Dolar zammı şimdi de benzin ve mazotta

Ana Sayfa » Siyaset » BAŞBAKAN'A GÖRE CHP OLMAZSA HERŞEY GÜZEL OLACAK!

BAŞBAKAN'A GÖRE CHP OLMAZSA HERŞEY GÜZEL OLACAK!

Partisinin grup toplantısında konuşan Erdoğan, Taksim Dayanışması platformu ile ilgili sert sözler kullandı, eylemleri ''Yeniçeri isyanı''na benzetti. Başbakan, ülkedeki her türlü eylem ve olayın arkasında CHP'nin olduğunu iddia etti. Erdoğan, Türkiye Cumhuriyeti'nin kurucularından İkinci Cumhurbaşkanı İsmet İnönü'ye ''faşist diktatör'' dedi.

 
25 Haziran 2013 Salı 13:42 
Yorum YapYazdır
 
 
BAŞBAKAN'A GÖRE CHP OLMAZSA HERŞEY GÜZEL OLACAK!

Vatandaşlarımızın önemli kesimini ilgilendiren bazı müjdeleri sizinle paylaşmak istiyorum. Fatih Projesi hızla devam ediyor. Öğretmen ve öğrenciler için tablet bilgisayar ihalelesi için ön yeterlilik belgelerini dün aldık. 10 milyon tabletle ilgili önemli bir adım atmış oluyoruz. Bu ihaleyi kazanacak firmalara, yerli AR-GE şartını getiriyoruz. Bu firmalar 3 yıl içinde Türkiye'de yatırım yapacaklar ve üretime başlayacaklar.Eğitimde devrim niteliğindeki bu gelişmenin velilerimize öğretmenlerimize hayırlı olmasını diliyorum. Geçtiğimiz Şubat ayında engelli öğretmen kardeşlerimizin de öğretmen olabilmelerinin önünü açmıştık. Altyapı oluşturuldu bugünden başlamak üzere 1 Temmuz 2013 günü elektronik ortamda başvurular alınacak ve 600 engelli öğretmen alımı için ilk adımı atıyoruz. Yeni eğitim ve öğretim yılında çocuklarımızı eğitmeye başlayacaklar.


Geliyorum çok daha geniş kesimleri etkileyen düzenlemeye. Kamudaki bir kısım sözleşmeli personelin devlet kadrosuna geçilmesine imkan sağlıyoruz. Bugün itibariyle geçmişte görevde olan 650 sayılı kanunun 4 ve maddelerine göre çalışan personel, belediye kanununa bağlı çalışan sözleşmeli personel ve sağlık personeli olarak çalışan sözleşmeliler devlet kadrosuna geçecek. Bununla ilgili yasal düzenlemeyi kısa bir sürede bitireceğiz. 94 bin kişiyi kadroya geçireceğiz.


Geride bıraktığımız hafta çok büyük bri teveccühle karşılaştığımız bir hafta oldu. Akdeniz Oyunları için yaptığımız 800 milyon lrialık bir adımın açılışını gerçekleştirdik. 17. Akdeniz Oyunları'nın açılışını gerçekleştirdik. İnşallah Tarsus'tan çok farklı bir ışık bekliyoruz. Ak Parti'nin ampülünü Tarsus'ta da yakacaksınız ben buna inanıyorum.
17 ayda bütün alt yapıyı yapıp yetiştirmek önemliydi. 24 ülkede yaklaşık 6 bin sporcu Mersin'de. Mersinli bu işe çok büyük bir ilgi gösterdi. Her yerde her alanda izleniyor. Türkiye 17. Akdeniz oyunlarında 16 bronz 21 gümüş ve 19 adet altın madalya kazandı. İtalya'nın arkasında 2. sıradayız. Daha çok altın var gümüş var bronz var.


Ankara, İstanbul, Kayseri, Erzurum’daki mitinglerde, halkın son gösterilere neler hissettiğini çok net gördük. Millet gösterileri büyük bir sabırla izledi. Aynı milletimiz o engin basiretiyle, o gösterilerle aslında ne yapılmak istendiğini gördü.Gösteriler başladığı andan itibaren, gerek içerdeki medya kuruluşları, sosyal medya çok kapsamlı bir dezenformasyon kampanyası başlatmışlardı. Yüz binler milyonlar, AK Parti’ye gönül verenler vermeyenler itidali temsil ettiler. Onlar yakmadılar, yıkmadılar. Tam aksine onlar demokratik haklarını özgürlük noktasındaki istismarları, yasaların kendilerine tanıdığı o alanlarda dile getirdiler. Bizim söylediğimiz bu zaten. Siz de bir şey mi söyleyeceksiniz, gelin bu meydanlarda yapın.


