Bu seçim anketi dün ve önceki gün yapıldı

Ana Sayfa » Güncel » AKP'nin kadın çalışana kurduğu tuzak!

AKP'nin kadın çalışana kurduğu tuzak!

AKP'nin çalışma yaşamına ilişkin saldırı başlıklarının en üst sırasında kadın istihdamında yapılmak istenen dönüşümler yer alıyor. Sol Gazetesi'nden Yıldız Koç, kadın istihdamını ve AKP'nin getireceği “hak”ları, Petrol-İş Kadın Dergisi Editörü Necla Akgökçe'yle konuştu.

 
22 Ekim 2013 Salı 08:50 
Yorum YapYazdır
 
 
AKP'nin kadın çalışana kurduğu tuzak!


AKP iktidarı, çalışma yaşamına ilişkin patronların yıllardır süregelen taleplerinin bir bölümünü parça parça hayata geçirdi. Ama şimdi giderayak çok daha sağlam ve kapsamlı bir saldırı paketini gündeme getirmeye hazırlanıyor. Gündeme getirecekleri saldırı paketinin ayrıntıları net değil. Ama yıllardır konuşulan başlıklar belli: Kıdem tazminatının tasfiyesi, özel istihdam bürolarına işçi kiralama yetkisi verilmesi, esnekliğin artırılması, taşeronluğun yaygınlaştırılması... Tüm bunları gündeme getirirken, saldırıları kadınlara “müjde” vererek meşrulaştırmaya çalışıyorlar. Kadınlara kısmi süreli çalışmayı getiriyor ve bunu bir “hak” olarak tanımlıyorlar.

Gündemdeki saldırılara ilişkin başlıkları 5 gün boyunca, kısa yazılarla ele alacağız. Kadın istihdamına ilişkin başlıklar ise topyekün bir dönüşüm anlamına geliyor. AKP'nin muhafazakar anlayışıyla da örtüşen bu dönüşümü, Petrol-İş Kadın Dergisi editörü ve Kadın Çalışmaları uzmanı Necla Akgökçe ile konuştuk.

AKP ciddi bir saldırıya hazırlanıyor. Bunun en temel propaganda aracı ise “kadın istihdamını artıracağız” oldu. Nasıl bir dönüşüm gündemde?
Bu memlekette sendikalar var, uzun süredir kadın emeği üzerinde çalışan belli kadın kuruluşları var. Samimi olsalar, en azından onları da sürece katarlardı. Emek piyasalarını yeniden organize etmek istiyorlar. Kadın istihdamı paketi de, kapitalizmin kriz ve kriz sonrası dönemi sancılarına göre kadın emek piyasalarının yeniden dizayn edilmesi anlamına geliyor. Bir taraftan da genel emekte birtakım düzenlemeler yapıyorlar. Kadın emeği için ise esnek çalışma modelinin kadın istihdamında, özel istihdam büroları da kullanılarak yerleştirilmesi hedefleniyor. Neden kadın emeği üzerinden yapıyorlar? En kırılgan, en güvencesiz işgücü, kadın işgücü. Aynı zamanda kadın işgücü, emek piyasalarının temel öznesi değil. Dolayısıyla hükümetin muhafazakar politikalarıyla da uyum teşkil ediyor. Çünkü kadını daha ziyade ev işleri ve bakım işleri üzerinden tanımlayan muhafazakar bir iktidar var. Yani hem kapitalizmin Türkiye'deki gelişim sürecine ve örgütlenme biçimlerine uygun hem de muhafazakar ideolojiye, toplumu din üzerinden tekrar tanımlamaya çalışan iktidarın yapısına uygun bir çözüm.

