Kılıçdaroğlu'ndan çok önemli açıklamalar

Ana Sayfa » Spor » Adnan Sungur'dan Trabzonspor ve Trabzon medyası

Adnan Sungur'dan Trabzonspor ve Trabzon medyası

Kuzey Ekspres gazetesi yazarı Adnan Sungur, Trabzonspor'u ve Trabzon medyasını yazdı. İşte o yazı:

 
31 Temmuz 2014 Perşembe 14:30 
Yorum YapYazdır
 
 
Adnan Sungur'dan Trabzonspor ve Trabzon medyası

Trabzonspor Başkanı İbrahim Hacıosmanoğlu konuşunca mangalda kül bırakmaz… En önemli özelliği budur. Kulüp yönetiminin ne demek olduğu konusunda zerre bilgisiz olması ne yazık ki, bu süreç içinde Bordo-Mavililerin rotasını kaybetmiş bir gemi gibi azgın dalgalı denizde bir o yana, bir bu yana yattığına tanıklık ediyoruz. Yazılarımızla, sözlerimizle geminin batmaması için çırpınıyoruz ama hiçbir işe yaramadığını da çaresizlik içinde görüyoruz.

Hani bir söz vardır; ‘Bekara eş boşamak kolaydır’ diye… Aslında bu söz bir elbise gibi en güzel Başkanın üzerine oturuyor!... Çünkü görevde değilken, Trabzonspor’un nasıl da yönetilmesi gerektiğini, ne güzel anlatıp duruyordu. Kupanın nasıl alınacağını, istikrarın ne şekilde sağlanacağını, büyük kulüplerle savaşın verilme biçimini ve muzaffer bir kulüp olarak bu savaştan galip ayrılmanın yollarını tek tek sıralıyordu. Hele TFF’nin ve onun kurullarıyla hakemlerin nasıl da dize getirileceğini öyle ballandıra ballandıra anlatıyordu ki, dinleyenin ağzının suyu akıyordu(!)

Ya transfer politikası!... O konuda üzerine hiç kimseyi tanımazdı. Bir günde en zor transferler ne kadar da basit bir şekilde bitirilirdi, Sayın Hacıosmanoğlu’nun dudakları arasından süzülen sözlerle!... Ama kazın ayağının hiç de öyle olmadığını geride bıraktığımız 1 yılı aşkın sürede yaşayarak gördük!

İstikrar evlere şenlik… Bir tek gün krizin olmadığı bir Trabzonspor’u yaşayamadık.

Camianın bütünleşmesi bir yana paramparça edilişine şahitlik ettik, ediyoruz!

TFF ve kurullarıyla birlikle, hakemler tarafından adeta doğrandı Trabzonspor ancak hamasi nutukların ötesinde en küçük bir çözümün hayata geçtiğini göremedik. Trabzonspor’un anasından emdiği süt kadar hakkı olan kupayı almaya sıra geldiğinde nal topladı İbrahim Bey başkanlığındaki yönetim… Hala daha Aziz Yıldırım ve Fenerbahçe’ye saldırmakta çözümü buluyor, oysa kupa Başbakan’da… Kupayı ya ondan almak için savaş ilan edeceksin, ya da susup köşeye kaderine razı olacaksın! Ancak Başkan toplumu kandırma yolunu seçmiş ve o yolda yürümeye devam ediyor.

ÇÖZÜM MERCİİ CAMİA!

Kupa, birlik, istikrar, lobi gerçekten çok önemli ama bir spor kulübü için en önemli faaliyet kuşkusuz transferdir. Doğru hamleler bir kulübü hem ekonomik, hem sonuçlar açısından, hem de prestij olarak zirveye çıkarabileceği gibi batağa da sürükler. Yıllardır yaşanan sıkıntı da bu… Ne yazık ki transferin hangi kriterlere göre, nasıl yapılması gerektiğini bilmeyen yönetimler hep iş başında oldu ve Trabzonspor ekonomisi içinden çıkılmaz bir noktaya geldi. Sahada işler kötü gitti, prestiji yerlerde süründü.

