Başbakan Yardımcısı: I. Dünya Savaşı’ndan sonra en zorlu dönem

Ana Sayfa » Medya Kritik » 2 gazeteciye hapis cezasının gerekçeli kararı açıklandı

2 gazeteciye hapis cezasının gerekçeli kararı açıklandı

Cumhuriyet yazarları Ceyda Karan ile Hikmet Çetinkaya'nın yargılandığı davanın gerekçeli kararı açıklandı. Kararda "Madımak" hatırlatması dikkat çekti.

 
27 Mayıs 2016 Cuma 07:13 
Yorum YapYazdır
 
 
2 gazeteciye hapis cezasının gerekçeli kararı açıklandı

Ceyda Karan ile Hikmet Çetinkaya'nın yargılandığı davanın gerekçeli kararı açıklandı.

Kararda "Madımak" hatırlatması dikkat çekti.

IŞİD saldırısı sonucu 12 kişinin hayatını kaybettiği Fransız Charlie Hebdo mizah dergisinin çizdiği ve Hz. Muhammed'in tasvir edildiği belirtilen karikatürleri köşelerine taşıyan Cumhuriyrt gazetesi yazarları Hikmet Çetinkaya ve Ceyda Karan'ı 2'şer yıl hapis cezasına çarptıran mahkeme gerekçesini açıkladı.

Cumhuriyet'in haberine göre, İstanbul 2. Asliye Ceza Mahkemesi, 200 sayfalık gerekçeli kararında, dinin tanımına yer vererek, "Bu davada somut olarak tahrik edilen husus dindir"ifadesini kullandı.

MADIMAK VURGUSU

Sanıklar Hz. Muhammed'e atfedilen çizimi köşelerinde yayınladıklarını hatırlatan mahkeme, Sivas katliamı ve Maraş katliamı gibi olayları hatırlatarak "Oysa bu ülkede dinsel kökenli (mezhepsel yaklaşımlar da bu çerçevede değerlendirilebilir) ani toplumsal reaksiyonlar bize çok yabancı değildir. Örneğin, 18 Nisan 2007'de Malatya'da Hıristiyanlık ile ilgili kitaplar yayınlayan Zirve Yayınevi'nde çalışan kişiler öldürülmüştür. Celsede de dile getirildiği gibi, Sivas olaylarına ilişkin hafıza daha tazedir. 2006'da Rahip Santoro öldürülmüştür. 1930'da Kubilay Olayı vardır. 1978 yılı Maraş olayları vardır. Yakın geçmişte ateist olduğunu gizlemeyen yazar Aziz Nesin'in İslam dinine yönelik bazı hakaret içerikli sözler söylediğinden bahisle Sivas'ta toplu halde harekete geçen insanlar, Aziz Nesin'in kaldığı bildirilen oteli galeyana gelerek ateşe vermiştir. Olayda çok sayıda yazar, ozan ölmüştür. Aziz Nesin bu olaydan kurtulmuştur." dedi.

 

Mahkeme devamında da "Sonuçta bu davada TCK 216/1. madde uyarınca ülkede yaşayan halkın İslam dini yönünden kendilerini diğer dinlerden farklı gören kesimini alenen kullanılan Hz. Muhammed 'e ait olduğu bildirilen çizim ile tahrik eden sanıkların bu eylemleri sonucunda, kamu güvenliği açısından, kamu barışı açısından açık ve yakın bir tehlike ortaya çıkmıştır" ifadelerini kullandı.

SADECE SÖZLERE YER VERİLSEYDİ YARGILANMAZLARDI

Sanıkların sadece kendi köşelerinden hukuken sorumlu oldukları belirtilen gerekçeli kararda, "Kendi köşelerinde de suçun unsurunun maddi görünümünü teşkil eden şey ise, işte tam olarak İslam dininin peygamberi Hz. Muhammed'in temsili olarak yer aldığı Charlie Hebdo dergisinin kapak sayfasının sansürsüz olarak yayınlanmasıdır. Eğer burada dergi kapağı tasvir edilmiş olup resimsiz olarak sadece sözlere yer verilse idi bundan dolayı ve yazı içeriklerinden dolayı dava açılmayabilirdi. Ancak maddi deliller bu çizimde yer alan islam dini peygamberinin tasvirinin aleni şekilde gazetede sanıkların kendi köşelerinin birer parçası olarak yayınlanmasının suç konusu olarak yargılanmasını zorunlu kılmaktadır" ifadeleri kullanıldı.

