Başbakan, yeni ekonomik kararları açıkladı

Ana Sayfa » Siyaset » Arınç: ‘Kendimi zor tutuyorum’

Arınç: ‘Kendimi zor tutuyorum’

Hükümet Sözcüsü Arınç, Taksim'deki bikinili eylem için 'kendimi zor tutuyorum' dedi.

 
24 Haziran 2013 Pazartesi 06:56 
Yorum YapYazdır
 
 
Arınç: ‘Kendimi zor tutuyorum’

Başbakan Yardımcısı ve Hükümet Sözcüsü Bülent Arınç, CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun yeni evlenen çiftlere ‘Çapulcu’ diye hitap etmesini eleştirerek, “Allah’ım aklımızı korusun. Böyle bir genel başkan CHP’ye de yakışmıyor. Ana muhalefet partisi lideri olmaya da yakışmıyor. Böyle giderseniz bırakın genel başkanlıkta kalmayı o bile şüpheli ama kesinlikle iktidar partisi olamaz, Başbakan da olamazsınız ve emin olun, bu zihniyetle sizi Tunceli’nin Ovacık’ında bir köyde muhtar bile yapmazlar” dedi. Arınç, Kılıçdaroğlu’nu Berat Gecesi’nde dua ederek Allah’tan bağışlanmayı dilemeye çağırdı.

Başbakan Yardımcısı ve Hükümet Sözcüsü Bülent Arınç, açılış ve toplantılara katılmak üzere seçim bölgesi olan Bursa’ya geldi. Emir Sultan Camii’nde öğle namazı kılan Arınç, Bursaspor taraftarı Recep Korkmaz ile sohbet etti. Korkmaz’a “Ne haber Teksaslı?” diye soran Arınç, “Ne olacak ki kız istiyoruz vermiyorlar” yanıtını aldı. Arınç, bunun üzerine Bursa Büyükşehir Belediye Başkanı Recep Altepe’yi göstererek, “Başkan senin meseleni halleder” dedi. Altepe de, “Tamam hallederiz” deyince Korkmaz, “5 tane çocuk yap demesi kolay şu işi halledin” diye sitemde bulundu.

Arınç, daha sonra Ak Parti Bursa il binasının açılış törenine katıldı. Törende TSE Bölge Müdürü Mustafa Karaman tarafından ISO 9001-2008 Kalite Güvence Belgesi de verildi. İl binasında açıklama yapan Arınç, CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nu eleştirdi. Edepli olmanın toplumda çok saygın bir ilke olduğunu, haya sahibi insanın uslübuna dikkat etmesi gerektiğini ve argodan kaçınması gerektiğini kaydeden Arınç, şöyle dedi:

“Gelişi güzel kötü sözler söylemesi ayıplanır. İnsanlar birebirlerine daima nezaketle kibarlıkla muamele ederler. Toplumda, ahlak ve aile değerlerine sahip olmak çok önemlidir. Bunlar bizim siyasi hüviyeti ne olursa olsun 7 sinden 70’ine insanlarımızın paylaştığı ortak değerlerimizdir. Mesele bir insana ‘Edepsiz’ denilirse bu alkışlanacak bir durum değildir. ‘Edepsiz’ olmak toplumda kötü görünen bir şeydir. Bir insana ‘Hayasız’ denilmesi kötü görülen bir şeydir. ‘Ahlaksız’ denilmesi Allah korusun bir insan için yükseltici değil alçaltıcı bir vasıftır. Bir insanın sözünü bilmemesi patavatsızlıkla suçlanması teşvik edilecek bir değer değildir. Kötü şeyerdir. ‘Allah çocuklarımızı edepli ahlaklı yapsın, güzel bir yuva kursun, annesine, babasına saygılı olsun’ diye dua eder ve bekleriz. Hiç kimse evladının edepsiz olmasından hayasız olmasını istemez.”

