Avrasya Kamuoyu Araştırma referandum anketini açıkladı

Ana Sayfa » Güncel » 5 EKİM ÖĞRETMENLER GÜNÜNDE EĞİTİMCİLER NE DEDİ?

5 EKİM ÖĞRETMENLER GÜNÜNDE EĞİTİMCİLER NE DEDİ?

5 Ekim Dünya Öğretmenler Günü dolayısıyla Eğitim Sen Trabzon Şube Başkanı Muhammet İkinci ile Eğitim İş Trabzon Şube Başkanı Tamer Özlü birer mesaj yayınladı. Her iki sendika da, eğitimin dinselleştirilmesine, çağdaş eğitimden uzaklaşılmasına, öğretmenlerin içinde bulunduğu koşulların olumsuzluğuna vurgu yaptı. İşte o açıklamalar:

 
5 Ekim 2013 Cumartesi 18:15 
Yorum YapYazdır
 
 
5 EKİM ÖĞRETMENLER GÜNÜNDE EĞİTİMCİLER NE DEDİ?

EĞİTİM SEN MESAJI

 


 

`5 Ekim Dünya Öğretmenler Günü’nde Sorunlarımıza Kalıcı Çözümler Üretilmesini İstiyoruz!`

Dünya Öğretmenler Günü`nün önemi, uluslararası öğretmen örgütlerinin katkılarıyla 5 Ekim 1966 tarihinde ILO ve UNESCO tarafından "Öğretmenlerin Statüsüne İlişkin Tavsiye Kararı"nın alınmış olmasıyla başlamıştır. Bu belge Türkiye tarafından kabul edilmesine karşın, Türkiye`de öğretmenlerin hak ettiği ilgi ve değeri gördüğünü, taleplerinin karşılandığını söylemek mümkün değildir.

5 Ekim Dünya Öğretmenler Günü, klasik anlamda sadece öğretmenler için "kutlanan" bir gün olmaktan çok, tüm eğitim ve bilim emekçilerinin uluslararası alanda birlik, dayanışma ve örgütlü mücadelesinin simgesi olarak kabul edilmektedir.Bizler biliyoruz ki eğitim süreci bir bütündür. Bu bütünün içinde öğretmenlerin sorunu öğrencileri, öğrencilerin sorunları ise biz öğretmenleri yakından ilgilendirmektedir. Bu nedenle, tüm uyarılarımıza rağmen AKP`nin "ben yaptım oldu" diyerek yürüttüğü eğitim politikalarının acı bedellerinin unutulmasını ve yeni ölümleri engellemek istiyoruz. Okulların fiziksel ve altyapı yetersizliklerini gidermeyen, çocukların kullanımına uygun güvenli okul alanları üretmeyen ve okulları ticarethane olarak gören Milli Eğitim Bakanlığı`nın söz konusu politika ve uygulamalarının, bugüne kadar 30`u aşkın çocuğun hayatını kaybetmesine neden olduğu gerçeğinin görülmesini istiyoruz. Dolayısıyla bu yıl 5 Ekim Dünya Öğretmenler Gününü, yeni eğitim öğretim yılı içerisinde,

· Denizli`de anaokulunun içindeki oyun parkında kaydıraktan düşerek hayatını kaybeden 4 yaşındaki Arif`e,

· Muğla`nın Dalaman ilçesinde okul servisinin altında kalarak hayatını kaybeden 5 yaşındaki Dağlar`a,

· Mardin`in Kızıltepe ilçesinde üzerine dolap düşmesi sonucunda hayatını kaybeden 2. sınıf öğrencisi Reşat`a,

· İstanbul Küçükçekmece`de kalabalık yüzünden öğrenciler arasında yaşanan arbede sonrasında hayatını kaybeden  13 yaşındaki Ahmet`e,

ithaf ediyoruz.

