Geçen hafta Türkiye Sayın Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın referandumla ilgili meclis konuşmasına kilitlendi. Tayyip Bey 30 sene önce 12 Eylül yönetimi tarafından idam edilen sağ ve sol örgütlere mensup insanların son mektuplarını okudu. Kürsüden okuma sırasında ağladı ve de kendisini dinleyenleri ağlattı.
Sayın Başbakanın bu davranışı benim düşünceme göre hiç de hoş olmadı. Recep Tayyip Erdoğan 40 yıllık bir dava adamı, Ülkenin sorunlarını biliyor ama problemi etrafındaki insanlar. Tayyip Erdoğan’ın etrafı DALKAVUKLAR ve HORTUMCULARDAN geçilmiyor. Bu iki gurup gerçek dünya ile Tayyip Erdoğan arasında perde oluyor. Sonuçta ise işte böyle insanı son derece rahatsız eden nahoş bir tablo ortaya çıkıyor.
Sayın Başbakan 30 sene önce idam edilen insanları gözyaşları ile andı ama olayı suistimal ederek. Siz Tayyip Beyin ; Aktütün’de, Dağlıca’da, Gediktepe’ de, Hantepe’ de velhasıl Güney doğu da şehit düşen Mehmetçiklere ağladığını hiç gördünüz mü ?.
Mehmetçiğin şehadeti karşısında göz yaşı dökmeyen bir başbakan varken, çalışma arkadaşları da ondan geri kalmıyor. Ne mi yapıyor çalışma arkadaşları; Şehit düşen Mehmetçiğe ağlamayan ama dağa çıkıp ne halt yediği bilinmeyen kadın teröriste ağlayan bir bakan, Terör kamplarına geri dönenlere arkadaşlarımız diyen bir çalışma arkadaşı, Mehmetçik dağ başında şehadet şerbetini içerken başka biriside dağ başında onlarca dönüm arazi kapatıyor.
Sayın başbakan 12 Eylülle hesaplaşalım diyor ama 82 anayasasının bıraktığı antidemokratik uygulamalara hiç dokunmuyor.
- Milli iradenin üzerinde adeta demirden bir ipotek gibi duran geniş yetkili ama sorumsuz bir Cumhurbaşkanı…
- % 10 seçim barajı
- Dokunulmazlıklar
- Yüksek Öğretim Kurumu (YÖK)
- Özel yetkili mahkemeler.Vs…..
AKP hükümeti ne ilginçtir ki 28 Şubat Postmodern darbesi ile 27 Nisan e muhtırasına hiç ama hiç dokunmuyor.13 yıl önce bu ülkenin inançlı kadrolarına ve Müslüman Türk Milletine zulüm yapanlar bugün ise AKP iktidarında bal kaymakla beslenip el üstünde tutuluyorlar.27 nisan e muhtırasının sahiplerinde bugün ki iktidar tarafından nasıl korunduklarını herkes çok yakından biliyor.
Bu referandum paketinde oldukça güzel maddeler var. Yine bu pakette illegal işler yapan hükümet erkinin de adaletten kurtaracak maddeler var. Evetçilerin genel kanısı 30 maddenin 28’i güzel, kalan 2 madde için paketin tamamı reddedilemez.
Ben de onlara güzel bir örnek vermek istiyorum; Adalet ve Kalkınma Partisi Hükümeti;mübarek topraklardan 1,5 litre zem zem suyu getirse ama içine de bir damla idrar veya alkol katsa siz bu suyu içermisiniz ?. Eğer bu suyu içerim diyorsanız 12 eylülde evet deyin yok içmem derseniz hayır…
Evet demek bu ülkede ayyuka çıkmış yolsuzluklara sessiz kalmak demektir.
Evet demek Mehmetçiğin şehadetine ihanet etmek demektir.
EVET DEMEK 28 ŞUBAT POSTMODERN DARBESİNE VE DE 27 NİSAN E MUHTIRASINA DA EVET DEMEKTİR.
Hayır demek ise başta SAĞLIK olmak üzere kamuyu soyan hortumculardan hesap sormak demektir.
Hayır demek 28 şubat ürünü ve 27 nisan beslemesi haramilerin yargı önünde hesap vermesi demektir.
Hayır demek hak ve özgürlükler konusunda daha duyarlı olmak demektir.
HAYIR TÜRK MİLLETİ İÇİN ŞEFAAT
EVET İSE TÜRK MİLLETİ İÇİN DALALETTİR.
Bakınız Üstad Necip Fazıl Kısakürek AKP zihniyetinde olanlar için yıllar önce ne demiş;
Durun kalabalıklar, bu cadde çıkmaz sokak!
Haykırsam, kollarımı makas gibi açarak:
Durun, durun, bir dünya iniyor tepemizden,
Çatırdılar geliyor karanlık kubbemizden,
Çekiyor tebeşirle yekûn hattını âfet;
Alevler içinde ev, üst katında ziyafet!
Durum diye bir lâf var, buyrunuz size durum;
Bu toprak çirkef oldu, bu gökyüzü bodurum!
Bir şey koptu benden, şey, her şeyi tutan bir şey,
Benim adım Bay Necip, babamınki Fazıl Bey;
Utanırdı burnunu göstermekten sütninem,
Kızımın gösterdiği, kefen bezine mahrem.
Ey tepetaklak ehram, başı üstünde bina;
Evde cinayet, tramvay arabasında zina!
Bir kitap sarayının bin dolusu iskambil;
Barajlar yıkan şarap, sebil üstüne sebil!
Ve ferman, kumardaki dört kıralın buyruğu;
Başkentler haritası, yerde sarhoş kusmuğu!
Geçenler geçti seni, uçtu pabucun dama,
Çatla Sodom-Gomore, patla Bizans ve Roma!
Öttür yem borusunu öttür, öttür, borazan!
Bitpazarında sattık, kalkamaz artık kazan!
Allahın on pulunu bekleye dursun on kul;
Bir kişiye tam dokuz, dokuz kişiye bir pul.
Bu taksimi kurt yapmaz kuzulara şah olsa;
Yaşasın, kefenimin kefili karaborsa!
Kubur faresi hayat, meselesiz, gerçeksiz;
Heykel destek üstünde, benim ruhum desteksiz.
Siyaset kavas, ilim köle, sanat ihtilâç;
Serbest, verem ve sıtma; mahpus, gümrükte ilâç.
Bülbüllere emir var: Lisan öğren vakvaktan;
Bahset tarih, balığın tırmandığı kavaktan!
Bak, arslan hakikate, ispinoz kafesinde;
Tartılan vatana bak, dalkavuk kefesinde!
Mezarda kan terliyor babamın iskeleti;
Ne yaptık, ne yaptılar mukaddes emaneti?
Ah, küçük hokkabazlık, sefil aynalı dolap;
Bir şapka, bir eldiven, bir maymun ve inkılap.