Riskli bölgeler ve kuşkulu adreslere 24 saat gözaltı

Ana Sayfa » Güncel » Baro Başkanı: Artık yargıçlar parti üyesi gibi

Baro Başkanı: Artık yargıçlar parti üyesi gibi

Ankara Barosu Başkanı Hakan Canduran, Türkiye’nin adım adım faşizme gittiğini söyleyerek, iktidarın OHAL ile muhalifleri hedef alarak yol temizliği yaptığını ifade etti. Canduran, HSK’nin son kararnamesi ile ilgili olarak da “Artık hâkim ve savcılar parti üyesi haline geldi” dedi.

 
17 Temmuz 2017 Pazartesi 08:04 
Yorum YapYazdır
 
 
Baro Başkanı: Artık yargıçlar parti üyesi gibi

Ankara Barosu Başkanı Hakan Canduran, Türkiye’nin adım adım faşizme gittiğini, baskıcı bir rejim oluştuğunu belirterek, iktidarın başkanlığa giderken OHAL ile muhalifleri hedef alarak yol temizliği yaptığını kaydetti. Adalet Yürüyüşü’nün haklı olduğunu kaydeden Canduran, “Türkiye’nin en önemli sorunu adalettir” dedi. Canduran, HSK’nin son kararnamesine ilişkin “Artık hâkim ve savcılar parti üyesi, parti sempatizanı haline geldi” ifadesini kullandı. KHK’lerdeki antidemokratik uygulamalara dikkat çeken Canduran, Irak’ta yargılanan ve “adalet” isteyen Saddam’a, yargıcın “Senin yazdığın kanunlarla seni yargılıyorum” dediğini anımsattı, “Hukuk, yönetenlere de bir gün lazım olabilir. Aynı hukuk onlara uygulandığında sakın onlar çıkıp hak ve adalet istiyoruz diye bağırmasınlar” diye konuştu.

Ankara Barosu Başkanı Hakan Canduran, CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu’nun “Adalet Yürüyüşü” ve 15 Temmuz’un birinci yıldönümüne girilirken yaşanan sürece ilişkin Cumhuriyet’e konuştu.

KHK’ler ile baskı lar arttı: 15 Temmuz darbe girişimi hepimizin tehlikede kaldığı bir dönemdi. İlk anda sert önlemlerin olması çok doğaldı. Bu darbe girişiminin bir an önce ortadan kaldırılması ve ülkenin normalleşmesi gerekiyordu. Ancak bir süre sonra KHK’lerin getirdiği baskılar artmaya başladı. Ne yazık ki Bakanlar Kurulu, hayatı ve OHAL dışındaki sistemi kanun hükmünde kararnamelerle yönetmeye başladı. Bazı KHK’ler ile gözaltı süreleri uzatıldı, avukatların savunma hakları kısıtlandı, insan haklarına, mahkeme kararları olmadan ağır müeyyideler getirilmeye başlandı. Kamudan sebepsiz yere, haklarında hiçbir araştırma yapılmadan çalışanlar atılmaya başlandı. KHK’ler amacı dışına çıkıp muhalifleri kapsadı, gazeteciler tutuklandı, muhalif öğretim üyeleri meslekten atıldı.

AYM yolu açtı: AYM, kanun hükmünde kararnamelere ilişkin 1990-1991 yılında verdiği içtihadından dönerek şekli bir yorum yaptı. KHK neyi düzenlerse düzenlesin anayasa yargısı dışındadır, diye akla mantığa aykırı bir karar verdi. Böylece Türkiye’de birtakım şeyler ülkede ters gitmeye başladı. İktidar daha rahat hareket etmeye başladı. Böylece bir adalet arayışı gerekliliği başladı.

