Seçmen adresini sorgulamak için TIKLA

Ana Sayfa » Siyaset » Bahçeli'den Erdoğan'a, 'anayasal sınırlarda kal' çağrısı

Bahçeli'den Erdoğan'a, 'anayasal sınırlarda kal' çağrısı

MHP lideri Devlet Bahçeli, partisinin grup toplantısında yaptığı konuşmada, başkanlık tartışmaları üzerinden Cumhurbaşkanı Erdoğan'ı eleştirdi ve "Sayın Cumhurbaşkanı'nın fiili başkanlık zorlamasından vazgeçmeli, yasa ve anayasal sınırlarına çekilmelidir" dedi.

 
11 Ekim 2016 Salı 11:53 
Yorum YapYazdır
 
 
Bahçeli'den Erdoğan'a, 'anayasal sınırlarda kal' çağrısı

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, ay sonuna kadar IŞİD’in elinde bulunan Musul’a yönelik düzenlenmesi beklenen operasyonla ilgili Türkiye ile Irak arasında meydana gelen Başika Kampı krizi hakkında “Türk askere işgalci suçlamasını yapan Irak’a bakın. Musul’u bırakıp kaçan Irak’ın Türkiye’ye atarlanması, atıp tutması her şeyi özetlemektedir. Suriye ve diğer İslam ülkelerinin perişanlıklarını söylemeye bile gerek yoktur” dedi.

Bahçeli, tartışılan başkanlık sistemiyle ilgili, “Cumhurbaşkanı yasalara ve anayasaya uymak zorundadır. Türkiye Cumhuriyeti’nin beka mücadelesi verdiği bugünlerde, siyasi iktidarın ve devletin en tepesinde bulunan Cumhurbaşkanının hukuka ters düşmesi geleceğimiz açısından çok mahsurlu, çok tehlikelidir. Bu açık tehlikenin bertaraf edilebilmesi için karşımızda iki alternatif yol bulunmaktadır:
Bunlardan birincisi ve bizim açımızdan da en doğru, en sağlıklı olanı, Sayın Cumhurbaşkanı’nın fiili başkanlık zorlamasından vazgeçmesi, yasa ve anayasal sınırlarına çekilmesidir. Şayet bu olmayacaksa, ikinci olarak, fiili durumun hukuki boyut kazanabilmesinin süratle yol ve yöntemlerinin aranmasıdır. Dünyanın hiçbir medeni ve demokratik ülkesinde her gün suç işleyen bir yönetim ve iktidar yapısı görülemeyecek, bundan bahsedilemeyecektir.” dedi.

Bahçeli’nin partisinin grup toplantısındaki konuşmasından satır başları şöyle:

“Türk milletine kin besleyen, tarihsel varlığından ürken ne kadar zalim varsa kah piyonlarıyla kah doğrudan saldırmaktadır. Husumet cephesi tüm imkanlarıyla zehir kusmaktadır. Yıkılmamızı gözleyenler faaldir. Yok oluşumuzu projelendirenler faaliyetlerine hız vermişlerdir. Türkiye’nin yanıp kül olmasını hedefleyenler hiç olmadıkları kadar dirençlidir. Terörizm Türkiye’nin bir numaralı meselesidir. Bu vahşi saldırganlığı alt etmeden Türkiye’ye huzur yoktur. Terör örgütleri, PKK’nın menfur saldırıyla değerlendirilmelidir, muharrem ayının 10’una tekabül eden bazı görüşlerimi de sizinle paylaşmak istiyorum.