Arınç, gelirken cep telefonundan haberleri incelediğini Kılıçdaroğlu’nun bir nikaha katıldığını gördüğünü, kendisinin de Manisa Celal Bayar Üniversitesi Rekttörünün kızının nikahına katıldığını söyledi. Nikahlara katıldığında aileleri kutladığını, çifte mutluluk dileğini ve sonra da evliliğin önemini anlattığını kaydeden Arınç, “İnancımız evliliği teşvik eder, över diyorum peygamberin sünnetinden bahsediyorum. Çünkü evlilik gerçekten önemli. Onlara teşvik edici sözler söylüyorum. Sayın başbakanımız sayı vermeye başladı. Ama biz sayı vermeden diyoruz ki ‘Allah gönlünüzden geçtiği kadar ve nasip ettiği kadar hayırlı evlat versin’ diyoruz. Ama Sayın Kılıçdaroğlu dün akşam farklı bir şey yapmış. Hiç kendisine yakışmayan bir dilekte bulunmuş. Bir birinden güzel delikanlı ve hanımefendi. Hepimizin çocukları, evlatları gibi orada evlenen gençlere ‘İki çapulçuyu tebrik ediyorum. Bu iki çapulçudan yeni çapulçular bekliyorum’ demiş. ‘Hasbinallah’ diyelim başka bir şey demeyelim. Derseniz de içinizde deyin her şey içerde kalmalı.”

“76 MİLYON İNSAN ÇAPULÇU DEĞİLDİR”
Bülent Arınç, çapulçuluğun güzel bir şey olmadığını ve Başbakan Erdoğan’ın dediği gibi çapulçu sayısının 3- 5’i geçmeyeceğini hatırlatan Arınç şöyle devam etti:

“Başbakanımız, ‘3-5 çapulçuya bu meydanı bırakmayız’ dedi. Kendisini bu 3-5 çapulcunun içinde görenler müstesna ama 76 milyon kusur insan çapulçu değildir. Ve çapulçuluğu benimsemez. Kendisini çapulçu olarak tarif etmez. Çocuğunun olmasını arzu etmez. Torunlarına da çapulcu diyerek hiçbir şey tavsiye etmez. Çapulçculuk özenilecek bir şey değildir. Ret edilecek bir şeydir. Hiç kimse çocuğunun çapulcu olmasını istemez. Hiç kimse çapulcu insanlar yetişmesini istemez.”

Arınç, Milli Eğitimin temel ilkelerinde Çapulcu yetiştirme yerine Atatürkçü gençler nesil yetiştirme bulunduğunu ifade ederken, “Anayasa‘da devlete verilen görev gençleri çapulcu yapmak değil. Gençleri kötü alışkanlıklardan korumak gençleri yarın endişesinden kurtarmak Türkiye’nin geleceğini iyi yetişmiş nitelikli eğitim almış olan gençlerimizi milli ve manevi değerlerle yetişmesini sağlamak. Biz çapullçu bir toplum değil, çok şükür iyi ve doğruyu güzeli talep eden güzel bir toplum bekliyoruz” dedi.

Bu sapkınlığın öyle kötü bir noktaya geldiğini kaydeden Arınç, Taksim’de bir kadının taşıdığı afişi de eleştirdi. Arınç şöyle devam etti:

