Kılıçdaroğlu’ndan çok önemli ‘tutuklanma’ açıklaması

Ana Sayfa » Siyaset » Başbakan Erdoğan'dan büyük ayıp.. Merkez Bankası'na sert eleştiri

Başbakan Erdoğan'dan büyük ayıp.. Merkez Bankası'na sert eleştiri

Her fırsatta kadınların giyimine karışmadıklarını iddia eden Başbakan Erdoğan, kendilerine göre başlarını kapatan kadınları rencide eden açıklama yaptı. BBC'nin Soma ile ilgili bir haberine atıfta bulunan Erdoğan, habere konuşan kadınları ''figüran'' ilan etti ve başları kapalı ama modern giyimli kadınlar için, ''İkisinin de başları örtük. Üstü şişhane altı kaval. Sırıtıyor. Ya göründüğün gibi ol. Bununla bizim insanımızı farklı gösterecek. Böyle bir gayretin içine giriyor'' dedi. Erdoğan Merkez Bankası'na sert eleştiriler yaptı.

 
27 Mayıs 2014 Salı 15:32 
Yorum YapYazdır
 
 
Başbakan Erdoğan'dan büyük ayıp.. Merkez Bankası'na sert eleştiri

İşte Erdoğan'ın grup konuşmasından bazı bölümler:

 

“ASLINDA BU KADINLAR BAŞI AÇIK”

Kimi medya kuruluşlarının, kimi partilerin bu değirmene su taşıdığını biliyoruz. Bazı Türk muhabirlerinin de meslek şereflerini bir kenara bıraktı. İşte en son uluslararası medya kuruluşunun muhabiri olan Türk gazetecinin, iki kadını figüran olarak kullandığını, yalan haber yaparak bütün dünyaya servis ettiğini gördük. Aslında bu kadınlar başı açık.

“ÜSTÜ ŞİŞHANE ALTI KAVAL”

İkisinin de başları örtük. Üstü şişhane altı kaval. Sırıtıyor. Ya göründüğün gibi ol. Bununla bizim insanımızı farklı gösterecek. Böyle bir gayretin içine giriyor. Ama devran değişti. O aleyhe bir kampanya yapacağını zannederken, suçüstü yakalanıyor. Gezi olayları esnasında, 17-25 aralık darbe girişimi sırasında, mesleki onurlarını nasıl çiğnediklerini gördük.

 

“BİR TAKIM KARANLIK ELLER İŞBİRLİĞİ YAPTILAR”

Biz Türkiye’nin yüz yıldır karşı karşıya kaldığı meselelerin tamamen farkında olduk. Mevcut sorunların tamamen farkında olduk. Ancak bu meselelerde dışardan yapılan provokasyonları kampanyaları asla göz ardı edemeyiz. Türkiye’de işler ne zaman iyiye gitmeye başladıysa, ülkemizin başına dert açma gayreti edenler oldu. Türkiye enerjisini kalkınma için seferber ettiği her dönemde, teröre maruz kaldı ya da darbelere maruz kaldı. İçerde ve dışarda bir takım karanlık eller işbirliği yaptılar.

Bakın biz ülke olarak ikinci dünya savaşına fiilen katılmadık. Savaşın etkilerine asgari düzeyde maruz kaldık. Japonya ikinci dünya savaşında yenildiği halde, iki tane atom bombasıyla yıkıma maruz kaldığı halde, bugün nasıl dünyanın en büyük ekonomileri arasına girmiştir? Avrupa’nın hemen her ülkesi ağır bedeller ödediği halde bugün nasıl refah seviyesine ulaşmıştır. Almanya, ikinci dünya savaşında taş üstünde taş kalmayacak şekilde yıkıldığı halde en büyük ekonomi haline gelmiştir?

“ENERJİMİZİ FARKLI YERLERE SARF ETMEK ZORUNDA KALDIK”

Sadece Kıbrıs’a bir barış harekatı yaptık. Onun dışında savaş yok. Topraklarımıza karşı da saldırı yok. Yüz yıldır barış içinde bir ülke olmamıza rağmen, kalkınma yarışına niye bu kadar geç katıldık? Çünkü ülke olarak enerjimizi farklı yerlere sarf etmek zorunda kaldık. İçerdeki tartışmalar, gerilimlerle biz enerjimizi kaynaklarımızı heba etmek zorunda kaldık. İçerde 35 yıldır terörle mücadele eden bir Türkiye var. Bir baş örtüsü meselesini bu ülke tam 40 yıl tartışmak zorunda kaldı, zorunda bırakıldı. 40 yıl üniversite denildiğinde akla bilim eğitim özgürlük değil başörtüsü yasağı getirildi. Yazık değil mi arkadaşlar?