“Acılar zaman içinde hem insanları, hem toplumları olgunlaştıran beşeri bir halin tezahürüdür. Olgunlaşmak, unutmak değildir. Bilakis olgunluk, yaşananlardan zor da olsa ders çıkarabilmektir. Bu değerler sayesindedir ki İslam’ı mesajları evrensel boyut kazandırmıştır. Asırlar evvel, dünya karanlık çağa mahkumken İslam toplumları şahlanış dönemleri yaşıyordur. Asr-ı saadet dönemi emsalsiz bir devrin adıdır. İslam ne zaman kavgalara alet edilip, ne zaman saltanat mücadeleleri içine çekildiyse Müslümanların içine kazınan acılar da ortaya çıkmıştır. Geçmişte yaşanan acılar zamanın ruhuna işlemiş ve hiçbir zaman unutulmamıştır. Mağdurların yürek atışı her dönemde yankı bulmuş, mazlumların ahı günümüze kadar ulaşarak hepimizin ortak hüznü haline gelmiştir. Elbette körpe umutlara kan kusturanlar her zaman lanetleneceklerdir. Hakk’a karşı gelenlerin iktidar hırsı uğruna insanlıktan çıkanların isimleri şerle, şiddetle bir anılmıştır, bundan sonra anılmaya devam edecektir. Tarihin her dönemde makam ve mevki uğruna yaşadıkları dönemleri karanlığa gömenler olmuştur. Kerbela’da yaşananlar özellikle hafızalardan silinmeyecektir. Kerbela’da peygamberimize ve ailesine kılıç çekenler, bugünlerde yaşadığımız kaos ve kargaşanın mimarıdır. Hz. Hüseyin ve ehl-i beyitin aziz büyüklerin 10 muharrem 61’de şehit edildiklerinden beri İslam aleminde göz yaşı eksik olmamıştır.

“Bugünlerde Türk askere işgalci suçlamasını yapan Irak’a bakın. Musul’u bırakıp kaçan Irak’ın Türkiye’ye atarlanması, atıp tutması her şeyi özetlemektedir. Suriye ve diğer İslam ülkelerinin perişanlıklarını söylemeye bile gerek yoktur. Geçmişin ızdırap verici olaylarını günümüze taşıyıp kavga meselesi yapmak kimseye bir şey kazandırmayacaktır.

“AKSİNİ İDDİA ETMEK YEZİD’LE BİR OLMAKTIR”

“Yezidler her dönemde olacaktır ve olmuştur. Çünkü İblis günah mesaisine aralıksız devam etmektedir. Kaldı ki bu zamana kadar olan da budur. Mesele Yezid’i lanetlerken Hz Hüseyin’i anlayabilmek, fitnelere kapalı durmaktır. Kerbela’yı anlamak için Hz. Hüseyin’i tanımak lazım. Kerbela denince haksızlığa eğilmeyen bir iman şuuru, cesur bir irade zırhı anlaşılmadır. Tüm İslam toplumlarının karşısında aslında iki seçenek vardır; ya ahlak hakim olacak ya da yezidi alçaklık etki ve tesir alanını genişletmeyi sürdürecektir. Ya barış egemenlik kuracak veya savaş, kutuplaşma, kanlı hesaplaşma kaldığı yerden hatta yükseldiği noktadan değerlerimizi yutmaya devam edecektir.

“Kerbela’da kaybeden zalimlerdir, aksini iddia etmek Yezid’le bir olmaktır. Mezhepçilik eğer bugün düşmanlarını kışkırtıyorsa bunun müsebbibi Kerbela’yı siyasileştiren hainlerdir. İslam dünyasının şu anki durumu tam bir fecaati işaret etmektedir. IŞİD böylesi bir zeminden yeşermiştir. Şii de Sünni de Müslümandır. Öyleyse paylaşılamayan nedir? Canlı bombalarla cana ve mala kast etmek yüce Allah’ın hangi buyruğunda yazılıdır? Allah diyerek kafa kesmek nasıl bir aklın ve anlayışın ürünüdür? Bunları sormak ve sorgulamak en büyük hakkımızdır. Haçlı saldırılarıyla amaçlarına ulaşamayanlar, şimdi değişik senaryolarla o dönem yapamadıklarını şimdi yapmaya çalışmaktadır. Çocuklar öldürülmekte, bir medeniyetin ışıkları söndürülmektedir. Bir zamanlar dünyaya yön veren İslam, şimdi girdiği girdaptan çıkmaktan için çözüm ve yollar aramaktadır. Ortadoğu’daki petrol kuyularının etrafında vızır vızır dolaşan emperyalist azgınlık mesafe almaktadır. Maalesef İslam toplumları da buna sessiz ve seyirci kalmaktadır. Yezidlerin oyunlarına düşmememiz en samimi dileğimdir. Yeni Kerbelaların olmaması Müslümanım diyen herkesin ödevidir. Kerbela’daki acılar üzerinden iktidar kurmak hem geleceğe hem günümüze büyük bir haksızlık olacaktır. Birbirimize sıkı sıkı sarılmanın tam zamanıdır, gecikmemiz halinde ödeyeceğimiz bedel çok fazladır. Hz. Hüseyin efendimizin ‘Reyhanım’ dediği cennet gençlerimizin efendisidir. Tüm Kerbela şehitlerimizi rahmet ve minnetle anıyorum.”