Baskıcı rejimde yaşıyoruz: Ancak görünen o ki hükümet, OHAL ve KHK’ler ile ülke yönetmeyi pek bir sevdi. Parlamenter düzende ülke yönetmek çok kolay değil. Yasa çıkarmak istediğinizde Meclis’te tartışmak zorundasınız. Ancak KHK öyle değil ki, Bakanlar Kurulu bir araya geliyor ve içine ne yazarsanız kanun hükmünde oluyor. Böyle ülke yönetmek çok kolay. Bu yönetimin neredesinde demokrasi var? Hiçbir yerinde. Ben 550 vekilin buna isyan etmesi gerektiğini düşünüyorum. Ama sesleri çıkmıyor. Bu şekilde baskıcı rejim ile ülke yönetmek dünyanın en kolay işi. Ama bir süre sonra bunun mahsurları da ortaya çıkacak. Görüyorsunuz AB bazı tedbirler aldı. Türkiye adım adım faşizme yürüyor. Avrupa da bu olayın farkında. Bir an önce Türkiye’nin demokratik parlamenter sisteme girmesi için baskı aracı olarak kullanıyor.

OHAL ile yol temizliği yapılıyor: 2019’da yapılacak başkanlık seçimi. Bu baskıcı, hiçbir güçler ayrılığına dayanmayan, tamamı tek elde toplanmış bir baskıcı rejim olarak görüyorum. Evet bir yandan bakıyorsunuz. Seçimler bunun için önceye alınmıyor. Ön temizlik yapılsın, tertemiz bir bahçede başkanlık yarışı yapılsın isteniyor olabilir.

Partili yargıçlar çıktı: HSK’nin son kararnamesi hoş değil. Bir kere kendine muhalif tüm hâkimleri, özellikle Yargıçlar Sendikası üyelerini farklı yere göndermesi, kendisinin düşünceleri, siyaseti çerçevesinde hareket etmeyen yargıçları başka illere göndermesi, bizim tezimizin ne kadar doğru olduğunu ortaya koydu. Biz en başında HSK’nin yapılanmasında siyasi ilinti kurulmamasını söyledik. Ama hükümet sağcılar solcular diye parça parça yaptı. İktidarınız süresinde siz kendi adamlarını merkezde tutup, size muhalif olanları sürüyorsunuz. Yarın hükümet değiştiğinde bu sefer diğer siyasi görüştekiler tersini yapacak mı? Bu bir nevi parti üyeliğine döndü. Parti sempatizanlığına döndü. Bu hükümet gelene kadar yargıda siyaset konuşulmazdı. Hiçbir avukat, hâkimlerin hangi siyasi görüşte olduğunu bilemezdi. Ancak bu hükümetle birlikte partili hâkim ve savcılar türedi. Adaletin, hak ve hukukun partisi, siyasi görüşü, mezhebi, tarafı olmaz. Adalet tek bir kavramdır. Bu kavramın içinde siyasi nitelenmeler olmaz.

Cumhurbaşkanı yargıç gibi davranıyor: (Erdoğan’ın Demirtaş’a terörist demesi) Güçler ayrılığından vazgeçip güçler birliğine gelirseniz siz kendinizi yargıç yerine koyarsanız. Bir cumhurbaşkanı gibi değil bir yargıç gibi davranırsınız. Çünkü o yargıçları siz atıyorsunuz ve ne karar vereceklerine siz bir anlamda yön verebiliyorsunuz. Böyle olunca istediğinizi terörist, istediğinizi vatandaş ilan edebiliyorsunuz. İçişleri Bakanı, Nuriye ve Semih için gazeteye ilan veren 111 aydını teröristlere yardım ve yataklıkla suçladı. 111 kişi içinde ben de vardım. Biz terörist değiliz. Hangi mahkeme kararı var? Hangi örgüte yardım yapmışız, İçişleri Bakanı çıkıp açıklasın. Nuriye ve Semih’in terörist olduğuna ilişkin mahkeme kararlarını göstersin. Oysa Türk Ceza Kanunu’nu bir kere okusalar, kesin hüküm verilene kadar her sanık masumdur, hiçbir şekilde suçlanamaz, lekelenemez.

