Erdoğan'a çok sert tepki: Egemenliğimize müdahale!

Ana Sayfa » Siyaset » Bahçeli koalisyon seçeneklerini değerlendirdi

Bahçeli koalisyon seçeneklerini değerlendirdi

'CHP azınlık modeli'ni kabul etmeyeceğini söyleyen Bahçeli, "MHP'nin HDP ile aynı amaç doğrultusunda faaliyete geçmesi söz konusu değildir. HDP'yi yok farz ediyoruz." dedi

 
12 Haziran 2015 Cuma 08:14 
Yorum YapYazdır
 
 
Bahçeli koalisyon seçeneklerini değerlendirdi

7 Haziran seçiminin ardından neredeyse tüm koalisyon modellerinde kilit parti konumuna gelen MHP'nin Genel Başkanı Devlet Bahçeli, mevcut aritmetiğe göre Ak Parti azınlık hükümeti, Ak Parti-HDP, Ak Parti-CHP veya Ak Parti-CHP-HDP koalisyonları kurulabileceğine işaret etti. Bahçeli, öncelikle iktidarın çözüm sürecinde söylem birliği yaptığı HDP ve CHP içindeki bazı kesimlerle hükümet kurmayı denemesi gerektiğini söyledi.

Bu formüllerden sonuç alınamaması halinde MHP'nin tutumunun ne olacağı konusunda Bahçeli "MHP'nin bir temel ilkesi vardır. Biz, Türkiye'de kaos yaratılmasını, kriz yaratılmasını istemeyiz. 'Önce ülkem ve milletim, sonra partim' diyerek hareket ederiz. Türkiye'de güveni temin edebilecek şartlarımızı ortaya koruz, okuruz. Bunu kabul edebilirlerse bir adım atma imkanı doğabilir. Etmedikleri takdirde, Türkiye'yi kaosa sürüklemek yerine erken seçime gidilir. Biz HDP'ye her şekilde kapalıyız. Aynı çatı altında bulunmamız imkansız." dedi.

BAYKAL GÖRÜŞMESİ VE MERAL AKŞENER KONUSU

Bahçeli, Cumhurbaşkanı Erdoğan'la görüşen, CHP eski Genel Başkanı Deniz Baykal'a, 2002'de Erdoğan'a Başbakanlık yolunun açıldığı süreci de anımsatarak, "İkinci bir 116 günlük karanlık dönem" tepkisini gösterirken, bu temasla Ak Parti-CHP hükümetinin altyapısının kurulmasının da hedeflenmiş olabileceğine işaret etti.

MHP'nin TBMM Başkanlığı'na kimi aday göstereceği konusunda net konuşan Bahçeli, TBMM Başkanvekilliği görevini yürüten Meral Akşener'in adaylığı için "MHP'de baştan sona hep 'Meral Akşener, Meral Akşener vardır' demek edepsizliktir, partiye hakarettir" yorumunu yaptı.

MHP Genel Merkezi'nde Devlet Bahçeli, Milliyet'in sorularına şu cevapları verdi:

"AZINLIK HÜKÜMETİ"

"Seçimlerde beklentimiz doğrultusunda AKP oy kaybı yaşadı, tek başına iktidar imkanı kalmadı. Böyle bir noktada neler olabileceğini düşündük. Balkon konuşmaları olsun, televizyonlarda yorum yapanlar olsun sözlerine baktığımızda, Türkiye'yi farklı noktalara çekmeye çalıştıklarını görüyoruz. Biz ne yapabiliriz? Bunlardan birincisi her ne kadar 60'tan fazla milletvekili kaybına uğrasa da Meclis'te en fazla milletvekili ile temsil edilen parti olarak AKP bir azınlık hükümeti kurabilir. Azınlık hükümeti için milletvekili sayısı önemli değil. Önemli olan, güvenoyunun 276'nın üzerinde olmasıdır. Aradaki 18-19 milletvekili sayısını bulduğu takdirde kurulabilir.