'KADININ BİR AYAĞI EVDE OLSUN'
AKP, kadının geleneksel rollerini pekiştirecek düzenlemeleri “istihdam yaratıyoruz” adı altında pazarlıyor. Yapılmak istenenler, kadınların hem gündelik hem de çalışma yaşamına nasıl yansıyacak?
Esnek çalışmanın, kısmi zamanlı biçimini kadınlara bir çalışma biçimi olarak getirecekler gibi görünüyor. Yoksa kadınlar zaten esnek çalışıyor, günde 16 saat filan mesela. Bu aynı zamanda senin de az önce söylediğin gibi, kadınların geleneksel rollerine de uygunluk teşkil ediyor. Tam anlamıyla bir eve kapatma durumundan bahsedemeyiz ama, kadınları eve bağlamaya yönelik düzenlemeler söz konusu. “Kadının bir ayağı evde olsun” deniyor aslında. Büyük ölçüde ev içi emek, daha küçük ölçüde istihdam piyasaları. Cinsiyet bazlı eşitsizlikleri artıracak, ayrımcılıkları artıracak, kadına yönelik şiddeti artıracak. Kısmi zamanlı çalışma aynı zamanda az para alma anlamına geliyor. Ekonomik gücünü azaltacak dolayısıyla.

'EN FAZLA 6 AY DEVLET DESTEĞİ'
Diyorlar ki, çocuk bakımı devlet üzerinden sağlanacak. Kısmi süreli çalışacaksınız, ama devlet ücretin geri kalanını ödeyecek.
Bu tam anlamıyla göz boyama. Son sızan haberlerde şöyle bir şey var: “İlk çocuk için 2, ikinci çocuk için 4, üç ve daha fazla çocuk için 6 ay yarı zamanlı çalışma hakkı tanınacak” yazıyor. Bu sürede maaş tam olarak ödenecek. Tüm bu “kadınlar çalışmayacak, devlet ödeyecek” tantanası bu kadar süre için koparılıyor.

'KADINLAR TUVALETE DAHİ GİDEMEYECEK'
Bu sürenin uzatılması kurtarır mıydı?
Yine olmaz. Kadın işçi özel sektörde 5 saat çalışacak ve devlet de geri kalan 3 saatlik bölümünü ödeyecek. Patron zaten 5 saatte artı-değerin allahını çıkaracak. Çünkü yoğunlaştırılmış çalışma yaptıracak, kadın tuvalete dahi dakikalarla gidecek ya da gidemeyecek. Yani tümüyle kadınları güvencesizleştirme, kadınlarını geleceğini elinden alma projesi aslında. Şimdiye kadar sendikada çalışan Necla olarak bazı şeyler söyledim, ama bir feminist olarak şunu da söylemek gerekiyor: Gerçekten kadın hak ve özgürlüklerine ciddi biçimde darbe vuracak bir dönüşüm söz konusu. Kadını, erkekle eşit bir birey olarak görmeme, ailenin bir parçası olarak görme yönünde yapılan her düzenleme evdeki erkek baskısını, kadına yönelik şiddeti artırabilecek atmosferi hazırladığı gibi, kadınları da sindiriyor. Milletin dekoltesiyle uğraşıyor hükümet. İster gösterir, ister göstermez, sana ne? Kadın düşmanı bu hükümet!

İnanılmaz bir manipülasyon söz konusu
AKP kendi anlayışına çok uygun bir çalışma biçimini, başarılı biçimde pazarlıyor aslında.
Diyorlar ki, “Kadınlar biz sizi, tam zamanlı ve güvenceli işlerde istihdam etmeyeceğiz artık. Burada bu kadar işsizlik var. Sizin zaten yapacağınız bir iş var. Doğuracaksınız, onlara bakacaksınız. Çalışmak mı istiyorsunuz? Evdeki görevlerinizi aksatmayacak biçimde size çalışma biçimi öneriyoruz. Kısmi zamanlı, hiçbir zaman emekli olamayacağınız ve bu nedenle doğrudan doğruya kocanızın aylığına bağlı kalacağınız bir ortam oluşturuyoruz size.” Ama tabii bütün gazeteler ellerinde ve inanılmaz bir manipülasyon söz konusu. Bizim sesimizi duyuracağımız gazetelerin sayısı da 2'yi 3'ü geçmiyor.

