3 partinin ittifakıyla tezkere kabul edildi

Ana Sayfa » Güncel » Arkeoloji cennetinde arkeologlar işsiz

Arkeoloji cennetinde arkeologlar işsiz

Türkiye, kültür varlıkları açısından dünyanın sayılı ülkelerinden biri. Buna karşın Türkiye'de bugün 10 bine yakın arkeolog işsiz. Çelişkinin peşine düştüğümüzde karşılaştığımız tablo iç karartıcı. İstihdam yaratmak adına hiçbir adım atılmazken, arkeologların önüne iki seçenek konuyor: Ya eğitimini aldığın mesleği sürdürmek için "mevsimlik işçi" gibi çalış ya da ne iş bulursan yap...

 
16 Temmuz 2013 Salı 13:50 
Yorum YapYazdır
 
 
Arkeoloji cennetinde arkeologlar işsiz

Ülkemizdeki işsiz arkeologların sayısı katlanarak büyüyor. Mevcut durumda istihdam olanakları ise yok denecek kadar az. Sorunun birçok kaynağı var. Ama önce diplomalı işsizler topluluğuna her yıl yeni üyeler armağan eden üniversitelerin durumuna bakalım.

Ülkemizdeki çoğu üniversitede arkeoloji ve sanat tarihi bölümü var. Bu bölümlerin her biri yılda ortalama 65-70 öğrenci kabul ediyor. Görüşüne başvurduğumuz Ege Üniversitesi Klasik Arkeoloji Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Nuran Şahin, sayının yüksek olduğunu, öğrenci kabul sınırının 20 olması gerektiğini söylüyor. Ne ki, konuyu sürekli gündeme getirmelerine karşın, kararlar “onların dışında” alınıyor ve kontenjanı düşürmek bir yana, sınıflar sürekli kalabalıklaştırılıyor. Yeni açılan üniversitelerle öğrenci sayısının artması da cabası.

 

Üniversite 1 kişi alıyor, devlet 15 kişi

Mezun arkeologların temelde iki “iş kapısı” var. Biri kamu çalışanı olmak. Diğeri ise akademik kariyer yapmak. Fakat bu kapılardan içeri girmek pek kolay görünmüyor.
Öğrenci sayısı fazla olmasına karşın, üniversitelere verilen kadro oldukça kısıtlı. Örneğin, Şahin’den birimlerinde yalnızca bir asistan olduğunu öğreniyoruz. Öğretim Üyesi Yetiştirme Programı adı verilen uygulamayla soruna çözüm bulunmaya çalışılmış. Ancak sözü edilen program da yetiştirilen akademisyenlerin sahip oldukları olanaklar bakımından başka aksaklıklar barındırıyor.

Devlet memuru olmak için önkoşul elbette KPSS’yi geçmek. Buna karşın KPSS’den yüksek puan almak, iş sahibi olmak için yeterli değil. Devlet iki yılda bir, müzeler vb. kurumlara az sayıda atama yapıyor. Geçen yıl kamuda yalnızca 15 kişi istihdam edilmiş ve 10 bin kişilik işsizliğin iki yılda bir yapılan 15 atamayla kapanmayacağı açık.

 

Kazı alanları mı dediniz?

Arkeologların asıl çalışma alanının kazılar olduğu düşünülür. Türkiye’de de yerli ya da yabancı üniversiteler pek çok kazı çalışması yürütüyor. Fakat burada bir başka sorun karşımıza çıkıyor. Kazılar, Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın sağladığı ödeneklerle, yılın 2-3 ayında yapılabiliyor.

Prof. Dr. Nuran Şahin, aynı zamanda İzmir Klaros kazısı başkanı. Şahin, kazıların iş riski yüksek bir grup içinde yer aldığını, bu nedenle birinci sınıf öğrencileri dahil, kazıya katılan herkese, verilen ödenekle“mevsimlik işçi statüsünde” sigorta yapıldığını söylüyor. Bu, katılımcıların -mesleki eğitim dışındaki- tek maddi artısı.