Şimdi de aynı tabloyu yaşamaya devam ediyoruz. Alınan ya da ismi geçen oyunculara bakıyoruz gerçekten skandal… Trabzonspor ne Gençlerbirliği gibi, küme düşmüş takımların ismi cilalatılmış oyuncularıyla, ne de Fenerbahçe gibi 10 milyon dolarlar vererek ismi yıldız eskisine çıkmış oyuncularla sorununu çözebilir. Trabzonspor önce üretecek, ürettikleri yetmezse, nokta atışı yapacak. Bu nokta atışını da, Avrupa’nın büyük kulüplerinde oynamış, fiyatı yüksek, verimi düşük olacak oyunculardan değil, Şota, Szmkowiak, Yattara, Marco Aurelio gibi isimlerden seçecek. Fiyatı düşük ama verimi yüksek olacak. Yararlanabildiği kadar yararlanacak, sonra piyasası oluştuğunda satacak. Bu döngü devam edecek.

Sistem buna göre işleyecek.

Her teknik adama, her başkana, her CEO’ya göre değişim göstermeyecek. Anlık hevesler transferi yönetmeyecek. Bilimsel veriler kulübün çözümü olacak.

Ve gelinen noktada, Trabzonspor okyanusta kasırgaya tutulmuş ve rotasını kaybetmiş bir gemi gibi bir sağa, bir sola sallanıyor. Ha devrildi, ha devrilecek! Peki buna kim ‘dur’ diyecek?

Biz ancak yazıp konuşabiliriz! Asıl görev ise camiaya düşüyor. Taraftarı, eski başkanları, yöneticileri, politikacıları, iş adamları, kurullarıyla birlikte bu camiaya… Eğer onlar kış uykusundaysa yapacak bir şey de kalmıyor.

Dua etmekten başka!...


***

HALİLHODZİC BU İŞTE!...

Vahid Halilhodzic ismi Trabzonspor ile anılmaya başlandığı günden itibaren gelişine karşı çıktım. Çünkü onu Bordo-Mavili takımı çalıştırdığı 10 aylık macerasında çok iyi analiz ettiğimi düşünüyordum.  Burnundan kıl aldırmayan, en küçük başarısızlıkta oyuncuyu toplumun önüne atan, sürekli talepte bulunan, adeta ilkokul öğrencilerine alfabeyi öğretircesine yaptırdığı idmanlarla, geçmiş teknik direktörleri aşağılar tavırlar takınan bir tavır içinde olduğunu göstermişti. İstekleri hiç bitmezdi. Yeni sezon için talep ettiği transferler, Avrupa’nın dev bütçeli kulüplerine göreydi.

Bunların hiçbiri de ne Türk futboluna, ne de Trabzonspor’a uyardı. Ama toplumumuz ve medyamızın büyük bölümü balık bellekli olduğu için o günleri çabuk unutmuştur. Aynı gölde ikinci kez yıkanmalarına rağmen, onun hakkında hiçbir bilgi sahibi değillermiş gibi hareket etmiştir. Tavır almamış, güçlü bir karşı çıkış göstermemiştir. Yazık ki bu balık bellekler yüzünden bedeli de Bordo-Mavili kulüp ödeyecektir.

Ve o günlerde yönetimden istifa eden İbrahim Hacıosmanoğlu ve Genel Müdürlükten alınan Burak Gürdal, Halilhodzic ile ilişkilerini geliştirdiği, hatta birlikte yönetimi ve Trabzonspor’u çekiştirdikleri için dostlukları pekişmişti. Bu ikili sanıyorlardı ki, kendileri görevde olduklarında Boşnak Teknik Adam farklı bir kimlik sergileyecekti.

Daha ilk günden yanıldıklarını görmüş olmalılar…

Lokomotif Taşkent maçından sonra, takımın tüm oyuncularını aşağılayıp, yapılan onca transferi çöpe atan Halilhodzic bir de 9-10 futbolcu isteyince aslında hem İbrahim Hacıosmanoğlu’na, hem de CEO Burak Gürdal’ı büyük darbe vurdu. Bu çok önemli değil aslında… Asıl önemli olan onun bu söylemlerinin Trabzonspor’un kasasından bundan sonra ne kadar paranın çıkacağına dönük endişemizdir. Halilhodzic’in talep ettiği oyuncuların alınması demek, iflas aşamasında olan Trabzonspor’un teslim bayrağı çekmesi anlamına gelir. Bu oyuncular alınmazsa da Başkan ve CEO hedeftir.

