Trabzon'da terör saldırısı

Ana Sayfa » Siyaset » ''AYM kararını tanımıyorum'' sözleri deprem yarattı

''AYM kararını tanımıyorum'' sözleri deprem yarattı

Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın ''Anayasa Mahkemesi'ni tanımam' diyerek anayasa suçu işlemesine tepkiler büyüyor. Adalet eski Bakanı Hikmet Sami Türk, Erdoğan’ın “Anayasa Mahkemesi’nin kararına uymuyorum” sözlerini eleştirdi. Türk, “Zamanaşımı söz konusu olmaz. Bir gün mutlaka yargı önünde hesabı sorulur” dedi. Hukuk örgütleri de Erdoğan’a yazılı açıklamayla tepki gösterdi. Barolar Birliği Başkanı Metin Feyzioğlu, Erdoğan’ın sözlerinin ülke geleceğini tehlikeye attığını belirtirken Ankara Barosu, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın anayasaya aykırı davrandığını kaydetti. AYM kararı, siyaset ve devlet yönetimnde hakem olması gereken cumhurbaşkanına kırmızı kart olarak değerlendirildi.

 
1 Mart 2016 Salı 09:02 
Yorum YapYazdır
 
 
''AYM kararını tanımıyorum'' sözleri deprem yarattı

 

Anayasa Mahkemesi; Can Dündar ve Erdem Gül’ün tutukluluğuna ilişkin verilen hak ihlali kararına “uymuyorum” diyen Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’a kararıyla yanıt vermeyi tercih etti. Telefonla ulaşmaya çalıştığımız AYM Başkanı Zühtü Arslan ve bazı üyeler, konuşmak istemedi.

“Biz kararlarımızla konuşuruz” diyen Anayasa Mahkemesi kaynakları, Erdoğan’a yanıtın Can Dündar ve Erdem Gül’e ilişkin kararlarının gerekçelerinde örtülü olarak verileceğini söyledi. Kaynaklar, anayasanın 153. maddesindeki “Anayasa Mahkemesi’nin kararları kesindir. (...) Anayasa Mahkemesi kararları Resmî Gazete’de hemen yayımlanır ve yasama, yürütme ve yargı organlarını, idare makamlarını, gerçek ve tüzelkişileri bağlar” hükmüne vurgu yaptı.

Kaynaklar, ayrıca 25 Kasım 2015’te verilen ve 8 Ocak 2016’da gerekçesi Resmi Gazete’de yayımlanan Anayasa Mahkemesi’nin bir kararından da herkesin ders çıkarması gerektiğini vurguladı.

138. madde

Erdoğan’ın sözlerine yorum yapmaktan kaçınan Yüksek Mahkeme kaynakları, buna karşılık AYM’nin bürokrasilerdeki görevden almalara ilişkin mahkemelerin verdiği iptal kararlarının uygulanmasını “kadronun boş olması” koşuluna bağlayan yasayı iptal eden kararına işaret etti. Kararda anayasanın 138. maddesindeki “Yasama ve yürütme organları ile idare, mahkeme kararlarına uymak zorundadır; bu organlar ve idare, mahkeme kararlarını hiçbir suretle değiştiremez ve bunların yerine getirilmesini geciktiremez” hükmüne vurgu yapılarak, “İdarenin, yargı kararlarını uygulamaması durumunda, hukuk devleti ilkesinin varlığından söz edilemez” denilmişti.

HİKMET SAMİ TÜRK

Eski Adalet Bakanı Hikmet Sami Türk “Söylenmemesi gereken sözler söylenmiştir. Zamanaşımı söz konusu olmaz. Bir gün mutlaka yargı önünde hesabı sorulur” dedi.

Türk, Cihan Haber Ajansı’na yaptığı açıklamada, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın açıklamalarıyla devam etmekte olan bir davaya müdahale ettiğini ifade etti. Kararla ilgili Erdoğan’ın açıklamalarının anayasanın 153 ve 138. maddelerine aykırı olduğunu dile getiren Türk, “Bunlar bir cumhurbaşkanının söyleyeceği sözler değil. Anayasamıza göre bir cumhurbaşkanı devletin tarafsız başıdır” dedi.