Yani şiddet hiçbir zaman zaferin müjdecisi değildir. Şiddet iter. Ötekileştirir. İster istemez bunu yapar. Onun için şiddete başvuranlar her zaman her daim kaybetmeye mahkumdur. Bu noktada siz eğer dürüstlükten demokrasiden yanaysanız, demokrasinin şartları bellidir. Gelirsiniz bunu her yerde yasal çerçeve içinde anlatırsınız ve seçim zamanı gelince sandıktan neticeyi alırsınız. İşte AK Parti’nin yaptığı budur. Çok açık söylüyorum. Bu millet bu kampanyaları yutmadı. Millet neyin ne olduğunu, kimin nerede durduğunu, kimin ne yapmak istediğini gördü. Her zaman haklının yanında yer aldı.

Zaten bu gösterileri kışkırtanlar, yönlendirenler milleti etkileyemeyeceklerini biliyorlardı. Başından itibaren uluslararası çevrelere seslendiler. Bu çevreler halkın arkalarından gelmeyeceğini de çok iyi biliyordu. Uluslararası medyayı muhatap aldılar. Türkçe yerine İngilizce yazmayı konuşmayı tercih ettiler.Şimdi bakınız, gösteriler başladığı andan itibaren biz şunu çok net olarak söyledik. Bu gösterilere katılanlar farklı katmanlardan oluşuyorlardı. Bu noktada bizim hiçbir kompleksimiz yok. Halkın tepkilerine hiçbir zaman sırtını dönen bir hükümet olmadık. 10,5 yıl boyunca her bir grubun ferdin taleplerini dinledik, dikkate aldık. Yüzde yüzün hükümeti olmak için hassasiyet gösterdik.

Bu gösterilerin içinde Gezi Parkı, ağaç ve çevre hassasiyetiyle yer alanlar vardı. Biz onları samimi bulduk. Diğerlerinden ayrı tutmak suretiyle söylediklerine dikkatle kulak verdik. Temsilcileri saatlerce dinledim, dinledik. Bakanlar Kurulu toplantısında biz bu kadar zaman geçirmedik. Bizzat şahsım, valimiz, belediye başkanımız bu samimi göstericilerle de irtibat kurdular. Ama bunların yanında samimi olmayanlar da vardı. Dürüst değillerdi. Başbakan yardımcımızla yaptıkları görüşmeden sonra çıkıp, yeniçerinin o isyancı grupları gibi, ‘şu valiyi görevden alacaksın, şunu görevden alacaksın’ gibi ültimatom sallayanlar vardı. Sen hangi iktidara konuşuyorsun yahu? AK Parti iktidarıyla bunlar konuşulur mu?

Yazılı ve görsel medyadakiler bu tiplere hadlerini bildirmiyor. Önce haddini bileceksin yahu. Sen kalkıpta yok bilmem ne platformuymuş, ne platformu olursan ol yahu. Ayaklar ne zamandan beri baş olmaya başladı. Milletimizin vermiş olduğu bu yetkiyi kullanamaz duruma gelirse, o zaman zaten bittik demektir. Millet zaten bize bir iktidar vermiş. Ama bu ülkede alışılmış bir şey var. Bakınız AK Parti iktidarına kadar, çok partili dönemde bir alışkanlık vardı. Şöyle ortalamaya baktığımız zaman, 16 aylık iktidarlarla istikrarsızla yoğuruldu. İstikrarsız iktidar dönemlerini, ki bunlara iktidar diyemezsiniz zaten. Bu Türkiye’yi nereye getirdi. 2 bin 600 iyi niyetle 3 bin 500 dolarlara getirdi. Sıralamay baktığınız zaman maalesef gerilerdeydik. AK Parti iktidarıyla, istikrar dönemi başladı. Güven başladı.

BREZİLYABakınız AK Parti iktidarına kadar, çok partili dönemde bir alışkanlık vardı. Şöyle ortalamaya baktığımız zaman, 16 aylık iktidarlarla istikrarsızla yoğuruldu. İstikrarsız iktidar dönemlerini, ki bunlara iktidar diyemezsiniz zaten. Bu Türkiye’yi nereye getirdi. 2 bin 600 iyi niyetle 3 bin 500 dolarlara getirdi. Sıralamay baktığınız zaman maalesef gerilerdeydik. AK Parti iktidarıyla, istikrar dönemi başladı. Güven başladı. İşte bu sıçramadır ki, Türkiye’yi dünyada güven saygı duyulan bir ülke konumuna getirdi. Ama saygı duyulan Türkiye’yi içerde ve dışarda koordineli olan bu adımlarla yıpratmak istediler. Millet duruma el koydu, sahip çıktı. Dedi ki hayır, bu gidiş yanlıştır, iktidarımızın yanındayız dediler. Burada dikkat edin, 20 cent zam için bu eylemler yapılmıyor Brezilya gibi. Sağlıkta şu yapılmadı diye yapılmıyor. Çok ilginç şeyler.