Onlar, Hami Mandıralı’ya tuzak kurarken, kazdıkları kuyuya düşmüşlerdir. Umarım Trabzonspor’u da o kuyunun içine çekmezler!

***

AĞIR İTHAM VE SESSİZLİK!

Yaklaşık 10 gün önce Trabzonspor başkanı İbrahim Hacıosmanoğlu, yönetimini de hiçe sayarak Kuzey Ekspres ve Günebakış Gazetelerine tesislere giriş yasağı getirdi. Sanki o tesisler babasının çiftliğiymiş gibi hareket etti. Bunu çok da umursamıyorum. O karar, başkanın aslında ne kadar sığ düşüncelerin adamı olduğunu gösteren küçük bir ayrıntıydı…

Ama sonrasında resmi siteden yaptığı duyuru yenilir yutulur gibi değildi. İHO, tüm gazete ve sitelerin Sadri Şener döneminde kulüpten aldığı ilanların parasal boyutunu yayınladı. Kendi dönemlerinde ise ilan verilmediğini beyan etti. Gerçi yalan yanlış bilgiler aktardı ama bu zaten başkanın tarzıydı. Sonuç olarak İHO demek istedi ki, “Bu gazetelerin ve sitelerin ilanlarını kestiğimiz için eleştiri getiriyorlar. Yoksa biz her şeyi doğru yapıyoruz.” Ancak işin ilginç yanı, yayınlanan rakamlara bakıldığında, en çok ilan parası alan gazete veya sitelere tesislere giriş yasağı konmamıştı.

‘Nasıl olur?’ demeyin, İbrahim Bey, kendi kazdığı kuyuya düştüğünün bile farkında olamayacak kadar sığ düşünce sahibi olduğunu bu duyuru ile de göstermiş oldu. Başkana sormak istiyorum; ‘Madem ilanları kesildiği için sizin aleyhinize yazıyorlar, o halde Sadri Şener döneminde ilan geliri olarak en çok parayı alanlar neden sizi eleştirmemiş ve yasaklı duruma düşmemiş?’

Şunu biliyorum ki amacınız üzüm yemek değil bağcı dövmek…

Gelelim asıl meseleye… İHO bu ithamla birlikte tüm Trabzon medyasını töhmet altında bırakıyor, “Trabzon basını para karşılığı her türlü ahlaksızlığı yapar’ demeye getiriyor ama basın camiasını temsil eden çatı örgütlerinden toplu bir tepki gelmiyor. Hatta, hem Trabzon Gazeteciler Cemiyeti yöneticisine, hem TSYD Trabzon Şube Başkanı’na, ‘Bu ağır bir ithamdır ve asla sindirilemez. Konuşun tüm gazete, TV ve Haber Sitesi yöneticileriyle, bir araya gelin ortak bir açıklamayla, medyayı aşağılayan bu tavra karşı bir duruş sergileyin’ diye de öneri getirdim ama ben dedim ben işittim.

Demek ki, hem yasaklanmayı, hem de, para karşılığı işler yaptığımıza dair ortaya konulan tavrı hak ediyoruz.

Yazıklar olsun bize…

Yazıklar olsun, okur ve mahkemeler dışında hiç kimseye hesap vermemesi gereken gazetecinin, düştüğü aciz duruma…

Düşenler ve düşürenler utansın!...

 
31 Temmuz 2014 Perşembe 14:30 
Yorum YapYazdır
 
(0 Yorum Yapıldı)Yorumlar
<p>Henüz kimse yorum yapmamış, ilk yorum yapan siz olun.</p>
 
Bu Kategorideki Diğer Haberler
 
 
 
Son 24 Saat
Haberler RSS Beslemesi
 
 
Anket
Halkoylaması sonrası Türkiye'yi ne bekliyor?
1. Daha iyi bir gelecek
2. Daha kötü bir gelecek
3. Birşey değişmez
 
