Trabzon'a kim ihanet etti?

Ana Sayfa » Güncel » 17 Aralık savcısı açıkladı (3): Odama giren çıkanı izlediler

17 Aralık savcısı açıkladı (3): Odama giren çıkanı izlediler

17 Aralık’ın savcısı Celal Kara, yolsuzluk operasyonunun perde arkasını Cumhuriyet'ten Can Dündar'a anlattı:

 
27 Ocak 2015 Salı 08:18 
Yorum YapYazdır
 
 
17 Aralık savcısı açıkladı (3): Odama giren çıkanı izlediler

 

17 ARALIK SAVCISININ AÇIKLAMALARI 1

 

17 ARALIK SAVCISININ AÇIKLAMALARI 2

 

17 ARALIK SABAHI...

Muammer Güler, Zekeriya Öz’ü aradı

- 17 Aralık sabahı ne yaptınız? Operasyonu nereden, nasıl izlediniz?

CELAL KARA - O sabah 07.00 civarında evde yeni kalkmıştım. Bir süre sonra Kazım Aksoy müdür aradı:

”Savcım’’ dedi, ‘’Barış Güler’i babası (İçişleri Bakanı Muammer Güler) arıyor,  teknik taktik veriyor: ‘Danışmanlık yapıyorum’ diyeceksin, ‘Benim Rüçhan adlı  akrabamdan alacağım vardı’ diyeceksin vs diye...”

Ayrıca Halk Bank Genel Müdürü Süleyman Aslan’ın evinde ele geçen dolar, avro ve  Türk Lirası paralardan çok miktarda bulunduğunu söyledi.

Hemen Adliye’ye, odama geldim. O saat itibarıyla operasyonda nerede ne oluyor,  haberdardım.

- Bakanlar sizi aramadı mı?

KARA - Hayır, ama Zekeriya (Öz) Bey’i arayan oldu. Sabah 8.30-9.00 gibi aşağı, Zekeriya Bey’in odasına indim. Otururken, telefonu çaldı ve biri ile bir süre görüştü. Görüşmesi bitince arayanın Muammer Güler olduğunu, mevcut durumu kendince açıklamaya çalıştığını söyledi. Oğluna söylediklerinin aynını Zekeriya Bey’e de anlattığını fark ettim.

“Oğlum danışmanlık yapıyor” da, “Vallahi benim dahlim yok” da...

Aynı şeyleri anlatıyor. Muhtemelen daha önceden tanıştıkları için Bakan, kendisine savunma
gerekçesi üretiyor. Zekeriya Bey de durumu idare ediyor. Telefonu kapattıktan sonra, “Bana erken saatte bilgi verdiler, aynılarını daha önce oğluna da söylemiş” dedim.

- Güler, itiraz dilekçesinde 17 Aralık sabahı yaptığı konuşmayı inkâr ediyor, “Oğlumun avukatını danışmanımın telefonundan aramıştım” diyor.

KARA - Yanlış. Avukat için dinleme kararı yok ki… Nasıl dinleyelim.

Oğlunu, danışmanının telefonundan arıyor ve Barış Güler’in yasal dinlemede olan telefonu ile görüşüyor. Panikle kiminle konuştuğunu bilmiyor. O süreçte yine bir algı operasyonu olarak dinlenmesi mümkün olmayan telefonun dinlendiğini ileri sürmüşlerdi. Bu görüşme, takipteki Barış Güler’in hattının dinleniyor olması nedeniyle tümüyle usulüne uygun, yasal bir dinlemedir.

 

‘Zekeriya’yı bitirin’ talimatı

- Zekeriya Öz bakanlardan gelen müdahaleyi size yansıtmıyor muydu?

KARA - Bir şekilde bariyer oldu diyebilirim. Belki sonradan onu hedef almalarının ana nedeni de bu; “Sen niye araya girdin” diye… O olmasaydı belki de benim üzerime gelmelerinin daha kolay olacağını düşünüyorlardı.

Zekeriya Öz o günlerdeki bir görüşmemizde, üst düzey bir siyasinin “Zekeriya’yı bitirin” diye talimat verdiğine dair duyum aldığını söylemişti. Bir iki gün sonra havuz medyasında iftira ve hakaret dolu yayınlar başladı. Kişisel verilere mahkeme kararı olmadan ulaşmak suçtur; ama ne hikmetse onun tüm özel bilgilerini, yanına birçok yalan da katarak dillendirdiler.

