Trabzonspor Başkanı Mali Kongre'de ne dedi?

Ana Sayfa » Spor » Adnan Sungur'dan çok konuşulacak yazı

Adnan Sungur'dan çok konuşulacak yazı

Kuzey Ekspres yazarı Adnan Sungur, Trabzonspor Başkanı İbrahim Hacıosmanoğlu ve Teknik Direktör Vahid Halilhodzic üzerine bir yazı kaleme aldı. İşte o yazı:

 
9 Ağustos 2014 Cumartesi 16:41 
Yorum YapYazdır
 
 
Adnan Sungur'dan çok konuşulacak yazı

 

BUNUN ADI CİNNET!

 

 

İbrahim Hacıosmanoğlu başkanlığındaki yönetim, henüz teknik direktörüyle resmi imza atmadan önce çok sayıda transfer yaptı. Deniz, Serdar, Turgut Doğan, Anıl, Gökhan, Ferhat ve daha birçok ismi kadrosuna kattı. Bu isimlerin de Vahid Halilhodzic’in bilgisi dahilinde ve ‘olur’u ile alındığını dile getirdiler. Sonra Halilhodzic geldi. Çalışmalar başladı. Daha ilk hazırlık maçın teri kurumadan, “Bu takıma 9-10 transfer gerekir’ dedi herkesi şok etti. Son hazırlık maçından sonra ise çılgın gibiydi ve, ‘5’i yerli, 5’i yabancı 10 transfer ya yapılır, ya da çeker giderim’ dedi, kestirip attı. Ve yönetim çılgınlığın da ötesinde öyle bir piyasaya girdi ki hani, ‘Gömü mü buldular?’ ‘hazine mi ele geçirdiler?’ diye sormadan edemiyor insan…

Öncelikli transferleri değerlendirmekte yarar var. Bir kere ilk etapta alınan futbolculardan sadece Deniz Yılmaz ve Turgut Doğan Şahin, Trabzonspor’un kaliteli bir kadrosunda alternatif isimler olabilirlerdi. Diğerlerinin yerine zaten 1461 Trabzon’dan gelen isimler vardı. Yeni masrafa gerek yoktu. Sonra alınanlar ise hem daha pahalı, hem de daha çok ses getiren nitelikteydi. Ama onların getirdiği ses, sahaya ne kadar yansıyacak, burası meçhul…

Yıldız oyuncu transferlerini çokça yaşadık, gördük. Önce büyük heyecan, coşku, sonrası ‘tısss’ ve hüsran, bir de ekonomik büyük kayıp olarak Trabzonspor’a geri döndü. Hiçbirinin faturasını alanlar ödemedi. Hep kulüp cefayı çekti. Zaten bugün 300 milyon liraya yaklaşan borcunun sebebi de budur…

 

TÜMÜ DE SORU İŞARETİ

Gelelim yeni transferlere…

Cardozo ismi büyük ama üretebilecekleri tartışılacak bir oyuncu bana göre… Futbol hayatında topu topu Benfica’da oynayabilmiş, en iyi günlerinde bile Avrupa’nın önemli kulüpleri tarafından istenmemiş bir golcü… Son yılı verimsiz ve sakatlıklarla geçmiş. Bu oyuncunun, zayıf Portekiz Ligi’nde ve kupasında attığı gollere bakınca, ‘süper’ dersiniz ama Şampiyonlar Ligi ve Milli takımdaki performans bilgileri hiç de iç açıcı değil ve bence verilen paranın karşılığı olmayacak. Keşke belki daha pahalı ama genç, dinamik ve golcü bir isim alınsaydı. En azından katkı sağladıktan sonra satışından bir gelir elde edebilirdiniz. Üç sezon oynayan ve son yılında biraz verimli olan Henrique buna en iyi örnektir bence…

Constant, Milan patentli bir oyuncu… Henüz 27 yaşında ve iki sezonda Milan’da 57 maça çıkmış. Sol bek, sol kanat ve orta alanda oynayabiliyor. Peki böyle bir oyuncunun 2,5 milyon Euro gibi bir rakama satılması kafa karışıklığına neden olmaz mı? Benim kafam karıştı. Böyle henüz yaşlı sıfatı yememiş, Milan gibi marka bir kulüpte oynayan bir futbolcuyu, Avrupa’nın orta karar hiçbir kulübü Trabzonspor’a 2,5 milyon Euro’ya bırakmaz. Bakacağız ve göreceğiz. Bana göre bazı defoları vardır ve umarım ben yanılırı.