“TERÖR SARMALININ ORTASINDA KALDIK”

“Terör Türkiye’yi her gün vurmaktadır. Kanlı örgütler sırayla ülkemizi hedef almaktadır. Ülkemiz, şiddetli sürekli artan bir şiddet sarmalının ortasında kalmıştır.”

“Katiller Hakkari’de bulunan jandarma kontrol noktasına tam beş ton bomba yüklü kamyonetle saldırmışlardır. Benzerlerine Ortadoğu’da cesaret edilen bu eylem türünün ülkemizde yaygınlaşması ülkemizi kara kara düşündürmektedir. Bu bombalar nasıl sokulmaktadır, nasıl saklanmaktadır? Memurlar geceleri vicdanen rahat uyuyabilmektedir. Bu istihbarat neyle meşgul olmaktadır, bu hainler ne zaman hak ettikleri cezalara çarptırılacaktır. İhanetin başı ne zaman koparılacaktır? Beklemeye tahammülümüz kalmamıştır. 20 Temmuz 2015’ten beri 516 tane askerimizi, 52 korucumuzu, 600 sivil vatandaşımızı teröristlerin menfur saldırıları neticesinde kaybettik. Bu süre zarfından 2 bine yakın askerimiz, 1600’e yakın polisimiz, 4 bine yakın sivil vatandaşımız da yaralanandı. Hiçbir vicdan sahibi insan bu kara tablonun izahını yapamayacaktır.”

“Dün analar ağlamayacak diyorlardı, oysa bugün bir millet hüngür hüngür ağlamaktadır. Barış türküleri söylüyorlardı, ne çözüm oldu ne de barışın sesi duyuldu. Terör, 70 milyon vatandaşa hayatı zindana çevirdi. 15 Temmuz’dan itibaren FETÖ ile amansız bir şekilde mücadele edilmektedir. Her hücreye yerleşmiş FET֒cülerin ayıklanması için olağanüstü şartlarda emek sarf edilmektedir. MHP olarak bu süreci makul ve meşru görüyoruz. FETÖ ile yapılan mücadelenin, yıldırıcı yöntemlerin PKK’ya da uygulanmasını bekliyoruz. Hakkari’de, Şırnak’ta, Diyarbakır’ta atılan bombaların Ankara’dan İzmir’den el sallayanlara hak ettiklerini vermek hükümetin namus borcudur. PKK’ya destek verenler, STK’lar, medya organlar ne zaman hak ettiğini bulacaktır. PKK’yı övenlerin yakasından ne zaman tutulacaktır. PKK’lı diye açığa alınan öğretmenlerin devletle bağının kesilmesi FET֒ye ceberrut kesilenler sıra PKK’ya geldiğinde niye sus pustur? FETÖ, bölücü hainlerin ikizidir. Bunların destekçilerinin tasfiyesi, sökülüp atılması erkenden, geç olmadan gerçekleştirilmedir. MHP desteğe hazırdır, hep yanınızdadır. Ellerine kına çalıp davulla uğurlanan askerlerimizin baba evine sala ile dönmesini hazmedemiyoruz. Elinizi çabuk tutunuz. ”

“Türkiye’nin ateşle imtihana girdiği günlerde Van’da bir araya gelip PKK’yı lanetleyen Doğu ve Güneydoğu’daki 181 aşiret temsilcisini de içtenlikle kutluyorum. Bölge insanımızın tercümanı olan bu kişileri ayrım yapmaksızın kucaklıyorum. Kürt kökenli kardeşlerim, PKK’nın saldırılarında en çok mazlum olan insanlardır. PKK emperyalizmin iğrenç bir tetikçisidir, PKK, Türkleri hazmedemeyen yedi düvelin kokuşmuş bir taşeronudur. Hak yolundan dönmez, oyuna gelmez bir millet olarak devletin varlığına zincir vurmaya kalkan çürümüşlere karşı çıkacağız. Onlar milleti ayırmak isteseler de onları ayaklarımızın altında çiğneyeceğiz. Muhtaç olduğumuz kuvvet, aziz Atatürk’ün ifadesiyle damarlarımızdaki kanda mevcuttur. Türkiye yaşayacak, bayrak inmeyecek, ezan susmayacaktır. “Şehitler ölmez, vatan bölünmez” kuplesi, gök kubbemizde çınlayacak, asla susmayacaktır.”

