Eğitim Diyanete, kamu malları yandaş vakıflara

Ana Sayfa » Siyaset » Bahçeli'den Davutoğlu'nun randevu talebine cevap

Bahçeli'den Davutoğlu'nun randevu talebine cevap

Başbakan Ahmet Davutoğlu, MHP lideri Devlet Bahçeli'den randevu talep etti. Bahçeli bu talebe kısa bir süre sonra yanıt verdi ve "Milliyetçi Hareket Partisi AKP'yle görüşmeye daha önceki şartları saklı ve baki kalmak kaydıyla açıktır. Fakat önce, Sayın Davutoğlu'ndan bağımsız tavır beklemek ve sarayın yönlendirmesine sırtını döndüğünü tam manasıyla görmek en tabii ve haklı beklentimizdir. Parti olarak azınlık hükümeti veya seçim hükümeti formüllerine kapalı duruşumuz bozulmamıştır. Bu konuda geri adım atmamız eşyanın tabiatına aykırıdır" ifadelerini kullandı.

 
14 Ağustos 2015 Cuma 08:45 
Yorum YapYazdır
 
 
Bahçeli'den Davutoğlu'nun randevu talebine cevap

AKP Genel Başkanı ve Başbakan Ahmet Davutoğlu'nun, hükümet kurma süreci kapsamında görüşmek üzere, MHP Genel Başkanı DEVLET BAHÇELİ'den randevu talep ettiği öğrenildi.

Başbakanlık kaynaklarından alınan bilgiye göre, Bahçeli'ye, Davutoğlu'nun görüşme talebi akşam saatlerinde iletildi.

Yetkililer, görüşme talebine ilişkin Bahçeli'den cevap beklendiğini bildirdi.

Akp ile CHP arasındaki koalisyon görüşmelerinin olumsuz sonuçlanmasının ardından, AKP'nin MHP'nin kapısını çalıp çalmayacağına dair gözler MHP'ye çevrildi. Konuyla yazılı bir açıklama yapan Genel Başkan Devlet BAHÇELİ, iki partinin görüşmelerinden çıkan olumsuz sonucun hayal kırıklığı yarattığını savunarak, Davutoğlu'nun hükümet kurma görevinin kendisine verildiği günden bu yana oyalandığını savundu.

BAHÇELİ'DEN YANIT GELDİ
MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, AKP ile CHP arasında sonuçsuz kalan koalisyon görüşmeleriyle ilgili açıklamada bulundu. Bahçeli açıklamasında, "Milliyetçi Hareket Partisi AKP'yle görüşmeye daha önceki şartları saklı ve baki kalmak kaydıyla açıktır. Fakat önce, Sayın Davutoğlu'ndan bağımsız tavır beklemek ve sarayın yönlendirmesine sırtını döndüğünü tam manasıyla görmek en tabii ve haklı beklentimizdir. Parti olarak azınlık hükümeti veya seçim hükümeti formüllerine kapalı duruşumuz bozulmamıştır. Bu konuda geri adım atmamız eşyanın tabiatına aykırıdır" ifadelerini kullandı.

Bahçeli'nin açıklaması şöyle:

"AKP Genel Başkanı Sayın Ahmet Davutoğlu 9 Temmuz 2015 tarihinde hükümeti kurma görevini Cumhurbaşkanı Erdoğan'dan almıştır.
Ve 13 Temmuz 2015 tarihinde de CHP'yle ilk temaslarını başlatmıştır.
Arkasından oluşturulan AKP-CHP heyetleriyle beş aşamalı istikşafi görüşmeler yapılmış ve bu görüşmelerin sonucu muhatap genel başkanlara karar vermeleri amacıyla sunulmuştur.
Bu iki partinin genel başkanları bu hafta başında 4 saat 20 dakika süren bir görüşmeden sonuç çıkmayınca, final niteliğindeki toplantıyı bugüne ertelemişlerdir.

