli duruşun Milletim tarafından takdir edileceğine ve destekleneceğine inandım. Bu inancımın yerinde olduğunu gördüğüm için çok mutluyum. Bugün, her zamankinden bile daha azimli ve kararlı olduğumu bilmenizi istiyorum.

YOLSUZLUK SORUŞTURMASINDA TAVRIM

10. Dostlarım, yolsuzluk soruşturmasında ilk günden itibaren tavrımı koydum: Soruşturma, gittiği yere kadar gitmeli, siyasi iktidar tarafından asla engellenmemeli dedim. Sadece oturduğum yerde konuşmakla kalmadım, yurttaşlarımızı bilgilendirmek için şehir şehir konferanslar verdim. Yargı üzerinde idarenin denetimini getiren Adli Kolluk Yönetmeliği değişikliği cumartesi günü Resmi Gazete’de yayımlandı, Pazartesi sabah 9.00’da iptal davamızı açmıştık bile. Danıştay, yürütmeyi durdurma kararını Türkiye Barolar Birliği'nin ve Ankara Barosu'nun bu davaları üzerinden verdi. Böylece yolsuzluk soruşturmasının engellenmesine neden olabilecek önemli bir düzenleme ortadan kaldırıldı. Yani dostlar, biz daima iş yaptık ve çözüm ürettik. İş yapanlar elbette eleştirilir. Eleştirilerden ders çıkarabilmek gerekir. Bu sebeple lütfen

doğru bildiğinizi hep söyleyin ki biz de doğru işler yapmaya devam edebilelim.

DEVLET KRİZİ

11.  Bugün ülkemizde çok vahim bir devlet krizi yaşanıyor. Siyasi iktidar, devlet içinde paralel devlet kurulduğunu iddia ediyor. Devletin kurumları birbirleriyle ve kendi içlerinde ağır bir hesaplaşmanın içinde. Biz, bir yandan bu iddianın delillerinin ortaya konulmasını istiyoruz, diğer yandan "madem paralel devlet var diyorsunuz, bugüne kadar niçin buna izin verdiniz" diye soruyor, sözümüzü sakınmıyoruz. Yalnız dikkat edin lütfen, "niçin izin verdiniz" diye sormak,  iddianın ciddiye alınmasına ve delilleriyle ortaya konulmasını talep etmeye engel değil.

KUMPAS VE ADİL YARGILANMA

12. Dostlarım, ortada en yetkili ağızlardan dile getirilen büyük bir iddia var: Ergenekon, Balyoz, Casusluk ve Poyrazköy davalarında Türk Silahlı Kuvvetlerine kumpas kurulduğu. Biz yıllardır, bıkmadan usanmadan, sadece bu davalarda yargılananlar için değil, bu ülkenin tüm yurttaşları için adil yargılanma hakkını istedik. Adil yargılama olmadan sap ile saman, doğruyla yanlış, suçluyla suçsuz birbirinden ayrılamaz dedik. Esasen suçsuzluklarını haykıran insanlar da af değil, adil yargılama istiyorlar. Zaten biliyorsunuz af,  yakın gelecekte mümkün görülmüyor.

13. Şimdi kendinizi sahteliği sabit delillerle, PKK'lı gizli tanıkların ifadeleriyle mahkum edilmiş gazetecilerin, avukatların, subayların, akademisyenlerin, milletvekillerinin, yerel yöneticilerinin yerine koyun. Ne isterdiniz? Adil yargılama, özgürlük ve iade-i itibar, değil mi? İşte bunun yolunu anlatıyoruz biz de. Şu anda cezaevlerinde özgürlük bekleyen yurttaşlarımız için adalet istemek, nasıl olur da yolsuzluk soruşturmasını gölgelemek olarak takdim edilebilir!

ŞİKE DAVASI DAHİL

14. Üstelik bizim çözümümüzün kapsamına sadece kamuoyunda çok konuşulan bir kaç dava girmiyor. Antidemokratik olduğu doğrudan TBMM tarafından kabul edilmiş Özel Görevli Mahkemelerde görülen her dava ve yargılanan her yurttaşımız giriyor. Soranlar için söylemiş olayım, Şike Davası dahil.

15.  Adım adım çözüm önerimiz şu:

- Özel görevli mahkemeleri antidemokratik olduğu için kaldıran kanun (6352 sayılı kanun) 5 Temmuz 2012'de yürürlüğe girdi.