 

İkinci bakan telefonu

- 17 Aralık’ın erken saatlerinde Başbakan Erdoğan, Zekeriya Öz’e ulaşmak için kendisine kefil olan THY Genel Müdürü Hamdi Topçu’yu araya sokuyor.

KARA - Evet. Ve o konuşmadan anlıyoruz ki Topçu’dan, “Dosya çok dolu, yapacak bir şey yok” cevabını alıyor. Benzer bir konuşmanın Başsavcı ile o günkü Adalet Bakanı Sadullah Ergin arasında da geçtiğini duyduk, Orada da “Dosya çok dolu, yapılacak bir şey yok” cevabı veriliyor. Hatta Sadullah Ergin’in Başbakan’a da aynı cümleyi ilettiği duyumu geldi bana…

“Hiçbir şey yapılamayacak kadar dolu” dedikleri dosyanın sonradan başına gelenler malum.

Haber görseli

 

''SIFIRLAYIN KONUŞMASI''

‘O kayıt, yüzde yüz gerçek'

- O gün Başbakan’la oğlu Bilal arasında geçen birçok konuşmanın kaydı sızdı internete... Bunların nasıl kaydedildiğini biliyor musunuz?

CELAL KARA - Onların menşeini ben de bilmiyorum. Ancak şöyle bir mantık yürütüyorum.

Bilal Erdoğan eğer 25 Aralık’ta şüpheli olarak izleniyorsa, (aynı bizdeki bakanların, oğullarıyla konuşmalarının takılması gibi) dinlemeye takılmış olabilir.

Konuşmaların kaydını YouTube’da gördüm; “tape id”si vardı. Bilal şüpheli olarak dinlendiyse babası da bir ihtimal dolaylı olarak takılmış olabilir. Ama somut bir bilgim yok; çünkü 25 Aralık’ın içeriğini bilmiyorum.

- Sonradan araştırmadınız mı?

KARA - Sonradan öğrendiğim kadarıyla orada Bilal dinlenmiyormuş. Yani oradakiler, kanuni dinleme tapeleri değil.

Haber görseli

 

- Erdoğan, ‘montaj’ deyip kesti attı; montaj olabilir mi?

KARA - Montaj olmadığı belli… Bunun algı oluşturmaya yönelik siyasi amaçlı bir savunma olduğu çok bariz. Hece hece montajlandığını söylemek çok gülünç bir iddia...

Size atfedilen bir konuşmanın size ait olmadığını, montaj olduğunu bilseniz, bunu kanıtlamak için “Hodri meydan” demez misiniz?

Durumunuzdan emin olsanız, her türlü inceleme metodunu devreye sokarak, hem de olabildiğince hızlı bir şekilde konunun aydınlatılmasını istemez misiniz?

“Dünyanın en iyi laboratuvarlarına gönderin, gerçek neyse ortaya çıksın” diye meydan okumaz mısınız?

Gönderirsin, hemen çıkar meydana... Hatta montaj olduğu ileri sürülmeyenleri bile, hukuki anlamda değil ama algı yönünden ciddi bir çürütücü etki gösterir.

Siz bu yapmak yerine aylarca bekliyorsunuz. Bunları analiz ettirmesi gereken Bilim Bakanınız, “Hissettim montaj olduğunu” diyor; adı “His’li bakan”a çıkıyor. TÜBİTAK’ın başındaki görevliyi
alıp Hayvanat Bahçesi’nin müdürünü oraya atıyorsunuz. Sonra oradan da değil, hiç uzmanlığı olmayan yerlerden, vasat zekâya sahip bir insanı bile gülümsetecek bir rapor alıyorsunuz.

- Siz o kaydın montaj olmadığına mı inanıyorsunuz?

KARA - Bu kayıtların yüzde 100 doğru olduğu kanaatim tam… Zerre kadar şüphem yok.

Başbakan’ın o konuşmaları yaparken, mesela Ankara Çubuk kavşağından geçerken görüntüleri var, baz istasyonu verileri var.

- Başbakan’ın dinlenmesinden de bu operasyonu suçladılar.

KARA - O dinlemenin benim yürüttüğüm soruşturmalarla hiç ilgisi yok. Nereden çıktığı da belli değil… Ama bu kayıtlar üzerinden bir algı operasyonu yürüttüler. “Bakın bunlar böyle kanundışı işler yapıyorlar” diyerek doğru olan her şeyi, onun üzerinden çürütmeye kalktılar.

