Memur zammı için ilk teklif!

Ana Sayfa » Medya Kritik » AKP, yeni bir darbe anayasası mı getirecek?

AKP, yeni bir darbe anayasası mı getirecek?

Bülent Serim'in Odatv'de çok önemli yazısı

 
19 Şubat 2016 Cuma 01:17 
Yorum YapYazdır
 
 
AKP, yeni bir darbe anayasası mı getirecek?

Anayasa Uzlaşma Komisyonu beklendiği gibi daha üçüncü toplantısında dağıldı. Komisyon’un dağılmasından sonra açıklama yapan AKP sözcüsü Ömer Çelik, “Süreç CHP tarafından sabote edilmiştir” dese de; CHP’nin başkanlık sisteminin gündeme alınmasına karşı çıkması üzerine, TBMM ve Komisyon Başkanı’nın, “Mutabakat olmadığı anlaşılıyor. Bu şekilde çalışmanın anlamı yok. Komisyon nihayete ermiştir” diyerek bir daha toplanmamak üzere Komisyon çalışmasına son verdiği kısa sürede ortaya çıkmıştır.

Böylece RTE/AKP’nin amacının, “darbe anayasası” diye niteledikleri anayasayı değiştirmek değil, “RTE tipi” başkancı sistemi anayasallaştırmak olduğu açık biçimde anlaşılmıştır.

Aslında RTE/AKP, “RTE tipi başkancı sistem” dayatması nedeniyle Komisyon’dan bir sonuç çıkmayacağını biliyordu. Bile bile komisyon oluşturmalarının nedeni, sürece meşruiyet kazandırma düşüncesiydi. Ne yazıktır ki, muhalefet bu oyuna geldi.

ÖN REFERANDUM ANAYASAYA AYKIRI

RTE/AKP’nin asıl amacını ise, Ömer Çelik aynı açıklamasında dile getirmiştir. Çelik, “Bu Meclis'in yeni Anayasa yapamayacağı ancak anayasayı yenileyebileceği şeklindeki bir şey, Meclis'in kurucu irade vasfına saldırıdır. TBMM'nin isterse son günü olsun, istediği anda yeni anayasa yapma yetkisine, hakkına sahiptir” demiştir.

Çelik’e göre, Anayasa’nın vermediği bir yetki “fiilen” AKP tarafından kullanılabilir.

Genel seçimlerle oluşan Meclis’in “kurucu iradeye” sahip olmadığı, ancak anayasanın verdiği yetki bağlamında değişiklik yapabileceği tüm anayasa hukuku kitaplarında yazılıdır. Dayanağını ve meşruiyetini anayasadan alan bir meclis anayasa dışı bir yetki kullanamaz. Anayasa’nın 6 ve 11. maddeleri buna engeldir. Kullanırsa bu anayasaya karşı darbe olur. Yeni anayasa denilen de gerçekte bir darbe anayasası olur.

Ama sanırız fiili durumun yarattığı hukuksuzluktan ve bunun doğurduğu sorumluluktan kurtulmak için RTE/AKP bu darbeyi göze almıştır.

Ne yazık ki biz de, bilincinde olmadan bu darbeye katkı vermeye çalışıyoruz. CHP milletvekili Aytun Çıray, Uğur Dündar’la yaptığı söyleşide; “İki aşamalı referandum yapılsın. Anayasa’nın hangi sisteme göre yazılması istediğini halkımıza soralım. Anayasa çıkan sonuca göre yazılsın” demiş (Sözcü, 10.02.2016) ve bunun için bir yasa önerisi hazırladığını belirtmiştir.

Bu öneri, iyi niyetle yapılmış bir yanlış yönlendirmeyi içermektedir. RTE/AKP’nin ekmeğine yağ sürmekten başka bir şey değildir. Ama bu formül Anayasa’ya aykırıdır.