İnsanlar ana dilini konuşursa ülke bölünür diye toplumu korkuttular. Biz engelleri kaldırdık ve bu ülke hamdolsun bölünmedi. Daha da güçlendi. Bu yasakları savunanlar bu ülkeye yazık etmediler mi?

Çok açık söylüyorum, bizi millet olarak anlamsız tartışmalarla, yasaklarla, sanal gündemlerle on yıllarca oyaladılar. Her 10 yılda bir yaptıkları darbelerle bize ağır bedeller ödettiler. Tahrik ve çatışmalarla bize ağır faturalar yüklediler. Bizim hep birlikte bu oynanan oyunu milletçe görmemiz gerekiyor.

“GEÇEN MAYIS’I HATIRLAYIN”

Bunu defalarca ifade ettim, hatırlattım. Şu anda Mayıs ayındayız. Geçen 28 Mayıs’ta biliyorsunuz Türkiye’nin nasıl bir konumda olduğunu lütfen hatırlayın. Tarihin en büyük ekonomik krizlerinden birini Türkiye bunu geride bırakmış. Yüzde 0 üzeri, bir iki oranında büyürken, Türkiye yüzde 4-5 büyüme oranları yakalamıştı. Bir halk oylaması yapılmış hem demokrasi güç kazanmış, 2011 yılında genel seçimler yapılmış, istikrar ve huzur güç kazanmıştı. Çözüm sürecinde önemli aşamaya gelinmiş, nevruz barış içinde kutlanmış, acı haberler artık gelmiyor.

“TÜRKİYE ADETA ŞAHA KALKMIŞ…”

İşte o günlerde, batıdaki insanların koşarak doğuya gittiklerini görüyorsunuz. İş adamlarının güneydoğuya koşup yeni yatırımlara koştuklarını görüyorsunuz. İşler o kadar iyi gidiyor ki, en büyük başarılara imza atıyoruz. Borsa rekor kırıyor, MB rezervi rekor kırıyor, IMF’ye borç sıfırlanıyor. İhracatta rekor var, enflasyon ve faiz en düşük seviyeye iniyor. Nükleer enerji için imzalar atılıyor. Üçüncü havalimanı için ihale yapılıyor. Türkiye adeta şaha kalkmış. Böyle bir dönemdeyiz. Hep birlikte 2023 hedeflerine yürüyoruz.

“12 TANE AĞACIN TAŞINMASI İSTİSMAR EDİLDİ”

Ama sonra bir şey oluyor. İstanbul’da Gezi Parkı’nda başlayan eylemler. Neymiş? Ağaçlar sökülüyormuş. 12 tane ağaç başka yere nakledilecek ve bu istismar edilerek dalga dalga bunu ülke geneline yayıyorlar. Düğmeye basılıyor, legal illegal örgütler huzuru bozacak bir noktaya bu işi ulaştırıyorlar. O kadar hazırlıklı bir saldırı yapılıyor ki, aynı anda huzur istikrar ve ekonomi hedef alınıyor.

Borsa gerilemeye, faiz ilerlemeye başlıyor. İçerde şu ifadeyi kullanıyorlar “tüketmeyin ekonomi dursun” Her gün sokaklarda şiddet vandallık görüntüsü. Dünyaya sanki Türkiye’nin genelinde bir terör esiyor gibi servis ediliyor. Ana muhalefet olayların büyümesi için kışkırtmalar yapıyor. Milletvekilleri aktif rol alıyor. Bakıyorsunuz erzak para dağıtıyor. Polislere hakaret ediyor. Yandaş medyaları her türlü yalanı yazarak insanları sokağa dökmek için elinden geleni yapıyor. Malum işverenler işveren örgütleri sorumsuzca açıklamalar yapıyor.

 

BU DEFA DA SOMA’YI KARIŞTIRACAKLAR”

İşte şurada Soma’da yaşananlar. Yahu orada bile Alevi vatandaşlarımızı sağdan soldan toparlayıp Soma’ya getiriyorlar. Niye? Bu defa da Soma’yı karıştıracaklar. 301 kardeşimiz şehit olmuş, onlar bunun üzerinden neyi elde ederiz. Elinde silahlarla İstanbul sokaklarında terör estirmeye çalışan zihniyet. Silah ve şiddet hangi sorunu çözdü. Bizim hiçbir meselemiz çözümsüz değil.