Her yıl azalan ödeneklerle, mezun arkeologlara çalıştıkları ay başına maaş ödenebiliyor. Ancak öğrenciler cep harçlığına talim etmek ya da gönüllü çalışmak zorunda kalıyorlar. Kısacası kazılar, arkeologlara sürekli bir istihdam alanı yaratmıyor.

 

‘Barakada, çadırda kalıyoruz’

Bu noktada durup işsiz bir arkeoloğun anlattıklarına kulak verelim. Özlem Akbaş Önsoy, 2001 yılında Anadolu Üniversitesi Klasik Arkeoloji bölümünü ikincilikle bitirmiş. Hem öğrenciliği hem de mezuniyet sonrasında, Zeugma, Allianoi, Limyra başta olmak üzere birçok kazıya katılmış.

2003 yılından bu yana KPSS’den geçer puan almaya çalışıyor. Arada sigortacılık vb. işler yapmış. “Zaten hocalarımız bize en başından mezun olunca iş bulamayacağımızı, sigortacılık yapacağımızı söylerdi” diyor.

Önsoy’a katıldığı kazılarla ilgili deneyimlerini soruyoruz. Yerli üniversitelerin kendi olanaklarıyla sürdürdüğü kazılarda ödenekler daha da kısıtlı olduğundan, dönemsel sigorta karşılığı, gönüllü çalıştığını aktarıyor. Ücret aldığı kazılar içinse “Alacağınız ücret kazı hocasının belirlediği fiyata bağlı, sen orada pazarlık yapamıyorsun” diyor ve ekliyor:
“Üstelik dört duvarı olan, içinde tuvaleti bulunan yerlerde de kalmıyorsun. Çoğunlukla kendi yaptığımız barakada, çadırda konaklıyoruz.” Demek ki koşullar açısından da kazılardaki arkeologların hali “mevsimlik işçi”lerden farklı değil.

 

İstihdam nasıl yaratılır?

Haberi hazırlarken, Prof. Dr. Nuran Şahin ve arkeolog Özlem Akbaş Önsoy’un yanı sıra arkeoloji alanındaki araştırmacılığıyla tanınan, gazetemiz yazarlarından Özgen Acar ve bu alanda pek çok kitaba imza atmış Doç. Dr. İsmail Gezgin’den de görüş aldık. Tümünün değindiği çözüm önerileri şöyle:

* Her belediyede en az bir ören yeri var. Belediyeler kendi bölgelerindeki ören yerlerini koruma amaçlı arkeolog istihdam etmeli.

* Arkeologlar görevlendirilmeyince, pek çok alan defineciler tarafından talan ediliyor, bulunan tarihi eserler yurtdışına kaçırılıyor. Sonrasında da ülkeye geri kazandırmak için uzun ve maliyetli bir hukuk sürecinden geçiliyor. Bunu önlemek için gümrük kapılarında arkeolog ve sanat tarihçileri görevlendirilmeli.

* Türkiye’dehızla kurtarma kazısı ekibi oluşturulamadığı için çeşitli kuruluşların sponsorluğunda yurtdışından kazı ekipleri getiriliyor. Kurtarma kazıları için ilgili kurumlar, kuruluşlar ve belediyeler bünyesinde ekipler oluşturulmalı, bu amaçla arkeolog istihdam edilmeli.

* Arkeoloji Meslek Yasası çıkarılmalı, kamu ve ilgili kurumların arkeolog istihdam etmesi yasaya bağlanmalı.

