Başbakan Yardımcısı: I. Dünya Savaşı’ndan sonra en zorlu dönem

Ana Sayfa » Güncel » Ayasofya Müzesi yine ne yapılmak isteniyor?

Ayasofya Müzesi yine ne yapılmak isteniyor?

Trabzon Eski Müze Müdürü Ayşe Sevim, Trabzon Ayasofya Müzesi'nin cami olarak ibadete açılma çabalarına yönelik bir yazı kaleme aldı. İşte o yazı..

 
29 Nisan 2013 Pazartesi 09:52 
Yorum YapYazdır
 
 
Ayasofya Müzesi yine ne yapılmak isteniyor?

Toplumlarda yapılaşmaların belirleyicisi insan gereksinimleridir. Okul, şifahane, ibadet mekânları, kitaplık, tiyatro, han, hamam, çeşme, köprü ve benzeri toplumsal yapılar, uygarlıklar beşiği ülkemizde tarih boyunca farklı mimarileri ve sanatsal özellikleriyle yapıldılar, yıkıldılar, yeniden yapıldılar.. Osmanlı dönemi sonuna kadar hatta erken cumhuriyet dönemini de içine katarsak bu tür yapılar insana verilen değer ile belli bir güzellik kavramı ve sanatsal kaygının harmanlanarak ve uzun yıllar kullanılabilir olma özelliği de eklenerek yapılmıştı. O nedenle bugün anıtsal yapılar diye söz ediyoruz.

 

Anıtsal yapıların büyük çoğunluğu günümüze ulaşamadı. Çok az bir kısmı ise ileri görüşlü yöneticiler sayesinde hala yaşamakta. Özellikle tüm dinleri kapsayan islamiyetin engin hoşgörüsü ve toparlayıcılığının farkında olan Osmanlı devlet adamları, kendilerinden önceki uygarlıklara ait sanat değeri taşıyan ibadet mekânlarını yıkmak yerine küçük düzenlemelerle camilere dönüştürmede bir sakınca görmemişler. Çünkü insan emeği, üretmek, insanlık adına güzel şeyler ortaya koymak tanrı buyruğu ve kutsal.

 

Cumhuriyet döneminde yeni yapılan camiler çoğalınca ve tarihi eserleri koruma bilinci halkta yeşermeye başlayınca, camiye dönüştürülen kiliselerin- bir ahşap döşemenin, bir paravanın ya da sıvanın altında bırakılan mozaik, fresk, kabartma gibi- sanatsal değerlerinin açığa çıkarılıp müzeye dönüştürülmesi gündeme gelmiş. Eski eserlerin korunması ve müzecilik tarihi pek gerilere gidemeyen ülkemizde 19.yüzyılda Osman Hamdi Bey’in başlattığı koruma-sergileme girişimi Atatürk’le seferberliğe dönüşmüş. Taşınır ve taşınmaz kültür varlıklarının gelecek kuşaklarca da tanınması, bilinmesi ve bilinçlenilmesi amaçlanmış. Giderek toplumsal yapılar da beton kutular gibi inşa edilmeye başlanınca geçmiş uygarlıkların (insanın esas alınarak) alın teri ve ince bir zevk ürünü olan mimarilerinden, resim sanatından, taş ve ahşap işçiliğinden örnekler sunmak bir gereksinime dönüşmüş.

 

Camilerin, topluca namaz kılınması için hazır olan topluluğun gereksinimlerine göre, çoğunluk tarafından ulaşılabilirliği göz önüne alınarak özenli bir mimariyle (ferah, aydınlık, kucaklayıcı) en uygun alana yapılması esastır. Bir dönem ülkemizin pek çok yerinde, toplumsal bir gereksinim yokken,( bazen eski, işçilikli güzelim camiler de yıkılarak) alelacele, hiçbir mimari üsluba uymayan çirkin camiler yapıldı. Onca masraf ve emek harcandı. Ahmet Efendi cemaatinin yaptırdığı caminin hemen karşısına Mehmet Efendi cemaati cami yaptırdı. Özellikle köylerde çok tanık olmuştuk. Çoğu kapalıydı. Bu örnek toplumsal bir gereksinim olan kutsal mekanların ne denli istismar edildiğini göstermekte. Bu istismarı yapanlar her dönem her yerde olabilen belli bir gruptu, çoğunluk değildi ama kimi yöneticiler tarafından yasa ve yönetmelikler hiçe sayılarak göz yumuldu ne yazık ki.