Haber görseli

KAMERA TARTIŞMASI

‘O zaman anladım’

Bu süreçte siz izlendiğinizi, telefonunuzun dinlendiğini, odanızın gözlendiğini hissediyor muydunuz?

CELAL KARA - Onun duyumları geliyordu. Ben de o kanaatteydim.

Şöyle oldu aslında:

“Acaba bir sabotaj olur da bunlar evrakları yok ederler mi?” diye düşündüm. Hemen güvenlik müdürünü çağırdım, “Ben burada yokken kapıya adam koyun” dedim.

Zaten 17 Aralık’tan hemen önce içeriye, odama güvenlik kamerası kurdurmuştum. Bilgisayara kaydediyordu bütün hareketliliği... Ama bir sabotaj olur da bilgisayarın başına bir şey gelir diye, içeri girişi engellemek için kapıya güvenlik görevlisi de koydurttum.

Sonra o güvenlik görevlisi, “Savcım, koridoru gören kamera sizin kapıyı görmüyor. İleriyi görüyor. Kamerayı kapıya çevirelim” dedi. İlk anda bir şey demedim. Baktım, birtakım duyumlar geliyor. Şüphelendim. Tekrar çağırdım güvenlikçilerin müdürünü:

“O kamerayı tekrar eski yerine çevireceksin” dedim. Kızardı, bozardı, bozuldu bir hayli:

“Ama savcım, bir şey olursa biz nasıl altından kalkacağız” dedi.

“Benim zaten içeride kameram var, bunu niye çeviriyorsun” dedim. “O zaman bize yazılı talimat verseniz savcım” dedi.

Baktım morardı, çok zorlanıyor, “Tamam kalsın” dedim. Odama giren çıkanın izlendiğini anladım.

 

İddianamenin 10 günü kalmıştı

- İddianame ne aşamadaydı?

CELAL KARA - İddianameyi tamamlamama en fazla on gün kalmıştı. Kapsamlı bir iddianame olacaktı.

- Önceden hazırlamamış mıydınız?

Kapsamlı bir iş iddianame yazmak. Bir taraftan o gün aramalarda ele geçen belgeleri işliyoruz; ama öte yandan el konan bilgisayarlar ve telefonlardan toplanan dijital materyali inceleyen bilirkişiler rapor yazıyorlar; biz de bunları işliyoruz. Dijitallerden çok ciddi veriler, deliller çıkıyor. Bizim teknik takipte elde ettiğimiz verilerin tamamını doğrulayan, teyit eden bir sürü yazışma, resim, vs. Whatsapp yazışmalarından, telefonlardan, bilgisayarlardan çıkıyordu.

- Paralar dışında ne çıktı mesela?

KARA - Bir örnek vereyim:

Teknik takipten öğrendik ki İçişleri Bakanı Muammer Güler, Rıza Sarraf’ın Çin’deki işleri kolaylaşsın diye bir referans mektubu yazıyor:

“Bizim nezdimizde hatırı sayılır işadamıdır. Şirketleri de öyledir” meyanında bir şeyler diyor. Hatta bu referans mektubunu Sarraf, Whatsapp programından oradaki adamı Rüçhan Bayar’a atıyor. Operasyondan resmini özellikle arayın” dedik. Hemen net resmi çıktı ortaya… Bunu bir yandan da İçişleri Bakanlığı’na sorduk. Dedik ki: “Muammer Güler tarafından Çin bankalarına yazılan referans mektuplarının suretlerini gönderin bize.”

İki satırlık bir cevap geldi:

“Böyle bir mektup yazılmamıştır.”

“Böyle bir mektuba rastlanmamıştır” da demiyor; kesin dille yalanlıyor. Ben bunu bilahare suç duyurusu yapmak için tutuyordum. Dosyaya koydum. Şu anda dosyada var.

 

İKİ YENİ SAVCI

Ürkek ve endişelilerdi

- 17 Aralık’ın hemen ertesinde, önce operasyonu yürüten polis şefleri görevden alındı. Ardından da sizin yanınıza iki yeni savcı (Ekrem Aydıner ve Mustafa Erol) eklendi. Bu değişiklikler çalışmanızı nasıl etkiledi?