"ÖNCELİK AKP-HDP"

İkinci konu, 1 Ağustos 2009'da 'açılım' adı altında bir toplantı yapıldı. Bu toplantı Türkiye'de Kürt sorununu çözmeye yönelik bir toplantı olarak kendini gösterdi. Çalışmaları da birlikte yürüttüler. Geçen süre içerisinde dikkat çeken konu PKK'nın siyasallaşma sürecini hızlandırmış olmalarıdır. Cesaretlendirdiler. TBMM'ye önce bağımsız olarak taşıdılar, şimdi de tüzel kişilik olarak taşıdılar. AKP, Türkiye'nin gündemini sürekli çözüm süreci ile meşgul etmiştir. Görüşmeler oldu. Dolmabahçe'de 10 maddelik bir manifesto ile mutabakat kurduklarını açıkladılar. Böyle bir durum karşısında AKP ve HDP'nin yapacağı tek şey var, birlikte hükümet olmak. Yani AKP-HDP koalisyonu kurmuş olmaları lazım. Temsil kabiliyeti de 337 milletvekilidir. Türkiye'de Anayasa değişikliği başta olmak üzere bugüne kadar müzakere süreci içerisinde mutabakata varmış oldukları birçok şeyi yerine getirebilirler. Ben öncelikle bunu görmek istiyorum. Çözümden ne anlaşılması gerektiğini, nelerin çözümde amaç olduğunu, hangilerinin anlaşmayla sonuçlandığı, Türkiye'deki bazı temel sonuçlarını görmemiz lazım. Etnik temelli ve güvenlik temelli sorunları nasıl çözeceklerini görmemiz lazım. Hattı zatında dengeli bir şekilde de millet bunlara bu yolu açtı.

"AKP-CHP-HDP KURSUN"

Eğer bu yeterli görülmüyorsa CHP'de parti yönetiminde bir kanat Türkiye'de çözüm sürecinin hızlanması ve tamamlanması için üzerlerine düşecek ne varsa yapabileceklerini söylüyor. Eğer sosyal zemini daha güçlü bir koalisyon düşünüyorlarsa AKP-CHP-HDP koalisyonunu kurabilirler. Bu da önemli bir çoğunluk oluşturur. Anayasa dahil bazı konuları çözebilirler. Böyle gelişirse MHP'nin konumu ne diye sorulacak olursa; Seviyeli, ahlaki, hassasiyetleri olan, ilkeli ana muhalefet görevini yapmaktır. Bunları ifadeye çalışıyoruz. Bunu görmemiz lazım.

"KAOS İSTEMEYİZ"

Bunlar başlamadan böyle bir koalisyon modeli hayata geçirilebilir mi? Cumhurbaşkanı zannediyorum teamül olarak AKP'nin Genel Başkanı'nı görevlendirmiş olacak. Görevlendirme sonrasında temaslar bir hükümet kurmaya müsait olur mu, ona bakılacak. Olacaksa koalisyonun protokolü ne olacaktır? Bunları da gördüğümüz takdirde değerlendirmeyi milletçe yapmış olacağız. Koalisyon çıkarsa biz ana muhalefet görevine hazırız. Bunlar olmazsa MHP'nin bir temel ilkesi vardır; Biz, Türkiye'de kaos yaratılmasını, kriz yaratılmasını istemeyiz. Kaos, kardeş kavgası istemeyiz, iç çatışma istemeyiz, istikrarsızlık istemeyiz. Bizim bir anlayışımız vardır; 'Önce ülkem ve milletim, sonra partim' diyerek hareket ederiz. Ama bu hareketimiz sırasında Türkiye'nin geleceğini aydınlatan, Türkiye'de güveni temin edebilecek şartlarımızı ortaya koruz, okuruz. Bunu kabul edebilirlerse bir adım atma imkanı doğabilir. Kabul etmedikleri takdirde, o zaman Türkiye'yi kaosa sürüklemek yerine erken seçime gidilir. Erken seçim, milletin iradesine başvurmak, daha sağlıklı bir yol olur.

"KORKMAMAK LAZIM"

Erken seçimden ürkmemek lazım. Erken seçim, herhangi bir istikrarsızlığın, ekonomik dengesizliklerin derinleştiği ortamlarda, büyük krizi, kaosları ortadan kaldırabilecek, millet iradesine başvuru halidir. Demokratik bir yoldur. Partilerin korkmadan milletin yeni iradesini almak suretiyle yoluna devam etmesi lazım. Bunun harici arayışlara fırsat verdirmemek için de bir demokratik güvencedir.

AKP TEHDİT ETTİ

Erken genel seçim olursa tablo nasıl şekillenir bilemeyiz. Partileri böyle bir seçim anlayışından caydırmak isteyebilirler. Erken seçimi, 'MHP istiyor' anlamıyla kamuoyunda tartışıyorlar. Haddı zatında kendileri tartıştı. 'Ya azınlık hükümeti ya erken seçim' diye başladılar. Ve siyasi partilerin muhtemel tavırlarının gelişmesinde bir tehdit olarak kullanmaya çalıştılar. Ben öyle bakmıyorum. Demokratik hayatımızın büyük kaos ve darbe yememesi açısından millet iradesine başvuru olarak bakıyorum. Bir çıkış yoludur. 2002'de ortaya koyduğumuz tavrın değişik örneği olur.

