Akşener liderliğindeki parti kuruluşunu açıklıyor

Ana Sayfa » Kültür - Sanat » Atatürk Çanakkale için o sözü söyledi mi?

Atatürk Çanakkale için o sözü söyledi mi?

Yazar Cengiz Özakıncı, 18 Mart Çanakkale Zaferi’nin 100. yıldönümüne yaklaştığımız günlerde, Gelibolu’daki Anzak Koyu’nda yer alan anıtta, Atatürk imzasıyla yer alan sözlerin, Atatürk’e ait olmadığı tarihsel gerçeğini ortaya çıkardı.

 
3 Mart 2015 Salı 12:58 
Yorum YapYazdır
 
 
Atatürk Çanakkale için o sözü söyledi mi?

Özakıncı, anıttaki Atatürk imzalı “Bu memlekette kanlarını döken kahramanlar! Burada bir dost vatanın toprağındasınız. Huzur içinde uyuyunuz. Sizler Mehmetçikle yan yana koyun koyunasınız... Uzak diyarlardan evlatlarını harbe gönderen analar! Gözyaşlarınızı siliniz. Evlatlarınız bizim bağrımızdadır. Huzur içindedirler. Onlar bu toprakta canlarını verdikten sonra artık bizim evlatlarımız olmuşlardır.” biçimindeki ifadelerin, gerçekte Atatürk’e ait olmadığını, belgeleriyle Bütün Dünya’nın Mart sayısında yazdı.Mustafa Kemal Atatürk’e atfedilen bu sözler; Gelibolu’da Anzak Koyu’ndaki anıtın yanı sıra, Avustralya’nın başkenti Kanberra’da Anzak Bulvarı bünyesindeki Atatürk Anıtı’ndave Yeni Zelanda’da yapılan anıtta da, aynı ifadelerle ve Atatürk imzasıyla yer alıyor.Ayrıca geçtiğimiz ay, yine Avustralya’nın Sidney kentindeki Hyde Park’ta da yeni bir Atatürk Anıtı açılmış, aynı ifadeler bu anıtın üzerine de konulmuştu.

Yazar Cengiz Özakıncı’nın, bu ifadelerin Atatürk’e ait olmadığını ortaya koyduğu yazısının tam metni şu şekilde:

1915 ÇANAKKALE ANITLARINA KAZINAN “CONİLERLE MEHMETÇİKLER ARASINDA FARK YOKTUR” SÖZLERİ ATATÜRK’E AİT DEĞİL

Atatürk’ün Anzaklarla ilgili gerçek sözleri, Çanakkale Deniz Zaferi’nin 100. yıldönümünde, ilk kez tam metin olarak Bütün Dünya’da.

Lüleburgaz Atatürk İlkokulu öğretmeni Tahsin Özeken, 15 Nisan 1977 günü, elinde 1969’da yayımlanmış “Belgelere Göre Eceabat Kılavuzu” adlı kitapçıkla Anafarta Ovası’nda dolaşırken; 1915’te İngiliz komutasında Gelibolu'ya çıkan “ANZAC” birliklerinde yüzbaşı olarak görev yapmış yaşlı bir Avustralyalı’yla karşılaşır ve ona elindeki kılavuzda Atatürk’e ait gösterilen şu sözleri aktarır: “Bu memlekette kanlarını döken kahramanlar! Burada bir dost vatanın toprağındasınız. Huzur içinde uyuyunuz. Sizler Mehmetçikle yan yana koyun koyunasınız... Uzak diyarlardan evlatlarını harbe gönderen analar! Gözyaşlarınızı siliniz. Evlatlarınız bizim bağrımızdadır. Huzur içindedirler. Onlar bu toprakta canlarını verdikten sonra artık bizim evlatlarımız olmuşlardır.”

