KPSS sonuçları belli oldu.. Tıkla öğren

Ana Sayfa » Siyaset » AKP'den Gül'e büyük darbe

AKP'den Gül'e büyük darbe

Başbakan Yardımcısı Beşir Atalay, Kanal 24'te 'Ankara Masası' programına katıldı, soruları yanıtladı. Atalay' 'Bizde Cumhurbaşkanlığından sonra tekrar başbakanlığa gelme falan olmaz' diye konuştu.

 
4 Mayıs 2014 Pazar 18:05 
Yorum YapYazdır
 
 
AKP'den Gül'e büyük darbe

Başbakan Yardımcısı Beşir Atalay, "Başbakanımızın Köşk ihtimali daha güçlü şu anda, bütün bu değerlendirme ve istişarelerden sonra. Ama bizim gönlümüz, tabii Cumhurbaşkanımızın da, Başbakanımızın Köşk ile ilgili kararından sonra Cumhurbaşkanımızın kendi davasından, misyonundan ve bu hareketten kopmaması ve geleceğinde yine önemli söz sahibi olması. Çünkü 2015 seçimini biz çok önemli görüyoruz. Bu ikilinin birlikteliğiyle partimiz daha güçlü olacaktır" dedi. Atalay ayrıca, "Bizde 'Cumhurbaşkanlığından sonra tekrar başbakanlığa gelme' falan olmaz" dedi.

Atalay, Kanal 24'te canlı yayınlanan "Ankara Masası" programına katılarak gündeme ilişkin soruları yanıtladı.

AK Parti'nin Merkez Karar ve Yönetim Kurulu (MKYK) toplantısında "üç dönem kuralının uygulanması" kararı verilmesinin Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın cumhurbaşkanlığı adaylığı için bir sinyal olup olmadığına yönelik soru üzerine Atalay, gelecekle ilgili programlarını 30 Mart seçiminin sağladığı rahat bir ortamda, milletin verdiği imkan içinde değerlendirdiklerini, telaş içinde değil sakin ve rahat bir şekilde çalıştıklarını söyledi. Cumhurbaşkanı adayıyla ilgili acele etmediklerini, en geniş istişare ve araştırmalarla konuyu olgunlaştırmaya çalıştıklarını anlatan Atalay, bütün boyutların ve alternatiflerin değerlendirildiğini aktardı.

Sadece cumhurbaşkanlığını değil 2023 ve daha sonrasındaki hedeflere nasıl ulaşılacağı, partinin misyonunun nasıl devam edeceği düşünülerek karar verileceğine işaret eden Atalay, "Partimizde 2015 seçiminde bir zayıflamanın, zaafın olmaması önemli. Çünkü 2015 seçimi bizim için cumhurbaşkanlığı seçimi kadar önemli. Bir cumhurbaşkanını seçip Köşk'e göndersek de 2015 seçiminde bir zaaf, bir zayıflama olsa cumhurbaşkanımız da orada rahat edemez. Onun için hem partimizin hem cumhurbaşkanlığının hem güçlü hem uyum içinde yürümesi önemli. Bütün boyutları değerlendiriyoruz" dedi.

''PARTİ İÇİNDE BİR SORUNUMUZ YOK''
Cumhurbaşkanlığı konusunda resmi bir karar verilmedikçe kendisinin bir açıklama yapmasının mümkün olmadığını ifade eden Atalay, Afyonkarahisar'da yapılacak istişare ve değerlendirme toplantısında kararın olgunlaşacağını kaydetti. "Acele etmiyoruz, telaş da etmiyoruz. Daha takvim de oldukça rahat. Bir zorluğumuz yok, parti içinde herhangi bir sorunumuz yok" ifadesini kullanan Atalay, Cumhurbaşkanı Abdullah Gül ile Başbakan Erdoğan'ın görüşmelerinin de devam ettiğini hatırlattı. Atalay, sözlerine şöyle devam etti:

"Bunların hepsi birlikte yürüyor. Hepimiz bu işe, bireysel hedefler, bireysel gelecekler açısından bakmıyoruz. Bizde talepler yoktur, bizde önemli olan misyonumuzun iyi gitmesidir. Afyon'dan sonra belli bir olgunlaşma noktasına doğru gelecektir. Partimizde, partimizin karar organlarında da Başbakanımızın Köşk'e gitmesiyle ilgili ciddi bir talep var. 2007 yılını da yaşadık biz. 2007 yılında büyük tereddüt vardı, Başbakanımızın partide kalması yönünde bir talep vardı. Şimdi artık insanlar o ısrarı sürdüremiyor, gerçi o yönde görüşü olanlar halen var ama çoğunluk Köşk'e gitmesi yönünde."