 

KARARLARIMIZLA KONUŞURUZ

 

Erdoğan’ın ‘uymuyorum’ dediği Dündar ve Gül kararını veren Anayasa Mahkemesi kaynakları, anayasanın 138. maddesini anımsatıp “Yasama ve yürütme organları ile idare, mahkeme kararlarına uymak zorundadır” dedi. “Biz kararlarımızla konuşuruz” diyen Anayasa Mahkemesi kaynakları, Erdoğan’a yanıtın gerekçeli kararda örtülü olarak verileceğini söyledi.

 

BAROLAR BİRLİĞİ NE DEDİ?

 

TBB Başkanı Feyzioğlu, gündeme ilişkin değerlendirmelerinin yer aldığı yazılı bir açıklama yaptı. Feyzioğlu, Anayasa Mahkemesi'nin hak ihlali kararı üzerine tahliyeleri gerçekleşen gazeteciler Can Dündar ve Erdem Gül'ü yargılamaya devam etmekte olan mahkemeye yönelik 'mahkum et' talimatı anlamına gelebilecek açıklamaların vahim olduğunu belirtti.

 

TBB Başkanı Feyzioğlu'nun açıklaması şöyle:

"Türkiye Cumhuriyeti'nin 78 milyon vatandaşının hiç tereddüt etmeden buluşabileceği ortak payda; hukukun üstünlüğü ve adalettir. Hukukun üstünlüğünün sağlanması ve güven veren bir adli yapının kurulması, milli birlik ve beraberliğimizin ön koşuludur. Irak Suriye, Libya örnekleri ortadayken, vatandaşlarımızın ortak paydada buluşamaz hale getirilmesinin neden olacağı vahim sonuçları görmek zorundayız. Kamuoyunun bildiği üzere, uzun süredir bu tehlikelere vurgu yapıyor, ülkede yaratılan gerilimin hepimizi sürüklemekte olduğu uçurumu dile getiriyoruz.

 

"BİRLEŞTİRMEYE DEĞİL, BÖLMEYE HİZMET"

 

Maalesef, son birkaç gündür devletin en üst kademesinden yapılan açıklamalar, kaygılarımızı arttırmaktadır. Türkiye Cumhuriyeti belki de tarihinin dış politika açısından en zor dönemini yaşarken, yıkılan komşu devletlerin yerini almaya çalışan ve devletleşme iddiasında olan silahlı örgütler ülkemize karşı savaş açmışken, içeride milli bütünlüğümüzü bozacak, kutuplaştırıcı, gerginliği arttırıcı açıklamalardan kaçınmak öncelikle devleti yönetenlerin görevidir.

 

Bu çerçevede, ülkemizde yaşayan her bireyi mezhebine, dinine, diline, etnik kökenine ve cinsiyetine bakmaksızın herkesi eşit vatandaşlık hak ve sorumluluklarıyla donatan, kuvvetler ayrılığına dayalı, çoğulcu-katılımcı demokrasiyi hedefleyen Cumhuriyetin 'enkaz' olarak nitelendirilmesi birleştirmeye değil bölmeye hizmet eder.

"VAHİM OLAN MAHKEMEYE 'MAHKUM ET' TALİMATI ANLAMINA GELEBİLECEK AÇIKLAMALARIN DEVLETİN EN ÜST MAKAMINDAN YAPILMIŞ OLMASI"

Aynı şekilde, Sayın Başbakan 'yargı kararı beklenmelidir' açıklamasıyla toplumu bir nebze ferahlatmışken, yaşam haklarını korumak için barışçıl yöntemlerle itirazlarını dile getiren Artvin halkını ve onları destekleyen tüm vatandaşları hedef alan açıklamalar birleştirmeye değil ayrıştırmaya yöneliktir. En az bunlar kadar vahim olanı ise şudur: Adalet paydasında buluşma zorunluluğumuz artık devletimiz açısından bir beka sorunu haline gelmiş iken, Anayasa Mahkemesi'nin iki gazetecinin tutuklanmasına ilişkin aldığı hak ihlali kararı üzerine gerçekleşen tahliyeleri veren ve söz konusu gazetecileri yargılamaya devam etmekte olan mahkemeye yönelik 'mahkum et' talimatı anlamına gelebilecek açıklamaların devletin en üst makamından yapılmış olmasıdır.