"İSLAM DİNİNİN PEYGAMBERİ HZ. MUHAMMED'İN RESMİ HİÇBİR YERDE YOKTUR"

Gerekçeli kararda şöyle denildi:

"Mahkememizce sanıkların eylemlerinin, TCK 216/1. maddede yer alan 'Halkın din bakımından farklı özelliklere sahip bir kesimini diğer bir kesimi aleyhine kin ve düşmanlığa alenen tahrik etmek ve bu suretle kamu güvenliği açısından açık ve yakın bir tehlikenin ortaya çıkması' şeklinde gerçekleştiği kabul edilmiştir. Çünkü Fransız dergisine yapılan saldırının temelinde, o derginin İslam peygamberi Hz. Muhammed'e yönelik olarak gösterdiği saygısız yaklaşımın olduğu tartışmasızdır. Bu saldırıda 10'dan fazla kişi hayatını kaybetmiştir. Bu defa, Fransız dergi kapağına Hz. Muhammed'i temsil ettiğini bildirdiği bir çizim koyarak o çizimi şöyle konuşturmuştur: 'Hepsi affedildi - Ben Charlie'yim.' Yani İslami kökenlilerin kendi peygamberlerine yönelik yapılan saygısız tavır nedeni ile terörist bir yaklaşım sergilemeleri, dolayısıyla inanışa göre en büyük İslam'ın yani peygamberin onları affettiği imâ edilmiştir.

Ne var ki bu saldırının da temelinde olan şey İslami inanışa göre peygamberin bir resminin dahi yayınlanmasının kabul edilemez olduğu yolundaki gerçekliktir. Gerçekten de İslam dininin peygamberi Hz. Muhammed 'in resmi hiçbir yerde yoktur. Sadece peygamberimiz değil, müşrik ileri gelenlerinin de resmi yoktur. Çünkü İslami inanışa göre iman bir gayb ve kalb meselesidir. Yani gözünüzle görmediğinize inanmak vardır. Yine inanışa göre, Müslüman olmak Yaradan'a, meleklere, ahirete inanmakla vücut bulmaktadır. Peki hangisinin resmi vardır? Diğer yandan, İslami inanışa göre Hz. Muhammed'i resmetmek mümkün değildir" denildi.

"ÜLKENİN ÇEŞİTLİ YERLERİNDE PROTESTO İÇERİKLİ TOPLANMALAR AÇIKLAMALAR OLMUŞTUR"

Anayasa'da ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nde din ve vicdan hürriyetinin korunduğu ifade edilen gerekçeli kararda, "İnanışa göre, Hz. Muhammed'in bilinen en güzel haliyle resmedilmesi bile kabul edilemez bir durum iken, onun karikatürünün yayınlanmış olması kesinlikle retçi bir yaklaşımla karşı karşıya kalacaktır" denilerek, yayının yapılmasından sonra ülkenin çeşitli yerlerinde protesto içerikli açıklamalar olduğuna dikkat çekildi.

"TEHLİKE AÇIK VE YAKINDIR..."

Gerekçeli kararda şu ifadeler yer aldı:

"Unutulmamalıdır ki, TCK 216/1. (Halkı kin ve düşmanlığa alenen tahrik) maddede yer alan suç, bir tehlike suçudur. Yani sonucun gerçekleşmesi zaten gerekmez. Açık ve yakın tehlike bu davada bu şekliyle gerçekleşmiştir. Zira insanlar yayından hemen sonra 81 ilin 47'sinde ve bazı illerde, birden fazla ilçede tepkilerini toplu olarak ortaya koymuşlardır. Bu durum başlı başına bir tehlikedir. Bu tehlike açıktır. Çünkü somuttur. Elle tutulur, gözle görülür eylemli bir bir araya gelme hali vardır. Bu tehlike yakındır. Çünkü eğer bu dinsel inanışa sahip olmayanların karşı bir bildirimi olsa, bu topluluklar harekete geçecektir. Onun için de tehlike açık ve yakındır. Nitekim suç, tahrik edilenlerin hareketi algılamaları anında oluşmaktadır. Burada tahrik edilenler, yani peygamberlerinin resmedilmesini kabul edemeyenler, birçok yerde harekete geçmiş, yani tahrik olmuş, toplu tepkilerini dile getirmişlerdir. İşte bu toplumsal barışı bozmaya namzet açık ve yakın bir tehlikedir. Bu durumda iken sanıkların bu çizimi yayınlamalarının barışçıl bir yaklaşım olduğu söylenemez. Bilakis, sanıkların yazılarında yer alan bu ifade biçimi zaman olarak uygunsuz ve başlı başına zaten bizatihi kışkırtıcıdır."