AZINLIK MODELİNE RET

MHP olarak biz, etnik temelli bölücülük faaliyetiyle kurulmuş bir örgütün siyasal uzantısını her daim yok farz etmişizdir. HDP ile bir araya gelmemiz mümkün değildir. CHP, MHP, azınlık hükümeti hangisi olursa. MHP'nin HDP ile aynı amaç doğrultusunda faaliyet alanına girmesi söz konusu değildir. Kapalıyız. Çünkü HDP'yi yok farz ediyoruz. Ama diyeceksiniz 'efendim milli iradeye saygısızlık mı?' Hayır, bize göre değil. Millet de bugün birçok faktörlerle bunu istedi. Yani Meclis'e gelmelerini istedi. Buyursunlar gelsinler. Ne olacaksa görelim. Bunları getiren AKP'dir. O zaman ne yapacaklarsa birlikte yapsınlar. MHP'yi HDP ile aynı kabın içerisine koyup Türkiye'de bir hükümet arayışı farklı amaçlar taşıyan bir yoldur. Bu tuzağa MHP düşmez.

FELSEFEMİZE UYMUYOR

CHP'nin tek başına azınlık hükümeti kurması, dışarıdan bizim veya HDP'nin desteklemesi de aynı şeydir. Diyelim ki bir öneri getirdiler. Bize dediler ki dışarıdan destek veririz. Bu olmaz. Bizim siyasi felsefemize uymuyor. Bugüne kadar çözüm sürecine katkı sağlamış olan insanlar neden AKP ile HDP'nin koalisyonunu gündeme taşımıyorlar. Fiilen yaptılar. Böyle bir koalisyonu 'kurulduğu takdirde her yönüyle destek vereceğiz' diyen bilim insanları, STK'lar, araştırmacı yazarlar, program yapan kişiler, 63'ler (akil insanları kast ederek) nerede?

TEMAS YOK

Alt düzeyde, üst düzeyde bizim bir temasımız yok. Başka türlü koalisyon şartlarında geçmiş yıllarda da gördük, amcanızın oğlu bir partidedir, gelen bilgi şudur, 'oranın genel başkanı şöyle düşünüyor, siz ne düşünüyorsunuz' diye kendine görev verilmiş isimler vardır. Kendiliğinden görevli olanlara iltifat etmiyoruz biz.

ŞARTLARIMIZ AYNI

(Hükümet kurulamadı, kapınıza geldiler, şartlarınız nedir?) Şartlarımız bugüne kadar söylediklerimiz. Hem etnik temelli bölücü faaliyetlere karşı, çözüm sürecine karşı, anayasal yapılanmaya karşı, başkanlık sistemine karşı, 17-25 Aralık yolsuzluk ve rüşvet olayına karşı tavırlarımız çok net ve kesindir. Kurulacak hiçbir hükümet, bizden bu tavizi alarak hükümet olmamızı zorlayamaz. İlk turdan sonuç çıkar mı, bilmem. Yetkilendirilenler gelir dinleriz. Size ne samimiyetle konuşmuşsam aynısını onlarla konuşurum eksik fazla olmaz.

BAYKAL'A KARANLIK 116 GÜN TEPKİSİ

(Baykal-Erdoğan görüşmesini nasıl değerlendirdiniz?) Bu tavır bana yabancı değil. 116 karanlık günü (Erdoğan'ın 2002'de Baykal'ın desteğiyle milletvekili seçilerek Başbakan olduğu dönem) her zaman sorarım, cevabını isterim, veren de olmadı. 18 Kasım 2002'de 59. Hükümetin kurulması, Erdoğan'ın başbakan olma süreci. O sorunu çözen ve katkı sağlayan Sayın Baykal olmuştur. Şimdi geçmiş dönemlerde Oktay Ekşi Bey, en yaşlı üye olma sıfatıyla geçici Meclis Başkanı olmuştur. Abdullah Gül'le, Başbakan'la görüşmedi. Meclis İçtüzüğü'ne göre hareket edildi ve değerli bir konuşmayla katkı sağladı. Şimdi böyle bir örnek varken CHP'nin eski Genel Başkanı, Antalya Milletvekili, hala mazbatasını bile almamış haliyle, yemin etmemiş haliyle Cumhurbaşkanı ile neyi görüşmek ister ve neyi görüşür? Azınlık hükümetinin başına mı getirecek, bunu biz bilemeyiz. Sayın Baykal'ın görüşme talebini önce Genel Başkanı ile görüşmesi gerekirdi. O cevaben diyecek ki 'henüz daha milletvekili değilim, mazbatamı almış değilim, yemin etmedim'. Eğer sadece geçici Meclis Başkanlığı konusu ise 'zamanımız var sayın Cumhurbaşkanı' demesi lazımdı. Zannediyorum ikinci bir 116 günlük karanlık dönem. Benim tahminim bir AKP-CHP koalisyonunun zeminini yoklamaları ve bu konuda bazı işaretler verilmeye çalışılınabilir. O da zaten bizim söylediğimiz modeller arasında var.