"AKP İLE CHP MİLLET NEZDİNDE HAYAL KIRIKLIĞI YARATMIŞLARDIR"
Hem AKP hem de CHP genel başkanları yetkili kurullarının kanaat ve eğilimini alarak bir araya gelmişlerdir.
Nihayetinde AKP Genel Başkanı Sayın Ahmet Davutoğlu ile CHP Genel Başkanı Sayın Kemal Kılıçdaroğlu arasında süren koalisyon görüşme zincirinin son halkası bugün sonuçlanmıştır.
Beklentiler suya düşmüş, AKP ile CHP millet nezdinde hayal kırıklığı yaratmışlardır.
Milletimizin arzu ve arayışı hiçe sayılmıştır.
İki partinin siyasi yaklaşım ve görüş farklılıklarını aşamadıkları, bir koalisyon hükümeti kurma iradesinde buluşamadıkları net olarak ortaya çıkmıştır.
Böylece Türkiye önemli bir fırsatı göz göre göre kaçırmıştır.
Milliyetçi Hareket Partisi, istikrarlı ve tutarlı bir şekilde AKP ile CHP arasında bir koalisyon hükümeti kurulmasını devamlı önermiş ve ısrarla gündemde tutmuştur.
Partimiz, Türkiye'nin bugünkü nazik döneminde sertleşen ve derinleşen kamplaşmanın bu çerçevede tamir ve telafi edilebileceğine samimiyetle inanmıştır.
Her seferinde önyargılardan uzak durup, siyasi ve ideolojik angajmanlara mesafe koyarak AKP ile CHP'nin koalisyon hükümeti kurmasının zaruret ve gerekliliğine vurgu yapılmıştır.
Milliyetçi Hareket Partisi; 'Önce ülkem ve milletim, sonra partim ve ben' ilkesinden taviz vermeden siyasetini temellendirmiştir.

"TÜRKİYE 35 GÜNDÜR FÜTURSUZCA VAKİT KAYBETMİŞ, PİŞKİNCE OYALANMIŞTIR"
Ancak özellikle AKP Genel Başkanı Sayın Davutoğlu'nun koalisyon görüşmelerini kasten ağırdan aldığı, bunca süreyi boşa geçirip zamana oynadığı objektif bir bakışla ileri sürülebilecektir.
Erdoğan'ın çekim alanından bir türlü kurtulamayan, sarayın güdümüne çaresizce girmekten başka bir davranış gösteremeyen Davutoğlu koalisyona baştan itibaren gönülsüz yaklaşmıştır.
Sonuç itibariyle Türkiye 35 gündür fütursuzca vakit kaybetmiş, pişkince oyalanmıştır.
Elbette bunun demokratik bir faturası olacaktır ve Türk milleti bu gelişmeler hakkında ki yorumunu en iyi şekilde yerine getirecektir.
Bu husus tartışma götürmez bir gerçektir.
Başbakan'ın CHP'ye bir koalisyon hükümeti teklifi götürmek yerine, kısa süreli seçim hükümeti kurulması veya azınlık hükümetine destek verilmesi yönündeki talebi ahlaki ve anlaşılabilir görülmemiştir.

"AKP, TEK BAŞINA İKTİDAR YILLARINI KAYBETMEYİ BİR TÜRLÜ HAZMEDEMEMİŞTİR"
Sayın Davutoğlu kafasında yavaş yavaş tükenen 9 ayrı seçeneğin olduğunu iddia etse de, hiç şüphesiz 7 Haziran seçimlerinin yenilenmesi başından beri gizli ve esas gündemidir.
Gelişmelerden, tarafların açıklamalarından çıkan sonuç da bu yöndedir.
AKP, 13 yıllık rezalet ve hezimet dolu tek başına iktidar yıllarını kaybetmeyi bir türlü hazmedememiştir.

"CUMHURBAŞKANI ERDOĞAN, DAVUTOĞLU'NUN ZİHNİ MELEKELERİNE İPOTEK KOYMUŞTUR"
Cumhurbaşkanı Erdoğan her fırsatta koalisyon hükümetlerini kötülemiş, milli iradenin kararını tartışmaya açmış, dedikodu kazanını kaynatarak Davutoğlu'nun zihni melekelerine ipotek koymuştur.
Türkiye tek bir kişinin egosuna, tatminsiz iktidar hastalığına ve koltuk hırsına adeta boyun eğmiştir.
Sayın Davutoğlu'nun Erdoğan'ın tembih ve telkini altında yalandan ve iş olsun kabilinden sürdürdüğü koalisyon temasları ülkemizin önünü tıkamış, siyasi uzlaşma dinamiklerini budamıştır.
Nitekim demokrasi ve demokratik teamüller sakatlanmıştır.

