Burada; üniversite tercihleri konusunda yüzbinlerce gencimizin karar aşamasında olduğu bu dönemde, gençlerimize öneride bulunmak ve bilgilendirme yapmak sorumluluğunu taşıyan bir bireyin âcizane görüşleri sıralanmıştır. Biliyorum ki; gençlerin meslek ve üniversite seçimleri gelecekteki yaşamlarının şekillenmesinde, karakter yapılarından sosyal statülerine kadar her şeyi tamamen etkileyecek bir konudur.
Günümüzde şüphesiz ki meslek alanları çok çeşitlenmiştir. Artık sadece birkaç mühendislik alanı ya da sosyal alan söz konusu değildir. Mühendislik mesleğinin onlarca alt konusu olduğu gibi, tıp okumak da en az onlarca alanda uzmanlaşmak ile sonuçlanacak bir süreç olacaktır. Bu anlamda bakıldığında son derece titiz bir seçim yapabilmenin gereği açıktır. O halde bu seçim (ya da tercih) hangi ölçütler ile yapılmalıdır sorusuna yanıt aramak üzere iddialı bir işe giriş yapalım ve temel ölçütlerimizi önem sırasına göre sıralayalım:
1- Kendi karakterimizi çok iyi anlamalıyız.
2- İlgi alanlarımızı netleştirmeliyiz.
3- Meslek eğitiminin içeriği hakkında detaylı bilgiye sahip olmalıyız.
4- Geleceğe yönelik projeksiyon yapabilmeliyiz (profesyonel yardım gerektirir)
5- Yaşamdan beklentilerimizi kendi zihnimizde açık ve anlaşılır bir duruma getirmeliyiz.
6- Mevcut üniversitelerin işleyişi ve mekân durumları hakkında iyi bilgi edinmeliyiz.
7- Para…(yukarıdaki ölçütlere bağlı)
Bu genel ölçütlerin ileride yapmayı planladığımız mesleğimizin bizi mutlu kılmasında son derece etkili olacağını söylemek isterim. Eğer yapacağınız iş sizi mutlu kılmaz ise inanın hayatta hiçbir şeyin önemi kalmayacaktır. İsteksiz ve zoraki yapılan hiçbir mesleğin size ve ailenize yararı olmayacağı gibi, sağlığınız üzerinde de olumsuz etkileri olacaktır. Bu bağlamda herhangi bir mesleği kötülemeden, sadece olumlu örnekler üzerinde durmak koşulu ile yukarıdaki ölçütleri biraz detaylandıralım.
Doğal olarak insan karakterleri çeşitlidir. Duygusal, gerçekçi, tepkici, uyumlu, uyumsuz, yardımsever, bireyci, paylaşımcı, doğasever, hırslı, paraya düşkün vb. gibi karakter yapılarından hangilerine yakın olduğumuz konusunda bir karar verebildiğimiz zaman, mesleki alanlara ilişkin anahtarları bulmuş oluruz. Örneğin; gerçekçi, hırslı, paraya düşkün bir karakter kombinasyonu mühendislik, işletme, ekonomi, finans yönetimi için bir gösterge olabilir. Duygusal, uyumlu, yardımsever, paylaşımcı olmak iyi bir eğitimci olmak için fazlasıyla yeterlidir. Gerçekçi, yardımsever, hırslı olmak (paraya düşkünlük kesinlikle değil) iyi bir hekim olmak için kesinlikle gereklidir. Tepkici, uyumsuz, bireyci bir karakter kombinasyonu insanı iyi bir savunmacı (avukat) yapabilir. Bu kombinasyonları daha da artırmak ve son kararı vermek elinizdedir.
Sahip olduğumuz ilgi alanları ile seçilecek olan meslek arasında yakın bir ilişki vardır. Örneğin matematik ve fen sizi ilgilendiriyorsa, ya da analitik düşünme yeteneğiniz yüksek ise mutlaka mühendislik ya da tıp seçimi size çok uygun olacaktır. Analitik düşünce; y=f(x) şeklinde bir matematik fonksiyonu gibi düşünebilmeyi sembolize eder. Yani bir olayı incelerken, olaydaki bütün değişkenlerin (x’ler) sonuç üzerindeki (y) etkisini görecek şekilde düşünmektir. Gerçekçi (rasyonel) olarak konuya yaklaşıp, hurafelerden arınarak karar vermektir. Yazın (edebiyat) ilgisi sosyal alanlar için son derecede önemlidir. Okuduğunuz metni iyi kavramak ve bunun üzerinde yorum yapmak iyi bir hukukçu için gereklidir. Doğaya olan düşkünlük ve geniş bir sosyal çevreye sahip olmak, tarım, deniz bilimleri, çevre gibi alanlar için çok olumlu katkı sağlayacaktır.
