Memur zammı için ilk teklif!

Ana Sayfa » Siyaset » AKP kurulurken Erbakan'ı tehdit etmişler

AKP kurulurken Erbakan'ı tehdit etmişler

Mehmet Bekaroğlu: “AKP kurulurken Bazı isimler geldi ve Hoca’yı neredeyse tehdit ettiler; 'şöyle yapmazsan şöyle' olur diye."

 
7 Ocak 2015 Çarşamba 12:38 
Yorum YapYazdır
 
 
AKP kurulurken Erbakan'ı tehdit etmişler

ski Refah Partili, CHP Genel Başkan Yardımcısı Mehmet Bekaroğlu, Tayyip Erdoğan ve Abdullah Gül liderliğinde partiden kopan “yenilikçiler”in AKP’yi kurduğu dönemde Milli Görüş hareketinin lideri Necmettin Erbakan’ın tehdit edildiğini söyledi. Bekaroğlu, “Bazı isimler geldi ve Hoca’yı neredeyse tehdit ettiler; “şöyle yapmazsan şöyle” olur diye. Yine bazı etkili çevrelerden yenilikçiler konusunda kendisine telkinler yapıldığını biliyorum” dedi.

Birgün Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Barış İnce’ye konuşan Bekaroğlu, “AKP kurucuları ‘içerideki vesayet güçlerini’ dışarıdaki güç odakları ile dengelemeye çalıştılar. Hatırlayın; yasaklı olduğu için milletvekili seçilemeyen ve gazetelerde ‘muhtar bile olamaz’ diye manşet atılan Tayyip Erdoğan, 2003 yılının başında, ABD Başkanı tarafında üst protokolle Beyaz Saray’da kabul edildi. Ne konuştular, hangi sözleri verdi (Bunları belki Zapsu biliyor, belki Ali Bayramoğlu, belki Doğu Ergil bilebilir) Erdoğan ve arkadaşları iktidar olmak istediler, bunun önündeki engeli de dünya güçleri ile anlaşarak, onların istediklerini yaparak, onlardan aldıkları destekle kaldırdılar” diye konuştu.

AKP’nin Amerika Birleşik Devletleri ile uyumlu bir politika izlediği herkesin malumu. Ancak ABD’li yetkililerle direkt görüşülüp bizzat onlar tarafından kurulduğuna dair anılar, anekdotlar saçıldı. Siz o dönem Fazilet (yenilikçi-gelenekçi) ayrılığının tanığısınız. Doğru olabilir mi anlatılanlar?

AKP’nin bizzat ABD tarafından kurulduğuna dair kimsenin elinde somut bir delil bulunduğunu sanmıyorum. Anılar ve anekdotlar, Erbakan Hoca’yı iktidardan indiren 28 Şubat müdahalesini ve RP-FP’nin kapatılmasının ABD tarafından desteklendiğine dairdir. Erbakan Hoca’nın birçok açıdan dünya sistemini (ve elbette ABD’yi) rahatsız ettiği malum. O dönem için de Refah Partisi’ne alternatif olabilecek bir parti yoktu; alternatifi kendi içinden çıkartıldı.

Nasıl yapıldı bu?

Önce Refah tabanı korkutuldu, sonra da içlerinden çıkan “ılımlılar” desteklendi. Bunun için fazla delil aramaya gerek yok; olup bitenlerle ilgili Batı basınında yazılanlara bakmak bile yeterli.

O dönemki ayrılıkta direkt bir dış müdahale hissettiniz mi?

Hissettiklerim bir yana Erbakan Hoca’nın yanındaydım ve bazı olaylara şahit oldum, şahit olmadığım bazı olayları da Hoca’dan dinledim.

Ne gibi olaylar?