Ben Brezilya’da oynanan oyunun da aynı merkezden düğmeye basılmak suretiyle yapıldığına inanıyorum. Brezilya’da IMF’ye olan borçlarını ödemiş konumda. Türkiye’de öyle. Başından itibaren faiz lobisi dedim değil mi? Birilerini bu hoplattı. Ama bu faiz lobisi, bazı çevreleri ciddi manada rahatsız ediyorlar.

CHP Yazılı görsel ulusal ve uluslararası medya nasıl görevler üstlendiğini hep gördük. Bunların kayıtları var. Zaman zaman teşkilat içinde, halkımıza görüntüleriyle açıklayacağız. Çünkü Müslüman bir sokulduğu yerden bir defa daha sokulmaz. Bu oyunları bozacağız. CHP’nin yetersiz etkisiz kalitesiz cılız muhalefetinin beceriksizliği, maalesef CHP seçmenini umutsuz bir noktaya taşıdı. Meclis içinde muhalefet yapamayan CHP sokak sokak çatışma çağrıları yaparak, kendi tabanını tahrik ederek, bu kitlelerin sokağa çıkmasına zemin hazırladı.

ALEVİ AÇILIMIAlevi vatandaşlarımızın da kitlesel olarak yer aldığını maalesef gördük. Onların taleplerini de gayet iyi anlıyoruz. Biz onlarla ilgili olarak biliyorsunuz, Alevi açılımı başlığı altında bir dizi toplantılar yaptık. Temsilcilerini bir araya getirdik. Şu anda yine başbakan yardımcıma bırakılan yerden devam ettirilmesi noktasında talimatım var. Ama bunları biz masada çözmeliyiz. Aynı yanlışlara düşmemek gerekir.

Dersim katliamının olduğu dönemde bu ülkenin iktidarı hangi partiydi? CHP’ydi. Peki CHP bu katliam karşısında ne yaptı? Tavrı oldu mu, olmadı. Bu dönemin başbakanı olarak ben o dönemde yapılmayan, özür beyanını, Türkiye Cumhuriyeti Devleti adına Tayyip Erdoğan yaptı, özür diledi. Peki ana muhalefetin genel başkanı, artık genel müdürü diyorum. Bu konuyla ilgili kalkıp acaba bir kere özür beyanında bulundu mu? Bizim iktidarımızdı diyebildi mi? Bu ülkenin en eski partisi biziz, bunu hep kullanıyor. Siz yaptınız.

Fakat biz  yüzde yüzün hükümeti olarak, Türkiye’deki her inanç grubu gibi Alevi vatandaşlarımızın da sorunlarına büyük bir samimiyetle eğildik. Önemli adımlar attık. Yeterli olmayabilir, ancak bu sorunları çözmek için samimiyet göstermediğimizi hiç kimse, ama art niyetli olmayan, hiç kimse ifade edemez. Sadece Dersim olayları bile bizim için çok önemli bir samimiyet göstergesidir. Diyanet, TRT, Milli Eğitim Bakanlığı’mız önemli uygulamalar gerçekleştirdiler. Çalıştayla sorunlar belirlendi. Raporlar ortaya kondu.

CHP, Dersim Katliamı’nın mimarıdır. Aynı CHP, on yıllardır güya Alevi vatandaşlarımızın temsil edildiği partidir. Peki soruyorum, CHP iktidar olduğu, koalisyon olduğu dönemde Alevi vatandaşlarımız için ne yapmıştır? Dersim olaylarında CHP iktidardı. Sivas olayları yaşandığında, iktidar ortağı SHP yani CHP’ydi. Gazi Mahallesi yaşandığı ortamda iktidar ortağı yine CHP. CHP bu olayları engelleyemediği gibi peşine düşmemiştir.  AK Parti özür dilerken, bu büyüklüğü gösterirken, CHP başındaki genel başkana rağmen o bu özrü dileyememiştir. Son yıllarda CHP’nin Alevi vatandaşlarımızın sorunlarını çözmek için gayret yerine, hangi kirli planların içinde yer aldığını biliyoruz. Tüm kardeşlerimin de CHP’nin bu planları görmesini istiyoruz.

Kapıların işaretlerinden tutunuz, Reyhanlı saldırısına, Gezi olaylarına kadar CHP çok tehlikeli bir senaryoya destek vermektedir. Şu anda Gezi parkı olaylarını kışkırtan, Alevi vatandaşlarımı sokağa dökmek isteyen, televizyonun gazetelerin sahipleri CHP’lilerdir. Şiddet eylemcilerinin sırtını sıvazlayanlarda, küfür edenlere para veren de,  Alevileri kışkırtacak tweetleri atan da CHP’nin milletvekilleridir.