Avustralyalı eski ANZAK askeri, 1915’te işgale geldikleri ülkede kendilerini kahraman ilan eden bu sözleri duyunca çok sevinir; Özeken’in yazışma adresini alıp kılavuzda Atatürk’e ait gösterilen sözleri defterine yazar ve ülkesine döndüğünde, “Muharip Anzaklar Derneği”ne iletir. Avustralya’daki “Gelibolu Çeşmeleri Onur Kurulu Başkanı” Alan J. Campbell, bu sözleri, yaptırmakta oldukları anıta yazıt olarak koymayı düşünür ve Özeken’e gönderdiği 12 Eylül 1977 günlü mektupta, Atatürk’ün bu sözleri hangi tarihte ve nerede söylediğinin belgesiyle birlikte kendisine bildirilmesini ister. Özeken, Campbell’in bu mektubunu, 13 Ekim 1977 günü, Türk Tarih Kurumu’na iletir. Kurum Genel Müdürü Uluğ İğdemir, Campbell’i yanıtlamak üzere hangi tarihte nerede söylendiğini araştırdığı bu sözlerin, Atatürk döneminde İçişleri Bakanlığı yapmış olan Şükrü Kaya’nın 10 Kasım 1953 günlü Dünya Gazetesi’nde yayımlanan söyleşisinde geçtiğini saptar.

Şükrü Kaya, o söyleşisinde, 1934’te Çanakkale’de Mehmetçik Anıtı’nın başında bir söylev verdiğini, içinde bu sözlerin geçtiği söylev metnini Atatürk’ün bizzat yazıp kendisine verdiğini söylemektedir. İşte 1969’da basılan Eceabat Kılavuzu’nda kaynağı belirtilmeksizin Atatürk’e ait denilerek yayımlanan bu sözler; Şükrü Kaya’nın 1953’te yayımlanan o söyleşisinde, Atatürk bizzat yazıp bana verdi diyerek aktardığı o sözlerdir. İğdemir, Türk Tarih Kurumu adına Alan J. Campbell’e gönderdiği 10 Mart 1978 günlü resmi mektupta; “Atatürk’ün 1934’te Gelibolu’da İçişleri Bakanı Şükrü Kaya’ya söylettiği çok anlamlı söylev” olarak nitelediği bu sözleri, İngilizce’ye çevirerek gönderir. Campbell, İğdemir’e gönderdiği 7 Nisan 1978 günlü mektupta, bu sözleri birazcık değiştirerek Atatürk imzasıyla Avustralya’da yaptırdıkları anıta koyduklarını bildirmiş ve anıtın bir fotoğrafını da 31 Mayıs 1978 günlü mektubunun ekinde İğdemir’e göndermiştir.

Fotoğrafa bakıldığında, Avustralyalıların yaptıkları “birazcık değişiklik”lerin; (ı)- metne “bizim için Johnnyler ile Mehmetler arasında bir fark yoktur” tümcesini sokmak; (ıı)- İğdemir’in 1934 olarak bildirdiği tarihi değiştirip 1931 yapmak; (ııı)- Atatürk’ün ön adını Kemal yerine Kamel biçminde yazmak olduğu görülmektedir.

İğdemir, Campbell’in mektubuna verdiği 8 Haziran 1978 günlü yanıtta; anıt fotoğrafında görünen 1931’in değiştirilip 1934 ve Kamel’in değiştirilip Kemal olarak yazılması gerektiğini bildirmiş; gelgelelim, Avustralyalıların Atatürk’ün sözü diyerek anıta sokuşturdukları “Johnnyler ile Mehmetler arasında bir fark yoktur.” tümcesinin çıkartılmasını istemeyip, “Atatürk’ün bu güzel sözleri” diyerek, yapılan eklemeyi güzel bulduğunu dile getirmiştir.

12 Eylül 1980 askeri darbesinden sonra, Avustralya Hükümeti, Türkiye’den“ANZAK”ların Gelibolu’ya ayak bastıkları yerin adının “ANZAK KOYU” olarak değiştirilmesini ve Türkiye’nin resmi haritalarında bu adla yazılmasını istemiş; Türkiye, bunun karşılığında Avustralya’da uygun bir yere Atatürk adı verilerek Atatürk anıtı dikilmesini istemiş; karşılıklı istemler doğrultusunda, bu sözler, hem Gelibolu’da adı ANZAK KOYU olarak değiştirilen yere dikilen yazıta, hem de Avustralya’da yapılan anıta; altına 1934 K. Atatürk imzası atılarak; resmen yerleştirilmiştir.