4 Hükümetin kazılar üzerindeki baskısı ortadan kaldırılmalı ve kazı çalışmaları için ayrılan ödenekler artırılmalı.

 
16 Temmuz 2013 Salı 13:50 
Yorum YapYazdır
 
(0 Yorum Yapıldı)Yorumlar
<p>Henüz kimse yorum yapmamış, ilk yorum yapan siz olun.</p>
 
Bu Kategorideki Diğer Haberler
 
 
Yazarlar
Yazarlar RSS Beslemesi
A. Şefik Mollamehmetoğlu
 
Attila Aşut
 
Nihat Genç
 
Türker Ertürk
 
Arslan Bulut
 
Mehmet Polat
 
Prof. Dr. Orhan Özgür
 
Ahmet Özer
 
Göksu Mollamehmetoğlu
 
Gülcan Özgür
 
Ömer Turan
 
Osman Cudi Yılmaz
 
Ömer Faruk Altuntaş
 
Prof. Dr. Burhan Çuhadaroğlu
 
Prof. Dr. Cavit Boz
 
Prof. Dr. Kemal Üçüncü
 
Hüseyin HAYDAR
 
Zekeriya Saka
 
Mehmet Kuvvet
 
Hasan Güneş
 
Erdal ÖZÇELİK
 
Serpil Satut Denizoğlu
 
Erdal Eksert
 
İnci Güngör
 
Kazım DEMİR
 
Coşkun ERUZ
 
Mehmet Akıncı
 
Ruhi  Türkyılmaz
 
İlyas Gümrükçü
 
Sami KOÇ
 
Ömer Asan
 
Prof. Dr. Örsan Öymen
 
Kadir ŞİŞGİNOĞLU
 
Mustafa Önsel
 
Havva GÜNAYDIN LAKUTOĞLU
 
 
Son 24 Saat
Haberler RSS Beslemesi
 
 
Anket
Halkoylaması sonrası Türkiye'yi ne bekliyor?
1. Daha iyi bir gelecek
2. Daha kötü bir gelecek
3. Birşey değişmez
 
Gazete Manşetleri
 
 
Arşiv
 
Tarihte Bugün
1396 - Niğbolu Zaferi
1566 - On birinci Osmanlı Padişahı II. Selim tahta çıktı.
1852 - Fransız Henri Giffard ilk kez zeplinle uçtu.
1882 - İstanbul Beyazıt Kütüphanesi kuruldu.
1940 - II. Dünya Savaşı içinde 129 İngiliz bombardıman uçağı Berlin'deki endüstriyel hedefleri bombaladı, ama sis sebebiyle bombaların 6sı dışında hepsi boşa gitti.
1947 - Hindistan'da Müslüman mültecileri taşıyan tren, Pencap sınırında durduruldu. Sihler, 1200 mülteciyi kurşuna dizdi.Şablon:Kaynak-lazım
1956 - Türk Dil Kurumu En İyi Yapıt Ödülünü, Ali adlı romanıyla Orhan Hançerlioğlu kazandı.
1960 - Yüksek Adalet Divanı kuruldu.
1980 - İran Irak Savaşı başladı.
1981 - Ermeni militanlar Türkiye'nin Paris Başkonsolosluğu'nu bastılar; güvenlik görevlisi Cemal Özen öldü, Başkonsolos Kaya İnal yaralandı.
1987 - Süleyman Demirel, DYP Olağanüstü Kongresinde oy birliğiyle genel başkan seçildi. Demirel, 12 Eylül askeri darbesi sonrası, siyasete resmen döndü.
 
Namaz Vakitleri
 
  • İmsak04:22
  • Güneş06:03
  • Öğlen12:24
  • İkindi15:48
  • Akşam18:24
  • Yatsı19:53
 
Süper Loto
21.09.2017 Tarihli Çekiliş Sonucu060809172538
 
On Numara
18.09.2017 Tarihli Çekiliş Sonucu07091013141517182426273136373847485663676875
 
Sayısal Loto
23.09.2017 Tarihli Çekiliş Sonucu021931364248
 
Şans Topu
20.09.2017 Tarihli Çekiliş Sonucu101828303204
 
 
Kurumsal

İçerik

Gündem

Siyaset

Teknoloji

Yukarı Çık