Kaçak madende göçük; 6 ölü

Ana Sayfa » Siyaset » AKP'li Külünk'ün YAŞ isyanı

AKP'li Külünk'ün YAŞ isyanı

AKP İstanbul Milletvekili ve Dış İlişkiler Başkan Yardımcısı Metin Külünk dünkü köşe yazısında Yüksek Askeri Şura'da alınan kararları eleştirdi. Külünk yazısında; "Hakkaniyet kolonuyla yükseltilmesi gerekenler, 'bürokrasi zihniyetinin çıtaları'yla boğulmamalıdır" diyerek, "FET֒ye karşı 'ölümüne mücadele'yi perçinlemek ve ümidi söndürmemek için yeni bir OHAL KHK’sı çıkarmanın veya YAŞ’ın bir daha toplanması için yeni bir davet sunmanın yeterli olacağı kanaatindeyim" ifadelerine yer verdi.

 
5 Ağustos 2017 Cumartesi 18:34 
Yorum YapYazdır
 
 
AKP'li Külünk'ün YAŞ isyanı

İşte Külünk’ün o yazısı

15 TEMMUZ'u 16 Temmuz'a bağlayan gece, Şehit Astsubay Kıdemli Başçavuş Ömer Halisdemir'in vurduğu hain Semih Terzi'nin Özel Kuvvetler Komutanlığı'nı işgal girişiminin yanında, gerçekleştirilmesi için talimat verdiği bir de cinayet plânı vardı.

Bu plân, bugün 2. Ordu Komutanı olan Korgeneral İsmail Metin Temel'in öldürülmesi üzerine kuruluydu.

Temel, o gece Van Asayiş Kolordu Komutanı olarak, bugün işgalci darbe girişiminden tutuklu olan Adem Huduti'yi -o gün 2. Ordu Komutanı- arayarak, Huduti'den, söz konusu kalkışmanın “F” tipi bir girişim olduğunu ve 2. Ordu'nun bu kalkışmada yer almadığının belirtildiği bir açıklama yapmasını istemişti.

Ancak Huduti bunu yapmamıştı!

İsteği yerine gelmeyen Korgeneral Temel, bir de Van'da susturuculu silahlarla teçhiz edilmiş özel bir time infaz ettirilecekti. Başaramadılar, çatışmadan arkalarına bakmadan helikopterle kaçtılar…

İşgalci darbe girişimine ilk andan itibaren direnen ve gösterdiği mukavemetle o gecenin asîl kahramanlarından olan Temel,15 Temmuz'dan kısa bir süre sonra Millî Savunma Bakanlığı'nın atama kararıyla Adem Huduti Kara Kuvvetleri emrine kaydırıldığı sırada 2. Ordu Komutanı yapılmıştı.

Fakat TSK'nın en kalabalık ve en güçlü birliğine komuta eden Korgeneral Temel, birkaç gün önce geride bıraktığımız Yüksek Askerî Şûra'da terfi ettirilen isimler arasında yer almadı. Sebebi, bunun için daha 2 yıla ihtiyacının olması…

15 Temmuz'un bir diğer kahramanı da, Birinci Sene-i Devriye Etkinlikleri'nin finali olan İstanbul'daki 15 Temmuz Şehitlerini Anma Mitingi'ne uçağıyla giderken Sayın Cumhurbaşkanımızın selâmladığı ve âdeta kendisinin özel bir izinle yanına kadar yanaştırdığı koruma jetini kullanan 3'üncü Ana Jet Üssü Harekât ve 132'nci Filo Komutanı Hava Pilot Albay Mete Kuş idi.

İsmiyle müsemmâ bir cevvallikle “gök vatanın modern sunguru” olan Mete Kuş, işgalci darbe girişimi sonrasını bırakın, Hava Harp Akademisi'nde çalıştığı ilk günden beri FETÖ'ye karşı gösterdiği “direnci”yle biliniyordu.

Girdiği kurmaylık sınavlarının kimsenin müdahale edemediği iki testinde üst düzey başarıyı yakalayan Albay Kuş, her nasılsa çoğunlukla darbeci FETÖ'cülerin yüksek not aldığı klasik sınavdan kötü sonuç almıştı.

Öyle ya, dediğimiz gibi, FETÖ'ye karşı o günlerden direnci biliniyordu!

Kurmaylık sıfatı elinden “çalınan” Mete Kuş'la aynı yıl Hava Harp Okulu'ndan mezun iki Hava Pilot Albay birkaç gün önceki YAŞ'ta “3 sene erken terfi” görürken -albaylıkta 4 sene bulunması gerekçesiyle-, 15 Temmuz'un gizli kahramanlarından Mete Kuş ise, âdeta FETÖ'ye karşı mücadelesinin, sene ve sınav kriterine göre maalesef hiçbir önemi yokmuş gibi terfi görmedi.

