Trabzonspor Başkanı Mali Kongre'de ne dedi?

Ana Sayfa » Siyaset » Başbakan açıkladı: 2 yeni il geliyor

Başbakan açıkladı: 2 yeni il geliyor

Başbakan Ahmet Davutoğlu, Hakkâri ile Şırnak şehir merkezlerinin Yüksekova ile Cizre’ye kaydırılacağını açıkladı. Yeni anayasa konjonktürü son bir haftadaki gelişmelerle zehirlense de umudunu koruduğunu belirtti.

 
19 Ocak 2016 Salı 08:16 
Yorum YapYazdır
 
 
Başbakan açıkladı: 2 yeni il geliyor

Başbakan Davutoğlu: Hakkari ile Şırnak şehir merkezleri Yüksekova ve Cizre'ye kaydırılacak

 

Akademisyenler bildirisinde hukuki sorumluluğun tek tek imzacılar yerine metni düzenleyenlerde aranması gerektiğini vurguladı. HDP Milletvekili Feleknaz Uca’nın, Elazığ’dan cenazelerini almak için bölgeye giden bir aileyi tehdit ettiğini belirten Başbakan, Londra yolunda uçakta gazetecilerle sohbetinde özetle şunları söyledi:

BİRBİRİNİ TAMAMLAYAN ADIMLAR ATILACAK

Bakanlar Kurulu’nda bu hafta görüşülecek Terörle Mücadele Master Planı’nda neler var?

Bunun birkaç ayağı var, detaylı olarak çalıştık. Bizim genel olarak yaklaşımımız, sistematik olarak şu: 1-Operasyon öncesi, 2-Operasyon süreci, bir de sonrasında atılacak adımlar, bunlar birbirini tamamlayan adımlar.

Operasyon öncesi iyi planlanmazsa bu sivil kayıplara yol açar. Birçok sıkıntı doğar, hizmetler aksar. Operasyon süresince iyi bir koordinasyon olmazsa istenilen netice hasıl olmaz. Operasyon sonrasında iyi bir planlama yapmazsanız 3 ay sonra bir operasyona daha ihtiyaç hissedersiniz. Hiç tavizsiz yapacağımız husus şu: Bir kere birbirini tamamlayan adımlar konusunda ciddi bir planlama yapıldı. Mesela Silopi, Cizre’de başlayan operasyonlar öncesinde ben çok detaylı, neredeyse sokaklara inene kadar bir brifing aldım. Hedef ne; hiçbir illegal yapının, tekrar hiçbir sokağı dahi kontrolü altına alamayacağı, hayatın normal akacağı bir kamu düzeni tesis etmek.

Mesela Silopi’de şu anda operasyon süreci büyük ölçüde tamamlandı ve bütün mahalleler, bütün sokaklar, temizlendi. Barikatlar kaldırıldı, çukurlar kapatıldı.

Ama sokağa çıkma yasağını bir müddet daha uzattık ki hayatın normale dönüşü sağlanırken, bir taraftan da yeni bir güvenlik yapılanmasını sağlayabilelim. Yani eskiden olduğu gibi operasyonlarda sokaklar temizlenip geri çekilinmeyecek, oralarda daha düzenli işleyen bir güvenlik varlığı söz konusu olacak. Sonraki aşama hayatın normale dönmesi, okulların açılması, diğer şeyler bunlar da Silopi için mesela planlandı. Cizre’de de büyük ölçüde bu aşamaya doğru geliniyor. Sur’da da aynı şekilde. Ama yavaş yürümesinin sebebi açıkçası çukurlarda, o barikatlarda mayınların yerleştirilmesi sebebiyle sivil kayıpların en düşük seviyede tutulması için adım adım gidiliyor bazı yerlerde.

Mesela bugün normalleşmenin bir önemli göstergesi olarak Habur kapısı açıldı. 2 bin TIR, Silopi’den eskiden baypas yoluyla geçiyordu bugün rahat şekilde seyrüsefer sağlanıyor.

Sonrasında bir kere esnafın kayıpları karşılanacak. Buraya çıkmadan önce Sur’a tekrar 5 milyon Türk Lirası gönderdik.

Esnafın afet bölgesi ilan edilsin gibi bir talebi vardı...