Alevi kardeşlerimizin bu oyunlara karşı son derece dikkatli olmalarını rica ediyorum. geçmişte yaptıklarını bugün de yapmaya çalışan CHP’ye karşı, tüm Alevi kardeşlerimizin dikkatli olmasını diliyorum. Bugün de söylüyorum bütün bu isimler niceleri, bu milletin hamurudur, mayasıdır temelidir. Bu isimlerden bir tekini dışlarsanız, milletin gönül tellerini koparırsınız. Acılara yeni acılar katarak değil, ortak paydaları çoğaltarak istikbali şekillendirmek zorundayız. Her meseleyi çözeriz. Çözülmez gibi görülen nice meseleyi çözdüğümüz, çözüm yoluna koyduğumuz gibi yarın da aramızdaki her konuyu bir çözüm yoluna inşallah koyarız.
Kavganın, çatışmanın şiddet ve gerilimin sorunların çözümüne hiç ama hiç katkısı olamaz. Konuşarak, istişare ederek çözeceğiz. Hukuk yoluyla meselelerimizi çözüm yoluna koyacağız. Yüzde yüzün sorunlarını hep kendi sorunumuz olarak kabul edeceğiz. Bir kez daha Alevi vatandaşlarımızdan çirkin tahriklere, tehlikeli senaryolara karşı çok çok dikkatli olmalarını rica ediyorum.

HÜSEYİN AYGÜNÖzellikle bir CHP’li milletvekilinin yaptığı, hem milletime, hem şahsıma ait hakaretlerini yargıya taşıdık. Gerek bu milletvekili gerek hemşerisi olan CHP’nin genel başkanı, sürekli faşist diktatör deyip duruyorlar. Eğer faşist diktatör görmek istiyorlarsa, aynaya baksınlar, geçmişlerine baksınlar.Bu kürsü o belgelerin şahididir. Emri altına girdikleri Esed’e baksınlar. Parti genel merkezlerindeki milli şefin fotoğrafına, dersim katliamının mimari milli şeflerine baksınlar. İşte orada faşist diktatörü görürler. Türkiye ile, hükümet ile, milli irade ile hesaplarını görmek isteyenler bu gösterileri araç olarak kullandılar. Ortaya çıkan kirli senaryoyu, şiddeti, vandallığı görenler zaten kendilerini bu göstericilerden ayrı tuttular. Şiddet eylemlerinde yer almadılar. Bu katmanların dışında kalanlar son derece planlı şekilde, kirli hesabı görmek amacıyla süreci yaymak için uğraştılar. Çok sayıda gencimiz, kirli hesapları olan bu ellerin oyuncakları oldu. Bu senaryoya figüran olarak katılmış oldular. Biz işte bu art niyetlilere karşı en başından itibaren dik durduk ve dik durmaya devam edeceğiz.

Cuntalar karşısında asla boynumuzu bükmedik. Çetelerin mafyanın karşısında asla boynumuzu bükmedik. Cumhuriyet mitingleri karşısında, Danıştay gibi kirli saldırılar karşısında, medya operasyonları karşısında, asla boynumuzu bükmedik. Bu olaylar üzerinden bizimle hesap görmeye karşı da asla boynumuzu bükmeyiz. Asla geri adım atmayız.  Millet arkamızda durduğu sürece kimden nereden gelirse gelsin, milletin emanetini namusumuz şerefimiz bilir ve onu canımızla koruruz.Daha en başından itibaren içerden ve dışardan birileri bu gösterilerin tamamen masum, haklı gösteriler olduğunu, polisin şiddet kullandığını son derece sistemli şekilde yaydılar. Sosyal medyada planlı operasyonlar yapıldı.

Türkiye’deki bazı medya kuruluşları baş provokatör olarak görev aldı. Uluslararası medya bu operasyonlarda görev üstlendi. Türkiye içinde imtiyazlarını kaybetmiş olanlar, hiçbir zaman iktidara gelemeyeceklerini anlayanlar, bu olaylar üzerinden hesap görme çabası içine girdiler. Hatta, yahu bu iş bitti be, hallediyoruz diyenler oldu. Ama benim vatandaşım hiçbir zaman bunların diliyle hareket etmedi. Şiddet yok, kırma yok, yakma yok. Hepsi hukuk içinde. Eğer siz de gerçek anlamda vandallık, barbarlık bunların karşısındaysanız, gelin mitinglerinizi de yürüyüşlerinizi de yapın. Niye bu yolla değil de farklı yolla? Milletim bunun da dersini verecek.