 

Trabzon Ayasofya Müzesi, bir dönem camii olarak da kullanılan 13. Yüzyıl manastır kilisesi olarak inşa edilmişti.(İyi bir araştırmacı olan arkadaşımız Veysel Usta yapının Osmanlı döneminde geçirdiği  evreleri oldukça ayrıntılı bir şekilde açıklamış.) Trabzon’un varoşu konumundaki Ayasofya Mahallesi  giderek kalabalıklaşıp  cami olarak kullanılan mekanın yakınına yeni bir cami yapılınca   dönemin Vakıflar Genel Müdürlüğü  tarafından bu durum göz önünde bulundurularak  -içinde ve dışında sanatsal özellikler taşıdığı gerekçesiyle- yapının müze olarak kullanılmasının daha uygun olacağı belirtilmiş ve kullanım hakkı o dönem müzelerin bağlı olduğu Milli Eğitim Bakanlığına verilmiş.

 

Şu anda Ayasofya Mahallesi ve yakınında 5-6 camii olduğu söylenmekte. Bu,  müzenin yeniden camiye dönüştürülmek istenmesinin nedeninin ibadet gereksinimi olmadığını gösteriyor.

 

Çağdaşlığı yakalamaya çalışan ülkemizde giderek daha çok müze açılması gerekirken, var olan bir müzenin işlevine son verilmek istenmesini anlamak zor. Trabzon’da anıtsal bir müzeye gerek yok mu deniyor yoksa yapı hala kilise olarak mı görülüyor…

 

20 yıldır, bazen günde birkaç kez içinde ve dışında gözlemlerde bulunduğum yapıda, her defasında küçük de olsa yeni bir şey keşfettim. Yerli ve yabancı pek çok resmi konuk ve sanatçının ağırlandığı,içinde ve bahçesinde tören,sergi, konser gibi etkinliklerin yapıldığı müzenin Trabzon turizmine ve kültürel hayatına katkısı çok.

 

Görevim sırasında bir kez bile yapıyı kilise olarak görmedim. Sanatsal özelliği çok olan anıtsal bir mekandı orası. Özellikle güney cephesindeki bezemeler adeta Trabzon kronolojisi  vermekte. Eski Yunan dönemine ait kabartma pegasos ve grifonlar, Pontos dönemini yansıtan ay yıldızlı mozaik bir pano, Roma dönemine ait  korint başlıklı sütunlar, Bizans döneminde yapılan “yaradılış” konusunun işlendiği kabartma kuşağı, pek çok uygarlıkta bolluğu bereketi örnekleyen asma dizini  ve İslami döneme ait bitkisel bezemeli  taş kabartma madalyonlarla mihrabiyeler… Bakmasını bilen gözler için o cephede Trabzon’dan gelmiş geçmiş tüm uygarlıklardan izler bulmak olası. Hemen girişteki hala meyve veren asırlık zeytin ağacını da çerçevenin içine alırsak bir Anadolu mozayiğinden söz edebiliriz.

 

Adem ve Hava kabartmaları, İsa ve Meryem freskleri kimleri ne için rahatsız etmekte ki. İbadet mekânı cami olanların esas aldıkları kutsal kitapta sıklıkla onlardan söz edilmiyor mu?