Burada gerekirse her türlü destek verilir de kalıcı bir afet bölgesi tanımı doğru değil. O zaman hayatı normale döndürdük diyemeyiz. (Soma’daki gibi) O imkânların çoğu sağlanacak. Yani mesela Diyarbakır’da işte Mehdi (Eker) Bey oradaydı. Sur dışındaki Diyarbakır’ın hayat akışında bir problem yok. Bence en önemli başarı, birkaç yerde başarı var... Bir, olayı izole ettik, yani onlar yaygın olarak bunu bütün bölgede kalkışmaya dönüştürmek istediler. Birçok yerde özerklik ilanı, arkasından halk peşlerinden gidecek, büyük bir kalkışma olacak. Sonra bir şey ilan edecekler kendilerince, bir kere bu olmadı. Biz çok başarılı bir şekilde önce bunları dağlarda izole ettik. Oramar Tepe, İki yaka, Tendürek vesaire buralarda. Sonra ilçelerde belli yoğunlaştıkları yerlerde izole ettik.

Şimdi militanlarını ayakta tutmak için işte marttan sonra başka yerlerde de bu işlere kalkışacağız diyorlar. İşte Van’da öyle bir niyetle hissettiğimiz anda Edremit’te bir baskında ne kadar yoğun silah yakaladık. Arkadaşlar Cizre’ye, Sur’a yoğunlaşıp diğer yerleri ihmal etmeyelim demiştik. Zaten bunun için, başarılı gittiği için Çınar’daki saldırıyla dikkatleri başka yere çekmeye çalıştılar. Yani güvenlik birimlerimizin oradaki yoğunluğunu engellemeye çalıştılar. Bu noktada ciddi başarı sağlandı. Yani izole ettik, marjinalize ettik ve o mücadele böyle yürüyor.

KİTLE DESTEĞİ SAĞLAYAMADILAR

İkincisi Güneydoğu’daki vatandaşlarımıza müteşekkiriz, bir kitle desteği sağlayamadılar. Hiçbir yerde... Mesela haince bir plan yaptılar ki Silopi’de 7 cenaze vardı, bu sayı sonra belki bir iki artmış olabilir. Israr ettiler, bize teslim edin diye. 15 gün biz tutuyoruz ailelere veriyorduk öncesinde. Ondan sonra genelgeyi ben imzaladım. 3 gün tutulacak, 3 gün sonra aile gelip almıyorsa defnedilecek ve aileye yeri haber edilecek, ‘cenazeniz şurada’ diye. Çünkü istismar ediyorlar, cenazelerimizi gömemiyoruz diye. Belediye gelip almıyor, aile almıyor, devlet ne yapsın. Elinde tutup bir gün aile gelip alsın diye bekliyor.

O genelge çıktı, ertesi gün geldiler aldılar. Ailelere bu sefer baskı yapıp cenazeleri mezbahaya götürdüler. O gün akşam arkadaşlarım konuyu bana aktardı. Mezbahaya cenaze götürülür mü... Düşünebiliyor musunuz? ‘Eğer yarın gömmeyeceklerse alacaksınız ve siz gömeceksiniz’ dedim, cenazeye saygı esas.

Bu kadar haince, alçakça bir şey olur mu? Ertesi gün alıp biz cenazeyi gömmeyi planlayınca halkı da kışkırtmak gayesiyle gömmeye niyetlendiler. Toplanan halk, toplam sayı 300 kişi. Sur’da da benzer bir olay Oldu. Bir cenazeyi almıyorlar etmiyorlar, aile Elazığ’dan geldi cenazeyi almak için, bu milletvekili Feleknaz Uca aileyi tehdit etti. Onun üzerine bizim teşkilat devreye girip aileyle konuşup cenazeyi teslim etti. Bir de bunlarla uğraşıyoruz. 
Halk bunlara destek vermediği gibi operasyonların yanında durdu.

ASKER-POLİS KOORDİNASYONU

Üçüncü önemli başarı bence asker polis işbirliği ve koordinasyonu mükemmel. İlk defa bu anlamda, bu kapsamda bir harekâtı birlikte yapıyorlar. Silopi ve Cizre’de askerin de ekspertizini gerektiren şeyler var, mayınlar vesaire alanlarla ilgili. Mükemmel bir koordinasyon yürüyor.