Cumhurbaşkanı Abdullah Gül ile Başbakan Erdoğan'ın görüşmelerinin öneminin altını çizen Atalay, şöyle konuştu

"Tabii Cumhurbaşkanımız boyutu var. Cumhurbaşkanımız ile görüşmeyi önemli görmek lazım. Ben hep 'iki güzel insan' diye nitelerim, bu insanlar, Abdullah Gül Bey ile Tayyip Bey, ikisi, ihlasın ve samimiyetin sembolü insanlar. Dava ahlakı olan, dostluğu olan, nerede hangi fedakarlığı yapması gerektiğini bilen insanlar. Bu birlikteliklerle bu dava güçlendi. Sadece ikisi demiyorum, ikisi semboldür ama hepimizin birbiri için fedakarlık yapma, kendi işini daha iyi yapma yönünde bir gayreti vardır.

Sayın Cumhurbaşkanımızın Kütahya'da bir açıklaması oldu. Onu şöyle de değerlendirmek lazım, bu onun zarafetidir, bir tevazudur. Neticede bizde talepten ziyade görevler bazen mecburiyetler olur ve o mecburiyet onu gerektirir. Öyle durumlar da olabilir. İkisinin görüşmesi için de, partimizin içinde de bunlar değerlendiriliyor, MKYK'da o yönde görüşler de oluyor. Dolayısıyla bütün bunlar değerlendirilerek, Başbakanımızın Köşk ihtimali daha güçlü şu anda, bütün bu değerlendirme ve istişarelerden sonra. Ama bizim gönlümüz, tabii Cumhurbaşkanımızın da, Başbakanımızın Köşk ile ilgili kararından sonra Cumhurbaşkanımızın kendi davasından, misyonundan ve bu hareketten kopmaması ve geleceğinde yine önemli söz sahibi olması. Çünkü 2015 seçimini biz çok önemli görüyoruz. Bu ikilinin birlikteliğiyle partimiz daha güçlü olacaktır, ona da inanıyoruz. En azından benim kanaatim bu yönde."

"Bizde 'Cumhurbaşkanlığından sonra tekrar başbakanlığa gelme' falan olmaz''

"Sizin kanaatiniz, Sayın Başbakan cumhurbaşkanlığı adaylığını tercih ederse Sayın Cumhurbaşkanı'nın da aktif siyasete AK Parti'de dönmesi yönünde" denilmesi üzerine Atalay, "Bizde 'Cumhurbaşkanlığından sonra tekrar başbakanlığa gelme' falan olmaz. Bizler için koltuklar ve masalar değil esas olan bu hareketin iyi yürümesidir. Herkes üzerine düşeni yapar, ondan eminim" değerlendirmesinde bulundu.

''MUHALEFET PERİŞAN DURUMDA''
Seçim sisteminde değişiklik çalışmalarından neden vazgeçildiğinin sorulması üzerine de Atalay, seçim sistemi değişikliğinin, üzerinde çok ciddi çalışılması, Meclis'te diğer partilerle de paylaşılarak olgunlaştırılması gereken bir konu olduğunu belirterek, "Bu dar vakitte olgun bir sistem değişikliği mümkün olmaz. Aceleye getirilerek de bu işi yapmamak lazım. Biz değerlendirmelerimizde bu dar vakitte bunun yapılmasının uygun olmayacağı, şimdilik mevcut sistemle gidilmesi... Biliyorsunuz, 2015 Haziran ayı genel seçimden sonra önümüzde rahat bir zaman var. 2019'a kadar seçim yok, hepsi 2019'a toplanıyor. Reformların ve önemli değişikliklerin çalışılabileceği, olgunlaştırılabileceği iyi bir zaman dilimi var" diye konuştu.

Seçimi sistemi değişikliği ve anayasa gibi konuların bu rahat zaman diliminde ele alınabileceğine dikkati çeken Atalay, şu anda cumhurbaşkanlığı seçimine ve partinin geleceğine odaklandıklarını, seçim sistemini gündemlerinden çıkardıklarını vurguladı.