 

Yapının bulunduğu alanda vaktiyle bir manastır olduğunu yazmakta batılı kaynaklar. Geniş olan bahçedeki bazı izler ve kule bunu doğrulamakta. Ayasofya manastırında astronomi, matematik felsefe dersleri verildiği de belirtilmekte. Burada ders veren din adamlarının astronomi ve matematik kitaplarındaki bilgiler 11-12.yüzyıl İslam bilginlerinin yazmalarından tercüme edilmiş. İslam bilginleri  o dönem Batılı Hristiyan çağdaşlarından çok daha ileriydiler. (Neden böyle olduğunu Kuran_ı Kerim’in anlamını okuyan herkes bilir). O dönem Ayasofya manastırında ders veren Hıristiyan din adamları tercümelerinin kaynağını açıklamaktan  hiç rahatsız olmadılar. Tıpkı bazı İslam bilginlerinin Antik Yunan filozoflarının yazdıklarından yararlandıklarını belirtmeleri gibi . Yapıdaki taş işçiliğinde Selçuklu sanatçıların çalışmış olabileceğine dair tezler var. Yapının birkaç yerinde Selçuklu sanatını yansıtan madalyonlar bulunmakta. O dönem Selçuklular taş işçiliğinde tek. Taşı oya gibi işliyorlar. Anadolu’daki cami, medrese, han gibi yapıları bezerken manastırları da bezemekten rahatsız olmadılar. Trabzon civarında bazen örneklerine rastladığımız gibi köy camilerinde de Hıristiyan ressamlar çalışmış. Ne onlar ne de onları çalıştıranlar rahatsızlık duymadılar. (Çünkü“Tüm mabedler Allah için”)

 

Müslümanın da Hristiyanın da kendi mimarilerinde ibadet mekanları varsa tarihsel ve sanatsal değer taşıyan, bulunduğu ili dünyaya tanıtan, turizm geliri olan bir yapının, etrafındaki halka açık alanın sınırlandırılarak yeniden cami olarak kullanılmak istenmesinin, sanatsal özelliklerinin kapanmasının amacını anlamak zor. Vakıflar teşkilatında 50 yıl önce görev yapanların duyarlılığının bugüne ulaşamamasının nedeninin anlaşılamadığı gibi. Amaç belli bir grubun isteklerine karşılık vermekse Trabzon’un bunun karşılığında çok şey yitireceği unutulmasın.

 

2

Ayasofya Müzesinin güney cephesindeki alınlıkta işlenen Adem’le Havva’nın yaratılışı konusu tek tanrı kavramına inanan tüm büyük kitaplarda yer almakta. Ama bizlerin çoğu bunu bilmiyoruz. Pek çok şeyi bilmediğimiz, eksik bildiğimiz gibi.

 

Bir dönem müzeyi gezdirdiğim Trabzonlu bir bakan, freskleri anlatırken melek figürlerinden söz ettiğimde “a a Hristiyanlarda da melek mi varmış” diye şaşırdığında benim şaşkınlığım onunkinin iki katı olmuştu.

 

Bir ara yine müzenin camiye dönüşmesini isteyenler olmuştu. Sık sık müzedeki çalışma odama gelip tarihi eserlerle ilgili bilgi alan,  kısa metinli kitaplar da yazan tanıdık biri vardı. Yazdıklarının içeriğini çoğu kez anlamasam da bir şeyler ürettiği için saygı duyar yardımcı olmaya çalışırdım. Bu kişi bahçeyi sulamak için yaptırdığımız su havuzunu fotoğraflayıp yerel TV kanallarında cami izlerini yok ettiğimi söylemişti.

 

Bir başkası yapının kubbesinde bulunan Osmanlı dönemine ait bronz alemin yerinden çıkarıldığını yazmıştı bir gazetede.

 

Müzenin bahçesinde bir platform üzerinde birbirine yakın konumda olan duvara dayalı bir Roma dönemi mezar taşı ile Osmanlı dönemine ait aslına uygun olarak yatay sergilenen bir çocuk sandukası vardı. Adının önünde akademik unvanı da olan biri, Romalı askerin ayağının altına Osmanlıyı serdiğimiz açıklaması yapmıştı günlerce. Salt ben değil müzeyi gezdirdiğim pek çok akademisyen ve bilgili, donanımlı kişi sergilemeye o gözle hiç bakmamış, öyle görmemişlerdi.