"SANIKLARIN BU YAKLAŞIMLARI SOMUT DAVADA BİR DEFA ZAMANLAMA AÇISINDAN SORUNLUDUR"

Gerekçeli kararda şöyle denildi:

"Her cezai norm uygulanacağı ülkenin değerleri ile paraleldir. Öyle de olmalıdır. Sanıkların bu yaklaşımları somut davada bir defa zamanlama açısından sorunludur. Çünkü İslam peygamberine hakaret edildiği için 7 Ocak'ta bir katliam yaşanmıştır. Sanıklar 14 Ocak'ta dergi kapağındaki Hz. Muhammed'e atfedilen çizimi yayınlamışlardır. Oysa bu ülkede dinsel kökenli (mezhepsel yaklaşımlar da bu çerçevede değerlendirilebilir) ani toplumsal reaksiyonlar bize çok yabancı değildir. Örneğin, 18 Nisan 2007'de Malatya'da Hıristiyanlık ile ilgili kitaplar yayınlayan Zirve Yayınevi'nde çalışan kişiler öldürülmüştür. Celsede de dile getirildiği gibi, Sivas olaylarına ilişkin hafıza daha tazedir. 2006'da Rahip Santoro öldürülmüştür. 1930'da Kubilay Olayı vardır. 1978 yılı Maraş olayları vardır. Yakın geçmişte ateist olduğunu gizlemeyen yazar Aziz Nesin'in İslam dinine yönelik bazı hakaret içerikli sözler söylediğinden bahisle Sivas'ta toplu halde harekete geçen insanlar, Aziz Nesin'in kaldığı bildirilen oteli galeyana gelerek ateşe vermiştir. Olayda çok sayıda yazar, ozan ölmüştür. Aziz Nesin bu olaydan kurtulmuştur. Üstelik bu sözleri tam olarak nasıl söylediği bile belli değildir. Oysa anında bir reaksiyonla insanlar kendi kutsallarına yönelik hakaret yönünden toplu halde ve sonunu düşünmeden harekete geçmişlerdir. Bunlar ve daha örneksenecek birçok olay, dinsel saikle ve din adına yapanlar tarafından iyi niyetli olarak yapıldığına inanıldığı şekli ile yaşanan olaylardır. Bunlar bile, dinsel anlamdaki tahriklerin nereye gideceğinin bilinmezliğini ortaya koymaktadır. Sonuçta, dinsel saikle hareket edenler sonuçtan çok sebebin doğruluğundan hareket etmektedir. İşte bu gerekçe ile yayınlanan çizim nedeni ile toplu hareketlerin mevcudiyeti karşısında somut bir şekilde TCK 216/1. maddedeki suçun unsurlarının oluştuğu kabul edilmiştir. Sonuçta bu davada TCK 216/1. madde uyarınca ülkede yaşayan halkın İslam dini yönünden kendilerini diğer dinlerden farklı gören kesimini alenen kullanılan Hz. Muhammed 'e ait olduğu bildirilen çizim ile tahrik eden sanıkların bu eylemleri sonucunda, kamu güvenliği açısından, kamu barışı açısından açık ve yakın bir tehlike ortaya çıkmıştır. Çünkü birçok yerde tek kişilik olmayan, birden fazla kişinin katıldığı tepki eylem ve hareketleri gerçekleşmiştir."

"DESTEĞİN YA DA DÜŞÜNSEL PROTESTONUN YÖNTEMİ SANIKLARI ÖNCE SUÇLU DURUMA DÜŞÜRMEKTEDİR"

Sanıklara olası kast hükümlerinin uygulandığı hatırlatılan gerekçeli kararda, daha sonra şu ifadeler yer aldı:

"Sanıkların üzerine atılı suçun genel kast ile işlendiği tartışmasızdır. Sanıklar kendi beyanlarında da Fransa'da yapılan saldırıyı kınamak, terörü lanetlemek ve ölen dergi çizerleri ya da yazarları için destek olmayı hedeflemişlerdir. Bunda bir sorun yoktur. Ancak bu desteğin ya da düşünsel protestonun yöntemi, sanıkları önce suçlu duruma düşürmektedir. Çünkü 7 Ocak'ta İslam adına hareket ettiğini söyleyenler, İslam peygamberine yönelik derginin kabul edilemez buldukları saygısız çizim ve yaklaşımları için çok sayıda dergi çalışanını öldürmüştür. Fransa'da buna tepki olarak yayınlanan Charlie Hapdo dergisi bu defa derginin kapağına Hz. Muhammed'e ait olduğunu imâ ettiği bir çizim koyarak kendince bir tepki seçkisi yayınlamıştır. İşte bu saldırıdan sadece 7 gün sonra, sanıklar derginin kapağında yer alan Hz. Muhammed'de ait olduğu kabul edilen çizimi de içerecek şekilde tüm dergi kapağını görsel olarak köşe yazılarının başına koymuşlardır. Sanıklar birer köşe yazarıdır. Açıklamalarını, tepkilerini sözlerle ifade edebilecek yeterliliğe ve entelektüel birikime sahiptirler. Nitekim her iki sanığın da yazı içerikleri okunduğunda, ne söylemek istedikleri anlaşılmaktadır. Yazı ile verilmek istenen mesajı zaten vermişlerdir. Bu yazının fikirsel olarak ayrıca Charlie Hebdo kapağı ile pekiştirilmesine gerek var mıdır? Olağan bir kabul ile, aslında yoktur.

Fakat bu bir tercihtir ve sanıklar tercihlerini kapağı da koymaktan yana kullanmışlardır. Sanıkların ifade özgürlükler içerisinde dergi kapağının yayınlanması köşe yazılarında verilmek istenen mesaj için zorunlu bir parça değildir. Sanıklar o resimleri koymadan da ifade özgürlüğü çerçevesinde köşe yazılarını verebilirdi. Ve yine sanıklar eğer buna rağmen yukarıdaki mantık ile dergi kapağını koymak konusunda bir tercihte bulunuyor ise o halde onları buna iten sebebin arkasında olası kast vardır. Yani sanıklar olabilecekleri tahmin edebilecek öngörebilecek bilgi birikimine veri birikimine ve tecrübeye sahiptirler. Buna rağmen tercihlerini resimi koymaktan yana kullanmışlardır. Sanıklar muhtemel tepkiyi öngörmüş, ancak geri adım atmamışlardır. Bu ise gelecek tepkileri baştan kabullenme olduğunu gösterir. İşte bu gerekçe ile mahkememizce sanıklar yönünden olası kast hükümleri uygulanmıştır. Olası kast için oran belirlenir iken de kastın ağırlığı ve suçun niteliğine göre alt sınırdan uzaklaşıldığına göre, bununla orantılı bir değerlendirme yapılmıştır."

"MAHKEME BİLGİ BİRİKİMİYLE DEĞERLENDİRME YAPABİLECEĞİ TAKDİR EDİLMİŞTİR"

Duruşmalarda, dosyanın bilirkişi olarak Diyanet İşleri Başkanlığı'na gönderilmesi ve görüş alınmasının istendiği, talebin reddedilmesi üzerine bazı müştekiler tarafından hakimin reddedilmesi boyutuna gelindiği anımsatılan gerekçeli kararda, "Mahkememizce tek bir bakış açısının yer almaması amacı ile dosya bilirkişi sıfatı ile bu kuruma gönderilmemiştir. Onun bildireceği hususlar konusunda mahkememizin bir ön görüşü mevcut olup, bildirilecek hususlarda mahkememizin mevcut deliller, açıklamalar, bilgi birikimi ve toplumsal yapı özümsemesi ile zaten bir değerlendirme yapabileceği takdir edilmiştir" ifadelerine yer verildi.

 "HAKİMLER SADECE HUKUKA VE VİCDANA UYGUN KARAR VERMEZLER"

Kararda, şu ifadelere yer verildi:

"Unutulmamalıdır ki, hakimler sadece hukuka ve vicdana uygun karar vermezler. Onların temel hareket noktası, eylemin tanımlanması ve cezanın bireyselleştirilmesi aşamasında ortaya çıkan toplumsal yapı ve ihtiyaç kavramlarının içselleştirilerek doğru yere varma amacıdır. Aslında temelde hukuk da bunun için vardır. Amaç toplumsal öç alma duygusunu engellemek, toplumun suç saydığı eylemleri devletin sağladığı güç ile ve fakat toplum adına yaptırıma tabi tutmaktır. Hakimler de tam olarak bunu yaparlar. Hiçbir hakimin içinde yaşadığı toplumdan koparak farklı hareket etme hakkı ve lüksü yoktur. Bu mantıkla içinde yaşanılan toplumda İslam peygamberinin resminin görüntüsünün olmaması, bunun belli dinsel dayanaklarının mevcut olması ve Müslümanlar tarafından bunun genel kabul gören mutlak doğrulardan biri olarak hem kabul edilmesi hem de bu doğru çerçevesinde eylemli olarak yaşanıyor olması, mahkememiz tarafından dikkate alınmıştır. Mahkememiz, içinde yaşanılan toplumda büyük kesimi oluşturan İslami dinsel topluluğunun inançlarına, doğrularına saygı duymakla yükümlü olup, bu realiteyi de görebilecek yeterliliktedir. Verilen ara karar ile Diyanet İşleri Başkanlığı'nın tek taraflı bir bakış açısı sergileyebileceği yolundaki düşüncelerden de kaçınılması gerektiği değerlendirilmiştir."

"İNDİRİM MECBURİ DEĞİL, TAKDİRİDİR"

"İndirim mecburi değil takdiridir" denilen gerekçeli kararda, "Böylesine kitlesel hareketlere sebebiyet verecek ve tahrik olan kitlelerin kutsal saydığı bir hususta sanıkların üzgün olduklarını gösteren en önemli delil, bu üzüntünün, bu pişmanlığın uygun bir şekilde ifade edilmesidir. Ancak sanıklar tarafından bu gerçekleştirilmemiştir. Sanık Hikmet Çetinkaya her türlü teröre karşı olduğunu, kaldı ki yer verdiği çizimin Hz. Muhammed olduğuna inanmadığını söylemektedir. Sanık Ceyda Karan'ın hareket noktası ise herkesin bir diğerinin inancına ve ifade özgürlüğüne saygı duyması gerektiğidir. Dolayısıyla, kendisinin de bu ifade biçimi karşısında saygı görmeyi hak ettiğini aslında söylemektedir. Ancak bunlar temelde sanıkların yaptıkları eylem nedeni ile nedamet içinde olduklarını gösteren şeyler değildir. Bu durum, özellikle gerekçede bildirilerek sanıklar için takdiri indirim nedenleri uygulanmamıştır" denildi.

 
27 Mayıs 2016 Cuma 07:13 
Yorum YapYazdır
 
(0 Yorum Yapıldı)Yorumlar
<p>Henüz kimse yorum yapmamış, ilk yorum yapan siz olun.</p>
 
Bu Kategorideki Diğer Haberler
 
Son 24 Saat
Haberler RSS Beslemesi
 
 
Yazarlar
Yazarlar RSS Beslemesi
A. Şefik Mollamehmetoğlu
 
Nihat Genç
 
Attila Aşut
 
Prof. Dr. Orhan Özgür
 
Arslan Bulut
 
Mehmet Polat
 
Türker Ertürk
 
Ahmet Özer
 
Göksu Mollamehmetoğlu
 
Gülcan Özgür
 
Ömer Turan
 
Osman Cudi Yılmaz
 
Ömer Faruk Altuntaş
 
Prof. Dr. Burhan Çuhadaroğlu
 
Prof. Dr. Cavit Boz
 
Prof. Dr. Kemal Üçüncü
 
Hüseyin HAYDAR
 
Zekeriya Saka
 
Mehmet Kuvvet
 
Hasan Güneş
 
Erdal ÖZÇELİK
 
Serpil Satut Denizoğlu
 
Erdal Eksert
 
İnci Güngör
 
Kazım DEMİR
 
Coşkun ERUZ
 
Mehmet Akıncı
 
Ruhi  Türkyılmaz
 
İlyas Gümrükçü
 
Sami KOÇ
 
Ömer Asan
 
Prof. Dr. Örsan Öymen
 
 
 
Gazete Manşetleri
 
Lig Puan Durumu
 
Takımlar
O
G
B
M
P
1
Başakşehir
13
9
4
0
31
2
Beşiktaş
12
8
4
0
28
3
Fenerbahçe
12
7
3
2
24
4
Galatasaray
12
7
2
3
23
5
Bursaspor
12
6
3
3
21
6
Konyaspor
12
4
5
3
17
7
K.D.Ç. Karabük
12
5
2
5
17
8
Antalyaspor
13
4
4
5
16
9
Osmanlıspor FK
12
3
7
2
16
10
Gençlerbirliği
12
3
6
3
15
11
Alanyaspor
12
4
2
6
14
12
Akhisar Bld.
12
3
4
5
13
13
Trabzonspor
12
3
3
6
12
14
Kasımpaşa
12
3
3
6
12
15
Gaziantepspor
12
3
2
7
11
16
Ç. Rizespor
12
2
4
6
10
17
Kayserispor
12
2
3
7
9
18
Adanaspor
12
1
3
8
6
 