"ERDOĞAN'IN AKP'YE PARMAK SALLAMASI SİYASETE VURULMUŞ BİR PRANGA OLARAK GÖRÜLMELİDİR"
Erdoğan'ın, Sayın Davutoğlu'na CHP Genel Başkanı'yla görüşmesinden bir gün önce; 'Kendi ilkeleriyle de karşı düşüncenin örtüşmesi lazım. Herhalde örtüşmüyorsa, intihar edecek hali yoktur' diyerek çektiği ihtar ve yaptığı ayar bugünkü bunalım tablosunun asıl nedeni olmuştur.
Hiç hakkı ve yetkisi olmadığı halde, Erdoğan'ın kritik dönemeç ve dönemlerde sesini yükselterek AKP'ye ve Genel Başkanı'na parmak sallaması en azından Türk siyasetine vurulmuş paslı bir pranga olarak görülmelidir.
Sayın Davutoğlu'nun bundan sonra ne yapılacağıyla ilgili saraydan talimat ve siyasi diyet listesini bizzat alması en makul ve doğru seçenektir.
Türkiye'nin normalleşmesinin, siyasi istikrar kazanmasının bu kafa yapısı ve mantık örgüsüyle temin ve idamesi imkânsızdır.
Erdoğan'ın Türkiye'nin önünde aşılması gereken bir bariyer, açılması gereken kara bir tıkaç olduğu kuşkusuzdur.
Sayın Davutoğlu'nun da sarayın hizasından çıkmaya, yörüngesinden ayrılmaya niyet ve isteği olmadığı somut bir gerçek olarak karşımızdadır.
Hepsinden önemlisi de, Erdoğan ve zihniyeti demokrasiye saygısız, mutabakata kapalı, Türk milletinin tercihlerine duyarsızdır.
Türkiye AKP'ye mecbur ve mahkûm görülemeyecektir.
Terör saldırılarının ülkemizi savaş alanına çevirdiği, üç haftada 37 vatan evladının şehadetine, Suruç'ta 33 insanımızın ölümüne yol açan hain eylemlerin zirve yaptığı bir dönem ve eşikte seçimlerin yenilenmesi akıl karı değildir.
Dahası seçim güvenliğinin tam ve etkin bir şekilde sağlanacağının teminatını hiç kimse veremeyecektir.
PKK'nın 20 ilde alan hâkimiyeti kurmak için artan ölçüde yığınak yaptığı, 20 Temmuz'dan itibaren de Türkiye Cumhuriyeti'ne karşı kanlı saldırılarını tırmandırdığı açıktır.
Silahların gölgesinde seçim tekrarı öncelikle demokrasiye ihanet olacaktır.
Milliyetçi Hareket Partisi, ağırlaşan şartlardan dolayı olası bir seçimin tedavülden kalktığını daha önce açıkça ilan etmiştir.
Bu itibarla seçimin yegâne ihtimal olduğunu söyleyerek AKP-CHP arasında koalisyon hükümeti kurulmasını engelleyici tutum takınmak gafletten öte sorumsuzluk ve şuursuzluk örneğidir.

"MHP AKP'YLE GÖRÜŞMEYE DAHA ÖNCEKİ ŞARTLARI SAKLI VE BAKİ KALMAK KAYDIYLA AÇIKTIR"
Türkiye ekonomisinin vahim durumu ortadadır.
Piyasaların siyasi istikrarsızlıktan nasıl ve ne şekilde etkileneceği de bilinmez değildir.
Seçimlerin tekrarlanması bir aşı değil, şu günkü ortam ve gündemde zehirdir.
Elbette Milliyetçi Hareket Partisi AKP'yle görüşmeye daha önceki şartları saklı ve baki kalmak kaydıyla açıktır.
Fakat önce, Sayın Davutoğlu'ndan bağımsız tavır beklemek ve sarayın yönlendirmesine sırtını döndüğünü tam manasıyla görmek en tabii ve haklı beklentimizdir.
Parti olarak azınlık hükümeti veya seçim hükümeti formüllerine kapalı duruşumuz bozulmamıştır. Bu konuda geri adım atmamız eşyanın tabiatına aykırıdır.
Hiç kimse bizden, siyasi hesap ve sinsi planlarını hayata geçirmek için destek veya örtülü bir müsamaha beklememelidir.
Türk siyaseti, bugünkü kriz ortamından çıkmak için ya bir yol inşa etmeli ya da bir yol bulmalıdır.

Kaynak: Hürriyet

 
14 Ağustos 2015 Cuma 08:45 
Yorum YapYazdır
 
(0 Yorum Yapıldı)Yorumlar
<p>Henüz kimse yorum yapmamış, ilk yorum yapan siz olun.</p>
 
Bu Kategorideki Diğer Haberler
 
 
Yazarlar
Yazarlar RSS Beslemesi
A. Şefik Mollamehmetoğlu
 
Attila Aşut
 
Nihat Genç
 
Türker Ertürk
 
Arslan Bulut
 
Mehmet Polat
 
Prof. Dr. Orhan Özgür
 
Ahmet Özer
 
Göksu Mollamehmetoğlu
 
Gülcan Özgür
 
Ömer Turan
 
Osman Cudi Yılmaz
 
Ömer Faruk Altuntaş
 
Prof. Dr. Burhan Çuhadaroğlu
 
Prof. Dr. Cavit Boz
 
Prof. Dr. Kemal Üçüncü
 
Hüseyin HAYDAR
 
Zekeriya Saka
 
Mehmet Kuvvet
 
Hasan Güneş
 
Erdal ÖZÇELİK
 
Serpil Satut Denizoğlu
 
Erdal Eksert
 
İnci Güngör
 
Kazım DEMİR
 
Coşkun ERUZ
 
Mehmet Akıncı
 
Ruhi  Türkyılmaz
 
İlyas Gümrükçü
 
Sami KOÇ
 
Ömer Asan
 
Prof. Dr. Örsan Öymen
 
Kadir ŞİŞGİNOĞLU
 
Mustafa Önsel
 
Son 24 Saat
Haberler RSS Beslemesi
 
Anket
Halkoylaması sonrası Türkiye'yi ne bekliyor?
1. Daha iyi bir gelecek
2. Daha kötü bir gelecek
3. Birşey değişmez
 