- Peki, gerçekten özel görevli mahkemeler kaldırıldı mı? Hayır. Kanuna bir geçici 2. madde konuldu ve denildi ki, bu mahkemeler ellerindeki işler kesin hükümle sonuçlanıncaya kadar bunlara bakmaya devam edecekler. Benzetme yapayım: Şu ilacın öldürücü yan etkisi vardır, üretimini durduruyoruz dedikten sonra, stoklar bitinceye kadar eczanelerde satılmaya devam edilsin denilmesinden hiçbir farkı yok bu yapılanın. Yani, çok ama çok yanlış oldu.  Bu geçici 2. madde olmasaydı, söz konusu davaların hiçbiri özel görevli mahkemelerde görülmeye devam edilmeyecekti.

NE YAPILMALI

Öyleyse ilk yapılması gerekenler neler?

İki ayrı kanuni düzenleme yapılmalı.

A- Birinci kanuni düzenleme şunları içermeli:

Madde 1’in içeriği:

Hukukla ve mantıkla çelişen geçici 2. maddenin kaldırılarak özel görevli mahkemelerin gerçekten kapatılması, ellerindeki işleri devretmelerinin hükme bağlanması.

Böylece Poyrazköy ve Casusluk davası gibi henüz ilk derecede özel görevli mahkemelerde görülmekte olan davaların, genel görevli mahkemelere aktarılmasının sağlanması.

Madde 2’nin içeriği:

- Özel görevli mahkemelerin 5 Temmuz 2012’den sonra verdikleri ve halen Yargıtay'da bekleyen kesinleşmemiş mahkumiyet hükümlerinin başka hiçbir değerlendirme yapılmaksızın görev yönünden Yargıtayca bozulacağına dair mutlak bir düzenleme yapılması.

Böylece bir gün içerisinde, Yargıtay'ın Ergenekon ve Şike davası gibi davalarda verilen hükümleri, hiçbir takdir yetkisi kullanmaksızın bozmasının sağlanması.

Madde 3’ün içeriği:

- Özel görevli mahkemelerin 5 Temmuz 2012’den sonra verdikleri ve Yargıtay'dan onanarak kesinleşmiş mahkumiyet hükümlerinin başka hiçbir değerlendirme yapılmaksızın yeniden yargılamaya tabi olacağına dair mutlak bir düzenleme yapılması.

Böylece Balyoz davası gibi davalarda yeniden ilk derece yargılaması yapılmasının sağlanması. Özel görevli mahkemeleri açık tutan Geçici 2. madde kaldırılacağı için, yeniden yargılamayı artık özel görevli mahkemeler yapmayacaktır. Çünkü Geçici 2. Maddenin kaldırılmasıyla, özel görevli mahkemeler kapatılmış olacaktır.

B - İkinci kanuni düzenleme şunu içermeli:

- Özel görevli mahkemelerin yerine Terörle Mücadele Kanunu'nun 10. maddesiyle kurulmuş terörle mücadele mahkemelerinin kaldırılması.

Böylece Ergenekon ve Şike davası gibi davalarda Yargıtay'ın bozma kararından sonra yapılacak yargılamaların ve Balyoz davası gibi kesin hükümle bitmiş davalarda yeniden yargılamanın genel görevli mahkemelerde, yani bildiğiniz ağır ceza mahkemelerinde yapılmasının sağlanması.

NE KARAR VERİR

16.  Şimdi denilebilir ki, davalar yeniden görülmeye başlandığında, özel görevli mahkemelerin yerine işe bakan genel görevli mahkemelerin nasıl karar vereceğini nereden bilelim?

Bilemeyiz.

Zaten bilmemize de gerek yok. Çünkü talebimiz sadece adil yargılama.

17.  O zaman şu sorulabilir; genel görevli mahkemeler adil yargılama yapacaklar mı? Nasıl emin olabiliriz?

Olamayız.

Ancak genel hükümlere göre yargılama yapmak zorunda olan bu genel görevli mahkemelerin savunma hakkını isteseler de özel görevli mahkemeler gibi yok sayma imkanları yok.

Kaldı ki yargının kendine karşı duyulan haklı güvensizliği, adil yargılamalar yapıp gidereceğini beklemek hiç de mantıksız değil. Bu ülkenin binlerce bilgili, namuslu avukatı, hakimi ve savcısı var.