Kemikleşmiş ön yargıları ve kısır çekişmeleri bir kenara bırakmalıyız. Vatan sevdasıyla hareket etmeliyiz. Türkiye hepimizindir. Siyasi gündemde kronik çekişme ve çatışma konusu olarak duran temel sorunları bu anlayışla ele almak ve geleceği planlamak zorundayız. Bunların en önemlilerinden bir tanesi de yeni anayasa kapsamında derinleşen hükümet sistemi tartışmalarıdır. Sistem tartışmaları siyaseti tıkarsa rejim tartışmalarına dönebilecektir. Cumhurbaşkanı’nın anayasal yetki ve sınırları devamlı tartışma konusu yapılmıştır. Başkanlık ekseninde çok yoğun fikri münakaşalar süre gelmiştir. 1 Kasım 2015’te başlatılan yeni anayasa süreci, başkanlık nedeniyle akıbete uğramıştır. Hukukun üstünlüğü herkes, her mevki ve makam sahibi için bağlayıcı niteliktedir. Cumhurbaşkanı yasalara ve anayasaya uymak zorundadır. Kimse kendisini hukukun üstününde göremeyecektir. Yürürlükteki anayasanın 6. maddesinde hiç kimsenin gücünü anayasadan almayan bir devlet yetkisi kullanamayacağını göstermektedir. Bu kurallar ihlal edilirse, anayasa açıkça yok sayılırsa devleti ayakta tutan dinamikler laçkalaşacaktır. Türkiye’nin yeni bir toplum sözleşmesine ihtiyacı vardır ve sorumluluk hepimizin sırtındadır. 15 Temmuz’dan sonra bu ihtiyaç, acil dir hale bürünmüştür. Milletimizin talebi hissedilir ölçüde fazladır, bunu görmezden gelemeyiz. MHP, anayasanın tadilatına veya yeniden yazımına başından beri sıcak bakmaktadır. Anayasa devlet ve millet ilişkilerini demokratik bir şekilde düzenleyen toplum sözleşmesidir. Bir anayasaya bakışımızda herhangi bir değişiklik veya sapma yoktur. Dün ne söylediysek bugün de aynı çizgideyiz. Özellikle anayasanın ilk 4 maddesinin değiştirilmemesi hakkındaki ısrarımızı muhafaza ediyoruz. Bu çerçevedeki sağlam irademizi yıllardan beri koruyoruz. 15 Temmuz’dan sonra TBMM’de grubu bulunan 3 partinin değerli temsilcilerinden teşkil edilen komisyon faaliyete başlamıştı. Bu komisyon 9 kez toplanarak çalışmalarını sürdürmüş, 23 Eylül’de görevini tamamlamıştır. Söz konusu uzlaşma komisyonu, hassas ortamı dikkate alarak görevini infa etmiş ve sonuçta 7 maddelik mini anayasa değişiklik paketini hazırlayarak sunmuştur. Daha önce üzerinde uzlaşılan 60 maddelik değişiklik dikkate alındığında önemli bir aşamaya gelinmiştir. Anayasa üzerinde söz düellolarının son bulmasını, bu meselenin milli birlik ruhuna uygun bir şekilde sonuçlandırılmasını arzulamaktayız.