 
Gazete Manşetleri
 
 
Arşiv
 
Tarihte Bugün
1456 - Belgrad kuşatması Macar komutan János Hunyadi, Osmanlı padişahı II. Mehmed'i yendi.
1711 - Osmanlı Devleti ile Rusya arasında Prut Barış Antlaşması imzalandı.
1909 - 1879 yılında kurulan Zaptiye Nezareti kapatılarak, İstanbul Vilayeti ve Emniyet Umumiye Müdüriyeti Teşkilatına dair kanun kabul edildi ve Dahiliye nezaretine bağlı Emniyet Umumiye Müdürlüğü kuruldu.
1913 - Edirne Bulgar işgalinden kurtarıldı.
1919 - Erzurum Kongresi toplandı.
1931 - İthalat sınırlamaları sistemine ilişkin kanun TBMM'de kabul edildi.
1933 - Wiley Post, dünya etrafında uçakla tek başına dolaşan ilk insan oldu. 15.596 millik yolculuğu 7 gün, 18 saat, 45 dakika sürdü.
1946 - Kudüs'te İngiliz yönetiminin karargah olarak kullandığı King David hoteli bombalandı: 90 kişi öldü.
1946 - DSÖ Anayasası 61 ülkenin temsilcisi tarafından imzalandı.
1948 - 16 yaşından küçük çocukların ağır ve tehlikeli işlerde çalıştırılması yasaklandı.
1953 - T.C.D.D. işletmesi kanunu kabul edildi.
1961 - Barzani aşiretlerinin baskılarına dayanamayan 800 Türk, Irak sınırını aşarak Türkiye'ye iltica etti. Gelenler Hakkari'nin Benekli yaylasına yerleştirildi ve kendilerine uçakla yiyecek maddesi atıldı. Göç daha sonraki günlerde de sürdü.
1964 - Türkiye, İran, Pakistan arasında Kalkınma için Bölgesel İşbirliği Örgütü (RCD) kuruldu.
1967 - Adapazarı ve Mudurnu'da gece saatlerinde meydana gelen 7,2 şiddetindeki depremde 173 kişi öldü, 1.078 ev hasar gördü.
1992 - Kolombiyalı uyuşturucu taciri Pablo Escobar, Medellin yakınlarındaki lüks hapishaneden kaçtı.
1998 - Türkiye, AB politikasının özünü oluşturacak şekilde hazırlamış olduğu "Türkiye AB ilişkilerini Geliştirme Stratejisi" başlıklı raporunu bir nota eşliğinde, AB Komisyonu ve dönem başkanlığına (Konseye) gönderdi.
2002 - DSP'den istifalar, Meclis'te de temsil edilen yeni bir parti oluşumuna dönüştü. Yeni Türkiye Partisi, İsmail Cem'in genel başkanlığında 63 milletvekilinin katılımıyla kuruldu.
2002 - İsrail, Hamas'ın silahlı birlikler komutanı Salah Shahade ve 14 sivili öldürdü.
2003 - Fransa'daki Eyfel Kulesinde yangın çıktı.
2003 - Özel güçler desteğindeki ABD birliklerinin Musul'da gerçekleştirdiği bombalamada, Saddam Hüseyin'in oğulları Uday Hüseyin, Kusay Hüseyin, Kusay'ın 14 yaşındaki oğlu ve bir koruma görevlisi öldürüldü.
2007 - 16. Türkiye Cumhuriyeti Milletvekili Genel Seçimleri yapıldı.
2008 - Bosna Savaş Suçlusu Radovan Karadzic Sırbistan'da yakalandı.
 
Namaz Vakitleri
 
  • İmsak02:51
  • Güneş05:00
  • Öğlen12:39
  • İkindi16:37
  • Akşam19:56
  • Yatsı21:47
 
Süper Loto
20.07.2017 Tarihli Çekiliş Sonucu020327515354
 
On Numara
17.07.2017 Tarihli Çekiliş Sonucu02060708141622232526273550515661656869737478
 
Sayısal Loto
15.07.2017 Tarihli Çekiliş Sonucu060711224142
 
Şans Topu
19.07.2017 Tarihli Çekiliş Sonucu082224283006
 
 
Kurumsal

İçerik

Gündem

Siyaset

Teknoloji

Yukarı Çık