18. İyi de daha kestirme bir yol yok mu?

Yok.

ELLERİMİ OVUŞTURUP BEKLEYEMEM

Önümüzde üç büyük seçim varken af söz konusu olmadığına göre, bu işi yine yargı çözecek.

Özel görevli mahkemeler ve terörle mücadele mahkemeleri kapatılacak; çift başlı ceza yargısına son verilecek ve bu defa yargının hem adalet dağıtması hem kendini aklaması beklenecek. Yalnızca beklenmeyecek, takip edilecek, ısrar edilecek. Böylece yıllardır bıkmadan usanmadan söylediklerimiz gerçekleşmeye başladığında demokrasi kazanacak, Türkiye kazanacak.

Kimse kusura bakmasın, ben adalet bekleyen yurttaşlarımız zindanlara terk edilmişken ellerimi ovuşturup bekleyemem. Hele hele onlara bu zulmü reva görenlerin birine ya da diğerine güvenemem. Tek güvencemiz,  Milletimiz olmalıdır.

19. Acilen başka ne yapılmalı?

Gerekçesiz verilen mahkumiyet kararları ve tutuklama kararları sebebiyle Avrupa İnsan Hakları Mahkemesince ve Anayasa Mahkemesince devlet aleyhine hükmedilecek tazminatların, bu keyfi kararları veren hakimlerden tahsil edilmesini sağlayacak kanuni bir düzenleme gerçekleştirilmeli.

Bu yapıldığı takdirde, göreceksiniz hakimler süratle insan hak ve özgürlüklerini ve savunma hakkının vazgeçilmezliğini benimsemeye başlayacaklardır.

20.  Hemen ardından ne yapılmalı?

Savcılara bağlı bir adli kolluk teşkilatı kurulmalı.

Böylece savcının emrini dinlemeyen, soruşturmaları fiilen bağımsız yürüten yapı değiştirilmeli. Bu yapının ne kadar yanlış olduğu, yolsuzluk soruşturması sırasında savcıların emirlerinin dinlenmediği örneklerle artık iyice görüldü.

İşte dostlarım konu bu.

VAR MISINIZ

Belki biraz uzun oldu ama hukuk devleti ve demokrasi mücadelesini birlikte verdiğim siz değerli dava arkadaşlarıma  anlatmak istedim.

İnanın sadece konuşmak ve birileri bir şeyler yapsın ben de oturduğum yerden söz söyleyeyim diye beklemek çok daha kolay.  Tabii yapılanlar eleştirilecek, eleştirilenler de bundan ders alacak. Ancak eleştiri olur diye iş yapmamak, biliniz ki yapılabilecek en büyük yanlışlık olur.

Yargının tarafsız ve bağımsız olduğu, yurttaşlarımızın hukuki güvenlik içinde yaşadığı, özgürleşmiş, emeğin hakkının verildiği, sosyal güvenliğin ve sosyal adaletin sağlandığı  bir Türkiye'yi hep birlikte kuracağımızı biliyorum.

Bu yolda hiç kimseden beklenti içinde değilim. Türk Milleti'nin azim ve kararlılığına, toplumun sağ duyusuna güveniyorum.

Göreceksiniz Milletimizin kararlılığı karşısında siyaset mekanizması hukuk devletinin evrensel ölçütlerine uygun çözümler üretmek zorunda kalacak, aksi takdirde bunun demokratik sonuçlarına katlanacaktır.

Var mısınız?

Ben varım.

5 Ocak 2014

Metin Feyzioğlu

Odatv.com

 
5 Ocak 2014 Pazar 19:02 
Yorum YapYazdır
 
(0 Yorum Yapıldı)Yorumlar
<p>Henüz kimse yorum yapmamış, ilk yorum yapan siz olun.</p>
 