Saddam’ı kendi yasaları yargıladı: Bu aşamada hükümetten bir şey beklemek çok doğru değil. Halkı bilgilendirmek ve parlamenter düzene tekrar dönmek, OHAL’in kalkması, KHK’ler ile ülkenin yönetilmesinden vazgeçilmesi halinde bekli Türkiye yaralarını sarabilecektir. Çünkü günden güne hukukta bir yozlaşma söz konusu. Mahkemelerin verdiği kararların adil olmadığı yönünde bir çok insanın inancı artmakta. Bugün adil olmayan bir tavır ve hareketler yarın hükümetleri zor durumda bırakabilir. Şunu kimse unutmasın. Geçende çok güzel bir resim gördüm. Saddam kendisini yargılayan yargıca, aynen şöyle söylüyor: “Adalet istiyorum”. Yargıç da şunu söylüyor: Senin yazdığın kanunlarla seni yargılıyorum.” Yani kimse şunu unutmasın. Bugün hukuk yönetenlere de bir gün lazım olabilir. Aynı hukuk onlara uygulandığında sakın onlar çıkıp hak ve adalet istiyoruz diye bağırmasınlar. O yüzden daha hukuka uygun davranışlar istiyoruz.

[Haber görseli]

Ülkenin en büyük sorunu adalet

Sayın Kılıçdaroğlu, Gandi benzeri yürüyüşle adalet aramakta çok haklıydı. Bu ülkenin en büyük sorunu Adalet Yürüyüşü’dür. Bu ülkede adalet tecellisinde bazı sıkıntılar var. 16 Nisan referundumuyla HSK’nin hemen hemen tüm üyeleri Cumhurbaşkanı tarafından seçilmeye başlandı. Anayasa Mahkemesi keza öyle. Yani böyle bir durumda yargı tekleşti. Bizim kuvvetler ayrılığı dediğimiz yargı, yasama, yürütme ayrı güçler olması gerekirken, artık tek elde birleşen bir güç haline gelmeye başladı. Güçlerin tek bir elde toplanması anayasa yargısını ve anayasayı ortadan kaldırdı. Bugün Türkiye’de artık Türkiye Cumhuriyeti anayasası kullanılmamaktadır. YSK, 16 Nisan’da hükümetin yani “evet”in lehine karar alarak seçimin şaibe ile bitirilmesine neden oldu. Böyle bir Türkiye’de Adalet Yürüyüşü çok normaldir. Keşke bu yürüyüş 16 Nisan’da başlasaydı. Umuyorum hükümet biraz daha basiretli bakarak tüm kesimleri bir araya getirmeye çalışır, OHAL’i kaldırıp ülkenin Meclis tarafından yönetilmesini sağlar.

 
17 Temmuz 2017 Pazartesi 08:04 
Yorum YapYazdır
 
(0 Yorum Yapıldı)Yorumlar
<p>Henüz kimse yorum yapmamış, ilk yorum yapan siz olun.</p>
 
Bu Kategorideki Diğer Haberler
 
 
Yazarlar
Yazarlar RSS Beslemesi
A. Şefik Mollamehmetoğlu
 
Attila Aşut
 
Nihat Genç
 
Türker Ertürk
 
Arslan Bulut
 
Mehmet Polat
 
Prof. Dr. Orhan Özgür
 
Ahmet Özer
 
Göksu Mollamehmetoğlu
 
Gülcan Özgür
 
Ömer Turan
 
Osman Cudi Yılmaz
 
Ömer Faruk Altuntaş
 
Prof. Dr. Burhan Çuhadaroğlu
 
Prof. Dr. Cavit Boz
 
Prof. Dr. Kemal Üçüncü
 
Hüseyin HAYDAR
 
Zekeriya Saka
 
Mehmet Kuvvet
 
Hasan Güneş
 
Erdal ÖZÇELİK
 
Serpil Satut Denizoğlu
 
Erdal Eksert
 
İnci Güngör
 
Kazım DEMİR
 
Coşkun ERUZ
 
Mehmet Akıncı
 
Ruhi  Türkyılmaz
 
İlyas Gümrükçü
 
Sami KOÇ
 
Ömer Asan
 
Prof. Dr. Örsan Öymen
 
Kadir ŞİŞGİNOĞLU
 
Mustafa Önsel
 
Son 24 Saat
Haberler RSS Beslemesi
 
Anket
Halkoylaması sonrası Türkiye'yi ne bekliyor?
1. Daha iyi bir gelecek
2. Daha kötü bir gelecek
3. Birşey değişmez
 