Bol bol “müjde” haberleri okuyoruz.
“Müjde”, “iş hayatında büyük reform”

SENDİKALAR NE YAPIYOR?
“Çalışma yaşamında devrim” de var... Peki ne yapılmalı ve sendikalar şu anda nasıl bir mücadele stratejisi izliyor?
Kürtaj meselesinde, nasıl ortak direnç geliştirildiyse, yine bu yapılmalı. Bu düzenlemelerden etkilenecek geniş kesimlerle ortak bir karşı çıkış örgütlenmesi gerekiyor. Bunun için de DİSK'te bir toplantı yapıldı. DİSK, KESK, TTB çağrısı üzerine, siyasi partiler, sendikalar, meslek örgütleri, İMECE vb ortak etkinlikler ve ortak kampanya düzenlenecek. Yaptık yaptık, yapmadık hayatlarımız kayacak. Hepimiz yarı zamanlı çağrıya bağlı, yarı zamanlı ucuz işçiler olacağız.

'Kadınlar hiçbir zaman emekli olamayacak'
Diğer ülkelerde kadınların kısmi süreli çalışmasına ilişkin durum nasıl yaşanıyor?
Batı kapitalizmi de yoğun biçimde kullanıyor. Orada kadın örgütleri, sol partiler, sendikalar artık itiraz ediyor. Çünkü kısmi zamanlı denilen çalışma biçimi evde cinsiyete dayalı işbölümü yaratıyor, fabrikada kadının güçsüzleşmesine yol açıyor. Taciz, mobbing gibi sorunlarla kısmi zamanlı çalışan kadınlar daha fazla yüz yüze geliyor. İstihdam büroları üzerinden uygulamaya koyulacağından, istihdam büroları kadını, bir kısmi zamanlıdan diğerine gönderecek. Kadınlar bir türlü bulundukları yerde kariyer yapamayacak. Bu bizim gibi prim esasına dayalı sigorta sisteminin olduğu ülkelerde kadınların hiçbir zaman emekli olamayacağı anlamına geliyor.

'FRANSIZ MODELİ İŞİ KÜLLİYEN YALAN'
Bunun Fransız modeli olduğunu söylüyorlar. Sen ne düşünüyorsun?
Bu külliyen yalan. Mesela Fransız modelinde 36 ay ebeveyn izni var. Bizdeyse ebeveyn izni diye bir düzenleme zaten yok. Çocuk yardımları var, 0-3 yaş arası. Fransız modelinin bir başka özelliği, herkes için ulaşılabilir kamu kreşlerinin varlığı. Fransız modelinin temel dayanaklarından bir diğeri de 35 saatlik işgücü. Tüm bunlara rağmen ebeveyn izni sürecinde kısmi zamanlı çalışma, eksik istihdama yol açtığı için orada da tartışılıyor şu sıralar. Bizde kamu kreşleri yaygın mı? Değil. Oysa Fransız modeli o yaygınlığın üzerine getirilmiş. Bizde haftalık çalışma süresi 45 saatin bile çok daha üzerinde. Ebeveyn izni de yok. Genelde bizde 0-3 yaş çocuğun bakımı nasıl oluyor? Kadınlar ya ailesine bırakıyor, ya başka kadınlara üç beş kuruş para verip baktırıyor ya da işten ayrılıp çocuk bakıyor. Şimdi tüm bu kısmi zamanlı çalışma bu yapı üzerine geliyor, yani hiçbir şey olmayan bir yapı üzerine. Bu tabloda, bu model olsa olsa İngiltere'ye benzer, Thatcher modeli olur...

Bu konulardaki uluslararası sözleşmeler de kabul edilmedi değil mi?
Tabii, samimi olsalar ILO'nun 183 sayılı sözleşmesini kabul ederler. Anneliği koruma sözleşmesi. “Annelik izinleri, atipik işler de dahil olmak üzere tüm kadınlara tanınır” diyor. İşe dönüş garantisi var, annelik süresince yapılan nakit yardımların kadın ücretinin dörtte üçünden az olmayacağı hakkı da var. Şimdi getirecekleri bunun çok altında ki bunu imzalamıyor.