Bir taraftan çocuklarımızın, işsizlik kıskacında atama bekleyen öğretmenlerimizin hayatına kast eden politikalar can yakmaya devam ederken, diğer taraftan türlü fedakarlıklarla görevini yerine getirmeye çalışan öğretmenlerimizin içine itildiği sorunlar da giderek artmaktadır.

AKP hükümetinin 11 yıldır benimsediği emek düşmanı politikalar sonucunda eğitim emekçilerinin yüzde 80`i borçludur ve üçte ikisi geçinebilmek için ek iş yapmak zorunda bırakılmıştır. Türkiye`de öğretmenler diğer ülkelerdeki meslektaşlarına göre daha çok çalışmakta, ancak bu çalışmaları karşılığında daha az ücret almaktadır. Özellikle eğitimde 4+4+4 dayatmasının ardından öğretmenler okullarda çok sayıda angarya iş yapmak zorunda bırakılmış, çalışma yükü daha da ağırlaşmıştır.

Türkiye`de eğitim sisteminin yıllardır çözülmeyen sorunları, öğretmenleri ve diğer eğitim emekçilerini, diğer ülkelerdeki meslektaşlarına göre çok daha fazla olumsuz etkilemektedir. Eğitimde 4+4+4 dayatmasının üzerinden henüz bir yıl geçmesine rağmen, okul dönüşümleri sonucunda ortaya çıkan norm fazlası sorunu hala çözülememiştir. Öğretmenlerin mağduriyeti sadece bununla sınırlı kalmamış, özür grubu atamalarında, tayinlerde ve eğitim yöneticilerinin sözlü sınavlarla belirlenmeye çalışılması sorunları daha da derinleştirmiştir.

Yıllardır Başbakan ve Milli Eğitim Bakanları aracılığıyla kamuoyunda bilinçli olarak yaratılmaya çalışan "öğretmenler az çalışıyor, çok maaş alıyor" algısının ne kadar yanlış olduğunu OECD verileri açıkça yalanlamaktadır. OECD ülkeleri içinde öğretmenleri en çok çalışan ülkelerin başında Türkiye`de çalışan öğretmenler gelmektedir. Öğretmenlerin yıllık çalışma saati ortalaması OECD ülkeleri içinde 1671 saat iken, Türkiye`de öğretmenler yılda 1816 saat çalışmaktadır.

- Türkiye`de çalışan öğretmenler, OECD ülkeleri içinde en çok çalışan, en düşük maaş alan öğretmenler arasındadır;

- Öğretmenlerin yüzde 80`i geçinebilmek için ek iş yapmak zorunda kalmaktadır;

- Öğretmenler, sık sık değişen eğitim politikalarının ve siyasi iktidarın tasarruflarının mağduru olmayı sürdürmektedir;

- Öğretmenlik mesleğinin standartları özellikle AKP döneminde düşürülmüş, nitelikli öğretmen yetiştirme politikaları terk edilmiştir;

- Öğretmenlerin bugünkü çalışma koşulları ve maaşlarıyla kendilerini mesleki olarak yetiştirmeleri ve geliştirmeleri mümkün değildir;

- Öğretmen açıkları sorununa kalıcı sorunlar üretilmemekte, 300 bini aşkın işsiz öğretmen kadrolu olarak atanmayı beklemektedir;

- Öğretmen açıkları ücretli öğretmenler tarafından kapatılmak istenmekte, eğitimde esnek, güvencesiz ve kuralsız çalışma uygulamaları her geçen gün artmaktadır.

