Erdoğan'dan çok önemli Irak ve Suriye açıklaması

Ana Sayfa » Kültür - Sanat » Atilla Dorsay gazete yazarlığını bıraktı, çünkü

Atilla Dorsay gazete yazarlığını bıraktı, çünkü

Emek Sineması’nın yıkılmasına karşı dün Taksim İstiklal Caddesi’nde yapılan protestoya polis çok sert müdahalede bulunmuştu. Yıkıma karşı eylem yapan grubun içinde Sabah gazetesi yazarı Atilla Dorsay da bulunmaktaydı. Polisin biber gazı ve tazyikli su ile müdahalesinden kendisini bir mağazaya atarak kurtulan Dorsay, Sabah gazetesinde son yazısını yazdı. “Emek Yoksa Ben de Yokum”diyen Atilla Dorsay, gazete yönetimi ve çalışanlarına teşekkür ederek veda etti.

 
8 Nisan 2013 Pazartesi 11:02 
Yorum YapYazdır
 
 
Atilla Dorsay gazete yazarlığını bıraktı, çünkü

 

İşte Dorsay’ın son yazısı:

“Evet, ayrılık zamanı geldi.

Deneyimim var, bilirim: yazdığınız gazeteden ayrılmak, sevgiliden ayrılmaktan daha zordur!.. Çünkü hemen hiçbirinin yüzünü görmemiş olsanız da, sizi yıllardır okumuş onbinlerce, yüzbinlerce insan söz konusudur: sevmiş veya kızmış, onaylamış veya söylenmiş, dinlemiş veya reddetmiş, ama yine de sizinle yakınlık kurmuş, akıl ve duygu yoluyla iletişim kurmuş bir kitle söz konusudur. Onların bir bölümü kendilerini öksüz kalmış gibi hissedecektir. Ama asıl öksüz kalan siz olursunuz!

Aslında talihli bir gazeteci sayılmalıyım. Ayrılık kararı hep benden geldi, hiç kovulmadım.

Bunu iftiharla söylüyorum sanmayın, sadece bir tespit yapıyorum.

Yoksa öyle kovulmalar vardır ki, çok daha fazla onur getirir.

Ayrıca çok nazlı, çok alıngan biri de değilim. Yaptığım işi öyle severim ve insanlara öyle çabuk alışırım ki, kolay kolay yerimden kımıldamam.

Bu yüzden çok az gazete değiştirdim. Cumhuriyet'te tam 27 yıl kalmıştım. Dile kolay!.. Ama zamanın geldiğini duyumsadım ve böyle bir yazıyla ayrıldım.

Sonrası hep biraz macera oldu. Orada öylesine yerleşmiş bir okur kitlem vardı ki... O okur tutucudur: sizi çok sevmiş olsalar da ayrılmanızı asla kabul etmezler, gittiğiniz yerde sizi izleyip okumazlar.

Dolayısıyla, artık hep yeni bir okur kitlesi yaratma uğraşı beni bekler olmuştu. Ama bu da heyecan verici bir çaba ve yaşamaya değer bir meydan okuma değil midir?

Böylece 1993'ten itibaren önce Milliyet'te yazdım.

Bir yıl sonra, Dinç Bilgin'in çıkaracağı ve başında eski Cumhuriyet'çi Okay Gönensin'in bulunduğu Yeni Yüzyıl'dan çağrı aldım.

Milliyet hep sevdiğim bir gazete olmuştur, ama yepyeni bir gazetede yazmak öylesine çekiciydi ki...

Ve bunu başardık. Bir aydın gazetesinin tirajını hep 100-

150 binlerde tutmak, hatta bir dönemde (bir kampanyanın katkısıyla) 700 binlere çıkarmak az şey miydi? Ama o güzelim gazete benim çok kavrayamadığım kimi hesaplara kurban edildi. Ve kapandı.

Ben de hemen sonrasında grubun 'amiral gemisi' Sabah'tan çağrı aldım. Ve orada başladım. Yıl 1998 idi.

Ama işte, buradan da ayrılıyorum.

Ne kadar büyük bir üzüntüyle olduğunu anlatamam.

Çünkü Sabah bir kitle gazetesiydi, hâlâ da öyle. Burada çok geniş, çok farklılıklar içeren, çok değişik dünya görüşlerine, ideolojilere, kültür ve yaşam düzeylerine sahip büyük bir kitleye seslenecektim.

Hem de ülkemizde gerçek birer kültür alanı oldukları hâlâ tartışmalı olan, sıradan insanın gündelik hayatına nüfuz edememiş iki alanda kalem oynatarak: sinema ve şehircilik. Şehircilikte de özellikle İstanbul.

Ama sanıyorum ki bunu başardım. Kimi zaman yaşanan krizlere, hatta kısa süreli ayrılmalara karşın, sonunda Sabah'ta 15 yıl yazdım. Bu basındaki belki en zor ve belalı, ama beni ayni ölçüde mutlu eden maceram oldu.

Ama ayrılma günü geldi.

Bunun temel nedenini biliyorsunuz: "Emek Yoksa Ben De Yokum" başlıklı yazımı hatırlarsınız. Bu sinemanın hem kendisi önemliydi, hem de temsil ettiği kültürel altyapı, tarihsel birikim ve yaşam biçimi. Bugün artık Emek yok.