Bu Kategorideki Diğer Haberler
 
 
Yazarlar
Yazarlar RSS Beslemesi
A. Şefik Mollamehmetoğlu
 
Nihat Genç
 
Türker Ertürk
 
Kazım DEMİR
 
Prof. Dr. Örsan Öymen
 
Mustafa Önsel
 
Mehmet Polat
 
Havva GÜNAYDIN LAKUTOĞLU
 
Göksu Mollamehmetoğlu
 
Osman Cudi Yılmaz
 
Attila Aşut
 
Arslan Bulut
 
Prof. Dr. Orhan Özgür
 
Ahmet Özer
 
Ömer Faruk Altuntaş
 
Gülcan Özgür
 
Ömer Turan
 
Prof. Dr. Burhan Çuhadaroğlu
 
Mehmet Erdal Çağdaş
 
Prof. Dr. Cavit Boz
 
Prof. Dr. Kemal Üçüncü
 
Hüseyin HAYDAR
 
Zekeriya Saka
 
Mehmet Kuvvet
 
Hasan Güneş
 
Erdal ÖZÇELİK
 
Serpil Satut Denizoğlu
 
Erdal Eksert
 
İnci Güngör
 
Coşkun ERUZ
 
Mehmet Akıncı
 
Ruhi  Türkyılmaz
 
İlyas Gümrükçü
 
Sami KOÇ
 
Ömer Asan
 
Kadir ŞİŞGİNOĞLU
 
Son 24 Saat
Haberler RSS Beslemesi
 
 
 
Gazete Manşetleri
 
 
Anket
Halkoylaması sonrası Türkiye'yi ne bekliyor?
1. Daha iyi bir gelecek
2. Daha kötü bir gelecek
3. Birşey değişmez
 
Arşiv
 
Tarihte Bugün
1522 - Rodos'un Osmanlı donanmasınca fethi.
1774 - Osmanlı Padişahı III. Mustafa öldü. I. Abdülhamit tahta çıktı.
1793 - Vatana ihanetten suçlu bulunan Fransa kralı XVI. Louis, giyotinle idam edildi.
1899 - Opel ilk otomobilini üretti.
1908 - New York belediyesinin aldığı bir kararla kadınların toplum içinde sigara içmeleri yasaklandı.
1911 - İlk Monte Carlo Rallisi başladı.
1921 - İtalyan Komünist Partisi kuruldu.
1924 - Vladimir İlyiç Lenin öldü.
1925 - Arnavutluk Cumhuriyeti ilan edildi.
1941 - II. Dünya Savaşı: Avustralya ve Birleşik Krallık birlikleri Tobruk-Libya'ya saldırı başlattı.
1942 - II. Dünya Savaşı: Kuzey Afrika cephesinde Rommel'in Sirenayka taarruzu.
1942 - Askerlik süresi üç yıla çıkarıldı.
1943 - Varlık Vergisi ödemesinin son günüydü. Vergisini ödemeyen mükelleflerin ev ve işyerlerindeki malları haczedildi, daha sonra da icra yoluyla satış yöntemiyle vergileri tahsil edildi.
1946 - Türkiye İş ve İşçi Bulma Kurumu kuruldu.
1951 - Kore'den ilk hasta ve yaralı kafilesi, Ankara'ya geldi.
1952 - Milli Savunma Bakanlığı, Kore'de 34 subay, 46 astsubay ve 1252 erin şehit olduğunu açıkladı.
1952 - Eski Ordu milletvekili, mizah dergisi Akbaba'nın sahibi Yusuf Ziya Ortaç Cumhuriyet Halk Partisi'nden istifa etti.
1954 - İlk nükleer denizaltı Nautilus, Connecticut'ta denize indirildi.
1958 - Lefkoşa'da taksim lehine gösteri yapan Kıbrıslı Türk gençlerine İngiliz askerleri müdahale etti; bir genç ağır yaralandı, altı kişi tutuklandı.
1959 - Ulus gazetesi yazı işleri müdürü Ülkü Arman ve Yakup Kadri Karaosmanoğlu birer yıl hapse mahkum oldu; gazete bir ay süreyle kapatıldı. Yakup Kadri Karaosmanoğlu'nun "Nalıncı Keseri" başlıklı yazısı dava konusu olmuştu.
1961 - Saraçhane Tiyatrosu açıldı. İlk olarak Cevat Fehmi Başkut'un Hacıyatmaz oyunu sahnelendi.
1963 - 21-25 Ocak'da şiddetli soğuklar ülkenin her yanını etkiledi. Elektrikler, sular kesildi, trenler yollarda kaldı; Uludağ'da kar kalınlığı 25 metre.
1967 - Türkiye Milli Talebe Federasyonu'nun beş yöneticisi günü tutuklandı. Sencer Güneşsoy, Baykan Kalaba, Naci Özdemir, Hüsnü Temiz, Kâzım Musa bir gün önce polis tarafından mühürlenen federasyon binasına girmek istemişlerdi.
1967 - Uluslararası Las Vegas Maratonu'nda İsmail Akçay ikinci oldu. İsmail Akçay'ın derecesi 2 saat, 23 dakika, 3 saniyeydi.
1970 - Jumbo-Jet Boeing 747 ticari seferlerine başladı.
1972 - Cidde'ye yaptığı Hac seferinden dönen Marmara adlı THY uçağı 5 kişilik mürettebatıyla düştü. Hostes Hülya Maviler yanarak öldü, diğerleri yaralı olarak kurtarıldı.
1976 - Concorde, Londra-Bahreyn ve Paris-Rio de Janeiro hatlarında ticari uçuşlarına başladı.
1977 - Amerika Birleşik Devletleri başkanı Jimmy Carter, Vietnam savaşı sırasındaki asker kaçaklarının hemen hepsini affetti.
1981 - 444 gündür Tahran'da rehin tutulan Amerikalılar serbest bırakıldı.
1981 - Ankara Cumhuriyet Savcı Yardımcısı Doğan Öz'ü öldürmekten sanık sağ eylemci İbrahim Çiftçi, Ankara Sıkıyönetim Mahkemesi'nce üçüncü kez ölüm cezasına çarptırıldı.
1983 - Eski İstanbul Belediye Başkanı Ahmet İsvan tahliye edildi. İsvan, Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonu (DİSK) davasında yargılanmaktaydı.
1985 - 1983'ten beri süren Yazarlar Sendikası davasında sanıklar beraat etti.
1990 - Adnan Oktar ve müridi oldukları öne sürülen 66 erkek ve 68 kadın gözaltına alındı.
1992 - İstanbul'da evlerde doğal gaz kullanılmaya başladı.
1996 - Özgürlük Ve Dayanışma Partisi kuruldu.
1996 - Filistin'de ilk kez devlet başkanlığı seçimleri yapıldı. Yaser Arafat devlet başkanı seçildi.
1997 - Atatürkçü Düşünce Derneği, Başbakan Necmettin Erbakan hakkında konutta verdiği yemek daveti nedeniyle suç duyurusunda bulundu.
1999 - Amerikan tarihinin en büyük uyuşturucu operasyonu: sahil güvenlik kuvvetlerinin durdurduğu bir gemide 4.300 kg kokain ele geçirildi.
2005 - İzmit İşletmesinin kapatılmasını protesto için fabrikaya kapanan SEKA işçileri, Kurban Bayramı'nı fabrikada geçirdi.
 