Ben her hafta Genelkurmay Başkanı, MİT Müsteşarı, bu haftalık olağan görüşmede İçişleri Bakanı’nı da çağırıp ayrıca üçünden de bilgi alıyorum. Hiçbir koordinasyon eksikliği yok. Bu üç başarı konusunun üzerine şimdi yapacağımız hayat akışını normalleştirmek, ekonomik hayatı canlandırmak, bu yerlerdeki yeni güvenlik unsurlarıyla hiçbir mahalleyi, mesela Cizre’nin Nur Mahallesi zaten 80’li 90’lı yıllardan beri girilmezdi. Şimdi yok. Her mahallede bunu gerçekleştireceğiz. Orada yeni karakollar, gerekirse yeni güvenlik şeyleriyle bunu yapacağız. Gereken yerde kentsel dönüşüm yapacağız. Yalnız bu kentsel dönüşüm denilince akla hemen imar dönüşümü falan gelmesin. Hayır...

Mesela Sur’da tarihi doku niteliği taşımayan, virane şeklindeki yapılar tasfiye edilip o tarihi dokuya uygun yapılar söz konusu olacak. Sur, kadim medeniyetin en önemli mekanlarından biri terör ve virane odağı haline geldi. O viraneler kaldırılıp bir de öyle şeyler yapmışlar ki zaten evlerin oturulacak hali kalmamış, evlerden evlere geçişler yapılıyor. Yani o duvarın bir depreme filan dayanması mümkün değil. Kıra kıra geçmişler. Dolayısıyla bunları da tasfiye edip oranın insanca yaşanır hale gelmesi sağlanacak.

YÜKSEKOVA HAKKÂRİ, CİZRE ŞIRNAK OLUYOR

İdari bazı tasarruflarımız olabilir. Cizre’nin ve Yüksekova’nın il merkezi haline dönüşmesi gibi çünkü dokuları buna çok uygun. Şırnak’ta Cizre’nin, Hakkâri’de Yüksekova’nın bu anlamda Yüksekova Havalimanı ve şehrin yayılması da dahil olmak üzere bunları da çalışıyoruz yani idari yapı itibariyle... İl merkezinin değişmesi. İçel ve Mersin denir ya mesela. Şırnak’a gidenler bilir, çok dar bir alanda. Halbuki Cizre çok geniş bir alan. Aynı şekilde Hakkâri’nin genişlemesi zor, Yüksekova genişliyor fakat vilayet yapılanması haline dönüşmediği için de o genişlemeye uygun bir güvenlik ya da hizmet altyapısı olmuyor.

Yani şehir merkezi taşınacak...

Bunu planlıyoruz, yani üzerinde çalıştığımız hususlardan biri... Diyarbakır’a olan muhabbetimi, Sur’a olan özel ilgimi biliyorsunuz. Bizzat takip edeceğim, bütün o tarihi eserler restore edilecek. Biz Rumeli’de restore etmedik tarihi eser bırakmadık. Sur’u mahrum ve mahzun bırakır mıyız? Mehdi (Eker) Bey’le kaç sefer gittik, en fazla haz aldığım, Ulu Cami’de namaz kılıp etrafta dolaşmak. Bunların hepsini restore edeceğiz, tek bir rant unsurunun oraya girmesine izin vermeyeceğiz. Hani böyle bir şey çıkıyor, ‘rant için’. Hayır hiçbir rant unsuru girmeyecek. Eski Mardin’in içi gibi, orijinal Diyarbakır’ın mimarisinde olan taşlarla korunacak, surlar, burçlar minareler, hepsi. Gerekiyorsa bununla ilgili özel bir kanun çıkaracağız. Ben Çevre ve Şehircilik ile Kültür Bakanımıza söyledim. Böyle tarihi nitelikteki şehirlerin merkezi, hele sur içindeyse bir kanunla korunması için özel bir tasarrufta bulunulması. Buralarda tarihi dokunun korunması için gerekiyorsa şehre özel Bakanlar Kurulu kararı ya da yasal düzenleme yaparız. Buraların terör odağı, virane yatağı olmasına izin vermeyeceğiz. Operasyon sonrasında inşaat faaliyetleri başlamış olacak. Cizre’nin de göçlerle getto, varoş şekline dönüşmüş yapıları tümüyle düzenlenecek.

ESAS SORUMLU O METNİ YAZANLAR

Akademisyenler bildirisiyle ilgili gelişmelere ne diyorsunuz?