Talepler ne olmalı?
Şeytanın avukatlığını yapayım. “Ben daha düşük ücret almaya razıyım. Ama ben çocuğum 8 haftalıkken işe dönmek istemiyorum” diyecek çok kadın olacaktır.
Olamayacaksın ki ama. 5 saat yine çalışacaksın ve yine bakım için destek almak zorundasın çünkü ebeveyn izni de yok. Bir de böyle anlatılınca inandırıcı geliyor. Ama aslında sistem işlemeye başlayınca, 18 haftalık izinden sonra kısmi zamanlı çalışmaya döndüğünde, zaten işte canı çıkacak -sıkıştırılmış bir 5 saatlik çalışma- eve gidecek çocuk bakacak. Kocası diyecek ki: “Canım sen evdesin, nasılsa yarı zamanlı çalışıyorsun, yemeğe de şunu yapsaydın.” Eskiden işin ucundan tutan adam, artık tutmayacak.

Peki ne olmalı, ne talep edilmeli?
Öncelikle şu istihdam bürolarının, bir daha gündeme gelmemek üzere bir yere yollanması gerekiyor. Kısmi çalışma, evden çalışma, çağrıya bağlı çalışma, yani esnek çalışmanın en kötü biçimleri, kadınlar için getirilmeye çalışılıyor. Bunlara sonuna kadar karşı çıkmak gerekiyor. 8 saatlik, düzenli, sendikalı, güvenceli iş, kamuya ait ücretsiz kreşler, ebeveyn izni ve fabrika kreşleri istiyoruz.

 
22 Ekim 2013 Salı 08:50 
Yorum YapYazdır
 
(0 Yorum Yapıldı)Yorumlar
<p>Henüz kimse yorum yapmamış, ilk yorum yapan siz olun.</p>
 
Bu Kategorideki Diğer Haberler
 
 
Yazarlar
Yazarlar RSS Beslemesi
A. Şefik Mollamehmetoğlu
 
Türker Ertürk
 
Mustafa Önsel
 
Kazım DEMİR
 
Prof. Dr. Örsan Öymen
 
Göksu Mollamehmetoğlu
 
Osman Cudi Yılmaz
 
Nihat Genç
 
Havva GÜNAYDIN LAKUTOĞLU
 
Attila Aşut
 
Mehmet Polat
 
Prof. Dr. Orhan Özgür
 
Prof. Dr. Kemal Üçüncü
 
Arslan Bulut
 
Muhammet İKİNCİ
 
Ahmet Özer
 
Ömer Faruk Altuntaş
 
Gülcan Özgür
 
Ömer Turan
 
Prof. Dr. Burhan Çuhadaroğlu
 
Mehmet Erdal Çağdaş
 
Prof. Dr. Cavit Boz
 
Hüseyin HAYDAR
 
Zekeriya Saka
 
Mehmet Kuvvet
 
Hasan Güneş
 
Erdal ÖZÇELİK
 
Serpil Satut Denizoğlu
 
Erdal Eksert
 
İnci Güngör
 
Coşkun ERUZ
 
Mehmet Akıncı
 
Ruhi  Türkyılmaz
 
İlyas Gümrükçü
 
Sami KOÇ
 
Ömer Asan
 
Kadir ŞİŞGİNOĞLU
 
Son 24 Saat
Haberler RSS Beslemesi
 
 
 
Gazete Manşetleri
 
 
Anket
Halkoylaması sonrası Türkiye'yi ne bekliyor?
1. Daha iyi bir gelecek
2. Daha kötü bir gelecek
3. Birşey değişmez
 