BAŞKANLIK TARTIŞMALARI

Cumhurbaşkanı millet tarafından seçildiği gerekçesiyle fiili başkanlık dayatmakta, görevinin sınırlarından taşmaktadır. Anayasanın 104. maddesinde görev ve yetkileri düzenlenmiştir. Sayın Cumhurbaşkanı seçildiği andan itibaren anayasanın özüne ve ruhuna aykırı hareketlerde bulunmuş, partili cumhurbaşkanı gibi davranmış, tarafsızlığına gölge düşürecek şekilde yetkisini aşmış, AKP lehine oy istemiş, fiilen hükümet başkanı gibi hareket etmiştir. Cumhurbaşkanı’nın bu davranışları fiili bir durum yaratmıştır. 14 Ağustos 2015’te Rize’de yönetim sisteminin değiştiğini, anayasada kesinleşmesi gerektiğini vurgulaması malumun ilanından başka bir şey olmamıştır. Sayın Binali Yıldırım’ın yönetim yapısındaki rahatsızlığını dile getirmesi henüz çok yenidir. Hatırlarsanız şöyle demişti; “Bugün yapmamız gereken en önemli iş, fiili durumu yasal hale getirmek, bu kafa karışıklığını sona erdirmektir. Bunun yolu da yeni anayasadı”

“CUMHURBAŞKANI FİİLİ BAŞKANLIK DURUMUNDAN VAZGEÇMELİ”

Son olarak sayın Cumhurbaşkanının 14 Eylül 2016’da başkanlık sistemiyle devam edilmesi gerektiğini söylemiştir. Anayasada sınırları çizilen siyasi sorumlulukları parti sorumluluklarıyla iç içe geçmiştir. Elbette bu çarpık durumun anayasal meşruiyetinin olmadığı da ortadadır. Şu anda anayasa çiğnenmekte ve suç işlenmektedir. Fiili durum ile hukuki gerçek taban tabana zıttır. Parlamenter sisteminin bekleme odasına alındığını ileri sürmüşlerdir. Ülkemizde hukuksuzluk, kanunsuz bir anayasaya dayalı bir yönetim tecelli etmiştir. Elbette bunu kabul etmek, onaylamak mümkün değildir. Sayın Cumhurbaşkanı anayasanın kendisine vermiş olduğu sorumlulukları zımmen tanımamakta, az bulmaktadır. Başbakan’ın dünden razı olduğunu bilmeyen yoktur. Anayasanın nasıl değiştirileceği anayasanın hükümlerince belirlenmiştir.

“Bu açık tehlikenin bertaraf edilebilmesi için iki yolumuz var.
1) Sayın Cumhurbaşkanı’nın fiili başkanlık durumundan vazgeçmesidir.
2) Olmazsa fiili durumun hukuki boyut kazandırılmalıdır.
Her gün suç işleyen bir yönetimden bahsedilemez. AKP Başkanlık sistemiyle ilgili inadını sürdürecekse yine iki seçeneğimiz var
1) AKP hazırda tuttuğu bir anayasa hazırlığı varsa mutabık kalınan maddeleri kabul etmek kaydıyla Meclis’e getirmelidir. Veki
2) Bu anayasa değişiklik teklifi TBMM Meclisi’nde ya 367 sınırını aşarak kanunlaşacaktır ya da 330 eşiğinin üstünde kalarak referanduma götürülecektir. MHP Türk milletinin vereceği her karara saygılıdır. MHP ilke ve sorumluluklarına sonuna kadar bağlıdır.

“Türkiye’nin yasa ve anayasaya uymayan yönetim yapısının derhal düzeltilmesini öncelikli görüyoruz. Egemenliğin sahibi aziz milletimiz aynı zamanda son sözün de sahibidir. Neye karar verirse karşısında boynumuz kıldan incedir.

“Bizim başkanlık sistemine yönelik kuşkularımız bilinmektedir.
Bugün milletimizle ve siyasi muhataplarımızla paylaştığımız değerlerin tüm yönleriyle tartışılmasını, başkanlık mı, parlamenter sistem mi sorusunun kesin bir şekilde cevaplandırılmasını, bu kargaşanın giderilmesini diliyoruz.”