Hem de terfi alan albaylardan birinin, TBMM'yi bombalayan 6 adet F-16 uçağının üssü olan Diyarbakır'ın Komutan Vekili olması bile Şûra'ya etki etmeden…

Aslında konu, bu iki önemli askerin terfi ettirilmemesiyle ilgili değil. Zira, terfiine 2 yılı kalanların önüne bir “çıta” konulmuş…

Yeni Deniz Kuvvetleri Komutanı da bu durumun örneklerinden ve o da önünde iki yılı olduğu için oramiralliğe terfi edilmedi. Koramiral olan Deniz Kuvvetleri Komutanı'nın altında oramiral var…
Ancak niceliksel anlamda yaşanan sıkıntıların başında, plânlayıcı komuta kadrolarının eksik kalışı yer alıyor.

Daha önce ehil olan personel, FETÖ'nün baskı veya kumpaslarıyla uzaklaştırılmıştı. Kalan ehil personelse bahsettiğim “çıta”ya takıldı. TSK, niceliksel olarak yara almanın yanı sıra, niteliksel olarak da yara almaya başladı.

Meselâ Hava Kuvvetleri terfilerinde yüzde 80 pilot kadrosu yer almalıyken, tersine hava-yer kadrolarına terfi verildi.

Hava Kuvvetleri, hassas vuruş kabiliyeti ile en önde savaşan kuvvetimiz. Terfilerde “liyakat” yerine aranan “sistemi koruma çabaları” sayesinde savaşma kabiliyeti de zarar görüyor.

Bu konunun sonu, şu soruları sorduruyor:

Meselâ El-Bab operasyonunda, şehirde kaç DAEŞ'li vardı, buna karşı kaç sorti ve kaç bombalama yapıldı ve kaç top atıldı?

Sadece bu sorulara bile cevap verildiğinde durum ortaya çıkacaktır.

FETÖ'ye karşı mücadele etmeyen, devleti için mücadele etmek üzere yetkin ve etkin hamle de yapmaz…

Eminim ki, terfi eden subayların çoğunluğu, geçtiğimiz sene tüm güçleri ile FETÖ'ye karşı savaşmışlardır.

Taşın altına ellerini değil gövdelerini sokanlar “çıta”ya takılırlarken, köşelerine çekilenler de terfi görmüş olabilirler…

Elbette terfi sistemi geçmişin ödüllendirilmesi değil, subayların geçmiş performanslarının, gelecekte gösterecekleri performanslarını değerlendirme süreci olarak ele alınmalıdır.

Türkiye Cumhuriyeti için aslolan, ülkenin bekası için savaşacak subayların, kuvvetleri içerisinde asıl savaşan unsurlardan olmasıdır.

Yoksa, Sayın Cumhurbaşkanımızın bütün teveccühlerine rağmen, onun karşısına geçer bir hâdsizlikle, ülke düşmanlarına karşı mücadele veren personelin sessiz kalmasını mı istiyorlar terfi listelerinden isimlerini silerek?

Bu durum, FETÖ'ye ve tüm düşmanlara karşı mücadele verenlere bir ödül mü, yoksa ceza mı? Yahut FETÖ'ye karşı savaşmadan köşede sessizce beklemek, terfi ile mi ödüllendirilecek?

Bu durum savaş kabiliyetini, azim ve özveriyi törpülemenin yanında, FETÖ'nün ve tüm ezelî düşmanlarımızın savaşma azmini arttırmaz mı?

Tüm düşman odaklara karşı mücadele gayretini ve ayrıca ümidini yıkmaz mı bu tutum?

“Köşende bekle, zamanın gelince işin garanti!” anlayışının tehlike boyutu ortadadır.

Hakkaniyet kolonuyla yükseltilmesi gerekenler, “bürokrasi zihniyetinin çıtaları”yla boğulmamalıdır.

Asker, harekât odaklı komutanıyla askerdir.

Ve bu yüzden izah etmeye çalıştığımız durum, mücadelesinin sembolik de olsa karşılığını göremeyen amirlerle beraber emir altındaki mücadeleci personeli de olumsuz etkilemektedir.

FETÖ'nün yeterince mağdur ettiklerini niçin biz de mağdur edelim ki!?

Bu noktada FETÖ'ye karşı “ölümüne mücadele”yi perçinlemek ve ümidi söndürmemek için yeni bir OHAL KHK'sı çıkarmanın veya YAŞ'ın bir daha toplanması için yeni bir davet sunmanın yeterli olacağı kanaatindeyim.