“Yine bir kadının elindeki, hanımefendilerden özür diliyorum. Taksim meydanındaki bir afiş: Babası ayyaş, annesi çapulçu çocuğu devrimci. Arkadaşlar bu Türkiye toplumu için biçilen bir rol değil, ayyaşlık Türk toplumunda değer bulan bir durum değil. Ayyaşlık ölçüsüz içinler için kullanılan bir tabirdir. Sayın başbakan bir kelime söyledi ama yüz kişiden 90’ı anlamadı. Eskiler bunu iyi bilir, ‘Şaribul leyli ven nehar’ sabah akşam içen demektir. Sabah akşam içmek doğru bir şey değil. iç de ölçüsüyle iç kardeşim. Bunun bir ölçüsü var değil mi? Bu ölçüde sağlığına zarar vermeyecek kadar senin hoşuna gidecek kadardır. Sabah başlayıp akşam bitirecek kadar değil. Çok güzel latife var ama başka yerlere çekilecek diye korkumdan söyleyemiyorum. Şaribul leyli ven nehar bir toplum olamaz içilecekse usulünle içilecek. Edebiyle içilecek. Bunlarda da bizim toplumumuz belli kurallar koymuştur. Mesela size bir tavsiyem herkes evindeki pencere ve duvarları kaldırıp evinin içini dışarıdan rahatlıkla görülüp, içine girilebilmesini arzu eder mi bu duvarları kapıları niye yapıyoruz. Dışarıdan içeresi rahat görülmesin diye ailemizi muhafaza etmek aile mahremiyetini korumak için yaptığımız şeylerdir. Ama ‘babası ayyaş annesi çapulçu çocuğu devrimci’ derseniz siz biz böyle bir toplum istemiyoruz ve bunu hayal etmiyoruz. Bu afişi teyit eden Kılıçdaroğlu yeni evlenen gençlere ‘çapulçu’ diye iltifat ediyor Allahım aklımız korusun böyle bir genel başkan CHP’ye de yakışmıyor. Ana muhalefet partisi lideri olmaya da yakışmıyor. Bakınız siz böyle giderseniz. Bırakın genel başkanlılıkta kalmayı o bile şüpheli ama kesinlikle iktidar partisi olamaz Başbakan da olamazsınız ve emin olun bu zihniyetle sizi Tunceli’nin Ovacık’ın da bir köyde muhtar bile yapmazlar. Çünkü Ovacık Çünkü biz Tunceli’nin Mazgirt’ini, Hozat’ını, Çemişgezek’ini Ovacık’ını biliriz bilmediğimiz yeri yoktur.”

Arınç, bugünün Berat Kandili olduğunu hatırlatırken, “Akşam dua et. ‘Yarabbi dilim sürçtü aslında ben bunu söylemek istememiştim. Ne olur beni bağışla Türk toplumundan özür diliyorum. Bu gençlerin geleceğini de çapulcu olarak değil, topluma değer katan insanlar olarak görmek istiyorum’ de. Rabbim gafur ve rahimdir. Biz de akşam Kabaşi Tekkesi’nde biz de dua edelim. Allah bu memleketi çapulculardan korusun. Çapulcu olmaktan korusun” dedi.

ARINÇ: SİNCAN’A KAZLIÇEŞME’YE GİTMEK YÜREK İSTER
Başbakan Yardımcısı ve Hükümet Sözcüsü Bülent Arınç, Bursa’da AK Parti İl Başkanlığı’nın yeni binasının açılış töreninin ardından partisinin Merinos Atatürk Kongre ve Kültür Merkezi’nde yapılan merkez Osmangazi İlçesi Danışma Meclisi Toplantısı’na katıldı. Burada konuşan Arınç, ülke gündemine ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Partisinin İstanbul ve Ankara mitingitlerine vatandaşların yoğun ilgi gösterdiğini belirten Arınç, bu mitingleri yaparken yasal ve hukuki yolları izlediklerini söyledi. Arınç şöyle devam etti:

“Vilayete müracaat ediyoruz ‘Miting yapmak istiyoruz’ diye. Onlarda mitingin sahibine yol gösteriyorlar. ‘Yasal meydan Kazlıçeşme Meydanı’dır. Orada yapacaksınız’ diyorlar, gidiyoruz orada yapıyoruz. ‘Ankara’da Sincan Meydanı’dır’ diyorlar gidiyoruz orada yapıyoruz. İlla inat etmiyoruz ‘Filan yerde yapacağız’ diye. Peki şu gürültüleri koparanlar acaba gidip de Kazlıçeşme’de bir miting yapmaya kalksalar kaç kişi toplarlardı. O mitingde ne kadar küçük bir nokta gibi kalırlardı. Bunun farkında değil mi o insanlar? Ama yol üstünde yapacaklar, tahrip edecekler, bağırıp çağıracaklar, trafiği kilitleyecekler, dükkanlara zarar verecekler. O yüzden kimse Kazlıkeşme’ye gitmiyor. Taksim Meydanı’nı kendilerine üs olarak seçmişler. Sincan’a gitmek, Kazlıçeşme’ye gitmek yürek ister. 400 bin kişiyi, 1 milyon 300 bin kişiyi toplamak AK Parti’nin işi bu da kimseye nasip olmaz” dedi.