Medjani ve Belkalem’i konuşmaya bile gerek yok. Göreceksiniz ki bu isimler Halilhodzic kontenjanının balonları olarak tarihe geçecektir. Bu iki isim de hem istikrarsız, hem de verimsiz olarak biliniyorlar. Kaldı ki iki yabancı stoper lüksün de ötesinde… Yazık olacak Mustafa Yumlu ve Caner’e…

İshak Doğan, 24 yaşına gitmesine karşın, gerçek bir çıkış yakalayamayan orta karar bir sol bek… Savunma zaafları olan bir oyuncu ve kesinlikle kendisi için ödenen bonservis bedelini etmeyecek bir oyuncu… Musa Nizam da, ancak alternatif olabilecek bir isim. Keza, Sefa Yılmaz da, öyle üst seviye bir futbolcu değil… Serdar Gürler ve Turgut Doğan gibi iki vasat oyuncunun bile, Sefa’nın üzerinde olduğunu düşünüyorum. Kaldı ki, bu iki isim de pek bir varlık gösteremedi.

 

ÇILGINLIK HAFİF KALIR

Ve yerli yabancı daha birçok isim gündemde… Sanırım maceraperest yönetim bunların da birçoğunu transfer edecektir ve topluma şirin gözükecektir. Trabzonspor yönetiminin transfere böylesine delice dalmasının anlamı açıktır. Çobanlık yaparken kurduğu, Trabzonspor başkanlığı hayaline kavuşan İbrahim Hacıosmanoğlu, rüyasında görse şok geçireceği o koltuğa oturmanın yarattığı bir çılgınlık içinde… O koltuğu kaybetmeme uğruna her yolu deniyor ve kulübü bu noktada batağa sürüklemekten de geri durmuyor.

Bu yapılan transferleri, ‘Çılgınlık’ olarak nitelemiyorum. Çünkü bu hafif kalır. Bana göre tüm bu transferler, ‘Cinnet’tir. İnsan hayatta hiçbir amacına ulaşamaz, her türlü acıyı tadar. Çaresiz kalır, hayatın gerçekleri karşısında artık delirme noktasındadır ve alır eline silahı… Önce kayınvalidesini, kayınpederini, sonra eşini ve çocuklarını katleder. Ve son olarak da silahı kafasına dayar, tetiği çeker. Artık yoktur ama arkasında çok sayıda ceset ve ağıt yakan insanlar bırakmıştır.

Bugün İbrahim Hacıosmanoğlu’nun da hali işte budur. Koltuğu kaybetme korkusu onu öylesine sarmıştır ki, cinnet halindedir ve yapacağı transferlerin karşılığının gelmemesi halinde arkasında acı çeken bir camia bırakarak kaçacaktır.  Buna adım gibi eminim.

Umarım yarattığı enkazı acı içinde seyreden ve ağıt yakacak olanlar, kurtuluş reçetesini de hayata geçirirler.

Yoksa Trabzonspor artık ‘bir mefta’dır!


***

HESABI KİM VERECEK?

Her gelen teknik adamın Trabzonspor’a mutlaka bir faturası olur. Çünkü kulübün bir felsefesi, transfer ilkesi yoktur. El yordamıyla her şey yoluna konulmaya çalışılır. Çoğunlukla da duvara toslanır. Ama Halilhodzic döneminde yaşananlar, geçmişteki hataları ve onların yarattığı faturaların ruhuna rahmet okuttu. Son olarak tam 7 futbolcuyla yolların ayrılmasını istedi. Yeni transfer edilen Turgut Doğan Şahin dahil, bu 7 kişi içinde Colman, Bamba, Celustka, Barış, Kadir Keleş ve Emre Güral vardı.

Tamam da, yapılan yanlışın bedeli ağır olmayacak mı? Örneğin Colman daha önce kadro dışıydı. Celustka da kiralık gitmişti. Belli ki bu isimler ya yetersiz, ya da sorunluydu. Neden kampa çağrıldı? Niçin zaman kaybettirildi? Ve şimdi bu futbolcular gitmemekte diretirse, 5 Eylül tarihinde ceplerine tüm alacakları konularak gönderilmeyecek mi? Ya da yeni yabancı transferleri beklemek zorunda kalmayacak mı? Emre Güral için Eskişehir ve Bursa 1 milyon Euro’yu gözden çıkarmıştı. Neden satılmadı? Şimdi bu oyuncu bir lira kazandırmadan giderse ne olacak? Bamba’yı saymıyorum. O zaten Trabzonspor’u kafasından silmiş ve kontenjan sorununu bekliyor ve milyon Euro’ları cebine indirmeyi planlıyor peki  Kadir Keleş’in hangi suçu vardı?