 
11 Ekim 2016 Salı 11:53 
Yorum YapYazdır
 
(0 Yorum Yapıldı)Yorumlar
<p>Henüz kimse yorum yapmamış, ilk yorum yapan siz olun.</p>
 
Bu Kategorideki Diğer Haberler
 
 
 
Son 24 Saat
Haberler RSS Beslemesi
 
Yazarlar
Yazarlar RSS Beslemesi
Attila Aşut
 
Nihat Genç
 
A. Şefik Mollamehmetoğlu
 
Prof. Dr. Orhan Özgür
 
Arslan Bulut
 
Mehmet Polat
 
Türker Ertürk
 
Ahmet Özer
 
Göksu Mollamehmetoğlu
 
Gülcan Özgür
 
Ömer Turan
 
Osman Cudi Yılmaz
 
Ömer Faruk Altuntaş
 
Prof. Dr. Burhan Çuhadaroğlu
 
Prof. Dr. Cavit Boz
 
Prof. Dr. Kemal Üçüncü
 
Hüseyin HAYDAR
 
Zekeriya Saka
 
Mehmet Kuvvet
 
Hasan Güneş
 
Erdal ÖZÇELİK
 
Serpil Satut Denizoğlu
 
Erdal Eksert
 
İnci Güngör
 
Kazım DEMİR
 
Coşkun ERUZ
 
Mehmet Akıncı
 
Ruhi  Türkyılmaz
 
İlyas Gümrükçü
 
Sami KOÇ
 
Ömer Asan
 
Prof. Dr. Örsan Öymen
 
Kadir ŞİŞGİNOĞLU
 
Mustafa Önsel
 
 
 
Gazete Manşetleri
 
 
Lig Puan Durumu
 
Takımlar
O
G
B
M
P
1
Beşiktaş
20
13
5
2
44
2
Başakşehir
21
12
7
2
43
3
Galatasaray
21
12
4
5
40
4
Fenerbahçe
20
10
6
4
36
5
Antalyaspor
21
10
5
6
35
6
Trabzonspor
20
9
3
8
30
7
Bursaspor
21
8
4
9
28
8
Konyaspor
20
7
7
6
28
9
K.D.Ç. Karabük
21
8
3
10
27
10
Osmanlıspor FK
20
6
9
5
27
11
Akhisar Bld.
20
6
6
8
24
12
Kasımpaşa
20
7
3
10
24
13
Gençlerbirliği
19
5
8
6
23
14
Kayserispor
21
6
4
11
22
15
Alanyaspor
20
6
3
11
21
16
Ç. Rizespor
21
5
5
11
20
17
Adanaspor
20
4
5
11
17
18
Gaziantepspor
20
4
3
13
15
 
Şampiyonlar Ligi
 
UEFA Avrupa Ligi
 
Alt Lig
 
 
Anket
2016 TÜRKİYE AÇISINDAN NASIL GEÇECEK?
ÇOK İYİ
İYİ
BİR ŞEY DEĞİŞMEZ
KÖTÜ
ÇOK KÖTÜ
 
Namaz Vakitleri
 
  • İmsak05:22
  • Güneş07:02
  • Öğlen12:46
  • İkindi15:45
  • Akşam18:08
  • Yatsı19:38
 