Şampiyonlar Ligi
 
UEFA Avrupa Ligi
 
Alt Lig
 
 
Anket
2016 TÜRKİYE AÇISINDAN NASIL GEÇECEK?
ÇOK İYİ
İYİ
BİR ŞEY DEĞİŞMEZ
KÖTÜ
ÇOK KÖTÜ
 
Namaz Vakitleri
 
  • İmsak05:34
  • Güneş07:22
  • Öğlen12:22
  • İkindi14:46
  • Akşam17:02
  • Yatsı18:37
 
Tarihte Bugün
1818 - Illinois ABD'nin 21.ci eyaleti oldu.
1854 - Florence Nightingale Üsküdar'da.
1918 - I. Dünya Savaşı'ndan sonra Londra'da yapılan Müttefik Kongresi sona erdi; Almanya'nın savaş tazminatı ödemesine karar verildi.
1923 - Teşkilatı Esasiye Encümeni yeni anayasayı görüşmeye başladı.
1928 - Ekmek otuz para ucuzladı.
1934 - Dini kisvelerle ilgili yasaklar öngören "Bazı Kisvelerin Giyilemeyeceğine Dair Kanun" kabul edildi.
1942 - Zonguldak'ta bir maden ocağındaki kazada 63 işçi öldü.
1944 - Yunanistan'da komünistler ve kralcılar arasında Yunan İç Savaşı başladı.
1945 - İstanbul'da Tan Matbaası gericilerin saldırısıyla yıkıldı.
1956 - İngiltere ve Fransa, Süveyş'ten çekileceklerini açıkladılar.
1959 - Dr. Fazıl Küçük Kıbrıs Cumhurbaşkanı Yardımcısı oldu.
1967 - İlk kalp nakli ameliyatını, Güney Afrika'lı kalp cerrahı Dr. Christian Barnard, Cape Town'da yaptı; hasta 18 gün yaşayabildi.
1971 - Pakistan-Hindistan savaşı başladı.
1971 - Prof.Dr. Mümtaz Soysal 6 yıl 8 ay hapse mahkum edildi.
1979 - Fedai Dergisi sahibi, yazar Kemal Fedai Coşkuner İzmir'de öldürüldü.
1981 - Bülent Ecevit, dört aylık hapis cezasını çekmek üzere Ankara Merkez Kapalı Cezaevine konuldu.
1984 - Bhopal kazası: Union Carbide firmasının Hindistan'da Bhopal'de kurduğu böcek ilacı üreten fabrikadan yanlışlıkla 40 ton metil isosiyanat gazının sızması 18,000 kişinin ölümüne neden oldu.
1989 - Malta'da bir araya gelen ABD başkanı George Bush ve Sovyetler Birliği komünist partisi genel sekreteri Mikhail Gorbaçov, soğuk savaşın bittiğini resmen ilan ettiler.
1990 - TRT'nin Telegün adlı yayını başladı.
1999 - Bakanlar Kurulu, Bolu'ya bağlı Düzce ilçesinin il, Kaynaşlı ve Derince beldelerinin de Düzce'ye bağlı ilçe yapılmasına karar verdi.
2002 - BM silah denetçileri ilk kez, Irak Devlet Başkanı Saddam Hüseyin'in saraylarından birine önceden haber vermeksizin girdiler.
2002 - Dünya Gıda Programı Afrika'da 38 milyon kişinin açlıkla karşı karşıya olduğunu açıkladı.
2003 - Türk-İş'in 19. Genel Kurulunda Genel Başkanlığa Salih Kılıç seçildi.
 
Arşiv
 
Süper Loto
01.12.2016 Tarihli Çekiliş Sonucu101823343650
 
On Numara
28.11.2016 Tarihli Çekiliş Sonucu03091114253336374045474851535459616465727880
 
Sayısal Loto
26.11.2016 Tarihli Çekiliş Sonucu052122262944
 
Şans Topu
30.11.2016 Tarihli Çekiliş Sonucu041011162601
 
 
Kurumsal

İçerik

Gündem

Siyaset

Teknoloji

Yukarı Çık