Alternatif olarak kadroda tutulamazmıydı? Ya da Barış Memiş, iki maçta 15 dakika forma şansı verip, sonra ‘işe yaramaz’ demek neyin nesiydi? Sonuç olarak Trabzonspor bazı yararlı olabilecek oyuncuları kaydederken, para edebilecek oyuncularıyla ilgili de büyük sıkıntılar yaşayacak. Kulübe bunlar yeni faturalar olarak geri dönecek. Gelinin noktada bu büyük faturaları ya İbrahim bey kendi cebinden ödemeli, ya da Halilhodzic’in alacaklarından tahsil etmelidir.  Yoksa İbrahim Bey, Sadri Şener’i bir takım nedenlerle mahkeme verirken öne sürdüğü gerekçelerden çok daha büyük bir suç işlemiş olur. Ondan da bir gün hesap sorulur!


***

DUT YEMİŞ BÜLBÜL!

Başkan İbrahim Hacıosmanoğlu, konuşunca mangalda kül bırakmayanlardandı… Önüne gelene ayar vermesiyle biliniyordu. Onun gazabına kimse uğramak istemezdi. Karşısında duranı yerle yeksan eden diliyle birlikte taraftarın bir bölümünü de arkasına almayı başarmıştı. Muhalefete, kulübün ileri gelenlerine, eski yol arkadaşlarına veryansın ederken, acımasızdı. Onlara hakaret etmek, sıradan bir olaydı. Ama ne oldu birden anlayamadık. Son dönemlerde dut yemiş bülbüle döndü!

Elin Boşnak’ı geliyor… Hem de, Başkan tarafından, “Delikanlı adam, Trabzonspor için şöyle fedakarlık yaptı, böyle cefalar çekti’ denilen bir şahıs… Adı Vahid Halilhodzic… Son 10 yılda kulüp takımı çalıştırmamış. Milli takımlarda keyif sürmüş bir isim. Daha önce de Trabzonspor’u çalıştırdı. Burnundan yine kıl aldırmıyordu. Tüm başarısızlıkların faturası futbolculara, yönetime ve diğer kesimlere, başarının meyvesi ise kendineydi.

Şimdi de aynı tarzını sürdüreceğini gösterdi. Esti gürledi. Yapılan transferleri, eski kadroyu hiç beğenmediğini söyledi. Yönetime veryansın etti, ‘Ya 10 transfer yapılır, ya da çeker giderim’ ifadelerini kullandı. Bunu herkesin önünde sertçe dile getirdi. Ertesi gün İbrahim Bey’in esip gürleyeceğini, Karadeniz’de tsunami yaratacağını düşündük ama nerede!...

Ses yok, seda yok. Hacıosmanoğlu, dut yemiş bülbül gibi ve Halilhodzic’in sözlerini de kanun kabul ederek hareket etti. Ama kendi kimliğine zarar verdi. Ondan beklenen Aslan Kükremesiydi. Yoksa emir eri gibi söyleneni yapmak için kolları sıvamak değildi.

***

SOMA’YI DA KULLANDI

Trabzonspor başkanı kimden öğrendiyse her türlü değeri, acıyı, mutluluğu kendi lehine kullanmaya bayılıyor ve bunu da koltuğunu korumak için avantaja çevirmeyi biliyor. Biliyorsunuz, bundan 3-4 ay önce Soma’da maden faciası meydana geldi. 301 emekçimizi toprağın altında bıraktık. Ülke büyük acılar yaşadı. Bırakın ülkeyi, dünyada yas ilan edenler oldu. İbrahim Bey de, Trabzonspor takımını aldığı gibi Soma’ya gitti. İnsanların acısını paylaştı, mezarlara çiçek koydu, toprak attı. Ve, ‘Soma için her türlü yardıma hazırız’ dedi.