“BİLESİN Kİ O CAM ÇERÇEVELER BİR BÜTÜNÜN PARÇASIDIR”

Çıkmış barolar birliğinde konuşma yapıyor. ‘Başbakan’ diyor, ‘kırılan cam çerçevenin derdinde’ diyor. Yahu başbakan sadece kırılan cam çerçeveyi konuşmuyor, ama bu vesileyle oralarda yaralanan ölen insanları da bu başbakan konuşuyor. Bilesin ki o cam çerçeveler bir bütünün parçasıdır. Fakat belki de dünyada yalanı bu adam kadar mahir kullanan bir ikinci kişiyi bulamazsınız.  Ya bunun eğitimini özel olarak aldı ya da genlerinde var. Böyle birisi.

“ARAMIZDA HİÇBİR FARK OLMADIĞINI TEKRAR GÖRECEĞİZ”

Aracıları aradan çektiğimizde, istismarcıları elimizin tersiyle ittiğimizde, yüz yüze görüştüğümüzde inanın aramızda hiçbir fark olmadığını tekrar göreceğiz. Merhum Aşık Veysel de onu söylüyor.

Yezit nedir, ne kızılbaş /  Değil miyiz hep bir kardaş / Bizi yakar bizim ataş / Söndürmektir tek çaresi

 

“SICAK PARAYLA BİR ÜLKENİN KALKINDIĞINA İNANAN BİR ÜLKE DEĞİLİZ”

Biz atmosferi balans etmekle görevliyiz. Onun için de bizim düşüncelerimiz çok açık nettir. Bu faiz oranı yüksektir. Bunun düşmesi lazım ki, reel yatırım artsın. Ben Lübnan’da söylemiştim. Yine söylüyorum. Bir defa biz sıcak parayla bir ülkenin kalkındığına inanan bir ülke değiliz. Kimse bizi bununla aldatmasın. Biz reel yatırım için gelene mukayese edilemeyecek derecede hoş bakar, ve adımlara desteği veririz. Bize gelecek fayda orada. Eğer siz yüksek faizle kredi vermeye kalkarsanız  benim ülkemdeki özellikle iç sermaye, yerli sermaye yatırım yapabilir mi? Yapamaz. Neyle yapacak? Eğer finansın maliyeti ucuzsa onun yatırım yapma şansı vardır.

Finans sektörü şöyle kar etmiş böyle kar etmiş. E tabi, öyle ballandıra ballandıra anlatılıyor ki, bazı vatandaşlarımız bankaların kapısına üşüşüyor ama birileri onlar kârda yarışıyorlar. Tamam da kardeşim, bir buçuk kazanacağına 750 kazan arkadaş. Buradaki yatırımcıya daha düşük ver. Ama dert daha fazla kazanmanın hırsı ülkeyi yüceltmenin hırsının çok ötesinde.

“FAİZ SEBEPTİR ENFLASYON NETİCEDİR”

Kendilerine şunu söylüyorum. ABD’de faiz oranı bir. Japonya’da eksi. Onlar bunu bu şekilde yapıyor da siz niye bunu düşüremiyorsunuz? Elli dereden elli yerden su getiriliyorlar. Onlar bu faizle kazanmıyor mu? Onlar kendi ülkelerini düşünüyor. Benim ifadelerim onları rahatsız edecek. Kendi öz sermayeleriyle değil ha, bütün mudinin imkanlarıyla. Tabi ki açarken bir sermaye koyacak, bu kadar da olsun. Ve Merkez Bankamızla kendilerine de söylüyorum. Siz bugüne kadar açıkladığınız enflasyonlarda hiçbir zaman tutturabildiniz mi? Hep revize ettiniz. Faizi de aynı şekilde. Ama artık yetti bunu söylemek zorundayız. Ve faiz sebeptir. Enflasyon neticedir. Bize değişik yerlerden değişik gerekçeler getiriyorlar. Bırakın o işi. Bir temel unsur söylüyorum. Biz yüzde 63 devletin borçlanma faiziyle aldık. Faiz inmeye başladı indi indi enflasyon da indi. Bu örnek ya, bundan daha güzel örnek olur mu?