Yazarlar
Yazarlar RSS Beslemesi
A. Şefik Mollamehmetoğlu
 
Attila Aşut
 
Nihat Genç
 
Türker Ertürk
 
Arslan Bulut
 
Mehmet Polat
 
Prof. Dr. Orhan Özgür
 
Ahmet Özer
 
Göksu Mollamehmetoğlu
 
Gülcan Özgür
 
Ömer Turan
 
Osman Cudi Yılmaz
 
Ömer Faruk Altuntaş
 
Prof. Dr. Burhan Çuhadaroğlu
 
Prof. Dr. Cavit Boz
 
Prof. Dr. Kemal Üçüncü
 
Hüseyin HAYDAR
 
Zekeriya Saka
 
Mehmet Kuvvet
 
Hasan Güneş
 
Erdal ÖZÇELİK
 
Serpil Satut Denizoğlu
 
Erdal Eksert
 
İnci Güngör
 
Kazım DEMİR
 
Coşkun ERUZ
 
Mehmet Akıncı
 
Ruhi  Türkyılmaz
 
İlyas Gümrükçü
 
Sami KOÇ
 
Ömer Asan
 
Prof. Dr. Örsan Öymen
 
Kadir ŞİŞGİNOĞLU
 
Mustafa Önsel
 
Gazete Manşetleri
 
 
Lig Puan Durumu
 
Takımlar
O
G
B
M
P
1
2
3
4
5
6
7
8
9
10
11
12
13
14
15
16
17
18
 
Şampiyonlar Ligi
 
UEFA Avrupa Ligi
 
Alt Lig
 
 
Arşiv
 
Tarihte Bugün
1795 - Fransa'da kadınların toplantılara katılması yasaklandı.
1904 - FIFA'nın Paris'te kurulması.
1919 - İzmir'in İtilaf Devletleri tarafından işgalini protesto için Sultanahmet Mitingi yapıldı, mitinge 200 bin kişi katıldı.
1928 - Türk Vatandaşlığı Kanunu kabul edildi, tekke ve zaviyeler kapatıldı.
1938 - İstanbul Elektrik Şirketinin hükümetçe satın alınmasına ilişkin sözleşme Ankara'da imzalandı.
1945 - Nazi liderlerinden Himmler, müttefiklerin eline geçmemek için siyanür kapsülüyle intihar etti.
1949 - Sovyet lideri Josef Stalin, Berlin ablukasını kaldırdı ve II. Dünya Savaşı sonrası ikiye bölünen Almanya'nın batısında federal cumhuriyet ilan edildi.
1960 - İsrail ajanları, 6 milyon Yahudinin ölümünden sorumlu tutulan Adolf Eichmann'ı Arjantin'de ele geçirdi. Eichmann yargılanmak üzere İsrail'e götürüldü.
1965 - Adalet Partisi Antalya Milletvekili İhsan Ataöv, "milliyetçi öğretmenler ayaklandığı gün içim müsterih olacaktır. Ölenler şehit, kalanlar gazi sayılacaktır" dedi.
1971 - İstanbul'da sokağa çıkma yasağı kondu. 25 bin asker ve polis kentte arama yaptı.
1978 - İmralı Cezaevi'nden kaçan ABD'li Billy Hayes'in yazdığı roman 'Geceyarısı Ekspresi' adıyla sinemaya aktarıldı. Türkiye, filmi protesto etti.
1992 - İstanbul'a 117 yıl hizmet eden Galata Köprüsü yerinden sökülerek Haliç'e çekildi.
2002 - Ankara'nın en eski ve en büyük sinemalarından Akün, 1975 yılında Ertem Eğilmez'in unutulmaz filmi 'Hababam Sınıfı' ile açtığı perdelerini, yine aynı filmle bir daha açılmamak üzere kapattı.
2006 - Türk-Yunan F-16 uçakları çarpıştı.
 
Namaz Vakitleri
 
  • İmsak02:39
  • Güneş04:49
  • Öğlen12:29
  • İkindi16:27
  • Akşam19:47
  • Yatsı21:41
 
Süper Loto
18.05.2017 Tarihli Çekiliş Sonucu050611154147
 
On Numara
22.05.2017 Tarihli Çekiliş Sonucu02030809101314192125303241475053546466737879
 
Sayısal Loto
20.05.2017 Tarihli Çekiliş Sonucu091128293337
 
Şans Topu
17.05.2017 Tarihli Çekiliş Sonucu050609101401
 
 
Kurumsal

İçerik

Gündem

Siyaset

Teknoloji

Yukarı Çık