 
Gazete Manşetleri
 
 
Arşiv
 
Tarihte Bugün
1784 - Erzincan'da meydana gelen depremde 5 bin kişi hayatını kaybetti.
1821 - Mora İsyanı sırasında Monevasia şehrini ele geçiren Yunanlılar 3.000 Türk'ü katlettiler.
1829 - William Austin Burt, daktilonun ilk hali olan tipografı buldu.
1888 - Enternasyonal marşı, ilk kez Fransa'nın Lille kentinde işçiler tarafından söylendi.
1894 - Japon güçleriSeul kraliyet sarayını işgal etti ve Kore kralını tahttan indirdi.
1903 - Ford şirketi, ürettiği ilk arabanın satışını yaptı.
1908 - II. Meşrutiyet'in ilanı.
1911 - İstanbul'da, Aksaray Yeşiltulumba'da çıkan büyük yangında yaklaşık 300 ev hasar gördü.
1919 - Erzurum Kongresi yapıldı.
1919 - Mimar Muzaffer Bey'in eseri olan Hürriyeti Ebediye tepesi açıldı.
1929 - İtalya'da faşist hükümet, yabancı sözcüklerin kullanımını yasakladı.
1932 - Alman mimar Hermann Jansen'in hazırladığı Ankara Planı onaylandı.
1939 - Hatay anavatana katıldı.
1951 - Paris Antlaşması (1951) yürürlüğe girdi.
1952 - Mısır'da Cemal Abdül Nasır liderliğindeki Hür Subaylar Hareketi Kral Faruk'u devirdi ve monarşiye son verdi.
1960 - Türk Edebiyatçılar Birliği olağanüstü [toplantı] yaptı. Toplantıda Peyami Safa, Samet Ağaoğlu ve Faruk Nafız Çamlıbel, 27 Mayıstan önce baskı rejimi taraftarı oldukları gerekçesiyle birlikten çıkarıldılar.
1961 - Nikaragua'da Sandinista Milli Özgürlük Cephesi (FSLN) kuruldu.
1963 - Fransa nükleer denemeleri sınırlandırmak üzere Moskova'da yapılan "Deneme Yasaklama Antlaşması"na katılmayı reddeder.
1967 - Detroit, Michigan'da ABD tarihinin en kanlı ayaklanmalarından biri başladı. Olaylar sona erdiğinde, geride 43 ölü, 342 yaralı ve yaklaşık 1400 yanmış bina kaldı.
1974 - Kıbrıs'ta üç günlük harekatta 57 şehit, 184 yaralı ve 242 kayıp verildi.
1976 - Sismik-1 araştırma gemisi (Hora), İstinye Tersanesi'nden törenle Ege'ye açıldı.
1983 - Sri Lanka'daki Budist çoğunluk, yaklaşık 3.000 Tamili katletti. 400.000 civarında Tamil komşu ülkelere kaçtı. Olay Sri Lanka tarihine Kara Temmuz olarak geçti.
1986 - Prens Andrew ile Sarah Ferguson evlendiler.
1995 - Hale-Bopp kuyrukluyıldızının keşfi.
1996 - Aydın İdare Mahkemesi, Gökova, Yeniköy ve Yatağan termik santrallerinin çevreye zarar verdiği gerekçesiyle faaliyetlerinin durdurulması istemini kabul etti.
2000 - Yasemin Dalkılıç, sualtı sporları limitsiz dalışta 120, limitli değişken ağırlıkla serbest dalışta ise 100 metre ile iki dünya rekoru kırdı.
2005 - Mısır'ın Şarm el Şeyh kentinin üç ayrı noktasında patlayan bombalar 88 kişinin ölümüne yol açtı.
 
Namaz Vakitleri
 
  • İmsak02:52
  • Güneş05:01
  • Öğlen12:39
  • İkindi16:36
  • Akşam19:55
  • Yatsı21:45
 
Süper Loto
20.07.2017 Tarihli Çekiliş Sonucu020327515354
 
On Numara
17.07.2017 Tarihli Çekiliş Sonucu02060708141622232526273550515661656869737478
 
Sayısal Loto
22.07.2017 Tarihli Çekiliş Sonucu011314192930
 
Şans Topu
19.07.2017 Tarihli Çekiliş Sonucu082224283006
 
 
Kurumsal

İçerik

Gündem

Siyaset

Teknoloji

Yukarı Çık