CELAL KARA - Aslında ilk frenim odur. Adalet Bakanı Sadullah Ergin, başsavcılıktaki odası dururken gözlerden uzak bir yerde, Haliç Kongre Merkezi’nde mi ne, Başsavcı’yla bunu konuşmuş. Basında öyle bir haber çıkmıştı, Başsavcı da inkâr etmedi. Aynı görüşmenin akabinde, o gün bizim soruşturmaya iki savcı monte edildi. Halbuki bu ne zaman yapılır? Soruşturma çok kapsamlı olur, savcı altından kalkamaz, iş çok uzar, 6 ay geçtiği halde bir gelişme olmaz, o zaman monte edersiniz. Ben öyle bir talepte bulundum mu? Yok. Öyle bir görüntü verdim mi? Yok. Öyleyse siz niye kafanızdan iki kişi monte ediyorsunuz. Aynen Deniz Feneri soruşturmasında olduğu gibi... Birinci frenleme buydu.

- Nasıl çalıştınız o iki savcıyla?

KARA - İki gün sonra bir gün öğle sonrası geldiler. İkisi de ürkek ve endişeli vaziyetteydi. Tanımıyordum ikisini de... Birisi memur bürosundan, biri başka bürodan gelmiş. Geldiler oturduk. Ben anlattım “Dosya böyle böyle... Bunları bunları yaptık” diye...

“Ama bizim elimizde done yok, hiçbir şey bilmiyoruz” dediler.

“Tamam” dedim, gittiler.

Üçüncü günün akşamına kadar gelmediler.

O ilk basit temasın dışında bana gelip de “Ben dosyayı inceleyeceğim, bir talepleri olmadı. Zaten sonraki konuşmalarımızda da, Başsavcı Turan Çolakkadı’dan birkaç kez
bu dosyadan alınmalarını istediklerini anladım. Hatta Mustafa Erol, yazılı olarak da bu talebini ilettiğini
söyledi. Ekrem Aydıner’in de, “Dosyanın sahibi savcı beydir, biz ifadelerde yardım ettik, işimiz bitti; bizi bu dosyadan alın” dediğini söylediler. Ben de kimsenin tetkik hâkimi değilim. “Gelin dosyayı okuyun” diye zorlayamam. Senin görevinse gel oku.

 

Haber görseli

Öz’ün emniyet baskını

- Operasyonu yürüten polis müdürlerinin görevden alınmasından hemen sonra, 19 Aralık’ta Zekeriya Öz, Emniyet’e gitti. Basında “Savcıdan Emniyet’e baskın” dendi. Neydi sorun?

CELAL KARA - Ben o hafta hemen her gece 2.30’da geliyordum. Yaklaşık iki hafta kadar 3.5 saat uykuyla yetindim. Aşırı derecede frenleme başlamıştı. Daha ikinci günde Emniyet’ten bir telefon geldi, “Savcım burada delillere müdahale ediyorlar, sizin hazırlattığınız soruları sormuyorlar, tapeleri çıkarıyorlar” dediler.

- Delillere nasıl müdahale ediyorlarmış?

KARA - “Bakan çocuklarına şunu sormayacaksın. Bu tapeleri çıkaracaksın. Bunlar sorulur mu? Bir bakan çocuğu rüşvet alır mı?” gibi müdahaleler... Özellikle Çapkın’ın yerine vekâleten atanan Emniyet Müdürü Selami Altınok’un emriyle...

O sırada ben bana sevk edilecekleri bekliyorum. Bu durum üzerine 19 Aralık günü, saat 5 civarı Zekeriya Öz’ü aradım: “Böyle bir durum var. Ben çok sinirlendim, gidersem istemediğim durumlar olabilir. Ne yapacağımı bilmiyorum” dedim.

“Sen dur, ben müdahale ederim” dedi. Benim o telefonum üzerine Emniyet’e gitti. Ben durumu tutanakla tespit ettim. Bu tutanak dosyada idi, benden alındığı ana kadar... Bir sureti ilgim nedeniyle bendedir, bir sureti de Zekeriya Öz’de... Delillerin karartılmamasını, soruşturmaya müdahale edilmemesini, sorulardan tapelerin çıkartılmamasını, bizim hazırladığımız soruların bakan çocuklarına sorulmasını garantiye almak için gitti aslında...