Açıkçası dikkat ederseniz ben konuşmalarımda bu metnin söylediği şeylerin sonucundan daha çok metnin arkasındaki zihniyeti deşifre etmeye çalıştım. Burada bir zihniyet sapması ve yanlış bir zihniyetin egemenliği var. Onların kanaatlerini sorgulamaktan çok o kanaatlerin açıklama yöntemine eleştiri getirdim. Doğu’da ve Güneydoğu’da bir devlet katliamı var ve hiç terör örgütü yok mu, olgusal gerçekliğe bu uyuyor mu? Ben eminim bunun üzerine böyle gidersek birçok akademisyeni özeleştiriye zorlamamız lazım. Benimle hesaplaşmak istiyorlarsa ben buna hazırım. Bana bir tek demokratik hukuk devleti göstersinler ki meşru güvenlik güçleri dışında başka bir güce izin versin. PKK’nın silahı orada dursun ama polis dokunmasın, bunu demokratik ülkede savunmak mümkün mü?

ÖZELEŞTİRİ BEKLİYORUZ

İkincisi herhangi bir demokratik ülke göstersinler ki yerelden marjinal bir deklarasyonla anayasal düzeni bir yolla değiştirmeye kalksın ve desinler ki ‘Ne olur onlar da öyle deyiversin’. Böyle bir de facto duruma kimse tahammül etmez. O metin kesinlikle bu akademisyenlerin elinden çıkmamıştır, o metin bir yerden çıktı, onlar da imza attı. Aydının en önemli vasfı sürü psikolojine kapılmamasıdır. Birçok arkadaşım bana dedi ki ‘Görmeden imza attık’. Esas sorumlu o metni bu şekilde çıkarmış olanlara. Yoksa ben bu metne imza atanların özeleştiri yapacaklarına inanıyorum. Bu akademisyenler metin doğrudur diye savunmadıkça ben onların okuyarak ciddiyetle imza attıkları kanaatinde değilim. Ümit ederim ki bu tartışma zihniyet düzeyinde kalır. İki zihniyetin burada yüzleşmesi var. Orada eleştiri varsa bunu göğüslemeye hazırız. Bir polis aracına cenaze takılıp sürüklendiğinde biz özeleştiri yaptık. Bizim de aynı eleştiriyi aydınlardan beklememiz doğrudur.

KİMSE BENİM DERSİMDE UYUYAMAZ

BAŞBAKAN Ahmet Davutoğlu, Londra’ya ayak bastığı önceki akşam konakladığı Mandarin Otel’de, İngiltere’de eğitim gören Türk öğrencilerle bir araya geldi. Davutoğlu, Türken Vakfı’nın organize ettiği görüşmede İngiltere’deki yüksek lisans ve doktora öğrencilerine kitap sevgisini anlattı. Davutoğlu, “Bir daha geldiğimde sizi kitapçılardan imtihan ederim. Burada yüksek lisans yapacak, doktora yapacak, Londra kitapçılarını bilmeyecek... Charing Cross’taki (Londra’da bir cadde) bütün dükkanları sorarım” diye konuştu. Öğrencilere ‘içinde bulunduğunuz ortamın kültürüne nüfuz edin’ tavsiyesinde bulunan Davutoğlu, akademisyenlik yıllarından bahsederken, “Ben ders verirken bir öğrenciyle göz göze gelemedim mi rahatsız olurum. Onun için kimse benim dersimde uyuyamaz” dedi. Dünkü programı kapsamında ekonomi ve yatırım toplantılarına katılan Davutoğlu, İngiltere ve Avrupa’da 270’ten fazla şubesi bulunan İngiliz kitapçı zinciri Waterstones’u ziyaret etme fırsatı da buldu. Waterstones’un raflarını inceleyen Davutoğlu, Peter Frankopan’ın ekonomi tarihinde Doğu’nun önemini anlatan ‘The Silk Roads’ (İpek Yolu) adlı kitabına da baktı.