Hangi kuruluş ne demiş? Bu değil biz ne dedik, bunu düşünmemiz lazım. Çünkü istihdam oranı. Biz işsizliği de çözeceksek neyle çözeceğiz? Reel yatırımla çözeceğiz. Sıcak para gelir, nasılsa faiz yüksek. Parayı koyar yine alır götürür. Bunu bu şekilde değerlendirmemiz lazım. Ha reel yatırım için gelsin başımız gözümüz üstüne eyvallah. Hele hele altıncı beşinci dördüncü bölge. Arsasından arazisine tutun, vergi, elektrik yeter ki yatırım yapsın.

Bir şeyi daha söylemem lazım. Biz siyasetçiyiz. Halka hesabı biz veriyoruz. Onun için Merkez Bankası’nın yönetimi ve yöneticileri sadece kendi kendileri içerisinde bir hesabı yapmak durumundadırlar. Neymiş bağımsızmış, ama bilecekler biz bu millete er veya geç bunun hesabını verecek. Ha vakti dolar biz gereğini yaparız ayrı mesele. Bu işi çözmek zorundayız. Daha önce de kendilerine bunu söyledim. Farklı bir anlayış içerisindeler. Faizde genel bir havayla düşüş var. ama bu onların yarım puanlık repoyu düşürmeleriyle sağlanmış bir şey değil. bu ayıptır dedim, yarım puanla bu milletle dalga geçmeyin. Alınacak karaların ciddi olması lazım.

Bugün 27 Mayıs darbesinin 57’nci yıl dönümü. Bir kez daha hayırla yad ediyoruz. 54 yıl önce Türkiye’ye çok ağır bir bedel ödeten darbe yaşandı. Umudumuzu yitirmedik karamsarlığa kapılmadık. 27 Mayıs’ın izlerini tek tek sildik, silmeye devam ediyoruz. Darbe özlemi içinde olanlar yine var. sandığı yok sayıp ülkeye kendi hırsları istikametinde olanlar var. Ancak Allah’a hamdolsun ki, reformlar dik duruşumuz sayesinde milli irade yerini sağlamlaştırmıştır.

merhum menderes için daha 27 Mayıs darbesi yapılmadan içinde, burası çok ilginç sabık başbakan ifadeleri geçen iddianameler hazırlanmıştı. Daha karar kesinleşmemiş ama dar ağacı hazır bekliyor. Ne diyor? Çok enteresan sabık başbakan. 54 yıl sonra bizim için de 17 – 25 Aralık darbe girişimi oldu ya. Polis tutanakları elime geçti. Bu tutanaklarda dönemin başbakanı ifadesi geçiyor ve bunu o paralel yargı bir kısım, ona takdim edecekler ve oradan da evet bizi bu şekilde yargılama yoluna gidecekler. Eğer 25 Aralık darbesi başarılı olsaydı, bu hazırlıklar ortaya çıkacaktı. Düzmece mahkemelerde yargılanacaktı. İnşallah bunun hesabını soracağız. Paralel yapıdan bunun hesabını sorarak, benzeri darbe girişimlerinin yaşanmasının önüne geçeceğiz.

 
27 Mayıs 2014 Salı 15:32 
Yorum YapYazdır
 
(0 Yorum Yapıldı)Yorumlar
<p>Henüz kimse yorum yapmamış, ilk yorum yapan siz olun.</p>
 
Bu Kategorideki Diğer Haberler
 
 
 
Yazarlar
Yazarlar RSS Beslemesi
A. Şefik Mollamehmetoğlu
 
Attila Aşut
 
Nihat Genç
 
Türker Ertürk
 
Arslan Bulut
 
Mehmet Polat
 
Prof. Dr. Orhan Özgür
 
Ahmet Özer
 
Göksu Mollamehmetoğlu
 
Gülcan Özgür
 
Ömer Turan
 
Osman Cudi Yılmaz
 
Ömer Faruk Altuntaş
 
Prof. Dr. Burhan Çuhadaroğlu
 
Prof. Dr. Cavit Boz
 
Prof. Dr. Kemal Üçüncü
 
Hüseyin HAYDAR
 
Zekeriya Saka
 
Mehmet Kuvvet
 
Hasan Güneş
 
Erdal ÖZÇELİK
 
Serpil Satut Denizoğlu
 
Erdal Eksert
 
İnci Güngör
 
Kazım DEMİR
 
Coşkun ERUZ
 
Mehmet Akıncı
 
Ruhi  Türkyılmaz
 
İlyas Gümrükçü
 
Sami KOÇ
 
Ömer Asan
 
Prof. Dr. Örsan Öymen
 
Kadir ŞİŞGİNOĞLU
 
Mustafa Önsel
 
Son 24 Saat
Haberler RSS Beslemesi
 
Anket
Halkoylaması sonrası Türkiye'yi ne bekliyor?
1. Daha iyi bir gelecek
2. Daha kötü bir gelecek
3. Birşey değişmez
 