Tercih aşamasında bulunan öğrencilerimizin en yoksun oldukları konu, meslek eğitiminin içeriği hakkında yeterli bilgiden yoksun kalmalarıdır. Zira benim akademik yaşantımda çoklukla gözlemlediğim şey, öğrencilerin girmiş oldukları üniversitelerin ders programlarını (müfredatları) iyi bilmedikleridir. Burada kısaca yapabileceğim öneri, kesinlikle üniversitelerin web sitelerinde ilgili alana ait ders programlarını ve hatta ders içeriklerini dikkatlice gözden geçirmeleridir. Mühendislik öğrenimi çok iyi matematik gerektirir ve alınan bütün derslerde bu bilgiler kullanılır. Tıp için iyi bir kimya, biyoloji ve fizik alt yapısı lazımdır.
Gelecekte mesleklerin uygulama alanlarındaki değişimi hesaplayabilen bazı modellemeler yapılmaktadır. Bu konuda fazla iddialı olmadan basit bir örnek vermek gerekirse: günümüzde ülkemizde fazla sayıda ziraat mühendisi olduğunda söz edebiliriz. Ancak öte yandan tarım alanlarındaki daralma, ürün çeşitliliği, gen teknolojisi, organik tarım vb. kavramlar, gelecekte İYİ YETİŞMİŞ ziraat mühendislerine olan gereksinimi artıracaktır. Benzer şekilde GIDA konusunda yapılabilecek yeni şeylerin olduğu açıktır. Bu türden projeksiyonları araştırmanızı ve eğer ilgi alanınıza giriyorsa tercihleriniz arasına almanızı öneririm.
Yaşamdan olan beklentimizin bugünkü kararlarımız üzerinde etkili olması gerekir. Sade ve sessiz bir yaşam mı? Yoksa hareketli ve hızlı bir yaşam mı? Düşlüyoruz. Kapalı mekânlarda mı? Yoksa açık alanda mı çalışmak istiyoruz. Hep aynı yerde kalmak, ya da sürekli gezmekten hoşlanmak önemli bir tercih nedenidir.
Ülkemizde üniversite tercihlerinde gözden kaçan bir diğer önemli unsur da, mevcut üniversitelerin işleyişi ve mekân durumları hakkında yeterli inceleme yapmamaktır. Meslek tercihini yaparken bu mesleğin kazanılacağı üniversite hangisi olmalıdır sorusuna yanıt aramak için mutlaka detaylı bir inceleme yapılmalıdır. Üniversitenin konumu iyi bir sosyal çevrede midir? Ülkemizde kampus (yerleşke) sahibi üniversiteler belirlidir. Yerleşke yapısı eğitimi olumlu yönde etkileyen bir unsurdur. Özellikle büyük kentlerimizde kentin ortasına sıkışmış ve dağınık yapılardan oluşan üniversiteler insana huzur vermez. Kendine özgü mimarisi, dokusu olan yerleşke alanlarına sahip üniversiteler bu anlamda tercih nedeni olabilir. Bu açıdan bakıldığında kesinlikle KTÜ Türkiye’de birinci sıradadır. Bu sadece benim görüşüm değil, KTÜ’ye dışarıdan gelen meslektaşlarımın görüşüdür. Bunu içtenlikle söylüyorum. Kendine özgü mimarisi ve yeşil alanları, spor tesisleri, yüzme havuzu ve diğer sosyal tesisleri, öğrenci yurtlarını barındırması, öğrenciye içten ve samimi davranan bir yerleşim alanına (Kalkınma Mahallesi) yakınlık ve en önemlisi oluşmuş bir gelenek. Bütün bunlar KTÜ için birer güçlü yönlerdir.
KTÜ’nün bütün bu üstün özelliklerine karşın, benim diğer yazılarımda da dile getirdiğim gibi yıllardır süren bir yönetim ve işleyiş zafiyeti vardır. Evrensel ilkeleri yeterince kavramış, özgür düşünceye saygılı, ortak aklı esas alan yönetimleri seçmeyi maalesef beceremedik. Ancak her şeye rağmen KTÜ’de işini iyi yapan, bilimsel değerler dizisini esas alan, evrensel düşünen, topluma hizmet için çalışan, öğrenciye feyz verecek öğretim üyesi kadroları yeterince vardır. Okumakta olan ve mezun olmuş öğrencilerimiz referansımızdır. Bu nedenle tercih yapacak öğrencilerimizin KTÜ’yü tercihte öne çekmelerini dilerim.
Gençlerimizin iyi birer gelecek kurmaları ümidi ile.
burhan@ktu.edu.tr