- Eğitimde benimsenen esnek çalışma uygulamaları aynı işi yapan farklı statülerde öğretmen istihdamını gündeme getirmiş, kariyer basamakları uygulaması ile öğretmenlerin sınıflandırılması, eğitimin niteliğini olumsuz etkilemiştir;

- Eğitime bütçeden yeterli pay ayrılmamasının ve eğitimin gün geçtikçe paralı hale getirilmesinin bir sonucu olarak öğretmenler öğrencilerden çeşitli adlar altında para toplamaya zorlanan birer "tahsildar" durumuna düşürülmüştür;

- Sınıf mevcutlarının fazlalığı, okul öncesi çağdaki çocukların zorla ilkokula kayıt edilmesi vb sorunlar eğitimi ve öğretmenlerin mesleklerini sağlıklı bir şekilde yapmalarını engellemektedir;

- Öğretmenlerin büyük bölümünde iş yükü artışına paralel olarak meslek hastalıklarında artış yaşanmaktadır;

- Demokratik haklarını kullandıkları ve sendikal çalışmalara katıldıkları için her yıl çok sayıda öğretmen soruşturma geçirmekte, cezalandırılmakta ya da sürgün edilmektedir.

Taleplerimiz:

- Başta insanca yaşayacak ücret talebimiz olmak üzere, eğitim emekçilerinin bugüne kadar yaşadığı ekonomik mağduriyetler giderilmeli, son 11 yıl içinde satın alım gücümüzdeki azalmayı telafi eden adaletli bir ücret artışı sağlanmalıdır.

- Eğitimde esnek, kuralsız ve angarya çalışma uygulamalarına son verilmeli, performans değerlendirme ve rotasyon uygulamalarından tamamen vazgeçilmelidir.

- Ek ödemelerin tamamı temel ücrete ve emekliliğe yansıtılmalı, vergi dilimi uygulaması sabitlenerek, ücretlerde yaşanan erimenin önüne geçilmelidir.

- Ek ders ücretleri günün şartlarına uygun bir şekilde belirlenmelidir.

- Eğitim-öğretim yılı başında öğretmenlere yapılan eğitim-öğretime hazırlık ödeneği, her dönem başında olmak üzere yılda iki kez olmalı ve bütün eğitim ve bilim emekçilerinin yararlanması sağlanmalıdır. Hizmetli ve memurlara özel hizmet tazminatı ödenmelidir.

- Kamu emekçilerinin grevli toplusözleşme hakkı önündeki engeller kaldırılmalı, gerçek bir toplusözleşme düzenin yaratılması sağlanmalıdır.

Burada belirtilen tespitler doğrultusunda yapılması gereken, anayasal bir hak olan eğitim hakkının tüm yurttaşlar için ayrım gözetilmeksizin yerine getirilmesini sağlamak, öğretmenlerimize, eğitim ve bilim emekçilerine insan onuruna yaraşır bir ücret ve çalışma koşulları sağlanmasıdır. Öğretmenlerin ve diğer eğitim emekçilerinin ekonomik, demokratik, sosyal ve özlük haklarıyla ilgili çözüm bekleyen çok sayıda sorunu bulunmaktadır. AKP`nin bugüne kadar benimsediği politikalara bakıldığında bırakalım sorunların çözülmesini, daha da derinleşmesi kaçınılmaz görünmektedir. Eğitim Sen olarak, yaşadığımız bütün sorunlara rağmen bütün öğretmenlerimizin, eğitim ve bilim emekçilerinin 5 Ekim Dünya Öğretmenler Günü`nü kutluyoruz.

 

 

EĞİTİM İŞ MESAJI

 



5 Ekim 1966 günü ILO (Uluslararası Çalışma Örgütü) ve UNESCO'nun (Birleşmiş Milletler Eğitim Bilim ve Kültür Örgütü) ortak toplantısında  ''Öğretmenlerin Statüleri Hakkında Tavsiye Kararları " kabul edilmiş ve  bu kuruluşların Türkiye temsilcileri tarafından da imzalanmıştır. Bu toplantıda, öğretmenlerin okul ve toplum içindeki işlevleri ve öğretmen sorunlarını dile getiren çalışmalar uluslararası düzeyde ele alınmıştır. Tavsiye kararlarının alındığı  tarihin yıldönümleri de Eğitim Enternasyonali'nin kararı ile 1993'ten bu yana tüm dünyada ve ülkemizde 5 Ekim “Dünya Öğretmenler Günü” olarak kutlanmaktadır.