ATATÜRK'E AİT DEĞİL

Atatürk’e ait denilen bu sözlerle ilgili olarak, 2005’ten bu yana sürdürdüğüm araştırmalar sonucu; anıtlara kazınan ve içinde “Bizim için (işgalci) Johnnyler ile (yurdunu savunan) Mehmetçiklerin bir farkı yoktur”tümcesi geçen bu sözlerin Atatürk’e ait olmadığını bulguladım.

Atatürk’ün Şükrü Kaya’ya okuttuğu söylevin tarihi 1934 değil 1931’dir. Dahiliye Vekili (İçişleri Bakanı) Şükrü Kaya’nın Çanakkale Mehmetçik Anıtı’na giderek orada çok önemli bir söylev vereceği, 17 Ağustos 1931 günlü Cumhuriyet’in birinci sayfasında kırmızı harflerle en önemli haber olarak duyurulmuştur.

Nitekim Şükrü Kaya, haberde duyurulduğu gibi, 25 Ağustos 1931 günü Çanakkale’ye gitmiş; Kemalyeri’nde bir söylev vermiş; bu söylevin tam metni devletin resmi Anadolu Ajansı’nca -Büyük Taarruz’un yıldönümüne denk getirilerek- 26 Ağustos 1931 günlü gazeteler aracılığıyla dünyaya duyurulmuştur.

Söylevi tam metin olarak yayımlayan Hakimiyet-i Milliye gazetesinin haberi şöyledir:

Dahiliye Vekilinin Kemal Yerinde Vatanperverane Bir HitabesiMustafa Kemal’in Çanakkale’yi Kurtardığı Noktada.

Gelibolu, 25 (A.A.) - Dahiliye Vekili Şükrü Kaya B. bugün refakatlerinde Kolordu Kumandanı Ali Hikmek ve U. Jandarma Kumandanı Kazım Paşalar olduğu halde Peykişevket torpidosu ile İmroz adasından Maydos’a gelmişler ve Karaya çıkarak Kemalyeri’ne gitmişlerdir. Vekil B. Mehmetçik Abidesine Reisicümhur Hazretleriyle Başvekil ve Meclis Reisi Paşalar Hazaratı namına birer çelenk koydukları gibi kendi namlarına ve Cümhuriyet polis ve jandarması namına da birer çelenk vazetmişlerdir.

Ağustosun 27 sinde Çanakkale’ye gelecek heyetin de Kemalyeri’ne çıkarak ziyarette bulunacakları müstahberdir.

Vekil B. refakatindeki zevat ile birlikte otomobille Gelibolu’ya gelmişlerdir. Geceyi burada geçirecekler ve yarın Peykişevket’le Yalova’ya gideceklerdir.

Maydos 26 (A.A.) - Dahiliye Vekili Şükrü Kaya bey bugün Kolordu Kumandanı Ali Hikmet ve Umum Jandarma Kumandanı Kazım Paşalarla birlikte Kemalyeri’ni ziyaret etmiştir. Dahiliye Vekili bey burada aşağıdaki nutku irat etmiştir:

“ArkadaşIar,

Üzerinde bulunduğumuz nokta kürei arzın meçhul her hangi bir noktası idi. Halbuki biz bugün buraya tanınmış meşhur bir mevki olduğunu düşünerek geldik. Bu nokta ne münasebetle tanınmış ve ne diye coğrafi ve askeri haritalarda muayyen isim almıştır: Kemalyeri! Bilhassa asker arkadaşların karşısında bunu izah teşebbüsünde bulunmak istemem. Her türlü İzahlar bittabi onlara aittir. Fakat ben de bu yere ismi verilmiş büyük adamın yakın arkadaşı olmak iytibariyle ondan işittiğim bir hatırayı esas tutarak üzerinde bulunduğumuz yerin, Kemalyeri’nin ne olduğuna dair bir kaç kelime söylemek istiyorum.