Gezi Parkı olaylarında bir komployla karşı karşıya geldiklerini söyleyen Arınç, “Belki birkaç iyi insanın başlattığı iyi duygularla güzel işler yaptığını zannettiği olay sonunda tahribata yıkıma ölüme yaralanmaya ve ülkeye içte ve dışta zarar vermeye kadar sirayet etti. Demek ki uyanık olmalıyız. Hepimizin bir çevreci duyarlığı var. Hepimiz ağacı severiz, hepimiz yeşili isteriz. Hepimiz bir şehir içerisinde akciğer gibi yeşil bir alan olmasını elbetti ki isteriz ama bunu istismar edenler işi raydan çıkaranlar işi sonunda ölüme kadar vardıranlar maalesef oldu” dedi.

‘ÇOK OLDULAR BUNLAR CANIM’
Arınç, Türkiye’nin güçlü bir ülke haline geldiğini herkesin kıskandığını ve herkesin nazar ettiğini kaydederek, “Dost var düşman var. Birileri ‘Çok oldular bunlar canım’ diyorlardı. Eskiden bir reklam vardı. Zannediyorum bir kot reklamıydı. Dünyayı sarmaya başlamıştı. Ben biliyorum Rusya’ya gittiğimde 8-10 mağaza açmışlardı. Amerika’da da açmışlardı. Adamlar güzel bir reklam yaptılar ve reklamlarına bir isim buldular; Türkler de çok oluyor. Türkiye’de Ak Parti birilerine göre çok olmaya başladı” diye konuştu.

Çözüm sürecine de değinen Arınç, “35 yıldır kanımızı döken terör 7 aydan beri bir tek eylem yapmamıştır. Çözüm süreci başarıyla ilerliyor. Silahlılar yurt dışına gidiyor. Bundan sonraki aşama silah bırakmak artık. Karakollarımız bombalanmıyor. Mezralar da insanlar öldürülmüyor. Kaçanlar yok, fidye isteyenler yok. Anneler babalar ağlamıyor. Çocukları annelerine, şehitlerin tabutlarına sarılmıyorlar. Ne kadar güzel bir manzara bundan herkesin mutlu olması gerekir. Çözüm sürecine karşı çıkanlar onun üzerinden hükümeti vurmaya kalkanlar hiç tesiri yok. Millet önce yüzde 60’a yakın, destek şimdi yüzde 70’in üzerinde çözüm sürecine destek veriyor” dedi.

Arınç, Başbakan Vekilliği yaptığı sırasında, o konuda samimi olanlara teşekkür ettiğini ve onlara yapılan şiddet gösterilerini eleştirdiğini belirtti. Arınç şöyle devam etti:

“Doğruya doğru demek lazım. Nitekim mesela o günlerde yakılan 4-5 tane çadırın polis tarafından değil, ama zabıtalar ve orada iş makinalarında çalışan müteahhit elemanları olduğunu bana söylemişlerdi. ‘Derhal bunlarla ilgili soruşturma yapın bunlar kraldan fazla kralcı olmuşlar kendi işlerini yapacakları yerde ateşi büyütmüşler’ diye söylemiştim. Kadir Topbaş Bey, geçenlerde açıkladı 7 zabıta ve 4 müteahhit elemanın işlerine son verildi. Ama arkadaşlar onlara haksızlık yapmış olsa ve biz onu tasdik emiş bile olsak arkasından yapılan kötüleri izah etmez bu. Arkasından yapılan cinayetlere hak verdirmez bu. Neden? Çünkü öyle bir yol açıldı ki oradan organize suç örgütleri çıktı. Yakıp, yıkan tahrip eden, milli servetimizi hiçe sayan. Utanmıyor ki yüzlerini kapatıyorlar. Yaptıkları işin suç olduğunu biliyorlar ki hüviyetlerini gizliyorlar. Bütün bunları 15 gün ülkemizi bir kaosa sokmak için harcadılar çok şükür hükümetimiz güçlü olayların üstesinden geldi. Hem Atatürk Kültür Merkezi hem Gezi Parkı, hem Taksim bu bir takım yasadışı örgütlerin istilasından ve yasa dışı örgütlerin ilanlarının asılmasından kurtulmuş oldu.”