 

Polisler korkudan titriyormuş

Orada bir-iki saat kaldı. Havuz medyası, oraya baskın yapmış gibi yansıttı. Savcı zaten o soruşturmanın amiri... Amiri olduğu yeri basmak ne demek? Zaten 7/24 elini kolunu
sallayarak girmeye yetkisi olan bir yer...

Daha sonra internette o günkü Emniyet Müdürü’ne ait olduğu ileri sürülen bir ses kaydında, Zekeriya Öz’ün oradan korkup kaçtığı söyleniyordu.

“Az daha dayak yiyecekti, kaçtı” deniliyordu. Çirkin bir yalan bu... Benim aldığım bilgiye göre, tersine, yaptıkları hukuksuzluklar hatırlatılınca oradaki polislerin korkudan dizlerinin bağı çözülmüş; ayakları titriyormuş.

- Ne olmuş oraya gittiğinde?..

KARA - Zekeriya Bey bana, “Hepsi de karşımda titriyordu” diye anlattı. Daha sonra olaya tanık olan birden fazla Emniyet görevlisinden de bu manzarayı teyit eden anlatımlar dinledim.

“En temel tutuklama nedeni nedir bilir misiniz” diye sormuş: “Delil karartmaktır. Bir gün bile cezası olsa, delil karartma şüphesi varsa insan tutuklanabilir” demiş.

Onun üzerine epey korkmuşlar.

Dedim ki: “Mümkünse ifadeler tamamlanıncaya kadar çıkma oradan. Kal başlarında... Çünkü sen çıkarsın, gene müdahale ederler.”

Bunun üzerine 1-2 saat onlarla orada konuşmuş, gerekli müdahaleleri yapmış. “Hazırlanan soruları hem yazılı hem CD’de bana verin. Bunlarda bir değişiklik olursa gereği yapılır” demiş ve yeterli etkiyi yaptığını görünce çıkmış oradan...

 
27 Ocak 2015 Salı 08:18 
Yorum YapYazdır
 
(0 Yorum Yapıldı)Yorumlar
<p>Henüz kimse yorum yapmamış, ilk yorum yapan siz olun.</p>
 
Bu Kategorideki Diğer Haberler
 
 
Yazarlar
Yazarlar RSS Beslemesi
A. Şefik Mollamehmetoğlu
 
Nihat Genç
 
Türker Ertürk
 
Havva GÜNAYDIN LAKUTOĞLU
 
Mehmet Polat
 
Mustafa Önsel
 
Kazım DEMİR
 
Attila Aşut
 
Arslan Bulut
 
Prof. Dr. Orhan Özgür
 
Ahmet Özer
 
Göksu Mollamehmetoğlu
 
Ömer Faruk Altuntaş
 
Gülcan Özgür
 
Ömer Turan
 
Osman Cudi Yılmaz
 
Prof. Dr. Burhan Çuhadaroğlu
 
Prof. Dr. Cavit Boz
 
Prof. Dr. Kemal Üçüncü
 
Hüseyin HAYDAR
 
Zekeriya Saka
 
Mehmet Kuvvet
 
Hasan Güneş
 
Erdal ÖZÇELİK
 
Serpil Satut Denizoğlu
 
Erdal Eksert
 
İnci Güngör
 
Coşkun ERUZ
 
Mehmet Akıncı
 
Ruhi  Türkyılmaz
 
İlyas Gümrükçü
 
Sami KOÇ
 
Ömer Asan
 
Prof. Dr. Örsan Öymen
 
Kadir ŞİŞGİNOĞLU
 
Son 24 Saat
Haberler RSS Beslemesi
 
 
 
Gazete Manşetleri
 
 
Anket
Halkoylaması sonrası Türkiye'yi ne bekliyor?
1. Daha iyi bir gelecek
2. Daha kötü bir gelecek
3. Birşey değişmez
 