ILO, UNESCO ve Uluslararası Öğretmen Örgütlerinin katkılarıyla hazırlanan belgede, öğretmenlik mesleğine hazırlanma, eğitim politikası, öğretmenlerin ekonomik ve toplumsal durumu, hizmet ve çalışma koşullarını kapsayan 146 madde bulunmaktadır. Bu kararlar ilk kez Eğitim-İş Sendikası tarafından 1991 yılında yayımlanmış, fakat imzalanan 146 maddelik tavsiye kararları mevcut siyasi iktidar tarafından yayımlanmadan rafa kaldırılmıştır.

Bugün ise 800 binin üzerindeki eğitim emekçisi  çözüme kavuşturulmayan sorunlar nedeniyle umutsuz bir bekleyiş içerisinde 5 Ekim Dünya Öğretmenler gününü kutlayacaktır.

Bilindiği gibi siyasi iktidar planlı ve bilinçli bir şekilde gerici ve piyasacı eğitim sistemini gerçekleştirmek için; 12 Eylül 2010 referandumu ile yargı bağımsızlığını ortadan kaldırmış, 652 sayılı KHK ile Milli Eğitim Bakanlığı’nın teşkilat yapısını değiştirerek Bakanlığın görevleri arasından, Atatürk İlke ve devrimlerine uygun programlar hazırlama görevini çıkarmış,  4+4+4 gerici eğitim yasasıyla da Öğretim Birliğine son darbeyi vurmuştur.

Bu çerçevede okullarımız medreseye dönüştürülürken yasanın getirdiği yeni uygulamalarla, eğitim çalışanları üzerinde baskılar oluşturulmaktadır. İstanbul, Ankara, Antalya ve Adana’da birçok öğretmenimiz haksız yere sürgün edilmektedir.

Yine Gezi parkı olayları bahane edilerek yurtsever, aydın, cumhuriyetçi, demokrat öğretmenlerimiz hakkında soruşturmalar açılırken, sözde “sivil itaatsizlik” adı altında Ortaçağ karanlığını andıran kara çarşafla derslere girenlere göz yumulmakta, hatta yaşananlara MEB’in başındaki Bakan “öğretmen kendine yakışanı giysin”  diyerek cesaret verebilmektedir.

Cumhuriyetin ilk yıllarında ekonomik ve sosyal statüsü en üst sıralarda olan öğretmenler, AKP iktidarı döneminde, itibarsızlaştırılmaya çalışılmış, açlık sınırına yakın bir ücrete mahkum edilmiştir. Dört kişilik bir aile için yoksulluk sınırı, Eylül 2013’te 3.361,71 lira olarak açıklanırken, bugün en düşük öğretmen maaşı 1.951 liradır. Ancak Başbakan ve onun Milli Eğitim Bakanları her fırsatta öğretmenleri aşağılamış, yaptıkları işi küçümsemiş, öğretmenlerin aldığı ücretin fazlalığından, çalışma saatlerinin de azlığından şikayet etmişlerdir.

Oysa, Türkiye‘deki öğretmenler, OECD ülkeleri ile kıyaslandığında, toplumsal statüleri, ekonomik, sosyal ve özlük hakları açısından oldukça geri durumdadır. OECD’nin “Bir Bakışta Eğitim Raporu 2013”e göre Türkiye‘deki öğretmenler, diğer ülkelerdeki öğretmenlere göre çok daha fazla çalışmaktadır. Ülkemizde öğretmenin yıllık zorunlu çalışma süresi 1816 saat iken, OECD ülkelerinde, bu süre ortalama 1669 saattir. Türkiye’de öğretmenler, OECD ortalamasından her yıl yaklaşık 147 saat daha fazla çalışmakta; söz konusu fazla çalışmaya karşılık, diğer ülkelerdeki meslektaşlarına göre daha düşük ücret almaktadır.