Bazı isimler geldi ve Hoca’yı neredeyse tehdit ettiler; “şöyle yapmazsan şöyle” olur diye. Yine bazı etkili çevrelerden yenilikçiler konusunda kendisine telkinler yapıldığını biliyorum. Fazilet Partisi davası Anayasa Mahkemesi’nde görülürken yenilikçi kanadın göklere çıkartıldığı; Batılı ülkelerin temsilcilerinin kapılarından ayrılmadığı bilinen bir şey. Hoca ve çevresindeki bizler; her şeyin sorumlusu, tehlikeli yaratıklar ilan edilirken Erdoğan ve Gül baş tacı ediliyordu.
ABD ile yapılan görüşmeleri Cüneyt Zapsu’nun yürüttüğü söyleniyor. Sizin böyle bir bilginiz var mı?

Sadece Zapsu değil; birçok insan ABD yetkilileri ile AKP kurucuları arasında “kolaylaştırıcı” görevini gördü; iş çevrelerinden, akademisyen ve gazeteci taifesinden birçok insan.

AKP’yi kuran kadrolar sizin de eskiden tanıdığınız isimler. Bu isimler CIA ve benzeri güçlerin etkisine bu kadar kolay girebilecek yapıda tipler miydi?

CIA’in etkisini bilmem. Bence şöyle oldu; AKP kurucuları “içerideki vesayet güçlerini” dışarıdaki güç odakları ile dengelemeye çalıştılar. Hatırlayın; yasaklı olduğu için milletvekili seçilemeyen ve gazetelerde “muhtar bile olamaz” diye manşet atılan Tayyip Erdoğan, 2003 yılının başında, ABD Başkanı tarafında üst protokolle Beyaz Saray’da kabul edildi. Ne konuştular, hangi sözleri verdi (Bunları belki Zapsu biliyor, belki Ali Bayramoğlu, belki Doğu Ergil bilebilir) Erdoğan ve arkadaşları iktidar olmak istediler, bunun önündeki engeli de dünya güçleri ile anlaşarak, onların istediklerini yaparak, onlardan aldıkları destekle kaldırdılar.

Bu tarz görüşme-ilişki biçimleri nasıl mümkün olabiliyor?

CIA’yı, MOSSAD’ı bilmem. Ama kanallar vardır…

Birileri haber mi gönderiyor bu kanallara bu konuda bir fikriniz var mı?

Türkiye’den bazı isimler, işadamları, siyasetçiler, akademisyenler, gazeteciler, bunlar sık sık ABD’ye gidip gelirler, Türkiye’de ABD temsilciliklerinden çıkmazlar, kabullerde başköşededirler. Aynı şekilde ABD’deki araştırma kuruluşlarından insanlar gelir, açık kapalı toplantılarda bunlar konuşulur, keza ABD’nin misyon şefleri de bu işleri yapar. Bana sordunuz diye söylüyorum yoksa Ankara’da herkes bunları bilir.

Siyasetin Sonu adlı kitabınızda FP’nin malum kongresini anlatırken MÜSİAD üyelerinin yenilikçileri coşkuyla alkışladığını yani İslamcı sermayenin tavrını belli ettiğini yazdınız. Küresel güçlerle/ABD ile uyumlu bir iktidar alternatifini mi seçtiler?

Evet; MÜSİAD, Anadolu sermayesi diye bilinen, iş dünyasında o dönem yeni yeni palazlanan çevreler Erbakan’a rahatsızdı. Bunlar hem Erbakan’ın Batı ve yerleşik iktidarla kavgalı olması hem de uyguladığı ekonomik politikalardan rahatsızdı. AKP’nin kurulmasında bu yeni zenginlerin önemli bir etkisi oldu. Türkiye ve Türkiye gibi ülkelerde hâlâ zenginlikler devlet eliyle dağıtılır, devlet hala birikim/paylaşım aracıdır. Dönemin merkez sermayesi, Anadolu sermayesini dışlıyordu, onların devlet eliyle dağıtılandan pay almasını önlüyordu. 28 Şubat biraz da bu kavganın bir yansımasıydı. Bakın şimdi bu çevreler, birçok aracı kullanarak ama en çok kent rantları üzerinden önemli sermaye birikimleri yaptılar.