 

Yargı kararlarına saygı duymayanlar, yargıyı talimatla çalıştırmayı düşünenler, hukukun üstünlüğü ilkesini gölgeleyenler, her olayı kendi pencerelerinden görerek farklı fikirleri ve yorumları düşmanca değerlendirenler ülkemizin geleceğini tehlikeye atmaktadır. Gelin henüz geç kalmamışken kucaklaşma ve bütünleşmenin önündeki bütün engelleri kaldıralım ve söylemlerimizi değiştirelim. Hep dedik, yine tekrarlayalım: Başka Türkiye yok ve bu gidiş hiç iyi değil"

 

CHP'DEN ANAYASA ÇIKIŞI

 

CHP Grup Başkanvekili Engin Altay, yeni anayasa masasına oturmak için Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın Anayasa Mahkemesi’nin kararına “saygı duymuyorum, uymuyorum” sözlerini “geri almasını” istedi. Erdoğan’a sert tepki gösteren Altay, “Cumhurbaşkanı, ‘yargı kararlarına uymam’ deme fütursuzluğunu gösterdiği için Türkiye’de bundan sonra cumhurbaşkanına saygısızlık meşru bir hale gelmiştir” dedi. Altay, CHP’nin Anayasa masasına dönüp dönmeyeceği konusunda da “anayasa Mahkemesi kararlarına uymayacağını belirten biriyle bir anayasa yapmak mümkün mü” diye sordu, masada AKP’nin değil Saray’ın iradesinin olduğunu söyledi.

Sivil darbe

Meclis’te basın toplantısı düzenleyen Altay, Erdoğan’ın açıklamalarına sert tepki gösterdi. “Yüzde kaçla seçilirse seçilsin, hangi makamda oturursa otursun, herkesin anayasaya uymak gibi sorumluluğu, mecburiyeti vardır” diyen Altay, “Hiç kimsenin ‘yargı kararlarını kabul etmem, uymam, saygı duymam’ demek gibi hakkı ve haddi de yoktur. 28 Şubat’ın yıldönümünde Türkiye’de bir sivil darbenin günlük pratiğe evriltildiğini görüyoruz. Cumhurbaşkanı, anayasadan almadığı hiçbir yetkiyi kullanamaz; onun ötesinde anayasanın 138. maddesini açıkça çiğneyerek yargıya talimat veremez” dedi. Altay, Erdoğan’ın açıklaması ile bundan sonra “kendisine saygı gösterilmesini bekleme hakkını kaybettiğini” vurguladı. Erdoğan’ın kendini hukukun da üstünde görme psikolojisine girdiğini dile getiren Altay, Türkiye’nin “Anayasayı gözden çıkarmış bir Cumhurbaşkanı ile karşı karşıya olduğunu” söyledi. Altay, Erdoğan’ın yurda dönüşünde yaptığı açıklamalar nedeniyle özür dilemesi gerektiğini vurguladı.

 

ESKİ BAŞKAN TUĞCU:

 

Eski Anayasa Mahkemesi (AYM) Başkanı Tülay Tuğcu, Erdoğan’ın açıklamasını “İnsanların mahkeme kararlarına saygı duymak zorunluluğu yoktur. Ama uymak anayasa hükmü gereğidir” sözleriyle değerlendirdi. Tuğcu, Erdoğan’ın “mahkeme karara direnmeliydi” ifadesini ise “direnseydi anayasa suçu olurdu” diye yorumladı.

Tuğcu, “AYM kararına uymak anayasa gereğidir. Kararı beğenirsiniz beğenmezsiniz. Ancak uymamak mümkün değildir. Bu anayasa hükmüdür. Mahkemelerin bir seçim hakkı yoktur. Bütün mahkemelerin, idarelerin buna uyması gerekir”dedi.

MHP'DEN SERT TEPKİ

HP Grup Başkanvekili Vural "Cumhurbaşkanı Sözcüsü dün kalın sözlerle, Meclis iradesine darbe vururken bugün de Cumhurbaşkanı hukuk devletine darbe vurmaktan kaçınmamıştır" dedi.

MHP Grup Başkanvekili Oktay Vural, "Cumhurbaşkanı Sözcüsü dün kalın sözlerle, Meclis iradesine darbe vururken bugün de Cumhurbaşkanı, hukuk devletine darbe vurmaktan kaçınmamıştır" dedi.
Vural, TBMM'de düzenlediği basın toplantısında, bugün, bürokratik oligarşinin, millet iradesini hazmedemeyen zihniyetin, millet idaresine darbesinin yıl dönümü olduğunu bildirdi.

