Ülkeyi yönetenlerin birinci görevi, iç ve dış güvenliği sağlayarak vatandaşların can ve mal güvenliğini güvence altına almak, bu güven ortamı içinde eğitimsizliği ve işsizliği sona erdirmektir.
Gönül isterdi ki, ülkede bir türlü çözülemeyen eğitim karmaşasına son verici önlemleri alıcı tartışmalar başlatılsın; okulları siyasetçilerin cenderesinden kurtarmanın yolları araştırılsın. Bunun için çağdaş eğitimin tüm olanaklarıyla donatılmış, “fikri hür, vicdanı hür, irfanı hür” öğretmenler yetiştirilip bu kurumlarda görevlendirilecek yasal düzenlemeler gündeme getirilsin. Köylerdeki minik öğrencileri “Taşımalı Sistem” çilesinden kurtaracak çözümler bulunsun, ülkedeki aynı işi farklı kadrolarla yapma adaletsizliğine son verilecek çalışmalar yapılsın… Üç yanı denizle çevrili bu ülkede, deniz ürünlerini, insan gıdası, hayvan besini ve toprak gübresi olarak işleyecek fabrikaların kurulması planlansın… Anadolu’da büyük ve küçük baş hayvancılığın teşviki/ et dışalımından dış satıma kısa sürede geçmenin olanakları aransın… İşlenmeyen topraklar işlensin; GDO’suz ürünler yetiştirilip iç tüketimden artanı dış pazarlara sürülsün. Pamuğumuz, şeker pancarımız, tütünümüz, üzümümüz, fındığımız, buğdayımız vb. işlenerek yeniden dünya pazarlarına taşınsın… PKK terör örgütünü etkisiz kılmak için, bu örgütün iç ve dış destekçileri kesin olarak tespit edilsin. Doğu ve Güneydoğu halkı, ekonomik ve sosyal kalkınmayla “iane ümmeti” olmaktan kurtarılsın… Yer altı ve yer üstü kaynakları tam bağımsız bir anlayışla değerlendirilsin. Bu ülkenin işçisi, köylüsü, memuru, esnafı ve öğrencisi geleceğinden kaygı duymadan emin adımlarla geleceğe yürüsün…
Nerede?
Ülkeyi yönetenler, kendi küçük hesaplarını, büyük bir çoğunluğu hesap bilmeyen halka hesaplatmanın peşinde.
Neymiş? Ülkeye daha çok demokrasi gelecekmiş! HSYK’nın yeniden şekillenmesi, Anayasa Mahkemesi’nin yeniden yapılandırılması ve TSK ile ilgili maddelerin dışındakilerin anayasa işi olmadığını hukuk öğrencileri bile bilir.
Efendim, ne olacakmış: Geçici 15. madde kaldırılarak, 12 Eylül Darbecilerine yargılanma yolu açılacakmış. Yani otuz sene öncesinden hesap sorulacakmış. Hani sorabilseniz, hani suçsuz yere asılan gençlerin, işkence görenlerin, namusuna zarar verilenlerin hesabını sorabilseniz. O darbeyi yaptıran ABD’ye de bir yaptırım uygulatabilseniz. Nereden aldınız halkın duygularını sömürmeye yönelik o aklı bilinmez ama, 12 Eylül’ü yaptıran ABD, bugün bu yöntemle ülkeyi karıştırtmaktadır.
Neymiş? “Darbe anayasası değişecekmiş” 15.maddeyi kaldırmakla mı gerçekleşecek bu; yoksa yasama erkini vesayet altına almayla mı? Darbe anayasası değişmeli elbet. Bu işten anlayanların ve toplumu temsil eden kuruluşların kafa kafaya vermesiyle yapılmalı bu. Elbette, demokrasinin yüz karası seçim barajı ile dokunulmazlıklar kaldırılmalı.
İktidar, referandum propagandasını 15. madde üzerine yoğunlaştırmış durumda ve kaldırılmasıyla, sembolik bir karşı duruştan başka bir işe yaramayacak olan bu maddeyi 12 Eylülcülere hesap soracağını 12 Eylül mağdurlarının beynine işlemeye çalışmakta. 15. maddenin kaldırılmasına kimsenin itirazı yok. Birkaç (HSYK gibi) maddenin dışındakilere de yok. Zaten Anayasa Mahkemesi, iptal ettiği alt maddelerle, hayallerini suya düşürmüş oldu iktidar partisinin. Öyleyse, meydanlarda “vatan Kurtarıcı” tavırlarla cansiperane mücadelene neden?
Bu halkının vergilerini siyasi kaprisler uğruna çar çur etmeyi hangi maddi ya da manevi yasadan almakta yasa paketini halk oyuna götürmeyi planlayanlar?
Vazgeçiniz bu işten. 15. maddeyi mi kaldıracaksınız; kaldırınız. Çocuklarla ilgili maddeyi mi geçireceksiniz; “Taş Atan Çocuklar” yasasında olduğu gibi, geçiriniz. Askeri düzenlemelerin çoğuna muhalefetin de itirazı yok; mecliste ele alıp hallediniz ve ülkenin gerçek sorunlarına dönünüz.
Ama, olmaz: Ülkenin gerçek sorunlarından eğitimsizlik ortada duracak ki, siz halkı kandırmaya devam edesiniz; işsizlik ortada duracak ki, kendinize muhtaç edip ianelerinizle sempati kazanasınız. Çıkarttığınız Ergenekon Masalı sürecek ki, muhalif sesler sussun, terfi etmesini ve orduda kalmasını istemediğiniz subayları gerekli gereksiz, tam terfi zamanı, içeri tıkasınız ki ordu mensupları da pussun; iç ve dış düşmanlar konusunda ağzını açmasın; ne kadar konuşmasına izin veriliyorsa o kadar konuşsun, düşman üzerine kaç adım gidip kaç mermi atmasına izin veriliyorsa o kadarını yapsın…
Vatandaşın derdi umurunuzda mı? Nasılsa siz, korunacak gücü, GDO’suz aşı, konforlu konutu; çocuklarınızı yaban dostlarda okutacak olanağı bulmaktasınız. Çocuklarınızın/ torunlarınızın ağzı süt koksa da sütün, etin ticaretini öğrenmişler. Ne çocuklarınızın geleceği ile, ne eşiniz dostunuzun geçimiyle ilgili kaygınız var.
Na var ki, kabahat sizde değil, masal çağından bir türlü çıkamayıp meydanları doldurarak sizleri alkışlayanlarda.