Anayasamıza göre referandum, ancak Meclis’te yöntemince kabul edilen anayasa değişikliklerinin yürürlüğe girmesi bağlamında yapılabilir. (m.175)

Anayasa’da yapılacak değişikliğin ana başlıklar olarak önceden halka sorulması, bir yasayla öngörülse bile, Anayasa’nın yalnız yukarıda açıklanan kuralına değil, aynı zamanda 67. maddesine de aykırı olacaktır.

Çünkü 67. maddede, halkoylamasının “serbest, gizli ve genel oy” esaslarına göre yapılacağı yazılıdır. Anayasa değişikliğine yansıyacak sistem konusunda halkın görüşünün önceden belirlenmesi “gizli ve genel oy” ilkesine aykırıdır.

Ayrıca, çıkacak sonuç, anayasa değişikliğinin oylanması sırasında kimi seçmen üzerinde baskı oluşturacağından, ön referandumun “serbest oy” ilkesiyle de bağdaştırılmasına olanak yoktur.

AKP, MECLİS'TEN GEÇİREMEZSE BİLE REFERANDUMA GİDECEK

Ön referandumla ilgili anayasal durumu böylece ortaya koyduktan sonra gelelim asıl önemli bir konuya.

Meclis’teki çoğunluğa güvenmeyen RTE/AKP’nin, kendi kafalarındaki anayasal sisteme ilişkin metni, Meclis ne derse desin, halkoyuna sunarak yürürlüğe koyması şaşırtıcı olmayacaktır. Yani kanımızca RTE/AKP yeni anayasa konusunda da fiili durum yaratmaya hazırlanmaktadırlar.

Bilindiği gibi, Anayasa’ya göre, bir anayasa değişikliğinin kabul edilmesi için en az 330 milletvekilinin oyu gerekir. 330’dan az oy alan değişiklikler kabul edilmemiş sayılır. Meclis’te kabul edilmeyen metinler de Anayasa’ya göre halkoyuna sunulamaz.

RTE/AKP ise, 330’dan az oy alsa bile, kendi metinlerini referanduma götürme hazırlığı içindedir. AKP Milletvekili Mustafa Şentop bunun adımını şu sözlerle atmıştır: “Birkaç ilde ufak kaymalar olmasaydı, aynı oy oranıyla AK Parti 335-340 milletvekili çıkarabilirdi. Dolayısıyla 300’ün üzerindeki tüm tablo yeni anayasa açısından bir işarettir."

Yani demek istiyor ki, “Anayasa’nın Meclis’te aradığı nitelikli çoğunluğa gerek yoktur. Biz yüzde 49.6 oy aldığımıza göre yeni bir anayasa yapabiliriz.”

Bu düşünceye göre, AKP anayasa taslağı, Meclis’te kaç oyla kabul edilirse edilsin Cumhurbaşkanı’nca referanduma sunulup, yeterli oy çoğunluğuna ulaşılırsa yürürlüğe girmiş olacaktır.

MECLİS BY-PASS EDİLEBİLİR!

Anayasa ve hukuk dışı bu görüş giderek öylesine egemen olmaya başlamıştır ki, “Anayasa’nın millet iradesini sınırlayamayacağını, milletin, yeni anayasayı hiçbir sınırlama olmadan, kural tanımadan yapabileceğini” dillendirmeye başlamışlardır. Yani Meclis’ten geçirmeden, hazırladıkları metni doğrudan halkoyuna sunarak geçerli kılmak gibi bir düşünceleri bile vardır.

Cumhurbaşkanı Başdanışmanlarından Şeref Malkoç bu düşüncenin yolunu açmış; Ankara Birlik Vakfı’nca düzenlenen yeni anayasaya konulu konferansta, “DeGol bir anayasa hazırladı ve direk referanduma sundu. Buna kurucu referandum deniyor. Bu metotla da olabilir”diyerek, Meclis’i de devre dışı bırakacak darbeci anayasa yapımının ilk adımını atmıştır.

Başdanışman Malkoç halkoylamasını “kurucu referandum” olarak ilan etmiştir. “Kurucu referandum” kavramının salt kendi görüşlerini haklı göstermek için uydurulmuş bir kavram olduğunun altını çizmek gerekir.  