Efendiler; üzerinde bulunduğumuz bu noktadan deniz kenarına kadar olan mesafeyi, hep beraber görüyoruz. Bu dar sahada tarihte malum olan büyük kuvvet karaya çıktı. En aşağı iki, üç kilometre cephede yayıldı. Bu vaziyette henüz üzerinde bulunduğumuz noktada büyük Türk evladı Kemal o geniş düşman cephesinin sol cenahında ufak bir kuvvetle göründü. Orada cephanesi kalmamış neferlere süngülerini kullandırarak işe başladı. Bu teşebbüs muvaffakiyetle ilk eserlerini gösterdi. Türk'ün büyük ve sevgili evladı Mustafa Kemal o gece çok uğraştıktan ve her hangi bir fatihin kolaylıkla karşı duramıyacağı felaket işaret eden vaziyetleri yendikten sonra karanlık bir gecenin sabahında kendisini bu noktada gördü, ve bu noktanın yüksek Türk taliini kurtaracak mevki olduğuna karar vererek burada kaldı. Bu nokta Mustafa Kemal'in çok faik düşman kuvvetlerini mağlup ederek geriye püskürttüğü ve nihayet onları bütün takviyelerine rağmen yerinde durdurduğu bir Kumandan yeridir. Bir Türk Kumandanının Türk taliini yükseltmek için münasip gördüğü kumanda yeridir. Ben asker değilim, fakat bilirim ki bu yerden, bu Kemalyeri’nden garbın bütün ufuklarına karşı, garbın bütün denizlerinde en büyük zannolunan kuvvet ateşlerine karşı bu noktadan sadır olan Türk iradesi bugünkü Türkiye'yi kurtarmış olan faaliyetlerin ilk yeri olmuştur. Bu iytibarla burada bulunmaktan ve gördüğümüz bu yüksek hatırayı burada yad etmekten çok memnun ve bahtiyarım.

Bizim bu yerde kıymetli hatıraları yad ederek mütehassis olmamız ve bu yere ismini veren büyük Türk’ün bu memlekete ve Türklere yaptığı büyük eserleri hatırlıyarak minnettar olmamız gayet tabiidir. Şeref ve iftiharla görüyoruz ki, bu yerin karşısında en büyük kuvvet ve kudret göstermiş olan büyük devletler de bu Kemalyeri’ne ve bu yere ismi verilmiş olan büyük Türk’e hürmetle takdirle bakmaktadırlar. Ben bu noktada yalnız bütün hassasiyetimin ifadesi olarak tek bir cümle söylemekle iktifa edeceğim:

“Vatanın müdafaası için burada aziz kanlarını döken Türk çocuklarına ebedi minnetler.”

Bu büyük kahramanlar için henüz bir abide dikilmediğini görüyorum. Bundan fazla müteessir olmak istemem. Biliyoruz ki, bu aziz kahramanların kurdukları ve korudukları yıkılmaz Türk vatanı onların hatıralarını daima taziz ettirecek ifade ve manzarası cihanşümul, en yüksek bir abidedir.

Karşıda da bizimle harp etmiş insanların mezarlarını ve abidelerini görüyoruz. Orada yatanları da takdir ederiz. Medeniyet tarihi yarın karşı karşıya yatanlardan hangisinin fedakarlığını daha haklı ve daha insani bulacak ve daha ziyade takdir edecektir. Tecavüz etmiş onların abidelerini mi, yoksa vatanını müdafaa eden kahramanların hâlâ el uzatılmamış mukaddes taş ve toprak halinde bırakılmış olan bu izleri, bu kahraman izlerini mi? Kat’i hükmü medeni beşeriyetin insani takdirine emniyetle bırakabiliriz. Yalnız şunu tesbit etmek isterim ki biz Türkler mazinin her türlü manasız, mantıksız, girift eziyetlerini unutarak yeni bir hayat yarattığımıza kaniiz. Bu hayat, Türk’ün ilk ve medeni hayatının alemşümul manasının ihtiva eden bu kanaatimiz, fiiliyatımızla da sabit olmuştur. Karşımızda mezarlar bırakan milletler, bizim bu samimi ve çok yeni mahiyette noktai nazarlarımızı iyi telakki ederlerse bu karşılıklı mezarlar aramızda kin, husumet ve ölmez hisleri yerine muhabbet, dostluk temin eder. Ben, mensup olduğum Türk içtimai heyetinin kurduğu Cumhuriyet hükumetinin mesul bir adamı olarak arzederim ki, Türk milleti bu karşılıklı abidelere hürmetle bakar ve iki tarafın ölülerini rahmetle yadederken dimağında ve vicdanında yaşıyan samimi temenni: Bu ölü abidelerin bir daha rekzolunmaması (dikilmemesi-C.Ö.) bilakis bunları kuranlar arasında insanlık münasebetlerinin, insanlık bağlarının yükselmesidir.