 

O dönemde ilin yöneticileri bu tür haberlere itibar etmediler. Yine bir bayram öncesi masum gençleri önüne katan bir grup bayram namazını topluca müzede kılacaklarını ilan etmişti. Yönetmelik gereği dini bayramların ilk günü öğleye kadar kapalı tutulan müzede hoş olmayan bir olay çıkmaması için konuyu dönemin valisi  Alaattin Yüksel’le görüşüp yardım istemiştim. Sayın valinin “buna izin vermeyiz, merak etmeyin, benden daha fazla Müslüman olmasınlar” dediğini çok iyi hatırlıyorum.

 

Ayasofya Müzesinin camiye dönüştürülmesi haberlerinin/girişimlerinin sözde kalmasını, yöneticilerin önceden olduğu gibi yine  belli bir grubun bu tür isteklerine  itibar etmeyeceğini umuyor, diliyorum.

 

 

Ayşe Sevim

Emekli müze md.

 
29 Nisan 2013 Pazartesi 09:52 
Yorum YapYazdır
 
(0 Yorum Yapıldı)Yorumlar
<p>Henüz kimse yorum yapmamış, ilk yorum yapan siz olun.</p>
 
Bu Kategorideki Diğer Haberler
 
Son 24 Saat
Haberler RSS Beslemesi
 
 
Yazarlar
Yazarlar RSS Beslemesi
A. Şefik Mollamehmetoğlu
 
Nihat Genç
 
Attila Aşut
 
Prof. Dr. Orhan Özgür
 
Arslan Bulut
 
Mehmet Polat
 
Türker Ertürk
 
Ahmet Özer
 
Göksu Mollamehmetoğlu
 
Gülcan Özgür
 
Ömer Turan
 
Osman Cudi Yılmaz
 
Ömer Faruk Altuntaş
 
Prof. Dr. Burhan Çuhadaroğlu
 
Prof. Dr. Cavit Boz
 
Prof. Dr. Kemal Üçüncü
 
Hüseyin HAYDAR
 
Zekeriya Saka
 
Mehmet Kuvvet
 
Hasan Güneş
 
Erdal ÖZÇELİK
 
Serpil Satut Denizoğlu
 
Erdal Eksert
 
İnci Güngör
 
Kazım DEMİR
 
Coşkun ERUZ
 
Mehmet Akıncı
 
Ruhi  Türkyılmaz
 
İlyas Gümrükçü
 
Sami KOÇ
 
Ömer Asan
 
Prof. Dr. Örsan Öymen
 
 
 
Gazete Manşetleri
 
Lig Puan Durumu
 
Takımlar
O
G
B
M
P
1
Başakşehir
12
9
3
0
30
2
Beşiktaş
12
8
4
0
28
3
Fenerbahçe
12
7
3
2
24
4
Galatasaray
12
7
2
3
23
5
Bursaspor
12
6
3
3
21
6
Konyaspor
12
4
5
3
17
7
K.D.Ç. Karabük
12
5
2
5
17
8
Osmanlıspor FK
12
3
7
2
16
9
Antalyaspor
12
4
3
5
15
10
Gençlerbirliği
12
3
6
3
15
11
Alanyaspor
12
4
2
6
14
12
Akhisar Bld.
12
3
4
5
13
13
Trabzonspor
12
3
3
6
12
14
Kasımpaşa
12
3
3
6
12
15
Gaziantepspor
12
3
2
7
11
16
Ç. Rizespor
12
2
4
6
10
17
Kayserispor
12
2
3
7
9
18
Adanaspor
12
1
3
8
6
 