 

Eğitim-İş olarak; 
Eğitimin ulusal, bilimsel, laik ve kamusal esaslara dayandırılmasını, her aşamasında parasız olmasını, 
Öğretmenlerin sosyo-ekonomik statülerini yükseltecek önlemler alınmasını, 
Eğitim çalışanları arasında ayrımcılık yaratacak uygulamalara son verilmesini, 
Gerici, ırkçı ve bölücü kadrolaşmanın önlenmesini, eğitim yöneticiliği için nesnel ölçütlerin geçerli kılınmasını, 
Eğitim kurumlarımızın personel ihtiyacının gerçekçi bir biçimde belirlenerek, yeterli sayıda öğretmen ve yardımcı personel istihdam edilmesini, 
Ülkemizin koşulları göz önünde bulundurularak, yeni bir öğretmen yetiştirme sistemi geliştirilmesini, 
Eğitimde etnik kimlik ve mezhep-tarikat gibi kimlikleri öne çıkartacak ithal müfredat programları yerine, ulusal, laik, bilimsel ve halktan yana programlar uygulanmasını, 
Eğitim çalışanları ve tüm kamu çalışanlarının örgütlenme haklarının önündeki bütün engellerin kaldırılıp, grev ve toplu sözleşme hakkının tanınmasını İSTİYORUZ!

 
5 Ekim 2013 Cumartesi 18:15 
Yorum YapYazdır
 
(0 Yorum Yapıldı)Yorumlar
<p>Henüz kimse yorum yapmamış, ilk yorum yapan siz olun.</p>
 
Bu Kategorideki Diğer Haberler
 
 
Son 24 Saat
Haberler RSS Beslemesi
 
Yazarlar
Yazarlar RSS Beslemesi
A. Şefik Mollamehmetoğlu
 
Attila Aşut
 
Nihat Genç
 
Türker Ertürk
 
Arslan Bulut
 
Mehmet Polat
 
Prof. Dr. Orhan Özgür
 
Ahmet Özer
 
Göksu Mollamehmetoğlu
 
Gülcan Özgür
 
Ömer Turan
 
Osman Cudi Yılmaz
 
Ömer Faruk Altuntaş
 
Prof. Dr. Burhan Çuhadaroğlu
 
Prof. Dr. Cavit Boz
 
Prof. Dr. Kemal Üçüncü
 
Hüseyin HAYDAR
 
Zekeriya Saka
 
Mehmet Kuvvet
 
Hasan Güneş
 
Erdal ÖZÇELİK
 
Serpil Satut Denizoğlu
 
Erdal Eksert
 
İnci Güngör
 
Kazım DEMİR
 
Coşkun ERUZ
 
Mehmet Akıncı
 
Ruhi  Türkyılmaz
 
İlyas Gümrükçü
 
Sami KOÇ
 
Ömer Asan
 
Prof. Dr. Örsan Öymen
 
Kadir ŞİŞGİNOĞLU
 
Mustafa Önsel
 
 
 
Gazete Manşetleri
 
 
Lig Puan Durumu
 
Takımlar
O
G
B
M
P
1
Beşiktaş
25
16
7
2
55
2
Başakşehir
25
15
8
2
53
3
Galatasaray
25
14
4
7
46
4
Fenerbahçe
25
12
8
5
44
5
Trabzonspor
25
12
5
8
41
6
Antalyaspor
25
11
6
8
39
7
Kasımpaşa
25
10
5
10
35
8
Konyaspor
25
9
8
8
35
9
K.D.Ç. Karabük
25
10
4
11
34
10
Bursaspor
25
9
5
11
32
11
Gençlerbirliği
24
8
8
8
32
12
Osmanlıspor FK
25
7
10
8
31
13
Alanyaspor
25
8
4
13
28
14
Akhisar Bld.
25
7
6
12
27
15
Kayserispor
25
7
6
12
27
16
Ç. Rizespor
25
5
5
15
20
17
Adanaspor
25
5
5
15
20
18
Gaziantepspor
24
5
4
15
19
 