‘PATRONA HALİL İSYANINDAKİ YENİÇERİ BOZUNTULARI’
Gezi Parkı olaylarıylarıyla ilgili konuşmaya devam eden Arınç, şunları söyledi:

“Arkadaşlar bu olaylar bize çok şey hatırlatmalı. Şimdi sayın başbakanımızın olayla ilgili olduğu bütün kararlarını çok iyi hepimiz biliyoruz. Ben ilk günlerde olaylara hemen el koyduğumuz zaman ‘Halka sorulacak ve bu konuda halk ne diyorsa ona dikkat edeceğiz’ demiştim. Verilen mahkeme kararını uygulayacağımızı ifade etmiştim. Ve onlarla diyalog kurulacağını söylemiştim. Sayın Başbakanımız da geldikten sonra bunlarla görüştü. Yargı kararının uygulanacağından ve diğer konulardaki kararlarından bahsetti. Gezi Parkı kesinlikle ağaçlandırılmış olacak. Burada hiçbir şekilde AVM yapılmış olmayacak ama şehrin bir şehir müzesine ihtiyacı var. Bu müzenin belki bu yeşilliklerin içersinde olabileceğini ama buna da halkın karar verebileceğini söyledi. Daha ne söylesin? Buna karşı kim ‘Hayır’ diyebilir. Böylesi bir karara karşı böyle bir demokrasi örneğine karşı ‘Hayır bu bizi kesmez şunun kellesini isteriz, şunu şöyle yapın bunun böyle yapmayın’ demeye kimin yüzü olabilir? Taksim’deki Gezi Parkı’yla suç işleyenlerin serbest bırakılmasını istemek arasında nasıl bir ilgi var? ‘Emniyet Müdürü ile Valinin kellesini isteriz’ dememin Patrona Halil isyanındaki yeniçeri bozuntularından ne farkı olabilir? Biz hukuk devletiyiz bu hukuk devletini kimsenin çiğnemesine müsaade etmeyiz. Hukuk devletinin gereklerini önce hükümet olarak biz uyarız. Sonra da herkesin uymasının gerekli olduğunu söyleriz. Çok şükür millet hükümetine güvendi ve verilen kararların uygulandığını adım adım takıp etti.”

SOKAKLARI ANARŞİSTLERE BIRAKMAYIZ
Büyük bir nefretin ortaya çıktığını da kaydeden Arınç, “Biz siyasi partiler birbirimizin sadece rakibiyiz. Yani ben seni yeneceğim seçimlerde neyle halkın oyuyla Dünyadaki bütün siyasi partiler bunu söyler. Legal hukuki olanlar için bahsediyorum. Ama bizim siyasi partiler, Ak Parti’ye karşı bir rakip olarak değil bir düşman gibi hareket ediyorlar. Düşman düşmanımızdır. Kesinle ortadan kaldırılması gerekir. Bu toplulukların içerisinde ölüm çığlıkları atanlar vardı. Sizi orada bulsalar adeta ellerinden kurtulmanız mümkün değildi. Bu nasıl nefret. Bu nefreti hak edecek ne yaptık biz. ‘Benim gözümde kan var kan kokusu aldım. Seni rakip gördüm seni yok edeceğim’ diyor. Bu bir anarşizm ruhudur. Sokakları anarşistlere bırakamayız” diye konuştu.