Sonra…

Trabzonspor veya İbrahim Hacıosmanoğlu’nun yaptığı yardıma dair bir işaret görmedik. Ve yeni sezon hazırlıkları başladı. Galatasaray, Atletico Madrid ile, Fenerbahçe ve Beşiktaş da Chelsea ile maç yaptılar. Gelirlerin tümü Soma’da faciada hayatını kaybedenlerin ailelerine gönderildi. Ya İbrahim Bey, ya onun yönettiği Trabzonspor!...

Nerede söylermisiniz?

‘Biz de şu yardımı yapıyoruz’, ya da, ‘Büyük bir organizasyon düzenliyoruz’ diyeni duydunuz mu? Bırakın kendi ceplerinden yardımı… Çünkü orada akrep olduğu gerçeğini biliyoruz. Bari Trabzonspor’un bir organizasyonda yer almasını sağlayıp, buradan Soma’ya destek gönderilemez miydi?

Ve bir kez daha gördük ki, İbrahim Bey, kendini gündem yapmak adına birçok alanda olduğu gibi, Soma acısını da kullandı! Ama bari Trabzonspor’un adını kullanmasaydı!

Çünkü bir büyük camiayı utandırdı!

 
9 Ağustos 2014 Cumartesi 16:41 
Yorum YapYazdır
 
(0 Yorum Yapıldı)Yorumlar
<p>Henüz kimse yorum yapmamış, ilk yorum yapan siz olun.</p>
 
Bu Kategorideki Diğer Haberler
 
Son 24 Saat
Haberler RSS Beslemesi
 
 
Yazarlar
Yazarlar RSS Beslemesi
A. Şefik Mollamehmetoğlu
 
Nihat Genç
 
Attila Aşut
 
Prof. Dr. Orhan Özgür
 
Arslan Bulut
 
Mehmet Polat
 
Türker Ertürk
 
Ahmet Özer
 
Göksu Mollamehmetoğlu
 
Gülcan Özgür
 
Ömer Turan
 
Osman Cudi Yılmaz
 
Ömer Faruk Altuntaş
 
Prof. Dr. Burhan Çuhadaroğlu
 
Prof. Dr. Cavit Boz
 
Prof. Dr. Kemal Üçüncü
 
Hüseyin HAYDAR
 
Zekeriya Saka
 
Mehmet Kuvvet
 
Hasan Güneş
 
Erdal ÖZÇELİK
 
Serpil Satut Denizoğlu
 
Erdal Eksert
 
İnci Güngör
 
Kazım DEMİR
 
Coşkun ERUZ
 
Mehmet Akıncı
 
Ruhi  Türkyılmaz
 
İlyas Gümrükçü
 
Sami KOÇ
 
Ömer Asan
 
Prof. Dr. Örsan Öymen
 
 
 
Gazete Manşetleri
 
Lig Puan Durumu
 
Takımlar
O
G
B
M
P
1
Başakşehir
14
9
5
0
32
2
Beşiktaş
14
9
5
0
32
3
Galatasaray
13
8
2
3
26
4
Fenerbahçe
13
7
4
2
25
5
Bursaspor
14
7
3
4
24
6
Konyaspor
13
5
5
3
20
7
Gençlerbirliği
14
4
7
3
19
8
Osmanlıspor FK
13
4
7
2
19
9
Trabzonspor
14
5
3
6
18
10
K.D.Ç. Karabük
13
5
2
6
17
11
Akhisar Bld.
13
4
4
5
16
12
Antalyaspor
13
4
4
5
16
13
Kasımpaşa
14
4
3
7
15
14
Alanyaspor
13
4
2
7
14
15
Gaziantepspor
13
3
2
8
11
16
Ç. Rizespor
14
2
4
8
10
17
Kayserispor
13
2
3
8
9
18
Adanaspor
14
1
3
10
6
 
Şampiyonlar Ligi
 
UEFA Avrupa Ligi
 
Alt Lig
 
 
Anket
2016 TÜRKİYE AÇISINDAN NASIL GEÇECEK?
ÇOK İYİ
İYİ
BİR ŞEY DEĞİŞMEZ
KÖTÜ
ÇOK KÖTÜ
 
Namaz Vakitleri
 
  • İmsak05:40
  • Güneş07:29
  • Öğlen12:26
  • İkindi14:46
  • Akşam17:01
  • Yatsı18:38
 