Lig Puan Durumu
 
Takımlar
O
G
B
M
P
1
Fenerbahçe
18
10
6
2
36
2
Başakşehir
17
11
3
3
36
3
Galatasaray
17
11
2
4
35
4
Beşiktaş
17
8
6
3
30
5
Kayserispor
17
8
6
3
30
6
Göztepe
18
9
3
6
30
7
Trabzonspor
17
8
5
4
29
8
Sivasspor
17
8
2
7
26
9
Bursaspor
17
7
4
6
25
10
Malatyaspor
18
6
5
7
23
11
Kasımpaşa
18
6
4
8
22
12
Akhisarspor
17
5
4
8
19
13
Aytemiz Alanyaspor
18
5
3
10
18
14
Osmanlıspor
18
5
3
10
18
15
Gençlerbirliği
18
4
5
9
17
16
Antalyaspor
17
4
5
8
17
17
Konyaspor
17
4
3
10
15
18
Karabükspor
18
2
3
13
9
 
Şampiyonlar Ligi
 
UEFA Avrupa Ligi
 
Alt Lig
 
Süper Loto
18.01.2018 Tarihli Çekiliş Sonucu111720293651
 
On Numara
15.01.2018 Tarihli Çekiliş Sonucu07091217192123293839444750525456626669707380
 
Sayısal Loto
20.01.2018 Tarihli Çekiliş Sonucu111319253540
 
Şans Topu
17.01.2018 Tarihli Çekiliş Sonucu091016293406
 
Namaz Vakitleri
 
  • İmsak05:48
  • Güneş07:33
  • Öğlen12:44
  • İkindi15:16
  • Akşam17:33
  • Yatsı19:06
 
 
Kurumsal

İçerik

Gündem

Siyaset

Teknoloji

Yukarı Çık