Tarihte Bugün
1600 - Peru'daki Huaynaputina yanardağı Güney Amerika tarihindeki en şiddetli patlamayla püskürdü.
1807 - ABD eski başkan yardımcısı Aaron Burr vatana ihanet iddiasıyla tutuklandı.
1861 - Rusya'da toprağa bağlı kölelik yasaklandı.
1878 - Thomas Edison fonografın patentini aldı.
1881 - Kansas'ta tüm alkollü içecekler yasaklandı.
1915 - I. Dünya Savaşı: Gelibolu muharebeleri başladı.
1915 - İtilaf devletleri'nin Çanakkale'ye denizden yaptıkları saldırı püskürtüldü.
1925 - Telsiz tesisi hakkındaki kanun çıktı. Türkiye'de radyonun kurulması TBMM'de kabul edildi.
1928 - Amacı yoksul kadınlara yardım etmek olan "Himaye-i Etfal Kadın Yardım Cemiyeti" kuruldu. Cemiyetin adı 1938'de Yardım Sevenler Derneği olarak değiştirildi. Mevhibe İnönü derneğin fahri başkanıydı.
1932 - Halkevleri kuruldu. 1951'de Demokrat Parti hükümeti tarafından kapatıldı.
1945 - II. Dünya Savaşı: Iwo Jima muharebesi. Yaklaşık 30.000 ABD askeri Batı Pasifik'teki Iwo Jima adasına çıktı. Japon ordusunun şiddetli direnişi ile karşılaşan ABD birlikleri adada kontrolü ancak bir ay sonra sağlayabildiler.
1947 - İstanbul'da et giderek pahalılaşıyor; İstanbul Belediyesi halkı et boykotuna çağırdı.
1956 - Türkiye-Macaristan milli futbol maçı Mithatpaşa Stadı'nda oynandı. Türkiye Macaristan'ı 3-1 yendi.
1957 - Türk Ordusu'nun ilk kadın doktor subayı Sema Aran göreve başladı.
1959 - Londra Konferansı sona erdi. İngiltere Kıbrıs'ın bağımsızlığını tanıdı. İngiltere, Türkiye ve Yunanistan, Kıbrıs'ta garantör devlet oldu. Bağımsızlığın resmi olarak ilan edilmesi 16 Ağustos 1960'da oldu.
1968 - Larnaka uluslararası havaalanındaki bir uçak kaçırma olayına, Kıbrıslı yetkililerden izin almaksızın müdahale etmeye kalkan Mısır komando birliğinin 15 üyesi, Kıbrıs milli muhafızları tarafından öldürüldü.
1972 - Güvenlik güçleri, sabaha karşı Fındıkzade ve Arnavutköy'de operasyonlar düzenledi. Türkiye Halk Kurtuluş Partisi-Cephesi (THKP-C ) üyesi Ulaş Bardakçı öldürüldü.
1975 - Devlet Sinema Televizyon Enstitüsü kuruldu.
1985 - İspanya havayollarına ait Boeing 747 tipi bir yolcu uçağı Oiz dağlarına (İspanya) çarparak düştü: 148 kişi öldü.
1985 - William J. Schroeder, yapay kalp takıldıktan sonra hastaneden taburcu edilip evine gönderilebilen ilk hasta oldu.
1985 - Türk aktör Haluk Bilginer'in de rol aldığı BBC pembe dizisi ünlü EastEnders'ın ilk bölümü İngiltere'de yayımlandı. Dizi halen devam etmektedir.
1985 - Cumhurbaşkanı Kenan Evren bozuk ilaç yapanlar için " Bu adamların kafasını koparmak lazım" dedi.
1986 - SSCB Mir uzay istasyonu'nu uzaya gönderdi.
1994 - Libya'da şeriat uygulamasına geçildi; İslami takvim uygulanmaya başlandı.
1994 - Haftalık Newroz gazetesi yayımlanmaya başladı.
1994 - Adalar Belediye Başkanı ANAP'lı Recep Koç Büyükada vapur iskelesinde uğradığı silahlı saldırıda öldürüldü. İki kişi de yaralandı. Recep Koç'u, kaçak yapısını yıktırdığı Osman Özgen adlı bir vatandaşın öldürdüğü bildirildi.
1997 - İran'ın Ankara Büyükelçisi Bagheri, Sincan'da düzenlenen Kudüs gecesindeki konuşmaların ardından, artan tepkiler nedeniyle ülkesine gitti.
1997 - Başbakan Tansu Çiller Meclis'te mal varlığı soruşturmasından aklandı.
1998 - Rusya'dan Türkiye'ye boru hattı ile doğalgaz getirecek Mavi Akım Projesi için müteahhit firmalar arasında anlaşma imzalandı.
2001 - Milli Güvenlik Kurulu'nun Çankaya Köşkü'nde yapılan şubat ayı toplantısında, Başbakan Bülent Ecevit, Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer ile yaşadığı tartışma nedeniyle toplantıyı terk etti.
2008 - Küba lideri Fidel Castro görevinden ayrıldığını açıkladı.
 
Arşiv
 
Süper Loto
16.02.2017 Tarihli Çekiliş Sonucu061028294753
 
On Numara
13.02.2017 Tarihli Çekiliş Sonucu04050717202627282938394244525456606572747578
 
Sayısal Loto
18.02.2017 Tarihli Çekiliş Sonucu021828333640
 
Şans Topu
15.02.2017 Tarihli Çekiliş Sonucu031112192409
 
 
Kurumsal

İçerik

Gündem

Siyaset

Teknoloji

Yukarı Çık