Tarihte Bugün
1816 - Indiana 19.cu eyalet olarak ABD'ye katıldı.
1901 - İlk masa tenisi turnuvası Birleşik Krallık'ta düzenlendi.
1927 - Doğu illerinde Birinci Genel Müfettişlik kurulmasına karar verildi; müfettişliğe İbrahim Tali Bey (Öngören) atandı.
1928 - İkinci İktisat Şûrası toplandı.
1931 - Westminster Tüzüğü 1931 ile Birleşik Krallık dominyonlarına kendini yönetme hakkı verildi.
1936 - VII. Edward tahttan çekildiğini açıkladı.
1937 - II. İtalya-Habeşistan Savaşı: İtalya Milletler Cemiyeti'nden çekildi.
1941 - Adolf Hitler ve Benito Mussolini'nin açıklamasıyla Almanya ve İtalya, Amerika Birleşik Devletleri'ne savaş ilan etti.
1946 - Birleşmiş Milletler Çocuklara Yardım Fonu (UNICEF) kuruldu.
1949 - Birleşmiş Milletler, Filistinli mültecilerin kendi topraklarına dönme hakkını kabul etti.
1952 - Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu'nda ilk uygulama: Telif hakkı Yelpaze mecmuasına ait olan bir resimli romanı yayınlayan Hürriyet gazetesi aleyhine dava açıldı.
1962 - Türkiye'de Milli Güvenlik Kurulu Genel Sekreterliği kuruldu.
1962 - Kanada'da son kez bir mahkuma idam cezası uygulandı.
1964 - Che Guevara, New York'taki Birleşmiş Milletler Genel Kurulunda bir konuşma yaptı. Konuşma sırasında binaya dışarıdan havanla ateş edildi, faili bulunamadı.
1971 - İstanbul Televizyonu yayınlarını haftada iki günden dört güne çıkardı.
1972 - Genişletilmiş Komuta Konseyi, Türk Silahlı Kuvvetleri'nin Demokrat Parti'lilerin siyasi haklarının iadesine karşı olduğunu açıkladı.
1976 - Ankara Üniversitesi süresiz kapatıldı.
1976 - İstanbul'da Bebek Maksim Gazinosu yandı.
1977 - Yerel seçimler sonuçları: CHP 715, Adalet Partisi 710, MHP 58, Milli Selamet Partisi 46, Cumhuriyetçi Güven Partisi 7 ve bağımsızlar 171 belediye başkanlığı kazandılar.
1987 - Necatigil Şiir Ödülü Ahmet Oktay'a verildi. Şair ödülü, 'Yol Üstünde Semender' adlı yapıtıyla aldı.
1991 - Avrupa Birliği ülkeleri, 1999'un para birliği için son tarih olacağını açıkladı.
1993 - Türkiye'nin Bağdat Büyükelçiliği İdare Ataşesi Çağlar Yücel Bağdat'ta aracının içinde uğradığı silahlı saldırı sonucu şehit oldu.
1994 - Başbakan Tansu Çiller "Ne mutlu Türkiye vatandaşıyım diyene" dedi.
1994 - Tek yanlı olarak bağımsızlığını ilan eden Çeçenistan'a Sovyetler Birliği yüzlerce tank ve askerle girdi.
1997 - Susurluk olayı nedeniyle DYP milletvekilleri Mehmet Ağar ve Sedat Bucak'ın dokunulmazlıkları kaldırıldı.
1997 - Kyoto Protokolü imzaya açıldı
1999 - Avrupa Birliği Devlet ve Hükümet Başkanları Zirvesi sona erdi. Sonuç belgesinde Türkiye'nin "adaylığı kesinleşti."
2001 - Çin Halk Cumhuriyeti, Dünya Ticaret Örgütü'ne katıldı.
2002 - Amerikan Temsilciler Meclisi ve Senatosu, istihbarat faaliyetlerinin eşgüdümünün daha iyi sağlanabilmesi için iç istihbarat örgütü kurulmasını tavsiye etti.
2004 - İstanbul Modern Sanat Müzesi açıldı.
2009 - Demokratik Toplum Partisi, Anayasa mahkemesi kararıyla kapatıldı.
 
Arşiv
 
Süper Loto
08.12.2016 Tarihli Çekiliş Sonucu040619233854
 
On Numara
05.12.2016 Tarihli Çekiliş Sonucu06071115171923242931323440435154596166737677
 
Sayısal Loto
10.12.2016 Tarihli Çekiliş Sonucu051011212730
 
Şans Topu
07.12.2016 Tarihli Çekiliş Sonucu061017243004
 
 
Kurumsal

İçerik

Gündem

Siyaset

Teknoloji

Yukarı Çık