Aysun türkü söylediği zaman;
Susar İsrafil’in suru, Davud’un avazesi kesilir…
Aysun türkü söylediği zaman;
Bir uğultu kopar karanlık vadilerden, bulutlu dağ başlarından, ıssız çöllerden, yalnız kasabalardan…
Aysun türkü söylediği zaman;
Dağılmış ordular yürür karlı yamaçlarda, yaralı askerlerin ağzı kurur, ölü askerlerin saçlarını savurur rüzgar, memleket görülmez, ufukların ötesine uzar…
Aysun türkü söylediği zaman;
Kirpiklerinin gölgesi yüzüne vurur, dudaklarının kıvrımında birikir acı, günbatımlarında gümüş bir ipliğe dönen ince bir ırmak gibi akar gözyaşı…
Aysun türkü söylediği zaman;
Kök ve gövde bakışır, yaprak yeşerir, çiğler parlar çimenlerin üstünde; önce yüreklere düşer cemre, sonra havaya, suya, toprağa; hayat buğulanır yeniden…
Aysun türkü söylediği zaman;
Uzam genişler, soluklanır, her an yeniden yaratır ve yaratılır acun; zaman sarmal sarmal genleşir, döner kendisinin ve her şeyin çevresinde; dünya, insanın göğsüne sığınır, ölümün kalbine sığar…
Aysun türkü söylediği zaman;
Su suya, tuz tuza, ekmek ekmeğe benzer; yaşanan, hayat olur; susuzluk suya, uykusuzluk uykuya doyar; inanç hakikat olur…
Aysun türkü söylediği zaman;
Yıllardır raflarda bekleyen kitaplar, tozları üflemeden, kapakları açılmadan okunur birdenbire; kör ağzın, kör kulağın, kör gözün gözleri açılıverir, kör yazı okunuverir: ‘’İşte hayat! İşte hayat!’’ diye parlar babamın gözleri, altmış yıllık fotoğraf aydınlatır kendini…
Aysun türkü söylediği zaman;
Dağlar, ovalar, çöller, gökyüzü ve yıldızlar, çiçekler, böcekler, yılanlar, kuşlar, gerçek ya da düşsel bütün yaratıklar kulak kesilirler, anlarlar onun dilinden, dile gelen var oluştur çünkü:
Aysun, ‘’Aysun’’ değildir o zaman; zerrede dile gelen küredir…
Aysun türkü söylediği zaman;
Mucize sıradanlaşır, sıradan olan mucizeye döner. Sonsuz Varlık’ın, Ulu Tengri’nin soluğunun, bir nokta varlık olan Aysun’un telleriyle titreşmesinden oluşan sonsuz uğultu, bu baş döndürücü ses, ‘’varoluş’’un sesi bu işte…
Aysun türkü söylediği zaman;
Bir ‘’baş dönmesi’’ alır beni…
‘’Her şey akar…’’, her şey döner. O’na doğru…
Yorumlar |
Bu Habere Toplam 6 Yorum Eklenmi?tir. |
|
Aysun türkü söylediği zaman.. |
|
|
Aysun Gültekin, türkü söylediği zaman Kenan Hocamın ruhundaki deryalara delik açıp patladır. Bizde onları şiir tadında okuruz..Aysun'un Türkülerinden, Kenan'ın şiirlerine akar akar gideriz..
Birinin sesine, diğerinin kalemine.. Ne derseniz deyin.. En güzel nasıl anlatılır, hangi kelimeyle yapılabilir.. Bulabilirseniz.. Bulunda biz de okuyalım.. Murat Taşkın |
|
|
aysun'un türkü söylemeye ihtiyacı yoktur aslında . |
|
|
bu şiiri aysun da okumalı hocam en kısa zamanda, bir vakit bulduğumda aysun gültekin'i arayıp bu şiirden haberdar etmek isterim. kendisini tanısanız görürsünüz, yüzü zaten türkü gibidir, aysunun türkü söylemeye ihtiyacı yoktur aslında. şaire ve saire selamlar ayla aksoyoğlu |
|
|
Aysun türkü söylediği zaman |
|
|
Bu, şiirle türkü söylemektir....Kalwmine sağlık! |
|
|
Selam. |
|
|
"Aysun türkü söylediği zaman;
Kirpiklerinin gölgesi yüzüne vurur, dudaklarının kıvrımında birikir acı, günbatımlarında gümüş bir ipliğe dönen ince bir ırmak gibi akar gözyaşı…"
ve "Aysun'la" daha neler dile geldi! yine tane tane topladım "Aysun'la"dökülenleri yüreğime.
Varolun,sağolun.
|
|
|
Selam. |
|
|
"Aysun türkü söylediği zaman;
Kirpiklerinin gölgesi yüzüne vurur, dudaklarının kıvrımında birikir acı, günbatımlarında gümüş bir ipliğe dönen ince bir ırmak gibi akar gözyaşı…"
ve "Aysun'la" daha neler dile geldi! yine tane tane topladım "Aysun'la"dökülenleri yüreğime.
Varolun,sağolun.
|
|