 
19 Ocak 2016 Salı 08:16 
Yorum YapYazdır
 
(0 Yorum Yapıldı)Yorumlar
<p>Henüz kimse yorum yapmamış, ilk yorum yapan siz olun.</p>
 
Bu Kategorideki Diğer Haberler
 
Son 24 Saat
Haberler RSS Beslemesi
 
 
Yazarlar
Yazarlar RSS Beslemesi
A. Şefik Mollamehmetoğlu
 
Nihat Genç
 
Attila Aşut
 
Prof. Dr. Orhan Özgür
 
Arslan Bulut
 
Mehmet Polat
 
Türker Ertürk
 
Ahmet Özer
 
Göksu Mollamehmetoğlu
 
Gülcan Özgür
 
Ömer Turan
 
Osman Cudi Yılmaz
 
Ömer Faruk Altuntaş
 
Prof. Dr. Burhan Çuhadaroğlu
 
Prof. Dr. Cavit Boz
 
Prof. Dr. Kemal Üçüncü
 
Hüseyin HAYDAR
 
Zekeriya Saka
 
Mehmet Kuvvet
 
Hasan Güneş
 
Erdal ÖZÇELİK
 
Serpil Satut Denizoğlu
 
Erdal Eksert
 
İnci Güngör
 
Kazım DEMİR
 
Coşkun ERUZ
 
Mehmet Akıncı
 
Ruhi  Türkyılmaz
 
İlyas Gümrükçü
 
Sami KOÇ
 
Ömer Asan
 
Prof. Dr. Örsan Öymen
 
 
 
Gazete Manşetleri
 
Lig Puan Durumu
 
Takımlar
O
G
B
M
P
1
Başakşehir
13
9
4
0
31
2
Beşiktaş
13
8
5
0
29
3
Galatasaray
13
8
2
3
26
4
Fenerbahçe
13
7
4
2
25
5
Bursaspor
13
7
3
3
24
6
Konyaspor
13
5
5
3
20
7
Osmanlıspor FK
13
4
7
2
19
8
Gençlerbirliği
13
4
6
3
18
9
Trabzonspor
14
5
3
6
18
10
K.D.Ç. Karabük
13
5
2
6
17
11
Akhisar Bld.
13
4
4
5
16
12
Antalyaspor
13
4
4
5
16
13
Alanyaspor
13
4
2
7
14
14
Kasımpaşa
13
3
3
7
12
15
Gaziantepspor
13
3
2
8
11
16
Ç. Rizespor
13
2
4
7
10
17
Kayserispor
13
2
3
8
9
18
Adanaspor
14
1
3
10
6
 
Şampiyonlar Ligi
 
UEFA Avrupa Ligi
 
Alt Lig
 
 
Anket
2016 TÜRKİYE AÇISINDAN NASIL GEÇECEK?
ÇOK İYİ
İYİ
BİR ŞEY DEĞİŞMEZ
KÖTÜ
ÇOK KÖTÜ
 
Namaz Vakitleri
 
  • İmsak05:40
  • Güneş07:28
  • Öğlen12:25
  • İkindi14:46
  • Akşam17:01
  • Yatsı18:37
 