AKP'NİN OY KAYBININ NEDENİ ERDOĞAN

Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın anayasal çizgilerine çekilmesi şu aşamada gözükmüyor. Hala daha birinci derecede yönlendirici olma vasfını koruyarak açık veya örtülü gayretler içinde bulunuyor.

Zaten en büyük yanlışlık budur. AKP'nin en büyük oy kaybı da buraya dayanmaktadır. Ya anayasal çizgisine çekilecek, eğer bunu hazmediyorsa istifa edecek.

Millet ne bunu ne de başkanlık sistemini istedi. AKP ülke kaosa sürükleniyor diye avantaj sağlayabilir, daha farklı durumlar da olabilir. Ama devlet imkanını kullanarak devam edeceklerdir. Yaptıkları odur. Bu kadar imkan kullanmalarına rağmen çift defransiyalli cip gibi hareket etmelerine rağmen, sonuç ortada.

CUMHURİYET TEMİZLİĞİ

Esas önemli olan konulardan bir tanesi Ankara'da Gazi Mustafa Kemal Bulvarı vardır. O bulvar, 92 yıllık Cumhuriyet demektir. Bu Cumhuriyeti tahrip eden unsurların kendileri tarafından temizlenmesi lazım. Onun için de AKP ile HDP'nin koalisyonu şarttır. Ya tahribatı devam ettirecekler veyahut düzeltecekler. Millet de ona göre karar verecek. Serok Ahmet'in balkon konuşmaları heyecanıyla bu işler olmaz. İzah gerekirse herhangi bir belediyenin yol temizleme ve süpürme araçları var onlarla bir Gazi Mustafa Kemal Bulvarı üzerinde gidip gelmek lazım. Bir temizlik yapsınlar veya iyice tahrip etsinler. O zaman millet her şeyi görecek. Sonunda seçim mi olur? O zaman da biz göreceğiz bakalım, bu seçimde millet ne diyecek?

DEMİRTAŞ'I DEĞİL KANDİL'İ DUYMAK LAZIM

(Demirtaş'ın 'HDP ile yan yana gelmek şereftir' sözü için) Demirtaş'ın aşırı derecede konuşmasının bir anlamı yok. Kandil ve İmralı'nın sesini duymak lazım. Onlar bir şeyler söylerse anlam taşır. Demirtaş yok yani. Esas PKK'nın unsurları onlar. Onlar siyasal görüntü veriyorlar. Onları fazla muhatap alıp konuşmak istemiyorum. Yok farz ettiğiniz partinin sözlerine karşılık vermek doğru bir şey değil.

 
12 Haziran 2015 Cuma 08:14 
Yorum YapYazdır
 
(0 Yorum Yapıldı)Yorumlar
<p>Henüz kimse yorum yapmamış, ilk yorum yapan siz olun.</p>
 
Bu Kategorideki Diğer Haberler
 
 
 
Yazarlar
Yazarlar RSS Beslemesi
A. Şefik Mollamehmetoğlu
 
Attila Aşut
 
Nihat Genç
 
Türker Ertürk
 
Arslan Bulut
 
Mehmet Polat
 
Prof. Dr. Orhan Özgür
 
Ahmet Özer
 
Göksu Mollamehmetoğlu
 
Gülcan Özgür
 
Ömer Turan
 
Osman Cudi Yılmaz
 
Ömer Faruk Altuntaş
 
Prof. Dr. Burhan Çuhadaroğlu
 
Prof. Dr. Cavit Boz
 
Prof. Dr. Kemal Üçüncü
 
Hüseyin HAYDAR
 
Zekeriya Saka
 
Mehmet Kuvvet
 
Hasan Güneş
 
Erdal ÖZÇELİK
 
Serpil Satut Denizoğlu
 
Erdal Eksert
 
İnci Güngör
 
Kazım DEMİR
 
Coşkun ERUZ
 
Mehmet Akıncı
 
Ruhi  Türkyılmaz
 
İlyas Gümrükçü
 
Sami KOÇ
 
Ömer Asan
 
Prof. Dr. Örsan Öymen
 
Kadir ŞİŞGİNOĞLU
 
Mustafa Önsel
 
Son 24 Saat
Haberler RSS Beslemesi
 
Anket
Halkoylaması sonrası Türkiye'yi ne bekliyor?
1. Daha iyi bir gelecek
2. Daha kötü bir gelecek
3. Birşey değişmez
 