Arşiv
 
Tarihte Bugün
1859 - Darwin'in "Türlerin Kökeni" çalışması yayımlandı.
1870 - Türkiye'nin ilk mizah gazetesi Diyojen yayımlandı.
1925 - Erzurum'da da şapka inkılabına karşı gösteriler yapıldı. Tutuklananlardan 13'ü idama mahkûm oldu ve Erzurum'da 1 ay sıkıyönetim ilan edildi.
1927 - Ankara'da, Heinrinck Krippel tarafından yapılan Zafer Abidesi açıldı.
1928 - Türkiye Büyük Millet Meclisi, Atatürk'e Millet Mektepleri Başöğretmenliği unvanını verdi.
1934 - Cumhurbaşkanı Gazi Mustafa Kemal, Meclisten çıkan kanunla Atatürk soyadını aldı.
1939 - Gestapo, Çekoslovakya'da 120 öğrenciyi öldürdü.
1941 - II. Dünya Savaşı ortamında; pasta ve unlu yiyeceklerin yapımı yasaklandı.
1961 - BM, nükleer silah yasağını ABD'nin protestosuna karşın kabul etti.
1963 - ABD Başkanı John Kennedy'nin katil zanlısı Lee Harvey Oswald, Jack Ruby tarafından öldürüldü.
1976 - Van ve çevresinde; Çaldıran-Muradiye'de etkili olan 7,2 büyüklüğündeki depremde 3 bin 840 kişi öldü.
1977 - Yunanistan, Büyük İskender'in babası Kral II. Philip'in mezarının bulunduğunu açıkladı.
1981 - Türkiye'de, Atatürk'ün 100. doğum yıl dönümü olan 1981 yılında, 24 Kasım'ın her yıl Öğretmenler Günü olarak kutlanması kararlaştırıldı.
1983 - İsrail, Trablusşam'da tutuklu 6 İsrail askerine karşılık 4800 Filistinliyi serbest bıraktı.
1988 - Sürgünde Bağımsız Filistin Devleti kuruldu.
1989 - Hakkari'nin Yüksekova İlçesi'nin İkiyaka Köyü'nde, çoğu kadın ve çocuk olmak üzere 28 vatandaş, teröristlerce öldürüldü.
1990 - Kadınlar, Aileden Sorumlu Devlet Bakanı Cemil Çiçek'in "Flört fuhuştur", "feminizm sapıklıktır" sözlerini düdük çalarak protesto etti. İstanbul Galatasaray'daki eylemde, polis 5 kadını dövdü, 11 kadın gözaltına alındı.
1994 - Efsanevi MacGyver adlı televizyon dizsinin "Trail to Doomsday" ismindeki filmi Türkiye'de gösterime girdi.
1994 - Galatasaray Barselona'yı 2-1 yendi; kutlamalarda 3 kişi öldü.
1996 - ANAP Genel Başkanı Mesut Yılmaz'a Budapeşte'de Hilton Oteli lobisinde yumruklu saldırıda bulunuldu.
2005 - Picasso İstanbul'da sergisi Sabancı Üniversitesi Sakıp Sabancı Müzesi'nde açıldı.
2009 - Berkay Songur Abdülcambaz Ayıboğan'ın kualğını kesti, boğduğu ayıyı yedi.
 
 
Lig Puan Durumu
 
Takımlar
O
G
B
M
P
1
Galatasaray
12
8
2
2
26
2
Başakşehir
12
8
2
2
26
3
Beşiktaş
12
6
4
2
22
4
Kayserispor
12
6
4
2
22
5
Fenerbahçe
12
5
5
2
20
6
Sivasspor
12
6
1
5
19
7
Bursaspor
12
5
3
4
18
8
Göztepe
12
5
3
4
18
9
Akhisarspor
12
5
3
4
18
10
Aytemiz Alanyaspor
12
5
2
5
17
11
Trabzonspor
12
4
4
4
16
12
Kasımpaşa
12
4
3
5
15
13
Malatyaspor
12
4
2
6
14
14
Antalyaspor
12
3
4
5
13
15
Konyaspor
12
3
2
7
11
16
Osmanlıspor
12
2
2
8
8
17
Karabükspor
12
2
2
8
8
18
Gençlerbirliği
12
2
2
8
8
 
Şampiyonlar Ligi
 
UEFA Avrupa Ligi
 
Alt Lig
 
Süper Loto
23.11.2017 Tarihli Çekiliş Sonucu041013203339
 
On Numara
20.11.2017 Tarihli Çekiliş Sonucu04060910212223242528334041424556676872737577
 
Sayısal Loto
18.11.2017 Tarihli Çekiliş Sonucu011113182649
 
Şans Topu
22.11.2017 Tarihli Çekiliş Sonucu131522243109
 
Namaz Vakitleri
 
  • İmsak05:25
  • Güneş07:12
  • Öğlen12:19
  • İkindi14:48
  • Akşam17:05
  • Yatsı18:39
 
 
Kurumsal

İçerik

Gündem

Siyaset

Teknoloji

Yukarı Çık