* * *

Görüldüğü üzere, Şükrü Kaya’nın 1931’de Çanakkale’de Mehmetçik Anıtı başında okuduğu ve 1953’te yayımlanan söyleşisinde metnini bizzat Atatürk’ün yazdığını açıkladığı söylevde, yıllar sonra Atatürk imzasıyla anıtlara kazınan ve işgalci Johnny (Anzaklar, vs.) ile yurdunu savunan Mehmetçiği bir tutan sözler yoktur. Tersine, söylevde 1915’te Gelibolu’ya çıkan Anzaklar, vs.“düşman cephesi”, “düşman kuvvetleri”, “tecavüz etmiş olanlar”sözleriyle nitelenmiş; Mehmetçik “vatanını müdafaa eden kahramanlar”olarak tanımlanmış; ve dünyaya; “Medeniyet tarihi yarın karşı karşıya yatanlardan hangisinin fedakarlığını daha haklı ve daha insani bulacak ve daha ziyade takdir edecektir. Tecavüz etmiş onların (Johnny’lerin -C.Ö.) abidelerini mi, yoksa vatanını müdafaa eden kahramanların (Mehmetçiklerin -C.Ö.) hâlâ el uzatılmamış mukaddes taş ve toprak halinde bırakılmış olan bu kahraman izlerini mi?” sorusu yöneltilerek; saldırgan, işgalci Coniler ile yurdunu savunan Mehmetçiklerin bir tutulmadığı vurgulanmış; “bu ölü abidelerin bir daha rekzolunmaması” sözleriyle de “ölü” olarak tanımlanan Anzaklar vs. için, bir daha Çanakkale’ye anıt dikilmemesi istenmiştir.

Gerçek budur.

84 yıl sonra ortaya çıkardığımız bu gerçekler doğrultusunda, içinde Conilerle Mehmetçikler arasında fark yoktur tümcesinin geçtiği Atatürk’e ait olmayan sözlerden oluşan yazıtların, Gelibolu’daki, Avustralya’daki, Yeni Zelanda’daki anıtlardan kaldırılarak; aynı anıtlara, belgesini yukarıda aktardığımız söylevin kazınması gerekmektedir.

* * *

[NOT: Bu yazıda, duygularımı olabildiğince dışarıda bırakarak, yalnızca belge ve bilgi verip yorumu okuyucuya bırakmaya çalıştım. Ancak, duyarlı okuyucu, Atatürk’ün Anzaklarla ilgili Şükrü Kaya tarafından okunan söyleviyle, Atatürk’e ait denilerek anıtlara kazınan fakat Atatürk’e ait olmayan sözleri irdelediğinde; Atatürk’ü, işgalci coni ile yurdunu savunan mehmetçiği bir tutarmış gibi gösteren tahrifatları bulguladığım an, yüreğimde nasıl bir fırtına koptuğunu duyumsayabilir.]

Sabriye Aşır

Odatv.com

 
3 Mart 2015 Salı 12:58 
Yorum YapYazdır
 
(0 Yorum Yapıldı)Yorumlar
<p>Henüz kimse yorum yapmamış, ilk yorum yapan siz olun.</p>
 