Şampiyonlar Ligi
 
UEFA Avrupa Ligi
 
Alt Lig
 
 
Anket
2016 TÜRKİYE AÇISINDAN NASIL GEÇECEK?
ÇOK İYİ
İYİ
BİR ŞEY DEĞİŞMEZ
KÖTÜ
ÇOK KÖTÜ
 
Namaz Vakitleri
 
  • İmsak04:28
  • Güneş06:10
  • Öğlen12:39
  • İkindi16:07
  • Akşam18:45
  • Yatsı20:16
 
Tarihte Bugün
1394 - Timurlenk Diyarbakır'ı işgal etti.[kaynak belirtilmeli]
1882 - Robert Koch, verem hastalığına neden olan bakteriyi (mycobacterium tuberculosis) keşfettiğini duyurdu. Bu buluşuyla 1905 yılında Tıp alanında Nobel ödülünü alacaktır.
1923 - Mustafa Kemal Paşa, Time dergisine kapak oldu.
1923 - Yunanistan'da cumhuriyet ilan edildi.
1926 - Türkiye'de petrol arama ve işletilmesinin devletçe yönetilmesini öngören kanun TBMM'de kabul edildi.
1938 - Cumhurbaşkanlığı yatı olarak satın alınan Savarona'ya, İngiltere'nin Southampton Limanı'nda törenle Türk bayrağı çekildi. 1 Haziran'da İstanbul'a getirilen Savarona, Dolmabahçe önüne demir attı. Atatürk, yatı gezerek incelemede bulundu.
1976 - Arjantin Devlet Başkanı Isabel Peron, kansız darbeyle devrildi. Jorge Rafael Videla, Emilio Eduardo Massera ve Orlando Ramon Agosti'den oluşan cunta iktidara el koydu, yedi yıllık diktatörlük döneminde 30 bine yakın kişi kaybedildi.
1978 - Savcı Doğan Öz öldürüldü.
1998 - Hindistan'da çıkan fırtınada 250 kişi öldü 3000 kişi yaralandı.
1999 - NATO, Kosova'daki Sırp saldırılarının sürmesi ve Batı Temas Grubu'nun anlaşma taslağını reddetmeleri üzerine, Yugoslavya'ya karşı hava harekâtı başlattı. Bu NATO'nun egemen bir ülkeye yaptığı ilk saldırı olarak tarihe geçti.
2000 - Varan Turizm'e ait otobüs, yolcularıyla kaçırıldı. Olaydan sonra yakalanan üç kişi, 36'şar yıl ağır hapis cezasına çarptırıldı.
2000 - Genelkurmay Başkanlığı, Talat Aydemir'in idamıyla sonuçlanan 1963'teki darbe girişimine katılan 1459 Harp Okulu öğrencisinin haklarını 37 yıl sonra iade etti.
2001 - Apple şirketi Mac OS X 10.0 (Cheetah)'ı piyasaya sürdü.
2006 - İspanya'daki ETA örgütü süresiz ve kalıcı ateşkes ilan etti.
2007 - Türkiye Euro 2008 elemelerinde Yunanistanı futbol maçında 4-1 mağlup etti.
 
Arşiv
 
Süper Loto
23.03.2017 Tarihli Çekiliş Sonucu101318384152
 
On Numara
20.03.2017 Tarihli Çekiliş Sonucu02040506071012162021253038404556586372747577
 
Sayısal Loto
18.03.2017 Tarihli Çekiliş Sonucu121628374649
 
Şans Topu
22.03.2017 Tarihli Çekiliş Sonucu042426293111
 
 
Kurumsal

İçerik

Gündem

Siyaset

Teknoloji

Yukarı Çık