Bunun, bir gücün medyaya, yargıya, millet iradesine ve parlamentoya yönelik baskı, tehditlerin sonuç verdiği bir dönem olduğunu belirten Vural, hürriyetleri kabul etmeyen bu zihniyetin, "ben üstünüm, üstünlerin hukuku olması gerekir, milletin hukuku beni kesmez, dikkate almam" dediğini savundu.
Vural, bu zihniyetin yansımalarının bugüne de geldiğini iddia ederek, bugün medya, Meclis, Bakanlar Kurulu, Başbakan Ahmet Davutoğlu, yargının baskı altında olduğunu söyledi.
28 Şubat sürecinin siyasi olarak hedefine ulaştığını, Necmettin Erbakan'ın partisinin bölündüğünü, AK Parti'nin ortaya çıktığını belirten Vural, "Bugünkü zihniyet, aynı zamanda 28 Şubat'ın ürünüdür. Türkiye'yi yöneten zihniyet 28 Şubat'ın bir başka versiyonudur. 28 Şubat'a postmodern adını verenler, aslında bugün neodarbeci zihniyetle karşı karşıya olduğumuzun üstünü örtmek amacıyla bu süreci kullanmaktadır" dedi.

"GUGUK DEVLETİ"

Oktay Vural, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın, Anayasa Mahkemesinin, gazeteciler Can Dündar ve Erdem Gül ile ilgili kararına ilişkin değerlendirmesini eleştirdi.
Erdoğan'ın hem sessiz kalacağını söylediğini hem de "Mahkeme kararında direnebilirdi" dediğini ifade eden Vural, şöyle devam etti:
"Sessiz kalacaksan sessiz kal. 'Bu karara uymuyorum' diyerek, hukuk devleti olmadığını itiraf etmiş oluyor. 'Mahkeme kararında direnebilirdi' diyerek mahkemelere talimat veriyor. Sayın Cumhurbaşkanı, TBMM'de, hukukun üstünlüğüne bağlı kalacağına dair yemin etti. Siz mahkeme kararına uymayacağını söylüyorsanız, o zaman kafanızda hukuk devleti diye devlet yoktur, gukuk devleti var; hukukun üstünlüğü yok, üstünlerin hukuku vardır. Bu tek adamcı, darbeci zihniyet, bizim demokratik hukuk devleti, hukukun üstünlüğü ilkesine dayalı devlet anlayışımıza terstir. 28 Şubat'ın tipik örneğidir.
Cumhurbaşkanı sözcüsü, bürokrat, atanmış biri. Millet tarafından seçilmiş TBMM iradesi üzerinde ahkam kesebiliyor. Meclisin iradesi üzerinde karar veriyor; seçim olmayacak, referandum yapılacak gibi. Sen kendini ne zannediyorsun, bu sarayın değil aziz Türk milletinin Meclisidir. Sayın Cumhurbaşkanı hukuka bağlı olmuyorsa o zaman balık baştan kokar. Türkiye'de kaos, anarşi, insanların hukuka kanuna karşı duruşları meşrulaşmış olur. Bu, hukuk devletini ortadan kaldırmaktır. Bu ülke fermanlarla yönetilen ülke değildir, milletin hukukuyla yönetilen ülkedir. Kurumların kararına uymaz, saygı da duymazsanız, bumerang gibi sizi de vurur, Türkiye'de tam güvensizlik, karmaşa meydana getirir. Bir Cumhurbaşkanı Sözcüsü, Meclis iradesine ipotek koyarak seçimin olmayacağını söylemesi karşısında, Meclis Başkanı da temsil ettiği TBMM'ye bu egemenliğe vurulan darbe karşısında sessiz kalmıştır. TBMM'ye, hukuk devletine sahip çıkılmamıştır."

"Cumhurbaşkanı Sözcüsü dün kalın sözlerle, Meclis iradesine darbe vururken bugün de Cumhurbaşkanı'nı hukuk devletine darbe vurmaktan kaçınmamıştır" diyen Vural, Türkiye'nin adım adım demokratik hukuk devleti ilkelerinden uzaklaştığını savundu.

Vural, Cumhurbaşkanı'nın, kurumlar arasında ahenkli çalışmayı temin etmesi gerektiğini ifade ederek, "Bırakın ahenkli çalışmayı, curcunayı oluşturan bu açıklamalar, Cumhurbaşkanı'nın anayasa tarafından verilen görevi yerine getiremediğini ortaya koyuyor" dedi.