Onun gerçek ve de simgesel önemini anlatamadık. Sabah bu ve Taksim Parkı, Çamlıca camii vb. konularda sütunlarını bana hep açtı, tüm eleştiri ve uyarılarımı kullandı. Sağ olsunlar...

Ama hiçbir girişimi değiştiremedik, hiçbir şeyi kurtaramadık.

Benim için artık ne sözün, ne de yazının önemi kaldı. Bu belki, artık sessiz kalmanın çığlık atmaktan daha önem kazandığı bir durumdu. Ve bırakmak kaçınılmaz oldu.

Bunca yıldır hep beni koruyup gözeten, uygar ilişkiler kurduğum tüm geçmiş ve bugünkü Sabah patronlarına, yöneticilere, yazar ve gazeteci dostlara, çalışanlara ve emekçilere gönül dolusu teşekkürler. Ayni biçimde, okur denen o büyük okyanusa da.. Yine bir yerlerde, en azından kitaplarda filan buluşmak umuduyla...”

 
8 Nisan 2013 Pazartesi 11:02 
Yorum YapYazdır
 
(0 Yorum Yapıldı)Yorumlar
<p>Henüz kimse yorum yapmamış, ilk yorum yapan siz olun.</p>
 
Bu Kategorideki Diğer Haberler
 
 
Yazarlar
Yazarlar RSS Beslemesi
A. Şefik Mollamehmetoğlu
 
Mustafa Önsel
 
Nihat Genç
 
Türker Ertürk
 
Arslan Bulut
 
Mehmet Polat
 
Attila Aşut
 
Prof. Dr. Orhan Özgür
 
Ahmet Özer
 
Göksu Mollamehmetoğlu
 
Gülcan Özgür
 
Ömer Turan
 
Osman Cudi Yılmaz
 
Ömer Faruk Altuntaş
 
Prof. Dr. Burhan Çuhadaroğlu
 
Prof. Dr. Cavit Boz
 
Prof. Dr. Kemal Üçüncü
 
Hüseyin HAYDAR
 
Zekeriya Saka
 
Mehmet Kuvvet
 
Hasan Güneş
 
Erdal ÖZÇELİK
 
Serpil Satut Denizoğlu
 
Erdal Eksert
 
İnci Güngör
 
Kazım DEMİR
 
Coşkun ERUZ
 
Mehmet Akıncı
 
Ruhi  Türkyılmaz
 
İlyas Gümrükçü
 
Sami KOÇ
 
Ömer Asan
 
Prof. Dr. Örsan Öymen
 
Kadir ŞİŞGİNOĞLU
 
Havva GÜNAYDIN LAKUTOĞLU
 
 
Son 24 Saat
Haberler RSS Beslemesi
 
 
Anket
Halkoylaması sonrası Türkiye'yi ne bekliyor?
1. Daha iyi bir gelecek
2. Daha kötü bir gelecek
3. Birşey değişmez
 
Gazete Manşetleri
 
 
Arşiv
 
Tarihte Bugün
1396 - Yıldırım Bayezid, Niğbolu Zaferi'ni elde etti.
1561 - Şehzade Bayezid idam edildi.
1911 - İtalya, Osmanlı Devleti'ne savaş ilan etti.
1925 - İstanbul'da, tulumbacı teşkilâtının yerine, modern motorlu itfaiye teşkilâtı kuruldu.
1950 - Birleşmiş Milletler askerleri Kore'de Seul'u ele geçirdi. (Bkz. Kore Savaşı)
1956 - İstanbul'da geniş çaplı istimlâk çalışmaları başlatıldı.
1958 - Kemer Barajı ve Hidroelektrik Santrali işletmeye açıldı.
1960 - Yassıada'da tutuklu bulunan eski Cumhurbaşkanı Celâl Bayar, kemeriyle intihar girişiminde bulundu. Bayar, nöbetçi teğmen tarafından kurtarıldı.
1974 - Bilim adamları, aerosol spreylerin ozon tabakasını tahrip ettiği konusunda uyarıda bulundu.
1979 - Arjantin Devlet Başkanı Juan Peron'un eşi Eva Peron'un yaşam öyküsünü anlatan Evita müzikalinin prömiyeri, Broadway'de yapıldı.
1982 - Türkiye'nin ilk kadın Büyükelçisi Filiz Dinçmen, Amsterdam'da görevine başladı.
1993 - Karun Hazinesi Türkiye'ye geldi.
2001 - Tekel'in Küba ile ortak kurduğu TEKA Puro Fabrikası İstanbul'da açıldı.
 
Namaz Vakitleri
 
  • İmsak04:23
  • Güneş06:04
  • Öğlen12:24
  • İkindi15:47
  • Akşam18:22
  • Yatsı19:51
 
Süper Loto
21.09.2017 Tarihli Çekiliş Sonucu060809172538
 
On Numara
18.09.2017 Tarihli Çekiliş Sonucu07091013141517182426273136373847485663676875
 
Sayısal Loto
23.09.2017 Tarihli Çekiliş Sonucu021931364248
 
Şans Topu
20.09.2017 Tarihli Çekiliş Sonucu101828303204
 
 
Kurumsal

İçerik

Gündem

Siyaset

Teknoloji

Yukarı Çık