Şampiyonlar Ligi
 
UEFA Avrupa Ligi
 
Alt Lig
 
 
Anket
2016 TÜRKİYE AÇISINDAN NASIL GEÇECEK?
ÇOK İYİ
İYİ
BİR ŞEY DEĞİŞMEZ
KÖTÜ
ÇOK KÖTÜ
 
Namaz Vakitleri
 
  • İmsak05:34
  • Güneş07:22
  • Öğlen12:22
  • İkindi14:46
  • Akşam17:02
  • Yatsı18:37
 
Tarihte Bugün
1818 - Illinois ABD'nin 21.ci eyaleti oldu.
1854 - Florence Nightingale Üsküdar'da.
1918 - I. Dünya Savaşı'ndan sonra Londra'da yapılan Müttefik Kongresi sona erdi; Almanya'nın savaş tazminatı ödemesine karar verildi.
1923 - Teşkilatı Esasiye Encümeni yeni anayasayı görüşmeye başladı.
1928 - Ekmek otuz para ucuzladı.
1934 - Dini kisvelerle ilgili yasaklar öngören "Bazı Kisvelerin Giyilemeyeceğine Dair Kanun" kabul edildi.
1942 - Zonguldak'ta bir maden ocağındaki kazada 63 işçi öldü.
1944 - Yunanistan'da komünistler ve kralcılar arasında Yunan İç Savaşı başladı.
1945 - İstanbul'da Tan Matbaası gericilerin saldırısıyla yıkıldı.
1956 - İngiltere ve Fransa, Süveyş'ten çekileceklerini açıkladılar.
1959 - Dr. Fazıl Küçük Kıbrıs Cumhurbaşkanı Yardımcısı oldu.
1967 - İlk kalp nakli ameliyatını, Güney Afrika'lı kalp cerrahı Dr. Christian Barnard, Cape Town'da yaptı; hasta 18 gün yaşayabildi.
1971 - Pakistan-Hindistan savaşı başladı.
1971 - Prof.Dr. Mümtaz Soysal 6 yıl 8 ay hapse mahkum edildi.
1979 - Fedai Dergisi sahibi, yazar Kemal Fedai Coşkuner İzmir'de öldürüldü.
1981 - Bülent Ecevit, dört aylık hapis cezasını çekmek üzere Ankara Merkez Kapalı Cezaevine konuldu.
1984 - Bhopal kazası: Union Carbide firmasının Hindistan'da Bhopal'de kurduğu böcek ilacı üreten fabrikadan yanlışlıkla 40 ton metil isosiyanat gazının sızması 18,000 kişinin ölümüne neden oldu.
1989 - Malta'da bir araya gelen ABD başkanı George Bush ve Sovyetler Birliği komünist partisi genel sekreteri Mikhail Gorbaçov, soğuk savaşın bittiğini resmen ilan ettiler.
1990 - TRT'nin Telegün adlı yayını başladı.
1999 - Bakanlar Kurulu, Bolu'ya bağlı Düzce ilçesinin il, Kaynaşlı ve Derince beldelerinin de Düzce'ye bağlı ilçe yapılmasına karar verdi.
2002 - BM silah denetçileri ilk kez, Irak Devlet Başkanı Saddam Hüseyin'in saraylarından birine önceden haber vermeksizin girdiler.
2002 - Dünya Gıda Programı Afrika'da 38 milyon kişinin açlıkla karşı karşıya olduğunu açıkladı.
2003 - Türk-İş'in 19. Genel Kurulunda Genel Başkanlığa Salih Kılıç seçildi.
 
Arşiv
 
Süper Loto
01.12.2016 Tarihli Çekiliş Sonucu101823343650
 
On Numara
28.11.2016 Tarihli Çekiliş Sonucu03091114253336374045474851535459616465727880
 
Sayısal Loto
26.11.2016 Tarihli Çekiliş Sonucu052122262944
 
Şans Topu
30.11.2016 Tarihli Çekiliş Sonucu041011162601
 
 
Kurumsal

İçerik

Gündem

Siyaset

Teknoloji

Yukarı Çık