 
Gazete Manşetleri
 
 
Arşiv
 
Tarihte Bugün
1907 - II. Abdülhamid, motosiklet ve otomobil gibi sıvı yakıtlı çağdaş taşıtların ithaline izin verdi.
1915 - Anafartalar Savaşı
1915 - Çanakkale'de Kireçtepe muharebesi kazanıldı.
1922 - Büyük Taarruz öncesinde Mustafa Kemal Paşa, gece gizlice cepheye hareket etti.
1945 - Endonezya'nın Hollanda'dan bağımsızlığını ilan edişi.
1949 - Erzurum, Bingöl ve ilçesi Karlıova'da meydana gelen 6.7 şiddetindeki depremde 450 kişi öldü, 1.500'ü aşkın ev yıkıldı.
1952 - Türkiye ve Yunanistan, Ege Denizi'nde ortak tatbikata başladılar.
1967 - İzmir Aliağa Rafinerisi'nin temeli Başbakan Süleyman Demirel tarafından atıldı.
1974 - Türk birlikleri Karpaz Yarımadası'nı gerilla saldırıları düzenleyen Rum askerlerinden arındırdı. Son olarak, ateşkes ihlallerini gerekçe göstererek Yeşilırmak bölgesinde mahsur kalan Türkleri kurtardı.
1975 - Bir Filistin Kurtuluş Örgütü heyeti, destek sağlamak ve büro açmak için Ankara'ya geldi.
1976 - Sivas'ta demir çelik tesisleri kurulmasına ilişkin Bakanlar Kurulu kararı, Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe girdi.
1978 - İran'da Şah rejimine karşı iç savaş başlatıldı.
1987 - Steffi Graf, Dünya Tenis Birliği 'Kadınlar Sıralaması'nda, Martina Navratilova'yı geride bırakarak birinciliğe yerleşti. Graf, bu başarıyı kazandığında henüz 18 yaşındaydı ve 1987'de, içinde Fransa Açık'ın bulunduğu 8 turnuva kazanmıştı.
1988 - Ziya-ül Hak düzenlenen bir suikast sonucu öldürüldü.
1990 - İncirlik Hava Üssü'nün kapıları ilk kez basına açıldı.
1996 - Rusya ile Çeçenistan arasında resmî olarak ateşkes antlaşması imzalandı.
1996 - Etiyopya birlikleri, Somalili 232 Müslümanı öldürdü.
1997 - Erciyes Gazetesi, Hasan Sami Bolak tarafından Kayseri'de kuruldu.
1998 - Alaattin Çakıcı, Fransa'nın Nice kentinde yakalandı.
1999 - Kocaeli-Gölcük merkezli 7.6 şiddetindeki Marmara depreminde, 20 binden fazla kişi hayatını kaybetti. Depremde ülkenin can damarı sanayi tesisleri de büyük hasar gördü. Hasarlı konut ve işyeri sayısı 245 bini aştı.
2000 - Picasso'nun, The Portre Of Young Women isimli kayıp tablosu Şanlıurfa'da ele geçirildi. Daha önce de Picasso'ya ait La fermiere tablosu İzmir'de ve Dora Maar tablosu da Selçuk'ta ele geçirilmişti.
2004 - Milli Güvenlik Kurulu Genel Sekreterliğine Büyükelçi Yiğit Alpogan atandı (MGK'nun il sivil sekreteri).
2009 - Usain Bolt 100 metreyi 09:58 saniyede koşarak dünya rekoru kırdı.
 
Namaz Vakitleri
 
  • İmsak03:32
  • Güneş05:25
  • Öğlen12:36
  • İkindi16:25
  • Akşam19:26
  • Yatsı21:04
 
Süper Loto
10.08.2017 Tarihli Çekiliş Sonucu041038414349
 
On Numara
14.08.2017 Tarihli Çekiliş Sonucu05070910192335374043444651525455606162707475
 
Sayısal Loto
12.08.2017 Tarihli Çekiliş Sonucu030810184548
 
Şans Topu
16.08.2017 Tarihli Çekiliş Sonucu020405113105
 
 
Kurumsal

İçerik

Gündem

Siyaset

Teknoloji

Yukarı Çık