Başdanışman demek istemektedir ki, “Referandum öncesinin hiç önemi yoktur. AKP anayasa taslağının halkoyunca kabul edilmesi durumunda anayasa yürürlüğe girmiş olur.”

Bu görüş egemen olduğu içindir ki, Saray içi ve dışı dinamikler halka başkanlık sistemini, içeriğini gizleyerek anlatma yarışı içine girmişlerdir. Sivil toplum örgütlerine, yandaş basın-yayın organlarına, üniversitelere, muhtarlara, kamu görevlilerine, AKP’li belediyelere bu konuda gizli-açık talimatlar verilmiştir.

Bu görüşü savunanlar hiç kuşkusuz anayasal suç işlediklerini bilmekte, ama umursamamaktadırlar. Tıpkı parlamenter sistemi askıya alıp “fiili başkanlık” sistemini ilan edenler gibi.

Çünkü önlerinde fiili durumu anayasal statüye kavuşturup, sözümona meşrulaştırmaktan başka çare kalmamıştır.

Bir yararı olacağını umarak anımsatalım ki, anayasalar toplumsal sözleşmelerdir. Anayasa Mahkemesi eski Başkanı Yekta Güngör Özden’in vurguladığı gibi, bir arada yaşama andıdır. Devletin kurucu metinleridir. Toplumun bir arada huzurlu yaşaması için yapılacak anayasal düzenlemelere halkın büyük çoğunluğunun katılması gerekir.

Karmaşanın egemen olduğu dönemlerde anayasa yapılamaz. Anayasayı kabul edecek seçmen kitlesinin düzenlemeler konusunda bilgili ve doğuracağı sonuçlar yönünden bilinçli olmaları gerekir.

Bunun için düşünceyi açıklama ve basın özgürlüğü konusunda sorun/yasak/sınırlama bulunmamalıdır. Değişiklikler basın aracılığıyla toplumda enine boyuna tartışılmalıdır.

Türkiye yangın yerine dönmüştür. Böyle bir karmaşa ortamında anayasa yapmak yangından mal kaçırmaktır. Bunun sonucu karmaşaya karmaşa katılmış olur ve toplum bu yükü çekemez duruma gelir.

Ancak anayasaya karşı darbe yapmak, tam da karmaşanın egemen olduğu böyle ortamlarda olanaklıdır.

Bülent Serim

Odatv.com  

 
19 Şubat 2016 Cuma 01:17 
Yorum YapYazdır
 
(0 Yorum Yapıldı)Yorumlar
<p>Henüz kimse yorum yapmamış, ilk yorum yapan siz olun.</p>
 
Bu Kategorideki Diğer Haberler
 
 
Yazarlar
Yazarlar RSS Beslemesi
A. Şefik Mollamehmetoğlu
 
Attila Aşut
 
Nihat Genç
 
Türker Ertürk
 
Arslan Bulut
 
Mehmet Polat
 
Prof. Dr. Orhan Özgür
 
Ahmet Özer
 
Göksu Mollamehmetoğlu
 
Gülcan Özgür
 
Ömer Turan
 
Osman Cudi Yılmaz
 
Ömer Faruk Altuntaş
 
Prof. Dr. Burhan Çuhadaroğlu
 
Prof. Dr. Cavit Boz
 
Prof. Dr. Kemal Üçüncü
 
Hüseyin HAYDAR
 
Zekeriya Saka
 
Mehmet Kuvvet
 
Hasan Güneş
 
Erdal ÖZÇELİK
 
Serpil Satut Denizoğlu
 
Erdal Eksert
 
İnci Güngör
 
Kazım DEMİR
 
Coşkun ERUZ
 
Mehmet Akıncı
 
Ruhi  Türkyılmaz
 
İlyas Gümrükçü
 
Sami KOÇ
 
Ömer Asan
 
Prof. Dr. Örsan Öymen
 
Kadir ŞİŞGİNOĞLU
 
Mustafa Önsel
 
Son 24 Saat
Haberler RSS Beslemesi
 
Anket
Halkoylaması sonrası Türkiye'yi ne bekliyor?
1. Daha iyi bir gelecek
2. Daha kötü bir gelecek
3. Birşey değişmez
 