SDP OPERASYONUDüşünebiliyor musunuz adı parti. Ama parti teşkilatı içine terörist gruplardan kim varsa gittiler. Polis de gitti. İçerde ne var? Silahtan tut da, döner bıçaklarına varıncaya kadar, Molotof kokteyline varıncaya kadar her şey var. Böyle bir parti teşkilatı olabilir mi? Şimdi ne oldu? “Polis parti teşkilatının içine girdi.” Onlar normal bir çalışmanın içindeyken değil.

DİVAN OTELİDiyorlar ki “otele polis saldırdı” durup dururken saldırmadı. O meydanlarda polisle çatışanlar oraya gitti. Oranın sahipleri de onlara güzel bir ev sahipliği yaptı. Oranın peşinden polis oraya girdi. Biliyorsunuz yasalarda yataklık etmek de suçtur. Bu bir yataklık etme suçudur aslında. Bazı ülkeler, bazı devletler Gezi Parkı üzerinden hesap görmek istediler. “Mesele Gezi Parkı değil, hala anlamadın mı” diyenlerle birlikte oldular. Meselenin hesap görme meselesi olduğunu ifade ettiler. Bana başbakan çok sert, çok öfkeli diyorlar. Başbakan bunu görmesin duymasın diyorlar.

Çok enteresan ağacı gösteriyorlar yağmayalamayı unutuyorlar. Paçavraları gizliyorlar. Mustafa Kemal’in askerleriyiz diyorlar ama yakılan bayrağımızı, Taksim Meydanı’nda bakıyorsunuz teröristlerle Atatürk’ün yanyana resimlerini görmemezlikten geliyorlar. Neredesin CHP? Niye indirmedin? Ulusalcılar neredesiniz? Aynı şekilde AKM işgal altındaydı. Hatırlayın, işgal altındayken orada asılan pankartlarda, paçavralarda ne var, teröristlerin posterleri vardı. İllegal örgütlerin paçavralar vardı. Günlerce orada asılı durdu. Ne oldu CHP’ye müdahale etti mi? Etti mi?

GEZİ'YE MÜDAHALE TALİMATIKuzey Afrika’dan döndüm. Baktım hala duruyor. E içişleri bakanıma ne diyecektim? 24 saat içinde bunları temizle. Burayı temizleyeceksin, 24 saat. Meydan, anıt temizlenecek, ardından da Gezi Parkı’nı bu işgalcilerden temizleyeceksin. Buradan tüm millet istifade eder, belirli bir azınlık işgal edemez. Eğer işgal varsa, orada devlete düşen görev o işgali kaldırıp, halka açmaktır.

Ne dediler? Gezi Parkı’na şafak harekatı uygun değil. Ne yapacaktık? Keyfinizi mi bekleyecektik?  Hepsiyle görüştüm. Kendilerine şunu söyledim. Yahu Allah aşkına niye duruyorsunuz orada? Yargı zaten bir karar vermiş. Siz zaten burada devlet olarak işlem yapamazsınız. Yargı kararını versin. Lehimizde karar verdiğini düşünün dedim. Halk oylamasına gideceğim dedim. Bunu tabi ki belediye yapacak. İçlerinde çoğunluğu çok güzel dediler. Gidin o zaman çözün dedim. Yetkimiz yok dediler. Bir taraftan platformum diyorsun, diğer tarafta yetkimiz yok diyorlar. Yahu bizim neyimiz vardı? Şu Mayıs ayında havaalanı ihalesi gerçekleşiyor. Japonlarla nükleer santral adımını atıyoruz. Üçüncü köprünün temeli atılırken, siz neyi istiyorsunuz arkadaşlar?

Gerdiğimizde 45 lira burs alıyordunuz, 280 lira lisans öğrencisine burs veriyoruz. 200 lira da beslenme alıyorsun. El insaf yahu. Biz de üniversite öğrencisi olduk. Ama biz bunları yaşamadık. Biz yaşamadıklarımızı gençlerimize yaşatmak istiyoruz. Şu yapılana bakın. Bir yerlerin oyununa geliyor. Gençlerimize sesleniyorum. Bu oyuna gelmeyin, kullanılmayın. 30 yaşında seçilme hakkına sahiptin ey genç kardeşim. 25 yaşına seçilme hakkını getiren iktidar biziz. Seçme yaşı bu ülkede 18. Ben şimdi 18 yaşın seçme ve seçilme yaşı olması çalışmasını yaptırıyorum. Bu konuda ileri adımlar atmayı düşünürsem, ana muhalefet ve diğerleri bu parlamento çoluk çocukla mı dolacak diyorlar.