Atalay, Cumhurbaşkanlığı seçimi sürecinde muhalefetin AK Parti ile meşgul olduğunu dile getirerek, sözlerine şöyle devam etti:

"Koskoca bir muhalefet var, oturup da çalışsalar, kendilerinin adayı kim olacak, nasıl bir cumhurbaşkanı istiyorlar. Biz de memnun oluruz, ortada belirginlikler olur, onları da değerlendiririz. Şu anda bizim, AK Parti stratejisini yürütürken, muhalefetten alıp da faydalanacağımız hiçbir ipucu yok henüz. Ortada hiçbir veri olmadığı için de biz kendi politikamız ve stratejimizle meşgulüz. Türkiye'nin muhalefet boşluğu her zaman olmuştur ama bu 30 Mart seçimi hepsini çok sarstı, kendilerine gelemediler henüz. Cumhurbaşkanlığı seçimine de pek odaklanamadılar onlar. Çok dağınık bir muhalefet görüntüsü var. Şu anda siyaset analizi olarak baktığınızda en çok şu anda görülebilir bu. Hem Meclis'teki konuşmalarına bakıyorum, CHP'nin kendi içine bakıyorum, muhalefet epey dağınık ve perişan bir durumda."

ABD'deki temaslarına ilişkin ayrıntılar da sorulan Atalay, iki günlük programının önemli olduğunu ve verimli geçtiğini söyledi. ABD'nin yeni İç Güvenlik Bakanı Jeh Johnson ile görüştüğünü anımsatan Atalay, Beyaz Saray'da güvenlik danışmalarıyla bir araya geldiğini, seyahatinin ikinci gününde de Siyaset, Ekonomi ve Toplum Araştırmaları Vakfı'nın (SETA) düzenlediği "Türkiye'de Demokrasinin Geleceği" başlıklı programa katıldığını anlattı.

Toplantıda, 12 yılda Türkiye'de yaşanan gelişmelerin gözler önüne serildiğini ve 30 Mart seçimlerinin masaya yatırıldığını ifade eden Atalay, şunları kaydetti:

"Oralarda, Türkiye ile ilgili maalesef son dönemlerde bizzat kendi insanımızın, bu paralel yapı unsurlarının falan yaydıkları olumsuz şeyler var. Hatta özel seanslar, Kongre'de milletvekilleriyle yapıyorlarmış. O günkü toplantıda da gördüm. Panelistlere, bana sorulan sorular... Buradan giden arkadaşlar objektif değerlendirmeler yapıyorlar. Artısı eksisiyle Türk demokrasisine bir bakış anlamında değerlendirmeler ama ülkemizle ilgili olumlu şeyler söyleme gayretindeyiz, gerçek de bu. Realite bu. Zaten herkes her şeyi biliyor artık, kapalı değil ama bu insanlar, kendi insanımız oralarda 'Türkiye aleyhinde daha fazla ne söylenebilir, Türkiye aleyhinde imajı nasıl oluştururuz' onun çabasında.

Mesela, Zaman gazetesinin temsilcisi bir soru sordu, yönetici uyardı, soru değil de Türkiye aleyhinde yorumlar yapıyor, 'sorunuzu sorun' dedi. Cevabı alırken de bağırdı, 'Biz bunu sormadık' falan gibi. Böyle çok büyük şizofrenik bir yapı, büyük bir telaş. Çok üzücü tabii, insanlar niye bu hale gelir? Kendi ülkesi aleyhinde oralarda daha fazla şey söylenince, konuşulunca niye memnun olur, iyi şeyler söylenince niye rahatsız olur? Bunu çok iyi tahlil etmek lazım. Bunu geçmişte sol bile bu kadar yapmamıştır. O zaman dışarıya kaçanlar vardı, ülkesiyle ilgili, insaflı, namuslu aydınlar 'Ben ülkemi seviyorum, ülkemle ilgili o kadar da olumsuz konuşamam, konuşmam' gibi ifadeler biliyorum ben.

Türkiye aleyhine en olumsuz bakabilecek kesimlerle hareket eden bir yapı. Bunu özel olarak da ifade ediyorum, SETA toplantısında, o güzel atmosferin içinde o atmosferden rahatsız olan, 'Türkiye ile ilgili buralarda olumlu şeyler niye yapılıyor' diye buradaki basın yayın organlarına da yansıttılar bunları. Orada yapılanları yanlış yorumlarla buraya yansıttılar. Halbuki o çok güzel bir şey, kendi Büyükelçiliğimizin gayretleri var, ciddi bir Türkiye lobisi yapıyorsunuz. Türkiye ile ilgili her şeyi konuşuyor, insanları doğru bilgilendiriyorsunuz. Oralarda yaptıkları o çalışmalar hiç normal bir şey değil. Çok olağanüstü, anormal ve şizofrenik bir gelişme olarak görüyorum."