Eski Milli Görüş kökenli arkadaşlarınızın bu görüşmelerle ilgili fikri nedir? Onlar inanıyor mu böyle bir şeyin olabileceğine? Kamalak da doğruladığına göre kendilerinin de bir bilgisi olmalı.

Sayın Kamalak bazı şeyleri elbette biliyordur. Aslında o dönem; Hoca’nın yanında kalan Milli Görüşçüler; bölünmeyi hep ABD ve İsrail oyunu olarak gördü. Sadece Milli Görüşçüler değil; şimdi TRT ve diğer AKP medyasında önemli yerlere sahip olan bazı insanlar bunları yazdı. Mesela; Nasuhi Güngör’ün, sanırım adı “Yenilikçi Hareket” olan bir kitabı var, bu kitapta AKP’nin nasıl ABD projesi olduğunu anlatır.

Erdoğan şu an küresel güçlerden farklı bir politika mı izliyor da bu görüşmeler ortalığa saçıldı?

Bazı konularda; mesela Suriye ve Mısır’da ters düştüler gibi görünüyor. Ama esasen tam olarak böyle değil. AKP, dünya ekonomik sistemini rahatsız edecek farklı bir ekonomik politika uygulamıyor. Ayrıntılarda sıkıntılar olabilir. Böyle olunca da karşılıklı şantajlar, gözdağı vermeler oluyor, hepsi o kadar. Bu yeni durum, yani dünya sistemi ile sorunlar var görüntüsü, iç politika argümanı olarak AKP’nin işine geliyor. Sonra ortalığa bir şeyin saçıldığı yok; Cemaat-Hükümet kavgası dolayısıyla, Cemaat çevreleri daha önce yazılıp çizilen, bilinen şeyleri yeniden gündeme getiriyorlar, hepsi bu.

 
7 Ocak 2015 Çarşamba 12:38 
Yorum YapYazdır
 
(0 Yorum Yapıldı)Yorumlar
<p>Henüz kimse yorum yapmamış, ilk yorum yapan siz olun.</p>
 
Bu Kategorideki Diğer Haberler
 
 
Yazarlar
Yazarlar RSS Beslemesi
A. Şefik Mollamehmetoğlu
 
Attila Aşut
 
Nihat Genç
 
Türker Ertürk
 
Arslan Bulut
 
Mehmet Polat
 
Prof. Dr. Orhan Özgür
 
Ahmet Özer
 
Göksu Mollamehmetoğlu
 
Gülcan Özgür
 
Ömer Turan
 
Osman Cudi Yılmaz
 
Ömer Faruk Altuntaş
 
Prof. Dr. Burhan Çuhadaroğlu
 
Prof. Dr. Cavit Boz
 
Prof. Dr. Kemal Üçüncü
 
Hüseyin HAYDAR
 
Zekeriya Saka
 
Mehmet Kuvvet
 
Hasan Güneş
 
Erdal ÖZÇELİK
 
Serpil Satut Denizoğlu
 
Erdal Eksert
 
İnci Güngör
 
Kazım DEMİR
 
Coşkun ERUZ
 
Mehmet Akıncı
 
Ruhi  Türkyılmaz
 
İlyas Gümrükçü
 
Sami KOÇ
 
Ömer Asan
 
Prof. Dr. Örsan Öymen
 
Kadir ŞİŞGİNOĞLU
 
Mustafa Önsel
 
Son 24 Saat
Haberler RSS Beslemesi
 
Anket
Halkoylaması sonrası Türkiye'yi ne bekliyor?
1. Daha iyi bir gelecek
2. Daha kötü bir gelecek
3. Birşey değişmez
 