Oktay Vural, AK Parti Grup Başkanvekili Naci Bostancı'nın, "külliyeye ruhaniyet atfedecek kadar gözleri döndüğünü" iddia etti.

Başbakan Ahmet Davutoğlu'nun, "TBMM Genel Kurulu'nda bütçe görüşmelerinde birbirlerine hiç laf etmediler" dediğini belirten Vural, şunları kaydetti:
"Bu bütçe senin bütçe. Sen Fransız Başbakanı mısın? Davutoğlu, müsamere başbakanı olduğunu zannediyor. 'Niye beni eleştiriyorsunuz?' diyor. Anlaşılan o ki 'Bu sorunlar benden önceki başbakanın getirdiği sorunlar, beni eleştirmeyin' demek istiyor."

 
1 Mart 2016 Salı 09:02 
Yorum YapYazdır
 
(0 Yorum Yapıldı)Yorumlar
<p>Henüz kimse yorum yapmamış, ilk yorum yapan siz olun.</p>
 
Bu Kategorideki Diğer Haberler
 
 
 
Son 24 Saat
Haberler RSS Beslemesi
 
 
Yazarlar
Yazarlar RSS Beslemesi
A. Şefik Mollamehmetoğlu
 
Attila Aşut
 
Nihat Genç
 
Türker Ertürk
 
Arslan Bulut
 
Mehmet Polat
 
Prof. Dr. Orhan Özgür
 
Ahmet Özer
 
Göksu Mollamehmetoğlu
 
Gülcan Özgür
 
Ömer Turan
 
Osman Cudi Yılmaz
 
Ömer Faruk Altuntaş
 
Prof. Dr. Burhan Çuhadaroğlu
 
Prof. Dr. Cavit Boz
 
Prof. Dr. Kemal Üçüncü
 
Hüseyin HAYDAR
 
Zekeriya Saka
 
Mehmet Kuvvet
 
Hasan Güneş
 
Erdal ÖZÇELİK
 
Serpil Satut Denizoğlu
 
Erdal Eksert
 
İnci Güngör
 
Kazım DEMİR
 
Coşkun ERUZ
 
Mehmet Akıncı
 
Ruhi  Türkyılmaz
 
İlyas Gümrükçü
 
Sami KOÇ
 
Ömer Asan
 
Prof. Dr. Örsan Öymen
 
Kadir ŞİŞGİNOĞLU
 
Mustafa Önsel
 
 
Anket
Halkoylaması sonrası Türkiye'yi ne bekliyor?
1. Daha iyi bir gelecek
2. Daha kötü bir gelecek
3. Birşey değişmez
 