Gazeteport

 
4 Mayıs 2014 Pazar 18:05 
Yorum YapYazdır
 
(0 Yorum Yapıldı)Yorumlar
<p>Henüz kimse yorum yapmamış, ilk yorum yapan siz olun.</p>
 
Bu Kategorideki Diğer Haberler
 
Son 24 Saat
Haberler RSS Beslemesi
 
 
Yazarlar
Yazarlar RSS Beslemesi
A. Şefik Mollamehmetoğlu
 
Nihat Genç
 
Attila Aşut
 
Prof. Dr. Orhan Özgür
 
Arslan Bulut
 
Mehmet Polat
 
Türker Ertürk
 
Ahmet Özer
 
Göksu Mollamehmetoğlu
 
Gülcan Özgür
 
Ömer Turan
 
Osman Cudi Yılmaz
 
Ömer Faruk Altuntaş
 
Prof. Dr. Burhan Çuhadaroğlu
 
Prof. Dr. Cavit Boz
 
Prof. Dr. Kemal Üçüncü
 
Hüseyin HAYDAR
 
Zekeriya Saka
 
Mehmet Kuvvet
 
Hasan Güneş
 
Erdal ÖZÇELİK
 
Serpil Satut Denizoğlu
 
Erdal Eksert
 
İnci Güngör
 
Kazım DEMİR
 
Coşkun ERUZ
 
Mehmet Akıncı
 
Ruhi  Türkyılmaz
 
İlyas Gümrükçü
 
Sami KOÇ
 
Ömer Asan
 
Prof. Dr. Örsan Öymen
 
 
 
Gazete Manşetleri
 
Lig Puan Durumu
 
Takımlar
O
G
B
M
P
1
Başakşehir
13
9
4
0
31
2
Beşiktaş
13
8
5
0
29
3
Galatasaray
13
8
2
3
26
4
Fenerbahçe
13
7
4
2
25
5
Bursaspor
13
7
3
3
24
6
Konyaspor
13
5
5
3
20
7
Osmanlıspor FK
13
4
7
2
19
8
Gençlerbirliği
13
4
6
3
18
9
Trabzonspor
14
5
3
6
18
10
K.D.Ç. Karabük
13
5
2
6
17
11
Akhisar Bld.
13
4
4
5
16
12
Antalyaspor
13
4
4
5
16
13
Alanyaspor
13
4
2
7
14
14
Kasımpaşa
13
3
3
7
12
15
Gaziantepspor
13
3
2
8
11
16
Ç. Rizespor
13
2
4
7
10
17
Kayserispor
13
2
3
8
9
18
Adanaspor
14
1
3
10
6
 
Şampiyonlar Ligi
 
UEFA Avrupa Ligi
 
Alt Lig
 
 
Anket
2016 TÜRKİYE AÇISINDAN NASIL GEÇECEK?
ÇOK İYİ
İYİ
BİR ŞEY DEĞİŞMEZ
KÖTÜ
ÇOK KÖTÜ
 
Namaz Vakitleri
 
  • İmsak05:40
  • Güneş07:28
  • Öğlen12:25
  • İkindi14:46
  • Akşam17:01
  • Yatsı18:37
 