 
Gazete Manşetleri
 
 
Arşiv
 
Tarihte Bugün
1630 - Evliya Çelebi elli yıl sürecek seyahatlerine başladı.
1692 - Salem, Massachusetts'de bir kadın ve dört erkek cadılık suçlamasıyla idam edildi.
1821 - Navarin Katliamı. Mora İsyanı sırasında Navarin şehrini ele geçiren yunanlar, 3.000 Türk'ü öldürdüler.
1878 - Saraybosna'nın Avusturya-Macaristan İmparatorluğu'nca işgali.
1895 - James Ryan yüksek atlamada 1,94 m. yaparak dünya rekoru kırdı.
1919 - Afganistan, Birleşik Krallık'tan bağımsızlığını kazandı.
1934 - Adolf Hitler Reichsführer ünvanını aldı.
1945 - Vietnam Savaşı: Ho Chi Minh iktidarda.
1953 - İran'da Muhammed Musaddık rejimi devrildi, Muhammed Rıza Pehlevi devri başladı.
1954 - ABD'de komünist partiye yasak getirildi.
1955 - Kuzeydoğu ABD'de Diane kasırgası 200 can aldı.
1960 - Sovyetler Birliği iki köpek, 40 fare, iki sıçan, ve çeşitli bitkiler taşıyan Sputnik-5'i Ay yörüngesine oturtmayı başardı.
1960 - U-2 Krizi: Sovyetler Birliği üzerinde düşürülen casus uçak U-2'nin ABD'li pilotu Francis Gary Powers 10 yıl hapse mahkûm edildi.
1966 - Muş, Varto'da meydana gelen 6,9 şiddetindeki depremde 2394 kişi hayatını kaybetti, 1489 kişi yaralandı.
1978 - Kariye Müzesi soyuldu.
1980 - Suudi Arabistan havayollarına ait bir yolcu uçağı Riyad havaalanına acil iniş yaptıktan sonra yandı: 301 kişi öldü.
1981 - ABD savaş uçakları, Sidra Körfezi üzerinde iki Libya savaş uçağını düşürdü.
1987 - Birleşik Krallık'ta Michael Ryan adlı bir kişi, tüfekle 16 kişiyi öldürdükten sonra intihar etti.
1991 - SSCB'nin dağılma süreci: Devlet başkanı Mikhail Gorbachev evinde göz hapsinde.
1991 - Komünizm yanlısı KGB ve ordu generalleri, Rusya'da darbe girişiminde bulundu.
2002 - Askeri birlik taşıyan bir Rus Mi-26 helikopteri, Çeçen birliklerince Grozni yakınlarında düşürüldü; 118 asker öldü.
2003 - Hamas'a bağlı bir intihar bombacısı Kudüs'te bir otobüse saldırdı; yedisi çocuk 23 İsrailli öldü.
2008 - Cumhurbaşkanı Abdullah Gül Erbakan'ın Ev hapsi cezasını affetti.
2008 - Cezayir'in başkenti Cezayir'in 35 mil doğusunda bir polis akademisine bomba yüklü araçla yapılan intihar eyleminde en az 43 kişi öldü, 38 kişi yaralandı.
2008 - Pakistan'ın kuzeybatısındaki bir hastanenin acil girişinde bomba patladı: 23 kişi öldü, 15 kişi yaralandı.
 
Namaz Vakitleri
 
  • İmsak03:35
  • Güneş05:27
  • Öğlen12:36
  • İkindi16:24
  • Akşam19:23
  • Yatsı21:01
 
Süper Loto
17.08.2017 Tarihli Çekiliş Sonucu202338424850
 
On Numara
14.08.2017 Tarihli Çekiliş Sonucu05070910192335374043444651525455606162707475
 
Sayısal Loto
12.08.2017 Tarihli Çekiliş Sonucu030810184548
 
Şans Topu
16.08.2017 Tarihli Çekiliş Sonucu020405113105
 
 
Kurumsal

İçerik

Gündem

Siyaset

Teknoloji

Yukarı Çık