BEZMİ ALEM CAMİİBu ülkede gence hangi partinin sahip olduğunu bilmen lazım. Biz gençlerle beraber yürüyoruz, geleceğe yürüyeceğiz. Bakın çok enteresan bir şey gençler. Bizim toplantımıza gelenler Kandil simidi gösteriyorlar. İçlerinden tabi sözde sanatçı çok. Ama ayakkabıyla girilen, içinde içki içilen camiyi gizliyorlar. Üç gün. Üç gün Bezmi Alem Valide Sultan Camii, yani Dolmabahçe Camii işgal altında. Oradan operasyonlarını idare ettiler. Yönettiler. Biz son anda olayı duyduk. Eğer biz bu tahriklere kapılmış olsaydık, allah muhafaza bu ülke çok tehlikeli şeyleri yaşayabilirdi. Bu oyunu biz bozduk.

POLİS MÜDAHALESİGezi Parkı’nda namaz kılanları gösteriyor. Ama yanında bebeğiyle şiddete uğrayan baş örtülü kadını görmüyor. Karanfil gösteriyor  ama polise uyguladıkları şiddeti gizliyorlar. Linç ediyorlar yahu Ankara’da. Granit taşlarla polise nasıl saldırıldığını gördünüz. Niye bunu anlatmıyorsunuz? Polisimin de yanlışı vardır doğrudur. Bakanlığım zaten araştırmayı yapıyor. Geniş baktığınız zaman şiddete uğrayan polisimizdir. Yüzlerce taş atıyorlar, o sadece kalkanıyla duruyor.Güya esprili sloganları gösteriyorlar. Duvarlara yollara yazdıkları ağır hakaretleri gizliyorlar. Bizden de meseleyi böyle görmemizi istiyorlar. Tencere tava. Gece yarılarına kadar tencere tava dinlettiler millete yahu. Hani çevreciydi bunlar, hani CHP’liydi, hani bunlar sakindi. Çevreciliğin içinde gürültü, görüntü kirliliği yoktur. Bunlar o canım canım, o dev saksı çiçekleriyle barikat oluşturdular. Onlar polise şiddet uygulayacak biz görmeyeceğiz, yok böyle bir dünya kardeşlerim. Herkesi kandırabilirler, ama biz de millet de bunu yutmadık, yutmayız.

Güya esprili sloganları gösteriyorlar. Duvarlara yollara yazdıkları ağır hakaretleri gizliyorlar. Bizden de meseleyi böyle görmemizi istiyorlar. Tencere tava. Gece yarılarına kadar tencere tava dinlettiler millete yahu. Hani çevreciydi bunlar, hani CHP’liydi, hani bunlar sakindi. Çevreciliğin içinde gürültü, görüntü kirliliği yoktur. Bunlar o canım canım, o dev saksı çiçekleriyle barikat oluşturdular. Onlar polise şiddet uygulayacak biz görmeyeceğiz, yok böyle bir dünya kardeşlerim. Herkesi kandırabilirler, ama biz de millet de bunu yutmadık, yutmayız.
Ben Zahide Nine’ye ahlaksızca para teklif edecekler, biz bunu görmeyeceğiz. Taksim’de ahlaksızlığı sergileyecek biz görmeyeceğiz öyle mi? Müftünün karısıyım diye çıkacaklar, görmezden geleceğiz öyle mi? Şehirlerde, mitinglerde toplanan milyonlarca makarnacı diyecekler, bize oy veren 21,5 milyon kömürcü diye anılacak, bidon diye anılacak, koyun diye aşağılanacaklar biz sineye çekeceğiz öyle mi? Başörtüsüne, camimize, bayrağımıza dil uzatacaklar biz bunu hoş görüyle karşılayacağız öyle mi? Böyle bir dünya yok.

KILIÇDAROĞLUCHP genel başkanı ile Avrupa liderleri mektup muhabbetine girdiler biliyorsunuz. İçerde mezhep çatışması çıkarmak isteyenlerle dışardan bunu yapmak isteyenler tesadüfen mi böyle bir işbirliği yapıyor. Bunlar enteresan. Buna benzer onlarca örnek var. Tesadüf denilemeyecek onlarca gelişme var.

SELİN GİRİTUluslararası bir yayın kuruluşunun, Türkiye temsilcisi “Duran adam değil, durduran adam olalım. Ekonomiyi durduralım, tüketmeyin. Altı ay tüketmeyin, bizi dinleyecekler” diyor. Bir insan kendi ülkesine karşı böyle bir komplonun içinde yer alabilir mi? Buna gazetecilik denilebilir mi? Bu zihniyet içinde bulunduğu tabanda delik açma zihniyetidir. Zaten bu işin başlangıcında da niyet bu.