Arşiv
 
Tarihte Bugün
1571 - İspanya Kralı, Venedik ve Papa, Osmanlı Devleti aleyhine ittifak kararı aldı...
1924 - Türk Milli Futbol Takımı, Olimpiyat Oyunları kapsamındaki ilk milli maçında, Çek Milli Futbol Takımı'na 5-2 yenildi.
1944 - Nuri Demirağ'ın fabrikasında yapılan ilk Türk yolcu uçağı İstanbul'dan Ankara'ya uçtu.
1953 - ABD, Nevada'da bulunan deneme bölgesinde, topçu birlikleri tarafından atılan ilk ve tek nükleer bomba denemesini yaptı.
1954 - Tokyo'da yapılan Dünya Serbest Güreş Şampiyonası'nda Türkiye birinci oldu.
1954 - Türkiye, Osmanlı borçlarının son taksitini ödedi.
1961 - ABD Başkanı John F. Kennedy ABD Kongresi'nde yaptığı bir konuşmada 1960'lı yıllar sona ermeden önce mutlaka Ay'a ayak basacaklarını ilan etti.
1963 - 30 Afrika ülkesi bir araya gelerek Afrika Birliği Örgütü'nü kurdu.
1977 - Yıldız Savaşları filmi gösterime girdi.
1982 - Falkland Savaşı sırasında İngilizlerin HMS Coventry adlı destroyeri Arjantin uçakları tarafından batırıldı.
1983 - Milli Güvenlik Konseyi kürtaj yasa tasarısını kabul etti.
1988 - Irak Basra'yı İran'dan geri aldı.
1989 - Mihail Gorbaçov, Sovyet Sosyalist Cumhuriyetler Birliği Devlet Başkanı oldu.
1997 - Afganistan'dan kaçan General Raşid Dostum, Türkiye'ye sığındı.
2001 - 32 yaşındaki Coloradolu Erik Weihenmayer, Everest Dağı'nın zirvesine ulaşan ilk görme özürlü insan ünvanını aldı.
2003 - Nuri Bilge Ceylan'ın 'Uzak' adlı filmi 56'ncı Cannes Film Festivali'nde 'Elephant' filmiyle birlikte En İyi Film ödülünü paylaştı.
2005 - Azeri petrolünü Türkiye üzerinden dünya pazarına ulaştırması amaçlanan Bakü-Tiflis-Ceyhan (BTC) boru hattına ilk petrol verildi.
2005 - UEFA Şampiyonlar Ligi 2004-2005 sezonu finali Atatürk Olimpiyat Stadı'nda yapıldı. Normal süresi 3-3 biten maçı Liverpool penaltılarla 6-5 Milan'ı yendi.
2008 - 61. Cannes Film Festivali'nde En İyi Yönetmen ödülünü Nuri Bilge Ceylan aldı. Ceylan ödülünü kucaklarken, 'Benim yalnız ve güzel ülkeme ithaf ediyorum' dedi. Ceylan, üçüncü kez Cannes'da ödül alarak bir rekora da imza attı..
2010 - Samandıra'da eğitim uçuşu yapan bir askeri uçak, sokağın ortasına düştü. 3 personel hafif yaralandı.
 
Lig Puan Durumu
 
Takımlar
O
G
B
M
P
1
Galatasaray
34
24
3
7
75
2
Fenerbahçe
34
21
9
4
72
3
Başakşehir
34
22
6
6
72
4
Beşiktaş
34
21
8
5
71
5
Trabzonspor
34
15
10
9
55
6
Göztepe
34
13
10
11
49
7
Sivasspor
34
14
7
13
49
8
Kasımpaşa
34
13
7
14
46
9
Kayserispor
34
12
8
14
44
10
Malatyaspor
34
11
10
13
43
11
Akhisar Bld.Spor
34
11
9
14
42
12
Alanyaspor
34
11
7
16
40
13
Bursaspor
34
11
6
17
39
14
Antalyaspor
34
10
8
16
38
15
Konyaspor
34
9
9
16
36
16
Osmanlıspor
34
8
9
17
33
17
Gençlerbirliği
34
8
9
17
33
18
Karabükspor
34
3
3
28
12
 
Şampiyonlar Ligi
 
UEFA Avrupa Ligi
 
Alt Lig
 
Süper Loto
24.05.2018 Tarihli Çekiliş Sonucu061134404950
 
On Numara
21.05.2018 Tarihli Çekiliş Sonucu01020406122428323341445153585965686973757678
 
Sayısal Loto
19.05.2018 Tarihli Çekiliş Sonucu030405212434
 
Şans Topu
23.05.2018 Tarihli Çekiliş Sonucu060910242712
 
Namaz Vakitleri
 
  • İmsak02:37
  • Güneş04:48
  • Öğlen12:29
  • İkindi16:28
  • Akşam19:49
  • Yatsı21:44
 
 
Kurumsal

İçerik

Gündem

Siyaset

Teknoloji

Yukarı Çık