 
Gazete Manşetleri
 
 
Arşiv
 
Tarihte Bugün
1823 - Şili'de kölelik yasaklandı.
1866 - Tennessee, Amerikan İç Savaşı sonrasında birliğe tekrar kabul edilen ilk eyalet oldu.
1901 - Yazar O. Henry, zimmet suçundan Austin, Texas'ta üç yıl kaldığı hapishaneden iyi hal nedeniyle salıverildi.
1911 - III. Hiram Bingham, Machu Picchu'yu (İnka'ların kayıp şehri) yeniden keşfetti.
1915 - Şikago'da yolcu gemisi battı: 845 kişi öldü.
1923 - Günümüz Türkiye'sinin sınırlarının çizildiği Lozan Antlaşması imzalandı.
1931 - Pittsburgh'da (Pensilvanya) yaşlılar evinde çıkan yangında 48 kişi öldü.
1936 - İspanya hükümeti iç savaş nedeniyle dünyadan yardım istedi.
1943 - II. Dünya Savaşı: İngiliz ve Kanada uçakları geceleri, ABD uçakları gündüzleri Hamburg'u bombaladı. Kasım'da operasyon bittiğinde 9.000 ton patlayıcı kullanılmış, 30.000 den fazla insan ölmüş ve 280.000 bina yıkılmış olacaktı.
1950 - Gazeteciler Cemiyeti sansürün kaldırılışını Basın Bayramı ilan etti.
1952 - Merzifon ve Akşehir'de sel: 77 ev yıkıldı, 500 büyükbaş hayvan öldü, tarım alanları sular altında kaldı.
1955 - Ekrem Koçak 800 metrede Akdeniz Oyunları rekoru kırarak birinci oldu.
1958 - Türkiye'nin Kıbrıs'a asker gönderme önerisini İngiltere reddetti.
1959 - Irak'ta 1000 kadar Kerkük Türkmeni'nin katledildiği açıklandı.
1960 - Basın Ahlak Yasası imzalandı.
1963 - Sendikalar Kanunu ile Toplu İş Sözleşmesi, Grev ve Lokavt Kanunu çıktı.
1967 - 11 Mayıs'ta greve giden ve haklarını almak için Ankara'ya yürüyüşe geçen Manisalı 90 temizlik işçisi 930 kilometre kat ederek Ankara'ya vardı.
1967 - Dokunulmazlığı kaldırılan Türkiye İşçi Partisi İstanbul Milletvekili Çetin Altan iptali istemiyle Anayasa Mahkemesi'ne başvurdu.
1968 - Polisin İstanbul Teknik Üniversitesi Yurdu'nu bastığı sırada dövdüğü gençlerden Hukuk Fakültesi öğrencisi Vedat Demircioğlu sekiz gün komada kaldıktan sonra öldü.
1974 - Yunanistan'da yedi yıldır süren cunta yönetimi sona erdi; sürgündeki Konstantin Karamanlis hükümeti kurmak üzere geri döndü.
1977 - Dört gün süren Libya-Mısır savaşı sona erdi.
1985 - Yeşilköy Havaalanı'na, Atatürk Havalimanı adı verildi.
1986 - Kartal, İstanbul'da tren kazası: 9 ölü, 18 yaralı.
 
Namaz Vakitleri
 
  • İmsak02:54
  • Güneş05:02
  • Öğlen12:39
  • İkindi16:36
  • Akşam19:54
  • Yatsı21:44
 
Süper Loto
20.07.2017 Tarihli Çekiliş Sonucu020327515354
 
On Numara
17.07.2017 Tarihli Çekiliş Sonucu02060708141622232526273550515661656869737478
 
Sayısal Loto
22.07.2017 Tarihli Çekiliş Sonucu011314192930
 
Şans Topu
19.07.2017 Tarihli Çekiliş Sonucu082224283006
 
 
Kurumsal

İçerik

Gündem

Siyaset

Teknoloji

Yukarı Çık