Sözcü

 
24 Haziran 2013 Pazartesi 06:56 
Yorum YapYazdır
 
(0 Yorum Yapıldı)Yorumlar
<p>Henüz kimse yorum yapmamış, ilk yorum yapan siz olun.</p>
 
Bu Kategorideki Diğer Haberler
 
Son 24 Saat
Haberler RSS Beslemesi
 
 
Yazarlar
Yazarlar RSS Beslemesi
A. Şefik Mollamehmetoğlu
 
Nihat Genç
 
Attila Aşut
 
Prof. Dr. Orhan Özgür
 
Arslan Bulut
 
Mehmet Polat
 
Türker Ertürk
 
Ahmet Özer
 
Göksu Mollamehmetoğlu
 
Gülcan Özgür
 
Ömer Turan
 
Osman Cudi Yılmaz
 
Ömer Faruk Altuntaş
 
Prof. Dr. Burhan Çuhadaroğlu
 
Prof. Dr. Cavit Boz
 
Prof. Dr. Kemal Üçüncü
 
Hüseyin HAYDAR
 
Zekeriya Saka
 
Mehmet Kuvvet
 
Hasan Güneş
 
Erdal ÖZÇELİK
 
Serpil Satut Denizoğlu
 
Erdal Eksert
 
İnci Güngör
 
Kazım DEMİR
 
Coşkun ERUZ
 
Mehmet Akıncı
 
Ruhi  Türkyılmaz
 
İlyas Gümrükçü
 
Sami KOÇ
 
Ömer Asan
 
Prof. Dr. Örsan Öymen
 
 
 
Gazete Manşetleri
 
Lig Puan Durumu
 
Takımlar
O
G
B
M
P
1
Başakşehir
13
9
4
0
31
2
Beşiktaş
13
8
5
0
29
3
Galatasaray
13
8
2
3
26
4
Fenerbahçe
13
7
4
2
25
5
Bursaspor
13
7
3
3
24
6
Konyaspor
13
5
5
3
20
7
Osmanlıspor FK
13
4
7
2
19
8
Gençlerbirliği
13
4
6
3
18
9
K.D.Ç. Karabük
13
5
2
6
17
10
Akhisar Bld.
13
4
4
5
16
11
Antalyaspor
13
4
4
5
16
12
Trabzonspor
13
4
3
6
15
13
Alanyaspor
13
4
2
7
14
14
Kasımpaşa
13
3
3
7
12
15
Gaziantepspor
13
3
2
8
11
16
Ç. Rizespor
13
2
4
7
10
17
Kayserispor
13
2
3
8
9
18
Adanaspor
13
1
3
9
6
 
Şampiyonlar Ligi
 
UEFA Avrupa Ligi
 
Alt Lig
 
 
Anket
2016 TÜRKİYE AÇISINDAN NASIL GEÇECEK?
ÇOK İYİ
İYİ
BİR ŞEY DEĞİŞMEZ
KÖTÜ
ÇOK KÖTÜ
 
Namaz Vakitleri
 
  • İmsak05:38
  • Güneş07:26
  • Öğlen12:24
  • İkindi14:46
  • Akşam17:01
  • Yatsı18:37
 