Tarihte Bugün
1774 - Kazak isyanı önderi Pugaçev idam edildi.
1817 - Mississippi, A.B.D. nin 20. eyaleti olarak birliğe katıldı.
1863 - Londra metrosu açıldı.
1898 - İspanyol-Amerikan savaşı sonrası Küba İspanya'dan bağımsızlığını kazandı.
1901 - İlk Nobel ödülleri verildi.
1902 - Mısır'da Nil nehri üzerinde inşa edilen Aswan Barajı hizmete girdi.
1906 - Theodore Roosevelt, Rus-Japon Savaşının sona ermesinde oynadığı arabuluculuk rolünden dolayı, Nobel Barış Ödülü'nü alan ilk Amerikalı oldu.
1923 - İrlandalı şair William Butler Yeats Nobel Edebiyat Ödülü'nü aldı.
1927 - Fransız filozof Henri Bergson Nobel Edebiyat Ödülü'nü aldı.
1929 - Alman yazar Thomas Mann Nobel Edebiyat Ödülü'nü aldı.
1941 - Malaya açıklarında Prince of Wales ve Repulse olmak üzere Kraliyet Donanmasına ait iki zırhlı Japon İmparatorluk Deniz Kuvvetleri'ne bağlı torpido bombardıman uçakları tarafından batırıldı.
1948 - Birleşmiş Milletler Meclisi, İnsan Hakları Bildirgesini kabul etti. Türkiye İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi'ne kabul oyu verdi.
1956 - Macaristan'da çatışmalar başladı, sıkıyönetim ilan edildi.
1964 - Martin Luther King Nobel barış Ödülü'nü aldı.
1970 - Rus yazar Aleksandr Soljenitsin Nobel Edebiyat Ödülü'nü aldı.
1971 - Aralarında Türkiye İşçi Partisi Genel Sekreteri Tarık Ziya Ekinci'nin de bulunduğu 26 sanıklı Devrimci Doğu Kültür Ocakları davasına Diyarbakır'da başlandı.
1975 - Rus bilim insanı Andrey Saharov Nobel Barış Ödülü'nü aldı.
1977 - Uluslararası Af Örgütü Nobel Barış Ödülü'nü aldı.
1977 - İstanbul Toptaşı Cezaevi'nden 9 siyasi tutuklu kaçtı.
1978 - Enver Sedat ve Menahem Begin Nobel Barış Ödülü'nü aldı.
1979 - Devlet Opera ve Balesi Genel Müdürü Gürer Aykal görevinden alınmıştı. 10 Aralık günü bu göreve İsmet Kurt'un atanması üzerine Devlet Opera ve Balesi çalışanları Carmina Burana'nın sahnelenmesine katılmama kararı aldı. Kurt iki gün sonra istifa etti.
1979 - Rahibe Teresa Nobel Barış Ödülü'nü aldı.
1982 - Günaydın gazetesi yayın hayatına başladı.
1983 - Arjantin'de askeri rejim sona erdi; Arjantin'in 8 yıldan sonra ilk sivil başkanı Raul Alfonsin oldu.
1983 - Polonyalı Dayanışma Sendikası lideri Lech Walesa Nobel Barış Ödülü'nü aldı.
1984 - Güney Afrika'lı Piskopos Desmond Tutu Nobel Barış Ödülü'nü aldı.
1987 - Sedat Simavi Basın Ödülü Uğur Mumcu'ya verildi.
1987 - İnsan Hakları Derneği "Genel Af ve Ölüm Cezalarının Kaldırılması" talepli 130 bin imzalı dilekçeyi Meclis Genel Sekreterliği'ne sundu.
1988 - Türkiye'de ilk karaciğer nakli ameliyatı yapıldı. Ameliyatı, Ankara Hacettepe Üniversitesi'nden Prof.Dr. Mehmet Haberal gerçekleştirdi.
1988 - Cumhurbaşkanı Kenan Evren'in veto ettiği öğrenci affı yasası Meclis'te tekrar kabul edildi. Yasa, üniversitelerde türbana izin veriyordu.
1988 - Mısırlı Necip Mahfuz Nobel Edebiyat Ödülü'nü aldı.
1989 - Aliağa'da çevre şenliği yapıldı.
1993 - Güvenlik kuvvetleri Özgür Gündem gazetesinin İstanbul Kadırga'daki merkezini bastı ve tüm çalışanları gözaltına aldı.
1994 - Yaser Arafat, Shimon Perez ve Yitzhak Rabin Nobel Barış Ödülü'nü aldılar.
1994 - TBMM TV ( Meclis Tv) kuruldu.
2002 - Stanford Üniversitesi insan embriyosu klonlayacağını açıkladı.
2002 - Eski Amerikan Başkanı Jimmy Carter, 1970 lerde Orta Doğu'da sürdürdüğü diplomatik arabuluculuklarından dolayı Nobel Barış Ödülü'nü aldı.
2002 - Kuzey Kore`den gelen Scud füzeleri taşıyan bir gemi Umman denizinde İspanyol donanması tarafından durduruldu.
2002 - Bangladeş gözaltına aldığı iki Avrupalı gazeteciyi serbest bıraktı.
2003 - İranlı Shirin Ebadi, Nobel Barış Ödülü'nü alan ilk müslüman kadın oldu.
2005 - 10 Aralık Hareketi ilk toplantısını İstanbul Dedeman Oteli'nde gerçekleştirdi.
 
Arşiv
 
Süper Loto
08.12.2016 Tarihli Çekiliş Sonucu040619233854
 
On Numara
05.12.2016 Tarihli Çekiliş Sonucu06071115171923242931323440435154596166737677
 
Sayısal Loto
03.12.2016 Tarihli Çekiliş Sonucu242636434446
 
Şans Topu
07.12.2016 Tarihli Çekiliş Sonucu061017243004
 
 
Kurumsal

İçerik

Gündem

Siyaset

Teknoloji

Yukarı Çık