 
5 Ağustos 2017 Cumartesi 18:34 
Yorum YapYazdır
 
(0 Yorum Yapıldı)Yorumlar
<p>Henüz kimse yorum yapmamış, ilk yorum yapan siz olun.</p>
 
Bu Kategorideki Diğer Haberler
 
 
 
Yazarlar
Yazarlar RSS Beslemesi
A. Şefik Mollamehmetoğlu
 
Türker Ertürk
 
Nihat Genç
 
Havva GÜNAYDIN LAKUTOĞLU
 
Mehmet Polat
 
Mustafa Önsel
 
Attila Aşut
 
Arslan Bulut
 
Prof. Dr. Orhan Özgür
 
Ahmet Özer
 
Ömer Faruk Altuntaş
 
Göksu Mollamehmetoğlu
 
Gülcan Özgür
 
Ömer Turan
 
Osman Cudi Yılmaz
 
Prof. Dr. Burhan Çuhadaroğlu
 
Prof. Dr. Cavit Boz
 
Prof. Dr. Kemal Üçüncü
 
Hüseyin HAYDAR
 
Zekeriya Saka
 
Mehmet Kuvvet
 
Hasan Güneş
 
Erdal ÖZÇELİK
 
Serpil Satut Denizoğlu
 
Erdal Eksert
 
İnci Güngör
 
Kazım DEMİR
 
Coşkun ERUZ
 
Mehmet Akıncı
 
Ruhi  Türkyılmaz
 
İlyas Gümrükçü
 
Sami KOÇ
 
Ömer Asan
 
Prof. Dr. Örsan Öymen
 
Kadir ŞİŞGİNOĞLU
 
 
Son 24 Saat
Haberler RSS Beslemesi
 
 
Anket
Halkoylaması sonrası Türkiye'yi ne bekliyor?
1. Daha iyi bir gelecek
2. Daha kötü bir gelecek
3. Birşey değişmez
 
 
Gazete Manşetleri
 
 
Arşiv
 
Tarihte Bugün
1448 - Osmanlı padişahı II. Murat, Kosova Zaferi'ni kazandı.
1781 - Amerikan Bağımsızlık Savaşı, İngilizlerin George Washington'a teslim olmalarıyla sona erdi.
1782 - Lord Cornwall'in denetimindeki İngiliz Ordusunun yenilmesi ve Amerikan ordusunun Yorktown ve Virjinya'ya girmesiyle Amerikan Devrimi sona erdi.
1872 - Dünyanın en büyük altın külçesi (215 kilogram) Avustralya New South Wales'de bulundu.
1934 - Mübadele Komisyonu görevini tamamladı. Anadolu ve Trakya Rumları ile Yunanistan Müslümanlarının mübadelesini düzenlemekle görevli Komisyon 7 Ekim 1923'de kurulmuştu.
1934 - Turhal Şeker Fabrikası açıldı.
1945 - Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi açıldı.
1949 - Fahrettin Kerim Gökay, İstanbul valiliği ve belediye başkanlığı görevine atandı.
1951 - İngiliz askerleri, Süveyş Kanalı'nı ele geçirdi.
1960 - 6-7 Eylül Olayları ile ilgili dava başladı.
1962 - TBMM'de, Toplantı ve Gösteri Yürüyüşleri Kanunu kabul edildi.
1962 - İlk James Bond filmi "Dr. No" gösterime girdi.
1982 - Milli Güvenlik Konseyinin son şeklini verdiği anayasa metni açıklandı. Geçici maddelerle eski parti yöneticilerine 10 yıl siyaset yasağı getiriliyor, anayasanın kabulüyle birlikte Kenan Evren cumhurbaşkanı oluyor.
1987 - Londra Borsası çöktü. Yaşanan büyük panik sonucunda 50 milyar sterlinlik değer kaybı yaşandı.
1988 - İngiltere, IRA mensuplarıyla yapılan röportajların yayımlanmasını yasakladı.
1995 - Avrupa Parlamentosu Yeşiller sözcüsü Claudia Roth, Devlet Bakanı Ayvaz Gökdemir aleyhine 3 milyar liralık manevi tazminat davası açtı.
 
Namaz Vakitleri
 
  • İmsak04:48
  • Güneş06:28
  • Öğlen12:18
  • İkindi15:19
  • Akşam17:45
  • Yatsı19:14
 
Süper Loto
12.10.2017 Tarihli Çekiliş Sonucu061328334448
 
On Numara
16.10.2017 Tarihli Çekiliş Sonucu01061213141619273537384049515255646568697580
 
Sayısal Loto
14.10.2017 Tarihli Çekiliş Sonucu040612333445
 
Şans Topu
18.10.2017 Tarihli Çekiliş Sonucu010215162512
 
 
Kurumsal

İçerik

Gündem

Siyaset

Teknoloji

Yukarı Çık