Tarihte Bugün
1851 - Montréal'da YMCA'nin Kuzey Amerika'daki ilk şubesi açıldı.
1893 - İstanbul'da günlerce süren soğuk hava yüzünden Haliç dondu.
1905 - Fransa'da din ve devlet işlerini birbirinden ayıran bir yasa kabul edildi.
1917 - Kudüs, İngiliz ordularının işgal etmesiyle Osmanlı Devleti'nin elinden çıktı.
1923 - İstanbul'da, Ağa Han'ın Başbakan İsmet Paşa'ya gönderdiği mektubu yayımlayan gazeteciler tutuklandı.
1925 - Yerli kumaştan elbise giyilmesi kanunu çıktı.
1926 - Darülelhan'da (konservatuvar) Türk müziği öğretimine son verildi.
1928 - Latin harfleriyle ilk mezar taşı dikildi. Avukat Ali Kemal Bey annesi Aliye Hanım'ın mezar taşını Latin harfleriyle yazdırdı.
1938 - Başkent Ankara'nın yeni tren garı hizmete açıldı.
1941 - Çin; Japonya, Almanya ve İtalya'ya savaş ilan etti.
1945 - Fenerbahçe, Yunanistan'ın Enosis takımını 5-1 yendi.
1946 - Nürnberg Uluslararası Askerî Ceza Mahkemesi'nin ikinci aşaması "Doktorlar'ın Duruşmaları" yla başladı. Bu duruşmalarda insanlar üzerinde deneyler yapan Nazi doktorlar yargılandılar.
1949 - Birleşmiş Milletler Kudüs'te yönetimi aldı.
1950 - Harry Gold, II. Dünya Savaşı sırasında atom bombasının sırlarını Sovyetler Birliği'ne verdiği için 30 yıl hapisle cezalandırıldı.
1951 - İstanbul Şişli Camii'nde Evita Peron için mevlüt okundu.
1952 - Tiyatro sanatçıları Ruhi Su, Ulvi Uraz, Aclan Sayılgan, Kemal Bekir Özmanav, Süheyl Terek tutuklandı. Sanatçıların Paris'te faaliyet gösteren İleri Jön Türkler örgütüyle ilişkileri olduğu iddia edildi.
1953 - General Electric şirketi tüm Komünist personelini işten atacağını ilan etti.
1961 - Tanzanya bağımsızlığını kazandı. Julius Nyrere cumhurbaşkanı oldu.
1962 - Tanganika kuruldu.
1963 - Zangibar Sultanlığı bağımsızlığını kazandı.
1965 - Nikolay Podgorni Sovyetler Birliği devlet başkanı oldu.
1967 - Ankara'da üniversite öğrencileri NATO'ya karşı direniş mitingi düzenledi.
1979 - 2 gün önce silahlı saldırı sonucu ölen Prof.Dr. Cavit Orhan Tütengil'in cenazesine katılmak isteyenlerle güvenlik güçleri arasında çatışma çıktı: 1 işçi öldü, 8 kişi yaralandı, 61 kişi de gözaltına alındı.
1987 - Gazze Şeridi'ndeki Cebaliye mülteci kampına İsrail askerleri saldırı düzenledi.
1992 - İngiltere Prensi Charles ve Prenses Diana ayrıldıklarını açıkladılar.
1995 - Nazım Hikmet'in "Rüzgâra Karşı Yürüyen Adam" heykeli, Kültür Bakanı Fikri Sağlar'ın da katıldığı törenle Ankara Atatürk Kültür Merkezi bahçesine yerleştirildi.
1999 - Düzce'nin il, Kaynaşlı ve Derince'nin ilçe yapılmasına ilişkin Kanun Hükmünde Kararname, Resmi Gazete'de yayımlandı.
2002 - Endonezya hükümetiyle Aceh'teki ayrılıkçılar arasında 26 yıllık savaşı sona erdiren antlaşma imzalandı.
2002 - ABD'nin ve dünyanın ikinci büyük havacılık şirketi United Airlines konkordato başvurusunda bulundu.
2004 - Kanada Anayasa Mahkemesi, eşcinsel evliliklerin anayasaya uygun olduğu kararını verdi.
 
Arşiv
 
Süper Loto
08.12.2016 Tarihli Çekiliş Sonucu040619233854
 
On Numara
05.12.2016 Tarihli Çekiliş Sonucu06071115171923242931323440435154596166737677
 
Sayısal Loto
03.12.2016 Tarihli Çekiliş Sonucu242636434446
 
Şans Topu
07.12.2016 Tarihli Çekiliş Sonucu061017243004
 
 
Kurumsal

İçerik

Gündem

Siyaset

Teknoloji

Yukarı Çık