Bu Kategorideki Diğer Haberler
 
 
Yazarlar
Yazarlar RSS Beslemesi
A. Şefik Mollamehmetoğlu
 
Mehmet Polat
 
Türker Ertürk
 
Havva GÜNAYDIN LAKUTOĞLU
 
Mustafa Önsel
 
Nihat Genç
 
Attila Aşut
 
Arslan Bulut
 
Prof. Dr. Orhan Özgür
 
Ahmet Özer
 
Ömer Faruk Altuntaş
 
Göksu Mollamehmetoğlu
 
Gülcan Özgür
 
Ömer Turan
 
Osman Cudi Yılmaz
 
Prof. Dr. Burhan Çuhadaroğlu
 
Prof. Dr. Cavit Boz
 
Prof. Dr. Kemal Üçüncü
 
Hüseyin HAYDAR
 
Zekeriya Saka
 
Mehmet Kuvvet
 
Hasan Güneş
 
Erdal ÖZÇELİK
 
Serpil Satut Denizoğlu
 
Erdal Eksert
 
İnci Güngör
 
Kazım DEMİR
 
Coşkun ERUZ
 
Mehmet Akıncı
 
Ruhi  Türkyılmaz
 
İlyas Gümrükçü
 
Sami KOÇ
 
Ömer Asan
 
Prof. Dr. Örsan Öymen
 
Kadir ŞİŞGİNOĞLU
 
Son 24 Saat
Haberler RSS Beslemesi
 
 
Anket
Halkoylaması sonrası Türkiye'yi ne bekliyor?
1. Daha iyi bir gelecek
2. Daha kötü bir gelecek
3. Birşey değişmez
 
 
Gazete Manşetleri
 
 
Arşiv
 
Tarihte Bugün
1853 - Kırım Savaşı başladı.
1911 - Trablusgarp savaşında İtalyan yüzbaşı Carlo Piazza, Bingazi'deki Osmanlı siperleri üstünde tarihin ilk askeri keşif uçuşunu gerçekleştirdi. Piazza daha sonra ilk askeri amaçlı hava fotoğrafını da çekti.
1912 - Birinci Balkan Savaşı'nda Osmanlı ve Sırp orduları arasındaki Kumanova Muharebesi başladı.
1915 - New York'ta 25-30.000 kadın oy hakları için 5. ci caddede yürüyüş yaptı.
1926 - Sovyetler Birliği'nde Leon Troçki ve Grigoriy Zinoviyev, Komünist Partisi Merkez Komitesi üyeliğinden çıkarıldı.
1929 - New York Borsasında hisse senetlerinin değerindeki sürekli düşüş yavaş yavaş paniğe yol açmaya başladı (1929 Dünya Ekonomik Bunalımı'nın ilk işaretleri)
1940 - Efsane futbolcu Pele, Brezilya'da dünyaya geldi
1946 - Birleşmiş Milletler, ilk genel toplantısını New York'ta yaptı.
1954 - Almanya'nın NATO'ya girişiyle ilgili Paris Antlaşması imzalandı.
1956 - Macaristan'da Sovyet egemenliğine karşı ayaklanma başladı. Bütün ülkeye yayılan gösterilerde, isyancılar Sovyet birliklerinin çekilmesini istediler.
1960 - Genel nüfus sayımı: Türkiye'nin nüfusu 27.754.820
1965 - Cumhurbaşkanı Cemal Gürsel hükümeti kurma görevini Adalet Partisi Genel Başkanı Süleyman Demirel'e verdi.
1972 - Zonguldak'ta iki ayrı kömür ocağında grizu patlamasında 20 işçi öldü, 76 işçi yaralandı.
1973 - ABD başkanı Richard M. Nixon, Watergate skandalı ile ilgili Oval Ofis ses kayıtlarını mahkemeye teslim etmeyi kabul etti.
1981 - Danışma Meclisi ilk toplantısını yaptı.
1983 - Beyrut'ta Amerikan ve Fransız barış gücü karargahlarına patlayıcı yüklü kamyonlarla intihar saldırısı yapıldı. 241 Amerikan deniz piyadesi ve 58 Fransız paraşütçü öldü.
1993 - Karun Hazinesi, 28 yıl sonra Türkiye'ye getirildi.
 
Namaz Vakitleri
 
  • İmsak04:53
  • Güneş06:34
  • Öğlen12:17
  • İkindi15:14
  • Akşam17:38
  • Yatsı19:07
 
Süper Loto
19.10.2017 Tarihli Çekiliş Sonucu031217284748
 
On Numara
16.10.2017 Tarihli Çekiliş Sonucu01061213141619273537384049515255646568697580
 
Sayısal Loto
21.10.2017 Tarihli Çekiliş Sonucu071226293136
 
Şans Topu
18.10.2017 Tarihli Çekiliş Sonucu010215162512
 
 
Kurumsal

İçerik

Gündem

Siyaset

Teknoloji

Yukarı Çık