 
Gazete Manşetleri
 
 
Arşiv
 
Tarihte Bugün
1795 - Galata Kulesi'nin ahşap kubbesi yandı.
1814 - George Stephenson'ın yaptığı lokomotif çalıştı.
1909 - Louis Blériot'nun uçağı ile ilk kez Manş denizi aştı.
1920 - Yunanistan, Edirne başta olmak üzere bütün Doğu Trakya'yı işgal etti.
1931 - Cumhuriyet döneminin ilk basın yasası olan Matbuat Kanunu kabul edildi.
1933 - Lev Troçki sığınmacı olarak Fransa'ya gitti.
1934 - Avusturya başbakanı Engelbert Dollfuss ülkesindeki Naziler tarafından Viyana'da öldürüldü.
1936 - Adolf Hitler İtalya'nın Habeşistan'ı ilhakını tanıdı.
1943 - Benito Mussolini'nin iktidardan düşürülmesiyle faşizm İtalya'da yasadışı ilan edildi.
1950 - Bakanlar Kurulu Kore'ye 4500 kişilik bir askeri birlik göndermeye karar verdi.
1951 - Atatürk Kanunu Meclis'te kabul edildi. Amaç, Atatürk devrimlerini korumak, Atatürk heykel ve anıtlarına saldırıların önüne geçmek.
1951 - Türk şair Nazım Hikmet'in Bakanlar Kurulu tarafından Türk vatandaşlığından çıkarılmasına karar verildi
1957 - Bursa'da askeri uçak düştü: 15 ölü, 19 yaralı.
1958 - Sovyetler Birliği Türkiye'ye nota verdi: "Türkiye'nin Irak'a girmesi kötü sonuçlar doğurur."
1959 - Türkiye Kerkük Türkmenleri için Irak'tan teminat istedi.
1967 - Anayasa Mahkemesi sosyalizmin Anayasa'ya aykırı olmadığına karar verdi.
1968 - İstanbul'da polis öğrencilere müdahale etti; 30 öğrenci ve 20 polis yaralı.
1973 - Türkiye Barolar Birliği Genel Başkanı Profesör Faruk Erem Üniversite özerkliğinin gasp edildiği gerekçesiyle öğretim üyeliğinden istifa etti.
1975 - Türkiye İncirlik dışındaki bütün Amerikan üslerine el koydu.
1978 - Dünyanın ilk tüp bebeği Louise Brown doğdu.
1981 - DİSK İlerici Deri-İş Sendikası Genel Başkanı Kenan Budak İstanbul Yedikule'de polisler tarafından vurularak öldürüldü.
1984 - Salyut 7 kozmonotu Svetlana Savitskaya, uzayda yürüyen ilk kadın ünvanını aldı.
1992 - Kürdistan Demokrat Partisi lideri Mesut Barzani ve Kürdistan Yurtseverler Birliği lideri Celal Talabani'ye diplomatik Türk pasaportu verildiği açıklandı.
1992 - Türkiye'de Atatürk Barajı'nın iki ünitesi açıldı.
1994 - Ürdün Kralı Hüseyin ile İsrail Başbakanı İzak Rabin savaş durumunu sona erdiren deklarasyonu imzaladılar.
2000 - Concorde uçağı Paris'ten kalkıştan kısa bir süre sonra düştü; 100 yolcu ve 9 mürettebattan kurtulan olmadı.
2009 - Kürdistan (Irak)ta Parlemento ve bölge başkanlık seçimleri yapıldı.
 
Namaz Vakitleri
 
  • İmsak02:55
  • Güneş05:03
  • Öğlen12:39
  • İkindi16:36
  • Akşam19:53
  • Yatsı21:43
 
Süper Loto
20.07.2017 Tarihli Çekiliş Sonucu020327515354
 
On Numara
24.07.2017 Tarihli Çekiliş Sonucu07080911121314171924293133364447515356667278
 
Sayısal Loto
22.07.2017 Tarihli Çekiliş Sonucu011314192930
 
Şans Topu
19.07.2017 Tarihli Çekiliş Sonucu082224283006
 
 
Kurumsal

İçerik

Gündem

Siyaset

Teknoloji

Yukarı Çık