“Mesele Gezi Parkı değil” diyorlardı ya. Evet, mesele işte bu. Mesele demokrasiyi durdurmak, Türkiye’yi ekonomiyi durdurmak. Turizme ağır darbe vurmak. 10,5 yıl bunu defalarca yaptılar. Ekonomi kötüye gitsin de AK Parti yıpransın da Türkiye’ye ne olursa olsun dediler. Şu hususun altını da özellikle çizmek istiyorum. Bu hadiseleri masum gösteriler olarak gören ve gösterenlerin burayı özellikle dinlemelerini rica ediyorum. gösterilerin içinde yer alanların, safiyane niyetlerle yer almadığı ortada.

Fırsat olarak görenler, medyayı, sosyal medyayı kullanarak ekonomi üzerinde operasyon yapmak istediler. Sokaktaki göstericiler çok kirli bir oyunda kullanıldılar.Bakın ne yaptılar. Bu hadiseler yurt dışına abartılı şekilde anlatıldı. Türkiye’deki bazı sermaye grupları bu tertibin içinde yer aldılar. Nokta hedeflere soru işareti oluşturacak şekilde profesyonel bilgi aktarımı yaptılar. Yatırım yapanlar da yatırım yapma niyetinde olanlarda da tedirginlik meydana getirilmek istendi. Manipülasyon yapmaya çalışanlar oldu. Adeta ekonomi kötüye gitsin, biz kazanalım diye çırpınanlar oldu. Bu operasyon tutmadı rahat olun. Bizi izleyenler de rahat olsun. Türkiye üzerinde bu ameliyatı yapamadılar. Yaptığımız reformlar bunu engelledi. Yatırımcılar ülkemize, ekonomimize, geleceğimize güven duymaya devam ediyorlar.

 
25 Haziran 2013 Salı 13:42 
Yorum YapYazdır
 
(0 Yorum Yapıldı)Yorumlar
<p>Henüz kimse yorum yapmamış, ilk yorum yapan siz olun.</p>
 
Bu Kategorideki Diğer Haberler
 
Son 24 Saat
Haberler RSS Beslemesi
 
 
Yazarlar
Yazarlar RSS Beslemesi
A. Şefik Mollamehmetoğlu
 
Nihat Genç
 
Attila Aşut
 
Prof. Dr. Orhan Özgür
 
Arslan Bulut
 
Mehmet Polat
 
Türker Ertürk
 
Ahmet Özer
 
Göksu Mollamehmetoğlu
 
Gülcan Özgür
 
Ömer Turan
 
Osman Cudi Yılmaz
 
Ömer Faruk Altuntaş
 
Prof. Dr. Burhan Çuhadaroğlu
 
Prof. Dr. Cavit Boz
 
Prof. Dr. Kemal Üçüncü
 
Hüseyin HAYDAR
 
Zekeriya Saka
 
Mehmet Kuvvet
 
Hasan Güneş
 
Erdal ÖZÇELİK
 
Serpil Satut Denizoğlu
 
Erdal Eksert
 
İnci Güngör
 
Kazım DEMİR
 
Coşkun ERUZ
 
Mehmet Akıncı
 
Ruhi  Türkyılmaz
 
İlyas Gümrükçü
 
Sami KOÇ
 
Ömer Asan
 
Prof. Dr. Örsan Öymen
 
 
 
Gazete Manşetleri
 
Lig Puan Durumu
 
Takımlar
O
G
B
M
P
1
Başakşehir
13
9
4
0
31
2
Beşiktaş
13
8
5
0
29
3
Galatasaray
13
8
2
3
26
4
Fenerbahçe
13
7
4
2
25
5
Bursaspor
12
6
3
3
21
6
Konyaspor
13
5
5
3
20
7
Osmanlıspor FK
13
4
7
2
19
8
Gençlerbirliği
13
4
6
3
18
9
K.D.Ç. Karabük
13
5
2
6
17
10
Akhisar Bld.
13
4
4
5
16
11
Antalyaspor
13
4
4
5
16
12
Alanyaspor
13
4
2
7
14
13
Kasımpaşa
13
3
3
7
12
14
Trabzonspor
12
3
3
6
12
15
Gaziantepspor
13
3
2
8
11
16
Ç. Rizespor
12
2
4
6
10
17
Kayserispor
12
2
3
7
9
18
Adanaspor
13
1
3
9
6
 
Şampiyonlar Ligi
 
UEFA Avrupa Ligi
 
Alt Lig
 
 
Anket
2016 TÜRKİYE AÇISINDAN NASIL GEÇECEK?
ÇOK İYİ
İYİ
BİR ŞEY DEĞİŞMEZ
KÖTÜ
ÇOK KÖTÜ
 
Namaz Vakitleri
 
  • İmsak05:36
  • Güneş07:24
  • Öğlen12:23
  • İkindi14:46
  • Akşam17:01
  • Yatsı18:37
 