Tarihte Bugün
1774 - Kazak isyanı önderi Pugaçev idam edildi.
1817 - Mississippi, A.B.D. nin 20. eyaleti olarak birliğe katıldı.
1863 - Londra metrosu açıldı.
1898 - İspanyol-Amerikan savaşı sonrası Küba İspanya'dan bağımsızlığını kazandı.
1901 - İlk Nobel ödülleri verildi.
1902 - Mısır'da Nil nehri üzerinde inşa edilen Aswan Barajı hizmete girdi.
1906 - Theodore Roosevelt, Rus-Japon Savaşının sona ermesinde oynadığı arabuluculuk rolünden dolayı, Nobel Barış Ödülü'nü alan ilk Amerikalı oldu.
1923 - İrlandalı şair William Butler Yeats Nobel Edebiyat Ödülü'nü aldı.
1927 - Fransız filozof Henri Bergson Nobel Edebiyat Ödülü'nü aldı.
1929 - Alman yazar Thomas Mann Nobel Edebiyat Ödülü'nü aldı.
1941 - Malaya açıklarında Prince of Wales ve Repulse olmak üzere Kraliyet Donanmasına ait iki zırhlı Japon İmparatorluk Deniz Kuvvetleri'ne bağlı torpido bombardıman uçakları tarafından batırıldı.
1948 - Birleşmiş Milletler Meclisi, İnsan Hakları Bildirgesini kabul etti. Türkiye İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi'ne kabul oyu verdi.
1956 - Macaristan'da çatışmalar başladı, sıkıyönetim ilan edildi.
1964 - Martin Luther King Nobel barış Ödülü'nü aldı.
1970 - Rus yazar Aleksandr Soljenitsin Nobel Edebiyat Ödülü'nü aldı.
1971 - Aralarında Türkiye İşçi Partisi Genel Sekreteri Tarık Ziya Ekinci'nin de bulunduğu 26 sanıklı Devrimci Doğu Kültür Ocakları davasına Diyarbakır'da başlandı.
1975 - Rus bilim insanı Andrey Saharov Nobel Barış Ödülü'nü aldı.
1977 - Uluslararası Af Örgütü Nobel Barış Ödülü'nü aldı.
1977 - İstanbul Toptaşı Cezaevi'nden 9 siyasi tutuklu kaçtı.
1978 - Enver Sedat ve Menahem Begin Nobel Barış Ödülü'nü aldı.
1979 - Devlet Opera ve Balesi Genel Müdürü Gürer Aykal görevinden alınmıştı. 10 Aralık günü bu göreve İsmet Kurt'un atanması üzerine Devlet Opera ve Balesi çalışanları Carmina Burana'nın sahnelenmesine katılmama kararı aldı. Kurt iki gün sonra istifa etti.
1979 - Rahibe Teresa Nobel Barış Ödülü'nü aldı.
1982 - Günaydın gazetesi yayın hayatına başladı.
1983 - Arjantin'de askeri rejim sona erdi; Arjantin'in 8 yıldan sonra ilk sivil başkanı Raul Alfonsin oldu.
1983 - Polonyalı Dayanışma Sendikası lideri Lech Walesa Nobel Barış Ödülü'nü aldı.
1984 - Güney Afrika'lı Piskopos Desmond Tutu Nobel Barış Ödülü'nü aldı.
1987 - Sedat Simavi Basın Ödülü Uğur Mumcu'ya verildi.
1987 - İnsan Hakları Derneği "Genel Af ve Ölüm Cezalarının Kaldırılması" talepli 130 bin imzalı dilekçeyi Meclis Genel Sekreterliği'ne sundu.
1988 - Türkiye'de ilk karaciğer nakli ameliyatı yapıldı. Ameliyatı, Ankara Hacettepe Üniversitesi'nden Prof.Dr. Mehmet Haberal gerçekleştirdi.
1988 - Cumhurbaşkanı Kenan Evren'in veto ettiği öğrenci affı yasası Meclis'te tekrar kabul edildi. Yasa, üniversitelerde türbana izin veriyordu.
1988 - Mısırlı Necip Mahfuz Nobel Edebiyat Ödülü'nü aldı.
1989 - Aliağa'da çevre şenliği yapıldı.
1993 - Güvenlik kuvvetleri Özgür Gündem gazetesinin İstanbul Kadırga'daki merkezini bastı ve tüm çalışanları gözaltına aldı.
1994 - Yaser Arafat, Shimon Perez ve Yitzhak Rabin Nobel Barış Ödülü'nü aldılar.
1994 - TBMM TV ( Meclis Tv) kuruldu.
2002 - Stanford Üniversitesi insan embriyosu klonlayacağını açıkladı.
2002 - Eski Amerikan Başkanı Jimmy Carter, 1970 lerde Orta Doğu'da sürdürdüğü diplomatik arabuluculuklarından dolayı Nobel Barış Ödülü'nü aldı.
2002 - Kuzey Kore`den gelen Scud füzeleri taşıyan bir gemi Umman denizinde İspanyol donanması tarafından durduruldu.
2002 - Bangladeş gözaltına aldığı iki Avrupalı gazeteciyi serbest bıraktı.
2003 - İranlı Shirin Ebadi, Nobel Barış Ödülü'nü alan ilk müslüman kadın oldu.
2005 - 10 Aralık Hareketi ilk toplantısını İstanbul Dedeman Oteli'nde gerçekleştirdi.
 
Arşiv
 
Süper Loto
08.12.2016 Tarihli Çekiliş Sonucu040619233854
 
On Numara
05.12.2016 Tarihli Çekiliş Sonucu06071115171923242931323440435154596166737677
 
Sayısal Loto
03.12.2016 Tarihli Çekiliş Sonucu242636434446
 
Şans Topu
07.12.2016 Tarihli Çekiliş Sonucu061017243004
 
 
Kurumsal

İçerik

Gündem

Siyaset

Teknoloji

Yukarı Çık