 
Gazete Manşetleri
 
 
Arşiv
 
Tarihte Bugün
1693 - İlk kadın dergisi "The Ladies' Mercury" Londra'da yayımlandı.
1878 - Gazeteci ve yazar Ahmet Mithat Efendi "Tercüman-ı Hakikat" adlı günlük gazeteyi çıkarmaya başladı.
1893 - New York borsası çöktü.
1905 - Kurtlu yemeğe karşı çıkan tayfaların kurşuna dizilmesini önlemek isteyen Rus Savaş gemisi Potemkin'in mürettebatı Karadeniz'de ayaklanıp gemiyi Odessa'ya doğru yönlendirdi.Birinci Rus devrimin ilk ayaklanması Odessa'da başladı.
1916 - Hicaz, bağımsızlığını ilan ederek Osmanlı İmparatorluğu'ndan ayrıldı.
1917 - Yunanistan, İtilaf Devletleri'ne katıldı.
1923 - Çift kanatlı bir uçağa ilk kez havadayken yakıt ikmali yapıldı.
1938 - Helikopterin patenti Igor Sikorsky tarafından alındı.
1946 - Müttefikler, On iki Adanın Yunanistan'a verilmesini kararlaştırdı.
1950 - Amerika Birleşik Devletleri, Kore Savaşı'na asker yollama kararı aldı.
1950 - Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi,Birleşmiş Milletler üyelerine Güney Kore'ye yardım çağrısında bulundu.
1954 - Guatemala'da CIA'nın desteklediği darbeyle halkın seçtiği hükümet devrildi.
1954 - Dünyanın ilk nükleer enerji santrali Moskova yakınlarında Obninsk'de açıldı.
1957 - Louisiana ve Teksas'da meydana gelen Audrey kasırgası 500 kişinin ölümüne yol açtı.
1964 - 20-21 Mayıs darbe girişimi hükümlülerinden Fethi Gürcan idam edildi.
1964 - Kıbrıs Rum hükümeti 15 yaşından büyük Türklerin adaya girişini yasakladı.
1964 - Emekli Süvari Binbaşı Fethi Gürcan idam edildi. Gürcan, 22 Şubat 1962 de darbe gişimi nedeniyle emekli edilmişti. Benzer bir girişimi Talat Aydemir ile 21 Mayıs'ta tekrarlayınca yargılanmış ve idama mahkum olmuştu.
1967 - Dünyanın ilk bankamatiği Enfield-Londra'da hizmete girdi.
1969 - Kocamustafapaşa'da evinin balkonuna Sovyet Sosyalist Cumhuriyetler Birliği bayrağı asan Hatice Göker gözaltına alındı. 67 yaşındaki Hatice Göker'in Amerika Birleşik Devletleri başkonsolosluğunda çamaşırcı olarak çalıştığı ve Sovyet bayrağını tanımadı
1974 - Richard Nixon, Sovyetler Birliği'ni ziyaret etti.
1976 - Fransız havayollarına ait bir yolcu uçağı Tel Aviv-Atina-Paris seferini yapmakta iken FKÖ militanlarınca kaçırıldı ve Entebbe-Uganda'ya yönlendirildi.
1977 - Fransa, Cibuti Cumhuriyeti'nin bağımsızlığını ilan etti.
1978 - Anayasa Mahkemesi'ne bomba atıldı; Benzin yokluğu nedeniyle uzun kuyruklar oluştu.
1979 - Ağrı valisi iş verimini azalttığı gerekçesiyle resmi dairelerde çay içmeyi yasakladı.
1979 - Muhammet Ali, boksu bıraktığını açıkladı.
1980 - İtalyan havayollarına ait DC-9 tipi bir yolcu uçağı Ustica, İtalya yakınlarında düştü: 81 kişi öldü.
1980 - Adana Cezaevi'nden bir grup tutuklu tünel yoluyla firar etmeye çalıştı. Güvenlik kuvvetleri ateş açtı; 4 tutuklu öldü.
1984 - TBMM, askerlik süresini 18 aya indiren yasa tasarısını kabul etti.
1987 - Gaziantep Üniversitesi 27 Haziran 1987'de kuruldu. Üniversitenin bünyesinde 6 Fakülte, 4 yüksekokul, 3 enstitü ve 1 konservatuar bulunuyor. Türkiye'de üniversitelerin sayısı 28'e yükseldi.
1987 - Cem Karaca 27 Haziran 1987'de dönemin Başbakanı Turgut Özal'ın desteğiyle yurda döndü.
1988 - Gare de Lyon-Fransa'da tren kazası: 59 ölü, 55 yaralı.
1991 - Yugoslav Halk Ordusu, Slovenya'ya karşı operasyon başlattı.
1998 - Adana'nın Ceyhan ilçesi merkez üslü depremde 144 kişi öldü.
1999 - -Çeşme Açıkhava Tiyatrosu,otelden anfitiyatro'ya çevrilmiş olarak saat:21:00'da büyük bir törenle açıldı.
2004 - Boris Tadiç, Sırbistan Karadağ cumhurbaşkanı seçildi.
2007 - Tony Blair, Birleşik Krallık başbakanı, görevinden ayrıldı.
M.Ö. - 209 Büyük Hun İmparatorluğu hükümdarı Mete Han'ın tahta çıkışı.
 
Namaz Vakitleri
 
  • İmsak02:22
  • Güneş04:44
  • Öğlen12:36
  • İkindi16:36
  • Akşam20:05
  • Yatsı22:07
 
Süper Loto
22.06.2017 Tarihli Çekiliş Sonucu030520374448
 
On Numara
26.06.2017 Tarihli Çekiliş Sonucu01070814171819283031344145464851525559606575
 
Sayısal Loto
24.06.2017 Tarihli Çekiliş Sonucu071022233045
 
Şans Topu
21.06.2017 Tarihli Çekiliş Sonucu030417193310
 
 
Kurumsal

İçerik

Gündem

Siyaset

Teknoloji

Yukarı Çık