Tarihte Bugün
1492 - Kristof Kolomb, Haiti'yi keşfetti.
1904 - Japonlar Port Arthur'da Rus donanmasını yok etti.
1920 - TBMM'de "Anadolu ve Rumeli Müdafaai Hukuk Grubu" kuruldu; Mustafa Kemal grup başkanlığına seçildi.
1921 - Büyük Britanya ve İrlanda Birleşik Krallığı, İrlanda devrimci grubu Sinn Fein ile anlaşmaya vardı ve İrlanda'nın güneyi bağımsız bir devlet oldu.
1927 - Türkiye Cumhuriyeti'nin ilk Vaşington Büyükelçisi Ahmet Muhtar Bey güven mektubunu sundu.
1927 - Cumhuriyet döneminin ilk kâğıt paraları tedavüle çıkarıldı. 1, 5, 10, 50, 100, 500 ve 1000 liralık olmak üzere 7 ayrı değerde çıkarılan banknotlar eski Türkçe ve Fransızca bastırıldı.
1932 - Almanya doğumlu İsviçreli fizikçi Albert Einstein Amerikan vizesi aldı.
1933 - Birleşik Devletler'de 14 yıldır devam eden içki yasağı kalktı.
1933 - Eskişehir Şeker Fabrikası açıldı.
1934 - Türkiye'de kadınlara milletvekili seçme ve seçilme hakkı tanıyan kanun kabul edildi.
1941 - Birleşik Krallık; Finlandiya, Macaristan ve Romanya'ya savaş ilan etti.
1942 - Erbaa ve Niksar'da meydana gelen depremde 500 kişi öldü.
1945 - Bermuda Şeytan Üçgeni'nde bir uçak kayboldu.
1950 - Türkiye Cumhuriyeti Millî Savunma Bakanlığı, Kore'deki askerlerin %10'unun öldüğünü açıkladı. Radyo Gazetesi'ne göre, 150 asker öldü, 150 kayıp, 200 ile 300 yaralı var.
1953 - Bektaşi Şeyhi Sırrı Baba, Bakanlar Kurulu kararıyla sınırdışı edildi.
1957 - Sukarno tüm Hollandalıları Endonezya'dan sınırdışı etti.
1970 - İstanbul Çapa Yüksek Öğretmen Okulu'nda 2 öğrenci vuruldu.
1978 - Sovyet Sosyalist Cumhuriyetler Birliği, Afganistan ile 20 yıllık dostluk anlaşması imzaladı.
1981 - Türkiye Millî Basketbol Takımı, Sofya'da Yunanistan'ı 93-80 yenerek Balkan Şampiyonu oldu.
1986 - Pınar Kür'ün "Bitmeyen Aşk" adlı romanı "müstehcenlik" gerekçesiyle toplatıldı.
1987 - Cibali Tütün Fabrikası yandı.
1987 - Türkiye İşçi Partisi (TİP) genel Sekreteri Nihat Sargın ve Türkiye Komünist Partisi (TKP) Genel Sekreteri Nabi Yağcı (Haydar Kutlu) tutuklandı.
1989 - TGV Atlantique, 482,4 km/h sürate erişerek demiryolu hız rekorunu kırdı.
1995 - MHP Genel Başkanı Alparslan Türkeş, "Cumhuriyetimizin ilk dönemlerinde olduğu gibi ezan Türkçe okunsun" diyen eski Devlet Güvenlik Mahkemesi başsavcısı Nusret Demiral'ın istifasını istedi.
2002 - Oslo'da yapılan barış görüşmelerinde Sri Lanka'da 19 yıl süren savaştan sonra Tamil gerillaları ile hükümet arasında federal iktidar paylaşımı konusunda gelişme sağlandı.
2003 - İntihar bombacıları güney Rusya'da bir trene saldırdılar: en az 46 kişi öldü.
2003 - Türk Telekomünikasyon AŞ hızlı internet uygulaması ADSL'yi, kullanıma açıldı.
 
Arşiv
 
Süper Loto
01.12.2016 Tarihli Çekiliş Sonucu101823343650
 
On Numara
28.11.2016 Tarihli Çekiliş Sonucu03091114253336374045474851535459616465727880
 
Sayısal Loto
03.12.2016 Tarihli Çekiliş Sonucu242636434446
 
Şans Topu
30.11.2016 Tarihli Çekiliş Sonucu041011162601
 
 
Kurumsal

İçerik

Gündem

Siyaset

Teknoloji

Yukarı Çık